Denizcilik Eğitiminde Yeni Adımlar

ADF Amatör Denizcilik Kursu

ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu eğitimde bir standart olsun, yapılan işler de mevzuata uysun düşüncesiyle 2008’de MEB/Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına göre bir okul kurmak istedi. Kulüplerin “şube de olabileceği” bilgisi ADF/Teoman Arsay yönetimine cazip geldi; aşağıdaki yazı da bu bilgiyle yazıldı. Bürokrasinin her türlü yokuşuna (!) rağmen ısrarcı olundu, Tunç Tokay’ın gayretleriyle eğitim programı onaylatıldı ve okul kuruldu. Daha sonra MEB sisteminin merkezden istediği her türlü bürokrasiyi şubeden de istediği ortaya çıktı –ki ayrıntısını yazmıyorum, bir şey gelişsin diye değil, gelişmesin diye ne lazımsa istiyordu MEB sistemi, ör. her şubeye ayrı bir “müdür” atanması gerekiyordu vs.- Şube açılamadı ama İstanbul’da iki tekneyle beş yıl Tunç Tokay yönetiminde iyi bir denizcilik eğitimi verildi. ADF’nin sınav yetkisinin “gerekçesiz” sona erdirilmesinden (Ağustos 2013) sonra eğitimden vazgeçildi ve ADF’de MEB’e  onaylattığı kendi eğitim programını değil, TYF’ye akredite olarak TUYEP eğitim programını uygulamaya başlayacağını ilan etti… Teoman Arsay’dan sonraki ADF yönetimi binbir emekle ADF’ye kazandırılmış tekneleri de “satarak” eğitimden vazgeçti… (Hedefi Olmayan Tekne –Eylül 2014- yazısı ADF’nin bu gidişatının/değişiminin eleştirisini de içerir.)

***

Amatör denizcilere yönelik yaygın bir eğitim kampanyasının başlatılmasını amaçlayan Amatör Denizcilik Federasyonu MEB onayıyla kurslara başladı.

Mevcut mevzuat çerçevesinde denizcilik eğitimi verilebilmesi, eğitim bir spor faaliyeti olarak kabul edilmediği için ancak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) onayı ile mümkündür.

Bu açıdan bakıldığında, halen yelken kulüpleri, şirketler ve şahıslar tarafından verilen Amatör Denizci Belgesi sınavına hazırlık ile ileri derecede yelken kullanma teknikleri ve bazen de genel anlamda denizcilik eğitimlerinin, MEB onayı yoksa maalesef hiçbir yasal dayanağı yoktur.

MEB’in herhangi bir kurs açılması için yerine getirilmesini istediği şartların hayli ayrıntılı ve sabit olması nedeniyle (örneğin dershanenin büyüklüğü, tavan yükseklikleri, oda sayısı, eğitmen nitelikleri vs…) amatörler için denizcilik eğitimi teşviksiz kalmış, denizciliğin özellikleri kaale alınmamış, örneğin denizcilik eğitimi için verilecek kurslar biçki dikiş kursları ile bir tutulmuştur. Sonuçta eğitime başlayabilmek için MEB’in şart koştuğu uzun ve zahmetli yol, doğal olarak eğitim veren kulüp ve kuruluşların ilgisinden uzak kalmıştır.

Buna rağmen denizcilik eğitimi (özellikle yelken kullanmak ve şimdilerde amatör denizcilik) veren kişi ve kuruluşların sayısı gerek denizcilik dergilerinde gerekse internette görülen ilânlardan anlaşıldığı kadarıyla hayli yüksektir. Böylesine denetimsiz bir ortamda amatör denizcilere yönelik eğitim açısından eğitmen ve eğitim standardı yoktur. Bu güne dek mevzuatın değişimi için uğraşmak yanında, eğitim /eğitmen standartlarını oluşturacak, geliştirecek, denetleyecek “birlik”, “dernek”, “kurum” gibi oluşumların gerçekleşmesine (veya yetkilendirilmesine) yönelik yeterli bir çaba da (özellikle fikrî) gösterilmemiştir. Kesinlikle belirtmem gerekir ki burada zorunlu bir eğitimden değil, eğitimin teşvik edilmesi, yaygınlaştırılması, kolaylaştırılması, “öğrenmenin” özendirilmesi için mevzuat / eğitim / eğitmen yönünden ulaşılması gereken asgari standartlardan söz ediyorum.

