Sığ Sularda İki Denizcilik Kitabı

Her Yönüyle Yelken Kitabı, Jeff Toghill, çev. Mehmet Çömlekçi, Alfa Yayınları, 2009.

Resimlerle Navigasyon, Ivar Dedekam, çev. Ekber And, ed. Kpt. Alper Tunga Anıker, Denizler Kitabevi, birinci baskı, 2008.

(Not: Resimlerle Navigasyon ikinci baskıda redakte edilerek basıldı. Redaksiyonunu ben yapmıştım ama onda da bazı hatalar çıktı sonra. Düzeltiler için bkz.: Daha Çok Özen… Daha Çok Dikkat – Üç kitabın düzeltileri)


Denizcilik eğitimi konusunda denizcilik kütüphanemizin eksiği çok. Yayımlanan kitapların var olan kitap sayısını arttırmaktan öte bir anlamının olması, eksiklikleri gidermesi, verdiği bilgilerle denizcilik terminolojisini geliştirmesi,  eski yayınlarda görülen hatalı terimleri ve kullanımları elden geçirmesi, düzeltmesi, örnek olması, kısacası denizcilik kütüphanemizi zenginleştirmesi beklenir. Çeviri kitaplarda kitap seçimi, çeviri dili ve terminoloji bilgisi gibi kıstaslar nedeniyle bu konudaki beklentiler daha da büyür. Denizcilik kütüphanemize kazandırılan iki çeviri  kitap (Her Yönüyle Yelken Kitabı  ve Resimlerle Navigasyon)ne yazık ki söz konusu beklentileri karşılamaktan hayli uzak.

Her Yönüyle Yelken Kitabı” (Alfa Yayınları) ismi, kitabın orijinal ismine (Complete Sailing Manual) bulunabilecek uygun bir karşılık değil. Ama IALA, GMDSS, EPIRB gibi yerleşik kısaltmaların (ör. IALA/Fener Otoriteleri Birliği, Deniz Fenerleri Otoriteler Birliği olarak çevrilmiş) ya da Kılavuz Seyri dururken kullanılan Pilotaj gibi kimi bölüm başlıklarının çevirisine bakınca kitabın başlığını çok da yadırgamıyor insan. Kitabın önemli bir eksikliği yelken seyri manevraları gibi zorunluklar dışında neredeyse denizcilik terimi kullanılmadan çevrilmiş olması. Kullanılan pruva/baş, ayar/trim gibi anlamları farklı kimi terimler birbirine karışmış, abli gibi (s. 32-39) konuyla ilgisi olmayan bir terim araya sıkıştırılmış, laçka terimi kullanılmış ama karşıtı olan “lava” ortada yok. Ayrıntı dilin zenginliğidir, yüzlerce yıllık birikim ve deneyimin ürünü bir dili yaşatmak her denizcinin (yayıncının) tarihe karşı borcudur ama bir çeviri kitaptan örneğin teknede “yönler” hakkında ya da demirlemeyle ilgili onca sayfadan sonra “Vira Demir” gibi bir kitap isminin anlamına dair bilgi edinilememesi düşündürücüdür. Dildeki bu özensizlik kitabın sonundaki sözlükte de birçok saçma, tutarsız, yanlış kelime ve açıklama olarak (ör. alamet, deniz mili, harita datumu…) yer alıyor.

Gündelik kullanımdaki alışkanlıktan tramola/kavança etmek veya manevrası ile birlikte çoğu zaman benim de kimi kitaplarda kullandığım  “tramola atmak / kavança atmak” kullanımı için (ki Yelken Kitabı’nda sadece bu şekilde kullanılmış) Sadun Boro’nun “ne o öyle, göbek mi atıyoruz?” şeklindeki eleştirisinin de dikkate alınması gerekirdi.

Kitabın orijinali olmadığı için ayrıntısına giremiyorum ama bolca rastlanan sakat kullanımlı cümleler çeviri hakkında bir fikir veriyor. Sadece bir bölümden  örnekler verecek olunursa: “rüzgar altı bir ayak” (s.37, doğrusu pupa ayağı…), “Bu tekneler rüzgardan uzak, geniş apaz seyrindedir” (s.43), “bayma en az seviyede tutulmalı” “yarış tekneleri de insan balastı kullanır” (s.44), “tam ölçekli paraşüt balon”(s. 45),  “tekneyi düşürerek” (s.47), “fazladan yol yapılmak demektir” (s.48), “bumba … uçarken” (s.49), “muhtelif seyir yönlerinin birleştirilmesini öğrenmek” (s.50), “sahile nasıl geri yanaşacağını öğrenirken”(s.52)…

Kitaptaki atıflar ve şekiller de sorunlu. Atıf yapılan birçok sayfada konuyla ilgili bir bilgi yer almıyor (ör. s. 11-12’deki atıflar). Sayfa  19, 32, 38’deki şekillerde birçok yanlış (ör. dümen palası, altabaşo yakası, korkuluk…) var. Sayfa 45’te F harfiyle gösterilen tekne yanlış kontrada (muhtemelen orijinali de yanlış!), sayfa 50’deki şekilde doğrusu var. Sayfa 66’da bağ resimlerinin açıklamaları -uygulamada ciddi bir aksaklığa neden olmadan-  acilen bir düzeltme cetveli hazırlanıp satıştaki kitaplara konmayı gerektirecek kadar karışmış.

Kitabın önemli bir kısmını oluşturan navigasyonla(seyir) ilgili 3 bölümdeki temel eksiklik çevirinin bu konudaki literatür dikkate alınmadan yapılmış olduğuna işaret ediyor. Gelgit, fenerler, şamandıralar, göksel seyir vb. konularda konuya hakim olmadan yeni karışıklıklar yaratacak terimler uydurmak yerine Semboller Kısaltmalar ve Terimler /Fenerler ve Sis İşaretleri / Deniz Şamandıralama Sistemleri / Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğügibi Bahriye yayını temel kitaplara veya bu kaynaklardaki kullanımlar gözden geçirilerek hazırlanan Amatör Denizci Elkitabı’na (ADF Yay.) ve diğer kaynak kitaplara da bakılmalıdır. (Ki bu eksiklik ve doğurduğu sorunlar Resimlerle Navigasyon kitabı için de fazlasıyla geçerli.) Bu yapılmazsa örneğin tehlike işaretleri, görsel sinyallere; emniyetli sular, güvenli suya; grup çakarlı fener, gruplu çakara; renk değiştiren fener, dönüşümlü renklerle çakara; sektör feneri, sektörlü fenere dönüşürken; ığrıp ile taranmış derinlik, tel çekilerek alınan derinlik olabiliyor. Parakete mevkii, tahmini konum tespiti; bileşke rota, gerçekleşen rota olurken, yerleşik bir navigasyon kavramı olan mevki yerine sayfalar boyunca Osmanlıca mevzi karşılığı olan konum kullanılabiliyor. Pusula tası, görüş tepesi; yarısı sırlı bir cam olan ufuk aynası, ufuk camı; hesabi yükseklik cetveli, rasat indirgeme tablosu olup, sekstant parçaları (s.132) isim değiştiriyor. Karşılığı bulunamayan ör. “dip” gibi kimi İngilizce kelimeler de olduğu gibi bırakılmış (Resimlerle Navigasyon kitabında da aynı hata var, oysa karşılığı ufuk alçalması) bu nedenle göksel seyri öğrenmek isteyenlere sabır dilemekten başka çare yok. Çeviriye Türkiye’deki uygulamalara ilişkin ör. bütün özel teknelerde bulunması gereken tehlike (işareti) bayrağı gibi bilgiler de eklense şüphesiz iyi olurdu.

Resimlerle Navigasyon (Denizler Kitabevi) kitabı sayısız imla hatası, yazım yanlışları ve teknik özensizlikleri (espas yok, kelimeler bitişik vb.) yanında yanlış arka kapak çevirisiyle de Denizler Kitabevi’ne yakışmayan bir kitap. Karşılığı bilinmediği veya atlandığı için çevrilmeyen kelimeler / terimler, yanlış çevrilen (bu nedenle anlaşılmayan cümleler), tamamen yanlış olan cümle ve terimler inanılmaz boyutlarda. Daha da önemlisi bazıları vahim, örneğin 4-5  ayrı yerde mavi renkli şamandıra geçiyor ki buna göre uluslararası deniz şamandıralama sisteminin değiştirilmesi gerekir. (!)

Haritalarla ilgili konularda yönlerin Türkçeleştirilmesi, N (North) yerine K (Kuzey) kullanılması da önemli bir hata. Uluslararası standartları olan ör. harita, fener karakteristikleri gibi kullanımlar için bu tür bir çeviri uygulanmaz, gerekiyorsa bunların Türkçesi farklı bir şekilde belirtilir. Bu yapılmadığı için özellikle 2. Bölüm yönler açısından tam bir girdaba dönüşmüş.

Hepsinin Türkçe karşılıkları olmasına rağmen  plotlayıcı, plotlama, pilotting, N.B. (kimi yerde çevrilmiş: dikkat/önemli), flux-gate, gyro, transducer, doppler etkisi, gibi birçok kullanım ve sayfa 36’daki tablo çevrilmeden bırakılmış.

Paslanmaz payandalı tekne / doppler etkisi kullanarak karada gerçek hız ölçülebilir / kütük parçası olarak parakete / kara üstündeki rotanız deniz yatağındaki iziniz olacaktır / bizi seyir esnasında daima kara hızı ilgilendirir / seyir yapan için gerekli (seyirle ilgisi yok, rota çizen) / pruva veya kıçta / rüzgaraltı rüzgardan kaynaklanır ve rüzgara doğru düzeltilmelidir / iskandil salvosu / harita referansı / yansıma bantları / manevra kabiliyeti azaltılmış gemi… gibi anlaşılmaz kullanımlar kitapta bir hayli fazla.

İngilizce baskısıyla karşılaştırıldığında  çoğu sayfa başlıkları yanlış ya da hatalı (İtalikler yanlış, parantez içindekiler doğrusu): Rüzgaraltı  ve… / Rüzgaraltı (düşme) ; Üçgenleme (üçleme) ; Parakete Seyri (parakete mevki); hareketli mevki (kaydırılmış mevki); Kılavuz Hattı (transit veya rehber hattı); Dilimli Fener (sektör feneri) ; Işıklandırılmış Emniyetli Su Yolundan Geçiş (kısıtlı bölgede seyre elverişli ışıklı geçit) gibi.

Temel navigasyon terimleri yanlış, örneğin birçok yerde geçen kara rotası / kara hızı / Karaya Göre Hız (KGH) / Karaya Göre Rota (KGR) gibi. Terim “yerle” (deniz tabanıyla) ilgili, karayla bir ilgisi yok.

Şamandıralama sisteminin anlatıldığı sayfa 26-27’de şekiller dışında neredeyse doğru bir şey yok. İşin ilginci burada siyah olması gerekirken üç ayrı yerde “mavi” olarak belirtilen  kuzey, güney ve doğu kardinal şamandırası renkleri İngilizce baskıda da yanlış (“blue”). Gemi Seyir Fenerleri’nin gösterildiği resimlerdeki demirli tekne boyu 20 değil 50 metre olmalı (s.34).

Kitabın daha sonraki bölümlerinde önemli bir yeri ve kullanımı olan Evrensel Ortak Zaman / UTC, Koordine Evrensel Zaman olarak çevrilmiş.

Yukarıdaki örneklerin hepsi, kitabın üçte birini oluşturan ilk bölümünden. Sadece sayfa başlıkları kontrol edildiğinde bile aynı özensizliğin diğer bölümlerde de sürüp gittiği görülüyor, bu nedenle örnekleri arttırmak anlamsız. İki kitaba da daha ayrıntılı bakıldığında örnekleri çoğaltmak maalesef zor değil.

Her Yönüyle Yelken Kitabı bu haliyle “yürük” değil “sağır” bir tekne olarak belki seyrini sürdürebilir ama İngilizce orijinaliyle karşılaştırmadan (özellikle navigasyon) kesin bir şey söylemek zor, yine de önerim boyasına dokunmadan tadilattır.

Resimlerle Navigasyon kitabının ise acilen çekek yerine aborda olup, karaya alınarak omurgadan armaya sıkı bir bakımdan geçirilmesi gerekiyor. (Not: Kitabın daha sonra yapılan ikinci baskısı redakte edilerek basıldı)

(Radikal Kitap Eki’nde 7 Ağustos 2009 kısaltılarak yayımlandı.)

