|

Amatör Denizci Elkitabı’ndan Usûlsüz Alıntı Nedeniyle Tazminat Ödeyen Bakanlık

Sezar Atmaca

Denizcilik Müsteşarlığı 2010 yılında “© 2010 Denizcilik Müsteşarlığı. Her hakkı mahfuzdur.” künyesiyle “Denizcinin El Kitabı” adlı 82 (+14) sayfalık bir kitap çıkardı. Kitap, ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’ndan kes-yapıştır alıntılarla dolu olsa da bunun dışında birçok hata ve yanlış içeriyordu.

Denizcinin “İntihal” Kitabı… (Fotoğraf: www.peramezat.com)

Alıntılar için izin alınmadığını, onca “intihal” alıntıya rağmen ADEK’in adının künyede dahi geçmediğini belirtip kitaptaki yanlışları da ekleyerek önce ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu aracılığıyla sözlü, sonra da yazılı olarak Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı’na başvurdum. Kitaptaki yanlışları da örnekleriyle vererek, “Böyle bir kitabın hazırlanması zaman, emek ve uzmanlık (ehillik) ister.” dediğim yazıda, dört yıldır yayına hazırlamaya çalıştığımız Laser kitabından söz ederek  kabaca bir kitap hazırlık sürecinin aşamalarını da yazmıştım. Başvurulara herhangi bir cevap verilmedi.

Bu pişkinlik nedeniyle dava açmak istedim, ancak yayıncı ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu davacı olmak istemedi. Uzun bir bekleyişten sonra ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın izinsiz kullanımı hakkında Ulaştırma Bakanlığı/Denizcilik Müsteşarlığı aleyhine “tecavüzün önlenmesi ve tazminat”  davası açtım (Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 30.03.2011, Dosya no: 2011/63 Esas). Ayrıca Müsteşar Hasan Naiboğlu’nun önsözünde kitabı hazırladığı belirtilen sekiz kamu görevlisi hakkında da şikâyetçi oldum. İfade için savcılığa çağırılan ve ceza davası ile karşı karşıya olan bürokratlar haklarındaki şikâyetten vazgeçmem için ADF’den ricacı oldu; kırmadım, şikâyetimi geri çektim. Oysa avukatım benzer davalarda bürokratların davayı sürüncemede bırakma çabalarını engellediği/davanın sonuçlanmasını çabuklaştırdığı için bu yolu önermişti.

Nitekim dava yıllar boyunca sürdü, ikinci bir dava daha açmak zorunda kaldım, bu arada Denizcilik Müsteşarlığı dava konusu kitabı bastırıp-dağıtmayı sürdürerek 30 bin rakamına ulaştı. Bu yıllarda bakanlığın adı 3 kez değişti (UB, UDHB, UAB). İstinaf ve Yargıtay sürecinden de geçen dava Yargıtay’ın onaması (01.04.2019) ve “Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi” kararıyla 13.11.2019’da karara bağlandı ve bakanlık “eserden (Amatör Denizci Elkitabı) usülsüz alıntı nedeniyle” maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkum oldu. Başlangıçta niyetim, tazminatı haklarındaki şikâyeti geri çektiğim kamu görevlisi “sekiz Denizcilik Müsteşarlığı uzmanı”na ödetmek için ayrı bir dava açmaktı. Ama dava dokuz yıl sürünce bakanlık şemsiyesi altında istediklerini yapabileceklerini zanneden bu uzmanlarla uğraş(a)madım.

Dava açtıktan sonra konu hakkında yazamadım. Aşağıdaki yazı konu ile ilgili Ulaştırma Bakanlığı’na kargoyla ve ilgili kurumlara e-posta ile gönderilen metindir.

