|

Gökova Rehberi Hakkında

Sevgili Deniz Boro’yla Vira Demir hakkında konuşurken, Naviga dergisinin Vira Demir’den alıntılarla hazırladığı ve Haziran 2017 sayısında ek olarak verdiği Vira Demir, Gökova/ Denizciler İçin Gökova Rehberi’ne bakıp değerlendirme sözü vermiştim, onun e-postası (21 Ağustos 2017).

Naviga, Haziran 2017 sayısı eki Gökova Rehberi

(…)

Naviga dergisi eki olarak verilen Gökova Rehberi‘ne genel olarak baktım ve kabaca gördüklerimi/önerilerimi şöyle sıralayabilirim:

●Sadun abinin kullanımları/yazdıkları zorunluluk olmadıkça, keyfi olarak değiştirilmemeli. Örneğin Açıklamalar bölümünde (s.7)  Vira Demir’de “çapa” olan terim “çıpa” diye değiştirilmiş ki yanlış hatırlamıyorsam Sadun abi diğer kitaplarında da çapa diye kullandı.

Yine aynı sayfada yer alan “Fenerlerin son durumu ve koordinatları, yeni konan ve değiştirilen fenerler ‘Askeri Deniz Yasak Sahalar’ ve  ‘Dalışa Yasak Sahalar’ SHOD tarafından kontrol edilmiştir.” ifadesi hatalı/sakıncalı bir ifade ve Vira Demir’deki cümleyle ilgisi yok. Özel bir kitaba SHOD böyle bir hizmet vermez/veremez ve böyle bir sorumluluk almaz/alamaz. Bu kitabı yazanlara/hazırlayanlara düşer ki Vira Demir’deki cümle de bunu (hangi kaynakların esas alındığını) anlatır.

● Yukarıdaki cümlenin “yeni/son” kontrollerin hangi kaynaklara bakılarak yapıldığının belirtilerek düzeltilmesi gerekir. Örneğin Fenerlerin, “Fenerler ve Sis İşaretleri” kitabının son baskısından (ki 2016 baskısıdır) kontrol edilmesi ve bunun da metinde belirtilmesi doğru olur. (Bazı fener bilgileri bendeki -2012 baskısı- veya Vira Demir’deki bilgilere uymuyor ki doğaldır, değişiklik olabilir, bu nedenle “… baskısı esas alınmıştır” diye belirtilmesi ve kontrollerin bu baskıdan yapılması gerekir).

●  YAZIM KURALLARI hakkında birkaç not:

→ SHOD /S.H.O.D. yazılmış biri tercih edilmeli. W.R değil WR olmalı. Gay makam değil Gaymakam (s.17) vs.

→ (Fl (2) 5s) yazılmış, aynı ifadede iki parantez olmasa iyi olur, doğrusu kesmeyle ayırmak, örneğin sona geliyorsa: /Fl (2) 5s

→Vira Demir’deki metre kısaltmalarında kullanılan nokta (ör. m., m.den, m.ye) kaldırılmış, “m’den, m’ye…” şeklinde noktasız kısaltma kullanılmış ki bence Vira Demir’deki tercih her bakımdan (yazım kuralları, metnin akışı…) daha doğrudur.

→İÇİNDEKİLER bölümü başka yerlerde kullanılacaksa elden geçirilmesi (ör. atlama, düzelti var…) ve metindeki başlık puntolarına/önemlerine uygun bir içindekiler metni oluşturulması gerekir. İçindekiler bölümüne sığmayan yerler metnin sonuna eklenecek “DİZİN”e konabilir.

●Kullanılan Seyir Haritaları açıklamalarına (s. 10, 19) Vira Demir’de olmayan  “31 numara” da eklenmiş ki bu 300.000 ölçekli haritadır, kullanılmadığı için buraya eklenmesi doğru değil.

●Çerçeve içindeki DİKKAT yazılarının rengi iyi değil. Yazı zor okunuyor, kırmızı değil, Vira Demir’deki gibi daha açık bir ton tercih edilmeli ki metin rahat okunsun.

