| |

Amatör Denizciler İçin Yeni “Sınav/Eğitim veya Vesayet” Sistemi

Sezar Atmaca

UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 18 Ocak 2023’te amatör denizcilerin eğitim/sınav/tekne kullanma şartlarını yeniden düzenleyen bir yönetmelik yayımladı. Uygulamalı eğitimi de içeren proje için TYF/Türkiye Yelken Federasyonu ile bir protokol imzalandı. Müfredat/uygulama içeriği gibi ayrıntılar henüz kamuoyuna yansımasa da TYF sitesindeki açıklamaya göre (6 Aralık 2022) “Türkiye Yelken Federasyonu, Amatör Denizcilik Belgesi Uygulama Eğitimlerinin Tek Adresi Oldu.”

UAB’nin eğitim/sınav geçmişi hakkında kısa bir hatırlatma yapalım (ayrıntılarına bu klasördeki yazılardan ulaşılabilir): UAB tarihinde ilk defa “Yetki Devri Sözleşmesi” ile özerk bir federasyona (ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu’na) devrettiği ve bu sayede bürokrasiyi azaltan/aracıları ortadan kaldıran on-line yapılmaya başlanan sınav sisteminden vazgeçip, 2014’te pratik eğitim iddiası ile ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi’ni başlattı. Bir süre sonra Stratejik Plan’da “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. 2018’de pratik eğitim iddiasından vazgeçilip ADES rafa kaldırıldı. ADED/Amatör Denizci Eğitim Programı (25 sayfa)  ile “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” için mevcut mevzuat yok sayılarak ilan edilen rakama ulaşabilmek adına her yol denedi. Son yenilik olarak 5 Aralık 2022’de Sepetçiler Kasrı’nda yapılan “Bir Milyonuncu Amatör Denizci Belge Teslim ve Protokol İmza Töreni”nde TYF ile yapılan protokol açıklandı.

Ayrıntılarını bilmiyoruz ama UAB/TYF protokolünde bir “yetki devri” yok, tersine bir “görevlendirme” hatta bürokrasinin etki/yetki alanını genişletmesi, vesayetin artışı söz konusu.

Malum TYF’nin kendi dışında gelişen eğitim sistemini kontrol altına almak için 2010’da başlattığı TUYEP/Türkiye Ulusal Yelken Eğitim Programı var. Ekim 2021’de TUYEP’in “dününü bugününü” değerlendirirken sistemin niceliksel olarak iyileştirilebilmesi için “UAB, TYF ile işbirliği yaparak Yelkenli Yatçılık2/YY2 eğitimini tamamlayanlara da ADB/Amatör Denizci Belgesi verilmesi gibi düzenlemeler yapabilir.” diye yazmıştım ancak bu önerinin gerçekleşebilmesi için bir “yetki devri” gerekiyor.

TYF, TUYEP’i yaygınlaştırmak için böyle bir “görevlendirmeye” istekli miydi, yoksa zorunlu mu kaldı? Uygulama eğitimi denizcilere kaç liraya verilecek, eğitim müfredatı ve eğitim teknesinin sorunları vb. konuların/soruların değerlendirmesini yazının sonuna bırakıp 18 Ocak 2023’te Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliği ele alalım (“Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik”):