Similar Posts

  • Denizcilik Terimlerinin Kullanımı

    Ustam Rüzgâr ele aldığı temayı hayatın tüm alanına yaymaya çalışan, onun rehberliğini esas aldığımızda, izlediğimizde hayatta ne kadar başarılı olabileceğimizi anlatan kişisel gelişim kitaplarından biri. Galata Yayıncılık’tan çıkan kitabı Suğra Öncü çevirmiş. Orijinal adı ‘ilk işin küçük bir sandalda kürek çekmeyi öğrenmek olsun’ olan veon üç dile çevrilen kitap, denizcilikle ilgili teması nedeniyle yurdumuzda özellikle amatör denizciler arasında oldukça ilgi görmüş bir otobiyografik eser. Richard Bode rüzgâr, tekne , insan ilişkisinden yola çıkarak, doğaya ve aerodinamik kurallarına sadık kalırsak, uyum gösterirsek nasıl başarılı olabileceğimizin, tekneyi (hayatımızı) nasıl yönlendirebileceğimizin öyküsünü anlatıyor. Yelken dergilerinde “denizle ve hayatla ilgili olan herkesin ilgisini çekecek bir eser” (Can Tokman, Yelken Dünyası, Ekim 2003), denizcilik sitelerinde, “her denizcinin mutlaka, her insanın da denizciyi, yelkenciyi anlayabilmesi için okuması gereken bir kitap Ustam Rüzgâr”(Ahmet Davran, DSTİ, Kasım 2003) diye övgüyle söz edilen kitabın yazarı Richard Bode iletmek istediği hayat felsefesini ilk gençliğinde öğrendiği denizcilik ve yelkencilik deneyimleri aracılığıyla okura aktarıyor. Doğal olarak ve sıklıkla denizcilik, yelkencilik terimleri kullanan Bode, vermek istediği detayları, vurguları, nüansları bu dille anlatıyor. Dolayısıyla anlatımda denizcilik dili ve terimleri önem kazanıyor. Ancak çevirmenin denizcilikten ve özel olarak yelken seyrinden anlamaması, konuya vakıf ol(a)maması yüzünden ciddi yanlışlarla dolu çeviride bu ayrıntılar kaybolup gidiyor.

  • 2017 Deniz Kitapları Örnekleri

    İlk baskısı 2017’de yapılan ilgi alanımıza girebilecek denize bulaşmış kitaplardan bakabildiklerimin/okuyabildiklerimin bir listesi var aşağıda. Kitapları konularına göre tasnif etmedim, genel bir durum değerlendirmesi de (ör. neden hiç teknik kitap yok…) yapmadım; yerine fazla ayrıntı (fiyat/sayfa vb.) vermeden notlar/kısa tanıtım/eleştiri yazıları yazdım. Geçtiğimiz yıl basılmış bilinen başka kitaplar varsa bunların da eklenmesi/bilinmesi iyi olur.

    “Savaş olunca ilk ölen gerçektir” ve “ne iyi bir savaş vardır, ne de kötü bir barış” (R. Kipling /B. Franklin). Keyifle kitap okunabilecek/seyir yapılabilecek günler dileğiyle…

  • DAK-SAR’la ilgili iki yayın hakkında

    Derya kadar imla hatası içeren yayınların okuyucuya saygısızlık olduğunu düşünürüm. Kitap DAK/SAR gönüllülerinin yaşadıkları heyecanlı ve tehlikeli olaylardan kesitler anlatma iddiasında ama bir kitapta bu kadar mı imla hatası, yanlış (hipodermi değil, hipotermi!) olur. Merak ediyorum acaba çalakalem yazılıp sonra hiç okunmuyor mu? Düzeltmen/yayıncı değil de okuyucu mu düzeltecek bu hataları?

  • Yayıncılık Adına Bir Vurdumduymazlık Örneği

    Bu kısa yazı, ilk baskısını eleştirdiğimiz, bu yıl “genişletilmiş” üçüncü baskısı yapılan Amatör ve Deniz kitabının (Turgay Noyan, Naviga Yayınları, 1. Baskı 2019, 3. Baskı 2024) hiçbir düzelti yapılmadan, üstelik yeni hatalar/çaparizler eklenerek basılması üzerine yazarın, yayıncının, okuyucunun sorumluluğunu merak eden bir fikri takip yazısıdır.

    “Turgay Noyan’ın Amatör ve Deniz Kitabının Eleştirisi: Kaptan Yatakta… “ başlıklı yazıda “Başucu kitabı olmaya aday” “Zengin içerikli bir eğitim kitabı” olarak pazarlanan Amatör ve Deniz kitabını önce kısa, sonra geniş bir şekilde ele alıp, kitapta yer alan bilgilerin “bir eğitim kitabı yazmak” için yeterli olmadığını belirterek, gelecek baskılarda gözden geçirilir/düzeltilir umuduyla görebildiğim hatalardan, eksikliklerden/çaparizlerden “örnekler” vermiştim. Aynı yazıda kitabın “genişletilmiş” ikinci baskısının çıktığını (Şubat 2020) ancak bu baskıyı kontrol etmediğimi, dolayısıyla neyin genişletildiğini bilmediğimi ama örneğin kaynakçanın aynı yanlışlarla basıldığını, bir düzeltme yapıldıysa da önsözde belirtilmediğini de yazmıştım.
    Ancak bu sene kitabın üçüncü baskısı yapılınca (Şubat 2024) neyin ne kadar düzeltildiğini merak ederek bu baskıyı satın aldım.

    “Turgay Noyan’ın Amatör ve Deniz Kitabının Eleştirisi: Kaptan Yatakta…” başlıklı yazımda beş sayfaya sığdırabildiğim hatalardan, eksikliklerden/çaparizlerden en azından bir kısmı düzeltilir diye beklerken dört sayfalık “Denize Adam Düştü!” bölümü eklenen kitapta hiçbir düzelti yapılmadığını, onca sakat cümleye bile dokunulmadığını ama yeni yanlışlar eklendiğini gördüm.

  • |

    İstanbul Boğazı Rejimi Tarihi Üzerine…

    TÜDAV/Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, Japonya’da dışişleri bakanlığı ve başbakanlık görevlerinde de bulunmuş Dr. Hitoshi Ashida’nın “İstanbul Boğazı Ulaşım Rejimi Tarihi Üzerinde Araştırma” isimli eserini Japonca’dan Türkçeye kazandırdı.

    Türkiye ile Japonya arasındaki diplomatik ilişkiler 1924 yılında resmen tesis edilip, ertesi yıl karşılıklı olarak büyükelçilikler açılınca Dr. Hitoshi Ashida  da Türkiye’de  göreve başlamış. Ashida, kariyerinin erken dönemlerinde Sovyetler Birliği’nde diplomat olarak bulunduğu sırada Türk boğazlarına ilgi duymuş. 1925-1929 yılları arasında Türkiye’de Japonya Büyükelçiliğinde başkatip (birinci sekreter) olarak görev yaptığı dönemde “İstanbul Boğazı Ulaşım Rejimi Tarihi Üzerinde Araştırma” isimli çalışmasıyla doktor unvanını almış ve bu eser 1930’da Tokyo’da Japonca olarak yayımlanmış. Ashida, 1947’de Japonya dışişleri bakanlığı ve 1948’de başbakanlık görevlerinde de bulunmuş.

    Türk-Japon diplomatik ilişkilerinin 100. yılı dolayısıyla TÜDAV tarafından 2024’te Chieko Adachi çevirisiyle Türkçeye kazandırılan bu eser, 1930’a kadar Türk boğazlarının tarihsel gelişimini ve uluslararası önemini inceleyen kapsamlı bir çalışma.

    İstanbul ve Çanakkale Boğazları, tarih boyunca jeopolitik bir düğüm noktası olarak görülmüş; askeri ve ticari açıdan kritik bir geçiş hattı olmuştur. Ashida, 1930’a dek ele aldığı Boğazlar rejimini yalnızca Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından değil, Süveyş, Panama vb. örneklerle küresel deniz hukukunun gelişimi bağlamında da ele alıyor, tarihsel ve hukuki bir çerçeve sunuyor.
    ….
    Kitap, İstanbul Boğazı’nın tarihsel ve hukuki boyutlarını derinlemesine ele alarak, akademik ve diplomatik bir bakış sunuyor. Özellikle deniz hukuku, uluslararası ilişkiler ve Türkiye’nin jeopolitik konumu üzerine çalışanlar için öngörüleri günümüze dek uzanan değerli bir kaynak “İstanbul Boğazı Ulaşım Rejimi Tarihi Üzerinde Araştırma”.

  • 2019 Deniz Kitapları Örnekleri

    İlk baskısı 2019’da yapılan, ilgi alanımıza girebilecek kitaplardan ulaşabildiklerimin alfabetik bir listesi.
    Kitapların künyesini aktardım, çoğuna da kısa notlar, tanıtım/eleştiri yazıları yazdım, bazı sorunlara/dertlere değinebilmek için “Çocuk” ve “Eğitim” kitaplarını ayrı başlık altında topladım. Bilgi ve uygun atmosfer olmadan kültür nefes alamaz, keyifle kitap okunabilecek/seyir yapılabilecek “barışa da şans verilen” sağlıklı, huzurlu günler dileğiyle, deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun…