|

AMATÖR DENİZCİLER İÇİN TÜRKÇE SEYİR YAZILIMI ELKİTABI: SeaClear II

Mustafa Pultar

Kitabın erişim adresi ve aşağıdaki bilgiler Mustafa Pultar hocamızın “izniyle” https://www.pultar.org/ adresinden alınmıştır.

Kolay kullanımlı bir bilgisayar seyir yazılımına ilişkin kullanım kılavuzu.

SeaClear II, küçük gemiler ve amatör denizciler düşünülerek hazırlanmış olan, kişisel, özellikle de dizüstü bilgisayar yardımı ile harita çizen (chart plotter) ve çeşitli seyir planlama ile izleme işlemleri yapabilen bir yazılım paketidir. Bilgisayara bir küresel konumlama (GPS – global positioning system) alıcısının bağlı olması durumunda, seyir esnasında haritanın üzerinde geminin gerçek konumunu, hızını, rotasını ve seyirle ilgili birçok diğer bilgiyi gösterir. Bu bilgileri bilgisayara bağlı otopilot gibi seyir aygıtlarına gönderebilir.


SeaClear II yazılımını uzun yıllardır kendi teknemde kullanıyorum. Hem ben memnunum, hem de dünyanın çeşitli yerlerinden birçok kişinin sitayişkâr yazılarını gördüm. Bunun üzerine, kullanımı Türkiye’de de belki yaygınlaşır diye kullanım dilini Türkçe’ye çevirdim ve ayrıntılı elkitabını yazdım.

Yazılımı, SeaClear‘in Internet’teki özgün sitesinden (www.sping.com/seaclear) ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Bu elkitabı SeaClear II yazılımının Türkçe kullanımı için hazırlanmıştır. Yazılımı başka dillerde kullanmak için Internet’teki özgün sitesine bakabilirsiniz.

Seyir sırasında kullanılan haritaları, elkitabında açıklandığı biçimde tarayıcıda (scanner) tarama ve ayarlama yoluyla düzenlemek mümkündür. Ayrıca, önceden hazırlanmış ve ayarlanmış olan haritalar, MapTech firmasından ya da Valery Koulaga‘dan temin edilebilir.

SeaClear kullanıcıları için yahoo grupları arasında bir bilgi paylaşım sitesi (http://groups.yahoo.com/group/seaclear_mapping/) vardır.

Türkçe elkitabını ve yazılımla ilgili diğer dosyaları indirmek için aşağıdaki bağlantıları tıklayın.


Erişim Adresi: Seyir Yazılımı Elkitabı

Benzer Gönderiler

  • |

    AMATÖR SPORTİF DENİZCİLİĞİN SORUNLARI

    Marmara Üniversitesi VIII. Türk Deniz Ticareti Sempozyumu’na sunulan bu bildiri amatör/sportif denizcilikle ilgili yeni rotalar çizip, yol göstermek için değil, ülkemizdeki “deniz-tekne-insan” ilişkisini farklı bir çerçeveye oturtabilecek doğru düzgün bir “harita oluşturabilmek” amacıyla kaleme alınmıştır. Çünkü rota çizebilmek için, “navigasyon bilgisi” yanında öncelikle güncel ve doğru bir “harita” gerekir.
    Denizle olan ilişkimiz daha çok bakmak/izlemek, yolculuk keyfi üzerine kurulmuş, oldukça duygusal ve dolaylı bir ilişkidir. “Üç tarafımız denizle çevrili ama denize sırtımızı dönmüşüz” diye başlayan eleştiriler denize olan tutkuyu anlamaktan/anlatmaktan uzaktır. Çünkü bu algı “denizle ilgili” (denizel) olanla, “denizcilikle ilgili” (denizsel) olanın farkını yok sayar. Oysa yeterince ilgimiz/ilişkimiz olmayan deniz değil, denizcilik, yani“deniz-tekne-insan ilişkisi”dir. Yazı bunun nedenlerini/niçinlerini de gösterebilen bir harita oluşturabilme amacındadır. Günümüzde denize açılmanın, denizle yaşamanın sevildiği, “deniz-tekne-insan” ilişkisinin geliştiği ülkeler genellikle tarihinden gelen, denizaşırı gelişmiş bir deniz ticareti sayesinde “denizden yararlanma” oranı yüksek ülkelerdir. …
    Amatör/sportif denizci, herhangi bir maddi kazanç amacı taşımaksızın, sevgisi, hevesi, merakı, eğlencesi, sporu, hobisi için “denizi kullanan” kimsedir. Günümüzde “deniz-tekne-insan” ilişkisinin, bu çerçevede geliştiği, denizciliğin “yalın (saf) ve bireysel kaynağı”nın amatör-sportif denizcilik olduğu, hatta doğru dürüst bir amatör/sportif denizcilik olmadan profesyonel denizciliğin de yeterince beslenemeyeceği/gelişemeyeceği söylenebilir.
    Dünyada amatör/sportif denizciliğin geliştiği ülkeler, profesyonel denizci/amatör denizci, gemiadamı/amatör denizci… gibi ayrımların netleştiği/yerli yerine oturduğu ve bu sayede kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilci, vb. olarak amatörlüğün özerkleştiği ve bağımsızlaştığı ülkelerdir.
    Ülkemizdeki duruma bakıldığında “denizde çalışan/denizi kullanan” ayrımının belirginleşmediği, özellikle bahriye ve ticaret denizciliğinin “iş-meslek” temelli denizcilik algısının kendi mesleki faaliyet alanları dışında da “denizcilik bizden sorulur” anlayışıyla hegemonyasını sürdürdüğü görülür. Bu zihniyetin beslenmesinde amatör/sportif denizciliğin de yeterli katkısı var şüphesiz.

