Motorda Su Yanlış Yolu Seçince

Michael Herrmann, çeviren Âli San

(Trans Ocean dergisi Kasım 2023 sayısından yazarın özel izniyle çevrilmiştir.)



Motorda Su Yanlış Yolu Seçince

Başlangıçta motorun (Perkins 4-236 tipi) ilk çalıştırmada çok da belirgin olmayan bazı sıkıntıları vardı. Sağlam yapılı motor kolay çalışmak istemiyormuş gibiydi, marş motoru da çalışması için gerekli devre zorlanarak, yavaşça çıkarabiliyordu.

Servis için çağrılan teknisyen ise bekleneceği üzere, marş motorunun ömrünü tamamladığı ve yenilenmesi gerektiğini bildirdi. Bu birkaç bin Euroluk bir maliyet demektir. Bunun üzerine mal sahibi sökülmüş marş motorunu dağıtıp içini temizlemeye ve kömürlerini değiştirmeye karar verir. Bu şekilde “elden geçmiş” marş motoru tekrar yerine monte edilir ve motor birkaç denemeden sonra, biraz sallantılı da olsa, çalışır. Henüz motorun ilk çalışmadaki isteksizliğinin marş motorundan veya onun elektrik donanımından değil, daha derinde yatan ve maliyetli nedenlerden kaynaklandığı anlaşılmamıştır.  

Enjektörler ve su damlaları

Bir müddet denedikten sonra motor hâlâ düzgün çalışmayınca enjektörleri kontrol etmeye ve gerekiyorsa değiştirmeye karar verilir. İlk olarak motorun şanzıman tarafındaki dördüncü silindirinin enjektörü söküldüğünde silindir kapağındaki yuva dişlerinden birkaç damla su damlar. Bu sadece enjektör temizliğinin motorun sorunu için çözüm olamayacağına dair ilk şüpheleri doğurur.

Bir numaralı suçlu: Korozyona uğramış ve usulüne uygun lehimlenmemiş eşanjör.
İki numaralı suçlu: Çıkış ucu bir şişeye sokulmuş nefeslik.
Sonuç: Tamamen harap olmuş motor.
Arızalı motor: Dışardan neredeyse yepyeni görünmektedir.

Suyun yolu 

Kısa sürede suyun kaynağının yalnızca egzoz sistemi olabileceği anlaşılır. Tahminler deniz suyunun egzoz sisteminden egzoz manifolduna, buradan da açık kalmış bir egzoz subabından geçerek, ilk önce son silindirin yanma odasına girdiği yönündedir. Teknelerde bu tarz arızalara, egzoz sisteminde bir nefeslik (havalandırma valfi) olmadığında deniz suyu pompasının eskiyip aşınarak sızdırmazlığını kaybettiği ve deniz suyu giriş vanasının da açık olduğu durumlarda rastlanılır.

Motorun içi: Paslanmış soğutma kanalları, korozyona uğramış silindir gömlekleri ve aşınmış pistonlar.

Buraya kadar tahminler tamamdır, ancak teknenin motor bölme duvarında, hem de su kesiminden uygun yükseklikte monte edilmiş bir nefeslik olduğu rahatça görülmektedir. Tesadüfen orada bulunan bir teknisyen biraz dikkatli bir bakışla görünürdeki bu çelişkinin açıklamasını şöyle yapar: “Mevcut nefeslik motor stop edildiğinde birbirleriyle bağlantılı olan, eşanjör ve egzoz gazına su püskürtme dirseği arasındaki bağlantıyı kesen bir valfe sahip değildir. Bunun yerine gövdesinde, suyun dışarı akabileceği ve suyun yerine deniz suyu sistemine hava emilebilecek  ince bir hortumun bağlanabileceği bir çıkış vardır. Aslında zaten birkaç sene sonra büyük olasılıkla sızdırmazlığını yitirecek bir valf gerektirmediği için de bu gayet pratik bir çözümdür.”  

Ancak bu örnekte, kurnaz bir akıl gövdeye bir delik delip, bir gövde çıkışı monte etmek ve hortumu buna bağlamak yerine, kolay yoldan havalandırma gövdesinden bir hortumu aşağıya sallandırıp ucunu bir şişenin ağzına vermiştir.

Deniz suyunun egzoz manifoldundan motora girmesine engel olmak için bir nefesliğin deniz suyu pompasının basınç tarafına, örneğin egzoz soğutma suyu püskürtme borusuna eklenmesi gerekir.
Motor, egzoz manifoldu ve eşanjör su hattının altında olduklarından bir nefeslik yoksa, deniz suyu pompasının su giriş vanasının açık ve impeller kanatlarının aşınmış olduğu hallerde tüm motor parçaları suyla dolabilir.

