|

Amatör Denizci Elkitabı’nın Hikâyesi

Birinci baskı, 2005

Sezar Atmaca

ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın ilk baskısı 2005 yılında yayımlandı ama 18 yıldır basılı ya da sosyal medyadan kimse merak edip de kitabın hikâyesini sormadı, ta ki Setur Marinaları’nın telefon uygulamasında yer alan Highlights’tan Kayhan Yavuz sorana kadar. ADEK’le ilgili sorulara verdiğim cevapların Highlights* yorumlarıyla yayımlanan metni aşağıda.

Genişletilmiş yeni baskı, 2015
Arka kapak

Konusunda “amatör denizciler tarafından” yazılmış/hazırlanmış bir ilk kitap olduğu için ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesini içeren bu yazışmayı “Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyasına ilk yazı olarak eklemekte tereddüt etmedim. İşin emektarı ben olsam da kollektif bir çalışmayı/çabayı göstermesi açısından da güzel/özenilesi bir hikâyedir ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesi. Hoş bir bilgi olarak şunu da aktarayım tekneleri Balıkçıl‘la beş yılda dünyayı dolaşan (2014-2019) ve gezilerini kitaplaştırmaya çalışan Mustafa ve Elif Yurtbulmuş ADEK’e de dünyayı dolaştırdıklarını söylediler.

*(Setur Marinaları telefon uygulaması Highlights’a erişim için uygulamayı appstore veya Google Play’den –ücretsiz- indirip telefonda açmak gerekiyor. )


Deniz tutkunlarının en büyük yardımcısı:

Amatör Denizci Elkitabı

Bugün hangi tekne meraklısının kitaplığına baksanız mutlaka Halikarnas Balıkçısı, Sait Faik ve Sadun Boro imzalı bir kitaba rastlarsınız. Bir de büyük ihtimalle sayfaları çevrilmekten yıpranmış, hemen her satırı markörle çizilmiş, orasına burasına notlar alınmış ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’na! 18 yıldır Türkiye’de denizciler için en temel başvuru kaynağı olan bu önemli eserin hikâyesini Sezar Atmaca’ya sorduk.

Soru: Dikkatimizi çekti, kitapta bir önsöz yok. Bu durum kitabın hikâyesine dair bize bir şeyler fısıldıyor sanki.

Sezar Atmaca: ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nda önsöz kullanmadık, “Giriş” yazısı ile yetindik. Kitabın 2015’te yapılan genişletilmiş 15. baskısına kadar Amatör Denizcilik Federasyonu/ADF adı öne çıksın diye kapakta adım da yoktur ki bu bir tercihti o zamanlar.

Soru: O zaman soralım, bu kitabı yazma fikri nerden çıktı? Yayımlanma sürecinde neler yaşandı?

SA: ADEK, Amatör denizciler tarafından yazılmış/hazırlanmış bir ilk kitap, iyi bir kaynak ve başlangıç/hazırlık kitabıdır, tek kaynak değildir. Nitekim son 25 yılda amatör denizciler için genel denizcilik eğitimi temelinde yayımlanmış dördü çeviri, 27 kitap var.

Kitabın hikâyesi bağımsız bir federasyon olarak kurulan Amatör Denizcilik Federasyonu/ADF’nin ilgili bakanlık ile yapılan sözleşme sonucu 2004’te amatör denizci ve kısa mesafe telsiz belgesi (ADB/KMT) sınavı yapma-düzenleme yetkisini alması ile başlar ki Ağustos 2013’te sona eren bu durum o dönemde Türkiye’de denizciliğin sivilleşmesi konusunda önemli bir adım sayılmıştı.

İlgili kitapları/literatürü biliyorum diye “piyasadaki kitaplardan hangisini kullanalım, hangisini önerirsin?” diye sormuştu Teoman (Arsay) abi. Mevcut kitapların gemi adamlığı da yapmış profesyonel denizciler tarafından yazıldığını bunların yerine ADF’nin kendi kitabını hazırlamasını önermiştim ki Teoman abi de aynı düşüncede olunca hızla yol alınabildi. Ama Teoman abinin (ki o zaman ADF başkanı değildi, yönetimdeydi, Sedat Altunay başkandı) şahsi desteği ve güveni olmasa ADEK/Amatör Denizci Elkitabı olmazdı.

