Sığ Sularda İki Denizcilik Kitabı

Her Yönüyle Yelken Kitabı, Jeff Toghill, çev. Mehmet Çömlekçi, Alfa Yayınları, 2009.

Resimlerle Navigasyon, Ivar Dedekam, çev. Ekber And, ed. Kpt. Alper Tunga Anıker, Denizler Kitabevi, birinci baskı, 2008.

(Not: Resimlerle Navigasyon ikinci baskıda redakte edilerek basıldı. Redaksiyonunu ben yapmıştım ama onda da bazı hatalar çıktı sonra. Düzeltiler için bkz.: Daha Çok Özen… Daha Çok Dikkat – Üç kitabın düzeltileri)


Denizcilik eğitimi konusunda denizcilik kütüphanemizin eksiği çok. Yayımlanan kitapların var olan kitap sayısını arttırmaktan öte bir anlamının olması, eksiklikleri gidermesi, verdiği bilgilerle denizcilik terminolojisini geliştirmesi,  eski yayınlarda görülen hatalı terimleri ve kullanımları elden geçirmesi, düzeltmesi, örnek olması, kısacası denizcilik kütüphanemizi zenginleştirmesi beklenir. Çeviri kitaplarda kitap seçimi, çeviri dili ve terminoloji bilgisi gibi kıstaslar nedeniyle bu konudaki beklentiler daha da büyür. Denizcilik kütüphanemize kazandırılan iki çeviri  kitap (Her Yönüyle Yelken Kitabı  ve Resimlerle Navigasyon)ne yazık ki söz konusu beklentileri karşılamaktan hayli uzak.

Her Yönüyle Yelken Kitabı” (Alfa Yayınları) ismi, kitabın orijinal ismine (Complete Sailing Manual) bulunabilecek uygun bir karşılık değil. Ama IALA, GMDSS, EPIRB gibi yerleşik kısaltmaların (ör. IALA/Fener Otoriteleri Birliği, Deniz Fenerleri Otoriteler Birliği olarak çevrilmiş) ya da Kılavuz Seyri dururken kullanılan Pilotaj gibi kimi bölüm başlıklarının çevirisine bakınca kitabın başlığını çok da yadırgamıyor insan. Kitabın önemli bir eksikliği yelken seyri manevraları gibi zorunluklar dışında neredeyse denizcilik terimi kullanılmadan çevrilmiş olması. Kullanılan pruva/baş, ayar/trim gibi anlamları farklı kimi terimler birbirine karışmış, abli gibi (s. 32-39) konuyla ilgisi olmayan bir terim araya sıkıştırılmış, laçka terimi kullanılmış ama karşıtı olan “lava” ortada yok. Ayrıntı dilin zenginliğidir, yüzlerce yıllık birikim ve deneyimin ürünü bir dili yaşatmak her denizcinin (yayıncının) tarihe karşı borcudur ama bir çeviri kitaptan örneğin teknede “yönler” hakkında ya da demirlemeyle ilgili onca sayfadan sonra “Vira Demir” gibi bir kitap isminin anlamına dair bilgi edinilememesi düşündürücüdür. Dildeki bu özensizlik kitabın sonundaki sözlükte de birçok saçma, tutarsız, yanlış kelime ve açıklama olarak (ör. alamet, deniz mili, harita datumu…) yer alıyor.

Gündelik kullanımdaki alışkanlıktan tramola/kavança etmek veya manevrası ile birlikte çoğu zaman benim de kimi kitaplarda kullandığım  “tramola atmak / kavança atmak” kullanımı için (ki Yelken Kitabı’nda sadece bu şekilde kullanılmış) Sadun Boro’nun “ne o öyle, göbek mi atıyoruz?” şeklindeki eleştirisinin de dikkate alınması gerekirdi.

Kitabın orijinali olmadığı için ayrıntısına giremiyorum ama bolca rastlanan sakat kullanımlı cümleler çeviri hakkında bir fikir veriyor. Sadece bir bölümden  örnekler verecek olunursa: “rüzgar altı bir ayak” (s.37, doğrusu pupa ayağı…), “Bu tekneler rüzgardan uzak, geniş apaz seyrindedir” (s.43), “bayma en az seviyede tutulmalı” “yarış tekneleri de insan balastı kullanır” (s.44), “tam ölçekli paraşüt balon”(s. 45),  “tekneyi düşürerek” (s.47), “fazladan yol yapılmak demektir” (s.48), “bumba … uçarken” (s.49), “muhtelif seyir yönlerinin birleştirilmesini öğrenmek” (s.50), “sahile nasıl geri yanaşacağını öğrenirken”(s.52)…

Kitaptaki atıflar ve şekiller de sorunlu. Atıf yapılan birçok sayfada konuyla ilgili bir bilgi yer almıyor (ör. s. 11-12’deki atıflar). Sayfa  19, 32, 38’deki şekillerde birçok yanlış (ör. dümen palası, altabaşo yakası, korkuluk…) var. Sayfa 45’te F harfiyle gösterilen tekne yanlış kontrada (muhtemelen orijinali de yanlış!), sayfa 50’deki şekilde doğrusu var. Sayfa 66’da bağ resimlerinin açıklamaları -uygulamada ciddi bir aksaklığa neden olmadan-  acilen bir düzeltme cetveli hazırlanıp satıştaki kitaplara konmayı gerektirecek kadar karışmış.

Kitabın önemli bir kısmını oluşturan navigasyonla(seyir) ilgili 3 bölümdeki temel eksiklik çevirinin bu konudaki literatür dikkate alınmadan yapılmış olduğuna işaret ediyor. Gelgit, fenerler, şamandıralar, göksel seyir vb. konularda konuya hakim olmadan yeni karışıklıklar yaratacak terimler uydurmak yerine Semboller Kısaltmalar ve Terimler /Fenerler ve Sis İşaretleri / Deniz Şamandıralama Sistemleri / Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğügibi Bahriye yayını temel kitaplara veya bu kaynaklardaki kullanımlar gözden geçirilerek hazırlanan Amatör Denizci Elkitabı’na (ADF Yay.) ve diğer kaynak kitaplara da bakılmalıdır. (Ki bu eksiklik ve doğurduğu sorunlar Resimlerle Navigasyon kitabı için de fazlasıyla geçerli.) Bu yapılmazsa örneğin tehlike işaretleri, görsel sinyallere; emniyetli sular, güvenli suya; grup çakarlı fener, gruplu çakara; renk değiştiren fener, dönüşümlü renklerle çakara; sektör feneri, sektörlü fenere dönüşürken; ığrıp ile taranmış derinlik, tel çekilerek alınan derinlik olabiliyor. Parakete mevkii, tahmini konum tespiti; bileşke rota, gerçekleşen rota olurken, yerleşik bir navigasyon kavramı olan mevki yerine sayfalar boyunca Osmanlıca mevzi karşılığı olan konum kullanılabiliyor. Pusula tası, görüş tepesi; yarısı sırlı bir cam olan ufuk aynası, ufuk camı; hesabi yükseklik cetveli, rasat indirgeme tablosu olup, sekstant parçaları (s.132) isim değiştiriyor. Karşılığı bulunamayan ör. “dip” gibi kimi İngilizce kelimeler de olduğu gibi bırakılmış (Resimlerle Navigasyon kitabında da aynı hata var, oysa karşılığı ufuk alçalması) bu nedenle göksel seyri öğrenmek isteyenlere sabır dilemekten başka çare yok. Çeviriye Türkiye’deki uygulamalara ilişkin ör. bütün özel teknelerde bulunması gereken tehlike (işareti) bayrağı gibi bilgiler de eklense şüphesiz iyi olurdu.

Resimlerle Navigasyon (Denizler Kitabevi) kitabı sayısız imla hatası, yazım yanlışları ve teknik özensizlikleri (espas yok, kelimeler bitişik vb.) yanında yanlış arka kapak çevirisiyle de Denizler Kitabevi’ne yakışmayan bir kitap. Karşılığı bilinmediği veya atlandığı için çevrilmeyen kelimeler / terimler, yanlış çevrilen (bu nedenle anlaşılmayan cümleler), tamamen yanlış olan cümle ve terimler inanılmaz boyutlarda. Daha da önemlisi bazıları vahim, örneğin 4-5  ayrı yerde mavi renkli şamandıra geçiyor ki buna göre uluslararası deniz şamandıralama sisteminin değiştirilmesi gerekir. (!)

Haritalarla ilgili konularda yönlerin Türkçeleştirilmesi, N (North) yerine K (Kuzey) kullanılması da önemli bir hata. Uluslararası standartları olan ör. harita, fener karakteristikleri gibi kullanımlar için bu tür bir çeviri uygulanmaz, gerekiyorsa bunların Türkçesi farklı bir şekilde belirtilir. Bu yapılmadığı için özellikle 2. Bölüm yönler açısından tam bir girdaba dönüşmüş.

Hepsinin Türkçe karşılıkları olmasına rağmen  plotlayıcı, plotlama, pilotting, N.B. (kimi yerde çevrilmiş: dikkat/önemli), flux-gate, gyro, transducer, doppler etkisi, gibi birçok kullanım ve sayfa 36’daki tablo çevrilmeden bırakılmış.

Paslanmaz payandalı tekne / doppler etkisi kullanarak karada gerçek hız ölçülebilir / kütük parçası olarak parakete / kara üstündeki rotanız deniz yatağındaki iziniz olacaktır / bizi seyir esnasında daima kara hızı ilgilendirir / seyir yapan için gerekli (seyirle ilgisi yok, rota çizen) / pruva veya kıçta / rüzgaraltı rüzgardan kaynaklanır ve rüzgara doğru düzeltilmelidir / iskandil salvosu / harita referansı / yansıma bantları / manevra kabiliyeti azaltılmış gemi… gibi anlaşılmaz kullanımlar kitapta bir hayli fazla.

İngilizce baskısıyla karşılaştırıldığında  çoğu sayfa başlıkları yanlış ya da hatalı (İtalikler yanlış, parantez içindekiler doğrusu): Rüzgaraltı  ve… / Rüzgaraltı (düşme) ; Üçgenleme (üçleme) ; Parakete Seyri (parakete mevki); hareketli mevki (kaydırılmış mevki); Kılavuz Hattı (transit veya rehber hattı); Dilimli Fener (sektör feneri) ; Işıklandırılmış Emniyetli Su Yolundan Geçiş (kısıtlı bölgede seyre elverişli ışıklı geçit) gibi.

Temel navigasyon terimleri yanlış, örneğin birçok yerde geçen kara rotası / kara hızı / Karaya Göre Hız (KGH) / Karaya Göre Rota (KGR) gibi. Terim “yerle” (deniz tabanıyla) ilgili, karayla bir ilgisi yok.

Şamandıralama sisteminin anlatıldığı sayfa 26-27’de şekiller dışında neredeyse doğru bir şey yok. İşin ilginci burada siyah olması gerekirken üç ayrı yerde “mavi” olarak belirtilen  kuzey, güney ve doğu kardinal şamandırası renkleri İngilizce baskıda da yanlış (“blue”). Gemi Seyir Fenerleri’nin gösterildiği resimlerdeki demirli tekne boyu 20 değil 50 metre olmalı (s.34).

Kitabın daha sonraki bölümlerinde önemli bir yeri ve kullanımı olan Evrensel Ortak Zaman / UTC, Koordine Evrensel Zaman olarak çevrilmiş.

Yukarıdaki örneklerin hepsi, kitabın üçte birini oluşturan ilk bölümünden. Sadece sayfa başlıkları kontrol edildiğinde bile aynı özensizliğin diğer bölümlerde de sürüp gittiği görülüyor, bu nedenle örnekleri arttırmak anlamsız. İki kitaba da daha ayrıntılı bakıldığında örnekleri çoğaltmak maalesef zor değil.

Her Yönüyle Yelken Kitabı bu haliyle “yürük” değil “sağır” bir tekne olarak belki seyrini sürdürebilir ama İngilizce orijinaliyle karşılaştırmadan (özellikle navigasyon) kesin bir şey söylemek zor, yine de önerim boyasına dokunmadan tadilattır.

Resimlerle Navigasyon kitabının ise acilen çekek yerine aborda olup, karaya alınarak omurgadan armaya sıkı bir bakımdan geçirilmesi gerekiyor. (Not: Kitabın daha sonra yapılan ikinci baskısı redakte edilerek basıldı)

(Radikal Kitap Eki’nde 7 Ağustos 2009 kısaltılarak yayımlandı.)

