|

Anonim Denizcilik Sözlüğü (pdf) ve Hikâyesi

Sezar Atmaca

Anonim Denizcilik Sözlüğü’nün hikâyesi 2010 yılında ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu yayınlarına editörlük yaparken ADF başkanı Teoman Arsay’ın “değerlendirme yapmam için” PVC kaplı, halkalı klasöre yerleştirilmiş bir sözlük çalışması dosyasını vermesiyle başlar. Dosyayı rahmetli bir gemiadamının akrabaları Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürü Özkan Poyraz’a, o da Ocak 2010’da ADF başkanına vermişti.

Dosyadaki sözlük çalışması 30 yıl önce, 16 Ağustos 1980’de iyi bir elyazısıyla aydınger kâğıdına Rapido kalemle yazılmaya/çizilmeye başlanmış, T harfine kadar tamamlanmış, 340 sayfalık,  her satırındaki el emeği ile farklı bir denizcilik sözlüğü çalışmasıydı. Dosyada yazarla ilgili herhangi bir bilgi olmadığı gibi dosyayı iletenler yazar hakkında herhangi bir bilgi vermemiş, bir irtibat adresi de bırakmamıştı.

İnceledikten sonra yazarı belirsiz bu sözlüğün “aydınger kâğıda yazılmış orijinal haliyle basılmasını” öneren kısa bir rapor hazırlayarak ADF’ye sundum ve bu çerçevede araştırmaya başladık. O dönemde bilgisine başvurduğumuz Mustafa Pultar hocamızın da katkısıyla yazılanları ve yapılanları kısaca şöyle özetleyebilirim:

Yazar Hakkında

Eldeki bilgilere ve kitaptaki ipuçlarına göre büyük olasılıkla bir uzak yol zabiti olan yazarın kim olduğunu bulabilmek için geniş bir çerçevede epey uğraşıldı. Araştırmalar sonucunda sözlüğü hazırlaması muhtemel 3 kişi ile ilgili bilgilere ulaşıldıysa da bunlardan bir sonuç alınamadı. Karşılaşılan bazı durumlar nedeniyle daha sonra yazarın araştırılmasından vazgeçildi. Nedenlerine bir örnek vereyim: Rahmetli Oktay Sönmez’in Mustafa Pultar hocaya verdiği 4-5 sene önce ölmüş, yazar olması muhtemel 1961 mezunu bir uzakyol kaptanının önce ismine, uzun araştırmalar sonunda şahsın ailesine ulaşılmış, kardeşi, oğlu ve kızıyla ayrı ayrı konuşulup, yazışılmış ve sonunda bu şahsın aradığımız kişi olmadığı anlaşılmış, üstelik bir ihtimal üzerine araştırmayı sürdürerek, insanları rahatsız etmenin doğru olmadığı sonucuna varılmıştı.

Sözlük Hakkında

Sayfalarda yer alan bazı tarih bilgilerine göre yazımına 16 Ağustos 1980’de başlanan sözlük aynı yılın sonunda N harfine, sonra hayli yavaşlayarak 28 Kasım 1983’te T harfine ulaşmış ve “U, Ü harfleri 116. fasikül bulunduktan sonra yazılacak, V harfine geçildi” notuyla 340. sayfada sonlanmıştı. Sözlüğe ek olarak dosyada yazarın bazı çalışma notları ve çizim eskizleri de vardı ki küçük kâğıtlara yazılmış çalışma notlarının/çizimlerinin başında 29 Mayıs 1984 tarihi yer alıyordu. Yazım sürecindeki yavaşlamanın ve sözlüğün tamamlanmamış olmasının sağlık sorunları gibi kişisel bir nedene bağlı olduğunu düşündük… Sözlük A-4 ölçüsünde aydınger kâğıdına 18×28 cm boyutunda sınırları çizilmiş bir çerçeveye yazılmıştı.

Sözlüğün sonunda yer alan çalışma notları ve çizim eskizlerini de aktaralım. Bir sayfa denizci bağlarının çizimi ve iki sayfa kurşunkalemle yazılmış kısa terim açıklamaları A-4 kâğıdına yapılmıştı. Üç direkli tamamlanmamış bir barko, kurşunkalem ve Rapido kalemle çizilmişti. Küçük bir zarftan (9×14) çıkan kâğıtlara Lütfi Gürçay’ın Gemici Dili’nin 1943 baskısı F harfine kadar taranarak yazılmış 28 sayfa çalışma notları ve çizimler vardı. Biraz daha büyükçe kâğıtlara 2’si Rapido kalemle yapılmış 6 çizim ile 5 sayfalık da Meydan Larousse’un 9’uncu cildinden çıkartıldığı belirtilen (“ML / cilt 9, shf. 635” notuyla) Osmanlıca bilgisinin yer aldığı notlar vardı.

