Denizin “Dilini” Anlamalı

Denizin Dili Denizin Yazısı, Mustafa Pultar, ADF Yayınları, 2010.

Denizin “dilini” anlamak isteyenler için benzersiz bir deniz yolculuğu

Amatör Denizcilik Federasyonu’nun sekizinci yayını olan “Denizin Dili Denizin Yazısı”, ODTÜ ve BİLKENT üniversitelerinin emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Pultar’ın, yıllardır adeta akademik çalışma disipliniyle araştırıp kaleme aldığı, denizin/amatör-sportif denizciliğin sorunlarını, kaynaklarını, keyfini anlatan, daha önce yayımlanmış makalelerinden oluşuyor.

Radikal Kitap Eki, 18 Haziran 2010

Okuyucuları benzersiz bir deniz yolculuğuna götüren kitabın bölümleri, yazarın anlatımıyla özetlenirse;

“ilk bölümünde, denizcilik dilinin özellikleri ve sözcüklerin öykülerinden söz eden yazılar”; ikinci bölümde, “daha çok edebî niteliklerinin ağır bastığı öne sürülebilecek, ama denizi, denizden anlatmış olan” yazarlar; üçüncü bölümde “denizcilik kültürümüzün bazı temel kitapları, özellikle kıyı kılavuzları ve denizcilik sözlükleri”; son bölümde, ise teknenin porsun ambarından çıkan “tuzlu sudan yazılar” yer alıyor.

Mustafa Pultar, “hiç şüphe yok ki, kültürün en önemli öğesidir” dediği dile kitapta geniş yer veriyor; denizci dilini sistematik biçimde, örneğin “Gelin biz de ahşaptan bir tekne inşa edip, o sırada neler dediğimize şöyle bir kulak verelim.” diyerek anlatması bu özel dili çok daha anlaşılır kılıyor. Yazar, “Her denizci bilmelidir” dediği şair Agehî’nin 1560’ta yazdığı “gemici kasidesinden”, ya da 20. yüzyılın denizci argosundan verdiği örneklerle rotasını engin denizlere çeviriyor.

ADF Yayınları, 2010

Denizci dilinin sorunlarına -özellikle karmaşa içindeki amatör denizcilik diline- da değiniyor Pultar. “Diline yeterli özeni göstermeyenlerin, kültürü de dilleri gibi yalapşap bir hercümerç olur”; “denizciliğimize olan ilginin artması ve benimsenmesinin koşullarından biri, onun kullandığı dilin kolaylıkla anlaşılır hale gelmesidir.” diyor. Diyor ama “denizciliğin” değil “yarışçılığın”; yarışmanın/yarışmacının değil yarışın/yarışçının “dilinin baskın” olduğu ülkemizde yazarın bir kitaptan (Yarış Ekibi El Kitabı, M. Miharbi, Türk Yelken Vakfı) aktardığı örnekler yarışçılığın bunları pek sorun etmediğini gösteriyor:: “End to end kavança … Baş adamı lazy guy’ı eline alıp direk dibine geçer… . Peeling yapılacağı zaman baş adamı peeling strop denilen bir ucuna shackle bağlanmış …  broach tehlikelidir! Rolling ile başlar … Preventer varsa süratle sökün veya kesin! Yeni runner’ı doldurup eski runner’ı boşaltın.”