S: Kitap özünde bir eğitim materyali, bir çeşit ders kitabı. Müfredatı nasıl oluşturdunuz? Kitapta kullandığınız metodolojinin esin kaynakları neler?

SA: Kitabın emektarı olmayı istedim, kitabın “seçici, üretim, metin geliştirme, yönetici” editörlüğü gibi her türlü işini yaptım. ADF ile ön sözleşme yaptıktan sonra sınav yönetmeliğine uygun olarak bir hazırlık yaptım. Zaten daha önce yıllardır uğraştığım, üç yayıncıyla görüşüp yol alamadığım bir eğitim kitabı taslağım vardı, omurgasını onun üzerine kurdum. Teoman abiden “Deniz Mevzuatı” bölümünü yazmasını rica ettim, diğer yazarları seçtim/önerdim, gelen metinleri elden geçirip, çizerlere/çizimlere karar verdim. Uygun çizeri, çizimleri buluncaya kadar çok uğraştık,  dördüncü çizerle, Cem Abbas’la istediğimiz sonucu alabildik. Sıradan çizimler bile defalarca tekrar edildi, uygun örnekler arandı. Kadir Abbas kitabı üç kez sayfaladı, beş ayrı kapak yaptı.

Kitabın önemli bir kısmını da çoğu amatör denizci olan (sporcu/tekne sahibi/meraklı) arkadaşlarımızın ortak çabasıyla hallettik ki böyle bir kitap ancak kollektif bir çabayla oluşturulabilir. Bazı bölümleri sevgili Âli San’la yazdık. Ayrıca “Motor” ve “Elektrik” bölümlerini de Âli yazdı. “Navigasyon/Seyir” metnini sevgili Osman Atasoy’a okutmuş, rahmetli Ali Gündüz’e danışmıştım. “Denizde Çatışmayı Önleme” bölümündeki  özdeyişleri Bahriye’de eğitim veren astsubay İrfan Erkek’e borçluyuz. “Meteoroloji” bölümüne özdeyişler eklemiştim. İş güvenliği uzmanı arkadaşım Serkan Küçük “Yangın” bölümünü, sigortacı arkadaşımız Mehmet Atay sigorta ile ilgili konuları gözden geçirdi. Bayram Öztürk hocamız deniz hayatı/canlıları ile ilgili çok değerli katkılar yaptı. Sevgili İrfan Papila hocamız “Denizde Canlı Kalma” metnine katkıda bulundu, ayrıca “Teknede İlkyardım ve Sağlık Kılavuzu” bölümünü yazdı ve yelken sporcularının mankenliği ile bölüm fotoğraflarının çekilmesini sağladı. Fotoğrafları genç yelkenci arkadaşlarımız Burak Cora ve Hakan Vaizoğlu çekti. Daha önce bir eğitim sürecinden birlikteliğimiz olan, çeviri bir hava tahmini kitabının editörlüğünü yaptığım Gökhan Abur hocamız “Meteoroloji” bölümünü yazdı. Yine bir yelken sporcusu Kürşad Terzi “Sözlük” bölümünü hazırladı. Bölüm başlarında, son sayfadaki “Teşekkür” metninde katkıda bulunanların/yazarların adları yer alır ki ADEK onlar sayesinde tümüyle amatör denizciler tarafından yazılmış bir ilk kitaptır, hepsine şükran borçluyuz.

Son metinleri Teoman abiyle (teknesi MAT’ta) okuyarak gözden geçirdik. Hatta zaman zaman, yazarlarımızdan sevgili Âli San da katıldı bize. Kitabın hazırlanması yaklaşık sekiz ay sürdü. Şüphesiz çıkan/olan hataların sorumluluğu benimdir ki ilk yıllarda düzeltiler ADF sitesinde bildirenlere teşekkürle yayımlanmıştı.