Yeri gelmişken araya sıkıştırayım ki intihal ya da izinsiz/usülsüz kullanım, eserlerin sanki kamu malıymışçasına yağmalanması amatör-sportif denizcilik yazılarında da (özellikle internette) sık rastlanıyor. Bu konuda  dsti@yahoogroups.com grubuna yazdığım iki “uyarı” örneğini buraya koydum:

  1. Sorunlu Manevra

… son gönderilen “tekne manevralarını” gösteren 14 sayfalık e kitaptaki bilgilerin ve resimlerin çoğu geçtiğimiz aylarda ©Denizler Kitabevi  yayınlarından çıkan,  redaksiyonunu yaptığım Temel Denizcilik Bilgileri kitabındandır (Temel Denizcilik Bilgileri, bağla(n)ma-manevra-demirleme, Ivar Dedekam, çeviri: Enis Tek, redaksiyon Sezar Atmaca, Denizler Kitabevi, Şubat 2011). Örneğin yazıdaki 8 şekil (toplam 24 çizim) adı geçen kitaptan (kes-yapıştır) alınmıştır. Şüphesiz bu tür yazıların hazırlanması emek/çaba/araştırma/bilgi ister ama kaynak göstermek de öncelikle işin adabının/etik değerlerinin, daha sonra da mevzuatın gereğidir. Faydalanılan kaynakları belirtmek yazıların değerini azaltmaz, arttırır; nelerin araştırıldığını/okunduğunu gösterir, meraklısına yeni kaynaklar sunar; emeğe/bilgiye/hakka da saygının gereğidir. Ancak bu tür alıntılar kaynak dahi gösterilse belli sınırlar içinde yapılabilir; kamu malı muamelesi yapılıp, istenildiği gibi alıntı yapılamaz. Bir eserin, “eser (veya ©/copyright) sahibinin  rızası olmadan veya arzusuna aykırı biçimde/ normal yararlanma sınırları dışında/kaynak gösterilmeden… vb. şekilde” kullanılması mevzuata aykırıdır… Mevzuatın da hükümleri hayli ağırdır. Ayrıntılı bilgi için Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na  (özellikle madde 35, 38 ve  66-72 arası)  bakılabilir.  Faydalanılan eserlerin de emek/çaba/bilgi/maliyet olarak başkalarının hakkı olduğunu unutmayalım lütfen… (dsti@yahoogroups.com, 22 Nisan 2011)

2. Kaynakça 

…. bu ve önceki yazılarınız emek ürünü ama yazılarınızda ne yazık ki pek (çoğu zaman hiç) kaynakça yok. Kaynaklar kadar kullanılan kaynakların “kaynak değeri” de yazılar hakkında fikir verir. Kaynakça eklerseniz en azından daha önce bu konulara emek vermiş olanları, faydalandığınız kaynakları hatırlatmış olursunuz!. (dsti@yahoogroups.com, 21 Eylül 2014)


 (Ekim 2021)


                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              23 Ağustos 2010

Ulaştırma Bakanlığı’na,

Bakanlığınıza bağlı Denizcilik Müsteşarlığı tarafından hazırlanan ve künyesinde “© 2010 Denizcilik Müsteşarlığı. Her hakkı mahfuzdur.” yazan, “Denizcinin El Kitabı” adlı, “önsöz yazdığınız” eserdeki birçok çizim/metin, telifi bana ait olan ve süreli sözleşmeyle Amatör Denizcilik Federasyonu’na devredilen Amatör Denizci Elkitabı’ndan (ADEK) “intihal” suretiyle bire bir iktibas edilmiştir.

Birçok insanın emeği ve katkısıyla tarafımdan hazırlanan, diğer yazarların mali haklarını özel vekaletname ile tarafıma devrettiği Amatör Denizci Elkitabı (ADEK), taraflar arasında yapılan süreli sözleşmeye dayanılarak (“©2005 Amatör Denizcilik Federasyonu-©2005 Sezar Atmaca”) 2005 yılından beri ADF tarafından basılmaktadır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde doğan hakları açıkça ihlal eden, kapağında Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın amblemlerinin yer aldığı, 82 (+14) sayfalık eser için, bırakın izin alınıp sözleşme (mali/telif hakkı) imzalanmasını, kaynakçası dahi olmayan kitapta, belli ki hazırlayanlar arasında işin niteliğini, geleceğini, emeğini ve mevzuatı düşünen bulunmuyor ki, ADEK/Amatör Denizci Elkitabı adı herhangi bir yerde geçmiyor! 

