|

Amatör Denizci Elkitabı’ndan Usûlsüz Alıntı Nedeniyle Tazminat Ödeyen Bakanlık

Sezar Atmaca

Denizcilik Müsteşarlığı 2010 yılında “© 2010 Denizcilik Müsteşarlığı. Her hakkı mahfuzdur.” künyesiyle “Denizcinin El Kitabı” adlı 82 (+14) sayfalık bir kitap çıkardı. Kitap, ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’ndan kes-yapıştır alıntılarla dolu olsa da bunun dışında birçok hata ve yanlış içeriyordu.

Denizcinin “İntihal” Kitabı… (Fotoğraf: www.peramezat.com)

Alıntılar için izin alınmadığını, onca “intihal” alıntıya rağmen ADEK’in adının künyede dahi geçmediğini belirtip kitaptaki yanlışları da ekleyerek önce ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu aracılığıyla sözlü, sonra da yazılı olarak Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı’na başvurdum. Kitaptaki yanlışları da örnekleriyle vererek, “Böyle bir kitabın hazırlanması zaman, emek ve uzmanlık (ehillik) ister.” dediğim yazıda, dört yıldır yayına hazırlamaya çalıştığımız Laser kitabından söz ederek  kabaca bir kitap hazırlık sürecinin aşamalarını da yazmıştım. Başvurulara herhangi bir cevap verilmedi.

Bu pişkinlik nedeniyle dava açmak istedim, ancak yayıncı ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu davacı olmak istemedi. Uzun bir bekleyişten sonra ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın izinsiz kullanımı hakkında Ulaştırma Bakanlığı/Denizcilik Müsteşarlığı aleyhine “tecavüzün önlenmesi ve tazminat”  davası açtım (Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 30.03.2011, Dosya no: 2011/63 Esas). Ayrıca Müsteşar Hasan Naiboğlu’nun önsözünde kitabı hazırladığı belirtilen sekiz kamu görevlisi hakkında da şikâyetçi oldum. İfade için savcılığa çağırılan ve ceza davası ile karşı karşıya olan bürokratlar haklarındaki şikâyetten vazgeçmem için ADF’den ricacı oldu; kırmadım, şikâyetimi geri çektim. Oysa avukatım benzer davalarda bürokratların davayı sürüncemede bırakma çabalarını engellediği/davanın sonuçlanmasını çabuklaştırdığı için bu yolu önermişti.

Nitekim dava yıllar boyunca sürdü, ikinci bir dava daha açmak zorunda kaldım, bu arada Denizcilik Müsteşarlığı dava konusu kitabı bastırıp-dağıtmayı sürdürerek 30 bin rakamına ulaştı. Bu yıllarda bakanlığın adı 3 kez değişti (UB, UDHB, UAB). İstinaf ve Yargıtay sürecinden de geçen dava Yargıtay’ın onaması (01.04.2019) ve “Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi” kararıyla 13.11.2019’da karara bağlandı ve bakanlık “eserden (Amatör Denizci Elkitabı) usülsüz alıntı nedeniyle” maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkum oldu. Başlangıçta niyetim, tazminatı haklarındaki şikâyeti geri çektiğim kamu görevlisi “sekiz Denizcilik Müsteşarlığı uzmanı”na ödetmek için ayrı bir dava açmaktı. Ama dava dokuz yıl sürünce bakanlık şemsiyesi altında istediklerini yapabileceklerini zanneden bu uzmanlarla uğraş(a)madım.

Dava açtıktan sonra konu hakkında yazamadım. Aşağıdaki yazı konu ile ilgili Ulaştırma Bakanlığı’na kargoyla ve ilgili kurumlara e-posta ile gönderilen metindir.

