| |

OCEAN SOLITAIRE

Haldun Karagöz

Ocean Solitaire, Haldun Karagöz, kendi yayını (para ile satılmaz), 2019.

Yayın izni için Haldun Karagöz’e teşekkürler.


Teknesi Amanin (Amel 54) ile okyanusları aşan “solo yelkenci” Haldun Karagöz’ün kitabı her yönüyle bildiğimiz gezgin kitaplarından hayli farklı. Kitap hakkında yıllar önce yaptığım kısa değerlendirmenin yer aldığı yazının linkini vereyim ve sözü yaptığı “solo” yolculukların rotasını öndeyişte anlatan (haritası altta) Haldun Karagöz’e ve sıra dışı kitabına bırakayım:

Haldun Karagöz’ün farklı yıllardaki yolculuk rotaları (2010 / 2012-2014 / 2017-2018)

Sayfa Çevirmeli Yeni Sürüm

Daha önce Gezgin Korsan, DADD gibi sitelerde pdf formatında da yayımlanan kitabın “sayfa çevirmeli” yeni sürümünün sayfa özellikleri ve erişim adresi aşağıda:

  • Search: Arama
  • Thumbnails: Küçük resimler, hızlı navigasyon
  • Zoom in/out: Yakınlaştır /uzaklaştır
  • Sound on/off: Ses açma /kapama
  • Social Share: Sosyal paylaşım
  • Auto Flip: Sayfaları otomatik çevirme
  • Full screen: Tam ekran
  • K : Ön/arka kapak
  • Last /First: İlk ve son sayfa
  • Previous page /Next page: Önceki/sonraki sayfa
  • > : Sayfa çevirme
  • Not: Aradığınız sayfaya ulaşmak için alttaki dikdörtgen kutuya sayfa numarasını yazın ve bilgisayarınızda giriş (enter) tuşuna basın.

(Sayfa çevirmeli sürüm: Yasin Yılmaz)

Erişim Adresi: OCEAN SOLITAIRE

Benzer Gönderiler

  • |

    Amatör Denizci Elkitabı’nın Hikâyesi

    ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın ilk baskısı 2005 yılında yayımlandı ama 18 yıldır basılı ya da sosyal medyadan kimse merak edip de kitabın hikâyesini sormadı, ta ki Setur Marinaları’nın telefon uygulamasında yer alan Highlights’tan Kayhan Yavuz sorana kadar. ADEK’le ilgili sorulara verdiğim cevapların Highlights* yorumlarıyla yayımlanan metni aşağıda.

    Konusunda amatör denizciler tarafından yazılmış/hazırlanmış bir ilk kitap olduğu için ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesini içeren bu yazışmayı “Yeni Bir Amatör Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyasına bir ilk yazı olarak eklemekte tereddüt etmedim. İşin emektarı ben olsam da kollektif bir çalışmayı/çabayı göstermesi açısından da güzel/özenilesi bir hikâyedir ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesi.

    *(Setur Marinaları telefon uygulaması Highlights’a erişim için uygulamayı appstore veya Google Play’den –ücretsiz- indirip telefonda açmak gerekiyor. )

  • Amat’ta Denizcilik Dili

    İhsan Oktay Anar son romanında (Amat, İletişim Yayınları İstanbul 2005), 1670’te İstanbul’dan demir alarak denize açılan gizemli kalyon Amat’ın fantastik hikayesini büyülü ve oturaklı bir dille anlatıyor. Romanın büyülü ve oturaklı dilinde denizcilik terimleri önemli bir yer tutuyor. Okuyucu denizcilikle ilgili bilmediği birçok kelimeyle, terimle karşılaşsa da, kitap akıcılığından, sürükleyiciliğinden bir şey kaybetmiyor. Aksine kalyondaki efsanevi insanlar ve hikâyeler denizcilik diliyle süsleniyor, derinleşiyor. Denizcilikle ilgili bu kadar çok bilinmeyen kelime, terim, deyim kullanmasına rağmen bunları sanki hepimizin bildiği şeylermiş gibi anlatabilmesi de romanın başarısı. Kimi kelimelerin karşılıklarını satır aralarında bulabiliyorsunuz. Örneğin “gemici dilinde tavlon denen alt güverte” veya “ariva komutuyla marineller ve diğer denizciler çarmıklardan direklere tırmandılar”, gibi açıklamalarla gemici dilinin bağı çözülüyor. Denizcilik dilini, kültürünü yadırgatmadan, eğreti durmadan metne böylesine yedirebilmesi Amat’ı çok başarılı bir denizcilik romanı yapıyor.