T harfi dahil tamam olan sözlüğün son beş harfi (U, Ü, V, Y, Z) eksikti ki maddeleri de Mustafa Pultar hocamız tamamladı.

Sözlüğün Muhtemel Kaynakları

Yazarın denizcilikle ilgili şahsi ve mesleki bilgisinin bu “derlemeye” yol/yön verdiği aşikârdı ama ayrıca yararlandığı kaynaklar konusunda dosyada bir bilgi yoktu. Sayfa 340’ta yer alan “U, Ü harfleri 116. fasikül bulunduktan sonra yazılacak, V harfine geçildi” notu yazarın o dönemde yayımlanan ansiklopedi fasiküllerden (Meydan Larousse’dan) faydalandığını gösteriyordu. Bazı maddelerdeki tarihi bilgiler ve açıklamalar da (ör. denizcilik, gemi, pervane, pusula…) ansiklopedik bilgilerdi. Atatürk Kitaplığı’ndaki Gürçay’ın Gemici Dili (1943) gibi sözlükler ve muhtemelen kütüphanedeki başka kaynaklardan da faydalanarak kimi notlar almıştı yazar…

Yazarın sözlüğü hazırlamaya başladığı 1980 ve sonrası internetin olmadığı yıllarda denizcilik dili için temel kaynaklar Gürçay’ın Gemici Dili gibi bahriye kaynaklı sözlükler, Refik Akdoğan’ın hazırladığı “İngilizce Türkçe Ansiklopedik Denizcilik Sözlüğü” (1975), dergi yazıları ve ansiklopedilerdi.

Karşılaştırmalar yapıldığında sözlüğün çoğu maddelerinin bu kaynaklarla benzeştiği, hatta araştırdığımız 2010 yılında internette kimi sitelerdeki sözlüklerle bire bir aynı olduğu görüldü, yazısı hariç özgün bir eser değil derli-toplu bir derleme ile karşı karşıya olduğumuz sonucuna varıldı.

Sözlüğün Seyri

Yazar muhtemelen bu haliyle basılsın diye çalışmasını okunaklı ve iyi sayılabilecek bir yazıyla aydınger kâğıda yazmış ve çizmişti. Verilen emeğin karşılığı olarak kitabın bu haliyle basılmasının bir anlamı olacağını, denizciliğe emek vermiş isimsiz denizcilerin/gemiadamlarının anısına adanan “anonim denizcilik sözlüğü” olarak yayımlanabileceğini düşündük. Zaten metin aydınger kâğıdına yazılmış olduğu için üzerinde düzelti/ekleme yapma şansımız da yoktu. Bu nedenle metnin “kendi” olarak kalabilmesi için, alma kürek yerine almak kürek, kabasorta yerine kabasota, cenova yerine genoa, selviçe yerine selvişe yazılması, İngilizce madde başlıkları ya da bazı küçük imlâ ve sıralama hataları[1] ve benzerlerini yok saydık.

Sözlükte eksik olan U, Ü, V, Y, Z maddelerini yazıları, söyleşileri ve eserleriyle deniz diline taze rüzgârlar getiren Mustafa Pultar hocamız hazırladı (Ocak 2011)  ki o sırada bir taraftan da yıllar sonra “Büyük Deniz Sözlüğü-Denizlük” adıyla İş Bankası yayınlarından 2022’de çıkacak (şimdi erişime açık[2]) sözlüğüyle uğraşıyordu.

Dosyanın sonlarında yer alan, yazarın tamamlayamadığı yazılı-çizili üç direkli barko resmini kitabın ruhunu çok iyi yansıttığı için kapak olarak değerlendirmeyi düşündük.

Ancak yazar hakkında bir bilgi edinilememesi, 30 yıl sonra da olsa ansiklopedi ve internette yayımlanmış yazarı/kaynağı belirsiz kimi sözlüklerdeki maddelerle benzerlik gibi nedenlerle yayımlanmasından vazgeçildi (Şubat 2011).  Birkaç yıl sonra basımı tekrar gündeme gelse de o yıllarda ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’ndaki yönetim ve zihniyet değişikliği sonrası ADF editörlüğünü bırakmam nedeniyle sözlüğün durumundan haberdar olamadım.

