| |

Amatör Denizciler İçin Yeni “Sınav/Eğitim veya Vesayet” Sistemi

Sezar Atmaca

UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 18 Ocak 2023’te amatör denizcilerin eğitim/sınav/tekne kullanma şartlarını yeniden düzenleyen bir yönetmelik yayımladı. Uygulamalı eğitimi de içeren proje için TYF/Türkiye Yelken Federasyonu ile bir protokol imzalandı. Müfredat/uygulama içeriği gibi ayrıntılar henüz kamuoyuna yansımasa da TYF sitesindeki açıklamaya göre (6 Aralık 2022) “Türkiye Yelken Federasyonu, Amatör Denizcilik Belgesi Uygulama Eğitimlerinin Tek Adresi Oldu.”

UAB’nin eğitim/sınav geçmişi hakkında kısa bir hatırlatma yapalım (ayrıntılarına bu klasördeki yazılardan ulaşılabilir): UAB tarihinde ilk defa “Yetki Devri Sözleşmesi” ile özerk bir federasyona (ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu’na) devrettiği ve bu sayede bürokrasiyi azaltan/aracıları ortadan kaldıran on-line yapılmaya başlanan sınav sisteminden vazgeçip, 2014’te pratik eğitim iddiası ile ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi’ni başlattı. Bir süre sonra Stratejik Plan’da “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. 2018’de pratik eğitim iddiasından vazgeçilip ADES rafa kaldırıldı. ADED/Amatör Denizci Eğitim Programı (25 sayfa)  ile “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” için mevcut mevzuat yok sayılarak ilan edilen rakama ulaşabilmek adına her yol denedi. Son yenilik olarak 5 Aralık 2022’de Sepetçiler Kasrı’nda yapılan “Bir Milyonuncu Amatör Denizci Belge Teslim ve Protokol İmza Töreni”nde TYF ile yapılan protokol açıklandı.

Ayrıntılarını bilmiyoruz ama UAB/TYF protokolünde bir “yetki devri” yok, tersine bir “görevlendirme” hatta bürokrasinin etki/yetki alanını genişletmesi, vesayetin artışı söz konusu.

Malum TYF’nin kendi dışında gelişen eğitim sistemini kontrol altına almak için 2010’da başlattığı TUYEP/Türkiye Ulusal Yelken Eğitim Programı var. Ekim 2021’de TUYEP’in “dününü bugününü” değerlendirirken sistemin niceliksel olarak iyileştirilebilmesi için “UAB, TYF ile işbirliği yaparak Yelkenli Yatçılık2/YY2 eğitimini tamamlayanlara da ADB/Amatör Denizci Belgesi verilmesi gibi düzenlemeler yapabilir.” diye yazmıştım ancak bu önerinin gerçekleşebilmesi için bir “yetki devri” gerekiyor.

TYF, TUYEP’i yaygınlaştırmak için böyle bir “görevlendirmeye” istekli miydi, yoksa zorunlu mu kaldı? Uygulama eğitimi denizcilere kaç liraya verilecek, eğitim müfredatı ve eğitim teknesinin sorunları vb. konuların/soruların değerlendirmesini yazının sonuna bırakıp 18 Ocak 2023’te Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliği ele alalım (“Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik”):

