Turgay Noyan’ın Amatör ve Deniz Kitabının Eleştirisi: Kaptan Yatakta…

Sezar Atmaca

Turgay Noyan’ın Amatör ve Deniz adlı kitabı “zengin içerikli bir eğitim kitabı” olarak sunulmuş ama çok çaparizi var. Arka kapak yazısındaki reklam kokan satırların sihrini bozmayalım desem de pek mümkün değil. Yazar “Kendi teknemin reisi olmak bana yetiyor” (s. 17) demiş, amatör reislerin çoğunun itiraz etmeyeceği bu satırlar “bir eğitim kitabı yazmak” için yetmiyor ne yazık ki… Gelecek baskılarda gözden geçirilir/düzeltilir umuduyla yazdıklarımı somutlayabilecek eksikliklerden/çaparizlerden “örnekler” vereyim.

Sezar Atmaca

Amatör ve Deniz, Turgay Noyan, Naviga Yayınları, 2019 (2. Baskı 2020: Kitabın “genişletilmiş” ikinci baskısını kontrol etmedim, dolayısıyla neyin genişletildiğini bilmiyorum ama örneğin kaynakçanın aynı yanlışlarla basıldığını, bir düzeltme yapıldıysa da önsözde belirtilmediğini biliyorum).

EKLEME (MAYIS 2024): Aynı kitabın hiçbir düzelti yapılmadan, üstelik yeni hatalar/çaparizler eklenerek 2024’te 3. baskısının yapılması üzerine yazarın, yayıncının, okuyucunun sorumluluğunu merak eden bir fikri takip yazısı için bakınız: Yayıncılık Adına Bir Vurdumduymazlık Örneği

Similar Posts

  • Kuralını Bilmeyen Oynayamaz!

    Olimpiyatlar için hazırlanmış kitabın yelken ve rüzgar sörfü bölümlerinin eleştirisi.

    Denizcilik kadar, denizcilik yazınına da meraktan, içinde deniz geçen her kitaba bakmaya, beğenirsem almaya çalışırım. NTV yayını Spor Kitabı’nı da içindeki su sporlarına ve özellikle yelkene göz atmak için aldım. Öncelikle belirtmeliyim ki 200’den fazla spor dalı hakkında bilmemiz gereken her şeyi anlatma iddiasındaki, 448 sayfalık hayli hacimli ve faydalı kitapla ilgili eleştirilerim öncelikle yelken ve rüzgar sörfü ile ilgili toplam 12 sayfalık 2 bölümü kapsıyor.

  • Yayıncılık Adına Bir Vurdumduymazlık Örneği

    Bu kısa yazı, ilk baskısını eleştirdiğimiz, bu yıl “genişletilmiş” üçüncü baskısı yapılan Amatör ve Deniz kitabının (Turgay Noyan, Naviga Yayınları, 1. Baskı 2019, 3. Baskı 2024) hiçbir düzelti yapılmadan, üstelik yeni hatalar/çaparizler eklenerek basılması üzerine yazarın, yayıncının, okuyucunun sorumluluğunu merak eden bir fikri takip yazısıdır.

    “Turgay Noyan’ın Amatör ve Deniz Kitabının Eleştirisi: Kaptan Yatakta… “ başlıklı yazıda “Başucu kitabı olmaya aday” “Zengin içerikli bir eğitim kitabı” olarak pazarlanan Amatör ve Deniz kitabını önce kısa, sonra geniş bir şekilde ele alıp, kitapta yer alan bilgilerin “bir eğitim kitabı yazmak” için yeterli olmadığını belirterek, gelecek baskılarda gözden geçirilir/düzeltilir umuduyla görebildiğim hatalardan, eksikliklerden/çaparizlerden “örnekler” vermiştim. Aynı yazıda kitabın “genişletilmiş” ikinci baskısının çıktığını (Şubat 2020) ancak bu baskıyı kontrol etmediğimi, dolayısıyla neyin genişletildiğini bilmediğimi ama örneğin kaynakçanın aynı yanlışlarla basıldığını, bir düzeltme yapıldıysa da önsözde belirtilmediğini de yazmıştım.
    Ancak bu sene kitabın üçüncü baskısı yapılınca (Şubat 2024) neyin ne kadar düzeltildiğini merak ederek bu baskıyı satın aldım.

    “Turgay Noyan’ın Amatör ve Deniz Kitabının Eleştirisi: Kaptan Yatakta…” başlıklı yazımda beş sayfaya sığdırabildiğim hatalardan, eksikliklerden/çaparizlerden en azından bir kısmı düzeltilir diye beklerken dört sayfalık “Denize Adam Düştü!” bölümü eklenen kitapta hiçbir düzelti yapılmadığını, onca sakat cümleye bile dokunulmadığını ama yeni yanlışlar eklendiğini gördüm.

  • Amat’ta Denizcilik Dili

    İhsan Oktay Anar son romanında (Amat, İletişim Yayınları İstanbul 2005), 1670’te İstanbul’dan demir alarak denize açılan gizemli kalyon Amat’ın fantastik hikayesini büyülü ve oturaklı bir dille anlatıyor. Romanın büyülü ve oturaklı dilinde denizcilik terimleri önemli bir yer tutuyor. Okuyucu denizcilikle ilgili bilmediği birçok kelimeyle, terimle karşılaşsa da, kitap akıcılığından, sürükleyiciliğinden bir şey kaybetmiyor. Aksine kalyondaki efsanevi insanlar ve hikâyeler denizcilik diliyle süsleniyor, derinleşiyor. Denizcilikle ilgili bu kadar çok bilinmeyen kelime, terim, deyim kullanmasına rağmen bunları sanki hepimizin bildiği şeylermiş gibi anlatabilmesi de romanın başarısı. Kimi kelimelerin karşılıklarını satır aralarında bulabiliyorsunuz. Örneğin “gemici dilinde tavlon denen alt güverte” veya “ariva komutuyla marineller ve diğer denizciler çarmıklardan direklere tırmandılar”, gibi açıklamalarla gemici dilinin bağı çözülüyor. Denizcilik dilini, kültürünü yadırgatmadan, eğreti durmadan metne böylesine yedirebilmesi Amat’ı çok başarılı bir denizcilik romanı yapıyor.

  • “Amatör Denizciler” Değil “Uzak Yol Denizcileri” Anıtı

    İstanbul Kalamış’ta “Sadun-Oda Boro ve Amatör Denizciler Anıtı” adıyla Mayıs 2011’de açılan, araçsal bir zihniyetin ürünü olan anıt Boroların sembolik anlamlarını sıradanlaştırdığı gibi, tartışmalı yönleriyle de (anıtın adı, yeri, temsil gücü, yer alanların seçim kıstasları…) amatör denizciliğe bir değer kat(a)mıyor ne yazık ki. Konunun ayrıntıları aşağıdaki yazılarda.

    “Sembollerin Kaybı ve Amatör Denizciler Anıtı” ve devamındaki yazılar bir anlamda amatör denizciliğimizde değişen/gelişen değerlerin halini sorgulayan yazılar olarak da okunabilir. Yazı yayımlandıktan sonra verilen yanıtlara/sorulara cevaplar “Kısmet’in Yekesi” yazısında yer alıyor.

    Üçüncü yazı dünyayı dolaşan ama ne hikmetse Kalamış’taki anıtta ismi yer almayan Ayfer Er’in durumunu, anıtta yer almanın kıstaslarını sorguluyor. Anıtın “Bilgi Akışı ve Arşiv Çalışması”nı yapan Turgay Noyan “Dünyayı dolaşan kadın denizcimiz diye Sabah gazetesinde/Naviga dergisinde haber yaptığı halde Ayfer Er’e anıtta yer vermemiş… “Dünyayı dolaşan kadın denizcimiz Ayfer Er…” yazısından sonra, ne Turgay Noyan bir açıklama yaptı, ne de “anıtseverler” bir sorumluluk duydu. Bugüne kadar da değişen bir şey olmadı.

    Yazılarda ileri sürdüğüm birçok nedenden dolayı hiç olmazsa anıtın adının “uzak yol denizcileri anıtı” diye değiştirilmesini de önermiştim. Artık anıttaki rölyeflere “profesyonel denizciler” de eklendiği için adı değiştirilmese de anıtın “Uzak Yol Denizcileri Anıtı” olarak anılması daha doğru olur.

    Sadun Abi anıtla ilgili daha sonra şunları yazdı:

    “…Meğer bizim heykel yapılıyormuş! Turgay Noyan’ı aradım ve ‘ne haltlar karıştırıyorsunuz anlat bakalım’ deyince artık olan oldu deyip, tüm hikâyeyi anlattı. Zaten heykel bitmek üzereymiş, Mayısta açılacakmış bile. Şaşırdım, bir tuhaf oldum. Ömür boyu bu tip olaylardan her zaman kaçındım, kesinlikle onaylamadım… Diğer taraftan bir kurt içimi kemiriyor: Hakikaten böyle bir anıta layık mıydık, fazla mı abartıldı? Bu da bana bir eziklik hissi veriyor, önünden geçmeye sıkılıyorum.”

    (Sadun Boro, Bir Misyon Bir Ömür, Naviga, Ağustos 2011)

  • 2017 Deniz Kitapları Örnekleri

    İlk baskısı 2017’de yapılan ilgi alanımıza girebilecek denize bulaşmış kitaplardan bakabildiklerimin/okuyabildiklerimin bir listesi var aşağıda. Kitapları konularına göre tasnif etmedim, genel bir durum değerlendirmesi de (ör. neden hiç teknik kitap yok…) yapmadım; yerine fazla ayrıntı (fiyat/sayfa vb.) vermeden notlar/kısa tanıtım/eleştiri yazıları yazdım. Geçtiğimiz yıl basılmış bilinen başka kitaplar varsa bunların da eklenmesi/bilinmesi iyi olur.

    “Savaş olunca ilk ölen gerçektir” ve “ne iyi bir savaş vardır, ne de kötü bir barış” (R. Kipling /B. Franklin). Keyifle kitap okunabilecek/seyir yapılabilecek günler dileğiyle…

  • |

    Sintineyi Temiz Tutmak…

    Radikal Kitap ekinde (15.06.2007) kitap incelemesi başlığı altında AMYC yayını Denizde Günah’la ilgili Cem Erciyes imzalı bir eleştiri çıktı. Ancak yazı alışılmadık bir biçimde kitap eleştirisinden çok “yayınevi” eleştirisi gibiydi. Üstelik Erciyes, kitap ekinin sorumlu yayın koordinatörüydü. AMYC yayınları olarak başka hesaplara malzeme edildiğimizin farkındaydık: “Özel bir amaç ve kasıt olunca yayın eleştiri kriterleri, nesnellik de ayaklar altına alınıyor Cem Erciyes’in yazısında.” Yine de yazıyı çevirtip yazar Klaus Hympendahl’a da iletmiştik. Radikal Kitap’tan bir cevap/tepki gelmeyince yazarın hayretle “bu işler orada böyle mi dönüyor…?” diye biten cevabını da iletemedik. Evet bu işler burada böyle dönüyor ne yazık ki…

    Önce Radikal Kitap eki yetkililerine -Tuğrul Eryılmaz, İsmet Berkan, Cem Erciyes- gönderdiğimiz “Sintineyi Temiz Tutmak…” başlıklı yazı, sonra da Cem Erciyes’in kitabın yazarına “bu işler orada böyle mi dönüyor…?” dedirttiren yazısı ekte.