ADEK mevcut kitapları tekrara düşmeden, profesyonel-amatör ayrımını zenginleştirerek dil/anlatım, yeni bilgiler, çizimlerde/resimlerde özgünlük, kullanılan birinci el kaynaklar  gibi özellikleriyle öne çıkar. Yerli ve yabancı literatürün incelenmesinin yanında, denizciliği öğrenmek isterken çektiğim yerli kaynak sıkıntısının, yetersizliğinin ve “renksizliğinin” ADEK’in metodolojisinin oluşumunda etkisi büyüktür.

S: Yelkene başlayan herkesin ilk adımlarından birisi bu kitabı satın almak oluyor. Kitap bugüne kadar kaç adet satıldı, ne kadar yayıldı? Okurlardan size ulaşan ilginç hikâyeler var mı?

SA: Bugüne kadar 25 baskıda, yaklaşık 90 bin basılan kitap her yeni baskıda gözden geçirilip varsa mevzuat vb. değişiklikler yapılıyor. ADEK 2005’teki ilk baskısında 272 sayfayken, 2009’da 8 sayfa yelken bölümü eklendi. 2015’te çizimler/metin elden geçirildi, ekleme ve değişiklikler yapıldı, kapak değişti, 32 sayfa eklendi ve toplam 312 sayfaya çıktı.

Kısmi eleştirilerde bulunanlardan bile güzel yorumlar aldık. Yazılı olarak hikâyesini anlatan kimse hatırlamıyorum ama kitabın başına gelen ilginç bir olay, usülsüz alıntı nedeniyle ilgili bakanlığın tazminat ödemesidir (ayrıntılarına şu adresten ulaşılabilir: https://denizciningunlugu.org/adek-uab-usulsuz-alinti-intihal/ ). Bu arada bunca yıldan sonra ADEK’in hikâyesini merak eden tek oluşum da siz oldunuz.

S: Kitabın bundan sonraki serüvenine dair bir planınız var mı? Dijital mecralarda video ve benzeri tutorial’lar yapmayı, görsel anlamda içeriği geliştirmeyi, yaymayı düşünüyor musunuz?

SA: Kitabın dijital mecralarda kullanımına ilişkin üç farklı teklif almıştım. Ayrıca sınav soru kitabı hazırlama teklifine yakın dönemde bir de bunun canlı yayın versiyonu eklendi. Bunları fazla ticari bulduğum için uzak durdum hep. Şüphesiz bunlar yapılabilir/geliştirilebilir ve zamanın ruhuna/kullanımına uygun modeller ama kolay ve ucuz erişilebilir olması lazım. Örneğin daha önce ADF için Tunç Tokay’la hazırladığımız  sınav soru örneklerini bir süre sonra https://denizciningunlugu.org sitesinden serbest erişime açacağız. Keza daha ucuz, erişilebilir bir versiyonu olsun diye yapılan ADEK’in e-kitabı 2015’ten beri (son olarak 13 liradan) bir online kitap satış sitesinde satılıyordu. Ancak satış raporu/ödeme sorunları nedeniyle sözleşme Mart 2022’de sonlandırıldı. Hâlâ bir dağıtım platformu bulunamadı.  Geçen sene ADEK korsan olarak (23.6 liradan) internetten satıldı bir süre. Kısacası kitabın bu mecralarla ilişkisi bugüne dek pek sağlıklı olmadı diyeyim.

ADEK/Amatör Denizci Elkitabı, Kısa Mesafe Telsiz Elkitabı/KMT, e-ADEK vb. kitapların basımı/yayımı sürse de bunları internette kullanıma açmak ya da katkıya açık hale getirmek projelendirilmelidir. E-Eğitim de seçeneklerden biri olabilir.” diye yazmıştım daha önce (bkz.: https://denizciningunlugu.org/amator-sportif-denizcilik-icin-yayin-yayincilik-onerileri/,  Ekim 2020). Ancak hâlâ oluşturacak/besleyecek kanalları bulamadım. Tabii bunlar yapılabilir şeyler ama uygun ortam ve koşullar gerekli.