Yeri gelmişken araya sıkıştırayım ki intihal ya da izinsiz/usülsüz kullanım, eserlerin sanki kamu malıymışçasına yağmalanması amatör-sportif denizcilik yazılarında da (özellikle internette) sık rastlanıyor. Bu konuda  dsti@yahoogroups.com grubuna yazdığım iki “uyarı” örneğini buraya koydum:

  1. Sorunlu Manevra

… son gönderilen “tekne manevralarını” gösteren 14 sayfalık e kitaptaki bilgilerin ve resimlerin çoğu geçtiğimiz aylarda ©Denizler Kitabevi  yayınlarından çıkan,  redaksiyonunu yaptığım Temel Denizcilik Bilgileri kitabındandır (Temel Denizcilik Bilgileri, bağla(n)ma-manevra-demirleme, Ivar Dedekam, çeviri: Enis Tek, redaksiyon Sezar Atmaca, Denizler Kitabevi, Şubat 2011). Örneğin yazıdaki 8 şekil (toplam 24 çizim) adı geçen kitaptan (kes-yapıştır) alınmıştır. Şüphesiz bu tür yazıların hazırlanması emek/çaba/araştırma/bilgi ister ama kaynak göstermek de öncelikle işin adabının/etik değerlerinin, daha sonra da mevzuatın gereğidir. Faydalanılan kaynakları belirtmek yazıların değerini azaltmaz, arttırır; nelerin araştırıldığını/okunduğunu gösterir, meraklısına yeni kaynaklar sunar; emeğe/bilgiye/hakka da saygının gereğidir. Ancak bu tür alıntılar kaynak dahi gösterilse belli sınırlar içinde yapılabilir; kamu malı muamelesi yapılıp, istenildiği gibi alıntı yapılamaz. Bir eserin, “eser (veya ©/copyright) sahibinin  rızası olmadan veya arzusuna aykırı biçimde/ normal yararlanma sınırları dışında/kaynak gösterilmeden… vb. şekilde” kullanılması mevzuata aykırıdır… Mevzuatın da hükümleri hayli ağırdır. Ayrıntılı bilgi için Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na  (özellikle madde 35, 38 ve  66-72 arası)  bakılabilir.  Faydalanılan eserlerin de emek/çaba/bilgi/maliyet olarak başkalarının hakkı olduğunu unutmayalım lütfen… (dsti@yahoogroups.com, 22 Nisan 2011)

2. Kaynakça 

…. bu ve önceki yazılarınız emek ürünü ama yazılarınızda ne yazık ki pek (çoğu zaman hiç) kaynakça yok. Kaynaklar kadar kullanılan kaynakların “kaynak değeri” de yazılar hakkında fikir verir. Kaynakça eklerseniz en azından daha önce bu konulara emek vermiş olanları, faydalandığınız kaynakları hatırlatmış olursunuz!. (dsti@yahoogroups.com, 21 Eylül 2014)


 (Ekim 2021)


                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              23 Ağustos 2010

Ulaştırma Bakanlığı’na,

Bakanlığınıza bağlı Denizcilik Müsteşarlığı tarafından hazırlanan ve künyesinde “© 2010 Denizcilik Müsteşarlığı. Her hakkı mahfuzdur.” yazan, “Denizcinin El Kitabı” adlı, “önsöz yazdığınız” eserdeki birçok çizim/metin, telifi bana ait olan ve süreli sözleşmeyle Amatör Denizcilik Federasyonu’na devredilen Amatör Denizci Elkitabı’ndan (ADEK) “intihal” suretiyle bire bir iktibas edilmiştir.

Birçok insanın emeği ve katkısıyla tarafımdan hazırlanan, diğer yazarların mali haklarını özel vekaletname ile tarafıma devrettiği Amatör Denizci Elkitabı (ADEK), taraflar arasında yapılan süreli sözleşmeye dayanılarak (“©2005 Amatör Denizcilik Federasyonu-©2005 Sezar Atmaca”) 2005 yılından beri ADF tarafından basılmaktadır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde doğan hakları açıkça ihlal eden, kapağında Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın amblemlerinin yer aldığı, 82 (+14) sayfalık eser için, bırakın izin alınıp sözleşme (mali/telif hakkı) imzalanmasını, kaynakçası dahi olmayan kitapta, belli ki hazırlayanlar arasında işin niteliğini, geleceğini, emeğini ve mevzuatı düşünen bulunmuyor ki, ADEK/Amatör Denizci Elkitabı adı herhangi bir yerde geçmiyor! 

