Denizcilik Eğitiminde Yeni Adımlar

ADF Amatör Denizcilik Kursu

ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu eğitimde bir standart olsun, yapılan işler de mevzuata uysun düşüncesiyle 2008’de MEB/Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına göre bir okul kurmak istedi. Kulüplerin “şube de olabileceği” bilgisi ADF/Teoman Arsay yönetimine cazip geldi; aşağıdaki yazı da bu bilgiyle yazıldı. Bürokrasinin her türlü yokuşuna (!) rağmen ısrarcı olundu, Tunç Tokay’ın gayretleriyle eğitim programı onaylatıldı ve okul kuruldu. Daha sonra MEB sisteminin merkezden istediği her türlü bürokrasiyi şubeden de istediği ortaya çıktı –ki ayrıntısını yazmıyorum, bir şey gelişsin diye değil, gelişmesin diye ne lazımsa istiyordu MEB sistemi, ör. her şubeye ayrı bir “müdür” atanması gerekiyordu vs.- Şube açılamadı ama İstanbul’da iki tekneyle beş yıl Tunç Tokay yönetiminde iyi bir denizcilik eğitimi verildi. ADF’nin sınav yetkisinin “gerekçesiz” sona erdirilmesinden (Ağustos 2013) sonra eğitimden vazgeçildi ve ADF’de MEB’e  onaylattığı kendi eğitim programını değil, TYF’ye akredite olarak TUYEP eğitim programını uygulamaya başlayacağını ilan etti… Teoman Arsay’dan sonraki ADF yönetimi binbir emekle ADF’ye kazandırılmış tekneleri de “satarak” eğitimden vazgeçti… (Hedefi Olmayan Tekne –Eylül 2014- yazısı ADF’nin bu gidişatının/değişiminin eleştirisini de içerir.)

***

Amatör denizcilere yönelik yaygın bir eğitim kampanyasının başlatılmasını amaçlayan Amatör Denizcilik Federasyonu MEB onayıyla kurslara başladı.

Mevcut mevzuat çerçevesinde denizcilik eğitimi verilebilmesi, eğitim bir spor faaliyeti olarak kabul edilmediği için ancak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) onayı ile mümkündür.

Bu açıdan bakıldığında, halen yelken kulüpleri, şirketler ve şahıslar tarafından verilen Amatör Denizci Belgesi sınavına hazırlık ile ileri derecede yelken kullanma teknikleri ve bazen de genel anlamda denizcilik eğitimlerinin, MEB onayı yoksa maalesef hiçbir yasal dayanağı yoktur.

MEB’in herhangi bir kurs açılması için yerine getirilmesini istediği şartların hayli ayrıntılı ve sabit olması nedeniyle (örneğin dershanenin büyüklüğü, tavan yükseklikleri, oda sayısı, eğitmen nitelikleri vs…) amatörler için denizcilik eğitimi teşviksiz kalmış, denizciliğin özellikleri kaale alınmamış, örneğin denizcilik eğitimi için verilecek kurslar biçki dikiş kursları ile bir tutulmuştur. Sonuçta eğitime başlayabilmek için MEB’in şart koştuğu uzun ve zahmetli yol, doğal olarak eğitim veren kulüp ve kuruluşların ilgisinden uzak kalmıştır.

Buna rağmen denizcilik eğitimi (özellikle yelken kullanmak ve şimdilerde amatör denizcilik) veren kişi ve kuruluşların sayısı gerek denizcilik dergilerinde gerekse internette görülen ilânlardan anlaşıldığı kadarıyla hayli yüksektir. Böylesine denetimsiz bir ortamda amatör denizcilere yönelik eğitim açısından eğitmen ve eğitim standardı yoktur. Bu güne dek mevzuatın değişimi için uğraşmak yanında, eğitim /eğitmen standartlarını oluşturacak, geliştirecek, denetleyecek “birlik”, “dernek”, “kurum” gibi oluşumların gerçekleşmesine (veya yetkilendirilmesine) yönelik yeterli bir çaba da (özellikle fikrî) gösterilmemiştir. Kesinlikle belirtmem gerekir ki burada zorunlu bir eğitimden değil, eğitimin teşvik edilmesi, yaygınlaştırılması, kolaylaştırılması, “öğrenmenin” özendirilmesi için mevzuat / eğitim / eğitmen yönünden ulaşılması gereken asgari standartlardan söz ediyorum.

