|

DENİZ BALIKLARI SÖZLÜĞÜ

Mustafa Pultar

Deniz Balıkları Sözlüğü, Mustafa Pultar, İş Bankası Kültür Yayınları, 2012.

Kitabın erişim adresi ve aşağıdaki bilgiler Mustafa Pultar hocamızın “izniyle” https://www.pultar.org/ adresinden alınmıştır.

Deniz Balıkları Sözlüğü, Türkiye’nin dört ayrı denizinde yaşayan balıkların adlarını sistemli biçimde derleyen az sayıdaki derlemeden biri.

Bu konudaki öncü çalışmaları bütünleyerek ve güncelleyerek, Türkiye sularında yaşadığı kayda geçmiş 512 balık türünü, bilimsel adları başta olmak üzere pek çok dildeki karşılığıyla sunmaya çalıştım. Balık adlarının kökeni Farsçadan Rumcaya, Katalancadan Romancaya, İspanyolcadan Rusçaya iki düzineye yakın dilden geliyor.

Basılı olarak İşKültür (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) tarafından yayımlanmış olan kitap için yayınevi ile yaptığımız sözleşme uyarınca Deniz Balıkları Sözlüğü‘nü deniz dili ve bilimi ile ilgilenen herkesin serbest kullanımına açtım. Bu dijital sözlükte herhangi bir sözcük, terim ya da deyimle arama yapabilirsiniz. İndirmek için ve kullanma yöntemine ilişkin ayrıntılı bilgi için burayı tıklayın. Kullandıktan sonra referans olarak belirtirseniz başkalarına da duyurmuş ve onların da yararlanmasını sağlamış olursunuz.

Tanıtım/Eleştiri Yazıları:

Morgül, Tan. “Balık ‘eti’moloji”. Radikal. 6 Ağustos 2012.

Yanık, Figen. “Çinekop mu Çinakop mu?”. Sabah Cumartesi. 18 Ağustos 2012.

Erişim Adresi: İndirmek için ve kullanma yöntemine ilişkin ayrıntılı bilgi için burayı tıklayın.

Benzer Gönderiler

  • |

    Setur Marinaları Seyir Defteri’nin Hali

    Setur Marinaları’nın müşterilerine dağıtmak üzere hazırladığı “Setur Marinas Seyir Defteri” ile Teoman abinin (Arsay) teknesi “Mat” ta karşılaştım (Haziran 2017). “Bir göz atsana” demişti ama onun da ilk izlenimleri hayli olumsuzdu. Gözden geçirip aşağıdaki e-postayı Teoman abiye yazdım. Sonrasında onun girişimiyle Seyir Defterini hazırlayan marina ilgilisi ile Mat’ta görüştük, “hazırlık sürecini” konuştuk. Bu görüşme çerçevesinde Jurnal (Seyir Defteri) Hazırlanması İçin Öneriler başlıklı ikinci yazıyı görüştüğümüz marina ilgilisine gönderdim. Ancak sonraki yıllarda da Setur Marinas Seyir Defteri’nin dağıtımının sürdüğünü biliyorum (herhalde stoklar bitinceye dek dağıtımı sürdürüldü).

    İkinci yazıdaki jurnal önerileri, bizim denizlerimize göre hazırlanacak “düzgün/denizci” bir jurnal için taslak olarak da düşünülebilir.

  • |

    Deniz Meteorolojisi ve “Denizde Amatör Hava Tahmini”

    Amatör denizcilere yönelik yayınlar hayli az olduğu için amatör denizciler meteoroloji/hava tahmini konusunda uzun yıllar yazılı kaynak olarak sadece profesyonel denizcilere yönelik kitapları ve dergilerde çıkan makaleleri kullandılar. Yazıları, çevirileri, radyo/TV yayınları, dersleri, brifingleri, kurslarının yanında amatör denizcilerle kurduğu sıcak ilişkilerle bu gidişatı değiştiren 15 Eylül’de yitirdiğimiz meteoroloji yüksek mühendisi Gökhan Abur (1943-2023) hocamızıdır. Gökhan hoca uzun yıllar Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Bölümü’nde çalıştıktan sonra 2003’te emekli olmuştu.
    Gökhan Abur hocamızı 1999’da kurucu ortağı olduğum Atlantis Yatçılık’ta verdiği “Meteoroloji ve Denizde Hava Tahmini” dersleri vesilesiyle tanıdım. Davudi sesiyle, tahtaya yaptığı çizimlerle işlediği konuları tane tane anlatarak sizi adeta “havaya sokar”dı.
    (…)
    Gökhan Abur hocamız her ne kadar amatör-sportif denizcileri meteoroloji/hava tahmini konusunda aydınlatmaya çalışmışsa da Boat Show’larda/internet sayfalarında sunum yapan amatör meteorologlar hiç eksilmedi.  Yazıları ve kitaplarıyla[1] tanıdığımız iki değerli biliminsanı Mustafa Sarı (su ürünleri) ve Mikdat Kadıoğlu (meteoroloji/afet yönetimi) Deniz Meteorolojisi (Alfa Yayınları, 2022) kitabında ABD’de yanlış bir tahmin nedeniyle linç edilerek trajik bir şekilde hayatını kaybeden hava tahmini yorumcusunun hikâyesine atıf yaparak “hava tahmininin ne kadar zor ve sorumluluk gerektiren bir iş olduğunu anlamışsınızdır” diye bu konuda bizleri uyarıyor ve sınırları çiziyorlar…

  • Amat’ta Denizcilik Dili

    İhsan Oktay Anar son romanında (Amat, İletişim Yayınları İstanbul 2005), 1670’te İstanbul’dan demir alarak denize açılan gizemli kalyon Amat’ın fantastik hikayesini büyülü ve oturaklı bir dille anlatıyor. Romanın büyülü ve oturaklı dilinde denizcilik terimleri önemli bir yer tutuyor. Okuyucu denizcilikle ilgili bilmediği birçok kelimeyle, terimle karşılaşsa da, kitap akıcılığından, sürükleyiciliğinden bir şey kaybetmiyor. Aksine kalyondaki efsanevi insanlar ve hikâyeler denizcilik diliyle süsleniyor, derinleşiyor. Denizcilikle ilgili bu kadar çok bilinmeyen kelime, terim, deyim kullanmasına rağmen bunları sanki hepimizin bildiği şeylermiş gibi anlatabilmesi de romanın başarısı. Kimi kelimelerin karşılıklarını satır aralarında bulabiliyorsunuz. Örneğin “gemici dilinde tavlon denen alt güverte” veya “ariva komutuyla marineller ve diğer denizciler çarmıklardan direklere tırmandılar”, gibi açıklamalarla gemici dilinin bağı çözülüyor. Denizcilik dilini, kültürünü yadırgatmadan, eğreti durmadan metne böylesine yedirebilmesi Amat’ı çok başarılı bir denizcilik romanı yapıyor.

  • Ölüme Götüren Çapa mı?

    Balık tutmak için 7 metrelik bir tekneyle Florida’dan Meksika Körfezi’ne açılan, hepsi de sporcu dört genç arkadaşın hikâyesi “4’te 1”. Basit bir hata sonucu alabora olan teknedeki 4 denizciden üçü hipotermi sonrası hayatını kaybeder. Kurtarılan arkadaşları zor olan bir şeyi yapar ve dört arkadaşın yaşadıklarını dile getiren bir kitap yazar. Sıradan hataların/eksikliklerin/bilgilerin denizde insan hayatına malolabileceğini göstermesi, hipotermi sürecini birebir anlatması, hataları sıralaması/sorgulaması nedeniyle hayli öğretici ve bilgilendirici bir kitap “4’te 1”. “Sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil, dostluğa, azme ve cesarete dair de bir hikâye.”