  • Ölüme Götüren Çapa mı?

    Balık tutmak için 7 metrelik bir tekneyle Florida’dan Meksika Körfezi’ne açılan, hepsi de sporcu dört genç arkadaşın hikâyesi “4’te 1”. Basit bir hata sonucu alabora olan teknedeki 4 denizciden üçü hipotermi sonrası hayatını kaybeder. Kurtarılan arkadaşları zor olan bir şeyi yapar ve dört arkadaşın yaşadıklarını dile getiren bir kitap yazar. Sıradan hataların/eksikliklerin/bilgilerin denizde insan hayatına malolabileceğini göstermesi, hipotermi sürecini birebir anlatması, hataları sıralaması/sorgulaması nedeniyle hayli öğretici ve bilgilendirici bir kitap “4’te 1”. “Sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil, dostluğa, azme ve cesarete dair de bir hikâye.”

  • Denizin “Dilini” Anlamalı

    Denizin “dilini” anlamak isteyenler için benzersiz bir deniz yolculuğu kitabı…

    Amatör Denizcilik Federasyonu’nun sekizinci yayını olan “Denizin Dili Denizin Yazısı”, ODTÜ ve BİLKENT üniversitelerinin emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Pultar’ın, yıllardır adeta akademik çalışma disipliniyle araştırıp kaleme aldığı, denizin/amatör-sportif denizciliğin sorunlarını, kaynaklarını, keyfini anlatan, daha önce yayımlanmış makalelerinden oluşuyor.

    Okuyucuları benzersiz bir deniz yolculuğuna götüren kitabın bölümleri, yazarın anlatımıyla özetlenirse;

    “ilk bölümünde, denizcilik dilinin özellikleri ve sözcüklerin öykülerinden söz eden yazılar”;ikinci bölümde, “daha çok edebî niteliklerinin ağır bastığı öne sürülebilecek, ama denizi, denizden anlatmış olan” yazarlar; üçüncü bölümde “denizcilik kültürümüzün bazı temel kitapları, özellikle kıyı kılavuzları ve denizcilik sözlükleri”; son bölümde, ise teknenin porsun ambarından çıkan “tuzlu sudan yazılar” yer alıyor.

