Denizcilik Terimlerinin Kullanımı

Sezar Atmaca

Ustam Rüzgâr… Ya Çevirmenim?

Ustam Rüzgâr, Richard Bode, çev. Suğra Öncü, Galata Yayıncılık, 2003.

Cumhuriyet Kitap Eki, 05.08.2004

Ustam Rüzgâr ele aldığı temayı hayatın tüm alanına yaymaya çalışan, onun rehberliğini esas aldığımızda, izlediğimizde hayatta ne kadar başarılı olabileceğimizi anlatan kişisel gelişim kitaplarından biri. Galata Yayıncılık’tan çıkan kitabı Suğra Öncü çevirmiş. Orijinal adı ‘ilk işin küçük bir sandalda kürek çekmeyi öğrenmek olsun’ olan ve on üç dile çevrilen kitap, denizcilikle ilgili teması nedeniyle yurdumuzda özellikle  amatör denizciler  arasında oldukça ilgi görmüş bir otobiyografik eser. Richard Bode rüzgâr, tekne , insan ilişkisinden yola çıkarak, doğaya ve aerodinamik kurallarına sadık kalırsak, uyum gösterirsek nasıl başarılı olabileceğimizin, tekneyi (hayatımızı) nasıl yönlendirebileceğimizin öyküsünü anlatıyor. Yelken dergilerinde “denizle ve hayatla ilgili olan herkesin ilgisini çekecek bir eser” (Can Tokman, Yelken Dünyası, Ekim 2003), denizcilik sitelerinde,  “her denizcinin mutlaka, her insanın da denizciyi, yelkenciyi anlayabilmesi için okuması gereken bir kitap Ustam Rüzgâr”(Ahmet Davran, DSTİ, Kasım 2003) diye övgüyle söz edilen kitabın yazarı  Richard Bode iletmek istediği hayat felsefesini ilk gençliğinde öğrendiği denizcilik ve yelkencilik deneyimleri aracılığıyla okura aktarıyor. Doğal olarak ve sıklıkla denizcilik, yelkencilik  terimleri kullanan Bode, vermek istediği detayları, vurguları, nüansları bu dille anlatıyor. Dolayısıyla anlatımda denizcilik dili ve terimleri önem kazanıyor. Ancak çevirmenin denizcilikten ve özel olarak yelken seyrinden anlamaması, konuya vakıf ol(a)maması  yüzünden ciddi yanlışlarla dolu çeviride bu ayrıntılar kaybolup gidiyor. Yazarın kullandığı bir ana , bir ön yelkeni olan tek direkli tekne çeviri boyunca başkalaşıma uğrayarak kimi zaman çift direkli, kimi zaman dört köşe ön yelkenli, kimi zaman seren armalı, kimi zaman civadralı (bastonlu), kimi zaman filikalı olabiliyor. Kitapta denizciliğe ilişkin en sıradan kullanımlar bile yanlış çevrilmiş. Örneğin teknelerin altına sürülen zehirli boyaya “kir tutmayan boya” denmiş. Ayrıca çevirmen ya da editörce okuyucuyu aydınlatmak için yapılan aşağıda örneklerini verdiğim dipnot açıklamalarının birçoğu terimi anlaşılır kılmaktan ziyade çevirinin vehametini arttırıyor, konuyu iyice anlamsızlaştırıyor. Oysa bu açıklamalar olmaksızın  metnin –özellikle detaylarının, esprilerinin- anlaşılması güç. Tıpkı yabancı bir dilin sözlüğü gibi denizcilerin de sözlükleri vardır. Denizcilikte, özellikle de yelkencilikte tarif edilerek yaptırılacak bir işe zaman olmaması nedeniyle terimler  işin yapılması için gerekli süreyi azaltmayı ve anlaşılmayı amaçlar. Terimler anlaşılmaz, dert anlatamaz hale gelirse iş de yapılamaz.

Bu yazı sadece çevirideki denizcilik terimlerinin eleştirisi ile sınırlı, Bode’nin aktarmak istediği hayat deneyimlerinin ve denizcilik terimleri dışındaki çevirinin eleştirisini içermiyor.