Sezar Atmaca’nın web sitesi: https://denizciningunlugu.org/

Fotoğraflar: Tobias Tullius (Unsplash)

***

Bağlantılı yazı bkz. : Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin

Similar Posts

  • |

    Osmanlı Spor Tarihine Bir Katkı: Moda ve Beykoz Deniz Yarışları (1913)

    Sunuş: Osmanlı’da amatör-sportif denizciliğin izleri: Deniz Yarışları / Sezar Atmaca

    Siteyi takip edenler bilir ama bilmeyenler için tekrar edeyim: “amatör-sportif denizciliğin yeterince araştırılmış, yazılmış bir tarihi yok bu nedenle denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan” yazılara da yer vermeye çalışıyoruz.

    Osmanlının son dönemi ile cumhuriyetin ilk yıllarına ilişkin yayınları, arşiv kaynaklarını tarayarak hazırlanmış “kaynak değeri” olan akademik araştırmalar amatör-sportif denizcilik tarihi için yeni/önemli bilgiler sunabiliyor.

    Osmanlıdan gelenin, kalanın, kaybolanın, yok olanın izlerini Bengi Su Ertürkmen Aksoy ve Neşe Gurallar’ın “İstanbul Gemicilik Şenlikleri…” yazısından sonra 1913’te 33 gün arayla Moda Koyu ve Beykoz sahilinde düzenlenen deniz yarışlarını anlatan Ayşe Zamacı’nın “Osmanlı Spor Tarihine Bir Katkı: Moda ve Beykoz Deniz Yarışları (1913)” (Tarih ve Günce, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Dergisi Sayı: 9, 2021 / Yaz, s. 159-188) başlıklı yazısıyla sürüyoruz.

    Balkan savaşlarından yeni ve yenik çıkılmış bir dönemin atmosferini ve sorunlarını özetleyip, dönemin önde gelen siyasi şahıslarının himayesinde

    moral verici kentsel bir sosyal etkinlik olarak düzenlenen Moda ve Beykoz yarışlarını arşiv belgelerine, süreli ve basılı yayınlara dayanarak aktarıyor Ayşe Zamacı.

    Hamidiye ve yabancı savaş gemilerinin yer aldığı bir ortamda Moda ve bir süre sonra Beykoz’da yapılan yarışlar… Gelirin, yarışı düzenleyen sosyal yardım cemiyetlerine bırakılması, biletli seyirci uygulaması ve seyirci için ek vapur seferlerinin konulması… Tamamı yapılamasa da her türlü kik, kayık, kancabaş, filika, sandal, futa, kotra ve motorun dâhil olduğu (ayrıca yağlı direk, yüzme, halat çekme vb. müsabakalar) Moda’da 29, Beykoz’da 24 kategoride yapılan yarışlar… Düzenleyici/katılımcı profili, kayık yarışlarının geçmişi, yarış programları, tekne tipleri,  izleyiciler, kulüpler, İdman Mecmuası’nda yer alan Moda yarışı organizasyonu/yönetimi ile ilgili dozu yüksek eleştiriler, İngiliz yat kulübünden (Khalkedon Racing Club) ödünç aldıkları teknelerle yarışan öğrenciler, yarışlarla ilgili 10 fotoğraf…

    Arşiv belgelerinde, Tanin, Tasvir-i Efkâr, İdman Mecmuası gibi zamanın gazete ve dergilerinde yer alan bilgilerin/fotoğrafların günümüze aktarılmasını sağlayan değerli çalışması ve yayımlanma izni için Ayşe Zamacı’ya teşekkürlerimizle…

  • Yakınımızdaki Uzak Denizler

    Tersane-i Amire’nin yerine  “Bu tarihi mekânda –bütün denizci dünya devletlerinde olduğu gibi- bir Tersane ve Deniz Müzesinin kurulması” önerisinin karşılık bulması üzerine bir değerlendirme yazısıydı “Yakınımızdaki Uzak Denizler” (Radikal 2, 5 Temmuz 2009).

