|

Osmanlıca Denizcilik Kaynakları ve Kamus-i Bahri

Sezar Atmaca

Kamus-i Bahri Deniz Sözlüğü, derleyen Süleyman Nutki, hazırlayan Mustafa Pultar, İş Bankası Kültür Yayınları, 2011.

19. yüzyılda başlayan  iktisadi ve teknolojik gelişmeler,  deniz teknolojisinde de önemli değişimlere yol açtı. Yelken donanımlı ahşap teknelerin yerini zırhlı ve buharlı gemiler aldı. Osmanlı donanması ve  ticaret filosu, gelişen teknolojiye ayak uydurabilmek için bir taraftan torpidobot/denizaltı/drednot/gambot vb. gibi yeni gemiler satın alıyor, diğer taraftan serbest ticaretin yaygınlaşması/hızlanan taşımacılık/limanlarda artan iş hacmi gibi gelişmelerin üstesinden gelmeye uğraşıyordu. 19.-20. yüzyıldaki denizcilik teknolojisinin gelişimine/üretimine bir katkımız olmasa da basılan eğitim kitapları/sözlükleri, ihtiyaçları ve gelişmelere ayak uydurabilme çabasını yansıtır. Bunlar arasında;

Radikal Kitap Eki, 16 Eylül 2011

Gemicilik Fenni (İsmail Hakkı, 1874);Hand-book of Nautical Terms  (Gemici Tabirleri, İngilizce, İtalyanca, Fransızca ve Türkçe/ William A.Thompson, 1892; Tıpkı basım, TURMEPA, İstanbul 1995); Istılahat-ı Bahriye (Denizcilik Terimleri/Süleyman Nutki, 1905-6); Kamus-ı Bahri (Süleyman Nutki, 1917); Yeni Gemicilik (Ali Haydar Esad/ 6 kitap/1923-25) en başta sayılacak olanlardır. Gemicilik tabirlerini sözlüklerinde açıklayan James Redhouse’un bir  sözlüğü de listeye eklenebilir: Türkçe-Osmanlıca-İngilizce Sözlük (1890).

Bu Osmanlıca kitapların ortak özelliği İngilizler tarafından hazırlanmış/İngilizceden çevrilmiş veya İngilizce kaynaklardan faydalanılarak hazırlanmış olmalarıdır. I. Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı ithalat ve ihracatında en büyük payı İngiltere’nin alması, Bahriye’nin ıslahında çalışan İngilizlerin etkisi ve İngiliz denizciliğinin gelişmişliği gibi nedenlerin bu duruma katkısı açıktır. Örneğin Nutki’nin Denizcilik Terimleri (1905-6) Alman gemi mühendisi Kaptan Henry Paasch’ın Illustrated Marine Encyclopedia (1890) adlı kitabının 200 sayfalık bir bölümünün birebir çevirisidir. İlginç bir not: Bu sözlük Resimli Denizcilik Sözlüğü’nde (Münip Baş, Fenerci Yay., 2003) yer alan 68 levha ve bağlı bilgilerin kaynağıdır, ancak bu durum sözlükte belirtilmez (!).

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Bahriye bünyesinde basılan gemicilik eğitim kitapları ve sözlüklerde Osmanlıca kitapların belirgin etkisi görülür. Örneğin Kamus-ı Bahri’nin izlerini taşıyan Lütfi Gürçay’ın Gemici Dili (1943) daha sonra Bahriyece basılan birçok sözlüğe de kaynaklık etmiştir. Osmanlıca denizcilik kitaplarından tıpkıbasımı yapılan Thompson’un (1892) sözlüğü hariç hiçbiri Türkçe’ye çevrilmemiştir. Çoğu Osmanlı Bahriyesi’nin yayını olan ve denizcilik kültürünün sürekliliğini sağlayacak kaynak kitapların Deniz Kuvvetleri Yayınları arasında yer al(a)maması düşündürücüdür.

Bu önemli kaynaklardan biri, Osmanlıca denizcilik dilini kayıt altına alan “dilimizin  ilk gerçek deniz sözlüğü”  Süleyman Nutki tarafından derlenen Kamus-u Bahri (Deniz Sözlüğü/1917) denizcilik dilinin kaynakları/etimolojisi/sorunları üzerine makaleleri/kitapları olan ve denizcilik kaynaklarını günışığına çıkarmaya çalışan Mustafa Pultar’ın çeviriyazısıyla (Arapça harflerden Latince harflere) nihayet yayımlandı.