Similar Posts

  • |

    Osmanlıca Denizcilik Kaynakları ve Kamus-i Bahri

    19. yüzyılda başlayan iktisadi ve teknolojik gelişmeler, deniz teknolojisinde de önemli değişimlere yol açtı. Yelken donanımlı ahşap teknelerin yerini zırhlı ve buharlı gemiler aldı. Osmanlı donanması ve ticaret filosu, gelişen teknolojiye ayak uydurabilmek için bir taraftan torpidobot/denizaltı/drednot/gambot vb. gibi yeni gemiler satın alıyor, diğer taraftan serbest ticaretin yaygınlaşması/hızlanan taşımacılık/limanlarda artan iş hacmi gibi gelişmelerin üstesinden gelmeye uğraşıyordu. 19.-20. yüzyıldaki denizcilik teknolojisinin gelişimine/üretimine bir katkımız olmasa da basılan eğitim kitapları/sözlükleri, ihtiyaçları ve gelişmelere ayak uydurabilme çabasını yansıtır. Bunlar arasında;

    Gemicilik Fenni (İsmail Hakkı, 1874);Hand-book of Nautical Terms (Gemici Tabirleri, İngilizce, İtalyanca, Fransızca ve Türkçe/ William A.Thompson, 1892; Tıpkı basım, TURMEPA, İstanbul 1995); Istılahat-ı Bahriye (Denizcilik Terimleri/Süleyman Nutki, 1905-6); Kamus-ı Bahri (Süleyman Nutki, 1917); Yeni Gemicilik (Ali Haydar Esad/ 6 kitap/1923-25) en başta sayılacak olanlardır. Gemicilik tabirlerini sözlüklerinde açıklayan James Redhouse’un bir sözlüğü de listeye eklenebilir: Türkçe-Osmanlıca-İngilizce Sözlük (1890).

  • |

    Anonim Denizcilik Sözlüğü (pdf) ve Hikâyesi

    Anonim Denizcilik Sözlüğü’nün hikâyesi 2010 yılında ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu yayınlarına editörlük yaparken ADF başkanı Teoman Arsay’ın “değerlendirme yapmam için” PVC kaplı, halkalı klasöre yerleştirilmiş bir sözlük çalışması dosyasını vermesiyle başlar. Dosyayı rahmetli bir gemiadamının akrabaları Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürü Özkan Poyraz’a, o da Ocak 2010’da ADF başkanına vermişti.
    Dosyadaki sözlük çalışması 30 yıl önce, Ağustos 1980’de iyi bir elyazısıyla aydınger kâğıdına Rapido kalemle yazılmaya/çizilmeye başlanmış, T harfine kadar tamamlanmış, 340 sayfalık, her satırındaki el emeği ile farklı bir denizcilik sözlüğü çalışmasıydı. Dosyada yazarla ilgili herhangi bir bilgi olmadığı gibi dosyayı iletenler yazar hakkında herhangi bir bilgi vermemiş, bir irtibat adresi de bırakmamıştı.
    İnceledikten sonra yazarı belirsiz bu sözlüğün “aydınger kâğıda yazılmış orijinal haliyle basılmasını” öneren kısa bir rapor hazırlayarak ADF’ye sundum ve bu çerçevede Mustafa Pultar hocamızın da katkısıyla araştırmaya başladık. (…) Yazar hakkında bir bilgi edinilememesi, 30 yıl sonra da olsa ansiklopedi ve internette yayımlanmış yazarı/kaynağı belirsiz kimi sözlüklerdeki madde benzerliği nedeniyle yayımlanmasından vazgeçildi (Şubat 2011).
    (…)
    Kopyası elimin altında olan ve zaman zaman da faydalandığım bu çalışmanın orijinal dosyasını geçtiğimiz yıl Teoman abi (Arsay) bana verince çalışmayı kitap haline getirip pdf formatında sitede yayımlamayı önerdim.

    Mustafa Pultar hocamızın hazırladığı U, Ü, V, Y, Z maddeleri yazarın yazısına yakın bir puntoyla dizildi ve yazarın çalışma notlarıyla birlikte sözlüğe eklendi. Kitap olabilmesi için yaklaşık 40 yılın yorgunluğu ve ince aydınger kullanılması nedeniyle özelliğini yitirmiş, kırık, dalgalanmış sayfalar temizlenip tarandı, orijinal ölçülerine sadık kalındı, madde başlıkları kırmızı yapıldı, yazar harf başlıklarını düzenli olarak kullanmadığı için sayfa kenarlarına harf bantları (A, B, C…) eklendi. Sözlüğün hikâyesi sunuş yazısı oldu, kitaptaki çizimlerden ön/arka kapak hazırlandı ve her harfinde/çiziminde el emeği, göz nuru olan, klavyenin imkânlarını değil kalemle yazmanın güzelliğini hatırlatan sıradışı görsellikteki elyazması bu sözlük ortaya çıktı.

    Yazarının yaklaşık dört yılda hazırladığı, Teoman Arsay abimizin ve Mustafa Pultar hocamızın katkılarıyla 40 yıl sonra gecikmeyle de olsa sizlere ulaşan bu sözlük, onca emeğine, çabasına karşılık tamamlayamadan deryaya veda eden isimsiz yazarının anısına tüm isimsiz denizcilere/gemiadamlarına adandı.

    Deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun.

    Sezar Atmaca

    NOT: Sözlük birkaç saniye içinde açılır. Sayfa sonundaki İndir’e basarak sözlüğü indirebilirsiniz.

  • 2017 Deniz Kitapları Örnekleri

    İlk baskısı 2017’de yapılan ilgi alanımıza girebilecek denize bulaşmış kitaplardan bakabildiklerimin/okuyabildiklerimin bir listesi var aşağıda. Kitapları konularına göre tasnif etmedim, genel bir durum değerlendirmesi de (ör. neden hiç teknik kitap yok…) yapmadım; yerine fazla ayrıntı (fiyat/sayfa vb.) vermeden notlar/kısa tanıtım/eleştiri yazıları yazdım. Geçtiğimiz yıl basılmış bilinen başka kitaplar varsa bunların da eklenmesi/bilinmesi iyi olur.

    “Savaş olunca ilk ölen gerçektir” ve “ne iyi bir savaş vardır, ne de kötü bir barış” (R. Kipling /B. Franklin). Keyifle kitap okunabilecek/seyir yapılabilecek günler dileğiyle…

  • Denizcilik Terimlerinin Kullanımı

    Ustam Rüzgâr ele aldığı temayı hayatın tüm alanına yaymaya çalışan, onun rehberliğini esas aldığımızda, izlediğimizde hayatta ne kadar başarılı olabileceğimizi anlatan kişisel gelişim kitaplarından biri. Galata Yayıncılık’tan çıkan kitabı Suğra Öncü çevirmiş. Orijinal adı ‘ilk işin küçük bir sandalda kürek çekmeyi öğrenmek olsun’ olan veon üç dile çevrilen kitap, denizcilikle ilgili teması nedeniyle yurdumuzda özellikle amatör denizciler arasında oldukça ilgi görmüş bir otobiyografik eser. Richard Bode rüzgâr, tekne , insan ilişkisinden yola çıkarak, doğaya ve aerodinamik kurallarına sadık kalırsak, uyum gösterirsek nasıl başarılı olabileceğimizin, tekneyi (hayatımızı) nasıl yönlendirebileceğimizin öyküsünü anlatıyor. Yelken dergilerinde “denizle ve hayatla ilgili olan herkesin ilgisini çekecek bir eser” (Can Tokman, Yelken Dünyası, Ekim 2003), denizcilik sitelerinde, “her denizcinin mutlaka, her insanın da denizciyi, yelkenciyi anlayabilmesi için okuması gereken bir kitap Ustam Rüzgâr”(Ahmet Davran, DSTİ, Kasım 2003) diye övgüyle söz edilen kitabın yazarı Richard Bode iletmek istediği hayat felsefesini ilk gençliğinde öğrendiği denizcilik ve yelkencilik deneyimleri aracılığıyla okura aktarıyor. Doğal olarak ve sıklıkla denizcilik, yelkencilik terimleri kullanan Bode, vermek istediği detayları, vurguları, nüansları bu dille anlatıyor. Dolayısıyla anlatımda denizcilik dili ve terimleri önem kazanıyor. Ancak çevirmenin denizcilikten ve özel olarak yelken seyrinden anlamaması, konuya vakıf ol(a)maması yüzünden ciddi yanlışlarla dolu çeviride bu ayrıntılar kaybolup gidiyor.

  • |

    Sadun ve Oda Boro’nun Anısına…

    Kısmet iki yıl on ay süren dünya seyahatinin sonuna gelmiş, karasularımıza yaklaşmaktadır. Kısmet’in 15 Haziran 1968’de İstanbul’da olacağı neredeyse bir ay öncesinden açıklanır. Çünkü o güne dek seyahate mali yönden hiçbir katkısı olmayan devlet erkânı kendini göstermiş, işi “resmiyete” dökerek hazırladıkları karşılama törenlerinin programına göre seyir yapılmasını istemiştir.
    Sonraki günlerde Sadun Boro’nun “… artık hareket serbestliğimiz elimizden alınmış oldu.” dediği bu program uygulanır. Aslında çok farklı derecelerde de olsa kamuoyunun ilgi gösterdiği bazı bireysel ya da kolektif başarıların resmî makamlarca “araçsallaştırılması” evrensel bir olaydır.

    Sadun Boro “her ânı ömrümüz boyunca hiçbir zaman hatıralarımızdan silinmeyecek bambaşka bir hayal âleminde yaşadık” dediği son on günün hikâyesini Pupa Yelken’de ayrıntılarıyla anlatır.
    Boroların “hareket serbestliği” ellerinden alınmamış olsaydı karşılama törenleri/ziyaretler resmikabul/resmigeçit havasında değil de daha şenlikli mi olurdu ya da kamarada kapalı kalan Miço kutlamalara katılabilir miydi bilinmez ama zaten tahmin edilemeyen bir kalabalık neticesi askeri-mülki erkânın başrolde olduğu “ne protokol kalmıştı, ne de program…”

    Sadun Boro, “Pupa Yelken’i kaleme almamın esas gayesi gençlerimize, dünyanın en güzel kıyılarına sahip olan yurdumuzun insanlarına denizi sevdirmek, onlara engin ufuklara yelken açmayı özendirmek, teşvik etmekti.” der.
    Bu nedenle, herhangi bir şan-şöhret arayışı olmadan, tutku, açık deniz tutkusu, kendine güven ve özgürlük arayışı peşinde bir hayale yelken açan bu insanların Pupa Yelken’de yansıttığı ruhu/havayı hatırlatıp günümüze taşıyacak tarzda kitaptan alıntılarla hazırlanmış metinlerin ve onlarla ilgili değerli makalelerin MEB müfredatına/okullara sokulması için çaba gösterilmelidir.

    Yazıya serpiştirdiğim İstanbul’daki törenlerden kareler içeren 16×28 cm. ebadındaki siyah-beyaz on dört fotoğrafı 4 Şubat 2018’de İstanbul Müzayede’nin müzayedesinden satın almıştım.
    Fotoğrafları, 15 Haziran 1968’in bir yıldönümünde, 15 Haziran 2024’te, Sadun ve Oda Boro’nun anısına, bu serüveni kalbinde hisseden, takip eden, bu karşılamaya yakın ya da şahit olabilmek için o çoşkulu kalabalığa katılanlar adına paylaşmak istedim.

  • |

    Gökova Rehberi Hakkında

    Sevgili Deniz Boro’yla Vira Demir hakkında konuşurken, Naviga dergisinin Vira Demir’den alıntılarla hazırladığı ve dergi eki olarak verdiği (2017) Gökova Rehberi’ne bakıp değerlendirme sözü vermiştim, yazı onun e-postası (21 Ağustos 2017).

    (…)

    Naviga dergisi eki olarak verilen Gökova Rehberi‘ne genel olarak baktım ve kabaca gördüklerimi/önerilerimi şöyle sıralayabilirim:

    ●Sadun abinin kullanımları/yazdıkları zorunluluk olmadıkça, keyfi olarak değiştirilmemeli. Örneğin Açıklamalar bölümünde (s.7) Vira Demir’de “çapa” olan terim “çıpa” diye değiştirilmiş ki yanlış hatırlamıyorsam Sadun abi diğer kitaplarında da çapa diye kullandı.

    Yine aynı sayfada yer alan “Fenerlerin son durumu ve koordinatları, yeni konan ve değiştirilen fenerler ‘Askeri Deniz Yasak Sahalar’ ve ‘Dalışa Yasak Sahalar’ SHOD tarafından kontrol edilmiştir.” ifadesi hatalı/sakıncalı bir ifade ve Vira Demir’deki cümleyle ilgisi yok. Özel bir kitaba SHOD böyle bir hizmet vermez/veremez ve böyle bir sorumluluk almaz/alamaz. Bu kitabı yazanlara/hazırlayanlara düşer ki Vira Demir’deki cümle de bunu (hangi kaynakların esas alındığını) anlatır.

    ….