Bahriye Yayınları ve Türk Denizcilik Tarihi (I-II)

Sezar Atmaca

Türk Denizcilik Tarihi I-II,  İdris Bostan-Salih Özbaran (ed.), Dz. K.K. 2009.

Birinci ciltte üç yabancı yazarın da makaleleriyle katkıda bulunduğu denizcilik tarihi için önemli bir çalışma.

Radikal Kitap Eki, 15 Ocak 2010.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde uzun yıllardır yayımlanan ve son yıllarda sayıları giderek artan kitapların, –Hücumbotlar / Türk Donanmasının Mayın Harbi gibi mesleki ağırlıklı olanlar değerlendirme dışı tutularak- “genel bir değerlendirmesini” yapmak istediğimizde; “belirlenmemiş/oturmamış bir yayın politikasının doğurduğu dağınıklık, kitapların çoğunun yeni bilgiler ve belgeler içermemesi, araştırmadan çok derleme veya Deniz Kuvvetleri bünyesinde daha önce yayımlanmış kitaplardaki bilgilerin tekrarına dayanması; ilgili literatürün takip edilmediği izlenimi nedeniyle akademik yönden yetersizliği; sayfa düzeni/baskı kalitesi vb. görsel eksiklikler” ilk olarak gözümüze çarpanlardır. Örneğin denizcilik tarihi için hayli önemli temel kitapların ( Hızır Hayrettin Reis’in, Seydi Ali Reis’in, Piri Reis’in, Katip Çelebi’nin kitapları -gözden geçirilmeyi bekleyen farklı nüshaları-  ve Kamus-u Bahri vb…) hiçbirinin bu yayınlar içinde çıkmaması yayın politikası açısından düşündürücü. Seydi Ali Reis’in 16. yüzyılda yazdığı, kimi bölümleri 19. yüzyılda İngilizce Almanca ve İtalyancaya çevrilen ancak hâlâ Türkçeye kazandırılmamış Hint denizlerinin  kılavuz kitabı Muhit basılmayı bekliyor… Dünyadaki sayılı örneklerden biri olan Deniz Müzesi’ndeki kadırga hakkında yayımlanmış ciddi hiçbir araştırma yok, Müze kataloğunun kaynakçasında Osmanlı gemileri hakkında yapılmış en ciddi çalışma yer almıyor… vb.

Son yıllarda Osmanlıca Bahriye Mühür ve Damga Koleksiyonu (Nurcan Bal, 2008) gibi önemli kataloglar yanında,  Amasra Tarihine Denizden Bakış (Levent Toksoy, 2009) gibi değerli yerel çalışmalar da içeren bahriye yayınları sayfa düzeni/baskı kalitesi, fotoğraf çokluğu yönünden neredeyse bir butik kitap kalitesine ulaşsa da (örneğin Deniz Tarihinde İz Bırakanlar / Denizlerimizin Amirleri  / Türk Denizcilerinin Mezartaşları-Türbeler Mezarlar / Bin Yılın Güncesinden Seçmeler / İstiklal Harbinde Bahriyemiz / Cezayirli Gazi Hasan Paşa / Deniz Gücünün Osmanlı Tarihi Üzerindeki Etkileri / Deniz Müzesi Kataloğu …) içerik için hayli yol almak ve öncelikle bir yayın politikasına dayanmak gerektiği söylenebilir. Daha önce yayımlanmış kitabı yeni bir kitabın içine gömmek, bir araştırmada yer alan  Osmanlıcadan çevrilerek yayımlanmış belgenin 23 sayfasını sadeleştirerek kitaba eklemek, telif hakkı bir müzeye ait resim için bir internet sitesini adres göstermek, usulüne uygun bir yayıncılık için Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile ilgili mevzuatın iyi bilindiği konusunda kuşkular doğuruyor.

Geçtiğimiz aylarda yayımlanan iki ciltlik “Türk Denizcilik Tarihi”  kitabı her yönüyle Deniz Kuvvetlerinin “ortalama” yayın standardının hayli üstünde bir çalışma.  Kitabın Halil İnalcık’ın danışmanlığında hazırlanan ve Denizcilik Müsteşarlığı’nca 2002’de yayımlanan, aynı adı taşıyan kitabın çok daha zenginleştirilmiş bir versiyonu olduğu söylenebilir. Hatta bu eserde yayımlanan bazı makaleler ana hatlarıyla (farklı başlıklarla…) yeni kitapta da yer alıyor.

Her iki kitabın da birkaç istisna dışında bahriye tarihiyle ilgili makalelerden oluşmasına rağmen “Bahriye Tarihi” değil de “Türk Denizcilik Tarihi” diye yayımlanması düşündürücü.