  • Turgay Noyan’ın Amatör ve Deniz Kitabının Eleştirisi: Kaptan Yatakta…

    Turgay Noyan’ın Amatör ve Deniz adlı kitabı “zengin içerikli bir eğitim kitabı” olarak sunulmuş ama çok çaparizi var. Arka kapak yazısındaki reklam kokan satırların sihrini bozmayalım desem de pek mümkün değil. Yazar “Kendi teknemin reisi olmak bana yetiyor” (s. 17) demiş, amatör reislerin çoğunun itiraz etmeyeceği bu satırlar “bir eğitim kitabı yazmak” için yetmiyor ne yazık ki… Gelecek baskılarda gözden geçirilir/düzeltilir umuduyla yazdıklarımı somutlayabilecek eksikliklerden/çaparizlerden “örnekler” vereyim.
    (Kitabın “genişletilmiş” ikinci baskısını kontrol etmedim, dolayısıyla neyin genişletildiğini bilmiyorum ama örneğin kaynakçanın aynı yanlışlarla basıldığını, bir düzeltme yapıldıysa da önsözde belirtilmediğini biliyorum).
    EKLEME (MAYIS 2024): Aynı kitabın hiçbir düzelti yapılmadan, üstelik yeni hatalar/çaparizler eklenerek 2024’te 3. baskısının yapılması üzerine yazarın, yayıncının, okuyucunun sorumluluğunu merak eden bir fikri takip yazısı için bakınız: Yayıncılık Adına Bir Vurdumduymazlık Örneği

  • Son Emir : “Batırın”

    II. Dünya Savaşı’nda Nazilerin Sovyet donanmasına üstünlük kurmak için kara ve nehir yoluyla binlerce kilometre taşıyarak Baltık Denizi’nden Karadeniz’e getirdiği denizaltılardan üçünün Türkiye sahillerinde mürettebatı tarafından batırılıp, karaya çıkan denizaltı personelinin yakalanması/enterne edilmesi ve yıllar sonra ikisi bulunan batık U-Boot’ların çarpıcı hikâyesi.

    Yıllar geçmesine rağmen kara ve deniz sınırlarımızda gelişen ve ülkemizde devam eden bu ilginç olaylar zinciri, zamanında haber olarak gazetelerde kısmen yer alsa da uzun yıllar yöresel anlatı/söylenti olarak kalır, kamuoyu gündemine gelmediği için ayrıntıları da bilinmez. Bu nedenle konuyla ilgili “kamuoyuna yansıyan” ve farklı okumalar/bilgiler için başvurulabilecek kapsamlı yazıların/haberlerin kronolojisini çevirmen Âli San’la birlikte yazdığımız “Farklı Okumalar İçin Notlar” başlıklı bir giriş yazısıyla kitaba ekledik (s.7-10).

    Sınırlarımıza dayanan II. Dünya Savaşı’nın az bilinen yönlerine/günlerine ışık tutan, ülkemizin o zamanki durumundan kesitler sunan önemli bir kaynak kitap Son Emir: Batırın.

  • |

    HIZIR (BARBAROS) HAYREDDİN PAŞA’NIN VAKFİYENAMESİ VE VASİYETNAMESİ

    Yıllar önce bir sahaf mezatından edindiğim “Hızır (Barbaros) Hayreddin Paşa’nın Vakfiyenamesi’ni yayına hazırlamak için epey uğraşmış ama süreç uzayınca bir kenara koymuştum. Karantina günlerinde yeniden ele almak mümkün oldu. (…) Epeyce dipnot var, umarım yayında sorun olmaz. Metnin başlıkları şöyle:

    (I). BİR SAHAFİYE BELGESİNİN HİKÂYESİ

    (II). VAKFİYENAME VE ÇAPARİZLER/DÜĞÜMLER

    (III). VAKFİYENAME’DEKİ GELİR KAYNAKLARI VE HARCAMA KALEMLERİ

    (IV). SAHAFİYE BELGESİ: ÇEVRİYAZI HIZIR HAYREDDİN PAŞA’NIN VAKFİYENAMESİ

    Metin, Barbaros Hayreddin Paşa’nın Vakfiyenamesi’nin Osmanlıca harflerden Latince harflere tam metin olarak çevirisini, yani çevriyazısını (transkripsiyonu) da içeriyor. Dolayısıyla çevriyazı da olsa Barbaros Hayreddin Paşa’nın Vakfiyenamesi’nin “tamamının” ilk (+dijital) yayını. Şüphesiz araştırarak/sorarak bilgi edinmeye çalışsam da (sorularıma verdikleri cevaplar için İdris Bostan hocama ve Murat Koraltürk’e teşekkür ederim) yazıda çıkabilecek hataların/netameli bilgilerin sorumluluğu bana aittir. Dilerim tarihe, Barbaros Hayreddin Paşa’ya meraklı olanların işine yarar.