Amat’ta Denizcilik Dili

Amat, İhsan Oktay Anar, İletişim Yayınları, İstanbul 2005.

İhsan Oktay Anar son romanında (Amat, İletişim Yayınları İstanbul 2005),  1670’te İstanbul’dan demir alarak denize açılan gizemli kalyon Amat’ın fantastik hikayesini büyülü ve oturaklı bir dille anlatıyor. Romanın büyülü ve oturaklı dilinde denizcilik terimleri önemli bir yer tutuyor. Okuyucu denizcilikle ilgili bilmediği birçok kelimeyle, terimle karşılaşsa da, kitap akıcılığından,  sürükleyiciliğinden bir şey kaybetmiyor. Aksine kalyondaki efsanevi insanlar ve hikâyeler denizcilik diliyle süsleniyor, derinleşiyor. Denizcilikle ilgili bu kadar çok bilinmeyen kelime, terim, deyim kullanmasına rağmen bunları sanki hepimizin bildiği şeylermiş gibi anlatabilmesi de romanın başarısı. Kimi kelimelerin karşılıklarını satır aralarında bulabiliyorsunuz. Örneğin “gemici dilinde tavlon denen alt güverte” veya “ariva komutuyla marineller ve diğer denizciler çarmıklardan direklere tırmandılar”,  gibi açıklamalarla gemici dilinin bağı çözülüyor. Denizcilik dilini, kültürünü yadırgatmadan, eğreti durmadan metne böylesine yedirebilmesi Amat’ı çok başarılı bir denizcilik romanı yapıyor.

Yacht Türkiye, Mart 2006 sayı: 1

Gemi tipleri ve ayrıntıları

Romanda üç direkli, iki güverteli 58 toplu bir kalyon Amat’tan başka birçok gemi tipi geçiyor. Bunların sayısı bir bakıma romandaki denizcilik dilinin zenginliğinin de bir göstergesi: Kadırga, brik, şalupa, çekeleve, bumbarta, kırlangıç, üç direkli karavel, karaka, uskuna, baştarde, çektiri, fırkateyn; ayrıca yaptığı işe göre de ferman gemisi, nakliye gemileri …

Gemi inşasına  (omurga , posta, kaplama, baş bodoslama, küpeşte) ve tamirine (iskele postaları arasına palador çakmak, rahnenin -su kesimi altında delik- tamiri, deliği morile etmek, müsademe paletini hazırlamak –yarığı brandayla kapama-), ve malzemelere (katran, beziryağı, zift, donyağı, üstüpü, raspa taşı) ilişkin terimlerin yanında, “safra ayarı-safrası dengesiz gemi”, “rüzgâra doğru giderken kıçı aşağıda olursa kalyonun daha yüğrük olacağı” gibi denizciliğine ilişkin teknik bilgiler de sayfalar arasında dolaşıyor.

Başaltı, sintine, baş kasara (tayfanın dinlenme yeri), seyir güvertesi, çukur güverte, palavra güverte gibi geminin muhtelif bölümleri cehennem katlarıyla karışarak Amat’ın gizemini arttırıyor: Sair güverte, tavlonun üzerindeki güverte, sakar güverte, cahim güverte, hutame güverte, leza güverte, haviye güverte…

Arma ve Donanım

Arma ile ilgili seren, gabya, babafingo çubuğu, mizana direği, mayıstra sereni, bonaventur direği, grandi direğinin zifosundaki yel flaması, çanaklık, açavela gönderi, cunda gibi direk ve parçalarını, yelkenler ve halatlar tamamlıyor:Trinketa, mayıstra, mizana gabya yelkeni, turusasından koparınca düşen mayıstra sereni,  trinket, pruva gabya, grandi direğinin gabya yelkeni, fırtına ve cankurtaran yelkenleri, pruva ve cıvadra yelkenleri, velena,  randa,

takımpare yelken (tam arma), baş yelkenleri, pruva ve grandi babafingo yelkenleri…

Halatlar ve bağlar da  yelken donanımını tamamlıyor: seğirdim halatı, brago halatları, kasavele halatı, mantilya, ırmık halatı, filadorlar, yelkenin miyama ve iskota pataları, kaygan kazık bağı, cırgana, badarna.