  1. Yeni yönetmelikte ADB/Amatör Denizci Belgesi/Certificate of Competence for Operators of Pleasure Craft olarak düzeltilmiş ve ADF zamanındaki doğru uygulamaya dönülmüş. Peki 2018’den sonra yüzbinlerce amatör denizciye verilen ADB’lerdeki “Amateur Seaman’s Certificate” ve diğer İngilizce yanlışlarını içeren belgeler ne olacak?
  2. Eski Yönetmelikte özel tekne sayılan “su sporlarında faaliyeti olan dernek/vakıf tekneleri” özel tekne tanımından çıkarılmış, sadece bağlama kütüğü ruhsatnamesi veya gemi sicil tasdiknamesi düzenlenmiş olan 2,5-24 metre arası tekneler “özel tekne” sayılmış. Sadece “kaydı olan tekneler” özel tekne sayılacaksa, diğerleri ne sayılacak? “Tanımlar ve Kısaltmalar” maddesinde “…yer almayan tanımlar için ilgili mevzuatta yer alan tanımlar geçerlidir.” de denmiş ama bildiğim kadarıyla  buradaki sorunu çözecek başka bir mevzuat hükmü de yok. Bağlama Kütüğü mevzuatı da “özel kullanıma mahsus gemi, deniz ve içsu araçları”ndan ve “spor kulübü/federasyon teknelerinin talep halinde bağlama kütüğüne kayıt edileceği”nden söz eder. Eski yönetmelikte olduğu gibi  “özel tekne tanımı” ile “özel tekne kaydı” ayrı fıkralar halinde düzenlenirse sorun halledilebilir.
  3. Eski yönetmelikteki boyu 7 metre/sürati 7 milden fazla tekneleri 16 yaşından küçük ADB’li kullanamaz şartı yeni yönetmelikte 18 yaşından küçük ve 5 metre olarak değiştirilmiş ve sürat şartı kaldırılmış. ADB almak için 15 yaşında olma şartı yeni yönetmelikte 16 yaşına çıkarılmış. Anlaşılan bürokrasimiz “Z kuşağına” pek güvenmiyor.
  4. Bir özel tekneyi sahibi dışında biri kullanacaksa düzenlenmesi gereken “Yetki Yazısı”nın tekne sahibi ile yetki verilen kişinin ıslak imzalarını taşıması yanında “Noter veya liman başkanı tarafından tasdikli olması” şartı da getirilmiş. Oysa eski yönetmelikte tekne sahibi ile yetkili kişinin ıslak imzası yeterliydi. Haftasonu ya da tatil günlerinde veya mesai saati dışında hangi noter, hangi liman başkanı tasdik edecek acaba “Yetki Yazısı”nı?
  5. 2008 yönetmeliğinde  basit olan sağlık muayenesi şartı (KBB+göz muayenesi)  2018’de değiştirilerek “birinci grup sürücü belgesi sınıfları” için istenen sağlık şartları ile eşdeğer kılındı ve sürücü belgesi olanlar muaf tutuldu. Yeni yönetmelikte ise “birinci grup” şartı “sürücü belgesi sınıfları” olarak değiştirildi. Yani sağlık raporlarının birinci gruba göre mi yoksa muayene şartları daha ayrıntılı/ağır olan ikinci gruba göre mi düzenleneceği belirsiz hale geldi.
  6. Sınavlar internet ortamında çevrimiçi dört seçenekli test yöntemiyle yapılacak niyeyse soru sayısı 50’den 25’e düşürülüp, başarı puanı da 60’dan 70’e çıkarılmış. Ancak sınav konularında önemli bir problem var ki eski yönetmelikte yer alan “deniz hukuku” sınav konularından çıkarılmış. Yani ör. “kaptanın sorumlulukları” hakkında ya da 4922 sayılı Denizde Can ve Mal Güvenliği Kanunu  ile ilgili artık soru sorul(a)mayacak!
  7. Yönetmeliğe göre (Ek-2) “Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü’nün son baskı”sının teknede bulundurulması zorunlu. Sorun şu ki bu notik yayının adı değişti (bkz. Haftalık Denizcilere İlanlar, 21 Mart 2020/Notik yayınlara ait düzeltmeler ve duyurular ) ve 2020’de yapılan yeni baskısı “Denizde Çatışmayı Önleme Yönetmeliği” adıyla yayımlandı. Yeri gelmişken “son baskı” uygulaması saçmalığına da değineyim. Bu notik yayın içeriğinde bir değişiklik olmaksızın bazen birkaç senede bir basılıyor ör. 2013, 2014, 2017…, 2020. Hatta 2020’de Yönetmelik adıyla basılanın “2. Baskı”sının da çıktığını biliyorum ama baskı yılını bilmiyorum (2021, 2022?). “Son baskı” zorunluluğunun yönetmelikten çıkarılarak bu keyfiliğe son verilmesi önerilir. (Yazı yayımlandıktan 15 gün sonra “Denizde Çatışmayı Önleme Yönetmeliği’nin 2. baskısını 135 liraya satın aldım. Baskı tarihi Şubat 2022 olan kitabın Önsöz’üne “2.7.2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nın 21. maddesiyle Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü ibaresi Denizde Çatışmayı Önleme Yönetmeliği olarak değiştirilmiştir.” maddesi eklenmiş. Malum 700 sayılı KHK Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uyum için çıkarıldı. Ama yayımlandığı 1977’den beri tüzük olan bir mevzuata -UDÇÖT- bugün yönetmelik denmesi eski çağlarda kalmış bir yönetim sisteminin uygulanmaya çalışılmasının çaparizlerinden biri. Kitapta kapak dışında başka bir değişiklik yok ama KHK’nın tarihi yanlış yazılmış; KHK’nın yayım tarihi 2.7.2018 değil, 7.7.2018)
  8. İdari para cezalarındaki artış da göz kamaştırıyor. ADB olmadığı halde tekne kullanma 2018’de 1000 lirayken şimdi 10 bin liraya yükseltilmiş. ADB ile ticari faaliyette bulunmanın cezası da 50 bin lira yapılmış.
  9. Yönetmeliğin önemli kısmını sona bıraktım. Yeni yönetmeliğe göre amatör denizci eğitiminin üç aşamasını sırayla ve başarıyla geçen ADB alabilecek:
    • çevrimiçi teorik eğitim (15 günde bitiremeyen tekrar edecek)
    • uygulamalı eğitim (randevu sonrası 90 gün içinde girilmeli)
    • on-line sınav (başarısızlık halinde bir hafta aralıkla 4 kez girilebiliyor, hâlâ başarısız olan sınav için tekrar teorik eğitimi alacak)