Kitabın ana gövdesi 32 çizim  ile 20 foto-çizimden (vinyet)  oluşmaktadır. Kitaptaki çizimlerin %70’i, ADEK’ten intihal suretiyle bire bir iktibas edilmiştir… Bu kadar istifade (!) olunca, metinde de ADEK’ten bire bir iktibas edilmiş (örneğin tablolar…) ya da doğal olarak esinlenilmiş epey yer var. Şüphesiz esinlenme olabilir, diyecek bir şey yok…

Ancak bilgi vermek için hazırlanmış bir kitapta, ADEK’ten alınan çizim ve metinler dışında, yanlış, eksik ya da anlatım bozuklukları, özensizlikler dikkat çekicidir. İlk bakışta göze batan örneklerden söz edersek (örnekler sırasızdır):

* Bir vinyeti (ör. tekne fotoğrafı) sağa sola çevirip, üzerine bir iki çizgi eklenerek oluşturulan sıradan foto-çizimlerle anlatılan konular, eksik  ya da hatalıdır. Örneğin sayfa 34, 35, 38, 39 ve 40’ta yer alan yelkenli tekneler; sayfa 23, 24, 25 ve 26’da yer alan motorlu tekneler ile ilgili şekiller ve bilgileri yanlıştır. (Yelkenli tekneler için bkz. Çatışmayı Önleme Tüzüğü / motoryat gemi değildir! bir çapraz halatı şekillerdeki gibi kullanılmaz…kullanılırsa adı çapraz halatı olmaz…).

* Pusula düzeltmesi (doğrusu “pusula hatası düzeltmesi” olacak) formülü kitaptaki haliyle bir anlam ifade etmez (E/W değerleri yok).

* Pusula hatası düzeltme formülü (CDMVT) ve diğer bazı kelime-kısaltmalar nedense İngilizce bırakılmış: halat  ismi (spring), kısaltma (l), COLREG gibi.  Ayrıca onlarca kez “Çatışmayı Önleme Kuralları” karşılığı olarak kullanılan COLREG kısaltmasının doğrusu COLREGS’tir;

* Radio beacon “radyo farları” değil Ramark diye bilinen, kerteriz için sürekli yayın yapan radar bikınıdır.

* Sayfa 29’daki teknede bayrak taşıma yeri yanlıştır.

* Puntel, teknenin manevra ile ilgili bir kısmı değildir.

*Haritalarda gösterilen, fenerin kendi boyu değil, fenerin denizden yüksekliğidir. Silyon fenerinin tarifi anlamsız ve hatalıdır; mevzuatımızda kıç feneri diye bir tabir yoktur, doğrusu pupa feneridir;

* Çatışmayı Önleme Tüzüğü’ne göre kısa düdük 1-2 saniye değil 1 saniye sürelidir.

* Meteorolojide iki çeşit değil, dört çeşit cephe vardır. (3.Duralar, 4. Oklüzyon)

* Ebirb mevki göstermez, mevki bildirir.

* Sunuş yazısında özellikle amatör denizci belgesi almayı planlayan kişiler için hazırlandığı belirtilen kitapta drenaj tapası, köprü üstü, fribord, menhol, revir, balast suyu gibi birçok ticaret gemisi ve gemici terimi yanında, Sözlük’te de birçok yanlış vardır. Ör. anelenin bir tarafı açık olmaz, ıskota halatı tarifi yanlış vb.

* Kitapta “… pupanız yelken olsun”  ya da “Yasadışı göçmen ile mücadele” gibi anlamsız/sakat cümle ve kullanımlar hayli fazla. Sıradan bir seyir temennisindeki iyi niyetin böylesine uyduruk (…pupanız yelken olsun)  olmaması beklenir.

* Bandrol Yönetmeliği (24577 sayılı) hükümlerinin açıkça ihlal edilmesi ve bir kitabın aranınca kolayca bulunmasını, uluslararası kataloglara girmesini sağlayan ISBN numarasının alınmaması, kitabın mevzuat yönünden diğer önemli aykırılıklarıdır.

Daha ayrıntılı incelendiğinde yukarıdaki örnekleri arttırmak ne yazık ki hiç de zor değildir.