Terimlerin Kullanımı

Terimlerin kullanımında kitap boyunca yanlışlıkların yanı sıra özensizlik ve tutarsızlık da hakim.Yanlış kullanılan bir terim sayfalar sonra doğru olarak kullanılabildiği gibi birçok yerde de tersi söz konusu.Yani doğru kullanılan bir terim ilerleyen sayfalarda yanlış kullanılabiliyor. Aynı terim farklı farklı çevrilebiliyor.Örneğin 57. sayfaya kadar birçok kez  kaptan köşkü olarak çevrilen havuzluk (cockpit) bu sayfadan sonra doğru bir şekilde üstelik de dipnotla açıklanarak kullanılmış. Oysa kaptan köşkü, kitapta sözü edilen üç kişi tarafından karaya çekilebilen küçük teknelerde değil gemilerde olur.Doğrusu tek direkli yelkenli (slop/slup veya şalupa) olan “sloop” karşılığı olarak “yelkenli”, “kotra”, “tekne”, “gemi”, “tek direkli yelkenli” kullanılmış. Üç kişinin karaya çekebildiği bir tekneye gemi denmesi yadırgatıcı. Bir başka örnek de yeke:Dümeni daha doğrusu dümen palasını/yelpazeyi kontrol etmeye yarayan, dümene takılan kol veya çubuk olan yeke kitabın başında ve birçok yerde dümen olarak çevrilerek böyle bir kitap için çok önemli olan bir fark yok sayılmış. Dümen palasının yeke veya dümen dolabı (dümen simidi) ile kontrol edilmesi oldukça farklıdır. Yekeli dümen çok hassastır, dümen düzeltmelerine bire bir cevap verdiği gibi dümen palasındaki zorlamalar hemen hissedilir. Yekeyle  dolap dümen karıştırılınca yazarın kitap boyunca kimi zaman  bu hassasiyete yaptığı göndermeler anlamını yitiriyor. Daha da ötesi dümen palasını kontrol eden yekenin boyunun kısaltılmasının anlatıldığı bölüm   “dümenimi tam ortadan ikiye ayırdı” diye çevrilince metin de anlamsızlaşıyor. Dümeni parçalanmış bir tekne seyre devam edebiliyor ! Veya “hava yekesi” (weather helm) gibi absürt bir terim türetilebiliyor.

Vurguların Kaybolması

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi yanlış çevrilen birçok terim verilmek istenen ince detayları, vurguları da  yok ediyor.Örneğin dokuzuncu bölümün başlığı “köre düşmek”(s.64). “Be calmed” karşılığı olarak verilmiş. Kelimenin denizcilikteki tam karşılığı “kapatmada”, yani teknenin birçok nedenden dolayı rüzgârsız kalması. Zaten bu  bölümde sayfalarca  teknenin rüzgârsız kalması anlatılıyor. Rüzgârsız kalırsanız doğal olarak hareket edebilmek için rüzgârı beklemeniz gerekir. Oysa bir denizcilik terimi olan köre düşmek’te ( in irons) rüzgârı beklemeniz gerekmez. Yelkenli bir teknenin manevra sırasında ( ör.tramola)  rüzgârsız bölgeyi (ölü bölge) geçemeyip manevrasını tamamlayamaması “köre düşmek”tir. Yani hatanız sonucu geçici bir rüzgâr “körlüğü” söz konusudur. Rüzgârı beklemezsiniz, karşı bir manevrayla hatanızı giderir ve seyre devam edersiniz.

Kimi dipnotları da açıklamaktan çok espri hakkındaki bilinemezleri  daha da arttırıyor. Örneğin “…Ben delikanlıyken bir denizcinin bir başkasına takacağı en küçültücü ad sayılan ‘iskandilci’ oluşu bile değildi” (s.141) cümlesindeki iskandilci (plumber) için verilen açıklama şöyle: “Denizin derinliğini ölçen alete  iskandil denir. Buna bağlı bir argo sıfat (e.n.)”. Neden küçültücü, argo bir sıfat olduğu hakkında ise açıklama yapılmamış. Elektronik derinlik ölçme sistemleri gelişmeden önce derinlik ölçmek için iskandil kullanıldığında iskandilin ucundaki kurşun ağırlığa(plumb) sürülen don yağı sayesinde demirleme için önemli olan dip yapısı anlaşılmaya çalışılırdı. Bu işle uğraşan gemici de  don yağı sürülmüş kurşuna yapışan her türlü  malzemeye bakarak, elleyerek kaptana bilgi aktarırdı. Kelimenin küçültücü bir sıfat olarak kullanımı muhtemelen yapılan işin pisliğiyle, değersizliğiyle ilgili.