Kitabın ana gövdesi 32 çizim  ile 20 foto-çizimden (vinyet)  oluşmaktadır. Kitaptaki çizimlerin %70’i, ADEK’ten intihal suretiyle bire bir iktibas edilmiştir… Bu kadar istifade (!) olunca, metinde de ADEK’ten bire bir iktibas edilmiş (örneğin tablolar…) ya da doğal olarak esinlenilmiş epey yer var. Şüphesiz esinlenme olabilir, diyecek bir şey yok…

Ancak bilgi vermek için hazırlanmış bir kitapta, ADEK’ten alınan çizim ve metinler dışında, yanlış, eksik ya da anlatım bozuklukları, özensizlikler dikkat çekicidir. İlk bakışta göze batan örneklerden söz edersek (örnekler sırasızdır):

* Bir vinyeti (ör. tekne fotoğrafı) sağa sola çevirip, üzerine bir iki çizgi eklenerek oluşturulan sıradan foto-çizimlerle anlatılan konular, eksik  ya da hatalıdır. Örneğin sayfa 34, 35, 38, 39 ve 40’ta yer alan yelkenli tekneler; sayfa 23, 24, 25 ve 26’da yer alan motorlu tekneler ile ilgili şekiller ve bilgileri yanlıştır. (Yelkenli tekneler için bkz. Çatışmayı Önleme Tüzüğü / motoryat gemi değildir! bir çapraz halatı şekillerdeki gibi kullanılmaz…kullanılırsa adı çapraz halatı olmaz…).

* Pusula düzeltmesi (doğrusu “pusula hatası düzeltmesi” olacak) formülü kitaptaki haliyle bir anlam ifade etmez (E/W değerleri yok).

* Pusula hatası düzeltme formülü (CDMVT) ve diğer bazı kelime-kısaltmalar nedense İngilizce bırakılmış: halat  ismi (spring), kısaltma (l), COLREG gibi.  Ayrıca onlarca kez “Çatışmayı Önleme Kuralları” karşılığı olarak kullanılan COLREG kısaltmasının doğrusu COLREGS’tir;

* Radio beacon “radyo farları” değil Ramark diye bilinen, kerteriz için sürekli yayın yapan radar bikınıdır.

* Sayfa 29’daki teknede bayrak taşıma yeri yanlıştır.

* Puntel, teknenin manevra ile ilgili bir kısmı değildir.

*Haritalarda gösterilen, fenerin kendi boyu değil, fenerin denizden yüksekliğidir. Silyon fenerinin tarifi anlamsız ve hatalıdır; mevzuatımızda kıç feneri diye bir tabir yoktur, doğrusu pupa feneridir;

* Çatışmayı Önleme Tüzüğü’ne göre kısa düdük 1-2 saniye değil 1 saniye sürelidir.

* Meteorolojide iki çeşit değil, dört çeşit cephe vardır. (3.Duralar, 4. Oklüzyon)

* Ebirb mevki göstermez, mevki bildirir.

* Sunuş yazısında özellikle amatör denizci belgesi almayı planlayan kişiler için hazırlandığı belirtilen kitapta drenaj tapası, köprü üstü, fribord, menhol, revir, balast suyu gibi birçok ticaret gemisi ve gemici terimi yanında, Sözlük’te de birçok yanlış vardır. Ör. anelenin bir tarafı açık olmaz, ıskota halatı tarifi yanlış vb.

* Kitapta “… pupanız yelken olsun”  ya da “Yasadışı göçmen ile mücadele” gibi anlamsız/sakat cümle ve kullanımlar hayli fazla. Sıradan bir seyir temennisindeki iyi niyetin böylesine uyduruk (…pupanız yelken olsun)  olmaması beklenir.