  • |

    Anonim Denizcilik Sözlüğü (pdf) ve Hikâyesi

    Anonim Denizcilik Sözlüğü’nün hikâyesi 2010 yılında ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu yayınlarına editörlük yaparken ADF başkanı Teoman Arsay’ın “değerlendirme yapmam için” PVC kaplı, halkalı klasöre yerleştirilmiş bir sözlük çalışması dosyasını vermesiyle başlar. Dosyayı rahmetli bir gemiadamının akrabaları Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürü Özkan Poyraz’a, o da Ocak 2010’da ADF başkanına vermişti.
    Dosyadaki sözlük çalışması 30 yıl önce, Ağustos 1980’de iyi bir elyazısıyla aydınger kâğıdına Rapido kalemle yazılmaya/çizilmeye başlanmış, T harfine kadar tamamlanmış, 340 sayfalık, her satırındaki el emeği ile farklı bir denizcilik sözlüğü çalışmasıydı. Dosyada yazarla ilgili herhangi bir bilgi olmadığı gibi dosyayı iletenler yazar hakkında herhangi bir bilgi vermemiş, bir irtibat adresi de bırakmamıştı.
    İnceledikten sonra yazarı belirsiz bu sözlüğün “aydınger kâğıda yazılmış orijinal haliyle basılmasını” öneren kısa bir rapor hazırlayarak ADF’ye sundum ve bu çerçevede Mustafa Pultar hocamızın da katkısıyla araştırmaya başladık. (…) Yazar hakkında bir bilgi edinilememesi, 30 yıl sonra da olsa ansiklopedi ve internette yayımlanmış yazarı/kaynağı belirsiz kimi sözlüklerdeki madde benzerliği nedeniyle yayımlanmasından vazgeçildi (Şubat 2011).
    (…)
    Kopyası elimin altında olan ve zaman zaman da faydalandığım bu çalışmanın orijinal dosyasını geçtiğimiz yıl Teoman abi (Arsay) bana verince çalışmayı kitap haline getirip pdf formatında sitede yayımlamayı önerdim.

    Mustafa Pultar hocamızın hazırladığı U, Ü, V, Y, Z maddeleri yazarın yazısına yakın bir puntoyla dizildi ve yazarın çalışma notlarıyla birlikte sözlüğe eklendi. Kitap olabilmesi için yaklaşık 40 yılın yorgunluğu ve ince aydınger kullanılması nedeniyle özelliğini yitirmiş, kırık, dalgalanmış sayfalar temizlenip tarandı, orijinal ölçülerine sadık kalındı, madde başlıkları kırmızı yapıldı, yazar harf başlıklarını düzenli olarak kullanmadığı için sayfa kenarlarına harf bantları (A, B, C…) eklendi. Sözlüğün hikâyesi sunuş yazısı oldu, kitaptaki çizimlerden ön/arka kapak hazırlandı ve her harfinde/çiziminde el emeği, göz nuru olan, klavyenin imkânlarını değil kalemle yazmanın güzelliğini hatırlatan sıradışı görsellikteki elyazması bu sözlük ortaya çıktı.

    Yazarının yaklaşık dört yılda hazırladığı, Teoman Arsay abimizin ve Mustafa Pultar hocamızın katkılarıyla 40 yıl sonra gecikmeyle de olsa sizlere ulaşan bu sözlük, onca emeğine, çabasına karşılık tamamlayamadan deryaya veda eden isimsiz yazarının anısına tüm isimsiz denizcilere/gemiadamlarına adandı.

    Deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun.

    Sezar Atmaca

    NOT: Sözlük birkaç saniye içinde açılır. Sayfa sonundaki İndir’e basarak sözlüğü indirebilirsiniz.

  • Bahriye Yayınları ve Türk Denizcilik Tarihi (I-II)

    Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde uzun yıllardır yayımlanan ve son yıllarda sayıları giderek artan kitapların, –Hücumbotlar / Türk Donanmasının Mayın Harbi gibi mesleki ağırlıklı olanlar değerlendirme dışı tutularak- “genel bir değerlendirmesini” yapmak istediğimizde; “belirlenmemiş/oturmamış bir yayın politikasının doğurduğu dağınıklık, kitapların çoğunun yeni bilgiler ve belgeler içermemesi, araştırmadan çok derleme veya Deniz Kuvvetleri bünyesinde daha önce yayımlanmış kitaplardaki bilgilerin tekrarına dayanması; ilgili literatürün takip edilmediği izlenimi nedeniyle akademik yönden yetersizliği; sayfa düzeni/baskı kalitesi vb. görsel eksiklikler” ilk olarak gözümüze çarpanlardır. Örneğin denizcilik tarihi için hayli önemli temel kitapların ( Hızır Hayrettin Reis’in, Seydi Ali Reis’in, Piri Reis’in, Katip Çelebi’nin kitapları -gözden geçirilmeyi bekleyen farklı nüshaları- ve Kamus-u Bahri vb…) hiçbirinin bu yayınlar içinde çıkmaması yayın politikası açısından düşündürücü. Seydi Ali Reis’in 16. yüzyılda yazdığı, kimi bölümleri 19. yüzyılda İngilizce Almanca ve İtalyancaya çevrilen ancak hâlâ Türkçeye kazandırılmamış Hint denizlerinin kılavuz kitabı Muhit basılmayı bekliyor… Dünyadaki sayılı örneklerden biri olan Deniz Müzesi’ndeki kadırga hakkında yayımlanmış ciddi hiçbir araştırma yok, Müze kataloğunun kaynakçasında Osmanlı gemileri hakkında yapılmış en ciddi çalışma yer almıyor… vb.