Yıllardır amatör denizcilikle ilgili mevzuatı iyileştirebilmek için uğraşan ADF yönetiminin, amatör denizciliğin özgür ortamına zorunlu eğitimle ve hele de uygulamalı sınavlarla gölge düşürülmesinin karşısında olduğu, aksi halde amatör ruhun hepten yok olacağı inancını taşıdığı bilinmektedir. Buna rağmen eğitimin, MEB’in kurallarıyla uyum içinde olması, kursiyerler, yani tüketiciler açısından hiç olmazsa bir standarttır.  

TYF’nin (Türkiye Yelken Federasyonu) son bir yıldır yelken eğitimi konusunda yeni bir düzlem oluşturmak için çalıştığı bilinmekteyse de geçerli olacak yasal düzenleme taslağı hakkında hiçbir bilgi yoktur. Kaldı ki, TYF’nin kuruluş amacı dikkate alındığında,  çabalarının, asıl faaliyet alanı olan yelken sporuna, ulusal ve uluslararası yarışlara yönelik usül ve tekniklerle ilgili eğitimin bir standart altında toplanması esasına yönelik olacağı beklenmelidir. TYF’nin, çalışmaların içeriği, özellikle bürokrasinin konuya bakışı (MEB; GSGM…), girişimler, tepkiler, gelişmeler hakkında üyesi kulüplere bu güne dek yaptığı bir açıklama (daha doğrusu bildiğim 3 federe kulübe) yoktur. İlgili veya taraf olan kurumların onayı ve katkısı olmaksızın mevzuatı oluşturmanın güçlüğü yanında, sürecin çok uzaması da kaçınılmazdır.

Denizcilik eğitimi alanında durum böyleyken, ADF’nin (Amatör Denizcilik Federasyonu) amatör denizcilere yönelik bir aşamayı başlattığı, somut adımlar attığı görülmektedir.

Amatör Denizcilik Kursu (ADEK)

ADF Yönetim Kurulu, Denizcilik Eğitiminin bir spor faaliyeti olmadığı, bu nedenle de ilgili mevzuat uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) denetiminde yürütülmesi gerektiği sonucuna varmış ve onaylı amatör denizcilik kursunun açılması için ilk adımı atarak MEB’e 2007 yılında başvurmuştur. Standartları ve konu ayrıntıları için Denizcilik Müsteşarlığı’ndan da görüş alındıktan sonra, kurs yeri MEB denetiminden geçmiş ve İstanbul Valiliği’nin 12.05.2008 tarih ve B.08.MEB.4.34.00.27–420/469 sayılı yazısıyla Amatör Denizcilik Kursu’nun (ADEK) faaliyetine izin verildiği ADF web sitesinde açıklanmıştır.

Sadece Eğitimle Denizci Olunur mu?

Sadece eğitimle amatör denizci olunmayacağı ADF’nin her zaman dile getirdiği bir husustur. Amaç denize açılmak, denizin üzerinde olmaktır. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki denizcilik dergilerinin de önemli katkısıyla ülkemizde denizcilik denilince neredeyse sadece yarışçılık akla gelir oldu. Oysa genel olarak yarışçılık belirli bir parkurda (…açık deniz yarışları ve rekor denemeleri hariç) “hızla” seyri esas alırken, gezi denizciliği “seyir ve selametle (safe passage)” bir yerden bir yere “ulaşmayı” esas alır. Denizcilik hatalarla birlikte öğrenilir, paylaşılır, usta denizcilik emek ve uzun zaman, her şeyden önce tükenmez bir sevgi ister. Bu açıdan bakıldığında özellikle gezi denizciliğinin sadece bir spor değil denizin, ondan yararlanan başka unsurlarla kurallar içinde paylaşımı anlamına geldiği de göz önünde tutulmalıdır.  