* Bandrol Yönetmeliği (24577 sayılı) hükümlerinin açıkça ihlal edilmesi ve bir kitabın aranınca kolayca bulunmasını, uluslararası kataloglara girmesini sağlayan ISBN numarasının alınmaması, kitabın mevzuat yönünden diğer önemli aykırılıklarıdır.

Daha ayrıntılı incelendiğinde yukarıdaki örnekleri arttırmak ne yazık ki hiç de zor değildir.

Böyle bir kitabın hazırlanması zaman, emek ve uzmanlık (ehillik) ister. Kabaca böyle bir kitap taslağı hazırlanabilmesi için onlarca toplantı, görüşme-tartışma yapılıp neyin, kime, niçin anlatılacağı belirlenecek; yerli yabancı örnek kaynaklar incelenecek; ilgili mevzuat gözden geçirilecek; başvuru kaynakları toplanıp, el altında bulundurulacak; eksik görülen konularda uzmanlara, ehil kişilere başvurulacak; gerekli izinler alınacak, sözleşmeler hazırlanacak; benzer hazırlıklar teknik işler, görsel malzemeler, baskı için de yapılacak; kitabın çerçevesi ve maliyeti netleştirilip, ehil ellerde kitabın hazırlığına başlanacak. Hazırlanan eser kompozisyon, kurgu, veya dil açısından editoryal bir gözle tekrar okunacak, gerekirse bir redaktör metni tamir edecek…vs. Örneğin ADF için hazırlanan ve yaklaşık 4 yıldır uğraşılan bir dingi eğitim kitabı (laser) hâlâ bitirilebilmiş değil. Merak ediyorum acaba ilgilileri bu kitabı ne kadar zamanda hazırladı?

Yıllar önce, Denizcilik Müsteşarlığı ilgililerinin önayak olması ile hazırlanan, Ulaştırma Bakanı İsmet Yılmaz’ın önsözünün de yer aldığı, baştan sona yanlışlarla, mantık hatalarıyla dolu,  “Küçük Denizcinin El Kitabı” fiyaskosunu yazmıştım. (Buyrun İşte Kara, Radikal 2 /26 Ağustos 2007; geniş versiyonu Yacht Türkiye, Ekim 2007)  Onbinlerce basılan broşürü, eleştirilerden sonra üstlenen çıkmadı. Müsteşarlık ilgilileri kitapçıkları toplayıp ayıbı gidermek yerine, yıllardır el altından bu kitapçıkları dağıtmayı sürdürdü, sürdürüyor. (Özellikle denizcilik etkinliklerinde, yaz kamplarında kitapçık her sene yine piyasaya çıkıyor… ) Dilerim Denizcinin El Kitabı’nın akıbeti böyle olmaz.

Öven, yücelten önsözler yazarak bu tür kitapları teşvik etmenin etik değerlendirmesini sizlere bırakıyorum ama, cevaplanması ve üzerinde düşünülmesi gereken asıl soru, bu düzeyde kitapların nasıl ve neden hazırlanabildiğidir? On bin basıldığı söylenen böyle bir kitabın binlerce basılıp dağıtılmasının kime ne yararı vardır? Bilgisiz ve ilgisizce hazırlanan bu tür yayınlar ne denizciliğe ne de kurumlara bir değer katar.

Başta intihal olmak üzere, yukarıda belirtilen hususların ivedilikle cevaplandırılmasını ve değerlendirilmesini dilerim. (23 Ağustos 2010)

                                                                                             Sezar Atmaca

Gereği:  Ulaştırma Bakanlığı

Bilgi:    Denizcilik Müsteşarlığı (basin@denizcilik.gov.tr ) ( webmaster@denizcilik.gov.tr ) ve Amatör Denizcilik Federasyonu (adf@adf.org.tr )

Ek: Kapak (Denizcinin El Kitabı) / Önsöz 1-2 (Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Denizcilik Müsteşarı Hasan Naiboğlu’nun kitaba yazdıkları önsözler )


Ayrıca bakınız: Amatör Denizcilikle İlgili Bir Üniversite Araştırmasının Hali Sezar Atmaca (Nisan 2024)

Similar Posts

  • |

    İlgiyi Bilgiyle Zenginleştirmek

    Özel Teknelerin Kayıt, Belgelendirme ve Donatımına İlişkin Yönerge’de (2006) yapılan bir değişiklikle ADEK/Amatör Denizci Elkitabı, bir süre her teknede bulunması zorunlu yayınlar arasına katılmıştı. Bu yazıdaki “Zorunlu Kitaplar” bölümünde “Kişi denizciliği ADEK’ten öğrenebileceği gibi başka kitaplardan, kaynaklardan da öğrenebilir. Dilerim bu zorunluluk bir an önce kaldırılır.” diye yazıp ADF’ye de bu şartın kabul edilebilir bir şey olmadığını ifade etmiştim. ADF’nin girişimiyle bir süre sonra mevzuat değiştirilerek bu tekel durumuna son verildi.

    Yazıda yer alan “Yanlışlarla Dolu Yeni Yıl Takvimi” başlıklı bölümündeki eleştiriler nedeniyle Naviga dergisi kurucusu/söz sahibi Turgay Noyan’ın yaptıkları için “Yalanı Haber Yapabilen ‘Gazeteci…’” yazısına da bakın lütfen.

    Üç denizcilik dergisinin satış toplamının 15 bini aşması, amatör denizci belgesi veya yelken eğitimi almak isteyenlerin çokluğu gibi birçok göstergeye bakarak son yıllarda denizciliğe olan ilginin, denize açılan, açılmaya niyetlenen insan ve tekne sayısının giderek arttığını söyleyebiliyoruz. İlginin sadece sayısal bir artış olarak kalmaması nitelikçe bir zenginleşmeyle birlikte mümkündür. On sorudan dördünü yapana ADB/amatör denizci belgesi vermek yerine, sınavları, bilgiyi ölçen, öğrenmeye teşvik eden, herkese eşit uygulanan bir biçimde yapmak (Amatör Denizcilik Federasyonu’nun -ADF- yapmaya çabaladığı gibi) veya denizcilik/yelken eğitimini eğitim/eğitmen yönünden bir standarda kavuşturmak gibi örnekler, denizcilikte bir nitelik artışına işaret eder.

    Giderek zenginleşen bir nitelik artışıyla tanımlayabileceğimiz bir değişim, denizciliği sığ sulardan çıkarıp engin denizlere taşıyabilir. İlginin, denizciliğin gelişmesi, yaygınlaşması, zenginleşmesiyle birlikte yürümesi, bu işi öğrenmeye hevesli insanların sayısını giderek arttıracak, ilginin kalıcı olmasını sağlayacaktır.

  • İSPARK/İstmarin “Dalgakırana” Çarptı…

    İSPARK/İstmarin Tarabya tekne parkındaki bitmeyen sorunlar üzerine…

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin İSPARK/İstmarin Tarabya tekne parkı açıldığından beri sorunlar bir türlü bitmedi. Sorunların nedenleri hakkında hiçbir resmi açıklama yapmayan İSPARK/ İstmarin yetkilileri açılışı üç yıl önce yapılmış Tarabya tekne parkı için geçtiğimiz aylarda bir “dalgakıran” ihalesi açtı.

    Yıllar önce  “tekne parklarının yapımı gündeme geldiğinde” 02 Şubat 2010 tarihinde “Bilgi Edinme Yasası” çerçevesinde İSPARK’a e-posta yoluyla tekne parkı yapım detayları hakkında sorular sormuştum.  İSPARK adına İhsan Özdemir’in 05 Şubat 2010 tarihinde  gönderdiği “klişe” cevabın konumuzu ilgilendiren kısmı şöyleydi:

    Sonuç : Sn; Sezar ATMACA  … yüzer iskele ve marina işletmeciliği konusunda istişarede bulunduğumuz ve fikrini aldığımız klüp ve kuruluşlar bulunmaktadır. Bu konuyla ilgili Türkiye ve Dünyada uygulanan marina park ve örnekleri  incelenmiş, uzmanlar tarafından fizibilite çalışmaları tamamlanmıştır.