Uygulamalı eğitimi kimin/nasıl vereceği ve eğitim müfredatı henüz belli değil. İdare belirleyecekmiş.

Eski yönetmelikte ADB sınavı yetkilendirmesi için özerk federasyon veya federasyon standardı/kriteri vardı ve sonrasında sınav yetkisi ADF’ye verilmişti. Oysa yeni yönetmelikte uygulamalı eğitimi kimin vereceği hakkında hiçbir kriter/standart belirtilmemiş. Gerçi  TYF uygulamalı eğitimin tek adresi olduğunu açıkladı ama UAB, TYF’nin örgütlü olmadığı yerlerde uygulamalı eğitim için başka yetkilendirmeler yapar mı acaba?

Nasıl bir müfredat, nasıl bir uygulamalı eğitim?

UAB/TYF protokolü ve uygulamanın esasları belli olduğunda daha doğru değerlendirmeler yapılabilir ama şimdilik sorularla bir çerçeve çizmeye çalışalım:

Üç aşamalı (teorik eğitim + uygulamalı eğitim + sınav) bu modelde anlatılan/yazılan bilgilerin denkliği/uyumluluğu/standardı nasıl sağlanacak?

Yayımlandığında ADES’i (ve ADED’i) içerik olarak değerlendirmiştim, yanlışların/hataların ne kadarı düzeltildi bilmiyorum ama artık ADBS/Amatör Denizci Bilgi Sistemi adıyla elektronik ortamda teorik eğitimin kaynağı bu program.

Uygulamalı eğitim neye göre yapılacak? TUYEP’in MEB’e onaylatılmış hayli sorunlu eğitim programları var ama hâlâ bir eğitim kitabı yok. Eğitimi kim verecek? Son rakamları bilemiyorum ama Ekim 2021 rakamlarıyla TYF/TUYEP’e akredite okul sayısı 20, eğitmen sayısı 150 idi. TUYEP rakamları sistemin yaygınlığına işaret etmiyor, TYF’nin örgütlü olmadığı yerlerde uygulamalı eğitimi kim/nasıl verecek, ya da buralarda verilmeyecek mi?

Uygulamalı eğitim nasıl bir teknede yapılacak, motoryat vb. bir tekne de kullanılacak mı, tekne standardı aranacak mı? Eğitim teknesi standardı TUYEP’in MEB’e onaylattığı eğitim teknesi olursa bu teknenin donanımının aşırılığı gibi bugüne dek görmezden gelinen sorunlar nasıl halledilecek? UAB’nin 2019’da bir eğitim teknesi projesi duyulmuş ama kamuoyu ile paylaşılan bir bilgi olmamıştı. Acaba bu proje de yeni sınav-eğitim sisteminin bir parçası mı olacak?

Uygulamalı eğitimin bedeli ne olacak, kim/nasıl belirleyecek? Kulüplerin bu konudaki masraflarının/ihtiyaçlarının karşılanması için UAB’nin bir katkısı olacak mı?

Vesayetin Artışı

TUYEP programının dünü ve bugününü değerlendirirken (Ekim 2021): “Denizcilik bürokrasisinin amatör-sportif denizcilikle ilgili son 15 yıllık uygulamaları federasyonlarımızın güçsüzlüğünün ya da devlet vesayetindeki spor anlayışı ile ne kadar özdeşleşildiğinin işareti de sayılabilir.” diye yazmıştım.

UAB zaten uygulamalı eğitim vermediği için UAB/TYF protokolünde bir “yetki devri” söz konusu değil. Yönetmelikteki tanım yetkilendirme olsa da “görevlendirme” daha uygun bir tanım. Ancak devlet gücüne /zihniyetine/mevzuata bel bağlayarak/yaslanarak “büyüme” peşindeki bir TYF  yönetimi de söz konusu olabilir.

UAB’nin bürokrat fantezilerinden öteye geçemeyen, dünyadaki gelişmelerden/oluşumlardan bihaber bu tür “yaptım-oldu” projeleri kısa vadede bir hareketlenme/değişim sağlasa da uzun vadede amatör sportif denizciliğin gelişimine bir katkısı neredeyse yok.  İnsan merak ediyor uygulamaya konulan birbirine zıt hedefleri/iddiaları olan bu projeler öncesinde UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda nasıl bir tartışma/araştırma oluyor, ya da oluyor mu? Olduysa neler, kimlerle, hangi kurum ve kuruluşlarla konuşulup/tartışılıyor? Yapılan yanlış uygulamaların bir eleştirisi oluyor mu?

Bu protokolle devletin amatör denizciliğe daha fazla el attığı, ADB alabilmek için bürokratik işlemlerin daha da arttığı söylenebilir. Sorgusuz-sualsiz verilen yaklaşık 750-800 bin ADB’nin sorumluluğu bu yolla mı hafifletilmek isteniyor diye de düşünüyor insan.

Sorunları ve bürokrasinin amatör sportif denizciliğe bakışını tekrar etmenin faydası yok. Geçmiş uygulamalara bakıldığında UAB’nin yetkilerini “kendiliğinden” paylaşması uzak bir ihtimal. Bu paylaşım ancak amatör-sportif denizciliğin kendisini ve UAB’nin idari zihniyetini değişim rüzgârına sürükleyecek bir dinamiği olması ile mümkün olabilir. Tekrar hatırlatmak isterim: “…amatör/sportif denizciliği geliştirmek merkezi gücün paylaşılarak sivil toplumu cesaretlendirecek, bürokrasiyi azaltacak demokratik uygulamalarla mümkün. Amatör/sportif denizciliğin gelişebilmesi başta UAB olmak üzere İdare’nin yetkilerini federasyon, kulüp, dernek, şirket vb. kuruluşlar eliyle kullanmasına, paylaşmasına bağlı.”