  1. Yeni yönetmelikte ADB/Amatör Denizci Belgesi/Certificate of Competence for Operators of Pleasure Craft olarak düzeltilmiş ve ADF zamanındaki doğru uygulamaya dönülmüş. Peki 2018’den sonra yüzbinlerce amatör denizciye verilen ADB’lerdeki “Amateur Seaman’s Certificate” ve diğer İngilizce yanlışlarını içeren belgeler ne olacak?
  2. Eski Yönetmelikte özel tekne sayılan “su sporlarında faaliyeti olan dernek/vakıf tekneleri” özel tekne tanımından çıkarılmış, sadece bağlama kütüğü ruhsatnamesi veya gemi sicil tasdiknamesi düzenlenmiş olan 2,5-24 metre arası tekneler “özel tekne” sayılmış. Sadece “kaydı olan tekneler” özel tekne sayılacaksa, diğerleri ne sayılacak? “Tanımlar ve Kısaltmalar” maddesinde “…yer almayan tanımlar için ilgili mevzuatta yer alan tanımlar geçerlidir.” de denmiş ama bildiğim kadarıyla  buradaki sorunu çözecek başka bir mevzuat hükmü de yok. Bağlama Kütüğü mevzuatı da “özel kullanıma mahsus gemi, deniz ve içsu araçları”ndan ve “spor kulübü/federasyon teknelerinin talep halinde bağlama kütüğüne kayıt edileceği”nden söz eder. Eski yönetmelikte olduğu gibi  “özel tekne tanımı” ile “özel tekne kaydı” ayrı fıkralar halinde düzenlenirse sorun halledilebilir.
  3. Eski yönetmelikteki boyu 7 metre/sürati 7 milden fazla tekneleri 16 yaşından küçük ADB’li kullanamaz şartı yeni yönetmelikte 18 yaşından küçük ve 5 metre olarak değiştirilmiş ve sürat şartı kaldırılmış. ADB almak için 15 yaşında olma şartı yeni yönetmelikte 16 yaşına çıkarılmış. Anlaşılan bürokrasimiz “Z kuşağına” pek güvenmiyor.
  4. Bir özel tekneyi sahibi dışında biri kullanacaksa düzenlenmesi gereken “Yetki Yazısı”nın tekne sahibi ile yetki verilen kişinin ıslak imzalarını taşıması yanında “Noter veya liman başkanı tarafından tasdikli olması” şartı da getirilmiş. Oysa eski yönetmelikte tekne sahibi ile yetkili kişinin ıslak imzası yeterliydi. Haftasonu ya da tatil günlerinde veya mesai saati dışında hangi noter, hangi liman başkanı tasdik edecek acaba “Yetki Yazısı”nı?
  5. 2008 yönetmeliğinde  basit olan sağlık muayenesi şartı (KBB+göz muayenesi)  2018’de değiştirilerek “birinci grup sürücü belgesi sınıfları” için istenen sağlık şartları ile eşdeğer kılındı ve sürücü belgesi olanlar muaf tutuldu. Yeni yönetmelikte ise “birinci grup” şartı “sürücü belgesi sınıfları” olarak değiştirildi. Yani sağlık raporlarının birinci gruba göre mi yoksa muayene şartları daha ayrıntılı/ağır olan ikinci gruba göre mi düzenleneceği belirsiz hale geldi.
  6. Sınavlar internet ortamında çevrimiçi dört seçenekli test yöntemiyle yapılacak niyeyse soru sayısı 50’den 25’e düşürülüp, başarı puanı da 60’dan 70’e çıkarılmış. Ancak sınav konularında önemli bir problem var ki eski yönetmelikte yer alan “deniz hukuku” sınav konularından çıkarılmış. Yani ör. “kaptanın sorumlulukları” hakkında ya da 4922 sayılı Denizde Can ve Mal Güvenliği Kanunu  ile ilgili artık soru sorul(a)mayacak!
  7. Yönetmeliğe göre (Ek-2) “Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü’nün son baskı”sının teknede bulundurulması zorunlu. Sorun şu ki bu notik yayının adı değişti (bkz. Haftalık Denizcilere İlanlar, 21 Mart 2020/Notik yayınlara ait düzeltmeler ve duyurular ) ve 2020’de yapılan yeni baskısı “Denizde Çatışmayı Önleme Yönetmeliği” adıyla yayımlandı. Yeri gelmişken “son baskı” uygulaması saçmalığına da değineyim. Bu notik yayın içeriğinde bir değişiklik olmaksızın bazen birkaç senede bir basılıyor ör. 2013, 2014, 2017…, 2020. Hatta 2020’de Yönetmelik adıyla basılanın “2. Baskı”sının da çıktığını biliyorum ama baskı yılını bilmiyorum (2021, 2022?). “Son baskı” zorunluluğunun yönetmelikten çıkarılarak bu keyfiliğe son verilmesi önerilir. (Yazı yayımlandıktan 15 gün sonra “Denizde Çatışmayı Önleme Yönetmeliği’nin 2. baskısını 135 liraya satın aldım. Baskı tarihi Şubat 2022 olan kitabın Önsöz’üne “2.7.2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nın 21. maddesiyle Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü ibaresi Denizde Çatışmayı Önleme Yönetmeliği olarak değiştirilmiştir.” maddesi eklenmiş. Malum 700 sayılı KHK Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uyum için çıkarıldı. Ama yayımlandığı 1977’den beri tüzük olan bir mevzuata -UDÇÖT- bugün yönetmelik denmesi eski çağlarda kalmış bir yönetim sisteminin uygulanmaya çalışılmasının çaparizlerinden biri. Kitapta kapak dışında başka bir değişiklik yok ama KHK’nın tarihi yanlış yazılmış; KHK’nın yayım tarihi 2.7.2018 değil, 7.7.2018)
  8. İdari para cezalarındaki artış da göz kamaştırıyor. ADB olmadığı halde tekne kullanma 2018’de 1000 lirayken şimdi 10 bin liraya yükseltilmiş. ADB ile ticari faaliyette bulunmanın cezası da 50 bin lira yapılmış.
  9. Yönetmeliğin önemli kısmını sona bıraktım. Yeni yönetmeliğe göre amatör denizci eğitiminin üç aşamasını sırayla ve başarıyla geçen ADB alabilecek:
    • çevrimiçi teorik eğitim (15 günde bitiremeyen tekrar edecek)
    • uygulamalı eğitim (randevu sonrası 90 gün içinde girilmeli)
    • on-line sınav (başarısızlık halinde bir hafta aralıkla 4 kez girilebiliyor, hâlâ başarısız olan sınav için tekrar teorik eğitimi alacak)