    Ancak ne verdikleri yazılı cevaptan, ne yönlendirdikleri Marina projesi sorumlusu Selman Cebeci beyle yaptığım telefon görüşmesinden “ne tür kurumlarla işbirliği yapıldığı, yapılan fizibilite çalışmaları, üniversite ile işbirliği yapılıp yapılmadığı” gibi konularda bir bilgi edinememiştim.

  • |

    Derneğin Zaafları

    DSTİ (Denizciler Sivil Toplum İnsiyatifi) 2000’li yılların başında tartışmalarıyla/yaptıklarıyla amatör denizciliğe taze rüzgârlar getirmiş, birçok denizcinin birbirini tanımasına/kaynaşmasına neden olmuş bir platformdu. Esintisi fazla uzun sürmese de hoş anılar bıraktı. DSTİ’nin yapısını/işleyişini ve o günlerde çokça dile getirilen dernek olma fikrini/tartışmalarını değerlendiren aşağıdaki yazı 8 Ocak 2003’te DSTİ sitesinde (dsti@yahoogroups.com ) yayımlanmıştı.

    ***

    DSTİ kendiliğinden oluşmuş iktidar olma arayışına sıkışmayan ama müdahil/müdahaleci yapısıyla AD/Amatör Denizcilik sorunlarına yeni bir soluk getirme potansiyeli taşıyor. Çoğunluk açısından ağırlıkla yazışma edimi üzerine kurulu bir etkinlik işlevi görse de kurulan ve işleyen grupları (ör. iletişim grubu) ile bunun ötesinde bir işleyisi de var. DSTİ’nin daha da canlanmasını amatör denizcilikle ilgili, söz alıp girişimde bulunup, insiyatif geliştirmesini umarken derneğin ortaya çıkmasının bu gidişatı zaafa uğratacağını düşünüyorum.

    DSTİ’nin ufkunu açacak olan kendi “içsel dinamiği”dir. DSTİ’nin öncü ve taban olacağı, yönlendireceği büyüklü küçüklü pek çok projenin yavaş yavaş da olsa şekillenmesine çalışılmalı. Örneğin imkânlar dahilinde bir organizasyon olsa da gezi/site/hukuki ve diğer girişimler, taslaklar/amatör tekne yapımı… gibi birçok faaliyetin sahicileştirilmesi, daha da geliştirilmesi için çaba gösterilmeli. Bu süreçte en önemli şey insanların birbirini tanıması ve katılımın artmasıdır. Örneğin kimin hangi işi yapabileceği, hangisine katılabileceği, kimin sözünde durduğu, ne kadar gönüllü olduğu… fikirler, güçler, imkânlar … olumlu olumsuz birçok tavır/davranış/katkı/gelişme… bu sürecin benzersiz kazanımlarıdır. Bu kazanımların yaratacağı içsel dinamizm amatör denizciliğin sorunlarını paylaşmayı tartışmayı, çözmeyi göğüslemeyi… de sağlar. Sürecin bu yönde zenginleşmesi umulurken “dernek kurma” yönündeki “müdahale” bu gidişatı sekteye uğratabilir.

  • |

    Bir Milyon Amatör Denizci Projesi’nin Dünü ve Bugünü…

    UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” fantezisinin usülsüzlüklerini/yanlışlarını ele alan biri Bakanlığa da gönderilmiş dört yazı yazmıştım.
    Yazılarda özetle “yeni yönetmelikteki çelişkiler/yanlışlar; yeni ADB belgesindeki Türkçe ve İngilizce imla hataları/yazım yanlışları, çelişkiler; eğitim dökümanının intihali ve yalapşap hali; Sınav Yönetmeliği’ne aykırı, mevzuatı/kuralları yok sayan sınav uygulamaları; ADB bedelinin sınav öncesinde alınmasının hukuksuzluğu…” ve benzerleri yanında “süreci hızlandırmak için de olsa” sınav ücretinin kaldırılması, ADES gibi “abes” bir uygulamanın ihtiyari hale getirilmesi, sağlık raporu kolaylığı gibi olumlu değişikliklere de değinilmişti.
    Beş sene önce “hiç eğitim almadan ehliyet alma döneminin -ADES’le- sona ereceğini” ve “teknede pratik eğitim verileceğini” iddia eden bakanlık “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” ile 180 derecelik bir dönüş yaparak bu iddiasından vazgeçti. Bu U dönüşünün “nedenleri hakkında” ilgililer bir açıklama yap(a)madı. Bakanlık bir şey olmamışçasına ADB eğitim ve sınavlarının liman başkanlıklarınca ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’na göre yapılacak kısa bir eğitim ve basit bir sınav sonrası verilmeye başlandığını ilan etti.
    Aslında Bakanlık “1 milyon amatör denizci sayısına erişmek” hedefini 2013’te yapılan 11. UDH Şurası’nda açıklamış ve Ocak 2014’te ADES projesi ile yola koyulmuştu. Ancak 2019-23 Stratejik Planı’nda gerekçe belirtilmeden “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. Sonrasında ADES yerine ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı ile 1 Milyon Amatör Denizci projesine geçildi.
    UAB mevcut sınav mevzuatıyla (ADES+ADB Sınavı) “1 milyon” hedefine ulaşamayacağını anlayınca mevzuatı yok sayarak/çiğneyerek (hukuktaki karşılığını yazmıyorum…) ilan ettiği rakama ulaşmak için her yolu denedi, uygulamalar yıllar öncesinde kaldığını zannettiğimiz “kadük sınav zihniyetini” bile aratır oldu. Amatör denizcilik camiası olan biteni pek yadırgamadı, kaygılanmadı hatta bu projeyi olumlayan yazılar bile çıktı.
    Bakanlık yapılan eleştirilere/uyarılara aldırmadı, … ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtım hızında dünya rekoru kırıldı, verilen ADB belgelerindeki imla hatalarına ve kelime yanlışlarına bile dokunulmadı, hiçbir amatör denizci de “belgemde yazım yanlışları var, düzeltilsin” diye müracaatta bulunmadı. … ADF’nin çabalarıyla “gemiadamları mevzuatından” çıkarılarak profesyonel denizci (“seaman” “seafarer”) olmaktan kurtulan amatör denizciler yeni belgelerinin İngilizcesinde yine gemiadamı (seaman) oldular.

  • |

    “Pupanız Yelken Olsun…”

    Bakanlığın yıllar önce onbinlerce bastırıp dağıttığı bir kitapta[1] yer alan, başlıktaki anlamsız/uyduruk kullanımı okuyunca, güler misin ağlar mısın demiştik ama son 20 yıldır UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının  (Denizcilik Genel Müdürlüğünün) amatör denizcilerle ilgili yayınları/mevzuat değişiklikleri gülüp geçilecek gibi değil ne yazık ki.

    Bu yıl başında amatör denizci sınavı/belgesi, tekne kullanımı/donatımı ve denetimi/yaptırımları hakkındaki “Özel Teknelerin Donatımı ve Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik” yeniden değişti ki bu, 2004’ten beri, amatör denizcilik mevzuatındaki (dördü asli) onuncu değişiklikti.[2] Bu ve benzeri yalpalamaların[3] temelinde UAB’nin gemiadamı bürokratlarının amatör denizciliği ticaret denizciliğinin gözüyle “iş-meslek” olarak algılayan, özel/ticari tekne farkını, hukukunu önemsemeyen, dünyadaki örneklerden habersiz, gel-gitli donanımsız özgüveni yatar.
    Ocak ayında yayımlanan Özel Teknelerin Donatımı… yönetmeliği Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek. Bu yönetmelikte de çok çapariz var ama bunların hepsini değil, önemli gördüklerimi ele alacağım. Çünkü önceki yönetmeliklerdeki hataları/yanlışları birçok yazıda karşılaştırmalar yaparak/önerilerle, ayrıntılı olarak ele almaya çalışmıştım, ancak zorunlu ya da kısmi düzeltmeler yapılsa da endâzesizlik sürüp gitti. Örneğin belgelerdeki (ADB) İngilizce yanlışları 2023 yönetmeliği ile düzeltilse de yakın geçmişte “dağıtılan” yüzbinlerce belgedeki yanlışlar düzeltilmeyi bekliyor. Tekneyi başkasının kullanabilmesi için sahibinin ıslak imzası yeterliyken, değişiklikle noter/liman başkanlığı onaylı yetki yazısı zorunluluğu getirilmişti ki, bu yönetmelikte eş ve çocuklar için kaldırılarak kısmen iyileştirildi (ama liman başkanlığı onayı paralı hale getirildi: 1000 TL).