“Uluslararası düzeyde bir gelecek ve niteliksel gelişmelerin olabilmesi için kanunlar değişmeli, federasyonlar  devletin birer teknik dairesi olmaktan çıkarılmalı, yetkileri kanunla belirlenmeli, ADB /KMT gibi amatör denizcileri ilgilendiren belgeleri federasyonlar vermeli, ülkenin özgül durumuna uygun modeller bulunmalı, bunların konuşulabildiği/tartışılabildiği ortamlar oluşturulmalı vs… Federasyonlar kendi alanlarını düzenleyebilmeli, hobi ve spor eğitimleri MEB kapsamından çıkarılmalı, MEB’e  basit izin/sade düzenleme yetkisi, ilgili bakanlıklara denetleme yetkisi verilmeli… Spor şuralarında, akademik makalelerde ileri sürülen bu gibi birçok öneri yıllardır değerlendirilmeyi bekliyor…”

Bu yıl seçim var. Acaba seçime katılacak partilerin programında sınav/eğitim/belge veya barınak gibi, amatör denizcilerle ilgili konularda farklı bir öneri/ufuk var mı, yoksa yapılanların takipçisi/izleyicisi mi olunacak diye de bakmak/sormak lazım…

YAZIYA EK NOT: Devamındaki gelişmeler için bkz.: TYF/Türkiye Yelken Federasyonu’nun ADB Uygulama Eğitimi Programı: “RECAP ve DEBRIEF” / Sezar Atmaca (Mayıs 2023)

MERAKLISINA NOTLAR:

Ayrıntıları merak eden olursa https://denizciningunlugu.org/ adresindeki şu yazılara da bakabilir:

●Denizcilik bürokrasisinin geçmişte karaya oturan fantezilerinin ayrıntısı için: Denizcilik Bürokrasisi Archives – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

●UAB’nin son 15 yıldaki çapa çupa uygulamalarının özeti için: Denizcilik Bürokrasisinin 15 Yıllık Çapa Çupa Uygulamaları – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

●Şimdiki ADBS’nin geçmişteki benzer uygulamaları ADES ve ADED için: ADES /Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin Dünü ve Bugünü… – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

●“Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”nin saçmalığı ve hukuksuzluğu hakkında: Bir Milyon Amatör Denizci Projesi’nin Dünü ve Bugünü… – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

●Çözmek yerine sorun doğuran değişiklikleri ve nedenleri ( “mevzuat hazırlık sürecinin zaafları”) için: Denizcilik Mevzuatındaki Son Değişiklikler – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

●TYF’nin TUYEP eğitim programının sorunları/zaafları, dünü ve bugünü için: TUYEP / Türkiye Ulusal Yelken Eğitim Programı’nın Dünü ve Bugünü… – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

Similar Posts

  • Denizcilik Mevzuatındaki Son Değişiklikler

    Uluslararası denizcilik istatistiklerine baktığımızda (ör. kulüp/tekne/sporcu sayısı vb.) Avusturya, İsviçre gibi kara ülkelerinden bile geride kaldığımızı söyleyebiliriz. Bugüne dek geçerli olan spor anlayışı ve modeliyle (BTGM/GSGM) varabildiğimiz nokta burasıdır.

    Amatör denizcilik/kulüpler/sporculuk açısından, yani teknesi ticari kayıtlı değil, kendi adına kayıtlı, sandalını, yelkenlisini, motoryatını amatör denizci belgesiyle kullanan ve amatör olarak bu sporla uğraşan kulüpler, sporcular açısından baktığımızda yıllardır yapılan mevzuat değişikliklerinin, başarısız kalması ya da Türk bayrağından kaçış gibi yeni sorunlar doğurması, olumlu uygulamaların kalıcı olamaması; kısacası mevzuatın denizciliği geliştirmeye katkısının hayli zayıf olması artık kanıksanmış bir durum. Oysa yapılan değişikliklerin mevcut durumu iyileştirmesi beklenir, istenir. Ancak tekne sahiplerini (özel/ticari) ve spor kulüplerini ilgilendiren yeni değişiklikler de (5897 sayılı yasayla MTV’nin kaldırılıp, bağlama kütüğü-ruhsatname/vize harcına geçilmesi/6 Mayıs; 30 Kasım’a kadar KDV/ ÖTV’yi %27.44’ten %1’e indiren karar ve Türk bayrağına geçişe kapı açan tebliğ/ 22 Ağustos; Özel Tekne Yönetmeliği’ni değiştiren Yönetmelik/13 Eylül; Bağlama Kütüğü Uygulama Yönetmeliği/14 Eylül) beklentileri karşılamaktan ve amatör denizciliği geliştirmekten hayli uzaktır.

  • |

    Denizcilik Bürokrasisinin 15 Yıllık Çapa Çupa Uygulamaları

    “Hiçbir sorun onu yaratan bilinç düzeyiyle çözülmez.” (Einstein)

    Buradaki yazılar “mevzuat/ kurum, eğitim, kitap, kültür” gibi farklı dosyalarda görünse de hepsi “denizcilik bürokrasisinin ‘yaptım-oldu’ uygulamalarıyla (+e-denizcilik projeleriyle)” ilgili olduğu için yazıları konularına bakmadan bu dosyaya taşıdım. Uygulamaların “dünü ve bugününü” karşılaştıran/değerlendiren yazılar ekledim. Böylece amatör-sportif denizcilikle ilgili kamu kaynaklarını heba eden, keyfi/hesap vermez, kimi çağdışı, tuhaf, “çapa çupa” uygulamaları, bürokrasinin düzeyini, daha derli-toplu görmek/değerlendirmek mümkün olabilir.

    Şüphesiz kamu yönetiminde bu tür uygulamalar sadece amatör-sportif denizciliğe ilişkin değil, örneğin yazar Erhan Bener’in “Bürokratlar” kitabında hicvettiği “devlet işlerinin” yürütülmesindeki anlayışların değişmesi için ülkede/kamu yönetiminde tepeden-tırnağa pek çok şeyin yeni bir perspektifle ele alınması gerekiyor. Uygulamaların ilgili paydaşların katılımıyla, ortak akılla yapılmasını dileyelim.

    Çapa çupa uygulamalar eleştirilmez/tartışılmaz ve herkes kendince bu tür uygulamaları fırsata çevirmeye çalışırsa gidişatı değiştirmek/dönüştürmek/geliştirmek, amatör-sportif denizcilikle ilgili “düğümü” çözmek veya gevşetmek mümkün olmaz. Uygulamaların sorgulanmaması, keyfi ve hukuksuz davranışlara/uygulamalara yeterince tepki gösterilmemesi, kulüplerimizin/federasyonlarımızın güçsüzlüğünün işareti sayılabilir. Oysa kamu yönetimi/bürokrasisi gözlemlendiğini bildiği zaman en azından çağdışı, keyfî ve hukuksuz davranışlardan/uygulamalardan kaçınabilir.

  • |

    Yelken Kulüplerinde Komodorluk Müessesesi

    “Amatör-sportif denizcilik örgütlenmesinin temelini oluşturan yelken kulüplerinin çoğu maddi sorunlar, yer problemi gibi çözülemeyen temel sorunların cenderesinde sportif faaliyetler ile gelir yaratmaya yönelik sosyal faaliyetler arasında bocalayıp duruyor. Faaliyetlerde ‘kulüp’le ‘işletme’nin farkına varılamaması da önemli bir eksiklik. Amatör-sportif denizciliğin gelişmesi, amatörlük ruhunun yükseltilmesi, kulüplerin, sporcularını/üyelerini ‘denizle buluşturacak’, denizde vakit geçirme kültürü oluşturmayı özendirecek, farklı araçlar, yol ve yöntemler geliştirmesine bağlıyken, yelken kulüpleri eğiticiliğe değil, yarışmacılığa, ‘performansa ve yarışa dönük’ denizcilik faaliyetlerine önem veriyor; kulüplerin sadece ‘yarışla/yarışmacılıkla’ ilgili faaliyetleri federasyonlar tarafından destekleniyor. Özellikle sponsorlar pahalı ve yüksek ödüllü yarışmalarla ilgi/katılım çekmeye çalışıyor. Oysa her amatör spor gibi amatör-sportif denizcilik de bolca heves, sıradan bir  beceri, düşük sayılabilen yetenek halinde bile sürdürülebilen bir faaliyettir.” (Deniz Kültürü ve Amatör-Sportif Denizcilik – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

    Komodor, yatçılıkta “bir yat kulübünün en üst mevkii ya da seçilmiş en yüksek rütbeli üyesi”dir. Kökeni Hollanda dilinden ve bahriyedeki kullanımından gelen bu terim deniz kuvvetlerinde çeşitli savaş gemilerinin oluşturduğu bir birliğin (konvoy/filotilla) komutanını tanımlar.

    Yelken/yat kulüplerinde denizcilik faaliyetleri geleneksel olarak “komodorluk” eliyle yürütülmesi beklenir/istenir.  Ancak kulüplerde denizcilik dışı sosyal faaliyetlerin ağırlık kazanması oranında komodorluğun “üst mevkii” olma vasfı hızla anlamını yitirirken, bu durum kulüplerin denizcilik faaliyetlerinden hızla uzaklaştığı anlamına da gelir.

    Denizcilik yazınında komodorluğun önemini vurgulayan, komodorluk hakkında yazılmış nadir yazılardan biridir Faruk Birgen’in yazısı (Yacht, Ekim 1966).

  • |

    Hedefi Olmayan Tekne…

    Eylül 2014’te yayımlanan Hedefi Olmayan Tekne. yazısı genel olarak amatör/sportif denizciliğin sorunlarını ele alsa da “özel olarak” ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’nun “ faaliyet ve yönetim olarak başlangıçtaki fikri iddialarından uzaklaşmasını” dert edinen bir yazı. Amatör sportif denizciliği kültürel açıdan ve kurumsal yapı itibarıyla değerlendiren ve birbirini besleyen yazılar, zorunlu olarak da bazı yönlerden birbirinin tekrarı niteliğindedir.
    …. …. ….
    Sadun ve Oda Boro’nun (+ Miço), 10.5 metrelik Kısmet’le yaptıkları dünya turu (1965-1968) sonrası amatör/sportif denizciliğe yönelik toplumsal ilgi/heves doruk noktasına ulaşsa da bireylerin hevesini, merakını teşvik edip, gelişmesine yardımcı olacak bir kültür ve spor örgütlenmesi olmadığı için bu ilgi/heves zamanla kayboldu. Başka bir deyişle heves kırıldı, merak cezalandırıldı! Çünkü Türkiye, spor kültürünün değil, skor kültürünün geliştiği ve Avrupa’da spor yapma oranı en düşük ülkelerden biri. Spor dallarındaki çeşitlilik de kısıtlı. Batı ülkeleri, sporu, devletin düzenleyici, kollayıcı, teşvik edici etkisi altında, “sporun öznesi” kulüp/dernek/federasyon gibi merkezler eliyle yöneterek kitle sporunu, spor kültürünü geliştirirken, Türkiye, dünyada sporun devlet eliyle yönetildiği Kuzey Kore, Çin gibi birkaç ülkeden biri. Spor federasyonları kanunla değil yönetmelikle yönetiliyor, federasyonlar (ve seçimleri) siyasi etkilere çok açık. Buna devletin vatandaşa güvenmeyen, iknaya değil hizaya zorlayan zihniyeti ile kulüp ve federasyonların “demokratikleşmeye/paylaşmaya” değil, devlet gücüne /zihniyetine/mevzuata bel bağlayan/yaslanan zihniyeti de eklenince çaparizler çoğalıyor.

  • Alp Alpagut Türkiye’de Kalsa Ne Olurdu…?