Çevirmen anlayamadığı kimi yerleri de çevirmeden bırakmış, atlamış ya da uydurmuş. Örneğin orijinal metnin 113. sayfasında  yazar perde ipini kullanarak nasıl  izbarço bağı yaptığını anlatıyor. Ama Türkçe metinde (s. 97) böyle bir ifade olmadığı gibi devamındaki sancak bağı (sheet bend) ile ilgili cümle  de çevrilmemiş. Aynı bölümde “nine anlamında, beceriksizce yapılan gevşek düğüm” olarak açıklanan “granny” sonraki sayfalarda da çevrilmeden “granny” olarak kullanılmış. Doğrusu “kocakarı bağı”dır ve dipnotun aksine gevşek değil yapıldığında çözülmesi hayli zor bir bağdır.

Dipnot Yanlışlarına Örnekler

Dipnot açıklamalarındaki yanlışlıklara birkaç örnek verecek olursak: “Ahşap Seren:Ana direğe takılı haç şeklinde sırık”(s.57 ).Doğrusu seren değil bumba (boom) ve haçla filan da ilgisi yok.Ama çevirmen 62.sayfada boom’u doğru olarak bumba diye çevirmiş ve bir de doğru dipnot eklemiş: “Yelkenin alt kısmının bağlandığı kalın sırık”. “Ayıbacağı Açavelası:Teknenin başından ileri uzanan ve üzerine küçük yelken gerilen sırığın iki yanındaki çubuklar”(s.61). Açıklama denizcilik literatürüne şüphesiz yeni bir katkı ama terimle bir ilgisi yok! Kitapta geçen ayıbacağı açavelası (gönderi):rüzgârı arkadan alarak yapılan pupa seyrinde floku(n  ıskotasını/ön yelkeni) anayelkenin tersine doğru açmak için kullanılan kısa çubuk, gönder  olarak açıklanabilirdi.

 Metinde  tek direkli bir tekneden söz edilmesine rağmen “Giz Donanımı: Arka direğinde ek kare yelkeni açmak için bulunulan çubuk”(s.104) olarak açıklanmış. 

“Tek direkli bir ana bir ön yelkeni olan tekne” (s.104) olarak çevrilen, oysa iki ön yelkeni olan kotranın metinle bir ilgisi yok . Metinde sloop’tan yani tek direkli ve bir ön yelkeni olan yelkenliden söz ediliyor.

Temel Terimlerdeki Tutarsızlıklar

Kitap boyunca yelken seyrinin en temel manevraları tramola ve kavança  çok sık kullanılmalarına rağmen çeviride neredeyse bu terimler yok sayılmış, çok sınırlı yerde bu karşılıklarla kullanılmış. Önemli bir yanlış da kimi yerlerde  tramola atmak(etmek) (to tack/ kısaca tramola) ile orsalamanın aynı anlamda kullanılmış olması. Örneğin (I teach them to bring the bow or stern acroos the face of the wind:to tack or jibe./ I tacked, jibed…) “ rüzgâra karşı teknenin başını ya da kıçını çevirmeyi, tramola ve kavançayı öğretiyorum”. “Tramola attım, kavança attım…” yerine “teknenin başını ya da kıçını rüzgâra ters yöne çevirmeyi, orsalamayı öğretiyorum.” “tekneyi orsaladım, kavanço ettim” denilmiş (sayfa 12). Tramola etmek yelkenli bir teknenin rüzgârüstüne doğru manevra yaparak rüzgârı kullandığı tarafı (kontra) değiştirmesidir. Ya da yelkenlinin rüzgâr yönü nedeniyle doğrudan varılamayan bir yere  ulaşabilmek amacıyla rüzgârı bir sancaktan (sağ ) bir iskeleden (sol) kullanarak rüzgârüstüne doğru zikzaklı seyir (volta) yapmasıdır. Orsalamak ise yelkenli teknenin biraz daha rüzgâra doğru dönmesini, dönebilmesini ifade eder. Tramola bir manevra değişikliği iken orsalamak trimde yapılan bir düzeltmedir. Tramolada yelkenli tekne manevra sırasında rüzgârüstüne doğru doksan derece dönüp yelkenlerini ve bumbasını diğer kontraya (tarafa) geçirirken, orsalayan tekne birkaç dereceden başlayarak rüzgârüstüne doğru yapılan dümen müdahaleleriyle rotada kalmayı sürdürür. Yeri gelmişken orsayla ilgili bir yanlış çeviriyi daha vurgulamak gerek.  Dümenin  rüzgârüstüne çekmesini anlatan ve denizcilikteki tam karşılığı “orsaya çekme” (weather helm) olan terim yukarıda da söz ettiğim gibi “hava yekesi” diye çevrilmiş.