    Yanıt gelmeyecek olsa da not düşmek isterim: Bu değişiklikler yapılırken ilgili kurumlarda nasıl bir tartışma/araştırma oluyor, ya da oluyor mu? Olduysa neler, kimlerle, hangi kurum ve kuruluşlarla konuşulup/tartışılıyor? Tekne filomuzun/coğrafyamızın özel durumu dikkate alınıyor mu, dünyadaki örneklere bakılıyor mu? Yapılan yanlış uygulamaların bir eleştirisi oluyor mu? Dünyayı dolaşmış “deniz kurdu” diyebileceğiniz denizcilerimizi, muhatap alıp bilgilerinden/deneyimlerinden faydalanmak yerine, “ADB 24 ‘teorik eğitimini’ beş yıl içinde tamamlamazsanız artık 10 metre üzeri tekne kullanamazsınız”, diyebilmek nasıl bir aklın ürünüdür, insan merak ediyor.

  • UDHB ve Denizi Yangın Yerine Çevirmek

    UDHB/ Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın 2014’te yürürlüğe koyduğu “abes” uygulama ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin başlangıçtaki usülsüzlükleri hakkında ilk yazı… Pratik eğitim iddiası ile uygulanmaya başlayan ADES beş yıl sonra “ihtiyari” hale getirildi, kullanılmaz oldu. “Aşırı bürokratik işlemlere yol açacağı aşikârdır” dediğimiz ADES’in bürokrasisinden UAB de şikayetçi olmuş olacak ki 2019-2023 Stratejik Planı’na “ADES sisteminin kolaylaştırılmasını” hedef olarak koydu… ADES’in hikâyesi ve daha ayrıntılı değerlendirmesi için bkz. ADES’in Dünü ve Bugünü…

    ***

    Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (UDHB) Ocak ayında önce usulsüz bir şekilde uygulamaya çalıştığı, sonra geri çektiği ADES’i 4 ay sonra çıkardığı ve 8 Mayıs’ta Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle resmi hale getirdi. ADF’ye sözleşmeyle verdiği sınav yetkisini uzatmayan İdare’nin ADB alacaklardan keyfi olarak istediği Adli Sicil Kaydı/Diploma Fotokopisi gibi uygulamaların değişikliklerde yer almadığı, yani hükümsüz olduğu görüldü. Yeni uygulamaya göre, ADB sınavına girebilmek için, UDHB bürokratlarının dünyadaki uygulamalardan bihaber “pratik eğitim” (!) icadı olan ADES safhalarının geçilmesi zorunlu. Yani ADB sınavına girebilmek için:

    “İdare tarafından elektronik ortamda verilen uzaktan eğitim programını tamamlamak” gerekecek.

    “Pratik eğitim” açısından bir değeri olmayan ADES’in aşırı bürokratik işlemlere yol açacağı aşikardır . Tekrar kontrol etmeyeceğim ama dilerim İdare hiç olmazsa ADES’in içeriğinin düzeltilmesi için yeterli çabayı göstermiştir.

    Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliğinde denizi yangın yerine çevirecek birkaç madde de var ki mutlaka enine-boyuna tartışılması gerekir.