ADF’nin başlattığı kurs ile ilgili ADF yöneticilerinden ve ADEK eğitmeni Tunç Tokay’dan alınan bilgilere göre Amatör Denizcilik Kursu (ADEK) adı altında Temmuz 2008 ayında eğitimlerine başlayan ADF, esas olarak amatör denizcileri bilgilendirmeyi hedeflemektedir. Kurs süresi 160 saattir. Ne var ki, günümüz şartlarında, çalışan bir kişinin, hobisi için bu 160 saatlik kursa kesintisiz katılmasının çok zor olacağı değerlendirilerek program üçe bölünmüştür.

Birinci aşama; kursiyeri denizle tanıştırma ve temel denizcilik bilgilerinin verildiği, ADB (Amatör Denizci Belgesi) sınavına hazırlık kursudur. Kursta, konular Amatör Denizci Elkitabı /Sezar Atmaca (haz.), ADF Yay., 2004/ esas alınarak önce kuramsal işlenmekte; sonra denizde, dümen tutma becerisi geliştirilmekte; bağlama, ayrılma, demirleme, DAD (denize adam düştü) gibi temel manevralar uygulatılmaktadır. Programın süresi 40 saattir. Bu aşamada tekneyi yelkenle yürütme konusunda eğitim söz konusu değildir.

İkinci aşamada, birinci aşamada kuramsal öğrenilen konularda becerinin geliştirilmesi amacıyla yoğun uygulamaya geçilmekte ve kursiyer yelkenle tanıştırılarak, motor seyri yanında  “yelken seyri” öğretilmektedir. Bilindiği gibi gemi “kürekten başka bir güçle hareket ettirilen deniz aracı” olarak tanımlanır. Kurslarda yelken seyrinin de öğretilmesi bu nedenle gereklidir.     

Üçüncü aşamada ise başkalarının da sorumluluğu paylaşılarak çıkılan bir uzun seyirde Amatör Denizcinin teknedeki bütün faaliyetleri yürütebilecek düzeyde beceri kazanması hedeflenmekte, denizciliğin temel kavramları “sevk ve idare” anlatılarak kuramsal öğrenilenler uygulamayla yerli yerine oturtulmaktadır.

ADF’nin kurs için iki eğitim teknesi bulunmaktadır.

Kursların uygulamalı bölümü halen slup armalı 9.60 metre boyunda ahşap yapım ADF–1 teknesiyle verilmektedir.

Yakın zamanda hizmete girecek 10.70 metre boyunda ve yine slup armalı ahşap yapım ADF–2 teknesi ise 6 kursiyere eğitim verecek şekilde eğitim teknesi olarak donatılmaktadır.

Bilindiği gibi, ADB sınavına girmek için kurslara katılmak zorunlu değildir. Öğrenmek isteyenleri hedefleyen kurslarda bütün seviyeleri tamamlama zorunluğu yoktur. Birinci ve ikinci kursu tamamlayanlar kurs sonunda MEB denetiminde yapılacak Kurs Bitirme Sınavı’na katılmakta ve başarmaları halinde kendilerine MEB onaylı Kurs Başarı Belgesi verilmektedir. Bu belge, bir tekne kullanma belgesi değildir, kursa katılmış olmanın kanıtıdır. 

ADEK, bu kurslarına ek olarak, amatör denizcileri ilgilendiren değişik konularda eğitim vermeyi hedeflemektedir. Mevzuatımız gereği eğitim verilecek her konuda, ilgili programın MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanması gerekmektedir. Bu amaçla hazırlanan programlar, Talim ve Terbiye Kurulu’na sunulmuş, onayları beklenmektedir. Onaylanan kurslar faaliyet programına eklenecektir.

Kurslar, şimdilik Ataköy Marina’da bulunan Amatör Denizcilik Federasyonu Sınav Merkezi’nde verilmektedir ve anlaşıldığına göre ADF, MEB tarafından onaylanarak kesinleşen kursları üyesi kulüplerle paylaşarak amatör denizcilere yönelik yaygın bir eğitim kampanyasının başlatılmasını amaçlamaktadır.