Çevirmen kavanço için  de çok açıklayıcı(!) bir dipnot düşmüş: “Yelkeni oradan   oraya geçirmek”. Çok eski metinler hariç yaygın kullanımı kavanço değil kavança’dır. Kavança manevra olarak tramolanın tersi yani teknenin rüzgâraltına doğru dönmek için yaptığı manevradır. Kavança  yerine “geri dönüp…”(s.21) “durmadan rüzgârı arkasına alıp dönerek”(s.55), “serenin yerini değiştirince” (s.57), “rüzgârla gitmek”(s.58), “yön değiştiren yelken”(s.63), “kavanço yapıp”(s.74), “rüzgâraltına dönme manevrası”(s.116), “rüzgâraltına dönmek”(s.120) gibi farklı farklı çeviriler yapılmış. Sayfa 62’deki dipnotta boca etmek karşılığı  olarak “rüzgârı arkaya alıp dönmek” dense de dipnottaki açıklamanın karşılığı boci (boca) tramola, yani kavançanın daha eski kullanımı:orsa tramola etmek, boca tramola etmek…gibi. Oysa metinde ayıbacağı gönderi (önyelkeni yana açmak için kullanılan çubuk) kullanılarak yapılan seyirde dümendeki küçük oynamaların sonuçları anlatılıyor. Ama ne metin içindeki çeviri ne de açıklaması doğru. İstenmeyen kavança yerine “yanlışlıkla kavanço”(s.57), “kazayla yelkenin yer değiştirmesi” kullanılmış. Yukarıda da belirttiğim gibi tramola orsalamak  yerine kullanıldığı gibi tramolalarla ilerlemek yerine “yelkenlerin götürdüğü yönde ilerleyerek”(s.28), “çaprazlama ilerledim”(s.76), tramola ettim yerine “önce rüzgâra karşı sonra rüzgârı yandan alacak biçimde yön değiştirdim” (s.74) kullanılmış. Sayfa 121’de dipnottaki açıklama aslında volta seyri (tramolalarla zikzaklı ilerlemek) karşılığı ama orsa seyrinin açıklaması olarak verilmiş. Tramola manevrasının komutu olan (ready about, hard a lee) “alesta tramola, tramola (veya orsa alabanda) yerine “ hazır ol, dümen rüzgâr altına” denilmiş. (s.125 , 139). Şüphesiz bu ve benzeri bilinmeyen birçok terimin de kısa birer dipnotla açıklanması denizciliğin  ruhuna daha uygun düşerdi.

 Kitap boyunca böylesine keyfi ve hatalı kullanılan tramola ve kavança terimlerinin, iki manevra arasındaki farkın anlatıldığı bir paragrafta  (s.146) doğru kullanılması özensizliğin işareti değil mi? Ya da acaba kitabın kimi bölümlerini başka birisi mi çevirdi sorusunu akla getiriyor.

Hatalı ve Yanlış Çeviri Örnekleri

Kitaptaki hatalı, yanlış çeviriler defalarca tekrarlandığı için teker teker vermek yerine sayfa numarasız örnekleri aktarmak yeter sanırım. Doğru kullanımlarıyla birlikte hatalı ve yanlış çevirileri örnekleyecek olursak (doğru kullanımları italik):

 “Orsaya çekme” “hava yekesi”; “yelkenleri basmak” “yelkenleri kaldırmak”; “teknenin oynaklığı” “teknenin devrilivermesi”; “tek direkli yelkenli” “tek yelkenli bir tekne”; “bumba” “seren”; “salma omurga” “tam omurga”; “sürme salma” “salma omurga”; “vernikli güverte” “açık renk güverte”; “gövde” “yan taraf”; “simetrik balon” “üçgen büyük yarış yelkeni”; “rota tutturmak” “yol tutturmak”; “havuzluk”  “kaptan köşkü”; “ön yelken” “trinketa”; “yeke” “dümen/sopa”; “farş tahtaları” “yer tahtaları”; “ıstralya” “destek”; “gönder” “sırık”;  “miyar güverte” “kaptan köprüsü”; “çatışma rotasında” “çarpışma yönünde”; “küpeşte” “filika küpeştesi”; “ağaç tapa” “tahta tıpa”; “kaplama tahtası” “döşemelik tahta veya kalas”; “demir almak/vira demir” “demiri yukarı çekmek”; “geniş apaz seyri” “apaz seyri”; “voltalar” “bağlar”; “karaya oturmuş” “dibe saplanmış”; “topuk” “kum”; “tekne” “gemi”; “direğin yerini değiştirmek” “direği kaldırmak”; “zehirli boya” “kir tutmayan boya” “denizci tekne” “denize dayanıklı tekne”; “direk eğimi” “direğin dikeye açısı”; “teknenin rotada gezmesi” “teknenin yalpalaması”; “iskotaları boşla(laşka)” “yelkeni dışarı bırak”; “iskotaları kasmak(lava)” “yelken halatını çekebildiği kadar çekmek”; “dingi/patalya” “kayık/sandal”; “Latin arma” “üç köşeli yelken”; “start hattı” “başlangıç çizgisi”; “üçgen rota” “üçgen biçimindeki yarış alanı”; “hasar tespiti” “zarar saptaması”; “dalgalara baş verecek” “dalgalara baş taraftan vuracak”;  olarak çevrilmiş.

 Anlaşılması daha zor terim ve deyimlerle örnekleri çoğaltmak mümkün: örneğin buz gemisi olarak çevrilen “iceboat”(s.15) bir gemi değil, göl, deniz vb. donmuş zeminlerde yelken yapabilen trimaran (üç gövdeli tekne) benzeri  bir yelkenli tekne türü ya da “Latin armalı” olarak çevrilmesi gerekirken  “üç köşeli yelkenli” olarak çevrilen dohalar (s.84) dört köşeli Latin yelken de taşıyabilir. “Çelik destek” olarak çevrilen “ıstralya” (stay) tekneye çakılmaz (s.58) dönger vb. araçlarla mapa, landa gibi tekneye sabitlenmiş parçalara bağlanır, gerilir ve ayarlanır.

Böylesine bir metnin konuya hakim olmadan, ya da uzmanlardan yardım almadan sözlük yardımıyla çevrilmesi zor. Hataların asgari olabilmesi için her şeyden önce biraz denizcilik, yelkencilik bilgisi gerekiyor. Arka kapak yazısındaki “Amerika’da çok satan bu kitabı birkaç kez okumak isteyebilir, her okuyuşta kendinizi sayfalarının derinliklerine daha fazla dalmış bulabilirsiniz” iddiası “olayın denizde geçtiği” böyle bir çeviri karşısında alabora oluyor. Dileğimiz yeni baskılarda metnin elden geçirilmesi ve okurların aradığı kelimeyi kolayca bulabilmesi için   açıklamaların  sayfa altlarına dipnot olarak değil de kitabın başına veya sonuna sözlük olarak konması.

  • Ustam Rüzgâr, Richard Bode, çev. Suğra Öncü, Galata Yayıncılık, İstanbul Temmuz 2003, 1. baskı, 168 sayfa.
  • first you have to row a little boat, Richard Bode, Warner Boks, New York, Haziran 1995, 1.baskı, 210 sayfa.

(Cumhuriyet Kitap Eki / 5 Ağustos 2004 sayı:755)

Benzer Gönderiler

  • |

    Setur Marinaları Seyir Defteri’nin Hali

    Setur Marinaları’nın müşterilerine dağıtmak üzere hazırladığı “Setur Marinas Seyir Defteri” ile Teoman abinin (Arsay) teknesi “Mat” ta karşılaştım (Haziran 2017). “Bir göz atsana” demişti ama onun da ilk izlenimleri hayli olumsuzdu. Gözden geçirip aşağıdaki e-postayı Teoman abiye yazdım. Sonrasında onun girişimiyle Seyir Defterini hazırlayan marina ilgilisi ile Mat’ta görüştük, “hazırlık sürecini” konuştuk. Bu görüşme çerçevesinde Jurnal (Seyir Defteri) Hazırlanması İçin Öneriler başlıklı ikinci yazıyı görüştüğümüz marina ilgilisine gönderdim. Ancak sonraki yıllarda da Setur Marinas Seyir Defteri’nin dağıtımının sürdüğünü biliyorum (herhalde stoklar bitinceye dek dağıtımı sürdürüldü).