Yıllardır amatör denizcilikle ilgili mevzuatı iyileştirebilmek için uğraşan ADF yönetiminin, amatör denizciliğin özgür ortamına zorunlu eğitimle ve hele de uygulamalı sınavlarla gölge düşürülmesinin karşısında olduğu, aksi halde amatör ruhun hepten yok olacağı inancını taşıdığı bilinmektedir. Buna rağmen eğitimin, MEB’in kurallarıyla uyum içinde olması, kursiyerler, yani tüketiciler açısından hiç olmazsa bir standarttır.  

TYF’nin (Türkiye Yelken Federasyonu) son bir yıldır yelken eğitimi konusunda yeni bir düzlem oluşturmak için çalıştığı bilinmekteyse de geçerli olacak yasal düzenleme taslağı hakkında hiçbir bilgi yoktur. Kaldı ki, TYF’nin kuruluş amacı dikkate alındığında,  çabalarının, asıl faaliyet alanı olan yelken sporuna, ulusal ve uluslararası yarışlara yönelik usül ve tekniklerle ilgili eğitimin bir standart altında toplanması esasına yönelik olacağı beklenmelidir. TYF’nin, çalışmaların içeriği, özellikle bürokrasinin konuya bakışı (MEB; GSGM…), girişimler, tepkiler, gelişmeler hakkında üyesi kulüplere bu güne dek yaptığı bir açıklama (daha doğrusu bildiğim 3 federe kulübe) yoktur. İlgili veya taraf olan kurumların onayı ve katkısı olmaksızın mevzuatı oluşturmanın güçlüğü yanında, sürecin çok uzaması da kaçınılmazdır.

Denizcilik eğitimi alanında durum böyleyken, ADF’nin (Amatör Denizcilik Federasyonu) amatör denizcilere yönelik bir aşamayı başlattığı, somut adımlar attığı görülmektedir.

Amatör Denizcilik Kursu (ADEK)

ADF Yönetim Kurulu, Denizcilik Eğitiminin bir spor faaliyeti olmadığı, bu nedenle de ilgili mevzuat uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) denetiminde yürütülmesi gerektiği sonucuna varmış ve onaylı amatör denizcilik kursunun açılması için ilk adımı atarak MEB’e 2007 yılında başvurmuştur. Standartları ve konu ayrıntıları için Denizcilik Müsteşarlığı’ndan da görüş alındıktan sonra, kurs yeri MEB denetiminden geçmiş ve İstanbul Valiliği’nin 12.05.2008 tarih ve B.08.MEB.4.34.00.27–420/469 sayılı yazısıyla Amatör Denizcilik Kursu’nun (ADEK) faaliyetine izin verildiği ADF web sitesinde açıklanmıştır.

Sadece Eğitimle Denizci Olunur mu?

Sadece eğitimle amatör denizci olunmayacağı ADF’nin her zaman dile getirdiği bir husustur. Amaç denize açılmak, denizin üzerinde olmaktır. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki denizcilik dergilerinin de önemli katkısıyla ülkemizde denizcilik denilince neredeyse sadece yarışçılık akla gelir oldu. Oysa genel olarak yarışçılık belirli bir parkurda (…açık deniz yarışları ve rekor denemeleri hariç) “hızla” seyri esas alırken, gezi denizciliği “seyir ve selametle (safe passage)” bir yerden bir yere “ulaşmayı” esas alır. Denizcilik hatalarla birlikte öğrenilir, paylaşılır, usta denizcilik emek ve uzun zaman, her şeyden önce tükenmez bir sevgi ister. Bu açıdan bakıldığında özellikle gezi denizciliğinin sadece bir spor değil denizin, ondan yararlanan başka unsurlarla kurallar içinde paylaşımı anlamına geldiği de göz önünde tutulmalıdır.  

ADF’nin başlattığı kurs ile ilgili ADF yöneticilerinden ve ADEK eğitmeni Tunç Tokay’dan alınan bilgilere göre Amatör Denizcilik Kursu (ADEK) adı altında Temmuz 2008 ayında eğitimlerine başlayan ADF, esas olarak amatör denizcileri bilgilendirmeyi hedeflemektedir. Kurs süresi 160 saattir. Ne var ki, günümüz şartlarında, çalışan bir kişinin, hobisi için bu 160 saatlik kursa kesintisiz katılmasının çok zor olacağı değerlendirilerek program üçe bölünmüştür.

Birinci aşama; kursiyeri denizle tanıştırma ve temel denizcilik bilgilerinin verildiği, ADB (Amatör Denizci Belgesi) sınavına hazırlık kursudur. Kursta, konular Amatör Denizci Elkitabı /Sezar Atmaca (haz.), ADF Yay., 2004/ esas alınarak önce kuramsal işlenmekte; sonra denizde, dümen tutma becerisi geliştirilmekte; bağlama, ayrılma, demirleme, DAD (denize adam düştü) gibi temel manevralar uygulatılmaktadır. Programın süresi 40 saattir. Bu aşamada tekneyi yelkenle yürütme konusunda eğitim söz konusu değildir.

İkinci aşamada, birinci aşamada kuramsal öğrenilen konularda becerinin geliştirilmesi amacıyla yoğun uygulamaya geçilmekte ve kursiyer yelkenle tanıştırılarak, motor seyri yanında  “yelken seyri” öğretilmektedir. Bilindiği gibi gemi “kürekten başka bir güçle hareket ettirilen deniz aracı” olarak tanımlanır. Kurslarda yelken seyrinin de öğretilmesi bu nedenle gereklidir.     

Üçüncü aşamada ise başkalarının da sorumluluğu paylaşılarak çıkılan bir uzun seyirde Amatör Denizcinin teknedeki bütün faaliyetleri yürütebilecek düzeyde beceri kazanması hedeflenmekte, denizciliğin temel kavramları “sevk ve idare” anlatılarak kuramsal öğrenilenler uygulamayla yerli yerine oturtulmaktadır.

ADF’nin kurs için iki eğitim teknesi bulunmaktadır.

Kursların uygulamalı bölümü halen slup armalı 9.60 metre boyunda ahşap yapım ADF–1 teknesiyle verilmektedir.

Yakın zamanda hizmete girecek 10.70 metre boyunda ve yine slup armalı ahşap yapım ADF–2 teknesi ise 6 kursiyere eğitim verecek şekilde eğitim teknesi olarak donatılmaktadır.

Bilindiği gibi, ADB sınavına girmek için kurslara katılmak zorunlu değildir. Öğrenmek isteyenleri hedefleyen kurslarda bütün seviyeleri tamamlama zorunluğu yoktur. Birinci ve ikinci kursu tamamlayanlar kurs sonunda MEB denetiminde yapılacak Kurs Bitirme Sınavı’na katılmakta ve başarmaları halinde kendilerine MEB onaylı Kurs Başarı Belgesi verilmektedir. Bu belge, bir tekne kullanma belgesi değildir, kursa katılmış olmanın kanıtıdır. 

ADEK, bu kurslarına ek olarak, amatör denizcileri ilgilendiren değişik konularda eğitim vermeyi hedeflemektedir. Mevzuatımız gereği eğitim verilecek her konuda, ilgili programın MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanması gerekmektedir. Bu amaçla hazırlanan programlar, Talim ve Terbiye Kurulu’na sunulmuş, onayları beklenmektedir. Onaylanan kurslar faaliyet programına eklenecektir.

Kurslar, şimdilik Ataköy Marina’da bulunan Amatör Denizcilik Federasyonu Sınav Merkezi’nde verilmektedir ve anlaşıldığına göre ADF, MEB tarafından onaylanarak kesinleşen kursları üyesi kulüplerle paylaşarak amatör denizcilere yönelik yaygın bir eğitim kampanyasının başlatılmasını amaçlamaktadır.

Kurslar hakkında ayrıntılı bilgi www.adf.org.tr adresinden veya ADF’den (0212 559 98 72) alınabilir.

(Yelken Dünyası, Kasım 2008)

Similar Posts

  • |

    Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…

    “Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…” üst başlığıyla yer alacak dosyadaki yazılarda, baskın denizcilik algısını, anlayışını sorgulayacak, kimi eski dergi/gazete sayfalarında kalmış, kimi yakın tarihli, kimi yeni yazılmış ya da yazılacak:
    ● amatör/sportif denizciliğin ne olduğunu gösteren, hatırlatan, vurgulayan, açıklayan…
    ● olan-biteni amatör/sportif denizciliğin süzgecinden geçiren,
    ● amatör/sportif denizciliğin sorunları ve değişen/gelişen yüzü kadar nelerin kaybolduğunu da dert edinen…
    ● kültürü pozitif anlamda kullanan, “kültürsüzlük”ten değil, denizcilik kültürünün canlı olmayışından söz eden, bunun nedenlerini araştıran,
    ● denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan;
    yazılara öncelikle yer verilecek.
    Şimdilik eski kaynaklardan aktarmayı düşündüğüm yazılmış veya taslakları hazır yeni yazıların başlıklarını/konularını kabaca şöyle sıralayabilirim (alfabetik):

  • Deniz Kenarında Susuz Kalmak

    TBMM’ye 40 milletvekilinin imzasıyla sunulan ve Mantıksız Taşıtlar Vergisi de denilen MTV’yi kaldırıp yerine tekne boyuna göre ruhsatname harcı ve vize harcı getiren yasa, basında mali yükün sanki kalktığı yönünde olumlu bir havayla karşılandı. Oysa yeni yasanın da mantıkla pek ilgisi olduğu söylenemez.

    Yasayı genel olarak amatör denizcilik açısından değerlendirmekle yetineceğim ama Ticaret Kanunu’ndaki gemi tanımı ortadayken “gemi, deniz ve iç su araçları” gibi kavramlar ya da yine Ticaret Kanunu ve Medeni Kanun hükümleri gereğince menkul sayılan gemilerin satışları için tarafların bu konuda anlaşmaları yeterli sayılmışken “liman başkanlığı huzurunda yapılmayan devir sözleşmesinin geçersiz sayılması” gibi mevcut tanımlarla, temel yasalarla çelişen hayli sorunlu bir yasa var karşımızda.

    Öncelikle yasanın hazırlık sürecinden doğan önemli eksiklikler var. Yasal değişikliklerin çelişkiler yaratmadan mevcut sorunları çözmesi, azaltması beklenir, istenir. Tabii bunların olabilmesi için konuyla ilgili, bağlantılı tarafların, birbirleriyle çatışan fikirleri olsa da bir araya gelerek, birbirlerini dinleyerek, tartışarak anlaşabilecekleri bir zemin bulmaları, tarafların ilgili komisyonlara çağrılarak dinlenmeleri, konuyla ilgili istatistiki çalışmalar yapılması önemlidir. Tarafların anlaşamazlarsa bile kendilerini ifade etmeleri, ifade edecek kanallar bulmaları, dertlerini tasalarını, iddialarını anlatmaları, birbirlerini muhatap almaları yani bu zeminin bir parçası olmaları en az uzlaşma (yasa metni) kadar önemlidir. Bu zeminin oluşması için çaba gösterilmezse( Tek başına Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu bu zemin için yeterli değildir…) “deniz kenarında susuz kalmak” kaçınılmazdır.

  • |

    Spor Politikası, ADF, TYF, Kulüpler, Gruplar ve Reis Evi

    Amatör-sportif denizciliğin omurgasını oluşturan kulüpler/dernekler ve yer aldıkları ADF ve TYF gibi federasyonlarla ilgili sorunların yayın/toplantı/bildiri vb. yollarla nadiren gündeme gelmesi, yeterince tartışılmaması açıklanması zor bir durumdur.