Kopyası elimin altında olan ve zaman zaman da faydalandığım bu çalışmanın orijinal dosyasını geçtiğimiz yıl Teoman abi (Arsay) bana verince çalışmayı kitap haline getirip pdf formatında sitede (https://denizciningunlugu.org) yayımlamayı önerdim.

Mustafa Pultar hocamızın hazırladığı U, Ü, V, Y, Z maddeleri ve yazarın çalışma notları, çizim eskizleri sözlüğe eklendi.  Kitap olabilmesi için yaklaşık 40 yılın yorgunluğu ve ince aydınger kullanılması nedeniyle özelliğini yitirmiş, kırık, dalgalanmış sayfalar temizlenip tarandı, orijinal ölçülerine sadık kalındı, madde başlıkları kırmızı yapıldı, yazar harf başlıklarını düzenli olarak kullanmadığı için sayfa kenarlarına harf bantları (A, B, C…) eklendi. Sözlüğün hikâyesi sunuş yazısı oldu, tamamlanmamış barko çizimi kapakta kullanıldı ve her harfinde/çiziminde el emeği, göz nuru olan, klavyenin imkânlarını değil kalemle yazmanın güzelliğini hatırlatan sıradışı görsellikteki elyazması bu sözlük ortaya çıktı.

Yazarın yaklaşık dört yılda (1980-84) hazırladığı, Teoman Arsay abimizin ve Mustafa Pultar hocamızın katkılarıyla 40 yıl sonra gecikmeyle de olsa sizlere ulaşan bu sözlük, onca emeğine, çabasına karşılık tamamlayamadan deryaya veda eden isimsiz yazarının anısına tüm isimsiz denizcilere/gemiadamlarına adandı.

Deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun.

Sezar Atmaca

NOT: Sözlük birkaç saniye içinde açılır. Sayfa sonundaki İndir‘e basarak ya da maddelere/başlıklara daha kolay ulaşabilmek için yer imleri (bookmarks) işaretli dosyayı https://aybarsoruc.com/dosyalar/Anonim_Denizcilik_Sozlugu.pdf adresinden indirebilirsiniz. Katkısı için Aybars Oruç’a teşekkür ederiz.


[1] Düzeltme şansı olmadığı için yazar ör. KAZIK-KEÇ-KARİNE KEÇESİ  gibi bazı zorunlu sıralama hataları yapmış. Aşağıdaki maddeler ise sıralamadaki yerinde değil, parantez içindeki sayfada bulunuyor: BAŞ KIÇ KOLTUK (214), DENİZ HANGARI (153), GEMİ İSKELETİ(170), GONDOL TESTERESİ (331), KAYGAN KÖŞEBENT (219), MAPA HALKASI (152), MAVİ KURDELE (221), NEHİR İNİŞİ (166), PERVANE EVİ ALT KEMERİ (203), ROTASINI KESMEK (206), SU KESİMİ (206), YOL VERME KURALLARI (220), YÜZGEÇLİK İHTİYATI (164), YÜKLERİ İŞARETLEMEK (175)

[2] Mustafa Pultar hocamızın İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan Büyük Deniz Sözlüğü, Denizlük (2022) yanında, Kamûs-i Bahri Deniz Sözlüğü (2011 ) ve Deniz Balıkları Sözlüğü (2012) kitapları da erişime açık. Kitapların indirme ve kullanım koşulları için bkz.: https://www.pultar.org

Similar Posts

  • |

    Sintineyi Temiz Tutmak…

    Radikal Kitap ekinde (15.06.2007) kitap incelemesi başlığı altında AMYC yayını Denizde Günah’la ilgili Cem Erciyes imzalı bir eleştiri çıktı. Ancak yazı alışılmadık bir biçimde kitap eleştirisinden çok “yayınevi” eleştirisi gibiydi. Üstelik Erciyes, kitap ekinin sorumlu yayın koordinatörüydü. AMYC yayınları olarak başka hesaplara malzeme edildiğimizin farkındaydık: “Özel bir amaç ve kasıt olunca yayın eleştiri kriterleri, nesnellik de ayaklar altına alınıyor Cem Erciyes’in yazısında.” Yine de yazıyı çevirtip yazar Klaus Hympendahl’a da iletmiştik. Radikal Kitap’tan bir cevap/tepki gelmeyince yazarın hayretle “bu işler orada böyle mi dönüyor…?” diye biten cevabını da iletemedik. Evet bu işler burada böyle dönüyor ne yazık ki…

    Önce Radikal Kitap eki yetkililerine -Tuğrul Eryılmaz, İsmet Berkan, Cem Erciyes- gönderdiğimiz “Sintineyi Temiz Tutmak…” başlıklı yazı, sonra da Cem Erciyes’in kitabın yazarına “bu işler orada böyle mi dönüyor…?” dedirttiren yazısı ekte.