    İkinci yazıdaki jurnal önerileri, bizim denizlerimize göre hazırlanacak “düzgün/denizci” bir jurnal için taslak olarak da düşünülebilir.

  • Sintineyi Temiz Tutmak…

    Radikal Kitap ekinde (15.06.2007) kitap incelemesi başlığı altında AMYC yayını Denizde Günah’la ilgili Cem Erciyes imzalı bir eleştiri çıktı. Ancak yazı alışılmadık bir biçimde kitap eleştirisinden çok “yayınevi” eleştirisi gibiydi. Üstelik Erciyes, kitap ekinin sorumlu yayın koordinatörüydü. AMYC yayınları olarak başka hesaplara malzeme edildiğimizin farkındaydık: “Özel bir amaç ve kasıt olunca yayın eleştiri kriterleri, nesnellik de ayaklar altına alınıyor Cem Erciyes’in yazısında.” Yine de yazıyı çevirtip yazar Klaus Hympendahl’a da iletmiştik. Radikal Kitap’tan bir cevap/tepki gelmeyince yazarın hayretle “bu işler orada böyle mi dönüyor…?” diye biten cevabını da iletemedik. Evet bu işler burada böyle dönüyor ne yazık ki…

    Önce Radikal Kitap eki yetkililerine -Tuğrul Eryılmaz, İsmet Berkan, Cem Erciyes- gönderdiğimiz “Sintineyi Temiz Tutmak…” başlıklı yazı, sonra da Cem Erciyes’in kitabın yazarına “bu işler orada böyle mi dönüyor…?” dedirttiren yazısı ekte.

  • | |

    ANONİM DENİZCİLİK SÖZLÜĞÜ

    Anonim bir denizcinin yazdığı ve “isimsiz denizcilerin/gemiadamlarının anısına” ithaf ettiğimiz, Anonim Denizcilik Sözlüğü’nü Şubat 2025’te pdf olarak yayımlamıştık.

    Ayrıca maddelere/başlıklara daha kolay ulaşabilmek için yer imleri (bookmarks) işaretli bir sürümü de Aybars Oruç’un katkılarıyla hazırlanmıştı.

    Sözlüğün Sayfa Çevirmeli Yeni Sürümü

    Sözlüğün sayfa çevirmeli “yeni sürümüne” ise sayfadaki adresten ulaşabilirsiniz. Yeni sürümün sayfa özellikleri ise şöyle:
    *Search: Arama
    *Thumbnails: Küçük resimler, hızlı navigasyon
    *Zoom in/out: Yakınlaştır /uzaklaştır
    *Sound on/off: Ses açma /kapama
    *Social Share: Sosyal paylaşım
    *Auto Flip: Sayfaları otomatik çevirme
    *Full screen: Tam ekran
    *K : Ön/arka kapak
    *Last /First: İlk ve son sayfa
    *Previous /Next page: Önceki/sonraki sayfa
    *> : Sayfa çevirme
    *Not: Kitabın başındaki Romen rakamlı sayfalar nedeniyle sayfa ararken istediğiniz sayfa numarasına 10 ekleyerek dikdörtgen kutuya yazın ve bilgisayarınızda giriş (enter) tuşuna basın. Örneğin 40. sayfayı bulmak istiyorsanız 50 yazın.
    Ayrıca Bakınız: Erişime Açık Kaynaklar

  • Motorlu Tekne Rehberi

    Marintek kitap serisinin ilki olarak yayımlanan, meraklı bir tekne sahibinin tekneler hakkında öğrenmek istediği her şeyi bulabileceği “Sorensen’in Motorlu Tekne Rehberi” denizcilik kütüphanemize önemli katkılar yapacak bir kitap.

    Bu denli hacimli (520 sayfa, büyük boy) ve teknik konuları da içeren kitabın hazırlanmasında emeği geçen herkese öncelikle teşekkürler. Her şeyden önce böyle bir kitabı seçme, çevirme ve yayımlama cesareti başlı başına övgüyü hak ediyor.