Denizcilik diline yeni giren kelimelere Türkçe karşılık bulun(a)mamasının nedenleri arasında dilin kaynaklarının, eski kullanımlarının bilinmeyişi, unutulması, önemsenmeyişi de sayılabilir. Pultar, denizcilik sözlüklerindeki birçok terimi armasında, gövdesinde taşıyan kabasorta armalı(seren yelkenli) gemilere de açmış sayfalarını: “Bugün kullandığımız birçok yelkenci deyiminin kökeni seren yelkenli gemilerin örümcek ağı gibi görünen donanımında yatmakta”dır dediği gemilerin donanımını şekillerle de açıklamış. Bu nedenle İstanbul 2010 Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında İstanbul’a gelen ve Mayıs sonunda(27-30 Mayıs) zarafetlerini sergileyen Tall Ships Regatta’ya katılan kabasorta armalı gemileri merak edenler, için iyi bir rehber kitap Denizin Dili Denizin Yazısı. Yarışın, “kabasorta armalı tekneler”, “seren yelkenli tekneler”, “klasik armalı tekneler” gibi yerleşik tanımlar dururken ilgililerce “Boylu Soylu Yelkenliler” diye adlandırılması olsa olsa  işgüzarlıktır. Çünkü etkinliğe “adını veren” yelkenlilerin (tall-ship/square rig) kökeni, boyu veya soyu değil armayı yani “serenlerin üzerine açılan kare yelkenleri” tanımlar (Kurallar gereğince yarış “arma ve boya göre” 4 kategoride yapılır) ve Tall Ship (=Square-rigged sailing ship) karşılığı seren yelkenli büyük gemi veya kabasorta armalı yelkenli gemi’dir.

Denizcilikle ilgisi olmayan –bu örnekteki gibi armayı açıklamayan- tanımlar uydurmak, dili anlaşılır kılmaz, denizciliği geliştirmez. Pultar kitabın Önsöz’ünde dilin iki önemli özelliğini açıklıyor: Dil “düşüncenin yaşam ortamı”dır,dilin gelişmediği topluluklar “düşünmeyi de pek beceremezler” ve dil “yazının, kültürün saklanması ve idame ettirilmesindeki temel araç”tır. Biz,”Deniz Müzesi’nde ya da bir kitap köşesinde kalmış bir iki kalyon resmiyle” avuna duralım, birçok ülke seren yelkenli gemilerle de (bahriye/ticaret denizciliği)denizcilik eğitimini  sürdürüyor. Mustafa Pultar’ın “bütün direkleri ‘kabasorta’ (kökeni Venedikçe cavo a sorda=boş ve sağır) yelkenlerle donatılmış”, 1905’te kadro dışı bırakılan, Bahriye mektebimizin son yelkenli okul gemisinden söz ederken “çift direkli, kabasorta armalı brig Nüveyd-i Fütuh kadro dışı olduktan sonra yelkenli gemilere mahsus terimler sadece gemicilik kitaplarında kaldı.” demesi boşuna değil.

Yıldızların, Rüzgârın, Kılavuzların İzinde

“Oldum olası gece seyrini severim, mutlaka keyfine varılması gerekli bir seyirdir diye düşünürüm. Gece seyri, insanın evrendeki yerini daha iyi kavradığı, denizdeki, dünyadaki, semadaki her şeyle uyumunu daha iyi anladığı zamandır. Hele hele bir de mehtap varsa!” deyip sayfalarca yıldızların gök haritasındaki izini sürüyor, yıldız adlarının anlamlarını, kültürel hikâyelerini anlatıyor Mustafa Pultar. Rüzgâr adlarının hikâyeleri yanında meteorolojik olayların denizdeki yerinden de edebi bir lezzetle söz ediyor:

“Karada iklim olayları olağan olaylardan sayılır, yaşamı aksatsalar bile, öyle derinden etkilemezler. Deniz de ise öyle mi? Rüzgâr eser, fırtına olur, deniz kudurur. Rüzgâr esmez, güneşin altında kavrulur kalırsın. Sis olur, her şeyin griye dönüştüğü bir âlemde, sıkıntı basar insanı, endişe basar, küçücük bir evrende çaresiz, umutsuz kalıverirsin. Bir de yağmur; kendine özgü zorlukları olduğu kadar, nimetleri de güzellikleri de olan bir olay.”

Birçok yayında yer alan, denizcilerin yıllardır kullanageldiği Fırtına Takvimi’nin zaaflarına değiniyor; denizcilerin kılavuzu haritalardaki yer adlarının tekdüzeliğine yönelik eleştirilerden, bunların nedenlerinden söz edip, kimi değişikliklerin arkasındaki zenofobiye de dikkat çekiyor.