Denizcilik kültürünün gelişmesine emeği geçmiş ve sayısız eserleri arasında Deniz Müzesi’nin kuruluşunun da yer aldığı deniz subayı Binbaşı Süleyman Nutki’nin (1853-1924) derlediği eserde yaklaşık 3500 madde yer alıyor. Süleyman Nutki  kitapta, “…resmi bir lügatçemiz dahi mevcut olmadığından, yabancı dillerden alınıp, şimdiye kadar  kullanılmakta olan uyarlanmış kelimelerin asıl ve türetilenleri de kaybolmuştur,” cümlesiyle sözlüğü hazırlamaktaki amacını açıklıyor ve faydalandığı kaynakları sayıyor. Ancak Nutki’nin, “Nares’in kitabı/Arsur yang /Paş/ Admiral Smis…” gibi okunuşlarıyla belirttiği bu kaynakların yazarları/kitapları/kitapların yayın tarihi hakkında, üstelik çevirmen Mustafa Pultar’ın  “İlk Türkçe Denizcilik Sözcükleri” (Doğu Batı, sayı, 34/2005) makalesinde konuya ilişkin hayli bilgi varken, önsözde açıklayıcı bilgi verilmemesi önemli bir eksiklik. Nuri Kaptan’ın gemicilik deyimleri 1914’te yayına başlayan Risale-i Mevkute-i Bahriye (sonra Deniz Mecmuası) dergisinde yayımlandı; adı geçen diğer yazarlar ve kitapları ise şöyle: İsmail Hakkı, Gemicilik Fenni (1874); George Strong Nares, Seamanship (1862); Arthur Young, Nautical Dictionary (1846); H. Paasch, Illustrated Marine Encyclopedia (1890); William Henry Smyth, The Sailor’s Word-Book (1867); Logvud(?)…

Denizci terimlerinin eski biçimlerini korumaya özen gösteren çeviriyazı ve Pultar’ın eklediği “Terimlerin Yeni-Eski Söyleniş Fihristi” terimlerin geçmişteki kullanımı/dile girişi hakkında değerli ipuçları verdiği gibi, “Bu laşka deyimi de nedir? …Yeni icatlar bulmayalım” türü ahkam kesmelere de referans olacaktır. Kitaptaki dili anlamakta zorluk çekenler için  bir de “Lugatçe” eklenmiş ve metinde atıf yapıldığı halde sözlükte yer almayan maddeler “Eksik Maddeler” bölümünde açıklanmış.  

Kitabın orijinalinde metin içine serpiştirilmiş olan levhaların sözlüğün sonuna 14 sayfa olarak eklenmesi çeviriyazı olan kitabı orijinalliğinden uzaklaştırdığı gibi levha bilgilerinin ve resimlerinin çoğunda  yanlışlıklara da yol açmış. Alt yazılarla resimler uyuşmuyor, ör. kotra resminin altında öksüz kemere (belirtilmemiş ama levha 2’de 8 numara öksüz kemere);   brik resminin altında omurga yazıyor; barko resimleri iki kez kullanılmış ve birinin altında (levha 7) brik yazıyor. Uskuna levhası altyazısının “kabasorta ve sübye armalı uskuna”;  davlumbaz levhasının altyazısı “yandan çarklı geminin vasat kısmının görünüşü ve davlumbaz”; dümen makinesi levhası altyazısının “yatay ve dikey dümen dolabı” olması daha uygun olurdu. Kemane levhası ters basılmış, orijinal metinde baş bodoslamayı ve devamını gösteren sayfa atlanmış.

Ayrıntı bir dilin zenginliğini yansıtır, dildeki ayrıntıların kaybolması dilin kolayca kirlenmesine ve sıradanlaşmasına yol açar. Bu nedenle denizcilik dilinin/kültürünün korunması, öğrenilmesi, zenginleştirilmesi açısından önemli bir kaynak Kamus-i Bahri.

 Darısı diğer Osmanlıca denizcilik kitaplarının başına.

(denizciler@yahoogroups.com, 22 Temmuz 2011/ Yazarın onayı alınmadan başlığı değiştirilerek “Türkçenin ilk gerçek deniz sözlüğü” başlığıyla 16 Eylül 2011’de, Radikal Kitap‘ta da yayımlandı.)