Ancak fizik hileye gelmez. En nihayet şişedeki su hortumun ucu hizasına kadar yükseldiğinde eşanjör çıkışıyla egzoz su püskürtme dirseği arasındaki bağlantı tekrar kurulur. Böylelikle deniz suyu, deniz suyu girişi, devirdaim pompası, eşanjör, egzoz su püskürtme dirseği, egzoz manifoldu, açık egzoz subapı  yolunu takip ederek yanma odasına ulaşır ve sonunda feci bir korozyona yol açar. Bu marş motorunun da tuhaf işleyişini açıklar.

Egzoz supabının yeterli süre açık kaldığı dönemlerde silindire dolan su silindirin hareketini frenleyerek marş motorunu zorlar. Zamanla bu su kartere inip silindir boşaldığında marş motoru rahatlar.

Dahili soğutma çevriminde pas debinin düşük olduğu yerlerde, mesela boru demetinin ucunda yoğunlaşır.
Silindir kafasının su kanalları tamamen tıkanmıştır.

Yağ radyatörü
Hem motor hem de şanzıman yağ soğutucuları genelde motor soğutma sisteminin alt noktalarında bulunur ve içlerinde birikmiş suyu tahliye etmek zordur, bazen de bu işlem tamamen unutulur. Bu durumda özellikle donma görülen hava şartlarında su boru demetinde donar ve boruları patlatabilir. Ayrıca korozyona da neden olduklarından borular delinebilir. Akabinde motor çalıştırılırsa ve stop edilir edilmez deniz suyu giriş vanası kapatılmazsa deniz suyu yağ dolaşımına karışıp motorun subap kapağına kadar  yükselebilir. Lastik kapaklı yağ soğutucularda sistemdeki su ancak daha alçakta kalan lastik kapak sökülürse tahliye edilebilir. 


Yine de bu tespit karterde bulunan su miktarını açıklayamaz. Taze sayılabilecek motor yağı kısa sürede, motor çalıştırıldıktan sadece birkaç dakika sonra grileşmiştir. Bu motora sadece birkaç damla değil, daha fazla su girdiğini gösterir. Suyun kaynağı ancak motor söküldükten sonra anlaşılır. Eşanjörün (ısı değiştiricisi) içindeki boru demetinde deniz suyu ile motor soğutma sıvısı arasında oluşmuş bir sızıntı lehimlenirken kötü bir tamirat yapılmış ve böylelikle motor her çalıştırıldığında deniz suyu motorun iç soğutma sistemine karışmıştır. Bunun sonucu motorun tüm içini kapsayan kuvvetli bir korozyon olmuştur.

Yeni değiştirilmiş motor yağının birkaç saatlik çalışma sonundaki hali. Gri izler deniz suyudur.
Motorun sık sık yüksüz çalışması nedeniyle (ör. aküleri doldurma amacıyla) silindir gömleğinde oluşan yüzey izi ( bore glazing).
Supapların üzerlerindeki izler egzoz sisteminden gelen deniz suyunun tipik sonucudur.
Arka iki silindirin pistonlarındaki korozyon ön pistonlardan belirgin derecede farklıdır, bu da suyun egzoz manifoldundan geldiğinin delilidir.

Bu vakanın ilginç yanı birbirinden bağımsız gelişen iki ayrı olayın birleşerek motoru mahvetmiş olmasıdır. Bozulmuş motor yağının ulaşabildiği her noktada korozyon oluşmuştur.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Eşanjör tamiri yapılacaksa borular gelişigüzel lehimlenmemeli ve nefeslik talimatlara uygun biçimde monte edilmelidirler.

Yazı : Michael Herrmann

Fotolar : Frank Egersdörfer

Similar Posts

  • |

    Güvertenizi Baştan Kıça Kontrol Edin…

    Güvertede, her an iç içe olduğumuz ve kullandığımız donanıma ve teçhizata acaba hak ettikleri ilgiyi gösteriyor muyuz? Bastığımız zemini, tutamakları, puntelleri, makaraları, tavan kapaklarını, güvertedeki kabloları, vinçleri, emniyet teçhizatını, halatları, yelken arabalarını, bağlantı yerlerini… kontrol ederken nelere dikkat etmeliyiz? Karşılaşılan problemleri nasıl çözebiliriz?

    Siz de aşağıdaki listeye göre teknenize bu gözle bir bakın bakalım, acaba sonuçlar ne olacak?
    Practical Boat Owner , Skipper’s Handbook (Reislerin Elkitabı) PBO, 2014 ve Tekne Bakımı Elkitabı, Andrew Simpson (çev. Doğan Çelen) ADF Yayınları 2014, kitaplarından faydalanarak derlenmiştir.  Çeviriler Doğan Çelen, derleme Sezar Atmaca.

  • |

    Porsun Ambarı’na Çeviri Yazılar

    “Porsun Ambarı adlı, seyre/donanıma/kullanıma ilişkin telif/çeviri veya derleme birçok yazının yer alacağı yeni bir kategoride yazılar yayımlayacağımızı” 2024 yılı başında belirtsek de bugüne dek ancak iki yazı yayımlayabildik. Yıllardır üye olarak ilgiyle takip ettiğimiz sitelerden biri olan www.skippertips.com’un kurucusu Kaptan John Jamieson’un “özel izniyle” çevirip/yayımlayacağımız yazıların da katkılarıyla Porsun Ambarı’nı zenginleştirmeye çalışacağız.
    Yazıların çevirilerini, Tekne Mekaniği Elkitabı, Tekne Bakım Elkitabı, Pratik Teknecilik Ansiklopedisi (Ali Gündüz’le birlikte), Denizciler İçin Faydalı Bilgiler Kitabı ve Sürdürülebilir Yelkencilik kitaplarının çevirileriyle literatüre önemli katkılar yapan değerli dostumuz Doğan Çelen yapacak.
    ABD’nin doğu kıyısı ve Karayipler’de onbinlerce mil kat etmiş, uzun yıllar ~8 metrelik (27 feet) yelkenli teknesinde yaşamış bir deniz emektarı olan Kaptan John, yirmi yılı aşkın bir süre Amerika Birleşik Devletleri Sahil Güvenliği’nde navigatör, arama kurtarma sorumlusu, gemi kaptanı ve eğitim uzmanı olarak görev yaptıktan sonra Florida’daki Chapman Denizcilik Okulu’nda denizcilik ve harita navigasyonu bölümlerini yönetmiştir.
    Kaptan John Jamieson, yelkencilik, navigasyon, demirleme, bağlar, tekne kullanma ve hava durumu gibi konularda işe yarayacak denenmiş, kanıtlanmış özlü/pratik bilgiler sunan yazılarıyla teknenizde meydana gelebilecek problemlerin üstesinden gelebilecek, hızlı ve kolay kararlar almanın yollarını göstermeye çalışıyor.
    Seamanship Secrets (Denizcilik Sırları) ve Captain John’s Sailing Skills Series (Kaptan John’un Yelken Becerileri Serisi) kitaplarının da yazarı olan Kaptan John’un makaleleri Blue Water Sailing ve Good Old Boat dergilerinde yayımlanmıştır.

  • |

    Amatör Denizci Elkitabı’nın Hikâyesi

    ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın ilk baskısı 2005 yılında yayımlandı ama 18 yıldır basılı ya da sosyal medyadan kimse merak edip de kitabın hikâyesini sormadı, ta ki Setur Marinaları’nın telefon uygulamasında yer alan Highlights’tan Kayhan Yavuz sorana kadar. ADEK’le ilgili sorulara verdiğim cevapların Highlights* yorumlarıyla yayımlanan metni aşağıda.

    Konusunda amatör denizciler tarafından yazılmış/hazırlanmış bir ilk kitap olduğu için ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesini içeren bu yazışmayı “Yeni Bir Amatör Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyasına bir ilk yazı olarak eklemekte tereddüt etmedim. İşin emektarı ben olsam da kollektif bir çalışmayı/çabayı göstermesi açısından da güzel/özenilesi bir hikâyedir ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesi.

    *(Setur Marinaları telefon uygulaması Highlights’a erişim için uygulamayı appstore veya Google Play’den –ücretsiz- indirip telefonda açmak gerekiyor. )

  • Son Emir : “Batırın”

    II. Dünya Savaşı’nda Nazilerin Sovyet donanmasına üstünlük kurmak için kara ve nehir yoluyla binlerce kilometre taşıyarak Baltık Denizi’nden Karadeniz’e getirdiği denizaltılardan üçünün Türkiye sahillerinde mürettebatı tarafından batırılıp, karaya çıkan denizaltı personelinin yakalanması/enterne edilmesi ve yıllar sonra ikisi bulunan batık U-Boot’ların çarpıcı hikâyesi.

    Yıllar geçmesine rağmen kara ve deniz sınırlarımızda gelişen ve ülkemizde devam eden bu ilginç olaylar zinciri, zamanında haber olarak gazetelerde kısmen yer alsa da uzun yıllar yöresel anlatı/söylenti olarak kalır, kamuoyu gündemine gelmediği için ayrıntıları da bilinmez. Bu nedenle konuyla ilgili “kamuoyuna yansıyan” ve farklı okumalar/bilgiler için başvurulabilecek kapsamlı yazıların/haberlerin kronolojisini çevirmen Âli San’la birlikte yazdığımız “Farklı Okumalar İçin Notlar” başlıklı bir giriş yazısıyla kitaba ekledik (s.7-10).

    Sınırlarımıza dayanan II. Dünya Savaşı’nın az bilinen yönlerine/günlerine ışık tutan, ülkemizin o zamanki durumundan kesitler sunan önemli bir kaynak kitap Son Emir: Batırın.