Böyle bir kitabın hazırlanması zaman, emek ve uzmanlık (ehillik) ister. Kabaca böyle bir kitap taslağı hazırlanabilmesi için onlarca toplantı, görüşme-tartışma yapılıp neyin, kime, niçin anlatılacağı belirlenecek; yerli yabancı örnek kaynaklar incelenecek; ilgili mevzuat gözden geçirilecek; başvuru kaynakları toplanıp, el altında bulundurulacak; eksik görülen konularda uzmanlara, ehil kişilere başvurulacak; gerekli izinler alınacak, sözleşmeler hazırlanacak; benzer hazırlıklar teknik işler, görsel malzemeler, baskı için de yapılacak; kitabın çerçevesi ve maliyeti netleştirilip, ehil ellerde kitabın hazırlığına başlanacak. Hazırlanan eser kompozisyon, kurgu, veya dil açısından editoryal bir gözle tekrar okunacak, gerekirse bir redaktör metni tamir edecek…vs. Örneğin ADF için hazırlanan ve yaklaşık 4 yıldır uğraşılan bir dingi eğitim kitabı (laser) hâlâ bitirilebilmiş değil. Merak ediyorum acaba ilgilileri bu kitabı ne kadar zamanda hazırladı?

Yıllar önce, Denizcilik Müsteşarlığı ilgililerinin önayak olması ile hazırlanan, Ulaştırma Bakanı İsmet Yılmaz’ın önsözünün de yer aldığı, baştan sona yanlışlarla, mantık hatalarıyla dolu,  “Küçük Denizcinin El Kitabı” fiyaskosunu yazmıştım. (Buyrun İşte Kara, Radikal 2 /26 Ağustos 2007; geniş versiyonu Yacht Türkiye, Ekim 2007)  Onbinlerce basılan broşürü, eleştirilerden sonra üstlenen çıkmadı. Müsteşarlık ilgilileri kitapçıkları toplayıp ayıbı gidermek yerine, yıllardır el altından bu kitapçıkları dağıtmayı sürdürdü, sürdürüyor. (Özellikle denizcilik etkinliklerinde, yaz kamplarında kitapçık her sene yine piyasaya çıkıyor… ) Dilerim Denizcinin El Kitabı’nın akıbeti böyle olmaz.

Öven, yücelten önsözler yazarak bu tür kitapları teşvik etmenin etik değerlendirmesini sizlere bırakıyorum ama, cevaplanması ve üzerinde düşünülmesi gereken asıl soru, bu düzeyde kitapların nasıl ve neden hazırlanabildiğidir? On bin basıldığı söylenen böyle bir kitabın binlerce basılıp dağıtılmasının kime ne yararı vardır? Bilgisiz ve ilgisizce hazırlanan bu tür yayınlar ne denizciliğe ne de kurumlara bir değer katar.

Başta intihal olmak üzere, yukarıda belirtilen hususların ivedilikle cevaplandırılmasını ve değerlendirilmesini dilerim. (23 Ağustos 2010)

                                                                                             Sezar Atmaca

Gereği:  Ulaştırma Bakanlığı

Bilgi:    Denizcilik Müsteşarlığı (basin@denizcilik.gov.tr ) ( webmaster@denizcilik.gov.tr ) ve Amatör Denizcilik Federasyonu (adf@adf.org.tr )

Ek: Kapak (Denizcinin El Kitabı) / Önsöz 1-2 (Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Denizcilik Müsteşarı Hasan Naiboğlu’nun kitaba yazdıkları önsözler )


Ayrıca bakınız: Amatör Denizcilikle İlgili Bir Üniversite Araştırmasının Hali Sezar Atmaca (Nisan 2024)