Amatör/Sportif Denizcilik

Denizcilik Müsteşarlığı’nın amatör/sportif denizcilik hakkındaki uygulamalarına (örneğin “Bağlama Kütüğü” ucubesine) bakarak, amatör/sportif denizciliğe, denizciliği meslek edinen/denizcilikten gelir elde eden “profesyonellerin/gemiadamlarının” gözüyle yaklaşıldığı, dünyadaki gelişmelerden haberdar olunmadığı söylenebilir. Yetkililer bu kitabı okur mu bilinmez ama kendisi de yıllardır denizlerde dolaşan amatör bir denizci olan yazar, denizcilikte gelişmiş ülkelerde, yıllar boyunca gözden geçirilip, zenginleştirilerek defalarca yayımlanan denizciliğin adeta “kutsal kitaplarından” kerteriz alarak, “denizciliğin asıl ve gerçek kaynağının” merak dürtüsüne, sevgi duygusuna dayalı “amatör/sportif denizcilik olduğuna inanışın” bu ülkelerdeki kurumsal yapının temelini oluşturan düşüncede yattığını belirtip “keşke biz de işadamlarımızı, siyasilerimizi ve idarecilerimizi bu gerçeğe inandırabilsek” diyerek amatör denizciliğin önemini vurguluyor.

“Denizin Dili, Denizin Yazısı” ahşap tekne inşasından, tekne anatomisine; kayıktan,pirattan, seren yelkenli gemilere; denizci argosundan, denizcilik diline; gece seyrinin doyulmaz keyfinden, yıldızların dünyasına; denizcilere fener olmuş kitaplardan, denizi yazanlara…  okuyucuları benzersiz bir deniz yolculuğuna götüren keyifli bir kitap.

 (-kısaltılmışı-Radikal Kitap Eki, 18 Haziran 2010)

NOT: Baskısı 2015’te tükenen bu kitap ADF yönetimince “satışı yavaş olduğu” gerekçesiyle hâlâ (Mayıs 2023) basılmadı.

Denizin diline meraklıysanız mutlaka bakınız: https://www.pultar.org/ veya ERİŞİME AÇIK KAYNAKLAR

Similar Posts

  • |

    Anonim Denizcilik Sözlüğü (pdf) ve Hikâyesi

    Anonim Denizcilik Sözlüğü’nün hikâyesi 2010 yılında ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu yayınlarına editörlük yaparken ADF başkanı Teoman Arsay’ın “değerlendirme yapmam için” PVC kaplı, halkalı klasöre yerleştirilmiş bir sözlük çalışması dosyasını vermesiyle başlar. Dosyayı rahmetli bir gemiadamının akrabaları Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürü Özkan Poyraz’a, o da Ocak 2010’da ADF başkanına vermişti.
    Dosyadaki sözlük çalışması 30 yıl önce, Ağustos 1980’de iyi bir elyazısıyla aydınger kâğıdına Rapido kalemle yazılmaya/çizilmeye başlanmış, T harfine kadar tamamlanmış, 340 sayfalık, her satırındaki el emeği ile farklı bir denizcilik sözlüğü çalışmasıydı. Dosyada yazarla ilgili herhangi bir bilgi olmadığı gibi dosyayı iletenler yazar hakkında herhangi bir bilgi vermemiş, bir irtibat adresi de bırakmamıştı.
    İnceledikten sonra yazarı belirsiz bu sözlüğün “aydınger kâğıda yazılmış orijinal haliyle basılmasını” öneren kısa bir rapor hazırlayarak ADF’ye sundum ve bu çerçevede Mustafa Pultar hocamızın da katkısıyla araştırmaya başladık. (…) Yazar hakkında bir bilgi edinilememesi, 30 yıl sonra da olsa ansiklopedi ve internette yayımlanmış yazarı/kaynağı belirsiz kimi sözlüklerdeki madde benzerliği nedeniyle yayımlanmasından vazgeçildi (Şubat 2011).
    (…)
    Kopyası elimin altında olan ve zaman zaman da faydalandığım bu çalışmanın orijinal dosyasını geçtiğimiz yıl Teoman abi (Arsay) bana verince çalışmayı kitap haline getirip pdf formatında sitede yayımlamayı önerdim.