Mürettebat ve Kalyon Yaşamı

Amat’ta düz denizciden, baş porsuna,  ayakçısından gabyarına dek birçok mürettebat, kıranta denizci çalışıyor. Marinel, marinelbaşı, tomarcı, koca reis (2. büyük rütbe), porsunlar, serdümen, kalafatçı, pruva zabiti, vardiya çavuşu, vardiyan, cıvadra gözcüsü geminin serüvenine yelken açıyor. “Marineller serenlerde selviçelerin başında” dururken payzen, gemi bezirganı, tersane azapları, cebeciler, yeniçeriler, uskuncacılar  fantastik serüvende boy gösteriyor.

Kalyondaki gündelik yaşam mürettebatın kılık kıyafetinden (destarsız kara takke,  kırmızı Cezayir fesi, çakşır…), yiyeceğine (paçamora…) tuvalet ihtiyacının giderilmesinden denizcilikteki batıl inançlara dek kendi evreninde akıp gidiyor.

Yelkenler Fora, Seyir ve Manevra

Geminin idaresi söz konusu olunca gemici dili komutlarıyla yelken açıyor: Palamar alınıyor, emir pasaparola ediliyor, gerekli halatlar armadorada derhal bulunup fora ve volta ediliyor, arriva komutuyla direklere tırmanılıyor, marsipetlere basılıp serenlere yayılınıyor, serenler hisa, yelkenler foravele, grandi babafingo yelkenleri fora ediliyor. Gerekirse babafingo yelkenleri körletilip, bir kat camadan vuruluyor (doğrusu camadana vurmak), yelkenler faça ediliyor. Aborda edip, usturmaçalar puta edilip iskeleye palamar veriliyor veya savaşılacaksa borda bordaya gelinip, rampa ediliyor.  Demiri salya etmeye alesta olunup, demir alınıyor (niye vira demir değil?) funda edilmeye hazırlanılıyor. Salya demir, funda demir, yedek demir, griva babası ile demir ve demirleme terimleri sürüp gidiyor.

Amat’ın seyri boyunca manevralar yapılır, yönler belirtilir: burnukavanço etmek, demirle tiramola, terse tiramola, kapatmada, gemiyi bucurgatla sığlıktan çekmek, gemiye broş attırmak, hedefe dirise etmek… Sancak pruva istikameti, iskeleye hisa edin, kemere hattı, kıç omuzluk, beş kerte sancak…

Amat hareketlendikçe terim sayısı da durmadan artar: Neta, yisa, lava, volta, laşka, salya, salvo, alarga, suğa, varda, istinga, alesta… halatlar roda, iskotalar laşka, alesta tiramola, alesta vardiya, portollano istinga, lombarlar suğa…

Seyir için Almanak, pirinç bir usturlab, denizci pergeli, limanlar arasındaki mesafeyi gösteren emyal cetveli, küçük kum saati kullanılır.

Derinliği ölçmek için iskandil vardiyası, seyredilen mesafenin kaç mil, kaç gomina olduğunu hesaplamak için parakete hesabı yapılır.

Osmanlı gemilerine kan kusturan kara bayraklı korsan gemisinin peşindeki Amat’ın topçuları imla hakkı/palankete/arkebüz/falya tavası/ejderhan/ kolomborne terimleriyle karşımıza çıkar.

 Zifostan  Sintineye Denizcilik Terimleri ve Kaynakları

Iskarmoz, lombar, lombar kapağı, bukağı/palanga, yalpa köstekleri, mapa, şamandıra, palaserte,  frengi delikleri, karina, kavela, griva mataforası, sürme iskele, ıskança gibi “zifosundan  sintinesine”  yani tepesinden tırnağına  denizcilik terimleri ile dolu romanda “Haydarın kasası”, “denize yük pasa etmek”, “küpeşteden aşağı yallah etmek” gibi deyimlerle “Yeniçerilerin suratları en ufak bir pürüzde alabora olurdu” gibi denizci argosuna ilişkin örnekler de var.

Ülkemizde yelken devrinin altın çağının örnekleri tekneler, kabasorta bir armanın her türlü ayrıntısını görebileceğimiz okul gemisi örnekleri ne yazık ki yok. Gemilerin, gemicilerin yokluğu,  gemicilik dilini de yoksullaştırıyor. Lütfi Gürçay 1943’te Gemici Dili’nin önsözünde “terimlerle tabirlerin birçoğunun yelken ve kürek devrinden bu tarafa zaman zaman unutulmuş olduğunu” yazıyor.

İhsan Oktay Anar’ın romanı unutulmaya yüz tutmuş bu dili hatırlatıp, onun zenginliğini günümüze taşıyor. 16. yüzyıldan beri başta  Katip Çelebi’nin, Piri Reis’in , Seydi Ali Reis’in, Hayreddin Paşa’nın eserleri olmak üzere yazılan daha eski  kaynakları saymazsak Anar’ın denizcilik diline nüfuz ederken faydalandığı kaynaklar muhtemelen ilk Türkçe denizcilik sözlükleridir.* “Türkçe denizcilik terimlerini yazılı bir kaynakta derleme çabasını ilk kez Mekteb-i Bahriye-i Şahane’de gemicilik öğretmeni olan kolağası İsmail Hakkı’nın Gemicilik Fenni (1874) adlı eserinde buluyoruz.” (Pultar, dipnotta a.g.m.[1]) İstanbul liman başkanlığı da yapmış A. William Thompson’ın Türkçe terimleri açıklama yapmadan üç dilde sadece karşılıklarını veren sözlüğü Gemici Tabirleri (1892) Türkçedeki bir diğer önemli kaynak.  Süleyman Nutki’nin açıklama içermeyen  Istılahat-ı Bahriyesi (Denizcilik Terimleri, 1903) yanında birçok yabancı kaynaktan da faydalanarak hazırladığı Kamus-ı Bahri (Denizcilik Sözlüğü, 1917) kapsamlı ansiklopedik bir sözlüktür. Lütfi Gürçay Gemici Dili’ni (1943) Nutki’nin Kamus-ı Bahri’sini esas alarak hazırlamıştır.  Hayri Baran’ın 2 ciltlik Gemicilik kitabı (İst.1939) bir sözlük olmasa da denizciliğe ilişkin birçok konuda hayli açıklayıcıdır.

M. Zeki Pakalın’ın Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü (İstanbul 1951) de denizcilik terimleriyle ilgili birçok açıklayıcı madde içerir. İslam Ansiklopedisi’nde İsmet Parmaksızoğlu bu  sözlüğün M.Fuad Köprülü’nün “Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri Hakkında Bazı Mülahazalar” (Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası 1931) başlıklı makalesi ile İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın Osmanlı Devleti’nin Merkez ve Bahriye Teşkilatı (Ankara 1948) adlı  “eserinin bir tekrarından başka bir şey değildir” dese de sözlük Kamus-ı Bahri’den de alıntılar içerir. Andreas Tietze’nin Henry ve Renée Kahane ile birlikte hazırladığı 1958’de basılan The Lingua Franca in The Levant

( ABC  Yay. İst.1988) Akdeniz uluslarına ait kalabalık bir kelime haznesini etimolojik olarak veren çok önemli bir çalışmadır. Bunların dışında özellikle ikincil  başka kaynaklar da sayılabilir ama en doğrusu romanı hazırlarken denizcilik diliyle ilgili hangi kaynaklardan faydalandığını İhsan Oktay Anar’a sormak herhalde…

(Yacht Türkiye, Mart 2006 sayı:1)


[1] Denizcilik dili ve sözlüklerle ilgili bkz.:

– Denize Su Taşımak, Sezar Atmaca, Naviga, Ekim 2005.

– Önsöz , Sezar Atmaca,  Yelkende Denizcilik Terimleri içinde Ian Dear&Peter Kemp, çev. Orkun Soyer, Kropi Yay. İst. 2002;

-İlk Türkçe Denizcilik Sözlükleri, Mustafa Pultar, Doğu Batı sayı:34, 2005-06.