Similar Posts

  • |

    Bir Milyon Amatör Denizci Projesi’nin Dünü ve Bugünü…

    UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” fantezisinin usülsüzlüklerini/yanlışlarını ele alan biri Bakanlığa da gönderilmiş dört yazı yazmıştım.
    Yazılarda özetle “yeni yönetmelikteki çelişkiler/yanlışlar; yeni ADB belgesindeki Türkçe ve İngilizce imla hataları/yazım yanlışları, çelişkiler; eğitim dökümanının intihali ve yalapşap hali; Sınav Yönetmeliği’ne aykırı, mevzuatı/kuralları yok sayan sınav uygulamaları; ADB bedelinin sınav öncesinde alınmasının hukuksuzluğu…” ve benzerleri yanında “süreci hızlandırmak için de olsa” sınav ücretinin kaldırılması, ADES gibi “abes” bir uygulamanın ihtiyari hale getirilmesi, sağlık raporu kolaylığı gibi olumlu değişikliklere de değinilmişti.
    Beş sene önce “hiç eğitim almadan ehliyet alma döneminin -ADES’le- sona ereceğini” ve “teknede pratik eğitim verileceğini” iddia eden bakanlık “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” ile 180 derecelik bir dönüş yaparak bu iddiasından vazgeçti. Bu U dönüşünün “nedenleri hakkında” ilgililer bir açıklama yap(a)madı. Bakanlık bir şey olmamışçasına ADB eğitim ve sınavlarının liman başkanlıklarınca ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’na göre yapılacak kısa bir eğitim ve basit bir sınav sonrası verilmeye başlandığını ilan etti.
    Aslında Bakanlık “1 milyon amatör denizci sayısına erişmek” hedefini 2013’te yapılan 11. UDH Şurası’nda açıklamış ve Ocak 2014’te ADES projesi ile yola koyulmuştu. Ancak 2019-23 Stratejik Planı’nda gerekçe belirtilmeden “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. Sonrasında ADES yerine ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı ile 1 Milyon Amatör Denizci projesine geçildi.
    UAB mevcut sınav mevzuatıyla (ADES+ADB Sınavı) “1 milyon” hedefine ulaşamayacağını anlayınca mevzuatı yok sayarak/çiğneyerek (hukuktaki karşılığını yazmıyorum…) ilan ettiği rakama ulaşmak için her yolu denedi, uygulamalar yıllar öncesinde kaldığını zannettiğimiz “kadük sınav zihniyetini” bile aratır oldu. Amatör denizcilik camiası olan biteni pek yadırgamadı, kaygılanmadı hatta bu projeyi olumlayan yazılar bile çıktı.
    Bakanlık yapılan eleştirilere/uyarılara aldırmadı, … ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtım hızında dünya rekoru kırıldı, verilen ADB belgelerindeki imla hatalarına ve kelime yanlışlarına bile dokunulmadı, hiçbir amatör denizci de “belgemde yazım yanlışları var, düzeltilsin” diye müracaatta bulunmadı. … ADF’nin çabalarıyla “gemiadamları mevzuatından” çıkarılarak profesyonel denizci (“seaman” “seafarer”) olmaktan kurtulan amatör denizciler yeni belgelerinin İngilizcesinde yine gemiadamı (seaman) oldular.

  • Denizcilik Eğitiminde Yeni Adımlar

    ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu eğitimde bir standart olsun, yapılan işler de mevzuata uysun düşüncesiyle 2008’de MEB/Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına göre bir okul kurmak istedi. Kulüplerin “şube de olabileceği” bilgisi ADF/Teoman Arsay yönetimine cazip geldi; aşağıdaki yazı da bu bilgiyle yazıldı. Bürokrasinin her türlü yokuşuna (!) rağmen ısrarcı olundu, Tunç Tokay’ın gayretleriyle eğitim programı onaylatıldı ve okul kuruldu. Daha sonra MEB sisteminin merkezden istediği her türlü bürokrasiyi şubeden de istediği ortaya çıktı –ki ayrıntısını yazmıyorum, bir şey gelişsin diye değil, gelişmesin diye ne lazımsa istiyordu MEB sistemi, ör. her şubeye ayrı bir “müdür” atanması gerekiyordu vs.- Şube açılamadı ama İstanbul’da iki tekneyle beş yıl Tunç Tokay yönetiminde iyi bir denizcilik eğitimi verildi. ADF’nin sınav yetkisinin “gerekçesiz” sona erdirilmesinden (Ağustos 2013) sonra eğitimden vazgeçildi ve ADF’de MEB’e onaylattığı kendi eğitim programını değil, TYF’ye akredite olarak TUYEP eğitim programını uygulamaya başlayacağını ilan etti… Teoman Arsay’dan sonraki ADF yönetimi binbir emekle ADF’ye kazandırılmış tekneleri de “satarak” eğitimden vazgeçti… (Hedefi Olmayan Tekne –Eylül 2014- yazısı ADF’nin bu gidişatının/değişiminin eleştirisini de içerir.)