    Belediye Başkanı’nın “Haliç Tersanesi’nin deniz müzesi olacağını İstanbullulara müjdelemesi”… rüzgârın drise ettiğinin bir göstergesi sayılabilir mi? diye ihtiyatla/iyi niyetle değerlendirmişim gelişmeleri ama sonra rüzgâr bambaşka bir yöne drise etti: Rantsal dönüşüm…

    Haliç Tersaneleri (Tersane-i Amire)  -ki aslında Camialtı, Taşkızak ve Haliç Tersanesi olarak üç tersanedir- geçtiğimiz yıl 565. yaşını kutladı. Ancak Camialtı ve Taşkızak Tersaneleri 2013 yılında açılan bir ihale ile Haliçport Projesi (Şubat 2019’dan sonra Tersane İstanbul Projesi…) ile elden gitti. İki büyük kızak ve üç kuru havuzun yer aldığı Haliç Tersanesi’nde ise halen İBB/ Şehir Hatları’nın gemi bakım ve onarım faaliyetleri sürüyor.

    Haliç Tersanesi’nin kamu yararı yaklaşımıyla korunabileceğine inanan “Haliç Dayanışması” rantsal dönüşüme karşı mücadele ediyor. Haliç Dayanışması’na katkı ve Haliç Tersaneleri’nde yaşananlar hakkında bilgi için aşağıdaki linklerden faydalanılabilir:

    Web: http://www.halicdayanismasi.org/

    Blog: https://halicdayanismasi.blogspot.com/

    Email: halicdayanismasi@gmail.com

  • 1 Temmuz Amatör Denizcilerin Bayramı mı?

    “Amatör denizciliğin gelişiminin önemli göstergelerinden biri her alanda –kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilciler, kişiler vb.- gemiadamlarıyla olan farkı ifade edebilecek hale gelebilmektir. Teknenin tanımından, arama kurtarmaya dek amatörlerle ilgili akla gelebilecek her türlü mevzuattaki tanımın gemi adamları/ticaret gemiciliği üzerinden yapılması şüphesiz tesadüf değil. Gemiadamlarının gölgesinden kurtulup onlarla eşit bir konuma gelebilmek, eşit statüde konuşabilmek için çaba yine amatör denizcilere düşüyor. Ama farkın yaratılabilmesi onlardan uzak durmak, onlara ilişkin her şeyi reddetmek demek değil. Tam tersi onları tanımak (örneğin askeri cenahı biliriz de 1848’de Sakız’da denizcilik eğitimi veren sivil Mehmet Çelebi’yi duymamışızdır…) anlamak ve kendimizi, derdimizi anlatabilmek önemli.Olanları sindirerek, sorgulayarak, dirsek temasında bu farkı yaratmak, yaratabilmek gerek. Amatör denizciliğe ilişkin derdimizi anlatacak projeler geliştirmek, kurallar, kurumlar oluşturmak bu farkın yaratılması ve kendimiz olabilmek için zorunlu da.”

  • |

    Amatör Denizci Elkitabı’ndan Usûlsüz Alıntı Nedeniyle Tazminat Ödeyen Bakanlık

    Denizcilik Müsteşarlığı 2010 yılında “© 2010 Denizcilik Müsteşarlığı. Her hakkı mahfuzdur.” künyesiyle “Denizcinin El Kitabı” adlı 82 (+14) sayfalık bir kitap çıkardı. Kitap, ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’ndan kes-yapıştır alıntılarla dolu olsa da bunun dışında birçok hata ve yanlış içeriyordu.

    Alıntılar için izin alınmadığını, onca “intihal” alıntıya rağmen ADEK’in adının künyede dahi geçmediğini belirtip kitaptaki yanlışları da ekleyerek önce ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu aracılığıyla sözlü, sonra da yazılı olarak Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı’na başvurdum. Kitaptaki yanlışları da örnekleriyle vererek, “Böyle bir kitabın hazırlanması zaman, emek ve uzmanlık (ehillik) ister.” dediğim yazıda, dört yıldır yayına hazırlamaya çalıştığımız Laser kitabından söz ederek kabaca bir kitap hazırlık sürecinin aşamalarını da yazmıştım. Başvurulara herhangi bir cevap verilmedi.

    Bu pişkinlik nedeniyle dava açmak istedim, ancak yayıncı ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu davacı olmak istemedi. Uzun bir bekleyişten sonra ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın izinsiz kullanımı hakkında Ulaştırma Bakanlığı/Denizcilik Müsteşarlığı aleyhine “tecavüzün önlenmesi ve tazminat” davası açtım (Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 30.03.2011, Dosya no: 2011/63 Esas).