Sözlük erişime açıktır, bkz: ERİŞİME AÇIK KAYNAKLAR veya www.pultar.org

Benzer Gönderiler

  • |

    EĞİTMENLER İÇİN DALIŞ SAĞLIĞI

    ‘’Eğitmenler İçin Dalış Sağlığı’’ adlı kitabımız, dalış eğitmenlerinin donanımlı dalışta  faydalanabilmesi için basılmıştır. Vakfımızca çıkarılan bu kitap dalış hastalıkları, tanısal yaklaşımlar, sahada ilk yardım önerileri ve tedavi yöntemlerini içermektedir. Kitap farklı sağlık kurumlarından konusunda uzman akademisyen hekimler tarafından hazırlanmıştır. 18 bölümdeki birçok ana konu bu kitabın içeriğini oluşturuyor. Kitap TSSF/Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu’nun da katkılarıyla 2019’da basıldı.

  • |

    Gökova Rehberi Hakkında

    Sevgili Deniz Boro’yla Vira Demir hakkında konuşurken, Naviga dergisinin Vira Demir’den alıntılarla hazırladığı ve dergi eki olarak verdiği (2017) Gökova Rehberi’ne bakıp değerlendirme sözü vermiştim, yazı onun e-postası (21 Ağustos 2017).

    (…)

    Naviga dergisi eki olarak verilen Gökova Rehberi‘ne genel olarak baktım ve kabaca gördüklerimi/önerilerimi şöyle sıralayabilirim:

    ●Sadun abinin kullanımları/yazdıkları zorunluluk olmadıkça, keyfi olarak değiştirilmemeli. Örneğin Açıklamalar bölümünde (s.7) Vira Demir’de “çapa” olan terim “çıpa” diye değiştirilmiş ki yanlış hatırlamıyorsam Sadun abi diğer kitaplarında da çapa diye kullandı.

    Yine aynı sayfada yer alan “Fenerlerin son durumu ve koordinatları, yeni konan ve değiştirilen fenerler ‘Askeri Deniz Yasak Sahalar’ ve ‘Dalışa Yasak Sahalar’ SHOD tarafından kontrol edilmiştir.” ifadesi hatalı/sakıncalı bir ifade ve Vira Demir’deki cümleyle ilgisi yok. Özel bir kitaba SHOD böyle bir hizmet vermez/veremez ve böyle bir sorumluluk almaz/alamaz. Bu kitabı yazanlara/hazırlayanlara düşer ki Vira Demir’deki cümle de bunu (hangi kaynakların esas alındığını) anlatır.

    ….

  • Eski Denizcilik (Ahmet Rasim Barkınay’ın) Kitaplarının “İçi Zedelenmiş/Boşaltılmış” Yeni Baskıları

    Osmanlı ya da Cumhuriyet Bahriyesinin yayını olan ve denizcilik kültürünün/literatürünün sürekliliğini sağlayacak eski kaynak kitapların Deniz Kuvvetleri Yayınları arasında yer almaması kurumun yayın politikası açısından düşündürücüdür.
    Basılması gereken kitaplardan da örnekler vererek bu eksikliği birçok kez yazmıştım. Söz konusu yazılardan birinde Ahmet Rasim Barkınay’ın kılavuz kitaplarını da basılması gereken eserler arasında saymıştım.
    Denizcilik alanına ilgisini duymadığımız/bilmediğimiz bir yayınevinin (Dorlion Yayınları) Ahmet Rasim Barkınay’ın üçü kılavuz kitabı (Karadeniz, Akdeniz ve Ege), toplam beş eserini birbiri peşisıra yayımladığını öğrenince kitapları edindim. Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni yazıyla basılmış bu beş kitap sadeleştirilerek günümüze ulaştırılmış, ancak, eski ve yeni (sadeleştirilmiş) baskılar karşılaştırıldığında yayıncının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun sağladığı bir haktan bir an önce faydalanarak yol alma/ilk olma, terlemeden kazanma hevesi dışında bir niyeti/gayreti olmadığını gördüm.
    “Deniz haritacılığımızın öncüsü bir deniz subayı” olan Barkınay Cumhuriyet döneminin başlarında kaleme aldığı “hâlâ aşılamamış” kıyı kılavuzları hazırladığı için Prof. Dr. Mustafa Pultar “ona Cumhuriyet’in Pîrî Reisi’i” unvanını verirsek hiç abartmış olmayız” der.
    Bu kısa bilgiyi vermemin nedeni Dorlion Yayınları’nın Ahmet Rasim Barkınay hakkında kitaplarda tek kelime yazmamış olmasıdır.
    Basılan kitapların durumunu gösterebilmek için önce beş kitaptaki (Karadeniz Sevahili, 1930; Akdeniz Kılavuzu, 1945; Ege Denizi ve Edremit Körfezi Deniz Kılavuzu, 1939; Denizcilere Faydalı Bilgiler, 1939; Gemicilik Sözlüğü -Ufak Gemicilik Lügatı, 1947-) ortak noktaları vurgulayıp sonra da tek tek eski baskılarına bakarak bazı örneklerle yeni baskıları değerlendirelim.
    Yazı boyunca vereceğim örnekler, yapılan ekleme, çıkarma, atlama, uydurma ve değişiklikler kitaplardaki “sadeleştirmenin niteliği ve özeni hakkında” yeterli bir fikir veriyor, bu nedenle karşılaştırmaları kitapların ilk 10-15 sayfasını esas alarak yaptım, fazlasına gerek duymadım.

    Belki “zaten baskıları yoktu, üstelik de sadeleştirilmiş, hiç yoktan iyidir” diyen de çıkabilir, ancak, kitapların düzgün bir yayıncı ciddiyetinden uzak, keyfi müdahalelerle “içi boşaltılmış” yeni hallerini bir “yayıncılık hizmeti” saymak mümkün değildir.

    Bu tür kitapları günümüze aktarabilmek geçmişe ve geleceğe olan sorumluluğumuzdur ama bunun için hayli emek, çaba, bilgi ve iyi niyet gerekiyor, yoksa özensiz, üstten bakan bir el değdirmeyle terlemeden kazanacak bir “ürün” çıkarmak işin kolayı. Orijinal metinleri olduğu gibi basmak ya da dijital hallerinin erişilebilir hale getirilmesi de bir çözüm ama değerli olan bu eserlerin yazar biyografili, açıklamalı gerekirse notlamalı, derkenârlı çeviriyazılarını/sadeleştirmelerini hazırlayabilmek (bunun güzel bir örneği de var: Adalar Denizi Kılavuzu (1926) çeviriyazı, Prof. Dr. Mustafa Pultar).

    Dileriz Barkınay’ın kitaplarının başına gelenler benzeri diğer denizcilik kitaplarının başına gelmez, çünkü denizcilik geçmişimizi tanıma ve bilmenin kazandıracağı bilgi birikimine ihtiyacımız var.

  • |

    BÜYÜK DENİZ SÖZLÜĞÜ: DENİZLÜK

    Mustafa Pultar hocamızın izniyle…

    Büyük Deniz Sözlüğü DENİZLÜK, Mustafa Pultar, İş Bankası Kültür Yay. 2022.

    Kitabın erişim adresi ve aşağıdaki bilgiler https://www.pultar.org/ adresinden alınmıştır.

    Deniz kültürümüzün önde gelen yazarlarından Ömer Bozkurt, Yeni Deniz Mecmuası’ndaki yazısında şöyle diyor: “Nisan (2022) ayında yayımlanan Büyük Deniz Sözlüğü: Denizlük … uzun süreli bir çabanın … sabırın eseri …  hiç şüphesiz Türk deniz kültürüne dev bir katkıdır.”

    Denizlük, aslında Türkçe’de çeşitli sözlükler ve diğer kaynaklarda görülen, denize ilişkin sözcüklerin derlenerek işlenmesidir. Uzun yıllar boyunca çok sayıda kaynaktan derlediğim sözcük, terim ve deyimlerin açıklamalarını, etimolojilerini ve İngilizce karşılıklarını biraz ayrıntılandırdım, eksik olarak gördüğüm bilgileri tamamlamaya çalıştım.

    Basılı olarak İşKültür (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) tarafından yayımlanmış olan kitap hem mecâzî hem de lafzî anlamda biraz ağır, 887 sayfa. Ancak, İşKültür ile yaptığımız sözleşme uyarınca Denizlük’ü deniz konularıyla ilgilenen herkesin serbest kullanımına açtım. Bu dijital sözlükte herhangi bir Türkçe ya da İngilizce sözcük, terim ya da deyimle arama yapabilirsiniz.

    Güle güle kullanın, umarım işinize yarar. Kullandıktan sonra referans olarak belirtirseniz başkalarına da duyurmuş ve onların da yararlanmasını sağlamış olursunuz.

  • |

    Hedefi Olmayan Tekne…

    Eylül 2014’te yayımlanan Hedefi Olmayan Tekne. yazısı genel olarak amatör/sportif denizciliğin sorunlarını ele alsa da “özel olarak” ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’nun “ faaliyet ve yönetim olarak başlangıçtaki fikri iddialarından uzaklaşmasını” dert edinen bir yazı. Amatör sportif denizciliği kültürel açıdan ve kurumsal yapı itibarıyla değerlendiren ve birbirini besleyen yazılar, zorunlu olarak da bazı yönlerden birbirinin tekrarı niteliğindedir.
    …. …. ….
    Sadun ve Oda Boro’nun (+ Miço), 10.5 metrelik Kısmet’le yaptıkları dünya turu (1965-1968) sonrası amatör/sportif denizciliğe yönelik toplumsal ilgi/heves doruk noktasına ulaşsa da bireylerin hevesini, merakını teşvik edip, gelişmesine yardımcı olacak bir kültür ve spor örgütlenmesi olmadığı için bu ilgi/heves zamanla kayboldu. Başka bir deyişle heves kırıldı, merak cezalandırıldı! Çünkü Türkiye, spor kültürünün değil, skor kültürünün geliştiği ve Avrupa’da spor yapma oranı en düşük ülkelerden biri. Spor dallarındaki çeşitlilik de kısıtlı. Batı ülkeleri, sporu, devletin düzenleyici, kollayıcı, teşvik edici etkisi altında, “sporun öznesi” kulüp/dernek/federasyon gibi merkezler eliyle yöneterek kitle sporunu, spor kültürünü geliştirirken, Türkiye, dünyada sporun devlet eliyle yönetildiği Kuzey Kore, Çin gibi birkaç ülkeden biri. Spor federasyonları kanunla değil yönetmelikle yönetiliyor, federasyonlar (ve seçimleri) siyasi etkilere çok açık. Buna devletin vatandaşa güvenmeyen, iknaya değil hizaya zorlayan zihniyeti ile kulüp ve federasyonların “demokratikleşmeye/paylaşmaya” değil, devlet gücüne /zihniyetine/mevzuata bel bağlayan/yaslanan zihniyeti de eklenince çaparizler çoğalıyor.

  • Denizcinin Günlüğü Hangi Denize Açılır?

    Denizcinin Günlüğü yıllık olarak 5 sene yayımlandı (2006, 2007, 2008, 2009, 2010-ADF Yayınları). Denizcilik kültürünü besleyecek bir kanal olarak ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu üyesi kulüplerin, kulüp üyelerinin, yöredeki denizcilerin yastık altındaki resimlerini, notlarını, hikâyelerini, söyleşilerini aktarmak hedeflenmişti ama böyle bir kanal oluşturulamadı ne yazık ki. Bu tür benzer yıllıkların basılması veya amatör sportif denizcilik konulu efemera malzemesine dayanarak ajanda, takvim, foto albümler hazırlanması için çaba gösterilebilir (bu nedenle sahafiye malzeme/mezat takibi önemlidir).

    Denizcinin Günlüğü’ne sığması için kısaltılmış metinleri normal hale getirip, gerekli ekleme/çıkartma ve düzeltmelerle (hatalı yerler de var) elden geçirip bir deniz/denizcilik kültürü yayın (basılı veya dijital) taslağı oluşturmaya çalıştım ama epey işi var.

    Yazılı kaynaklarımız oldukça sınırlı olduğu için ne yazık ki önceki kuşakların denizcilikle ilgili öykülerini/hikâyelerini, bilgilerini bil(e)miyoruz, araştırmıyoruz dolayısıyla geleceğe aktaramıyoruz. Tabii ki bu tür araştırmalar farklı bir ilgi, hayli emek/çaba/zaman gerektiriyor, bu yapılmayınca yeri/boşluğu kolayca benzer konulardaki çeviri makale bolluğu ile doldurulmaya çalışılıyor!…

    Denizcinin Günlüğü 2010’da yer alan Denizcinin Günlüğü Hangi Denize Açılır? yazısı Günlüğün haritası bir bakıma. Günlükteki yazıları “yazdıklarım” ya da söylettiklerim yani seçmelerim olarak ayırabilirim. Yazdıklarımda ilk defa günlüklerde yayımlananlar yanında daha önce yayımlanmış yazılardan özetler de yer alıyor.