19. Yüzyılın İkinci Yarısında İstanbul Gemicilik Şenlikleri: Büyükada (Prinkipo) Regattaları…

Bengi Su ERTÜRKMEN AKSOY, Neşe GURALLAR


Levant Herald, 26 Ağustos 1871’de yapılacak Regatta haberi (Sefer Arşivi)

Bağlantılı yazı bkz: Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin

Similar Posts

  • |

    Setur Marinaları Seyir Defteri’nin Hali

    Setur Marinaları’nın müşterilerine dağıtmak üzere hazırladığı “Setur Marinas Seyir Defteri” ile Teoman abinin (Arsay) teknesi “Mat” ta karşılaştım (Haziran 2017). “Bir göz atsana” demişti ama onun da ilk izlenimleri hayli olumsuzdu. Gözden geçirip aşağıdaki e-postayı Teoman abiye yazdım. Sonrasında onun girişimiyle Seyir Defterini hazırlayan marina ilgilisi ile Mat’ta görüştük, “hazırlık sürecini” konuştuk. Bu görüşme çerçevesinde Jurnal (Seyir Defteri) Hazırlanması İçin Öneriler başlıklı ikinci yazıyı görüştüğümüz marina ilgilisine gönderdim. Ancak sonraki yıllarda da Setur Marinas Seyir Defteri’nin dağıtımının sürdüğünü biliyorum (herhalde stoklar bitinceye dek dağıtımı sürdürüldü).

    İkinci yazıdaki jurnal önerileri, bizim denizlerimize göre hazırlanacak “düzgün/denizci” bir jurnal için taslak olarak da düşünülebilir.

  • |

    Teknede Bayrak

    Teoman Arsay

    Denizde Milli Bayrak Terminolojisi ve Kullanılması

    Tekneler bayrakları ile tanınırlar. Bayrak ulusal simgedir, saygı ister, sevgi ister. Bayrağın kullanma yöntemlerini doğru bilmek, doğru uygulamak ve uygulatmak gerekir.

    Konumuzun, esas itibariyle amatör denizcilerin kullandıkları teknelerle ilgili olması nedeniyle, yazıda Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü’ndeki tanımlamaya da sadık kalınarak, askeri gemiler hariç gemi yerine tekne tanımı kullanılmış, yasal düzenlemeler yanında konunun teamül haline gelmiş uygulamaları da öne çıkarılmaya özen gösterilmiştir.

    Bayrağın kullanılması ile ilgili diğer konular/ayrıntılar için (örneğin örtülebileceği yerler, yasaklar, cezalar, standartlar, bayrak töreni, katlanması, özel bayraklar…) bayrak mevzuatına başvurulmalıdır.

  • 16. Yüzyıldan Günümüze Yeşilova (Sömbeki) Körfezi Kıyılarında Yer Adlarının Değişimi ve Tarihi Yerler

    “Her harita bir hikâye anlatır” denir. Biz de yıllardır ikâmet ettiğimiz Söğüt’te, sularında dolaştığımız, gün batımlarına-doğumlarına eşlik ettiğimiz Yeşilova (Sömbeki) Körfezi kıyılarındaki yerlerin eski-yeni adlarının peşinde, hikâyenin içine dümen tutalım istedik.

    Yeşilova Körfezi’nin Osmanlı döneminden beri adı Sömbeki Körfezi’dir. Körfez adını, 1522’den 1912’ye kadar Osmanlı hakimiyetindeki, Cezair-i Bahri Sefid vilayetine bağlı, merkezi Simi (Symi) olan Sömbeki Adası’ndan alır ki adı eski kaynaklarda Sönbeki-Zömbeki olarak da geçer.

    Sömbeki Körfezi adı 1980’lerde Yeşilova Körfezi olarak değiştirildi. İmroz Adası’nın 1970’de Gökçeada olması ya da 1980’lere kadar kullanılan Sömbeki Körfezi’nin Yeşilova Körfezi olarak değiştirilmesi gibi Pîrî Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinden, yani 16. yüzyıldan beri kullanılan kimi yer adlarının neden değiştirildiğini anlamak zor. Değerli tarihçimiz, Şeyh-ûl Müverrihin (tarihçilerin şeyhi) Halil İnalcık Osmanlıdan gelen Türkçe kökenli yer adlarını kasdederek “yer adlarının değiştirilmesi tarihe ihanettir” der.

    Sömbeki’nin anlamı: Sömbeki Adası eskiden beri süngerciliği/dalgıçlığı ve tekne yapımcılığı ile ünlüdür. Sömbeki adının kökenini, ada menşeli olduğu ileri sürülen ve sünger avcılığında kullanılan sömbeki denilen tekne tipine ya da bir Selçuklu komutanına bağlayan metinler/sözlükler varsa da birinci el kaynaklar bu iddiaları desteklemez.

    Şebek ya da Osmanlıcasıyla Sönbeki; (sünbeki/sümbeki/sumbaki) adıyla da bilinen yelken ve kürekle yürütülen, üç direğinde Latin yelkeni bulunan Berberi korsanların kullandığı hayli hızlı ve zarif bir teknedir. Lingua Franca bu tekne ile Sömbeki Adası arasında kurulan ilişkinin kronolojik olarak sorunlu olduğunu belirtir. Bir başka değerli kaynak da bu bilgiyi destekler ve teknelerin mucidinin 16. yüzyılda Berberi sahillerinde dolanan ünlü Osmanlı korsanı Uluc Ali olduğunu ileri sürer.
    ….

  • Alp Alpagut Türkiye’de Kalsa Ne Olurdu…?

    Alp Alpagut, uluslararası düzeyde pek çok başarıları bulunan ve Olimpiyat’ta (Atlanta 1996) ve Akdeniz Oyunları’nda (1997) ülkemizi Laser sınıfında temsil etmiş bir sporcu. 2001’den beri yurtdışında antrenörlük yapıyor, 2004’ten beri de İtalya’da yaşıyor, olimpiyatlara sporcular hazırlıyor. Çalıştırdığı sporcuların olimpiyat kotası alma başarıları göstermesi geçtiğimiz yıl ona İtalya Laser Milli Takımı Antrenörlüğü kapısını açtı. Yılda 250 gün denizde İtalyan Laser milli takımına koçluk yapıyor, fırsat bulursa da yarışıyor. Örneğin 2009 ve 2012’de İtalya masterlar şampiyonluğunu kazanmıştı. Gerekli ve yeterli antrenmanları yapa(a)madan katıldığı 4-11 Ekim 2014’te Güney Fransa Hyeres’de yapılan Laser Masterlar Dünya Şampiyonası’nda grubunda 3. oldu (sonuçlar için şu siteye bakılabilir: http://lasermasters.coych.org/results/).

    Eylül ayında İspanya/Santander’de yapılan, tüm olimpik sınıfların katıldığı ve ülke olimpiyat kotalarının yarısının belli olduğu Dünya Şampiyonası’nda Alp Alpagut’un çalıştırdığı İtalyan Laser Milli Takımı’ndan 3 sporcu ilk 25’e girerek olimpiyat kotası aldı. Türkiye bu yarışlarda hiçbir sınıfta olimpiyat kotası alamadı. (Santander’de yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı muhteşem organizasyonun açılış töreni ve laser sınıfı yarışları için şu videolara da bakılabilir. http://www.youtube.com/watch?v=L7NrpazIbxghttp://www.youtube.com/watch?v=X9Ey4ovBODM )

  • |

    İskenderiye Limanı’na Kırlangıçtan Bakmak

    Sosyoloji ve kamu yönetimi alanındaki akademi serüvenini sona erdirdikten sonra coğrafya, doğabilim ve yolculuk yazınına yönelen Ömer Bozkurt hocayı denizciler daha çok bu alandaki yazına katkılarıyla ve “gezginlik yer küreyi, doğayı sevmektir” diyen yönüyle tanırlar/bilirler.

    Şileple, yük/posta/araştırma gemileriyle, kabasorta armalı yelkenliyle yaptığı en ücra köşelere dek uzanan yolculukları hakkındaki yazıları/kitapları/çevirileri, çektiği fotoğraflar Türkçedeki en özgün örneklerdendir.

    Bozkurt, konforun, rahatın değil, gerçek bir deniz/denizci ortamında yapılan gemi yolculuklarının peşindedir. Gemiyle yolculuğun tarihsel gelişimini/değişimini anlattığı “Gemiyle Yolculuk” yazısında şileple yolculuğun farkını vurgular:  “… deniz yolculuğu artık çoğunlukla deniz eğlence gezisine dönüşmüştür. Deniz gezisi için değil de, bir yerden bir yere gitmek ve bunu mümkün olduğunca gerçek bir deniz ve denizci ortamında yapmak için günümüzde tek yol şileple yolculuk gibi görünüyor.”

    Enis Batur, Ömer Bozkurt’un Kutup Toprağı Svalbard’ayaptığı yolculuğu anlattığı Soğuk Kıyıları kitabını “konforlu gezmen izlenimleri peşindeki okuru en hafifinden dürtükleyecek içeriği ve üslubuyla” Türkçedeki en özgün örneklerden biri olarak değerlendirir: “Alışveriş haritasına, tumturaklı yemek mönülerine, çılgınca(!) eğlenme ritüellerine yer tanımayan bir keşif gözlem seyir defteri.”

    Yolculuk yaptığı gemilerdeki hayatı komuta merkezinden, köprüden izleyerek, mürettebatın günlük yaşamından, profesyonel denizcilerin dünyasından değerli kesitler aktarır, en ücra köşelerde çektiği fotoğrafları sunar bize. Çevirilerine adeta kitabı zenginleştiren kapsamlı ve mükemmel sunuşlar yazar.

    Ömer Bozkurt hocanın denizcilikle ilgili yazdığı ve çevirdiği kitapları yazı sonuna ekledim ama diğer kitapları, kitap incelemeleri, yolculuk yazıları, klasik müzik tutkusu, fotoğrafları, fotoğraf sergileri -ki kitaplarındaki/makalelerindeki fotoğrafları kendisi çeker- akademik kariyeri hakkında bilgi edinmek isteyenler yazarın kişisel sitesini (www.omerbozkurt.com) ziyaret edebilir.

    Yaklaşık 10 yıl önce, 2016’da gemiyle yaptığı bir Doğu Akdeniz yolculuğundan tadımlık bir bölüm. Katkısı için değerli dostumuz Ömer Bozkurt hocaya teşekkürlerimizle.

  • |

    AMATÖR SPORTİF DENİZCİLİĞİN SORUNLARI

    Marmara Üniversitesi VIII. Türk Deniz Ticareti Sempozyumu’na sunulan bu bildiri amatör/sportif denizcilikle ilgili yeni rotalar çizip, yol göstermek için değil, ülkemizdeki “deniz-tekne-insan” ilişkisini farklı bir çerçeveye oturtabilecek doğru düzgün bir “harita oluşturabilmek” amacıyla kaleme alınmıştır. Çünkü rota çizebilmek için, “navigasyon bilgisi” yanında öncelikle güncel ve doğru bir “harita” gerekir.
    Denizle olan ilişkimiz daha çok bakmak/izlemek, yolculuk keyfi üzerine kurulmuş, oldukça duygusal ve dolaylı bir ilişkidir. “Üç tarafımız denizle çevrili ama denize sırtımızı dönmüşüz” diye başlayan eleştiriler denize olan tutkuyu anlamaktan/anlatmaktan uzaktır. Çünkü bu algı “denizle ilgili” (denizel) olanla, “denizcilikle ilgili” (denizsel) olanın farkını yok sayar. Oysa yeterince ilgimiz/ilişkimiz olmayan deniz değil, denizcilik, yani“deniz-tekne-insan ilişkisi”dir. Yazı bunun nedenlerini/niçinlerini de gösterebilen bir harita oluşturabilme amacındadır. Günümüzde denize açılmanın, denizle yaşamanın sevildiği, “deniz-tekne-insan” ilişkisinin geliştiği ülkeler genellikle tarihinden gelen, denizaşırı gelişmiş bir deniz ticareti sayesinde “denizden yararlanma” oranı yüksek ülkelerdir. …
    Amatör/sportif denizci, herhangi bir maddi kazanç amacı taşımaksızın, sevgisi, hevesi, merakı, eğlencesi, sporu, hobisi için “denizi kullanan” kimsedir. Günümüzde “deniz-tekne-insan” ilişkisinin, bu çerçevede geliştiği, denizciliğin “yalın (saf) ve bireysel kaynağı”nın amatör-sportif denizcilik olduğu, hatta doğru dürüst bir amatör/sportif denizcilik olmadan profesyonel denizciliğin de yeterince beslenemeyeceği/gelişemeyeceği söylenebilir.
    Dünyada amatör/sportif denizciliğin geliştiği ülkeler, profesyonel denizci/amatör denizci, gemiadamı/amatör denizci… gibi ayrımların netleştiği/yerli yerine oturduğu ve bu sayede kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilci, vb. olarak amatörlüğün özerkleştiği ve bağımsızlaştığı ülkelerdir.
    Ülkemizdeki duruma bakıldığında “denizde çalışan/denizi kullanan” ayrımının belirginleşmediği, özellikle bahriye ve ticaret denizciliğinin “iş-meslek” temelli denizcilik algısının kendi mesleki faaliyet alanları dışında da “denizcilik bizden sorulur” anlayışıyla hegemonyasını sürdürdüğü görülür. Bu zihniyetin beslenmesinde amatör/sportif denizciliğin de yeterli katkısı var şüphesiz.