    Kitabın yazarı yıllardır motorlu teknelerle ilgili değerlendirmeleri birçok önemli İngilizce dergide yayımlanan Eric W. Sorensen. Kulaktan dolma yetersiz bilgilerin, yazıların, tekne değerlendirmelerinin dergi sayfalarını doldurduğu ülkemizde, teorik, pratik, teknik ve yapım yöntemlerine ilişkin konuların anlaşılır bir dille anlatıldığı Motorlu Tekneler Kitabı’nın önemli bir boşluğu dolduracağı muhakkak.

  • |

    Kitâb-ı Bahriyye’nin Üçüncü Versiyonu “Seyyid Nuh’un Deniz Kitâbı” Hakkında

    Pîrî Reis’in (1470-1553) Bahriye’si (Kitâb-ı Bahriyye) özellikle haritalarıyla birçok Osmanlı coğrafya eserine kaynaklık etmiş, model oluşturmuştur.

    İlk versiyonu (telifi) 1521, ikinci versiyonu ise 1526’da kayda geçen Bahriye’nin günümüzde bilinen 44 kopyasının 16’sı yurtdışında bulunuyor. 2013’te yapılan bir Sotheby’s müzayedesinde 1718 tarihli 121 haritalı Bahriye yazmasının 325.500 sterline satıldığı biliniyor.

    Akdeniz ve Ege kıyılarının atlası niteliğindeki Bahriye’de denizcilikle ilgili demir yerleri, sığlıklar, yerleşim yerleri gibi bilgiler yanında sınırlar, sosyal hayat, coğrafya, bitki örtüsü, su ve benzeri kaynaklar hakkında da birçok farklı bilgi yer alır. Anlatımı Gelibolu’da başlayıp-biten Bahriye kopyalarının bazısında sadece metin (şiir/düzyazı), bir bölümünde hem metin hem de harita vardır. Şiir (nazım) kısımlarını Seyyid Murâdî’nin hazırladığı yazmaların ilk versiyonlarında en fazla 134 harita yer alırken, kapsamı daha geliştirilmiş ikinci versiyonlarında (örneğin Ayasofya yazmasında) 223 harita yer alır.

    Orijinali bulunamayan bu yazma eserin bilinen en eski nüsha tarihi ise 1544. Gemi reisleri veya ilgili (mevki sahibi) kişiler için kopya edilerek çoğaltılan Bahriye nüshalarına bu kopyalamalarda Pîrî Reis’in çizmediği yerler de eklenmiştir.

    Bunlardan biri de üçüncü versiyon Bahriye kopyası sayılan, Seyyid Nuh adında bir denizcinin düzenlediği  Deniz Kitâbı’dır. Seyyid Nuh’un bu kitabına ilk kez F. Babinger, Imago Mundi XI’deki (Leiden 1955, s. 180-182) “Seyyid Nuh and his Turkish Sailing Handbook” makalesinde değinmiştir. 1648-1650 yılları arasında kaleme alındığı tahmin edilen bu eserin bilinen tek nüshası Bologna’daki üniversite kütüphanesinde Luigi Ferdinando Marsigli’nin Arapça-Türkçe-Farsça yazmalar bulunduran “Şark Eserleri Koleksiyonu’nda (Biblioteca Universitaria di Bologna, Manoscritti Arabi) yer almaktadır. F. Babinger’in belirttiği gibi bu elyazması “türünün tek örneğidir ve başka hiçbir yerde saptanamamıştır.”
    Elyazması 1966’da tıpkıbasım olarak Der See-Atlas des Sejjid Nûh (Seyyid Nuh’un Deniz Atlası) adıyla yayımlanmıştır.

  • Kuralını Bilmeyen Oynayamaz!

    Olimpiyatlar için hazırlanmış kitabın yelken ve rüzgar sörfü bölümlerinin eleştirisi.

    Denizcilik kadar, denizcilik yazınına da meraktan, içinde deniz geçen her kitaba bakmaya, beğenirsem almaya çalışırım. NTV yayını Spor Kitabı’nı da içindeki su sporlarına ve özellikle yelkene göz atmak için aldım. Öncelikle belirtmeliyim ki 200’den fazla spor dalı hakkında bilmemiz gereken her şeyi anlatma iddiasındaki, 448 sayfalık hayli hacimli ve faydalı kitapla ilgili eleştirilerim öncelikle yelken ve rüzgar sörfü ile ilgili toplam 12 sayfalık 2 bölümü kapsıyor.