    Mustafa Pultar hocamızın hazırladığı U, Ü, V, Y, Z maddeleri yazarın yazısına yakın bir puntoyla dizildi ve yazarın çalışma notlarıyla birlikte sözlüğe eklendi. Kitap olabilmesi için yaklaşık 40 yılın yorgunluğu ve ince aydınger kullanılması nedeniyle özelliğini yitirmiş, kırık, dalgalanmış sayfalar temizlenip tarandı, orijinal ölçülerine sadık kalındı, madde başlıkları kırmızı yapıldı, yazar harf başlıklarını düzenli olarak kullanmadığı için sayfa kenarlarına harf bantları (A, B, C…) eklendi. Sözlüğün hikâyesi sunuş yazısı oldu, kitaptaki çizimlerden ön/arka kapak hazırlandı ve her harfinde/çiziminde el emeği, göz nuru olan, klavyenin imkânlarını değil kalemle yazmanın güzelliğini hatırlatan sıradışı görsellikteki elyazması bu sözlük ortaya çıktı.

    Yazarının yaklaşık dört yılda hazırladığı, Teoman Arsay abimizin ve Mustafa Pultar hocamızın katkılarıyla 40 yıl sonra gecikmeyle de olsa sizlere ulaşan bu sözlük, onca emeğine, çabasına karşılık tamamlayamadan deryaya veda eden isimsiz yazarının anısına tüm isimsiz denizcilere/gemiadamlarına adandı.

    Deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun.

    Sezar Atmaca

    NOT: Sözlük birkaç saniye içinde açılır. Sayfa sonundaki İndir’e basarak sözlüğü indirebilirsiniz.

  • |

    AMATÖR DENİZCİLER İÇİN TÜRKÇE SEYİR YAZILIMI ELKİTABI: SeaClear II

    Kolay kullanımlı bir bilgisayar seyir yazılımına ilişkin kullanım kılavuzu.
    SeaClear II, küçük gemiler ve amatör denizciler düşünülerek hazırlanmış olan, kişisel, özellikle de dizüstü
    bilgisayar yardımı ile harita çizen (chart plotter) ve çeşitli seyir planlama ile izleme işlemleri yapabilen bir
    yazılım paketidir. Bilgisayara bir küresel konumlama (GPS – global positioning system) alıcısının bağlı olması
    durumunda, seyir esnasında haritanın üzerinde geminin gerçek konumunu, hızını, rotasını ve seyirle ilgili
    birçok diğer bilgiyi gösterir. Bu bilgileri bilgisayara bağlı otopilot gibi seyir aygıtlarına gönderebilir.

    SeaClear II yazılımını uzun yıllardır kendi teknemde kullanıyorum. Hem ben memnunum, hem de dünyanın çeşitli yerlerinden birçok kişinin sitayişkâr yazılarını gördüm. Bunun üzerine, kullanımı Türkiye’de de belki yaygınlaşır diye kullanım dilini Türkçe’ye çevirdim ve ayrıntılı elkitabını yazdım.

  • |

    YILDIZ ADLARI SÖZLÜĞÜ

    Sabit yıldızların ve takımyıldızların adlarını, etimolojilerini ve hikâyelerini anlatan bir sözlük.

    Yıldız Adları Sözlüğü, öyle tesadüfen bulaştığım işlerin bir ürünüdür.

    Denizcilik diline ilgi duymağa başladığımda, bu alandaki sözlüklerin kıtlığı dikkatimi çekmişti. Sayısız emeklilik projelerimden biri olarak bir deniz sözlüğü düzenleme işine giriştikten ve 16 bin civarında sözcük derledikten sonra bunları işlemeye koyuldum. Yapmaya giriştiğim işi öğrenebilmek için, bunu kapsamı en dar olan alanlardan başlayarak yapmanın daha doğru olacağı kanısıyla önce yıldız adlarından başlayayım dedim. Çünkü denizcilikte seyir için kullanılan yıldız sayısı oldukça azdı ve bu işle kolayca başa çıkılabilirdi.
    İşin içine girdikçe kazın ayağının öyle olmadığı, az sayıdaki yıldızın çoğunun bile Türkçe adının bulunmadığı ortaya çıktı. Osmanlı döneminde kullanılan yıldız adları nerdeyse tümüyle terkedilmiş ve onların yerine batı dillerinden aktarılmış olan adlar kullanılmaya başlanmıştı. Biraz mürekkep yalamış biri için Osmanlıca adların ne anlama geldiklerini kavramak mümkün olduğu halde, genelde bozulmuş ve çarpıtılmış Arapça adlar olan yabancı adların anlamını çıkarmak o kadar da kolay, hatta bazan olanaklı bile değildi. Ne demek olduklarını bilmediğimiz Betelgeuse, Vega, Benetnasch, Fomalhaut, Achernar gibi garip adlar kullanıyorduk.