    Güncel yakıcı sorunlarla (ör. marina fiyatları, barınma sorunu, deniz kirliliği/yapılaşma, mavi kart …) ilgili çabalar, harcanan emekler çoğunlukla karşılığını bulamayıp yetersiz kalsa da sorunlardan haberdar olunması, sorunlara vakıf olunması açısından bu tür girişimler çok kıymetlidir. Denizcilik kültürünün omurgası, denizcilik faaliyeti yürütülürken, bu faaliyet için mücadele edilip, gelişmesi için uğraşılırken oluşur.
    Şüphesiz “içe dönük faaliyetler” olarak tanımlayabileceğimiz, karşılaşılan gündelik sorunların iyileştirilmesi/çözümü için çaba göstermek, çizelge faaliyetlerini sürdürmek, etkinlikler düzenlemek, seyir-gezi organizasyonları ve benzeri çabalar asla küçümsenemez. Ancak amatör-sportif denizciliği ileriye taşıyacak/geliştirecek olan “dışa dönük faaliyetler” diyebileceğimiz yani devlet vesayetinin etkisini azaltacak, sivil toplumu geliştirecek projeler ve temel/yapısal değişikliklerdir. Temel/yapısal değişiklikleri mevzuat değişiklikleri (ör. kanunla verilmiş yetkilerle kendi alanını düzenleyebilme, gelir kaynaklarını oluşturabilme…),  farklı yönetim/kulüp modelleri, amatör yönü besleyecek tekne tipleri, barınma olanakları ve benzeri değişiklikler/arayışlar olarak sıralayabiliriz.

    Olumlu değişimlere yol açacak, ileriye taşıyacak, geliştirecek fikri katkıların/projelerin/yapıların tepeden inme değil ancak aşağıdan beslenen, şeffaf, geniş katılımlı bir denizci insiyatifi, ivmesi/dip dalgasıyla olabileceği söylenebilir. Aşağıdan gelen, beslenen bir ivme de, yaratacağı tartışma ortamıyla, projeleriyle, alanı temsil gücü olan; ilgili politikaların, mevzuatın oluş(turul)masında bahşedilmeyi değil, söz sahibi olmayı, hak aramayı hedefleyen “örgütlenmelerle” oluşturulabilir.

    Son yıllarda federasyonları oluşturan kulüplerden, derneklerden, temel/yapısal sorunları dile getiren, eleştiren, gidişatı değiştirecek kayda değer bir fikir, iddia veya proje duyulmadığı gibi alana yönelik çağdışı uygulamalar camiada ve basın organlarında (gazete, dergi vb.) kapsayıcı bir eleştiriyle karşılaşmıyor, ilgili haberler/yorumlar eleştiri değil de söylenme/yakınma ya da “Sayın bakanım lütfen bu konuya el atın, bir çözüm bulun”  türü “medet umma/beklenti” düzeyini aşamıyor.

  • |

    Hedefi Olmayan Tekne…

    Eylül 2014’te yayımlanan Hedefi Olmayan Tekne. yazısı genel olarak amatör/sportif denizciliğin sorunlarını ele alsa da “özel olarak” ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’nun “ faaliyet ve yönetim olarak başlangıçtaki fikri iddialarından uzaklaşmasını” dert edinen bir yazı. Amatör sportif denizciliği kültürel açıdan ve kurumsal yapı itibarıyla değerlendiren ve birbirini besleyen yazılar, zorunlu olarak da bazı yönlerden birbirinin tekrarı niteliğindedir.
    …. …. ….
    Sadun ve Oda Boro’nun (+ Miço), 10.5 metrelik Kısmet’le yaptıkları dünya turu (1965-1968) sonrası amatör/sportif denizciliğe yönelik toplumsal ilgi/heves doruk noktasına ulaşsa da bireylerin hevesini, merakını teşvik edip, gelişmesine yardımcı olacak bir kültür ve spor örgütlenmesi olmadığı için bu ilgi/heves zamanla kayboldu. Başka bir deyişle heves kırıldı, merak cezalandırıldı! Çünkü Türkiye, spor kültürünün değil, skor kültürünün geliştiği ve Avrupa’da spor yapma oranı en düşük ülkelerden biri. Spor dallarındaki çeşitlilik de kısıtlı. Batı ülkeleri, sporu, devletin düzenleyici, kollayıcı, teşvik edici etkisi altında, “sporun öznesi” kulüp/dernek/federasyon gibi merkezler eliyle yöneterek kitle sporunu, spor kültürünü geliştirirken, Türkiye, dünyada sporun devlet eliyle yönetildiği Kuzey Kore, Çin gibi birkaç ülkeden biri. Spor federasyonları kanunla değil yönetmelikle yönetiliyor, federasyonlar (ve seçimleri) siyasi etkilere çok açık. Buna devletin vatandaşa güvenmeyen, iknaya değil hizaya zorlayan zihniyeti ile kulüp ve federasyonların “demokratikleşmeye/paylaşmaya” değil, devlet gücüne /zihniyetine/mevzuata bel bağlayan/yaslanan zihniyeti de eklenince çaparizler çoğalıyor.