  • |

    Amatör Denizci Elkitabı’nın Hikâyesi

    ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın ilk baskısı 2005 yılında yayımlandı ama 18 yıldır basılı ya da sosyal medyadan kimse merak edip de kitabın hikâyesini sormadı, ta ki Setur Marinaları’nın telefon uygulamasında yer alan Highlights’tan Kayhan Yavuz sorana kadar. ADEK’le ilgili sorulara verdiğim cevapların Highlights* yorumlarıyla yayımlanan metni aşağıda.

    Konusunda amatör denizciler tarafından yazılmış/hazırlanmış bir ilk kitap olduğu için ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesini içeren bu yazışmayı “Yeni Bir Amatör Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyasına bir ilk yazı olarak eklemekte tereddüt etmedim. İşin emektarı ben olsam da kollektif bir çalışmayı/çabayı göstermesi açısından da güzel/özenilesi bir hikâyedir ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesi.

    *(Setur Marinaları telefon uygulaması Highlights’a erişim için uygulamayı appstore veya Google Play’den –ücretsiz- indirip telefonda açmak gerekiyor. )

  • |

    Osmanlı Spor Tarihine Bir Katkı: Moda ve Beykoz Deniz Yarışları (1913)

    Sunuş: Osmanlı’da amatör-sportif denizciliğin izleri: Deniz Yarışları / Sezar Atmaca

    Siteyi takip edenler bilir ama bilmeyenler için tekrar edeyim: “amatör-sportif denizciliğin yeterince araştırılmış, yazılmış bir tarihi yok bu nedenle denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan” yazılara da yer vermeye çalışıyoruz.

    Osmanlının son dönemi ile cumhuriyetin ilk yıllarına ilişkin yayınları, arşiv kaynaklarını tarayarak hazırlanmış “kaynak değeri” olan akademik araştırmalar amatör-sportif denizcilik tarihi için yeni/önemli bilgiler sunabiliyor.

    Osmanlıdan gelenin, kalanın, kaybolanın, yok olanın izlerini Bengi Su Ertürkmen Aksoy ve Neşe Gurallar’ın “İstanbul Gemicilik Şenlikleri…” yazısından sonra 1913’te 33 gün arayla Moda Koyu ve Beykoz sahilinde düzenlenen deniz yarışlarını anlatan Ayşe Zamacı’nın “Osmanlı Spor Tarihine Bir Katkı: Moda ve Beykoz Deniz Yarışları (1913)” (Tarih ve Günce, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Dergisi Sayı: 9, 2021 / Yaz, s. 159-188) başlıklı yazısıyla sürüyoruz.

    Balkan savaşlarından yeni ve yenik çıkılmış bir dönemin atmosferini ve sorunlarını özetleyip, dönemin önde gelen siyasi şahıslarının himayesinde

    moral verici kentsel bir sosyal etkinlik olarak düzenlenen Moda ve Beykoz yarışlarını arşiv belgelerine, süreli ve basılı yayınlara dayanarak aktarıyor Ayşe Zamacı.

    Hamidiye ve yabancı savaş gemilerinin yer aldığı bir ortamda Moda ve bir süre sonra Beykoz’da yapılan yarışlar… Gelirin, yarışı düzenleyen sosyal yardım cemiyetlerine bırakılması, biletli seyirci uygulaması ve seyirci için ek vapur seferlerinin konulması… Tamamı yapılamasa da her türlü kik, kayık, kancabaş, filika, sandal, futa, kotra ve motorun dâhil olduğu (ayrıca yağlı direk, yüzme, halat çekme vb. müsabakalar) Moda’da 29, Beykoz’da 24 kategoride yapılan yarışlar… Düzenleyici/katılımcı profili, kayık yarışlarının geçmişi, yarış programları, tekne tipleri,  izleyiciler, kulüpler, İdman Mecmuası’nda yer alan Moda yarışı organizasyonu/yönetimi ile ilgili dozu yüksek eleştiriler, İngiliz yat kulübünden (Khalkedon Racing Club) ödünç aldıkları teknelerle yarışan öğrenciler, yarışlarla ilgili 10 fotoğraf…

    Arşiv belgelerinde, Tanin, Tasvir-i Efkâr, İdman Mecmuası gibi zamanın gazete ve dergilerinde yer alan bilgilerin/fotoğrafların günümüze aktarılmasını sağlayan değerli çalışması ve yayımlanma izni için Ayşe Zamacı’ya teşekkürlerimizle…

  • Denizcilik Terimlerinin Kullanımı

    Ustam Rüzgâr ele aldığı temayı hayatın tüm alanına yaymaya çalışan, onun rehberliğini esas aldığımızda, izlediğimizde hayatta ne kadar başarılı olabileceğimizi anlatan kişisel gelişim kitaplarından biri. Galata Yayıncılık’tan çıkan kitabı Suğra Öncü çevirmiş. Orijinal adı ‘ilk işin küçük bir sandalda kürek çekmeyi öğrenmek olsun’ olan veon üç dile çevrilen kitap, denizcilikle ilgili teması nedeniyle yurdumuzda özellikle amatör denizciler arasında oldukça ilgi görmüş bir otobiyografik eser. Richard Bode rüzgâr, tekne , insan ilişkisinden yola çıkarak, doğaya ve aerodinamik kurallarına sadık kalırsak, uyum gösterirsek nasıl başarılı olabileceğimizin, tekneyi (hayatımızı) nasıl yönlendirebileceğimizin öyküsünü anlatıyor. Yelken dergilerinde “denizle ve hayatla ilgili olan herkesin ilgisini çekecek bir eser” (Can Tokman, Yelken Dünyası, Ekim 2003), denizcilik sitelerinde, “her denizcinin mutlaka, her insanın da denizciyi, yelkenciyi anlayabilmesi için okuması gereken bir kitap Ustam Rüzgâr”(Ahmet Davran, DSTİ, Kasım 2003) diye övgüyle söz edilen kitabın yazarı Richard Bode iletmek istediği hayat felsefesini ilk gençliğinde öğrendiği denizcilik ve yelkencilik deneyimleri aracılığıyla okura aktarıyor. Doğal olarak ve sıklıkla denizcilik, yelkencilik terimleri kullanan Bode, vermek istediği detayları, vurguları, nüansları bu dille anlatıyor. Dolayısıyla anlatımda denizcilik dili ve terimleri önem kazanıyor. Ancak çevirmenin denizcilikten ve özel olarak yelken seyrinden anlamaması, konuya vakıf ol(a)maması yüzünden ciddi yanlışlarla dolu çeviride bu ayrıntılar kaybolup gidiyor.

  • Ölüme Götüren Çapa mı?

    Balık tutmak için 7 metrelik bir tekneyle Florida’dan Meksika Körfezi’ne açılan, hepsi de sporcu dört genç arkadaşın hikâyesi “4’te 1”. Basit bir hata sonucu alabora olan teknedeki 4 denizciden üçü hipotermi sonrası hayatını kaybeder. Kurtarılan arkadaşları zor olan bir şeyi yapar ve dört arkadaşın yaşadıklarını dile getiren bir kitap yazar. Sıradan hataların/eksikliklerin/bilgilerin denizde insan hayatına malolabileceğini göstermesi, hipotermi sürecini birebir anlatması, hataları sıralaması/sorgulaması nedeniyle hayli öğretici ve bilgilendirici bir kitap “4’te 1”. “Sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil, dostluğa, azme ve cesarete dair de bir hikâye.”

  • Daha Çok Özen… Daha Çok Dikkat !!!

    Üç Kitabın Düzeltileri…
    Emek verdiğim kitaplarla ilgili gördüğüm/duyduğum veya bildirilen düzeltileri/itirazları not alır,
    değerlendirir, kazara yeniden basılırsa düzeltmeye çalışırım (…)
    “Eleştiri olmazsa ilerleme olmayacağına inandığım için bir ‘fener ışığı’ olması umuduyla yıllardır
    okuduğum yayınlarda, görebildiğim hataları ya yazara/çevirmene/yayıncısına ilettim ya da
    yayımlayarak okuyucularla paylaşmaya çalıştım.”
    Bu üç kitap da benimle ilgili olduğu için “iğneyi kendime batırma” zamanı…