  • |

    Yelken Kulüplerinde Komodorluk Müessesesi

    “Amatör-sportif denizcilik örgütlenmesinin temelini oluşturan yelken kulüplerinin çoğu maddi sorunlar, yer problemi gibi çözülemeyen temel sorunların cenderesinde sportif faaliyetler ile gelir yaratmaya yönelik sosyal faaliyetler arasında bocalayıp duruyor. Faaliyetlerde ‘kulüp’le ‘işletme’nin farkına varılamaması da önemli bir eksiklik. Amatör-sportif denizciliğin gelişmesi, amatörlük ruhunun yükseltilmesi, kulüplerin, sporcularını/üyelerini ‘denizle buluşturacak’, denizde vakit geçirme kültürü oluşturmayı özendirecek, farklı araçlar, yol ve yöntemler geliştirmesine bağlıyken, yelken kulüpleri eğiticiliğe değil, yarışmacılığa, ‘performansa ve yarışa dönük’ denizcilik faaliyetlerine önem veriyor; kulüplerin sadece ‘yarışla/yarışmacılıkla’ ilgili faaliyetleri federasyonlar tarafından destekleniyor. Özellikle sponsorlar pahalı ve yüksek ödüllü yarışmalarla ilgi/katılım çekmeye çalışıyor. Oysa her amatör spor gibi amatör-sportif denizcilik de bolca heves, sıradan bir  beceri, düşük sayılabilen yetenek halinde bile sürdürülebilen bir faaliyettir.” (Deniz Kültürü ve Amatör-Sportif Denizcilik – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

    Komodor, yatçılıkta “bir yat kulübünün en üst mevkii ya da seçilmiş en yüksek rütbeli üyesi”dir. Kökeni Hollanda dilinden ve bahriyedeki kullanımından gelen bu terim deniz kuvvetlerinde çeşitli savaş gemilerinin oluşturduğu bir birliğin (konvoy/filotilla) komutanını tanımlar.

    Yelken/yat kulüplerinde denizcilik faaliyetleri geleneksel olarak “komodorluk” eliyle yürütülmesi beklenir/istenir.  Ancak kulüplerde denizcilik dışı sosyal faaliyetlerin ağırlık kazanması oranında komodorluğun “üst mevkii” olma vasfı hızla anlamını yitirirken, bu durum kulüplerin denizcilik faaliyetlerinden hızla uzaklaştığı anlamına da gelir.

    Denizcilik yazınında komodorluğun önemini vurgulayan, komodorluk hakkında yazılmış nadir yazılardan biridir Faruk Birgen’in yazısı (Yacht, Ekim 1966).

  • Deniz Kenarında Susuz Kalmak

    TBMM’ye 40 milletvekilinin imzasıyla sunulan ve Mantıksız Taşıtlar Vergisi de denilen MTV’yi kaldırıp yerine tekne boyuna göre ruhsatname harcı ve vize harcı getiren yasa, basında mali yükün sanki kalktığı yönünde olumlu bir havayla karşılandı. Oysa yeni yasanın da mantıkla pek ilgisi olduğu söylenemez.

    Yasayı genel olarak amatör denizcilik açısından değerlendirmekle yetineceğim ama Ticaret Kanunu’ndaki gemi tanımı ortadayken “gemi, deniz ve iç su araçları” gibi kavramlar ya da yine Ticaret Kanunu ve Medeni Kanun hükümleri gereğince menkul sayılan gemilerin satışları için tarafların bu konuda anlaşmaları yeterli sayılmışken “liman başkanlığı huzurunda yapılmayan devir sözleşmesinin geçersiz sayılması” gibi mevcut tanımlarla, temel yasalarla çelişen hayli sorunlu bir yasa var karşımızda.

    Öncelikle yasanın hazırlık sürecinden doğan önemli eksiklikler var. Yasal değişikliklerin çelişkiler yaratmadan mevcut sorunları çözmesi, azaltması beklenir, istenir. Tabii bunların olabilmesi için konuyla ilgili, bağlantılı tarafların, birbirleriyle çatışan fikirleri olsa da bir araya gelerek, birbirlerini dinleyerek, tartışarak anlaşabilecekleri bir zemin bulmaları, tarafların ilgili komisyonlara çağrılarak dinlenmeleri, konuyla ilgili istatistiki çalışmalar yapılması önemlidir. Tarafların anlaşamazlarsa bile kendilerini ifade etmeleri, ifade edecek kanallar bulmaları, dertlerini tasalarını, iddialarını anlatmaları, birbirlerini muhatap almaları yani bu zeminin bir parçası olmaları en az uzlaşma (yasa metni) kadar önemlidir. Bu zeminin oluşması için çaba gösterilmezse( Tek başına Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu bu zemin için yeterli değildir…) “deniz kenarında susuz kalmak” kaçınılmazdır.