Çünkü bu durum denizciliğin iktisadi ve sosyal yönü üzerine yapılan araştırmaların azlığıyla birlikte, deniz kültürünün kaynaklarını bahriye, yani askeri donanmadan ibaret sayan, ticaret donanması/balıkçılık denizciliği/bilimsel denizcilik/spor ve yat denizciliği (ticari/amatör) gibi kaynakları da onun bir yan kolu veya tamamlayıcısı olarak gören ve gücü bütün faaliyetlerin üstünde amaç haline getiren “deniz gücü” tanımına yelken açıyor. Kitapta yer alan bazı yazılar (özellikle bahriye kökenli yazarların yazıları) yelkenlerini bu rüzgârla dolduruyor.

Örneğin 2. ciltte yer alan Rasim Ünlü imzalı “Cumhuriyet Döneminde Türk Denizcilik Eğitimi” başlıklı makalede sadece Bahriye okulları anlatılmış. Peki, 19. yüzyılın sonundan başlayarak eğitim veren, ticaret denizciliğinin kaynağı, Leyli Tüccar Kaptan Mektebi, Kaptan ve Çarkçı Mektebi, Yüksek Denizcilik Ticaret Mektebi’nden yetişenler “denizcilik eğitimi” almıyor mu? Tarihe bu gözle bakılınca da  kolayca kültür, teknolojik gelişmelere, uygarlık, savaş tarihi başarılarına indirgenebiliyor.

Editörlüğü İdris Bostan-Salih Özbaran (Birinci cilt / başlangıçtan 17. yüzyılın sonuna kadar) ile Zeki Arıkan-Lütfü Sancar (İkinci cilt / 18.yüzyıl başından 20. yüzyıla kadar) tarafından yapılan, denizcilik tarihine emek veren yerli ve yabancı birçok ismin de yer aldığı kitaptaki makalelerin neredeyse tamamı daha önce yayımlanmış (veya orijinal makalelerin gözden geçirilmiş veya kısaltılmış/uzatılmış halleri) olduğu halde orijinal kaynaklarının belirtilmemesi önemli bir eksiklik.Yazarların kısa biyografilerine de yer verilse şüphesiz iyi olurdu. Kitapta iki makalesi yer alan Tuncay Zorlu’nun konu ile ilgili iyi bir bibliyografya olan “Osmanlı Deniz Teknolojisi Üzerine” (Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi cilt 2, sayı 4, 2004)  adlı makalesinin (elden geçirilerek) kitapta yer almaması da bir eksiklik sayılabilir.

Birinci ciltte 25 makale, ikinci ciltte ise 19 makale olmak üzere toplam 44 makale ile 24 yazarın yer aldığı kitabın bahriye tarihi üzerine şimdiye dek yapılmış en iyi ve en kapsamlı derleme olduğu söylenebilir.

(Radikal Kitap Eki, 15 Ocak 2010 / Radikal Kitap editörleri “Türk Bahriyesinin Tüm Dönemleri” başlığını “uygun” görmüş ama bu başlık metne uymuyor ne yazık ki…)

Benzer Gönderiler

  • Okyanusta Kaybolmak

    Seyahatname-i Bahr-i Muhit ( bahr-i muhit:okyanus/ Okyanus Seyahatnamesi ) 1865’te görevlendirildikleri Basra’ya gitmek üzere yola çıkan ve okyanusta kaybolan iki Osmanlı savaş gemisinin başından geçenleri anlatıyor. Cebelitarık’tan çıkıp Afrika sahillerini izleyerek Ümit Burnu yoluyla Basra’ya gitmek üzere denize açılan iki Osmanlı korveti rotalarından saparak binlerce mil ötedeki Brezilya’ya, Rio de Janerio’ya varırlar. İstanbul’dan Basra’ya varmaları ise 14 ay sürer. Yazarın seyir, varış limanları, ülkeler, insanlarla ilgili ilginç gözlemleri nedeniyle önemli bir kitap Seyahatname-i Bahr-i Muhit. Denizciler için daha da önemlisi seyrin anlatımının tarihi belge niteliğinde olması.

  • Denizin “Dilini” Anlamalı

    Denizin “dilini” anlamak isteyenler için benzersiz bir deniz yolculuğu kitabı…

    Amatör Denizcilik Federasyonu’nun sekizinci yayını olan “Denizin Dili Denizin Yazısı”, ODTÜ ve BİLKENT üniversitelerinin emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Pultar’ın, yıllardır adeta akademik çalışma disipliniyle araştırıp kaleme aldığı, denizin/amatör-sportif denizciliğin sorunlarını, kaynaklarını, keyfini anlatan, daha önce yayımlanmış makalelerinden oluşuyor.

    Okuyucuları benzersiz bir deniz yolculuğuna götüren kitabın bölümleri, yazarın anlatımıyla özetlenirse;

    “ilk bölümünde, denizcilik dilinin özellikleri ve sözcüklerin öykülerinden söz eden yazılar”;ikinci bölümde, “daha çok edebî niteliklerinin ağır bastığı öne sürülebilecek, ama denizi, denizden anlatmış olan” yazarlar; üçüncü bölümde “denizcilik kültürümüzün bazı temel kitapları, özellikle kıyı kılavuzları ve denizcilik sözlükleri”; son bölümde, ise teknenin porsun ambarından çıkan “tuzlu sudan yazılar” yer alıyor.

  • |

    KAMÛS-İ BAHRÎ: DENİZ SÖZLÜĞÜ

    Mustafa Pultar hocamızın izniyle…
    Ayrıntılı bir deniz sözlüğü derleme amacıyla giriştiğim büyük emeklilik projemi yürütürken kullandığım sözlükler arasında Süleyman Nutkî’nin 1914 yılında derlediği ilk Türkçe denizcilik sözlüğü olan Kamûs-i Bahrî de vardı. Latin alfabemizle bir baskısı yapılmamış olan bu sözlükten gerektiği gibi yararlanabilmek için kitabı yeni yazımıza çevirmek zorunda kaldım. İşte bu kitap o çeviriyazıdır.

    Metnin sonuna iki ek koydum. Birincisi metinde geçen Osmanlıca sözcükler ile ilgili ufak bir lûgatçe. Diğeri ise terimlerin bugünkü söylenişleri ile eski söylenişlerini gösteren bir fihrist.

    Süleyman Nutkî hakkında daha önce yazmış olduğum bir yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

    Basılı olarak İşKültür (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) tarafından yayımlanmış olan kitap için yayınevi ile yaptığımız sözleşme uyarınca Kamûs-i Bahrî’yi deniz dili ve tarihi ile ilgilenen herkesin serbest kullanımına açtım. Bu dijital sözlükte herhangi bir sözcük, terim ya da deyimle arama yapabilirsiniz. İndirmek için ve kullanma yöntemine ilişkin ayrıntılı bilgi için burayı tıklayın. Kullandıktan sonra referans olarak belirtirseniz başkalarına da duyurmuş ve onların da yararlanmasını sağlamış olursunuz.

  • |

    Amatör-Sportif Denizcilik İçin Yayın-Yayıncılık Önerileri

    Kitap denizine açılmak

    Amatör-sportif denizcilik literatürüne, 20 yılı aşkın bir sürede, emek verdiğim/katkıda bulunduğum sayısı 50’ye ulaşan kitapların ve uğraşının deneyimiyle denize açılarak yazılan ekteki yazı, yayın/yayıncılık için neler yapılabilirin rotası hakkında bir harita çizmeye çalışırken, güzergâhtaki kayalıklara, sığlıklara, yosun tutmuş/kekamoz bağlamış ilerlemeye engel nedenlere de değiniyor, eleştiriyor, önerilerde bulunuyor. Kitaplara/denize ilgi duyan herkesle paylaşmanız dileğiyle, deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun.

  • |

    AMATÖR DENİZCİLER İÇİN TÜRKÇE SEYİR YAZILIMI ELKİTABI: SeaClear II

    Kolay kullanımlı bir bilgisayar seyir yazılımına ilişkin kullanım kılavuzu.
    SeaClear II, küçük gemiler ve amatör denizciler düşünülerek hazırlanmış olan, kişisel, özellikle de dizüstü
    bilgisayar yardımı ile harita çizen (chart plotter) ve çeşitli seyir planlama ile izleme işlemleri yapabilen bir
    yazılım paketidir. Bilgisayara bir küresel konumlama (GPS – global positioning system) alıcısının bağlı olması
    durumunda, seyir esnasında haritanın üzerinde geminin gerçek konumunu, hızını, rotasını ve seyirle ilgili
    birçok diğer bilgiyi gösterir. Bu bilgileri bilgisayara bağlı otopilot gibi seyir aygıtlarına gönderebilir.

    SeaClear II yazılımını uzun yıllardır kendi teknemde kullanıyorum. Hem ben memnunum, hem de dünyanın çeşitli yerlerinden birçok kişinin sitayişkâr yazılarını gördüm. Bunun üzerine, kullanımı Türkiye’de de belki yaygınlaşır diye kullanım dilini Türkçe’ye çevirdim ve ayrıntılı elkitabını yazdım.

  • Eski Denizcilik (Ahmet Rasim Barkınay’ın) Kitaplarının “İçi Zedelenmiş/Boşaltılmış” Yeni Baskıları

    Osmanlı ya da Cumhuriyet Bahriyesinin yayını olan ve denizcilik kültürünün/literatürünün sürekliliğini sağlayacak eski kaynak kitapların Deniz Kuvvetleri Yayınları arasında yer almaması kurumun yayın politikası açısından düşündürücüdür.
    Basılması gereken kitaplardan da örnekler vererek bu eksikliği birçok kez yazmıştım. Söz konusu yazılardan birinde Ahmet Rasim Barkınay’ın kılavuz kitaplarını da basılması gereken eserler arasında saymıştım.
    Denizcilik alanına ilgisini duymadığımız/bilmediğimiz bir yayınevinin (Dorlion Yayınları) Ahmet Rasim Barkınay’ın üçü kılavuz kitabı (Karadeniz, Akdeniz ve Ege), toplam beş eserini birbiri peşisıra yayımladığını öğrenince kitapları edindim. Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni yazıyla basılmış bu beş kitap sadeleştirilerek günümüze ulaştırılmış, ancak, eski ve yeni (sadeleştirilmiş) baskılar karşılaştırıldığında yayıncının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun sağladığı bir haktan bir an önce faydalanarak yol alma/ilk olma, terlemeden kazanma hevesi dışında bir niyeti/gayreti olmadığını gördüm.
    “Deniz haritacılığımızın öncüsü bir deniz subayı” olan Barkınay Cumhuriyet döneminin başlarında kaleme aldığı “hâlâ aşılamamış” kıyı kılavuzları hazırladığı için Prof. Dr. Mustafa Pultar “ona Cumhuriyet’in Pîrî Reisi’i” unvanını verirsek hiç abartmış olmayız” der.
    Bu kısa bilgiyi vermemin nedeni Dorlion Yayınları’nın Ahmet Rasim Barkınay hakkında kitaplarda tek kelime yazmamış olmasıdır.
    Basılan kitapların durumunu gösterebilmek için önce beş kitaptaki (Karadeniz Sevahili, 1930; Akdeniz Kılavuzu, 1945; Ege Denizi ve Edremit Körfezi Deniz Kılavuzu, 1939; Denizcilere Faydalı Bilgiler, 1939; Gemicilik Sözlüğü -Ufak Gemicilik Lügatı, 1947-) ortak noktaları vurgulayıp sonra da tek tek eski baskılarına bakarak bazı örneklerle yeni baskıları değerlendirelim.
    Yazı boyunca vereceğim örnekler, yapılan ekleme, çıkarma, atlama, uydurma ve değişiklikler kitaplardaki “sadeleştirmenin niteliği ve özeni hakkında” yeterli bir fikir veriyor, bu nedenle karşılaştırmaları kitapların ilk 10-15 sayfasını esas alarak yaptım, fazlasına gerek duymadım.

    Belki “zaten baskıları yoktu, üstelik de sadeleştirilmiş, hiç yoktan iyidir” diyen de çıkabilir, ancak, kitapların düzgün bir yayıncı ciddiyetinden uzak, keyfi müdahalelerle “içi boşaltılmış” yeni hallerini bir “yayıncılık hizmeti” saymak mümkün değildir.

    Bu tür kitapları günümüze aktarabilmek geçmişe ve geleceğe olan sorumluluğumuzdur ama bunun için hayli emek, çaba, bilgi ve iyi niyet gerekiyor, yoksa özensiz, üstten bakan bir el değdirmeyle terlemeden kazanacak bir “ürün” çıkarmak işin kolayı. Orijinal metinleri olduğu gibi basmak ya da dijital hallerinin erişilebilir hale getirilmesi de bir çözüm ama değerli olan bu eserlerin yazar biyografili, açıklamalı gerekirse notlamalı, derkenârlı çeviriyazılarını/sadeleştirmelerini hazırlayabilmek (bunun güzel bir örneği de var: Adalar Denizi Kılavuzu (1926) çeviriyazı, Prof. Dr. Mustafa Pultar).

    Dileriz Barkınay’ın kitaplarının başına gelenler benzeri diğer denizcilik kitaplarının başına gelmez, çünkü denizcilik geçmişimizi tanıma ve bilmenin kazandıracağı bilgi birikimine ihtiyacımız var.