  • |

    AMATÖR SPORTİF DENİZCİLİĞİN SORUNLARI

    Marmara Üniversitesi VIII. Türk Deniz Ticareti Sempozyumu’na sunulan bu bildiri amatör/sportif denizcilikle ilgili yeni rotalar çizip, yol göstermek için değil, ülkemizdeki “deniz-tekne-insan” ilişkisini farklı bir çerçeveye oturtabilecek doğru düzgün bir “harita oluşturabilmek” amacıyla kaleme alınmıştır. Çünkü rota çizebilmek için, “navigasyon bilgisi” yanında öncelikle güncel ve doğru bir “harita” gerekir.
    Denizle olan ilişkimiz daha çok bakmak/izlemek, yolculuk keyfi üzerine kurulmuş, oldukça duygusal ve dolaylı bir ilişkidir. “Üç tarafımız denizle çevrili ama denize sırtımızı dönmüşüz” diye başlayan eleştiriler denize olan tutkuyu anlamaktan/anlatmaktan uzaktır. Çünkü bu algı “denizle ilgili” (denizel) olanla, “denizcilikle ilgili” (denizsel) olanın farkını yok sayar. Oysa yeterince ilgimiz/ilişkimiz olmayan deniz değil, denizcilik, yani“deniz-tekne-insan ilişkisi”dir. Yazı bunun nedenlerini/niçinlerini de gösterebilen bir harita oluşturabilme amacındadır. Günümüzde denize açılmanın, denizle yaşamanın sevildiği, “deniz-tekne-insan” ilişkisinin geliştiği ülkeler genellikle tarihinden gelen, denizaşırı gelişmiş bir deniz ticareti sayesinde “denizden yararlanma” oranı yüksek ülkelerdir. …
    Amatör/sportif denizci, herhangi bir maddi kazanç amacı taşımaksızın, sevgisi, hevesi, merakı, eğlencesi, sporu, hobisi için “denizi kullanan” kimsedir. Günümüzde “deniz-tekne-insan” ilişkisinin, bu çerçevede geliştiği, denizciliğin “yalın (saf) ve bireysel kaynağı”nın amatör-sportif denizcilik olduğu, hatta doğru dürüst bir amatör/sportif denizcilik olmadan profesyonel denizciliğin de yeterince beslenemeyeceği/gelişemeyeceği söylenebilir.
    Dünyada amatör/sportif denizciliğin geliştiği ülkeler, profesyonel denizci/amatör denizci, gemiadamı/amatör denizci… gibi ayrımların netleştiği/yerli yerine oturduğu ve bu sayede kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilci, vb. olarak amatörlüğün özerkleştiği ve bağımsızlaştığı ülkelerdir.
    Ülkemizdeki duruma bakıldığında “denizde çalışan/denizi kullanan” ayrımının belirginleşmediği, özellikle bahriye ve ticaret denizciliğinin “iş-meslek” temelli denizcilik algısının kendi mesleki faaliyet alanları dışında da “denizcilik bizden sorulur” anlayışıyla hegemonyasını sürdürdüğü görülür. Bu zihniyetin beslenmesinde amatör/sportif denizciliğin de yeterli katkısı var şüphesiz.

  • Daha Çok Özen… Daha Çok Dikkat !!!

    Üç Kitabın Düzeltileri…
    Emek verdiğim kitaplarla ilgili gördüğüm/duyduğum veya bildirilen düzeltileri/itirazları not alır,
    değerlendirir, kazara yeniden basılırsa düzeltmeye çalışırım (…)
    “Eleştiri olmazsa ilerleme olmayacağına inandığım için bir ‘fener ışığı’ olması umuduyla yıllardır
    okuduğum yayınlarda, görebildiğim hataları ya yazara/çevirmene/yayıncısına ilettim ya da
    yayımlayarak okuyucularla paylaşmaya çalıştım.”
    Bu üç kitap da benimle ilgili olduğu için “iğneyi kendime batırma” zamanı…