  • |

    Derneğin Zaafları

    DSTİ (Denizciler Sivil Toplum İnsiyatifi) 2000’li yılların başında tartışmalarıyla/yaptıklarıyla amatör denizciliğe taze rüzgârlar getirmiş, birçok denizcinin birbirini tanımasına/kaynaşmasına neden olmuş bir platformdu. Esintisi fazla uzun sürmese de hoş anılar bıraktı. DSTİ’nin yapısını/işleyişini ve o günlerde çokça dile getirilen dernek olma fikrini/tartışmalarını değerlendiren aşağıdaki yazı 8 Ocak 2003’te DSTİ sitesinde (dsti@yahoogroups.com ) yayımlanmıştı.

    ***

    DSTİ kendiliğinden oluşmuş iktidar olma arayışına sıkışmayan ama müdahil/müdahaleci yapısıyla AD/Amatör Denizcilik sorunlarına yeni bir soluk getirme potansiyeli taşıyor. Çoğunluk açısından ağırlıkla yazışma edimi üzerine kurulu bir etkinlik işlevi görse de kurulan ve işleyen grupları (ör. iletişim grubu) ile bunun ötesinde bir işleyisi de var. DSTİ’nin daha da canlanmasını amatör denizcilikle ilgili, söz alıp girişimde bulunup, insiyatif geliştirmesini umarken derneğin ortaya çıkmasının bu gidişatı zaafa uğratacağını düşünüyorum.

    DSTİ’nin ufkunu açacak olan kendi “içsel dinamiği”dir. DSTİ’nin öncü ve taban olacağı, yönlendireceği büyüklü küçüklü pek çok projenin yavaş yavaş da olsa şekillenmesine çalışılmalı. Örneğin imkânlar dahilinde bir organizasyon olsa da gezi/site/hukuki ve diğer girişimler, taslaklar/amatör tekne yapımı… gibi birçok faaliyetin sahicileştirilmesi, daha da geliştirilmesi için çaba gösterilmeli. Bu süreçte en önemli şey insanların birbirini tanıması ve katılımın artmasıdır. Örneğin kimin hangi işi yapabileceği, hangisine katılabileceği, kimin sözünde durduğu, ne kadar gönüllü olduğu… fikirler, güçler, imkânlar … olumlu olumsuz birçok tavır/davranış/katkı/gelişme… bu sürecin benzersiz kazanımlarıdır. Bu kazanımların yaratacağı içsel dinamizm amatör denizciliğin sorunlarını paylaşmayı tartışmayı, çözmeyi göğüslemeyi… de sağlar. Sürecin bu yönde zenginleşmesi umulurken “dernek kurma” yönündeki “müdahale” bu gidişatı sekteye uğratabilir.

  • | |

    ADES /Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin Dünü ve Bugünü…

    ADES, denizcilik bürokrasisinin amatör-sportif denizcilik hakkındaki bilgisini/tasavvurunu, duyarsızlığını, hesap vermeme ve denetimsizlikten kaynaklanan donanımsız özgüvenini, alabora olan zihniyetini, heder edilen kamu kaynaklarını gösteren baştan sona ibretlik bir hikâyedir. Hikâye uzun ama önce bir özetini yapıp sonra da unutulmasın ve kayda geçsin diye Denizcilik Müsteşarlığı’na, UDHB ve UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na yaptığım başvuruları/şikâyetleri ve verilen cevapları “ADES YAZILARI / YAZIŞMALARI” dosyasında sıraladım. Yazdıklarımı karalamak, ADES’i haklı gösterebilmek için ilgili bürokratların düştüğü seviyeyi gösteren konuşmalar da bu dosyada yer alıyor.

    Aslında karaya oturmuş fantezileri uğruna “kamu kaynaklarını heder eden” bürokrasinin iddialarındaki, dilekçelere verdikleri cevaplardaki, nobran/ üstten konuşan/hesap vermez/denetlenemez (ve artık cevap bile vermez…) dil, ülkemiz hakkında anlamak isteyenlere çok şey söylüyor…