Uygulamalı eğitimi kimin/nasıl vereceği ve eğitim müfredatı henüz belli değil. İdare belirleyecekmiş.

Eski yönetmelikte ADB sınavı yetkilendirmesi için özerk federasyon veya federasyon standardı/kriteri vardı ve sonrasında sınav yetkisi ADF’ye verilmişti. Oysa yeni yönetmelikte uygulamalı eğitimi kimin vereceği hakkında hiçbir kriter/standart belirtilmemiş. Gerçi  TYF uygulamalı eğitimin tek adresi olduğunu açıkladı ama UAB, TYF’nin örgütlü olmadığı yerlerde uygulamalı eğitim için başka yetkilendirmeler yapar mı acaba?

Nasıl bir müfredat, nasıl bir uygulamalı eğitim?

UAB/TYF protokolü ve uygulamanın esasları belli olduğunda daha doğru değerlendirmeler yapılabilir ama şimdilik sorularla bir çerçeve çizmeye çalışalım:

Üç aşamalı (teorik eğitim + uygulamalı eğitim + sınav) bu modelde anlatılan/yazılan bilgilerin denkliği/uyumluluğu/standardı nasıl sağlanacak?

Yayımlandığında ADES’i (ve ADED’i) içerik olarak değerlendirmiştim, yanlışların/hataların ne kadarı düzeltildi bilmiyorum ama artık ADBS/Amatör Denizci Bilgi Sistemi adıyla elektronik ortamda teorik eğitimin kaynağı bu program.

Uygulamalı eğitim neye göre yapılacak? TUYEP’in MEB’e onaylatılmış hayli sorunlu eğitim programları var ama hâlâ bir eğitim kitabı yok. Eğitimi kim verecek? Son rakamları bilemiyorum ama Ekim 2021 rakamlarıyla TYF/TUYEP’e akredite okul sayısı 20, eğitmen sayısı 150 idi. TUYEP rakamları sistemin yaygınlığına işaret etmiyor, TYF’nin örgütlü olmadığı yerlerde uygulamalı eğitimi kim/nasıl verecek, ya da buralarda verilmeyecek mi?

