| |

TYF/ Türkiye Yelken Federasyonu’nun ADB Uygulama Eğitimi Programı: RECAP ve DEBRIEF

Sezar Atmaca

UAB/ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve TYF/Türkiye Yelken Federasyonu arasında gerçekleştirilen protokolün ardından “Yelken Kulüplerinde” uygulamalı eğitimler başladı. Buna göre, bakanlık bünyesindeki 10 saatlik teorik çevrimiçi eğitimlere, Yelken Kulüpleri eliyle denizde verilecek dört saatlik uygulamalı yüz yüze eğitim eklendi. Bu iki eğitimi başarıyla geçenler yine bakanlık bünyesinde çevrim-içi (online) yapılan ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavlarına girebilecekler.

Üç aşamalı yeni sınav düzenini değerlendiren ilk yazıda UAB/TYF protokolü ve uygulamanın esasları belli olduğunda daha doğru değerlendirmeler yapılabilir demiştim ama açıklamalar/uygulamalar, soruları ve endişe duyulacak konuları arttırdı.

Yelkenli Tekne Eğitim Programı

Kes-Yapıştır: Recap ve Debrief

● TYF’nin ADB/Amatör Denizci Belgesi Uygulama Eğitimi programı için kestirmeden bir “recap ve debrief” (özet ve değerlendirme) yapalım. Modüllerden (sağda) oluşan bu program belli ki İngilizce bir kaynaktan kes-yapıştır usulüyle hazırlanmış. Bunun izlerini, başlıkları yayımlanan üç sayfalık eğitim modülünün dilinde görmek mümkün:

LAUNCH, SPORTS BOAT, HULL ÇEŞİTLERİ, RIB (RIF INFLATABLE BOAT), COOLING WATER INLET, KILL CORD, DRIFT, MAN OVER BOARD, RECAP VE DEBRIEF gibi kullanımlar yanında (RIF de RIGID olacak herhalde) “TORNİSTON”, “ÇAPALAMA” gibi bir “eğitim” programında olmaması gereken hatalar da var.

Yelkenli Tekne Eğitim Programı

● Dört saatlik uygulama eğitiminin iki saati “Şişme Bot ve Dıştan Takma Motorlu Tekne” eğitimine, iki saati de “Yelkenli Tekne” eğitimine ayrılmış. Sadece konu başlıkları açıklanmış böylesi bir programın içeriğini ve uygunluğunu değerlendirmek, 10 saatlik teorik eğitimle nasıl bütünleştirildiğini, hangi mantıkla bu aşamada yelkenli/motorlu tekne eğitimi ayrımı yapıldığını sormak da anlamsız. Verilen uygulama süreleri bile uymuyor; bakanlığa göre program dört saatlik ama modüllerin uygulama süresi toplamı dört saat 40 dakika! Eğitime kaç kişiyle çıkılacağına ilişkin bir açıklama görmedim (Sinop/SKY, sitesinde beş kişi olarak açıklamış) ama bu süre değil uygulama, anlatmak için bile yeterli değil. Hayırlı “çapalamalar” dileyerek şunu da soralım: İlgili yönetmeliğe göre “Uygulama eğitimlerinin kapsamı, gerekleri ve eğitim müfredatı İdare tarafından” belirleniyor; acaba bu programın sorumlusu bakanlığın “suyuna gitmekle” yetinen TYF değil de bakanlık yetkilileri mi?

Amatör Denizci Eğitim (ADE) Merkezleri

● TYF açıklamasına göre uygulamalı eğitimi, ADE Merkezi olan “Yelken Kulüpleri” verebilecek. Yani TYF’nin TUYEP Merkezi olarak yetkilendirdiği “kurumlar” kapsam dışı bırakılmış. Acaba Yönetmelik’te yer alan,  “kurum ve kuruluş”ları yetkilendirebilir maddesi gereğince UAB yeni yetkilendirmelere kapı açar mı?

Yelken kulüplerinin ADE merkezi olabilmek için aşağıdaki şartları karşılaması gerekiyor:
→TYF vizeli (D4…) yelken eğitmeni,
→eğitime uygun iskele,
→can yeleği
→koç botu (en az 4,20 metre, 5 kişilik,),
→yelkenli yetişkin eğitim teknesi (en az 4,70 metrelik).

● Motorlu tekne eğitimde kullanılacak teknelerin motor gücü belirtilmemiş.  Yelkenli eğitimi için herhalde uygun teknesi olmayan yelken kulüplerinin tekne parkındaki Laser 4.7 (4,70 m.), pirat (5 m.) gibi tekneler de kullanılabilsin diye en az 4,70 m. boyunda bir tekne talep edilmiş. Niyeyse bu aşamada eğitim motorlu/yelkenli tekne diye ayrılarak yeni bir soruna kapı açılmış. TUYEP sertifikaları yelkenli tekne kullanımına ilişkin olduğuna göre motorlu tekne eğitimini veren eğitimcilerin sertifikası ne olacak, nereden bulunacak? Anlaşılan motorlu tekne diye çoğunlukla sert tabanlı şişmebot kullanılacak, oysa bu tür botları kullanma eğitiminin motorlu tekne/motoryat kullanma eğitimiyle örtüştüğü yerler çok sınırlıdır.

TYF talimatlarına göre kulüplerin kullandığı, en az 30 beygir gücünde olması gereken bu tip  “destek botları”nı ADB belgeli birisi kullanabiliyor. Ama burada kullanma değil de “eğitim” söz konusu. Peki TYF’nin bu tür botlarla ilgili bir sertifikasyonu var mı? Eğitimlerde kaç beygir gücünde motor kullanılacak belli değil. TYF sitesinde “Muhtelif Eğitimler” başlığı altında “Motorlu Tekne Kullanma” eğitimi görünüyor ama “bu sayfanın içeriği hazırlanıyor” dışında bir bilgi yok sayfada. Dileriz UAB’nin gemiadamı (STCW) sertifikalarından biri olan “hızlı bot kullanma yeterliliği kursu/sertifikasyonu”na doğru kulaç atmaya niyeti yoktur.

Motorlu Tekne Eğitim Programı

Uygulamalı Eğitimin Bedeli ve Açmazları

● ADB sınavına girmek isteyen katılımcılardan istenen uygulama eğitimi bedelinin 500 lira olduğu belirtiliyor (400 kulüplere/100 TYF’ye). Bilindiği gibi mevzuata göre ADB sınavına gireceklerden bir bedel alınmıyor, sadece sınavı kazananlardan Harçlar Kanunu’na göre bir Belge Harcı alınıyordu (bu yıl 160.72 lira). Nitekim Bakanlık “ADB/sıkça sorulan sorular”da bu durumu Amatör denizci eğitim ve sınavları ücretli mi? Hayır, ADB eğitim ve sınavları tamamen ücretsizdir.” diye açıklıyordu. Uygulama eğitimi bir sınav öncesi şartı, bir aşama olarak eklendiğine göre eğitim bedeli olarak istenen 500 lira neye göre alınıyor/isteniyor? Bunun için ilgili mevzuatta bir değişiklik/ekleme yapıldı mı?

●Eğitim bedeli kulüplerin masraflarını karşılar mı bilinmez ama ilk aşamada bir gelir kapısı olduğu için sisteme katılmaya çalışan kulüp ve eğitmen talebi de çok olur.  TYF eğitmen ihtiyacını karşılamak/yaygınlaştırmak için 18 yaşında ve ADB sahibi olan adayların katılabileceği, 4 gün/25 saatlik bir Yelken Eğitim Sistemi (YES) – Yelkenli Tekne Eğitmeni Kursu da açmış (kurs bedeli 4125 TL).

● İlgili Yönetmelik, ADB sınavına girebilmek için “uygulamalı eğitimin başarıyla tamamlanması gerektiğini” belirtiyor. Peki nedir “başarıyla tamamlamak”, kim, nasıl karar verecek başarılı olunduğuna? Bu ölçüt mevzuatta karşılığı olmayan bir ön sınav mıdır? Başarıyla tamamlayamayanlar kaç kez daha bu hakkı kullanabilecek, yoksa tekrar 500 lira mı yatıracak?

● Peki dört saatlik uygulamalı eğitim yeterli mi? Tabii ki vasatla yetinip “değil ama bu bir aşama” ya da “hiç yoktan iyidir” diyen de çıkacaktır. Sürenin anlatmak için bile yetmeyeceğini yukarıda belirttim. Belge-eğitim zorunluluğu yerine öncelikle öğrenmenin teşvik edilmesi gerektiğini savunanlardanım ama TYF kendi sistemine emek veren rahmetli Mustafa Miharbi’nin mirasına bile aldırmamış.

TYF/TUYEP düzenini kuran Miharbi’nin bir nüshasını bana da verdiği yelken eğitim yönetmeliği taslağına göre katılımcıların “tekne, deniz ve rüzgârla tanıştırılması, kişisel güvenlikleriyle ilgili ilk bilgilerin verilmesi”ni içeren uygulamalı “temel eğitim” için öngörülen kurs süresi 12 saat. Kaldı ki uygulamalı eğitime yelken yanında bir de motorlu tekne eğitimi eklenmiş. Ortada kes-yapıştırla başlıkları açıklanmış modüler sistemden başka bir doküman da yok. Örneğin gerek eğitmenler, gerekse eğitim alanlar için hazırlanmış bot kullanma/tekne kullanma kitapçığı gibi kaynaklar yok. 2010’dan beri bir kitabı olmayan TYF/TUYEP uygulaması için defalarca yazdım: “Temel kuraldır: “öğretici /instructor ‘kitaptan’ öğretir”, eğitim standardı böyle sağlanır. Üç aşamalı bu zincirleme modelde (teorik eğitim + uygulamalı eğitim + sınav) anlatılan/yazılan bilgilerin denkliğini/uyumluluğunu/standardını sağlamaya, yani eğitimin niteliğine ilişkin bir kaygı var mı acaba?

Seyir Güvenliği Hedefi ve UAB’nin Hercai Geçmişi

● Son mevzuat değişikliği ile “deniz hukuku”nu sınav konularından çıkardığını bile fark etmeyen UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bu yeni sınav sistemiyle “seyir güvenliğinin arttırılmasını” hedeflemiş. Açıklamalar kulağa hoş geliyor ama “seyir güvenliği nedir, neleri içerir, nasıl arttırılır” gibi konular düşünüldüğünde, açıklanan hedefle “malumatfuruşluk” dışında bir sebep sonuç ilişkisi kuramıyoruz maalesef. Şüphesiz bu durum; 2013’te “pratik eğitim iddiası” ile uygulamaya başladığı ADES sistemini 2018’de askıya alıp, beş senede %100 sınav başarı oranıyla, yaklaşık 800 bin ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtarak eğitim tarihine geçen, Guinness Rekorlar Kitabı’na aday UAB’nin, hercai geçmişine de uygun.

Hiçbir ana plan olmadan yürütülen, tartışılmamış/müzakere edilmemiş, uluslararası uygulamalardan/gelişmelerden kopuk, denetimden/şeffaflıktan uzak yaptım-oldu uygulamalarındaki yol ve yöntemlerin sorgulanmasını, ne yapıldığı kadar, neyin nasıl yapıldığına da önem verilmesini dileyelim. Bu tür işlerin/uygulamaların ülkemizin bugünkü sorunlarının omurgasına katkılarını da göz ardı etmeyelim.

Bir Endişe: “Bir Zincir, En Çürük Baklası Kadar Sağlamdır…”

● Üç aşamalı bu zincirleme modelde eğitim, eğitmen, tekne, motor, teknede eğitim alacak kişi sayısı, eğitim süresi gibi standartlarındaki sorunlar/zaaflar göz önüne alındığında “bir zincir, en çürük baklası kadar sağlamdır” denizci deyişindeki endişeyi duymak mümkün. Çünkü deniz yutturmaca ustalık gösterilerini kaldırmaz. Dileriz uygulamalar kazalara/yaralanmalara yol açmaz.

“Hakkında Öyle ya da Böyle Bir Fikriniz Yoksa…”[1]

● Ülkemizdeki sınav/belge düzeninde ve düzeyinde kimse dün olduğu gibi bugün de ADB sahibi ya da bu tür bir uygulamayı geçti diye denizciliği/tekne kullanmayı öğrenmez, bu sadece yeni başlayanlara bir tanıştırma faslıdır. Bu nedenle belge-eğitim zorunluluğu yerine öncelikle öğrenmenin teşvik edilmesi gerektiğini savunurum. Heveslendirici-meraklandırıcı, eğitimi teşvik edici, eksiklikleri gösterici/tanıtıcı, denize açılacak hale getirmek için pratik eğitim verilmesi tabii ki istenir ama bunun mecburiyeti olmaz.

●UAB – TYF işbirliği esas olarak eğitimin standardı/kalitesi/uluslararası uygulamalara/gelişmelere uygunluğu ile değil, merkezileştirilmesi ve geliri ile ilgileniyorsa da yine de duymak isteyen kulaklara bu orkozun içinden çıkabilmeleri için önerilerde bulunalım:

→Eğitim/sınav için kullanılan yol ve yöntemlerin sorgulanıp, değiştirilerek uluslararası uygulamalara/gelişmelere uygun hale getirilmesi için zorunluluğun kaldırılması, sınav sisteminin bürokrasiden arındırılarak basitleştirilmesi…

→Uygulamalı eğitim eğitmenleri ve katılımcıları için bir bot kullanma/tekne kullanma kitabı/kitapçığı hazırlanması…

 →Teorik ve uygulamalı eğitimlerin birbirini tamamlayabilmesi için zorunluluğun kaldırılıp tüm sınav yetkisinin federasyona devri ya da YY2 eğitimini tamamlayanlara ADB verilmesi gibi mevcut yapıya uygun düzenlemeler yapılması…

●Konu ile ilgili yazılardan bugüne dek herhangi bir dersin çıkarılabileceğini gösteren bir işaretin/endişenin olmaması ayrıca karamsarlık sebebi olsa da meraklısı için ilgili bazı yazıları aşağıya bıraktım (alfabetik).[2]


Similar Posts

  • Amatör Denizcilikle İlgili Bir Üniversite Araştırmasının Hali

    Amatör-sportif denizcilikle ilgili veri, araştırma kıtlığı malum. Ekte tamamını sunduğum 2020’de yapılan “Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyinin Tesbiti” (Ahmet Mazmanoğlu-Uğur Altınağaç) başlıklı bir yüksek lisans tezi kapsamındaki makaleyi görünce “ne güzel hem de bir üniversitede araştırma konusu olmuş amatör denizcilik” diye sevinmiştim. Ancak tezle ilgili altı sayfalık makaleyi okuyunca sevincim vasat bir rüzgâr hamlesi kadar bile sürmedi.

    Karşımda sadece UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın resmi açıklamalarını, propaganda metinlerini, sadece Bağlama Kütüğü verilerini esas alarak hazırlanmış, 2018-2023 arasında bir milyon ADB sayısına ulaşmak için başlatılan yeni sınav sistemi olan “Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”ni güzelleyen bir araştırma makalesi vardı. Araştırmayı “akademik” açıdan değerlendirmeye çalışsak da tezi hazırlayan araştırmacının e-posta adresinin “…@uab.gov.tr” olması (yani UAB memuru olması) aslında araştırmanın halini ve neden bu duruma düşüldüğünü de açıklıyordu.

  • |

    Yelken Kulüplerinde Komodorluk Müessesesi

    “Amatör-sportif denizcilik örgütlenmesinin temelini oluşturan yelken kulüplerinin çoğu maddi sorunlar, yer problemi gibi çözülemeyen temel sorunların cenderesinde sportif faaliyetler ile gelir yaratmaya yönelik sosyal faaliyetler arasında bocalayıp duruyor. Faaliyetlerde ‘kulüp’le ‘işletme’nin farkına varılamaması da önemli bir eksiklik. Amatör-sportif denizciliğin gelişmesi, amatörlük ruhunun yükseltilmesi, kulüplerin, sporcularını/üyelerini ‘denizle buluşturacak’, denizde vakit geçirme kültürü oluşturmayı özendirecek, farklı araçlar, yol ve yöntemler geliştirmesine bağlıyken, yelken kulüpleri eğiticiliğe değil, yarışmacılığa, ‘performansa ve yarışa dönük’ denizcilik faaliyetlerine önem veriyor; kulüplerin sadece ‘yarışla/yarışmacılıkla’ ilgili faaliyetleri federasyonlar tarafından destekleniyor. Özellikle sponsorlar pahalı ve yüksek ödüllü yarışmalarla ilgi/katılım çekmeye çalışıyor. Oysa her amatör spor gibi amatör-sportif denizcilik de bolca heves, sıradan bir  beceri, düşük sayılabilen yetenek halinde bile sürdürülebilen bir faaliyettir.” (Deniz Kültürü ve Amatör-Sportif Denizcilik – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

    Komodor, yatçılıkta “bir yat kulübünün en üst mevkii ya da seçilmiş en yüksek rütbeli üyesi”dir. Kökeni Hollanda dilinden ve bahriyedeki kullanımından gelen bu terim deniz kuvvetlerinde çeşitli savaş gemilerinin oluşturduğu bir birliğin (konvoy/filotilla) komutanını tanımlar.

    Yelken/yat kulüplerinde denizcilik faaliyetleri geleneksel olarak “komodorluk” eliyle yürütülmesi beklenir/istenir.  Ancak kulüplerde denizcilik dışı sosyal faaliyetlerin ağırlık kazanması oranında komodorluğun “üst mevkii” olma vasfı hızla anlamını yitirirken, bu durum kulüplerin denizcilik faaliyetlerinden hızla uzaklaştığı anlamına da gelir.

    Denizcilik yazınında komodorluğun önemini vurgulayan, komodorluk hakkında yazılmış nadir yazılardan biridir Faruk Birgen’in yazısı (Yacht, Ekim 1966).

  • Amatör Sportif Denizciliğin Sorunları

    Marmara Üniversitesi VIII. Türk Deniz Ticareti Sempozyumu’na sunulan bu bildiri amatör/sportif denizcilikle ilgili yeni rotalar çizip, yol göstermek için değil, ülkemizdeki “deniz-tekne-insan” ilişkisini farklı bir çerçeveye oturtabilecek doğru düzgün bir “harita oluşturabilmek” amacıyla kaleme alınmıştır. Çünkü rota çizebilmek için, “navigasyon bilgisi” yanında öncelikle güncel ve doğru bir “harita” gerekir.
    Denizle olan ilişkimiz daha çok bakmak/izlemek, yolculuk keyfi üzerine kurulmuş, oldukça duygusal ve dolaylı bir ilişkidir. “Üç tarafımız denizle çevrili ama denize sırtımızı dönmüşüz” diye başlayan eleştiriler denize olan tutkuyu anlamaktan/anlatmaktan uzaktır. Çünkü bu algı “denizle ilgili” (denizel) olanla, “denizcilikle ilgili” (denizsel) olanın farkını yok sayar. Oysa yeterince ilgimiz/ilişkimiz olmayan deniz değil, denizcilik, yani“deniz-tekne-insan ilişkisi”dir. Yazı bunun nedenlerini/niçinlerini de gösterebilen bir harita oluşturabilme amacındadır. Günümüzde denize açılmanın, denizle yaşamanın sevildiği, “deniz-tekne-insan” ilişkisinin geliştiği ülkeler genellikle tarihinden gelen, denizaşırı gelişmiş bir deniz ticareti sayesinde “denizden yararlanma” oranı yüksek ülkelerdir. …
    Amatör/sportif denizci, herhangi bir maddi kazanç amacı taşımaksızın, sevgisi, hevesi, merakı, eğlencesi, sporu, hobisi için “denizi kullanan” kimsedir. Günümüzde “deniz-tekne-insan” ilişkisinin, bu çerçevede geliştiği, denizciliğin “yalın (saf) ve bireysel kaynağı”nın amatör-sportif denizcilik olduğu, hatta doğru dürüst bir amatör/sportif denizcilik olmadan profesyonel denizciliğin de yeterince beslenemeyeceği/gelişemeyeceği söylenebilir.
    Dünyada amatör/sportif denizciliğin geliştiği ülkeler, profesyonel denizci/amatör denizci, gemiadamı/amatör denizci… gibi ayrımların netleştiği/yerli yerine oturduğu ve bu sayede kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilci, vb. olarak amatörlüğün özerkleştiği ve bağımsızlaştığı ülkelerdir.
    Ülkemizdeki duruma bakıldığında “denizde çalışan/denizi kullanan” ayrımının belirginleşmediği, özellikle bahriye ve ticaret denizciliğinin “iş-meslek” temelli denizcilik algısının kendi mesleki faaliyet alanları dışında da “denizcilik bizden sorulur” anlayışıyla hegemonyasını sürdürdüğü görülür. Bu zihniyetin beslenmesinde amatör/sportif denizciliğin de yeterli katkısı var şüphesiz.

  • |

    Derneğin Zaafları

    DSTİ (Denizciler Sivil Toplum İnsiyatifi) 2000’li yılların başında tartışmalarıyla/yaptıklarıyla amatör denizciliğe taze rüzgârlar getirmiş, birçok denizcinin birbirini tanımasına/kaynaşmasına neden olmuş bir platformdu. Esintisi fazla uzun sürmese de hoş anılar bıraktı. DSTİ’nin yapısını/işleyişini ve o günlerde çokça dile getirilen dernek olma fikrini/tartışmalarını değerlendiren aşağıdaki yazı 8 Ocak 2003’te DSTİ sitesinde (dsti@yahoogroups.com ) yayımlanmıştı.

    ***

    DSTİ kendiliğinden oluşmuş iktidar olma arayışına sıkışmayan ama müdahil/müdahaleci yapısıyla AD/Amatör Denizcilik sorunlarına yeni bir soluk getirme potansiyeli taşıyor. Çoğunluk açısından ağırlıkla yazışma edimi üzerine kurulu bir etkinlik işlevi görse de kurulan ve işleyen grupları (ör. iletişim grubu) ile bunun ötesinde bir işleyisi de var. DSTİ’nin daha da canlanmasını amatör denizcilikle ilgili, söz alıp girişimde bulunup, insiyatif geliştirmesini umarken derneğin ortaya çıkmasının bu gidişatı zaafa uğratacağını düşünüyorum.

    DSTİ’nin ufkunu açacak olan kendi “içsel dinamiği”dir. DSTİ’nin öncü ve taban olacağı, yönlendireceği büyüklü küçüklü pek çok projenin yavaş yavaş da olsa şekillenmesine çalışılmalı. Örneğin imkânlar dahilinde bir organizasyon olsa da gezi/site/hukuki ve diğer girişimler, taslaklar/amatör tekne yapımı… gibi birçok faaliyetin sahicileştirilmesi, daha da geliştirilmesi için çaba gösterilmeli. Bu süreçte en önemli şey insanların birbirini tanıması ve katılımın artmasıdır. Örneğin kimin hangi işi yapabileceği, hangisine katılabileceği, kimin sözünde durduğu, ne kadar gönüllü olduğu… fikirler, güçler, imkânlar … olumlu olumsuz birçok tavır/davranış/katkı/gelişme… bu sürecin benzersiz kazanımlarıdır. Bu kazanımların yaratacağı içsel dinamizm amatör denizciliğin sorunlarını paylaşmayı tartışmayı, çözmeyi göğüslemeyi… de sağlar. Sürecin bu yönde zenginleşmesi umulurken “dernek kurma” yönündeki “müdahale” bu gidişatı sekteye uğratabilir.

  • Türkiye’de Kaç Tekne Var?

    Motor Boat dergisi Ekim 2016 sayısında yayımlanan aşağıdaki yazı “VIII: Türk Deniz Ticareti Sempozyumu”na sunduğum “Amatör Sportif Denizciliğin Sorunları” başlıklı bildiriden bir bölüm olsa da önemi nedeniyle yayımlamakta fayda gördüm. Günümüzde toplam tekne sayısı değişse de (UAB  rakamlarına göre Ağustos 2019’da özel tekne sayısı: 95.881) oranlar ve sorunlar değişmiyor. UAB ayrıntılı bir tekne istatistiği yayımlayamıyor,…

  • | |

    ADES /Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin Dünü ve Bugünü…

    ADES, denizcilik bürokrasisinin amatör-sportif denizcilik hakkındaki bilgisini/tasavvurunu, duyarsızlığını, hesap vermeme ve denetimsizlikten kaynaklanan donanımsız özgüvenini, alabora olan zihniyetini, heder edilen kamu kaynaklarını gösteren baştan sona ibretlik bir hikâyedir. Hikâye uzun ama önce bir özetini yapıp sonra da unutulmasın ve kayda geçsin diye Denizcilik Müsteşarlığı’na, UDHB ve UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na yaptığım başvuruları/şikâyetleri ve verilen cevapları “ADES YAZILARI / YAZIŞMALARI” dosyasında sıraladım. Yazdıklarımı karalamak, ADES’i haklı gösterebilmek için ilgili bürokratların düştüğü seviyeyi gösteren konuşmalar da bu dosyada yer alıyor.

    Aslında karaya oturmuş fantezileri uğruna “kamu kaynaklarını heder eden” bürokrasinin iddialarındaki, dilekçelere verdikleri cevaplardaki, nobran/ üstten konuşan/hesap vermez/denetlenemez (ve artık cevap bile vermez…) dil, ülkemiz hakkında anlamak isteyenlere çok şey söylüyor…