    Alp Alpagut, uluslararası düzeyde pek çok başarıları bulunan ve Olimpiyat’ta (Atlanta 1996) ve Akdeniz Oyunları’nda (1997) ülkemizi Laser sınıfında temsil etmiş bir sporcu. 2001’den beri yurtdışında antrenörlük yapıyor, 2004’ten beri de İtalya’da yaşıyor, olimpiyatlara sporcular hazırlıyor. Çalıştırdığı sporcuların olimpiyat kotası alma başarıları göstermesi geçtiğimiz yıl ona İtalya Laser Milli Takımı Antrenörlüğü kapısını açtı. Yılda 250 gün denizde İtalyan Laser milli takımına koçluk yapıyor, fırsat bulursa da yarışıyor. Örneğin 2009 ve 2012’de İtalya masterlar şampiyonluğunu kazanmıştı. Gerekli ve yeterli antrenmanları yapa(a)madan katıldığı 4-11 Ekim 2014’te Güney Fransa Hyeres’de yapılan Laser Masterlar Dünya Şampiyonası’nda grubunda 3. oldu (sonuçlar için şu siteye bakılabilir: http://lasermasters.coych.org/results/).

    Eylül ayında İspanya/Santander’de yapılan, tüm olimpik sınıfların katıldığı ve ülke olimpiyat kotalarının yarısının belli olduğu Dünya Şampiyonası’nda Alp Alpagut’un çalıştırdığı İtalyan Laser Milli Takımı’ndan 3 sporcu ilk 25’e girerek olimpiyat kotası aldı. Türkiye bu yarışlarda hiçbir sınıfta olimpiyat kotası alamadı. (Santander’de yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı muhteşem organizasyonun açılış töreni ve laser sınıfı yarışları için şu videolara da bakılabilir. http://www.youtube.com/watch?v=L7NrpazIbxghttp://www.youtube.com/watch?v=X9Ey4ovBODM )

  • |

    Moda Sandalı (Athar Beşpınar’la Söyleşi)

    Sunuş / Kullanımı Kolay Denizci Tekne Arayışları / Sezar Atmaca
    Denizciliği gelişmiş ülkelerin tekne parkları denize açılmayı kolaylaştıran, heveslendiren, “başlangıç tekneleri” de diyebileceğimiz “kürekli veya yelkenli”, özgün, yaygın dingi modelleri ya da küçük tekne tipleriyle doludur. Bu ülkelerde, barınma/örgütlenme/üretim gibi temel konulardaki gelişmişlik, zamanın bilgi ve teknolojisine uygun yeni tekne tiplerinin tasarımının ve üretiminin yanında, eski/klasik teknelerin korunması, yaşatılması/replikalarının yapılması için gösterilen çabalarla da beslenir.

    Ülkemize bakacak olursak; küçük, ucuz “kürekli veya yelkenli” tekne tiplerinin varlığı/üretimi/barınma olanakları amatör-sportif denizciliğin gelişmesini/yaygınlaşmasını besleyecek başlıca koşullardan biriyken bu konuda çağdaş standartların çok gerisinde kaldığımızı, bazı örneklerini artık denizlerimizde değil Koç Müzesi, Deniz Müzesi gibi müzelerde görebildiğimiz kürekli veya yelkenli eski/klasik tekne tiplerinin de artık kaybolduğunu ya da nadir hale geldiğini görüyoruz.

    Yayımlanan “Bağlama Kütüğü” istatistikleri değersiz verilerden ibaret olduğu için kütüğe kayıtlı teknelerin boyları, yelkenli tekne sayısı, motor gücü ya da 50 ya da 100 yaşında kaç tekne var gibi ayrıntıları bilemiyoruz.

    Bir de restore etme/edebilme sorunumuz var. Geleneksel tekne üretim usullerinin ve ustalığının kaybolmaya yüz tutması nedeniyle tekne sahipleri açısından var olanları klasik halleriyle (arma/donanım…) yaşatmak, geleceğe aktarmak zorlaşıyor. Tekne ustalarının yerini sıradan marangozlar alıyor. Kimi kurumların restore etmek yerine onarma/yenileştirme adı altında tekneleri ve tarihi deforme ettiğini üzülerek görüyoruz…