Uygulamalı eğitim nasıl bir teknede yapılacak, motoryat vb. bir tekne de kullanılacak mı, tekne standardı aranacak mı? Eğitim teknesi standardı TUYEP’in MEB’e onaylattığı eğitim teknesi olursa bu teknenin donanımının aşırılığı gibi bugüne dek görmezden gelinen sorunlar nasıl halledilecek? UAB’nin 2019’da bir eğitim teknesi projesi duyulmuş ama kamuoyu ile paylaşılan bir bilgi olmamıştı. Acaba bu proje de yeni sınav-eğitim sisteminin bir parçası mı olacak?

Uygulamalı eğitimin bedeli ne olacak, kim/nasıl belirleyecek? Kulüplerin bu konudaki masraflarının/ihtiyaçlarının karşılanması için UAB’nin bir katkısı olacak mı?

Vesayetin Artışı

TUYEP programının dünü ve bugününü değerlendirirken (Ekim 2021): “Denizcilik bürokrasisinin amatör-sportif denizcilikle ilgili son 15 yıllık uygulamaları federasyonlarımızın güçsüzlüğünün ya da devlet vesayetindeki spor anlayışı ile ne kadar özdeşleşildiğinin işareti de sayılabilir.” diye yazmıştım.

UAB zaten uygulamalı eğitim vermediği için UAB/TYF protokolünde bir “yetki devri” söz konusu değil. Yönetmelikteki tanım yetkilendirme olsa da “görevlendirme” daha uygun bir tanım. Ancak devlet gücüne /zihniyetine/mevzuata bel bağlayarak/yaslanarak “büyüme” peşindeki bir TYF  yönetimi de söz konusu olabilir.

UAB’nin bürokrat fantezilerinden öteye geçemeyen, dünyadaki gelişmelerden/oluşumlardan bihaber bu tür “yaptım-oldu” projeleri kısa vadede bir hareketlenme/değişim sağlasa da uzun vadede amatör sportif denizciliğin gelişimine bir katkısı neredeyse yok.  İnsan merak ediyor uygulamaya konulan birbirine zıt hedefleri/iddiaları olan bu projeler öncesinde UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda nasıl bir tartışma/araştırma oluyor, ya da oluyor mu? Olduysa neler, kimlerle, hangi kurum ve kuruluşlarla konuşulup/tartışılıyor? Yapılan yanlış uygulamaların bir eleştirisi oluyor mu?

Bu protokolle devletin amatör denizciliğe daha fazla el attığı, ADB alabilmek için bürokratik işlemlerin daha da arttığı söylenebilir. Sorgusuz-sualsiz verilen yaklaşık 750-800 bin ADB’nin sorumluluğu bu yolla mı hafifletilmek isteniyor diye de düşünüyor insan.

Sorunları ve bürokrasinin amatör sportif denizciliğe bakışını tekrar etmenin faydası yok. Geçmiş uygulamalara bakıldığında UAB’nin yetkilerini “kendiliğinden” paylaşması uzak bir ihtimal. Bu paylaşım ancak amatör-sportif denizciliğin kendisini ve UAB’nin idari zihniyetini değişim rüzgârına sürükleyecek bir dinamiği olması ile mümkün olabilir. Tekrar hatırlatmak isterim: “…amatör/sportif denizciliği geliştirmek merkezi gücün paylaşılarak sivil toplumu cesaretlendirecek, bürokrasiyi azaltacak demokratik uygulamalarla mümkün. Amatör/sportif denizciliğin gelişebilmesi başta UAB olmak üzere İdare’nin yetkilerini federasyon, kulüp, dernek, şirket vb. kuruluşlar eliyle kullanmasına, paylaşmasına bağlı.”

“Uluslararası düzeyde bir gelecek ve niteliksel gelişmelerin olabilmesi için kanunlar değişmeli, federasyonlar  devletin birer teknik dairesi olmaktan çıkarılmalı, yetkileri kanunla belirlenmeli, ADB /KMT gibi amatör denizcileri ilgilendiren belgeleri federasyonlar vermeli, ülkenin özgül durumuna uygun modeller bulunmalı, bunların konuşulabildiği/tartışılabildiği ortamlar oluşturulmalı vs… Federasyonlar kendi alanlarını düzenleyebilmeli, hobi ve spor eğitimleri MEB kapsamından çıkarılmalı, MEB’e  basit izin/sade düzenleme yetkisi, ilgili bakanlıklara denetleme yetkisi verilmeli… Spor şuralarında, akademik makalelerde ileri sürülen bu gibi birçok öneri yıllardır değerlendirilmeyi bekliyor…”

Bu yıl seçim var. Acaba seçime katılacak partilerin programında sınav/eğitim/belge veya barınak gibi, amatör denizcilerle ilgili konularda farklı bir öneri/ufuk var mı, yoksa yapılanların takipçisi/izleyicisi mi olunacak diye de bakmak/sormak lazım…

YAZIYA EK NOT: Devamındaki gelişmeler için bkz.: TYF/Türkiye Yelken Federasyonu’nun ADB Uygulama Eğitimi Programı: “RECAP ve DEBRIEF” / Sezar Atmaca (Mayıs 2023)

MERAKLISINA NOTLAR:

Ayrıntıları merak eden olursa https://denizciningunlugu.org/ adresindeki şu yazılara da bakabilir:

●Denizcilik bürokrasisinin geçmişte karaya oturan fantezilerinin ayrıntısı için: Denizcilik Bürokrasisi Archives – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

●UAB’nin son 15 yıldaki çapa çupa uygulamalarının özeti için: Denizcilik Bürokrasisinin 15 Yıllık Çapa Çupa Uygulamaları – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

●Şimdiki ADBS’nin geçmişteki benzer uygulamaları ADES ve ADED için: ADES /Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin Dünü ve Bugünü… – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

●“Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”nin saçmalığı ve hukuksuzluğu hakkında: Bir Milyon Amatör Denizci Projesi’nin Dünü ve Bugünü… – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

●Çözmek yerine sorun doğuran değişiklikleri ve nedenleri ( “mevzuat hazırlık sürecinin zaafları”) için: Denizcilik Mevzuatındaki Son Değişiklikler – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

●TYF’nin TUYEP eğitim programının sorunları/zaafları, dünü ve bugünü için: TUYEP / Türkiye Ulusal Yelken Eğitim Programı’nın Dünü ve Bugünü… – Denizcinin Günlüğü (denizciningunlugu.org)

Similar Posts

  • |

    Moda Sandalı (Athar Beşpınar’la Söyleşi)

    Sunuş / Kullanımı Kolay Denizci Tekne Arayışları / Sezar Atmaca
    Denizciliği gelişmiş ülkelerin tekne parkları denize açılmayı kolaylaştıran, heveslendiren, “başlangıç tekneleri” de diyebileceğimiz “kürekli veya yelkenli”, özgün, yaygın dingi modelleri ya da küçük tekne tipleriyle doludur. Bu ülkelerde, barınma/örgütlenme/üretim gibi temel konulardaki gelişmişlik, zamanın bilgi ve teknolojisine uygun yeni tekne tiplerinin tasarımının ve üretiminin yanında, eski/klasik teknelerin korunması, yaşatılması/replikalarının yapılması için gösterilen çabalarla da beslenir.

    Ülkemize bakacak olursak; küçük, ucuz “kürekli veya yelkenli” tekne tiplerinin varlığı/üretimi/barınma olanakları amatör-sportif denizciliğin gelişmesini/yaygınlaşmasını besleyecek başlıca koşullardan biriyken bu konuda çağdaş standartların çok gerisinde kaldığımızı, bazı örneklerini artık denizlerimizde değil Koç Müzesi, Deniz Müzesi gibi müzelerde görebildiğimiz kürekli veya yelkenli eski/klasik tekne tiplerinin de artık kaybolduğunu ya da nadir hale geldiğini görüyoruz.