  • UDHB ve Denizi Yangın Yerine Çevirmek

    UDHB/ Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın 2014’te yürürlüğe koyduğu “abes” uygulama ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin başlangıçtaki usülsüzlükleri hakkında ilk yazı… Pratik eğitim iddiası ile uygulanmaya başlayan ADES beş yıl sonra “ihtiyari” hale getirildi, kullanılmaz oldu. “Aşırı bürokratik işlemlere yol açacağı aşikârdır” dediğimiz ADES’in bürokrasisinden UAB de şikayetçi olmuş olacak ki 2019-2023 Stratejik Planı’na “ADES sisteminin kolaylaştırılmasını” hedef olarak koydu… ADES’in hikâyesi ve daha ayrıntılı değerlendirmesi için bkz. ADES’in Dünü ve Bugünü…

    ***

    Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (UDHB) Ocak ayında önce usulsüz bir şekilde uygulamaya çalıştığı, sonra geri çektiği ADES’i 4 ay sonra çıkardığı ve 8 Mayıs’ta Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle resmi hale getirdi. ADF’ye sözleşmeyle verdiği sınav yetkisini uzatmayan İdare’nin ADB alacaklardan keyfi olarak istediği Adli Sicil Kaydı/Diploma Fotokopisi gibi uygulamaların değişikliklerde yer almadığı, yani hükümsüz olduğu görüldü. Yeni uygulamaya göre, ADB sınavına girebilmek için, UDHB bürokratlarının dünyadaki uygulamalardan bihaber “pratik eğitim” (!) icadı olan ADES safhalarının geçilmesi zorunlu. Yani ADB sınavına girebilmek için:

    “İdare tarafından elektronik ortamda verilen uzaktan eğitim programını tamamlamak” gerekecek.

    “Pratik eğitim” açısından bir değeri olmayan ADES’in aşırı bürokratik işlemlere yol açacağı aşikardır . Tekrar kontrol etmeyeceğim ama dilerim İdare hiç olmazsa ADES’in içeriğinin düzeltilmesi için yeterli çabayı göstermiştir.

    Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliğinde denizi yangın yerine çevirecek birkaç madde de var ki mutlaka enine-boyuna tartışılması gerekir.

  • Denizcilik Şişerken Problemleri Tartışmak

    Yazı, Pekin Olimpiyatları (2008) dolayısıyla spor kültürü, skor kültürü lumbozundan sorular sorup, denizciliğin gelişmekten çok şiştiğini tartışırken, çıkış yolları arıyor.

    Hürriyet’te Temuçin Tüzecan “Pekin Olimpiyatları’nın ardından Türkiye Yelken Federasyonu tartışılmalı” (Orsa, Hürriyet 30 Ağustos, 2008) başlıklı bir yazı yayımladı. Yazısında özetle, başarısızlığın spor yönetiminden geldiğini, yelkene ilginin arttığını, alınan teknelerin içinde yelkenli oranının, örneğin Amerika’nın dahi üzerinde olduğunu, bunun da yelken sporcusu aday havuzunun büyümesi demek olduğunu belirtiyor ve çözüm de öneriyordu: “Yelken Federasyonu’nun bu haliyle lağvedilip, İngiltere’de olduğu gibi deniz üzerinde teknecilikle uğraşan tüm amatörlerin örgütünü oluşturmak.” Bu yapının federasyona sürekli bir gelir kaynağı yaratabileceğini ve bunun da akılcı bir spor eğitim programı oluşturmakta kullanılabileceğini de ekliyordu.

    Yazısındaki birçok görüşe uzak durmama, katılmamama rağmen Tüzecan’ın Orsa köşesindeki yazısını denizciliğin, sporun tartışılması ve yaygınlaştırılması açısından önemsedim. Çünkü bu ülkede herhangi bir problemi enine boyuna tartışabilmek oldukça güç.