Kurslar hakkında ayrıntılı bilgi www.adf.org.tr adresinden veya ADF’den (0212 559 98 72) alınabilir.

(Yelken Dünyası, Kasım 2008)

Similar Posts

  • | |

    Amatör Denizciler İçin Yeni “Sınav/Eğitim veya Vesayet” Sistemi

    UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 18 Ocak 2023’te amatör denizcilerin eğitim/sınav/tekne kullanma şartlarını yeniden düzenleyen bir yönetmelik yayımladı. Uygulamalı eğitimi de içeren proje için TYF/Türkiye Yelken Federasyonu ile bir protokol imzalandı. Müfredat/uygulama içeriği gibi ayrıntılar henüz kamuoyuna yansımasa da TYF sitesindeki açıklamaya göre (6 Aralık 2022) “Türkiye Yelken Federasyonu, Amatör Denizcilik Belgesi Uygulama Eğitimlerinin Tek Adresi Oldu.”

    UAB’nin eğitim/sınav geçmişi hakkında kısa bir hatırlatma yapalım (ayrıntılarına bu klasördeki yazılardan ulaşılabilir): UAB tarihinde ilk defa “Yetki Devri Sözleşmesi” ile özerk bir federasyona (ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu’na) devrettiği ve bu sayede bürokrasiyi azaltan/aracıları ortadan kaldıran on-line yapılmaya başlanan sınav sisteminden vazgeçip, 2014’te pratik eğitim iddiası ile ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi’ni başlattı. Bir süre sonra Stratejik Plan’da “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. 2018’de pratik eğitim iddiasından vazgeçilip ADES rafa kaldırıldı. ADED/Amatör Denizci Eğitim Programı (25 sayfa) ile “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” için mevcut mevzuat yok sayılarak ilan edilen rakama ulaşabilmek adına her yol denedi. Son yenilik olarak 5 Aralık 2022’de Sepetçiler Kasrı’nda yapılan “Bir Milyonuncu Amatör Denizci Belge Teslim ve Protokol İmza Töreni”nde TYF ile yapılan protokol açıklandı.

    Ayrıntılarını bilmiyoruz ama UAB/TYF protokolünde bir “yetki devri” yok, tersine bir “görevlendirme” hatta bürokrasinin etki/yetki alanını genişletmesi, vesayetin artışı söz konusu.

  • ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’nun Hatalarla Dolu “Yeni” Kitabı…

    ADF’nin yayımladığı Yelkencinin Cep Kitabı’ndaki yanlışları görünce “Amatör Denizci Elkitabı’ndan
    başlayarak kitaplarının oluşmasına ve gelişmesine hayli emek/katkı verdiğim
    ADF Yayınları’nın böylesine sorunlu bir kitap yayımlamasına üzüldüm.” diye başlayan aşağıdaki yazıyı 5 Temmuz 2021’de ADF yetkililerine e-posta ile gönderdim. Yazıda kitabın elden geçirilmesini dileyerek gördüğüm yanlışları/hataları örneklerle açıklamaya çalıştım.

    E-postama herhangi bir cevap alamadım. Ancak Mart 2022’de yapılan ADF Olağan Genel Kurul toplantısı “Faaliyet Raporu”nda 3000 adet basılan “Yelkencinin Cep Kitabı”na “İlginin çok olduğu” kitabın 2. baskısının da yakında yapılacağı bilgisi yer alıyordu (https://www.adf.org.tr/amator-denizcilik-federasyonu-yonetim-kurulu/). Dilerim kitap bu haliyle tekrar basılmaz.

  • |

    “Pupanız Yelken Olsun…”

    Bakanlığın yıllar önce onbinlerce bastırıp dağıttığı bir kitapta[1] yer alan, başlıktaki anlamsız/uyduruk kullanımı okuyunca, güler misin ağlar mısın demiştik ama son 20 yıldır UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının  (Denizcilik Genel Müdürlüğünün) amatör denizcilerle ilgili yayınları/mevzuat değişiklikleri gülüp geçilecek gibi değil ne yazık ki.