(İlgilisine e-posta, 21 Ağustos 2017)

Benzer Gönderiler

  • Denizcilik Terimlerinden Argoya Geçen Söz Varlığı

    “Denizci argosu, denizcilik dili gibi ağırlıkla denizcilikle uğraşanların kullandığı, kendine özgü sözcük, deyim ve deyişlerden oluşan özel bir dildir. Hulki Aktunç, Büyük Argo Sözlüğü’nde denizcilik argosunun bir ‘alan argosu’ olduğunu belirtir ve alan argosunu özetle ‘yaşama ortam ve biçimleri birbirine yakın kişilerce yaratılıp benimsenmiş sözcükler, deyimler bütünü; bu sözcükler bütününe dayalı konuşma biçimi’ olarak tanımlar ve ekler: ‘Kimi alan argoları, azınlık dillerine ve çevre dillerine özel bir yakınlık gösterir: Örneğin denizci argosu ile İtalyancanın, Lingua Franca’nın ilişkileri gibi… Alan argoları, özel ilişki içinde bulundukları dillerden alınan sözcük ve deyimleri genel argoya taşır.’”
    Denizcilikte ve özellikle deniz ticaretinde yaşanan ekonomik-teknolojik gelişmeler nedeniyle çektirme, kabasorta veya randa armalı brik, brigantin gibi yelkenli teknelerin bu dilin taşıyıcısı denizcilerle birlikte giderek denizlerden çekilmesi, daha çok bu tekneler zamanında kullanılan denizci argosunun kitap sayfalarında kalmasına yol açmıştır.

    Dr. Öğretim Üyesi Zahide Parlar’ın yirmi sekiz sayfalık araştırma makalesi denizcilik terimlerinde argonun izini süren ve bu konuda bizlere derli-toplu bir değerlendirme sunan değerli bir çalışma. Misalli Büyük Türkçe Sözlük ile Büyük Argo Sözlüğü’nü (Hulki Aktunç) denizcilik terimleri bakımından tarayan yazar, “Giriş” yazısında makalesinin amacını şöyle özetlemiş: “…argoda kullanılan denizcilik terimlerini derlemek ve denizcilik terimlerinin argoya nasıl yansıdığının ve argoda nasıl bir kavram alanına sahip olduğunu” tesbit etmek.
    Bu değerli makalenin denizciningunlugu.org’da yayımlanmasına izin verdikleri için sayın Dr. Öğr. Üyesi Zahide Parlar ve AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi’ne teşekkürlerimizle…

  • |

    TÜRKİYE DENİZLERİNDE TEHLİKELİ TÜRLER

    Türkiye Denizlerinde Tehlikeli Türler: Ekoloji, Sağlık ve Yönetim Yaklaşımları başlıklı kitap Türkiye’de bu konuda yapılan çalışmaların derli toplu bir özeti olarak değerlendirilebilir. Batı ülkelerinde medical oşinografi olarak bilinen bu dal ülkemizde çok bilinmiyor. Oysa tropik sulardan gelen yabancı deniz canlıları ile Türkiye denizlerinde yaşayan zararlı deniz canlıları son zamanlarda sıkça görülmeye başlanınca bu konu önem kazanmıştır. Sorun bir sağlık tehditi olarak görülmeye başlanmış ancak turizm ve balıkçılık sektörü de bu olumsuz gelişmelerden etkilenmiştir. Başta iklim değişikliğinin etkisi ve Süveyş Kanalı’ndan gelen canlıların artışı nedeniyle zararlı ve tehlikeli deniz canlıları sularımızda daha fazla görülmektedir. Yaz ayları başta olmak üzere bazı denizanaları, balon ve aslan balıkları sularımızda artmakta tatil yapmak üzere denize girenler ise tedirgin olmaktadır.

    Bütün bu nedenlerle vakfımız, tehlikeli deniz canlıları adıyla bir çalıştay düzenleyerek değişik disiplinlerden gelen araştırmacıların bu konudaki birikimlerini paylaşmalarını, olgular üzerinden bilgi alışverişinde bulunmalarını ve gelecekte denizlerdeki tehlikenin büyümesi halinde yapılması gerekenleri tartışmak üzere bir araya gelinmiştir. Sorunun büyüklüğü ve önemi nedeniyle de çalıştayın bir kitap haline getirilmesi planlanmıştır.

    Bu kitabın hazırlanmasına ve editörlüğüne katkıda bulunan Dr. Özgür TEZCAN ile Dr. İlayda Destan ÖZTÜRK’e çok teşekkür ediyorum. Bu iki araştırmacı olmazsa kitabın yayınlanması mümkün olmazdı. Kitabın amatör denizcilere, akademisyenlere, dalgıçlara, balıkçılara ve tüm deniz severlere faydalı olmasını diliyorum.

    Prof. Dr. Bayram ÖZTÜRK

  • |

    Sadun ve Oda Boro’nun Anısına…

    Kısmet iki yıl on ay süren dünya seyahatinin sonuna gelmiş, karasularımıza yaklaşmaktadır. Kısmet’in 15 Haziran 1968’de İstanbul’da olacağı neredeyse bir ay öncesinden açıklanır. Çünkü o güne dek seyahate mali yönden hiçbir katkısı olmayan devlet erkânı kendini göstermiş, işi “resmiyete” dökerek hazırladıkları karşılama törenlerinin programına göre seyir yapılmasını istemiştir.
    Sonraki günlerde Sadun Boro’nun “… artık hareket serbestliğimiz elimizden alınmış oldu.” dediği bu program uygulanır. Aslında çok farklı derecelerde de olsa kamuoyunun ilgi gösterdiği bazı bireysel ya da kolektif başarıların resmî makamlarca “araçsallaştırılması” evrensel bir olaydır.

    Sadun Boro “her ânı ömrümüz boyunca hiçbir zaman hatıralarımızdan silinmeyecek bambaşka bir hayal âleminde yaşadık” dediği son on günün hikâyesini Pupa Yelken’de ayrıntılarıyla anlatır.
    Boroların “hareket serbestliği” ellerinden alınmamış olsaydı karşılama törenleri/ziyaretler resmikabul/resmigeçit havasında değil de daha şenlikli mi olurdu ya da kamarada kapalı kalan Miço kutlamalara katılabilir miydi bilinmez ama zaten tahmin edilemeyen bir kalabalık neticesi askeri-mülki erkânın başrolde olduğu “ne protokol kalmıştı, ne de program…”

    Sadun Boro, “Pupa Yelken’i kaleme almamın esas gayesi gençlerimize, dünyanın en güzel kıyılarına sahip olan yurdumuzun insanlarına denizi sevdirmek, onlara engin ufuklara yelken açmayı özendirmek, teşvik etmekti.” der.
    Bu nedenle, herhangi bir şan-şöhret arayışı olmadan, tutku, açık deniz tutkusu, kendine güven ve özgürlük arayışı peşinde bir hayale yelken açan bu insanların Pupa Yelken’de yansıttığı ruhu/havayı hatırlatıp günümüze taşıyacak tarzda kitaptan alıntılarla hazırlanmış metinlerin ve onlarla ilgili değerli makalelerin MEB müfredatına/okullara sokulması için çaba gösterilmelidir.

    Yazıya serpiştirdiğim İstanbul’daki törenlerden kareler içeren 16×28 cm. ebadındaki siyah-beyaz on dört fotoğrafı 4 Şubat 2018’de İstanbul Müzayede’nin müzayedesinden satın almıştım.
    Fotoğrafları, 15 Haziran 1968’in bir yıldönümünde, 15 Haziran 2024’te, Sadun ve Oda Boro’nun anısına, bu serüveni kalbinde hisseden, takip eden, bu karşılamaya yakın ya da şahit olabilmek için o çoşkulu kalabalığa katılanlar adına paylaşmak istedim.

  • 2019 Deniz Kitapları Örnekleri

    İlk baskısı 2019’da yapılan, ilgi alanımıza girebilecek kitaplardan ulaşabildiklerimin alfabetik bir listesi.
    Kitapların künyesini aktardım, çoğuna da kısa notlar, tanıtım/eleştiri yazıları yazdım, bazı sorunlara/dertlere değinebilmek için “Çocuk” ve “Eğitim” kitaplarını ayrı başlık altında topladım. Bilgi ve uygun atmosfer olmadan kültür nefes alamaz, keyifle kitap okunabilecek/seyir yapılabilecek “barışa da şans verilen” sağlıklı, huzurlu günler dileğiyle, deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun…

  • Eski Denizcilik Dergileri Dizini III: Yurtta ve Dünyada Av ve Deniz Sporları (Eylül 1948-Nisan 1954?)

    “Memleketimizde Amatör Yelkenciliğin İlk Günlerine Ait Hatıralar”
    Sezar Atmaca
    Yurtta ve Dünyada Av ve Deniz Sporları (Eylül 1948-Nisan 1954?) ya da kısa adıyla Av ve Deniz Sporları dergisi aralıklarla 30 sayı yayımlanır. Derginin beş sayısına henüz ulaşamadım (sayı 25, 27, 28, 29, 30).
    İlk sayısında yer alan “Sayın Okuyucularımıza” başlıklı başyazıya göre dergi Nisan 1948’de son sayısı çıkan “Av ve Deniz” (Eylül 1945-Nisan 1948) dergisinin devamıdır. Derginin sahibi ve yazıişleri müdürü Av ve Deniz’i hazırlayan Turhan Tamerler’dir. Tamerler, anlaşmazlık nedeniyle yayımına son verdiği Av ve Deniz dergisinin yerine artık Yurtta ve Dünyada Av ve Deniz Sporları dergisini çıkaracağını, Av ve Deniz abonelerine, abonelikleri bitinceye kadar yeni dergiyi göndereceklerini belirtir.
    1 Eylül 1948 tarihli ilk sayı künyesine göre dergi “av, deniz, balıkçılık, binicilik, dağcılık, otomobil, tayyarecilik sporlarından ve turizmden bahseder spor gazetesidir.” Av ve Deniz dergisinin “bahçe ziraati ve amatör fotoğrafçılık” konuları yeni dergide yer almasa da bu dergideki yazılar da çoğunlukla avcılıkla ilgilidir. Elimizdeki sayılardan sadece ikisinin kapağı denizle ilgilidir. Dergi idarehanesi Nuruosmaniye Caddesi No: 57, Cağaloğlu adresindedir.
    Turhan Tamerler başyazısında derginin 15 günde bir çıkacağını belirtir ancak ilk sayılarda gayret edilse de devamında mümkün olmaz, dergi belirsiz aralıklarla çıkar. Tamerler dağıtım sorunlarından söz ederek abonelikle destek olunmasını ister. “Acı bir hakikat olarak” bunun son tecrübesi olduğunu belirterek okuyucuları uyarır : “Benden başka bir fedainin daha çıkacağını tahmin etmiyorum.”
    “Eski Denizcilik Dergileri Dizini Serisi Hakkında” yazısında da belirttiğim gibi bu dizin de “eksiksiz” bir dizin değil, amatör-sportif denizciliği ilgilendiren konularla sınırlı, bazı balıkçılıkla ilgili yazılara da yer verdim ve parantez içinde bazı açıklamalar ekledim. Bütün yazı başlıklarının görülebilmesi için “İçindekiler” sayfası olan sayıların görselini eklesek de onuncu sayıdan itibaren içindekiler kaldırılıp sadece kapakta genel konu başlıkları sıralanarak basılmış dergi.
    Av ve Deniz Sporları dergisinin sayfalarında birkaç sayı yer alan Sinan Everest’in Kader teknesiyle Filipinler’e doğru yelken açmaya çabalamasıyla ilgili hikâyeyi, tarafların görüşleriyle birlikte daha önce yayımlamıştım.
    Ali Rıza Seyfi’nin Av ve Deniz dergisinde başlayan “Memleketimizde Amatör Yelkencilik Nasıl Başladı?” (sayı 14, Mayıs 1947),  “Memleketimizde Amatör Yelkenciliğin İlk Günlerine Ait Hatıralar” (Sayı 18, Nisan 1948) başlıklı yazı serisi Av ve Deniz Sporları dergisinin ilk sayısından itibaren de devam eder. Dönemin amatörlük algısını/anlayışını yansıtması açısından önemli ve ilginç olan bu dizinin derginin ilk sayısında yer alan yazısının görselini sona ekledim. Amatör-sportif denizcilik tarihi için anlamlı olabilecek bu yazılardan arada eksik sayılar var, sayıları tamamlamak veya eksik yazılara ulaşmak mümkün olursa bu ilginç yazıları topluca yayımlamaya çalışacağım.

  • |

    Amatör-Sportif Denizcilik İçin Yayın-Yayıncılık Önerileri

    Kitap denizine açılmak

    Amatör-sportif denizcilik literatürüne, 20 yılı aşkın bir sürede, emek verdiğim/katkıda bulunduğum sayısı 50’ye ulaşan kitapların ve uğraşının deneyimiyle denize açılarak yazılan ekteki yazı, yayın/yayıncılık için neler yapılabilirin rotası hakkında bir harita çizmeye çalışırken, güzergâhtaki kayalıklara, sığlıklara, yosun tutmuş/kekamoz bağlamış ilerlemeye engel nedenlere de değiniyor, eleştiriyor, önerilerde bulunuyor. Kitaplara/denize ilgi duyan herkesle paylaşmanız dileğiyle, deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun.