|

Teknede Bayrak

Denizde Milli Bayrak Terminolojisi ve Kullanılması

Teoman Arsay

Tekneler bayrakları ile tanınırlar. Bayrak ulusal simgedir, saygı ister, sevgi ister. Bayrağın kullanma yöntemlerini doğru bilmek, doğru uygulamak ve uygulatmak gerekir.

Konumuzun, esas itibariyle amatör denizcilerin kullandıkları teknelerle ilgili olması nedeniyle, yazıda Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü’ndeki tanımlamaya da sadık kalınarak, askeri gemiler hariç gemi yerine tekne tanımı kullanılmış, yasal düzenlemeler yanında konunun teamül haline gelmiş uygulamaları da öne çıkarılmaya özen gösterilmiştir.

Bayrağın kullanılması ile ilgili diğer konular/ayrıntılar için (örneğin örtülebileceği yerler, yasaklar, cezalar, standartlar, bayrak töreni, katlanması, özel bayraklar…) bayrak mevzuatına başvurulmalıdır.

BAYRAK MEVZUATI

Bayrağın denizde kullanımı ile ilgili hususlar “Türk Bayrağı Kanunu” (Resmî Gazete, 24 Eylül 1983) ve “Türk Bayrağı Tüzüğü”nde (Resmî Gazete, 17 Mart 1985) açıklanmıştır.

Kullanılamayacak duruma gelmiş Türk bayraklarının nasıl yok edileceği de ayrı bir yönetmelikte (Resmî Gazete, 08.06.2001) gösterilmiştir.[1]

Denizde Milli (Ulusal) Bayrağın adı BAYRAK’tır, Sancak değildir. Sancak, atlas benzeri parlak bir kumaştan imal edilmiş, çevresinde püskülleri olan, üzerinde ait olduğu birliğin numarası veya amblemi de bulunan ve genellikle törenler ve diğer özel günlerde taşınan bir Milli Bayraktır.

DENİZDE BAYRAK ÇEKME

Bayrak mevzuatının amatör denizcileri ilgilendiren kısımları aşağıda özetlenmiştir. Bunlara göre;

● Bayrak gerçek ve tüzel kişilerin deniz vasıtalarına çekilir.

● Bayrağın büyüklüğü çekileceği deniz taşıtının büyüklüğüne uygun boyutta olacaktır (yaklaşık bayrak ebadı için bkz:”Bayrağın Büyüklüğü” maddesi).  Şiddetli rüzgârlı ve yağmurlu günlerde daha küçük boyutta bayrak çekilebilir.

● Bayrak, genelde ağaçtan (madenden de olabilir) yapılmış, en sert havalarda dahi bükülmeyecek ve kırılmayacak sağlamlıkta bir direğe çekilir. Bu direğin boyu, çekilecek bayrağın eninin en az iki katı olmalıdır.

● Bayrak, deniz araçlarının, limanda, varsa arka direklerine, seyirde, denizcilikteki usullere göre, bayrak çekilmesi gereken direklerine bağlı gize veya direğe, yelkenli teknelerin randa yelkeninin çördek yakalarına konulur. Bu giz veya direğin eğimi en çok 45 derece olabilir.

● Bayrak saat 08.00’de, günün bu saatte ağarmadığı hallerde gün ağardığında çekilir, gün batımında indirilir.

● Deniz araçlarına her gün bayrak çekilir.

● Limanda, demirli veya seyir halinde bulunan büyük ve küçük her çeşit deniz araçlarıyla Devlet işlerinde kullanılan makinesiz deniz araçlarına her gün bayrak çekilir.

● Seyir halinde bulunan tekneler, geceleri bayraklarını çekili bırakabilirler.

Liman, göl ve nehirlerde çalışan 18 tonilatodan küçük yatve salapuryalara, çamur, çöp dubası vb. teknelere bayrak çekilemez.

● Flandra, boyu eninin 18 katı olan bayraktır. Bu bayraklar, savaş gemileri ile yardımcı gemilerde, tanıtma işareti olmak üzere, yalnız denizde kullanılır.

 ● Eskimiş, solmuş, yırtılmış ve kullanılmayacak duruma gelmiş bayraklar, yok edilmek üzere kaymakamlık/valilik (yurtdışında elçilik) eliyle toplanıp imha edilir.

Görüldüğü gibi Kanun ve Tüzük, yatlarda bayrağın nasıl taşınacağına dair pek fazla bir şey söylememekte, genelde işi denizcilikteki teamüllere bırakırken 18 gros tondan küçük teknelerde, liman, göl ve nehirlerde çalışmaları şartına bağlı olarak dahi olsa, taşınmasını kısıtlamaktadır. Genel olarak yelkenli tekneler için ise sadece bir maddede konuya değinilmektedir. Bu bağlamda yelkenli teknelerden bahsederken de sadece randa yelkenli tekneler için örnek verilmiştir. Örneğin markoni yelkenli bir teknede randa yelken olmadığı gibi çördek yakası da yoktur.

Yasaların ortak tanımı göz önüne alındığında, kürekle yürütülen sandallar gibi küçük sürat botlarının da bayrak taşımalarının zorunlu olmayacağı anlaşılır. Ancak Bağlama Kütüğü Yönetmeliği, 12. maddesine göre kütüğe kayıtlı gemi, deniz ve içsu araçları -boyuna bakmaksızın- Türk bayrağı çekmek zorundadır.

Hal böyle olunca, bizler için Kanun ve Tüzük hükümlerine ters düşmemek şartı ile denizcilikteki teamüllerin nelerden ibaret olduğunu bilmek, eğer denizciliği hakikaten severek yani amatörce  Latincede amare, sevmek anlamına gelir- yapıyorsak, bu teamüllere uymak, usulleri uygulamak yolu kendiliğinden açılmaktadır.

Ötedenberi denizcilikte, yatçılıkta ve yat etiketinde öncülük etmiş İngiltere’deki uygulamalara bakarak bu usulleri tanımak ve kabullenmek yerinde bir davranış olacaktır.[2] Yabancı yayınlarından faydalanarak bu konuyu ilk ele alan iki kitapçığı da bu vesileyle anmak gerekir: Yacht Bayrakları, Faruk Birgen, İstanbul Matbaası, 1960. Yacht Bayrakları, Ahmet Muhittin Öney, 1973.

Faruk Birgen, 1960. Ahmet Muhittin Öney 1973.

Yatlarda Bayrak Taşınması

Yatlarda bayrak, teknenin kıç tarafında, omurga hattı üzerinde, aynaya en yakın yerde, ahşaptan yapılmış özel gönderinde -bayrak direği- taşınır. Bu gönder teknenin güvertesine hatta küpeştesine bağlı olur ve en çok 45 derece eğimle durur. Eskilere, yelkenli tekneler dönemine ait bu uygulama, dayanağını o devirlerde subayların yaşam, kullanım ve komuta yerlerinin teknelerin kıç tarafında, kıç üstünde veya kıç kasara üzerinde yerleşik olmasından almaktadır. Teknenin yönetim yeri kıç tarafı olduğuna göre, bayrağın da bu en itibarlı bölgede bulunması elbette en doğru davranıştır.

Bir teknenin ait olduğu ülkenin bayrağı diğer bütün bayraklara göre en onurlusu, değerlisi ve önemlisi olduğuna göre de teknenin en itibarlı yerinde taşınması gerekmektedir. Bayraklar önem derecelerine göre sıralandıklarında ikinci ve üçüncü önemli yerlerin de belirlenmesi gerekecektir. Bunlar da sırası ile ana veya ön direk sancak gurcatası (gurcetası) ana veya ön direk iskele gurcatası olarak belirlenmişlerdir.

Yelkenli bir yatta birden fazla direk bulunması ve tramolada yelken aktarılırken, arka direk bumbasının göndere çarpma tehlikesinin bulunması halinde, bayrak kıç direğin şapkasında, yani tepesinde (veya ilave edilecek bir gizde) taşınır. Limanda, bumbanın aktarılması gerekmediği için, bumba bir tarafa kaçık tutularak, bayrak gönderi yatın kıç üstünde, omurga hattı üzerine yerleştirilir, yani bu tip tekneler limandayken, bayrağın kıçtaki asıl yerine (gönderine) çekilmesi esastır.

Teknelerde bazen bayrak gönderi omurga hattının sancak tarafında da bulunabilir. Bu gibi hallerde gönder, hiçbir zaman iskele tarafta bulunmamalıdır. Böyle durumlara özel teknelerde, hatta askeri gemilerde de rastlamak mümkündür. Kıç üstünde bayrak gönderinin bulunacağı yerde, örneğin kablo makarası veya silah veya başka türden teçhizatın bulunması halinde, bayrak sancak tarafa kaçık olarak taşınabilir.

Gönder daima güverte ile doğrudan bağlantılı olmalı, güverteye, hatta küpeşteye basmalı, tekneye ait bir parça olmalıdır. Bayrak gönderi, matafora, kıç vardavela başı (pulpit) veya dümenin tepesine -asma dümenlerde- takılmaz. Motoryatlarda bayrak gönderi, rollbar tabir edilen, kamaranın üzerinden dolaşan ve üstüne anten, projektör gibi aksamın bağlandığı, kuşak üzerinde de bulunmamalıdır (Şekil A-B). Bayrak gönderi bir yatın aynasına da takılmamalıdır. Bir anlamda Bayrak, tekneye aittir, üzerindeki yaşam mahallerine değil.