    Bu yıl başında amatör denizci sınavı/belgesi, tekne kullanımı/donatımı ve denetimi/yaptırımları hakkındaki “Özel Teknelerin Donatımı ve Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik” yeniden değişti ki bu, 2004’ten beri, amatör denizcilik mevzuatındaki (dördü asli) onuncu değişiklikti.[2] Bu ve benzeri yalpalamaların[3] temelinde UAB’nin gemiadamı bürokratlarının amatör denizciliği ticaret denizciliğinin gözüyle “iş-meslek” olarak algılayan, özel/ticari tekne farkını, hukukunu önemsemeyen, dünyadaki örneklerden habersiz, gel-gitli donanımsız özgüveni yatar.
    Ocak ayında yayımlanan Özel Teknelerin Donatımı… yönetmeliği Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek. Bu yönetmelikte de çok çapariz var ama bunların hepsini değil, önemli gördüklerimi ele alacağım. Çünkü önceki yönetmeliklerdeki hataları/yanlışları birçok yazıda karşılaştırmalar yaparak/önerilerle, ayrıntılı olarak ele almaya çalışmıştım, ancak zorunlu ya da kısmi düzeltmeler yapılsa da endâzesizlik sürüp gitti. Örneğin belgelerdeki (ADB) İngilizce yanlışları 2023 yönetmeliği ile düzeltilse de yakın geçmişte “dağıtılan” yüzbinlerce belgedeki yanlışlar düzeltilmeyi bekliyor. Tekneyi başkasının kullanabilmesi için sahibinin ıslak imzası yeterliyken, değişiklikle noter/liman başkanlığı onaylı yetki yazısı zorunluluğu getirilmişti ki, bu yönetmelikte eş ve çocuklar için kaldırılarak kısmen iyileştirildi (ama liman başkanlığı onayı paralı hale getirildi: 1000 TL).

    Yanıt gelmeyecek olsa da not düşmek isterim: Bu değişiklikler yapılırken ilgili kurumlarda nasıl bir tartışma/araştırma oluyor, ya da oluyor mu? Olduysa neler, kimlerle, hangi kurum ve kuruluşlarla konuşulup/tartışılıyor? Tekne filomuzun/coğrafyamızın özel durumu dikkate alınıyor mu, dünyadaki örneklere bakılıyor mu? Yapılan yanlış uygulamaların bir eleştirisi oluyor mu? Dünyayı dolaşmış “deniz kurdu” diyebileceğiniz denizcilerimizi, muhatap alıp bilgilerinden/deneyimlerinden faydalanmak yerine, “ADB 24 ‘teorik eğitimini’ beş yıl içinde tamamlamazsanız artık 10 metre üzeri tekne kullanamazsınız”, diyebilmek nasıl bir aklın ürünüdür, insan merak ediyor.

  • Amatör Denizcilikle İlgili Bir Üniversite Araştırmasının Hali

    Amatör-sportif denizcilikle ilgili veri, araştırma kıtlığı malum. Ekte tamamını sunduğum 2020’de yapılan “Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyinin Tesbiti” (Ahmet Mazmanoğlu-Uğur Altınağaç) başlıklı bir yüksek lisans tezi kapsamındaki makaleyi görünce “ne güzel hem de bir üniversitede araştırma konusu olmuş amatör denizcilik” diye sevinmiştim. Ancak tezle ilgili altı sayfalık makaleyi okuyunca sevincim vasat bir rüzgâr hamlesi kadar bile sürmedi.

    Karşımda sadece UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın resmi açıklamalarını, propaganda metinlerini, sadece Bağlama Kütüğü verilerini esas alarak hazırlanmış, 2018-2023 arasında bir milyon ADB sayısına ulaşmak için başlatılan yeni sınav sistemi olan “Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”ni güzelleyen bir araştırma makalesi vardı. Araştırmayı “akademik” açıdan değerlendirmeye çalışsak da tezi hazırlayan araştırmacının e-posta adresinin “…@uab.gov.tr” olması (yani UAB memuru olması) aslında araştırmanın halini ve neden bu duruma düşüldüğünü de açıklıyordu.

  • |

    Çocukların Beyni Çöplük Değil

    Bürokrasinin kamu kaynaklarını heba eden ama hiçbir zaman alabora olmayan zihniyetine güzel bir örnek olan Küçük Denizcinin El Kitabı. Kitapçık 2007’de 600.000 basılıp okullara ve denizcilikle ilgili kulüplere dağıtıldı. Kapakta Denizcilik Müsteşarlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, arka kapakta ise bunlarla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı, Deniz Ticaret Odası, İDO, Denizciler Dayanışma Derneği, TURMEPA, Dak-Sar, Denizce amblemi var ama arka kapaktakiler muhtemelen dağıtım ağını genişletmek için eklenmiş/gönüllü katılmış kurumlar. 2016’da WİM/West İstanbul Marina “sosyal sorumluluk projemiz hakkında bilgi” notuyla bölge okullarında aynı kitapçığın İlçe Milli Eğitim ve Kaymakamlık oluruyla bastırılıp dağıtılacağını duyurdu ve dağıttı. Motor Boat dergisi de WİM’in dağıttığı bu kitapçığı dergi eki olarak okuyucularına verdi…
    İzmir DTO/Deniz Ticaret Odası da bu kitapçığın benzeri 34 sayfalık “Ben Denizciyim” kitapçığını bastı. Gazete haberlerine göre üstelik bu kitapçık TED İzmir Koleji ile İzmir DTO arasında imzalanan bir protokolle “Denizci Öğrenci Yetiştirme Projesi (DÖYEP) kapsamında çocuklara rehber kitapçık olarak dağıtıldı.
    İskenderun Ticaret Odası’nın çocuklar için hazırladığı Boyama Kitabı‘nın (2017) künyesi yok, çizeri, hazırlayanı kim belli değil, çizimler özensiz/kötü. Belli ki içeriği düşünüp/tartışıp/konuşmak için zaman harcanmamış.
    Çocukların beyni çöplük değil, nasıl beslerken dikkat edilmesi gerekiyorsa, bir şey hazırlarken de asgari titizlik/özen gösterilmeli.

  • |

    Deniz Meteorolojisi ve “Denizde Amatör Hava Tahmini”

    Amatör denizcilere yönelik yayınlar hayli az olduğu için amatör denizciler meteoroloji/hava tahmini konusunda uzun yıllar yazılı kaynak olarak sadece profesyonel denizcilere yönelik kitapları ve dergilerde çıkan makaleleri kullandılar. Yazıları, çevirileri, radyo/TV yayınları, dersleri, brifingleri, kurslarının yanında amatör denizcilerle kurduğu sıcak ilişkilerle bu gidişatı değiştiren 15 Eylül’de yitirdiğimiz meteoroloji yüksek mühendisi Gökhan Abur (1943-2023) hocamızıdır. Gökhan hoca uzun yıllar Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Bölümü’nde çalıştıktan sonra 2003’te emekli olmuştu.
    Gökhan Abur hocamızı 1999’da kurucu ortağı olduğum Atlantis Yatçılık’ta verdiği “Meteoroloji ve Denizde Hava Tahmini” dersleri vesilesiyle tanıdım. Davudi sesiyle, tahtaya yaptığı çizimlerle işlediği konuları tane tane anlatarak sizi adeta “havaya sokar”dı.
    (…)
    Gökhan Abur hocamız her ne kadar amatör-sportif denizcileri meteoroloji/hava tahmini konusunda aydınlatmaya çalışmışsa da Boat Show’larda/internet sayfalarında sunum yapan amatör meteorologlar hiç eksilmedi.  Yazıları ve kitaplarıyla[1] tanıdığımız iki değerli biliminsanı Mustafa Sarı (su ürünleri) ve Mikdat Kadıoğlu (meteoroloji/afet yönetimi) Deniz Meteorolojisi (Alfa Yayınları, 2022) kitabında ABD’de yanlış bir tahmin nedeniyle linç edilerek trajik bir şekilde hayatını kaybeden hava tahmini yorumcusunun hikâyesine atıf yaparak “hava tahmininin ne kadar zor ve sorumluluk gerektiren bir iş olduğunu anlamışsınızdır” diye bu konuda bizleri uyarıyor ve sınırları çiziyorlar…