  • |

    Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…

    “Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…” üst başlığıyla yer alacak dosyadaki yazılarda, baskın denizcilik algısını, anlayışını sorgulayacak, kimi eski dergi/gazete sayfalarında kalmış, kimi yakın tarihli, kimi yeni yazılmış ya da yazılacak:
    ● amatör/sportif denizciliğin ne olduğunu gösteren, hatırlatan, vurgulayan, açıklayan…
    ● olan-biteni amatör/sportif denizciliğin süzgecinden geçiren,
    ● amatör/sportif denizciliğin sorunları ve değişen/gelişen yüzü kadar nelerin kaybolduğunu da dert edinen…
    ● kültürü pozitif anlamda kullanan, “kültürsüzlük”ten değil, denizcilik kültürünün canlı olmayışından söz eden, bunun nedenlerini araştıran,
    ● denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan;
    yazılara öncelikle yer verilecek.
    Şimdilik eski kaynaklardan aktarmayı düşündüğüm yazılmış veya taslakları hazır yeni yazıların başlıklarını/konularını kabaca şöyle sıralayabilirim (alfabetik):

  • |

    Sadun ve Oda Boro’nun Anısına…

    Kısmet iki yıl on ay süren dünya seyahatinin sonuna gelmiş, karasularımıza yaklaşmaktadır. Kısmet’in 15 Haziran 1968’de İstanbul’da olacağı neredeyse bir ay öncesinden açıklanır. Çünkü o güne dek seyahate mali yönden hiçbir katkısı olmayan devlet erkânı kendini göstermiş, işi “resmiyete” dökerek hazırladıkları karşılama törenlerinin programına göre seyir yapılmasını istemiştir.
    Sonraki günlerde Sadun Boro’nun “… artık hareket serbestliğimiz elimizden alınmış oldu.” dediği bu program uygulanır. Aslında çok farklı derecelerde de olsa kamuoyunun ilgi gösterdiği bazı bireysel ya da kolektif başarıların resmî makamlarca “araçsallaştırılması” evrensel bir olaydır.

    Sadun Boro “her ânı ömrümüz boyunca hiçbir zaman hatıralarımızdan silinmeyecek bambaşka bir hayal âleminde yaşadık” dediği son on günün hikâyesini Pupa Yelken’de ayrıntılarıyla anlatır.
    Boroların “hareket serbestliği” ellerinden alınmamış olsaydı karşılama törenleri/ziyaretler resmikabul/resmigeçit havasında değil de daha şenlikli mi olurdu ya da kamarada kapalı kalan Miço kutlamalara katılabilir miydi bilinmez ama zaten tahmin edilemeyen bir kalabalık neticesi askeri-mülki erkânın başrolde olduğu “ne protokol kalmıştı, ne de program…”

    Sadun Boro, “Pupa Yelken’i kaleme almamın esas gayesi gençlerimize, dünyanın en güzel kıyılarına sahip olan yurdumuzun insanlarına denizi sevdirmek, onlara engin ufuklara yelken açmayı özendirmek, teşvik etmekti.” der.
    Bu nedenle, herhangi bir şan-şöhret arayışı olmadan, tutku, açık deniz tutkusu, kendine güven ve özgürlük arayışı peşinde bir hayale yelken açan bu insanların Pupa Yelken’de yansıttığı ruhu/havayı hatırlatıp günümüze taşıyacak tarzda kitaptan alıntılarla hazırlanmış metinlerin ve onlarla ilgili değerli makalelerin MEB müfredatına/okullara sokulması için çaba gösterilmelidir.

    Yazıya serpiştirdiğim İstanbul’daki törenlerden kareler içeren 16×28 cm. ebadındaki siyah-beyaz on dört fotoğrafı 4 Şubat 2018’de İstanbul Müzayede’nin müzayedesinden satın almıştım.
    Fotoğrafları, 15 Haziran 1968’in bir yıldönümünde, 15 Haziran 2024’te, Sadun ve Oda Boro’nun anısına, bu serüveni kalbinde hisseden, takip eden, bu karşılamaya yakın ya da şahit olabilmek için o çoşkulu kalabalığa katılanlar adına paylaşmak istedim.