Seyirde Bayrak

Seyir halinde bulunan teknelerle, demirli, şamandırada, rıhtımda bağlı tekneler ve diğer deniz araçlarında her gün bayrak çekilir.

Seyirde ve özellikle açık denizde bayrağın gönderinde taşınması mecburiyeti yoktur. Bayrak teknenin milliyetinin tanıtılmasının gerektiği hallerde gönderine basılır. Ancak, bir ülkenin karasularında seyredilirken bayrağın gündüz saatleri içinde devamlı taşınması gerektiğinden, geceleri de taşınması, uzaktan projektörle aydınlatıldığı takdirde görülebilmesi için, önerilirdi. Bayrağın açık denizde devamlı taşınmamasının eskilere dayanan iki sebebi olsa gerek; Birincisi, bayrağı lüzumsuz yere yıpratmamak, ikincisi ise, teknenin milliyetini tanıtacak bir karşı tarafın bulunmayışıdır. Nitekim eskiden tekneler bayraklarını limanlara girip çıkarken ve denizde karşılaştıkları zaman basarlar ve dost veya düşman olup olmadıklarını belirtirlerdi. Günümüzde, seyir halindeki gemilerin bayraklarını geceleri de çekili bırakabilecekleri ise artık Tüzük hükmü haline gelmiştir.

Limanda Bayrak Çekme/İndirme

Limanda ise; bayrağın gönderinde, kıçta, yani gerek yata gelenlerin gerekse yatı sahilden veya başka teknelerden görenlerin, gözleri hizasına yakın taşınması esastır.

Bayrak, sabahları saat 8.00’de göndere çekilir, akşamları gün batımında indirilir. Eğer uzun yaz günlerinde gün batımı saat 21.00’den sonraya kalıyorsa bayrak, en geç saat 21.00’de indirilir. Bayrak çekilirken ve indirilirken tören yapılır. Usül açısından, limanda, sırası ile, varsa donanmaya ait bir askeri filonun komutan gemisinin, filo olmayıp tek bir askeri gemi varsa onun bayrak seremonisine uyulur. Bunlardan hiçbirisinin bulunmaması halinde, her yat seremoniyi kendisi uygular. Bayrak seremonisi süresince yatta bulunanların kılık kıyafetlerinin günün şartlarına uygun fakat temiz ve tertipli olması, herkesin bulunduğu yerde yüzünü bayrak yönüne çevirerek saygı duruşunda bulunması gerekir. Ne yazık ki günümüzde bu seremoni artık hemen hiç uygulanmıyor.

Nezaket Bayrağı (Courtesy Flag)

Yatın, misafiri olduğu ülkenin bayrağı, ana direğin sancak alt gurcatasında taşınır. Motoryatlarda bu bayrak rollbar üzerindeki gönderinde veya varsa ön direk sancak gurcatasında taşınır. Misafiri olunan ülke bayrağının taşınması kanuni bir zorunluluk değildir ve nitekim ismi “courtesy flag -nezaket bayrağı” olarak bilinmektedir. Ancak, nezaket bayrağı taşınması denizde yerleşmiş ve ötedenberi devam edegelen bir görenektir. Milli değerleri açısından hiçbir ülke, bir yabancı ülke bayrağının kendi Bayrağından daha yüksek bir mevkide (yerde) taşınmasını hoş karşılamadığı için ve hatta bazı ülke limanlarında uygulama bu yönden ısrarla kontrol edildiği için, yatın Milli Bayrağının özellikle limanda güverte üzerinde, kıçtaki gönderinde, yani her zamanki ve asıl itibarlı yerinde, misafiri olunan ülke bayrağının ise daha yüksek, ancak ikinci derece itibarlı bir yerde, ana direk sancak alt gurcatasında taşınması usul haline gelmiştir. Bu bayrak bir nezaket ifadesi olarak taşındığı için uygulamaya devam edilmesi yerinde bir davranıştır. Sadece limanda değil, bir ülkenin karasularında seyrederken de o ülkenin Bayrağını ana direk sancak alt gurcatasında taşımak, aynı asil düşünceye dayanmakta, kendi bayrağı ile o ülke selamlanmaktadır.

Teknede Bulunanların Uyruğu İçin Bayrak

Sancak gurcatadaki bayrak karasularında bulunulan ülkenin bayrağı (Nezaket Bayrağı) iken iskele gurcatadaki bayrak teknede bulunanların uyruğunu gösterir ki bu bayraklar birden çok da olabilir.

Karantina Bayrağı

Karantina bayrağı (Q Bayrağı) da ana direk sancak gurcatasında taşınır. Sarı renkli bu bayrağın iki anlamı vardır: a) Sularınızda bir limanınıza uğramadan seyrediyorum (transit), teknemde bulaşıcı hastalık yoktur, serbest geçiş hakkı istiyorum/kullanıyorum, b) Limanınıza geldim, teknemde bulaşıcı hastalık yoktur, giriş işlemlerime başlanmasını istiyorum/bekliyorum.

Bir ülkenin karasularından transit geçiş tamamlanınca, karantina bayrağı indirilir. Bazı ülkelerin görevlileri kendi sularından transit geçen teknelerin karantina bayrağı ile birlikte kendi ülkelerinin de bayraklarının taşınmasını isteyebilmektedirler.

Bir ülke limanında giriş işlemleri tamamlanınca, karantina bayrağı indirilir ve yerine (ana direk sancak gurcata), misafiri olunan ülkenin bayrağı çekilir.

Acil durum veya başka teknelerle haberleşme hali dışında, Karantina bayrağı ve misafir olunan ülke bayrağından başka hiçbir bayrak, fors veya flama seyirde gurcatalardan herhangi birisinde taşınmaz.

Tekne Sahibi ve Kulüp Forsu/Flaması

Tekne sahibinin, varsa özel forsu/flaması sadece limanda ve kendisi teknedeyken ana direk sancak gurcatasında taşınır. Bu gurcatada, misafir olunan ülkenin bayrağı çekiliyse, tekne sahibinin forsu iskele gurcatada ve sadece limandayken taşınır. Tekne sahibinin forsu sadece iki durumu anlatır: a) Fors çekilmişse “teknedeyim”, b) Fors mezestre ise (yarıya kadar çekilmişse) “teknedeyim, rahatsız edilmek istemiyorum”.

Yatların kulüp forsları seyirde ve limanda anadirek başındaki özel gönderinde gece ve gündüz taşınırlar.

Yarışlarda Bayrak

Genel bir uygulama (teamül) olarak ve kimi istisnalarla, yarışan teknelerde ulusal bayrak taşınmaz; yarış kurallarının belirlediği yerlerde sınıf bayrakları taşınır. Ne var ki, yarışın başka ülkelerin sularından geçmesi veya bir başka ülke limanında son bulması halinde, o ülke sularında, karantina bayrağıyla birlikte ulusal bayrağın taşınması gerekeceği doğaldır.

Bayrakla Selamlama ve Yas

Selamlama noktasına gelmeden önce bayrak yavaş yavaş mezestre edilir (yarıya indirilir), geçtikten sonra toka edilir. Savaş gemilerinin selamlanması eski bir denizci geleneği olarak günümüzde varlığını sürdürürken, Çanakkale Boğazı geçişinde Çanakkale Şehitler Abidesi bordalandığında bayrak selamı verilmesi  önemli bir denizci/denizcilik adetidir.

Türk Bayrağı, Cumhurbaşkanınca ilan edilecek günlerde ve 10 Kasım’da yas alameti olarak yarıya çekilir.

Bayrak Büyüklüğü

Teknenin taşıyacağı bayrağın büyüklüğü konusunda bir standart yoksa da bayrağın tekne boyuyla orantılı olması beklenir. Örnek olarak teamüle dayalı bayrak uzunluk ölçüsü verilebilir. Buna göre bayrak boyu, tekne boyunun her 30 santimetresine (yaklaşık 1 foot/ayak/kadem) 2,5 santimetre (yaklaşık bir inç/pus) olarak seçilir. Örneğin boyu 15 metre olan bir teknenin taşıyacağı bayrağın uzunluğu 1,25 metre olacaktır. Şu kadar ki sert havalarda veya yüksek süratli teknelerde daha küçük boy bayrak da taşınabilir.

Türk Bayrağı standart ölçüleri “uzunluk = genişlik x 1,5” olarak saptanmıştır. Boy kademeleri üretimde 50 santimetre ve katları şeklindedir. Buna göre bayrak boyları örneğin 75, 150, 225, 300 santimetre olacaktır. Bu bağlamda yukarıdaki paragrafta 1,25 metre olarak hesaplanmış bayrak yerine 1,50 metre boyunda bir bayrak taşınması gerekecektir.

Bayrak Taşımada Teamül ve Usuller

Yukarıda belirtildiği gibi ülkemizde Bayrak Kanunu ve bu kanuna bağlı olarak çıkarılmış bulunan Tüzük ile konunun sadece esasları belirlenmiş, her ikisinde de yatlarda Bayrağın nasıl taşınacağı hiç ele alınmamıştır. Sadece bir maddede “yelkenli gemilerde (teknelerde) bayrak randa yelkenin çördek yakasında taşınır” (çördek yakası: bu yelkenin sereninin pupaya bakan ucu) ifadesi yer almakta, diğer bir maddede de denizde teamüle göre hareket edileceği belirtilmektedir. Günümüzde, hatta kanun ve tüzüğün çıkarıldıkları yıllarda dahi, randa yelkenin iyice tarihe karışmakta olduğu bir devirde, sadece bu ifade ile yetinmek ve diğer arma türlerini gözardı etmek anlamsız kalmaktadır. Bu itibarla da denizde bayrağın taşınması gerçekten yılların alışkanlıklarına (teamüle) göre olmak, ancak mantıktan da uzaklaşmamak zorundadır. Yatçılıktaki nezaket kuralları da diyebileceğimiz yat etiketi mevzuat ve denizcilik geleneklerinin bir birleşimidir.

Aşağıda şekillerle ifade edilenler yerleşmiş teamüle ve usullere göre kaleme alınmışlardır. Tekne;

● Randa armalı ise, seyirde bayrak arka direk yelkeninin çördek yakasında, yani randa gizinin en uç noktasında taşınır, şu kadar ki tekne tek direkli veya uskuna ise bu direk ana direk olacak (Şekil 1-2), üç direkli veya keç veya yawl (Şekil 3-4-5) ise bu direk mizana direği olacaktır. Ancak eğer yelken bumbası Bayrak gönderi ile çatışmıyorsa, bayrak kıçta, ortada yani omurga veya pruva hattında, güverte üzerinde, küpeşteye bağlı en çok 40-45 derece eğimli bir gönderde,

● Bermuda armalı ise, seyirde bayrak bütün teknelerde olduğu gibi mümkünse kıçta, ortada, omurga hattında, güverte üzerinde, küpeşteye bağlı en çok 40-45 derece eğimli bir gönderde,

Bermuda armalı tek direk veya uskuna veya ikiden fazla direği olup da arka direği en az diğer direkler boyunda veya onlardan uzun (Şekil 6-7-8) ise ve bumbanın boyutu dolayısı ile gönderin kıç üstünde bulunmasına imkân yoksa, seyirde bayrak arka yelken güngörmez yakasının 2/3 yüksekliğinde,

Bermuda armalı yawl, keç veya iki direkten fazla direği olup da arka direği ana direğinden kısa (Şekil 9-10-11) ise, seyirde bayrak mizana direğinin tepesindeki bir gönderde taşınacaktır.

Özellikle modern yatların anten ormanına dönen direk şapkalarında bayrağın dalgalanmasına antenlerin mâni olmaması için özen gösterilecek, bayrak direk şapkasını aşan veya arkaya doğru uzayan bir giz veya gönderde antenlerden uzak tutulacaktır.

Eğer gönderin kıçta ortada, yani omurga hattında ve güverte üzerinde, küpeşteye bağlı olarak yerleştirilmesine imkân yoksa gönder, aynı bölgede sancak tarafa kaydırılabilir, iskeleye kaydırılamaz.

Milli Bayrağın gönder yerine, denizcilik adetlerinden nasibini alamamış, salt turistik yatçılığın bir ürünü olan ve özellikle tek direkli birçok yatta görüldüğü şekilde, kıç  istralyada veya birden fazla direkli yatlarda arka direk ve hatta bazen de ana direk  gurcatalarından birisinde taşınması ise sadece yanlış değil aynı zamanda ayıptır.

● Motoryatlarda, eğer üzerinde gizi olan bir arka direk varsa, bayrak seyir esnasında bu gizin ucunda da taşınabilir (Şekil C). Denizde Milli Bayrak, hiçbir zaman bir direğin gurcatalarından herhangi birisinde taşınmaz. Bir teknenin karada bulunduğu süre içinde de Milli Bayrak taşınmaz. Tekne kızağa bindirilip yüzer halini terk ettikten itibaren, tekrar kızaktan kurtulup yüzer hale gelinceye kadar tekne sayılmaz ve bayrak taşımaz.

Tekrar belirtelim ki yukarıda sayılan ve kısmen de yılların alışkanlıklarına uygun hususların uygulanmasında Türk Bayrağı Kanunu ve Türk Bayrağı Tüzüğü hükümleri saklıdır.

Ülkelerin uygulamaları farklı olabilir, ör. bayrak gönderinin kıçta iskele tarafında bulunması, sahibi teknede olmayınca iskele gurcataya lacivert flama çekilmesi vb. uygulamaları görürseniz şaşırmayın…

(Teoman Arsay, Kasım 2022)


[1] Eskimiş, Solmuş, Yırtılmış ve Kullanılamayacak Duruma Gelmiş Bayrakların Yok Edilmesi Usul ve Esaslarını Gösterir Yönetmelik (Resmî Gazete, 08.06.2001).

[2] Örnek olarak şu iki yayını verebiliriz: Reeds Maritime Flag Handbook, ed. Miranda Delmar-Morgan,Thomas Reed Pub., 2006; ve RYA Flag Etiquette and Visual Signals 2008.


Similar Posts

  • |

    Klasik Tekne Tutkunu M. Cem Gür’ün Anısına…

    Klasik tekne tutkunu M. Cem Gür, çok değerli bir kitap ve yaptığı güzel/klasik tekneler, klasik teknelerle ilgili yazılar bırakarak 17 Nisan 2021’de ayrıldı aramızdan. M. Cem Gür ile hiç tanışmadım ama yaptığı tekneler ve yazıları hakkında bilgim vardı. “Kürekten Yelkene Kaybolan Miras” kitabının ilanını görünce almış, kitabı elden geçirdikten sonra da bir arkadaşımdan Cem’in e-posta adresini isteyip 13 Şubat 2021’de “tebrik ve teşekkür” başlıklı “Yaptığınız tekneleri gördükçe sizi hayırla yadetmiş ve konuyla ilgili yazılarınızın (ki haberleşme dışında pek internet ve mecralarını kullanmadığım için hayli geç de fark ettim) geliştirilerek kitap olmasını istemiş/dilemiş biri olarak…” diye başlayan bir e-posta göndermiştim.
    15 Şubat 2021’de “Kendi adıma, karınca kararınca, ulusal deniz kültürüne bir tuğla koyabildim ise ancak onur duyarım.” diye biten zarif bir cevap almıştım M. Cem Gür’den.
    Hastalığından ve ölümünden geç haberdar oldum, benim için hayli gecikmiş ve yarıda kalmış, trajik bir tanışma/yazışma/ayrılma oldu ne yazık ki… Tek tesellim kitabı hakkındaki düşüncelerimi kendisine iletebilmiş olmam.
    M. Cem Gür’ün “Kürekten Yelkene Kaybolan Miras” kitabının etkileyici bir tarafı da ülkemizde 2000’li yıllarda güncel/dinamik olan ancak çabuk silikleşen amatör denizcilik (ruhu) için önemli bir kaynak olmasıydı. Amatör denizciliğin araçları/dünyadaki örnekleri, bizdeki gidişatı hakkında değerli ipuçlarıyla doluydu “Kürekten Yelkene Kaybolan Miras”. Kitabın sonuna eklediği ve çevirisini kendisinin yaptığı “Sakin Seyir Manifestosu” bunca yıldır yaptığı/yapmaya/anlatmaya çalıştığı şeylerin belki de bir özeti, adeta ideal bir amatör denizcilik manifestosu gibiydi. Dilerim denizcilik sitelerinde yer alan diğer yazıları bir araya getirilerek tasnif edilir/paylaşıma açılır, kitap olabilecek haldeyse yayımlanması sağlanır.
    M. Cem Gür kitabında hükümetin/Et ve Balık Kurumu’nun talebiyle FAO (BM Gıda ve Tarım Örgütü) tarafından bölgesel şartlara uygun tekne tasarımları hazırlaması/önermesi için 1957’de Türkiye’ye gönderilen ve ülkemizde on ay kalarak “Report To The Government Of Turkey On Fishing Boats” (Türkiye Hükümetine Balıkçı Tekneleri Hakkında Rapor) başlıklı balıkçı tekneleri envanteri ve raporu hazırlayan dünya çapında bir tasarımcıdan da söz eder: Howard Irving Chapelle.
    Henüz Türkçeye çevrilmemiş olan 105 sayfalık bu raporun ekinde yer alan 24 tekneyle ilgili 44 çizimi klasik tekne tutkunu M. Cem Gür’ün anısına ekte yayımlıyorum.
    M. Cem Gür’ün “Kaybolan Miras” diye adlandırdığı teknelerden de örnekler içeren bu çizimler yok olmuş ya da nadir örnekleri kalmış bir mirası da gözler önüne seriyor.

  • |

    Setur Marinaları Seyir Defteri’nin Hali

    Setur Marinaları’nın müşterilerine dağıtmak üzere hazırladığı “Setur Marinas Seyir Defteri” ile Teoman abinin (Arsay) teknesi “Mat” ta karşılaştım (Haziran 2017). “Bir göz atsana” demişti ama onun da ilk izlenimleri hayli olumsuzdu. Gözden geçirip aşağıdaki e-postayı Teoman abiye yazdım. Sonrasında onun girişimiyle Seyir Defterini hazırlayan marina ilgilisi ile Mat’ta görüştük, “hazırlık sürecini” konuştuk. Bu görüşme çerçevesinde Jurnal (Seyir Defteri) Hazırlanması İçin Öneriler başlıklı ikinci yazıyı görüştüğümüz marina ilgilisine gönderdim. Ancak sonraki yıllarda da Setur Marinas Seyir Defteri’nin dağıtımının sürdüğünü biliyorum (herhalde stoklar bitinceye dek dağıtımı sürdürüldü).

    İkinci yazıdaki jurnal önerileri, bizim denizlerimize göre hazırlanacak “düzgün/denizci” bir jurnal için taslak olarak da düşünülebilir.

  • |

    Denize Su Taşımak

    Naviga dergisinde üç ay boyunca (Mayıs, Haziran, Temmuz 2005) yayımlanan Yücel Köyağasıoğlu’nun, “Tekne Tipleri” yazı dizisinde verilen kimi bilgilerin, referans olarak gösterilen kaynaklarla dahi uyuşmaz ve özellikle eski kaynaklarla dahi çelişirken, kesin hüküm içeren bir dil kullanmanın sakıncalarını gözler önüne sererek daha açık uçlu tartışmalara zemin oluşturmak amacı ve düşüncesiyle yazılmıştı “Denize Su Taşımak”. “Yoruma açık, tartışmaya açık, yanlış bildiğimiz ya da kullandığımız konuları ve terimleri ortaya döküp, sağırlar diyaloğuna çevirmeden tartışabilirsek, denizcilik kültürünün zenginleşmesine bir nebze de olsa katkımız olur umarım.” dileğiyle de bitirmiştim yazıyı. Gerek Köyağasıoğlu’nun soru/sorunlara değinmeyen, cevap bile sayılamayacak yazısı gerekse cevabımı ötelemeye çalışan derginin olumsuz tavrı nedeniyle tartışmayı sürdürmedim.
    (Not: Görsellerini ilettiğim fotoğrafların altyazıları Naviga dergisinde yanlış basılmıştır. Ekim 2005 sayısında yer alan Naviga’daki yazının ilk sayfasındaki çizim gulet değil, “velena yelkenli sefine”, üçüncü sayfadaki ise gulettir.)

  • Samsun’da Deniz Faaliyeti (1945-1946)

    Sunuş: Bir Sahafiye Belge / Sezar Atmaca
    “Samsunda Deniz Faaliyeti” İstanbul’da Sahaflarda bulduğum, 1945-46 eğitim yılında hazırlanmış her sayfası öğrenciler tarafından resmedilmiş bir öğrenci ödevi. Ödev,  15 yaşındaki Samsun Lisesi öğrencisi Hasan Altınörs imzalı ama girişteki “…resimler öğretmenimiz Hasan Kavruk’un teşviki ve gayretleriyle bizim çalışmalarımızın mahsülleri” açıklamasına bakılırsa çizimlerde birden çok öğrencinin katkısı var.*

    Yöresindeki iktisadi/ticari konuları ele alan 1940’lı yıllarda hazırlanmış benzer ödev örneklerine de rastladım. Örneğin Güney illerimizden Mersin’deki (Gilindire, bugünkü Aydıncık) bir kış yolculuğunu anlatan Deniz Seyahati (1944-45) başlıklı ödev de bir arkadaşımın arşivinde yer alıyor. Samsun-Mersin gibi birbirine çok uzak iki ilimizin okullarında benzer ödevlerin hazırlanması 1940’larda bu tür ödevlerin MEB talimatları çerçevesinde yapıldığını düşündürüyor. Eğer öyleyse benzer birçok ödev günyüzüne çıkabilmek için araştırılmayı/bulunmayı bekliyor demektir.

  • Kartal Römorkörünün Bitmeyen Hikâyesi ve Cevap Bekleyen Sorular

    Konunun ayrıntıları yazıda ama tanıtım için hikâyenin ilk bölümünü “Kartal’ı Kurtarma Platformu” başkanı Cem Gürdeniz’in kaleminden özetleyelim:
    “… 2016 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün, İstanbul’un işgal edildiği 13 Kasım 1918 tarihinde, güvertesinde: ‘Geldikleri Gibi Giderler!’ diyerek Kurtuluş Savaşı’nın ilk işaretini verdiği Hollanda yapımı 108 yaşındaki Kartal istimbotu tesadüfen gemi Kurtarmacı Arif Ertik ve gazeteci Gökhan Karakaş tarafından bulundu. -Cem Gürdeniz’in- başkanlığında ve kaptan Levent Akson’un teknik yönetimi altında oluşan gönüllü bir grup sayesinde restorasyona geçildi ve 13 Kasım 2018 tarihinde anıt gemi yapılmak üzere Deniz Kuvvetleri’ne teslim edildi.”

    Kartal’ın o yıldan (2018’den) beri D.K.K. Pendik Tersanesi’nde bekletildiği biliniyor. Deniz Kuvvetleri envanterine kaydolduğu söylenen teknenin neden sergilenmediği ya da Beşiktaş’ta yapılacağı ileri sürülen “… İBB tarafından yapılacak anıt alanı projesinin” neden gerçekleşmediği hakkında bugüne dek (Haziran 2024) herhangi bir “resmi” açıklama yapılmadı.

    “Kartal’ı Kurtarma Platformu” üyelerinden Kaptan Adil Tuğcu’dan aktarılan bilgilere göre deniz tarihi araştırmacısı Osman Öndeş’in iddialarının Kartal’ın “makus talihinde ciddi bir payı” vardır.
    Osman Öndeş “Kartal İsimli Römorkör Nasıl Kahraman Yapıldı?” başlıklı yazısında Kartal’la ilgili bilgilerin doğru olmadığı, ayrıca Atatürk’ün işgal kuvvetlerinin değil, “Askeri Sevkiyat’ın” bir teknesine bindiği, Kartal’la kurulmak istenen Atatürk bağlantısının uydurma, yapılanların da “skandal” olduğunu ileri sürer.
    Adil Tuğcu, Öndeş’in Cumhurbaşkanı, DKK ve İBB Başkanlığına da ilettiği bu iddialarının doğru olmadığını, Öndeş’in yanlış yere baktığını, Kartal römorkörünün Bureau Veritas 1914 Year Book kayıtlarında yer aldığını söyler (belgesi henüz açıklanmadı) ve ekler: “Öndeş böyle bir hataya nasıl düştü bilmiyoruz.” Ancak Tuğcu, Öndeş’in, Atatürk’ün Kartal’la değil, yaveri Cevat Abbas’ın anılarında yazdığı gibi Askeri Sevkiyat’ın bir teknesine binerek Haydarpaşa’dan karşıya geçtiği iddiasına cevap vermez.

    Kaynak olarak açıklanan, ancak yakın tarihte yazılan ve konuya ilişkin bilinen alıntılarla sınırlı kitapların da “kaynak değeri” hayli sorunlu/tartışmalı. “Kaynak değeri” olabilecek başka kitap, makale, belge var mıdır araştırılması gerekir.

    Bu polemiğin sonlandırılması adına römorkörü envanterine aldığı belirtilen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın, bu süreci baştan beri yürüten Kartal’ı Kurtarma Platformu (Kartal İstimbotu Platformu) ilgililerinin, ya da sergilemeye yanaşmayan Belediyelerin yaklaşık altı senedir akıbetini bekleyen Kartal römorkörü hakkında kamuoyuna ve bu girişime kumbarasıyla/emekli maaşıyla destek veren onca insana resmi bir açıklama borcu ve sorumluluğu var.

  • |

    Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…

    “Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…” üst başlığıyla yer alacak dosyadaki yazılarda, baskın denizcilik algısını, anlayışını sorgulayacak, kimi eski dergi/gazete sayfalarında kalmış, kimi yakın tarihli, kimi yeni yazılmış ya da yazılacak:
    ● amatör/sportif denizciliğin ne olduğunu gösteren, hatırlatan, vurgulayan, açıklayan…
    ● olan-biteni amatör/sportif denizciliğin süzgecinden geçiren,
    ● amatör/sportif denizciliğin sorunları ve değişen/gelişen yüzü kadar nelerin kaybolduğunu da dert edinen…
    ● kültürü pozitif anlamda kullanan, “kültürsüzlük”ten değil, denizcilik kültürünün canlı olmayışından söz eden, bunun nedenlerini araştıran,
    ● denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan;
    yazılara öncelikle yer verilecek.
    Şimdilik eski kaynaklardan aktarmayı düşündüğüm yazılmış veya taslakları hazır yeni yazıların başlıklarını/konularını kabaca şöyle sıralayabilirim (alfabetik):