Similar Posts

  • |

    İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE DENİZLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

    Değişikliği ve Türkiye Denizleri Üzerine Etkileri” kitabında iklim değişikliğiyle denizel ekosistemin ilişkisi incelenmektedir. Kitapta Türkiye denizlerinde görülen deniz suyu sıcaklık değişikleri, bunun deniz canlıları üzerine etkileri, belirteç türler, istilacı yabancı türler, sulak alanların ve kıyıların tuzlanması, su ürünleri av bileşimindeki değişimler, uyum ve yönetim stratejileriyle iklim değişikliğinin kıyısal alanlara etkileri gibi birçok konu üzerinde durulmaktadır. Konusunda uzman 20 kurum ve kuruluştan 41 yazarın kaleme aldığı kitapta, 25 adet makale yer almaktadır.
    ….
    İklim Değişikliği ve Denizlerimiz Çalıştayı 15 Ocak 2021 tarihinde çevrimiçi yapılan bir etkinlik oldu. Yüksek ilgi gören bu etkinliğe 300’e yakın katılımcı kayıt yaptırdı. Uzun zamandır planladığımız çalıştayı ülkemizin iki güzide kuruluşu TÜDAV ve ODTÜ Denizi Bilimleri Enstitüsü olarak birlikte yapmaktan büyük bir onur duyduk. Bu tür işbirliklerinin ve sinerji oluşturulmasının ülkemiz için örnek olmasını diliyoruz.
    Prof. Dr. Barış SALİHOĞLU – Prof. Dr. Bayram ÖZTÜRK

  • Turgay Noyan’ın Amatör ve Deniz Kitabının Eleştirisi: Kaptan Yatakta…

    Turgay Noyan’ın Amatör ve Deniz adlı kitabı “zengin içerikli bir eğitim kitabı” olarak sunulmuş ama çok çaparizi var. Arka kapak yazısındaki reklam kokan satırların sihrini bozmayalım desem de pek mümkün değil. Yazar “Kendi teknemin reisi olmak bana yetiyor” (s. 17) demiş, amatör reislerin çoğunun itiraz etmeyeceği bu satırlar “bir eğitim kitabı yazmak” için yetmiyor ne yazık ki… Gelecek baskılarda gözden geçirilir/düzeltilir umuduyla yazdıklarımı somutlayabilecek eksikliklerden/çaparizlerden “örnekler” vereyim.
    (Kitabın “genişletilmiş” ikinci baskısını kontrol etmedim, dolayısıyla neyin genişletildiğini bilmiyorum ama örneğin kaynakçanın aynı yanlışlarla basıldığını, bir düzeltme yapıldıysa da önsözde belirtilmediğini biliyorum).
    EKLEME (MAYIS 2024): Aynı kitabın hiçbir düzelti yapılmadan, üstelik yeni hatalar/çaparizler eklenerek 2024’te 3. baskısının yapılması üzerine yazarın, yayıncının, okuyucunun sorumluluğunu merak eden bir fikri takip yazısı için bakınız: Yayıncılık Adına Bir Vurdumduymazlık Örneği

  • Ölüme Götüren Çapa mı?

    Balık tutmak için 7 metrelik bir tekneyle Florida’dan Meksika Körfezi’ne açılan, hepsi de sporcu dört genç arkadaşın hikâyesi “4’te 1”. Basit bir hata sonucu alabora olan teknedeki 4 denizciden üçü hipotermi sonrası hayatını kaybeder. Kurtarılan arkadaşları zor olan bir şeyi yapar ve dört arkadaşın yaşadıklarını dile getiren bir kitap yazar. Sıradan hataların/eksikliklerin/bilgilerin denizde insan hayatına malolabileceğini göstermesi, hipotermi sürecini birebir anlatması, hataları sıralaması/sorgulaması nedeniyle hayli öğretici ve bilgilendirici bir kitap “4’te 1”. “Sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil, dostluğa, azme ve cesarete dair de bir hikâye.”

  • |

    Kitâb-ı Bahriyye’nin Üçüncü Versiyonu “Seyyid Nuh’un Deniz Kitâbı” Hakkında

    Pîrî Reis’in (1470-1553) Bahriye’si (Kitâb-ı Bahriyye) özellikle haritalarıyla birçok Osmanlı coğrafya eserine kaynaklık etmiş, model oluşturmuştur.

    İlk versiyonu (telifi) 1521, ikinci versiyonu ise 1526’da kayda geçen Bahriye’nin günümüzde bilinen 44 kopyasının 16’sı yurtdışında bulunuyor. 2013’te yapılan bir Sotheby’s müzayedesinde 1718 tarihli 121 haritalı Bahriye yazmasının 325.500 sterline satıldığı biliniyor.

    Akdeniz ve Ege kıyılarının atlası niteliğindeki Bahriye’de denizcilikle ilgili demir yerleri, sığlıklar, yerleşim yerleri gibi bilgiler yanında sınırlar, sosyal hayat, coğrafya, bitki örtüsü, su ve benzeri kaynaklar hakkında da birçok farklı bilgi yer alır. Anlatımı Gelibolu’da başlayıp-biten Bahriye kopyalarının bazısında sadece metin (şiir/düzyazı), bir bölümünde hem metin hem de harita vardır. Şiir (nazım) kısımlarını Seyyid Murâdî’nin hazırladığı yazmaların ilk versiyonlarında en fazla 134 harita yer alırken, kapsamı daha geliştirilmiş ikinci versiyonlarında (örneğin Ayasofya yazmasında) 223 harita yer alır.

    Orijinali bulunamayan bu yazma eserin bilinen en eski nüsha tarihi ise 1544. Gemi reisleri veya ilgili (mevki sahibi) kişiler için kopya edilerek çoğaltılan Bahriye nüshalarına bu kopyalamalarda Pîrî Reis’in çizmediği yerler de eklenmiştir.

    Bunlardan biri de üçüncü versiyon Bahriye kopyası sayılan, Seyyid Nuh adında bir denizcinin düzenlediği  Deniz Kitâbı’dır. Seyyid Nuh’un bu kitabına ilk kez F. Babinger, Imago Mundi XI’deki (Leiden 1955, s. 180-182) “Seyyid Nuh and his Turkish Sailing Handbook” makalesinde değinmiştir. 1648-1650 yılları arasında kaleme alındığı tahmin edilen bu eserin bilinen tek nüshası Bologna’daki üniversite kütüphanesinde Luigi Ferdinando Marsigli’nin Arapça-Türkçe-Farsça yazmalar bulunduran “Şark Eserleri Koleksiyonu’nda (Biblioteca Universitaria di Bologna, Manoscritti Arabi) yer almaktadır. F. Babinger’in belirttiği gibi bu elyazması “türünün tek örneğidir ve başka hiçbir yerde saptanamamıştır.”
    Elyazması 1966’da tıpkıbasım olarak Der See-Atlas des Sejjid Nûh (Seyyid Nuh’un Deniz Atlası) adıyla yayımlanmıştır.

  • 2019 Deniz Kitapları Örnekleri

    İlk baskısı 2019’da yapılan, ilgi alanımıza girebilecek kitaplardan ulaşabildiklerimin alfabetik bir listesi.
    Kitapların künyesini aktardım, çoğuna da kısa notlar, tanıtım/eleştiri yazıları yazdım, bazı sorunlara/dertlere değinebilmek için “Çocuk” ve “Eğitim” kitaplarını ayrı başlık altında topladım. Bilgi ve uygun atmosfer olmadan kültür nefes alamaz, keyifle kitap okunabilecek/seyir yapılabilecek “barışa da şans verilen” sağlıklı, huzurlu günler dileğiyle, deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun…

  • Son Emir : “Batırın”

    II. Dünya Savaşı’nda Nazilerin Sovyet donanmasına üstünlük kurmak için kara ve nehir yoluyla binlerce kilometre taşıyarak Baltık Denizi’nden Karadeniz’e getirdiği denizaltılardan üçünün Türkiye sahillerinde mürettebatı tarafından batırılıp, karaya çıkan denizaltı personelinin yakalanması/enterne edilmesi ve yıllar sonra ikisi bulunan batık U-Boot’ların çarpıcı hikâyesi.

    Yıllar geçmesine rağmen kara ve deniz sınırlarımızda gelişen ve ülkemizde devam eden bu ilginç olaylar zinciri, zamanında haber olarak gazetelerde kısmen yer alsa da uzun yıllar yöresel anlatı/söylenti olarak kalır, kamuoyu gündemine gelmediği için ayrıntıları da bilinmez. Bu nedenle konuyla ilgili “kamuoyuna yansıyan” ve farklı okumalar/bilgiler için başvurulabilecek kapsamlı yazıların/haberlerin kronolojisini çevirmen Âli San’la birlikte yazdığımız “Farklı Okumalar İçin Notlar” başlıklı bir giriş yazısıyla kitaba ekledik (s.7-10).

    Sınırlarımıza dayanan II. Dünya Savaşı’nın az bilinen yönlerine/günlerine ışık tutan, ülkemizin o zamanki durumundan kesitler sunan önemli bir kaynak kitap Son Emir: Batırın.