  • |

    DENİZ KÜLTÜRÜ VE AMATÖR SPORTİF DENİZCİLİK

    “Deniz Kültürü ve Amatör-Sportif Denizcilik” başlıklı yazı, “İskeleye Yanaşan Denizler, Gemiler, Denizciler (derleyenler Orhan Berent, Murat Koraltürk, İletişim Yayınları 2013) kitabında yer almıştı.
    Son iki yılda deniz kültürü, görgüsü, örf adeti, nezaketi ile ilgili, ancak kavramları/tanımları/konuları/kaynakları/önerileri daha çok yazarlarının “işi-mesleği”(askeri ve ticari bahriye) temelinde ele alınmış, profesyonel denizcilerin bakışını göstermesi açısından önemsediğim iki kitap yayımlanınca İletişim Yayınları’ndan izin alarak bu makaleyi de yayımlamak istedim.
    Fazlaca araştırmadan-sorgulamadan, bol alıntıyla yazılmış, bir kitabın kısa/hızlı değerlendirilmesi için gereken dizin, kaynakça gibi verilerden yoksun bu iki kitabın değerlendirilmesi ayrı bir konu ki “Yeni Bir Amatör Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyası yazılarında yeri geldikçe değineceğim.

  • |

    İstanbul Boğazı Rejimi Tarihi Üzerine…

    TÜDAV/Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, Japonya’da dışişleri bakanlığı ve başbakanlık görevlerinde de bulunmuş Dr. Hitoshi Ashida’nın “İstanbul Boğazı Ulaşım Rejimi Tarihi Üzerinde Araştırma” isimli eserini Japonca’dan Türkçeye kazandırdı.

    Türkiye ile Japonya arasındaki diplomatik ilişkiler 1924 yılında resmen tesis edilip, ertesi yıl karşılıklı olarak büyükelçilikler açılınca Dr. Hitoshi Ashida  da Türkiye’de  göreve başlamış. Ashida, kariyerinin erken dönemlerinde Sovyetler Birliği’nde diplomat olarak bulunduğu sırada Türk boğazlarına ilgi duymuş. 1925-1929 yılları arasında Türkiye’de Japonya Büyükelçiliğinde başkatip (birinci sekreter) olarak görev yaptığı dönemde “İstanbul Boğazı Ulaşım Rejimi Tarihi Üzerinde Araştırma” isimli çalışmasıyla doktor unvanını almış ve bu eser 1930’da Tokyo’da Japonca olarak yayımlanmış. Ashida, 1947’de Japonya dışişleri bakanlığı ve 1948’de başbakanlık görevlerinde de bulunmuş.

    Türk-Japon diplomatik ilişkilerinin 100. yılı dolayısıyla TÜDAV tarafından 2024’te Chieko Adachi çevirisiyle Türkçeye kazandırılan bu eser, 1930’a kadar Türk boğazlarının tarihsel gelişimini ve uluslararası önemini inceleyen kapsamlı bir çalışma.

    İstanbul ve Çanakkale Boğazları, tarih boyunca jeopolitik bir düğüm noktası olarak görülmüş; askeri ve ticari açıdan kritik bir geçiş hattı olmuştur. Ashida, 1930’a dek ele aldığı Boğazlar rejimini yalnızca Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından değil, Süveyş, Panama vb. örneklerle küresel deniz hukukunun gelişimi bağlamında da ele alıyor, tarihsel ve hukuki bir çerçeve sunuyor.
    ….
    Kitap, İstanbul Boğazı’nın tarihsel ve hukuki boyutlarını derinlemesine ele alarak, akademik ve diplomatik bir bakış sunuyor. Özellikle deniz hukuku, uluslararası ilişkiler ve Türkiye’nin jeopolitik konumu üzerine çalışanlar için öngörüleri günümüze dek uzanan değerli bir kaynak “İstanbul Boğazı Ulaşım Rejimi Tarihi Üzerinde Araştırma”.