Sarıyer Belediyesi Yeşil Martı Dergisi

Denizcinin Günlüğü (ADF Yayınları, 2006-2010) serisini kaynak olarak kullanma izni isteyen bir arkadaşım Sarıyer Belediyesi’nin Yeşil Martı dergisinin Ocak 2018 sayısının pdf dosyasını gönderip, değerlendirmemi istemişti. Ancak dergide Denizcinin Günlüğü’nden çok alıntı olmasına rağmen bunun gerektiği gibi belirtilmediğini gördüm, yol açabileceği sorunları kendisine ilettim. Ayrıca derginin denizcilikle ilgili kısımlarında gördüğüm eksiklikleri/yanlışları yazdım (metin kısaltılmıştır).


Sarıyer Belediyesi’nin Yeşil Martı dergisinin 8. sayısının (Ocak 2018) denizcilikle ilgili kısımlarını inceledim. “Olay denizde geçiyor” ama çok çapariz var. Geçen sene Şubat’taki Boat Show’da  aldığım ilk sayısında da denizcilikle ilgili yazılarda epey hata ve kaynak göstermeme durumu vardı, “ilk sayıdır olur” demiştim ama sonraki sayıları görmedim. Derginin hazırlanmasında kullanılacak eserlerden/kaynaklardan nasıl faydalanılabileceğinin bilinmesi gerekir. Kullanılan/faydalanılan kaynakları belirtme kimsenin ihtiyarına/keyfine kalmış bir konu değildir. Kanunun (5846) gereğini bir tarafa bıraktık öncelikle emeğe saygı gösterilmesi esastır, faydalanılan kaynaklar yağmalanacak kamu malı değildir. Faydalanılan kaynakların belirtilmesi etik olduğu kadar hazırlayanın ne tür kaynaklardan faydalandığını (ör. kaynak değeri var mı?) gösterdiği için de önemlidir. Üzülerek görüyorum ki böyle bir hassasiyet sekizinci sayıda da oluşmamış…

Şöyle ki Denizcinin Günlüğü’nü kullanılıyorsa orada alıntıların hepsinin kaynağı gösterilmiştir. Oysa Yeşil Martı’da hiçbir birincil kaynak belirtilmemiş. “Eser Tutel, Gemiler, Süvariler, İskeleler, İletişim Yayınları, 1998” veya daha doğrusu “Eser Tutel/ Gemiler, Süvariler, İskeleler’den akt. Sezar Atmaca, Denizcinin Günlüğü 2009”… diye bunların  belirtilmesi gerekir, çünkü onları arayıp-bulup aktaran benim. Ya da “midye kıyması”nın şöyle belirtilmesi işin adabı gereğidir: “Yacht Mayıs, 1967’den akt. Sezar Atmaca, Denizcinin Günlüğü  2007, ADF Yayınları, 2006”…

Keza yine Denizcinin Günlüğü 2009’dan aktarılan “yerel deyimlerde hava tahmini ve deniz bilgileri” Osman Kademoğlu’nun kitabındaki sözlükten seçmiştim, ama Kademoğlu’nun adı geçmiyor, üstelik hangi bölgeye ait olduğu bilgisi de atılmış… Çırnık bilgisi de aynı şekilde, Denizcinin Günlüğü 2008’den kullanılmış, Kademoğlu ile benim metnim karışmış ama ana kaynak Kademoğlu (kullanılan fotoğraf başı/kıçı itibariyle pek çırnığa benzemiyor ama kıçını görmem lazım, emin olamadım…). Denizcinin Günlüğü serisinde yaptığım gibi kaynak göstermenin daha basit/kısa yolları da vardır.

Kaynak gösterilen yerlerde de özensizlik sürüyor, ör. Özhan Öztürk “Denizcilik Terimleri Sözlüğü” denmiş ama burası bir internet linki böyle bir basılı eser yok bildiğim kadarıyla. Eser Tutel biyografisi yazılmış ama sevgili Tutel’in doğum tarihi var, ölüm tarihi yok… Ya da 1961 Tarihli İstanbul Ansiklopedisi ne demek, kimin Reşat Ekrem’in mi? (ayrıca 1961 tarih değil, yıl!). Yuanaca (herhalde Yunanca) ya da Tension (yazarın soyadı Tenison), karakancoloz (değil karakoncolos) gibi küçük tashihler de var.

İşaret şamandırası bilgileri külliyen yanlış, neresini düzelteyim… ör. sis şamandırası diye bir şamandıra yok, kullanılan çizimler neyin nesi?. Ayrıntısına girmeyeyim Seyir ve İşaret şamandıraları farklı şeylerdir (bkz. ADEK veya SHOD, Semboller, Kısaltmalar….).

Volta tarifi muhtemelen eski sözlüklerden alınmış olsa da doğru değil. Sadece Volta deniyorsa farklı anlamları da var, eskiden zincirin, zincire/demire dolaşmasına da volta denirdi. “Volta etmek” halatın akışını durdurmaktır ki anlatılmak istenen bu olsa gerek. O zaman daha uygun bir çizim konması gerekir (bakılan her kaynak doğru değildir…), çünkü koyulan şekle göre bir de onu tutan (akışını önleyen) el olması gerekir. Volta bir “düğüm” değildir, balıkçı düğümü hiç değildir. Okuyucu anlasın diye bir niyet varsa metinlerin daha açık ve anlaşılır olması gerek… Sarnıç, ahşap şamandıra nedir? Ya da baba dururken kolona nedir? Denizcilikle ilgili bilgiler ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’da (2017 baskısı daha günceldir) daha doğrudur, kaynak göstererek esas alınabilir.

Kullanılan ay takviminin kaynağı neresi? Takvim başka bir aya ya da yıla ait… Ocak 2018’de iki tane dolunay var (2 ve 31 Ocak) ki sıra dışı bir durumdur ama Sarıyerliler dergiden bunu öğrenemiyorlar…

Fırtına takvimi basılı kaynaklarda sabit tarihler olarak verilse de süreli yayınlarda bunları güncelleme şansı var. Kullanılan Ocak ayı fırtına takvimi güncel değil. Örneğin “sayılı fırtınalarla” ilgili güncel bilgiler şöyle: 7 Ocak Mihrican Fırtınası, 9 Zemheri (3 gün yağmur yağabilir), Karakoncolos yok… 29 Ayandon Fırtınası (yağmurlu), hatta eski takvimle ilgili şunlar da eklenebilir: 30 Erbain’in sonu, 31 Hamsin’in başlangıcı vs.

Dalyan sınıflandırması da doğru değil, kaynak nedir bilemiyorum ama (kaynak bunun için önemlidir… kaynak değeri var mı, acaba kaynak doğru kullanılmış mı?) Av Araçları ve Teknolojileri üzerine olan temel kaynaklar ( ör. Tarım Bakanlığı 1992 veya Ege Üniversitesi, 2011 yayınları veya Deveciyan) dalyanları Ağ/Çubuklu-Çit/Direksiz diye üçe ayırır. Diğerleri Ağ dalyanının alt kategorileridir. Batı Akdeniz’de de direkli dalyanlar vardır! (not: Dalyancı Mustafa, Fil Burnu ve Adalar’da da dalyan kurar…). Doğrusu büyük değil  tam şiradır… kipasti değil, kepastidir… Ayrıca “Dalyan boylum” deyiminin balıkçı dalyanıyla bir ilgisi yoktur, Özhan Öztürk’teki bilgi yanlıştır. Deyim “dalyan” denilen bir tür uzun namlulu tüfekten gelir…

(…)

 (ilgilisine e-posta, 27 Ocak 2018)

Similar Posts

  • |

    İlgiyi Bilgiyle Zenginleştirmek

    Özel Teknelerin Kayıt, Belgelendirme ve Donatımına İlişkin Yönerge’de (2006) yapılan bir değişiklikle ADEK/Amatör Denizci Elkitabı, bir süre her teknede bulunması zorunlu yayınlar arasına katılmıştı. Bu yazıdaki “Zorunlu Kitaplar” bölümünde “Kişi denizciliği ADEK’ten öğrenebileceği gibi başka kitaplardan, kaynaklardan da öğrenebilir. Dilerim bu zorunluluk bir an önce kaldırılır.” diye yazıp ADF’ye de bu şartın kabul edilebilir bir şey olmadığını ifade etmiştim. ADF’nin girişimiyle bir süre sonra mevzuat değiştirilerek bu tekel durumuna son verildi.

    Yazıda yer alan “Yanlışlarla Dolu Yeni Yıl Takvimi” başlıklı bölümündeki eleştiriler nedeniyle Naviga dergisi kurucusu/söz sahibi Turgay Noyan’ın yaptıkları için “Yalanı Haber Yapabilen ‘Gazeteci…’” yazısına da bakın lütfen.

    Üç denizcilik dergisinin satış toplamının 15 bini aşması, amatör denizci belgesi veya yelken eğitimi almak isteyenlerin çokluğu gibi birçok göstergeye bakarak son yıllarda denizciliğe olan ilginin, denize açılan, açılmaya niyetlenen insan ve tekne sayısının giderek arttığını söyleyebiliyoruz. İlginin sadece sayısal bir artış olarak kalmaması nitelikçe bir zenginleşmeyle birlikte mümkündür. On sorudan dördünü yapana ADB/amatör denizci belgesi vermek yerine, sınavları, bilgiyi ölçen, öğrenmeye teşvik eden, herkese eşit uygulanan bir biçimde yapmak (Amatör Denizcilik Federasyonu’nun -ADF- yapmaya çabaladığı gibi) veya denizcilik/yelken eğitimini eğitim/eğitmen yönünden bir standarda kavuşturmak gibi örnekler, denizcilikte bir nitelik artışına işaret eder.

    Giderek zenginleşen bir nitelik artışıyla tanımlayabileceğimiz bir değişim, denizciliği sığ sulardan çıkarıp engin denizlere taşıyabilir. İlginin, denizciliğin gelişmesi, yaygınlaşması, zenginleşmesiyle birlikte yürümesi, bu işi öğrenmeye hevesli insanların sayısını giderek arttıracak, ilginin kalıcı olmasını sağlayacaktır.

  • Denizcilikte 100 “Az Bilinen” Konu

    Deniz Kuvvetleri Dergisi’nin, Mart, Temmuz ve Kasım 2005 sayılarında “100 Bilinmeyen Konu” başlığı ile üç ek verdi.

    Yelken Dünyası dergisinin Mart 2006 sayısında “Denizcilikte 100 ‘Az Bilinen’ Konu” başlığıyla yazdığım yazıda eklerde yer alan konuları değerlendirip kimi konuların gözden geçirilip, güncellendikten sonra kitap haline getirilmesini önermiştim. Ancak bu eleştirilere/önerilere rağmen anlamlı bir değişiklik/düzelti yapılmadan 10 yıl sonra söz konusu üç ek birleştirilip kitap haline getirildi ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından “Bahriyede 100 Bilinmeyen” (Dz.K.K. 2016) adıyla yayımlandı. Yelken Dünyası’nda yer alan aşağıdaki yazı bu kitabın eleştirisi olarak da okunabilir.

  • Denizcilik Terimlerinden Argoya Geçen Söz Varlığı

    “Denizci argosu, denizcilik dili gibi ağırlıkla denizcilikle uğraşanların kullandığı, kendine özgü sözcük, deyim ve deyişlerden oluşan özel bir dildir. Hulki Aktunç, Büyük Argo Sözlüğü’nde denizcilik argosunun bir ‘alan argosu’ olduğunu belirtir ve alan argosunu özetle ‘yaşama ortam ve biçimleri birbirine yakın kişilerce yaratılıp benimsenmiş sözcükler, deyimler bütünü; bu sözcükler bütününe dayalı konuşma biçimi’ olarak tanımlar ve ekler: ‘Kimi alan argoları, azınlık dillerine ve çevre dillerine özel bir yakınlık gösterir: Örneğin denizci argosu ile İtalyancanın, Lingua Franca’nın ilişkileri gibi… Alan argoları, özel ilişki içinde bulundukları dillerden alınan sözcük ve deyimleri genel argoya taşır.’”
    Denizcilikte ve özellikle deniz ticaretinde yaşanan ekonomik-teknolojik gelişmeler nedeniyle çektirme, kabasorta veya randa armalı brik, brigantin gibi yelkenli teknelerin bu dilin taşıyıcısı denizcilerle birlikte giderek denizlerden çekilmesi, daha çok bu tekneler zamanında kullanılan denizci argosunun kitap sayfalarında kalmasına yol açmıştır.

    Dr. Öğretim Üyesi Zahide Parlar’ın yirmi sekiz sayfalık araştırma makalesi denizcilik terimlerinde argonun izini süren ve bu konuda bizlere derli-toplu bir değerlendirme sunan değerli bir çalışma. Misalli Büyük Türkçe Sözlük ile Büyük Argo Sözlüğü’nü (Hulki Aktunç) denizcilik terimleri bakımından tarayan yazar, “Giriş” yazısında makalesinin amacını şöyle özetlemiş: “…argoda kullanılan denizcilik terimlerini derlemek ve denizcilik terimlerinin argoya nasıl yansıdığının ve argoda nasıl bir kavram alanına sahip olduğunu” tesbit etmek.
    Bu değerli makalenin denizciningunlugu.org’da yayımlanmasına izin verdikleri için sayın Dr. Öğr. Üyesi Zahide Parlar ve AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi’ne teşekkürlerimizle…

  • |

    Denize Su Taşımak

    Naviga dergisinde üç ay boyunca (Mayıs, Haziran, Temmuz 2005) yayımlanan Yücel Köyağasıoğlu’nun, “Tekne Tipleri” yazı dizisinde verilen kimi bilgilerin, referans olarak gösterilen kaynaklarla dahi uyuşmaz ve özellikle eski kaynaklarla dahi çelişirken, kesin hüküm içeren bir dil kullanmanın sakıncalarını gözler önüne sererek daha açık uçlu tartışmalara zemin oluşturmak amacı ve düşüncesiyle yazılmıştı “Denize Su Taşımak”. “Yoruma açık, tartışmaya açık, yanlış bildiğimiz ya da kullandığımız konuları ve terimleri ortaya döküp, sağırlar diyaloğuna çevirmeden tartışabilirsek, denizcilik kültürünün zenginleşmesine bir nebze de olsa katkımız olur umarım.” dileğiyle de bitirmiştim yazıyı. Gerek Köyağasıoğlu’nun soru/sorunlara değinmeyen, cevap bile sayılamayacak yazısı gerekse cevabımı ötelemeye çalışan derginin olumsuz tavrı nedeniyle tartışmayı sürdürmedim.
    (Not: Görsellerini ilettiğim fotoğrafların altyazıları Naviga dergisinde yanlış basılmıştır. Ekim 2005 sayısında yer alan Naviga’daki yazının ilk sayfasındaki çizim gulet değil, “velena yelkenli sefine”, üçüncü sayfadaki ise gulettir.)

  • Denizin “Dilini” Anlamalı

    Denizin “dilini” anlamak isteyenler için benzersiz bir deniz yolculuğu kitabı…

    Amatör Denizcilik Federasyonu’nun sekizinci yayını olan “Denizin Dili Denizin Yazısı”, ODTÜ ve BİLKENT üniversitelerinin emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Pultar’ın, yıllardır adeta akademik çalışma disipliniyle araştırıp kaleme aldığı, denizin/amatör-sportif denizciliğin sorunlarını, kaynaklarını, keyfini anlatan, daha önce yayımlanmış makalelerinden oluşuyor.

    Okuyucuları benzersiz bir deniz yolculuğuna götüren kitabın bölümleri, yazarın anlatımıyla özetlenirse;

    “ilk bölümünde, denizcilik dilinin özellikleri ve sözcüklerin öykülerinden söz eden yazılar”;ikinci bölümde, “daha çok edebî niteliklerinin ağır bastığı öne sürülebilecek, ama denizi, denizden anlatmış olan” yazarlar; üçüncü bölümde “denizcilik kültürümüzün bazı temel kitapları, özellikle kıyı kılavuzları ve denizcilik sözlükleri”; son bölümde, ise teknenin porsun ambarından çıkan “tuzlu sudan yazılar” yer alıyor.

  • |

    Terimlerin Peşinde…

    Kropi Yayınları’ndan denizcilikle ilgili kitaplar yayımlamaya başladığımızda Yelkende Denizcilik Terimleri Sözlüğü basılınca (Ian Dear&Peter Kemp, çev. Orkun Soyer, Kropi Yay. 2000) kitabın tanınır bilinir olması amacıyla Yachting World dergisinin okuyucu mektuplarına bir not yazmıştım (Mart, 2000). Bu not sonrası başlayan ve genişleyen tartışma/eleştiri Açık Radyo/Açık Deniz programında Beysun Gökçin’le denizcilik dili üzerine bir söyleşi yapmaya kadar gitti. Belirtmem gerekir ki bu tür sorgulamaların/tartışmaların çok faydası var; çünkü birbiri yerine kullanılan birçok terimin aslında farklı anlamları olduğunu/farklarını öğrenmek, yeni ve daha doğru tanımlar yapmak, eskiden yapılan hatalı kullanımları düzeltmek ancak böyle mümkün olabilir. Ancak tartışma had bildirmeye/atışmaya dönüşünce  aslında çok şey öğrenebileceğiniz insanlarla da konuşma/tartışma ortamı yok oluyor maalesef.

    Konuyla ilgili yazılar sırasıyla şöyle:
    →Yanlış Olduğuna Emin misiniz? Yachting World, Nisan 2000.

    →Zuhal Atasoy’a Zorunlu Bir Cevap, Yachting World, Mayıs 2000.

    →Necati Zincirkıran’a Gerekli Bir Cevap, Yachting World, Temmuz 2000.

    →Açık Radyo/Açık Deniz programı, Beysun Gökçin’le Denizcilik Dili üzerine söyleşi, Eylül 2000 (bant çözümü halledilebilirse özeti yayımlanacak)