  • | |

    OCEAN SOLITAIRE

    Yayın izni için Haldun Karagöz’e teşekkürler.
    Teknesi Amanin (Amel 54) ile okyanusları aşan “solo yelkenci” Haldun Karagöz’ün kitabı her yönüyle bildiğimiz gezgin kitaplarından hayli farklı. Kitap hakkında yıllar önce yaptığım kısa değerlendirmenin yer aldığı yazının linkini vereyim ve sözü yaptığı “solo” yolculukların rotasını öndeyişte anlatan Haldun Karagöz’e ve sıra dışı kitabına bırakayım:

    “Amanin ve ben, 2012 yılında batıya doğru giderek dünyanın etrafındaki ilk yolculuğumuzu yaptık. Coconut Milk Run rotası denilen bu rotadaki yolculuk, daha çok Atlantik ve Güney Pasifik Okyanuslarındaki tropik ve sub-tropik bölgelerde geçse de, Torres Geçidi, Güney Hint Okyanusu, Agulhas ve Ümit Burunları gibi denizlerin tadına da baktı.

    2017 yılında, bu defa 1800’lerin eski yün ve tahıl ticareti rotası denilen rotadan, yani bütün burunların (Ümit, Leeuwin ve Horn burunlarının) altından ve Antarktika’nın etrafından seyretme niyetiyle tekrar yola çıktık. Bu kez durmadan. (…)

    Bu kitap, bu yolculukların hikâyesini anlatmak için.”

    Sayfa Çevirmeli Yeni Sürüm:

    Daha önce Gezgin Korsan ve DADD sitelerinde pdf formatında yayımlanan kitabın “sayfa çevirmeli” yeni sürümünün özelliklerini aşağıda, erişim adresi ise sayfa sonunda yer alıyor.

  • |

    Amatör-Sportif Denizcilik İçin Yayın-Yayıncılık Önerileri

    Kitap denizine açılmak

    Amatör-sportif denizcilik literatürüne, 20 yılı aşkın bir sürede, emek verdiğim/katkıda bulunduğum sayısı 50’ye ulaşan kitapların ve uğraşının deneyimiyle denize açılarak yazılan ekteki yazı, yayın/yayıncılık için neler yapılabilirin rotası hakkında bir harita çizmeye çalışırken, güzergâhtaki kayalıklara, sığlıklara, yosun tutmuş/kekamoz bağlamış ilerlemeye engel nedenlere de değiniyor, eleştiriyor, önerilerde bulunuyor. Kitaplara/denize ilgi duyan herkesle paylaşmanız dileğiyle, deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun.

  • | |

    Erişime Açık Site Önerileri

    Takip ettiğim, ilgimi çeken “üyesiz/abonesiz/şifresiz ulaşılabilen, reklam almayan, ağırlıkla yazılı metinler içeren” sitelerden bazılarını önereceğim. Mutlaka başkaları da vardır ama bunlar benim seçimlerim ki öneri kıstaslarıma uyarsa zamanla başkalarını da listeye ekleyebilirim. Bu sitelerin ortak özelliklerini şöyle sıralayabilirim:

    “Kişisel veya kurumsal, deryamızı zenginleştiren, renk/değer katan, kitapları, makaleleri, çeviri yazıları, söyleşileri, konuşmaları, projeleri/araştırmaları/çalışmaları, gezileri ve fotoğraflarıyla… önemli bilgi/başvuru kaynakları.”

    İzin ve paylaşımları için site ilgililerine teşekkürlerimizle…