    Yayımlanan “Bağlama Kütüğü” istatistikleri değersiz verilerden ibaret olduğu için kütüğe kayıtlı teknelerin boyları, yelkenli tekne sayısı, motor gücü ya da 50 ya da 100 yaşında kaç tekne var gibi ayrıntıları bilemiyoruz.

    Bir de restore etme/edebilme sorunumuz var. Geleneksel tekne üretim usullerinin ve ustalığının kaybolmaya yüz tutması nedeniyle tekne sahipleri açısından var olanları klasik halleriyle (arma/donanım…) yaşatmak, geleceğe aktarmak zorlaşıyor. Tekne ustalarının yerini sıradan marangozlar alıyor. Kimi kurumların restore etmek yerine onarma/yenileştirme adı altında tekneleri ve tarihi deforme ettiğini üzülerek görüyoruz…

  • |

    “Pupanız Yelken Olsun…”

    Bakanlığın yıllar önce onbinlerce bastırıp dağıttığı bir kitapta[1] yer alan, başlıktaki anlamsız/uyduruk kullanımı okuyunca, güler misin ağlar mısın demiştik ama son 20 yıldır UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının  (Denizcilik Genel Müdürlüğünün) amatör denizcilerle ilgili yayınları/mevzuat değişiklikleri gülüp geçilecek gibi değil ne yazık ki.

    Bu yıl başında amatör denizci sınavı/belgesi, tekne kullanımı/donatımı ve denetimi/yaptırımları hakkındaki “Özel Teknelerin Donatımı ve Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik” yeniden değişti ki bu, 2004’ten beri, amatör denizcilik mevzuatındaki (dördü asli) onuncu değişiklikti.[2] Bu ve benzeri yalpalamaların[3] temelinde UAB’nin gemiadamı bürokratlarının amatör denizciliği ticaret denizciliğinin gözüyle “iş-meslek” olarak algılayan, özel/ticari tekne farkını, hukukunu önemsemeyen, dünyadaki örneklerden habersiz, gel-gitli donanımsız özgüveni yatar.
    Ocak ayında yayımlanan Özel Teknelerin Donatımı… yönetmeliği Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek. Bu yönetmelikte de çok çapariz var ama bunların hepsini değil, önemli gördüklerimi ele alacağım. Çünkü önceki yönetmeliklerdeki hataları/yanlışları birçok yazıda karşılaştırmalar yaparak/önerilerle, ayrıntılı olarak ele almaya çalışmıştım, ancak zorunlu ya da kısmi düzeltmeler yapılsa da endâzesizlik sürüp gitti. Örneğin belgelerdeki (ADB) İngilizce yanlışları 2023 yönetmeliği ile düzeltilse de yakın geçmişte “dağıtılan” yüzbinlerce belgedeki yanlışlar düzeltilmeyi bekliyor. Tekneyi başkasının kullanabilmesi için sahibinin ıslak imzası yeterliyken, değişiklikle noter/liman başkanlığı onaylı yetki yazısı zorunluluğu getirilmişti ki, bu yönetmelikte eş ve çocuklar için kaldırılarak kısmen iyileştirildi (ama liman başkanlığı onayı paralı hale getirildi: 1000 TL).

    Yanıt gelmeyecek olsa da not düşmek isterim: Bu değişiklikler yapılırken ilgili kurumlarda nasıl bir tartışma/araştırma oluyor, ya da oluyor mu? Olduysa neler, kimlerle, hangi kurum ve kuruluşlarla konuşulup/tartışılıyor? Tekne filomuzun/coğrafyamızın özel durumu dikkate alınıyor mu, dünyadaki örneklere bakılıyor mu? Yapılan yanlış uygulamaların bir eleştirisi oluyor mu? Dünyayı dolaşmış “deniz kurdu” diyebileceğiniz denizcilerimizi, muhatap alıp bilgilerinden/deneyimlerinden faydalanmak yerine, “ADB 24 ‘teorik eğitimini’ beş yıl içinde tamamlamazsanız artık 10 metre üzeri tekne kullanamazsınız”, diyebilmek nasıl bir aklın ürünüdür, insan merak ediyor.

  • |

    Bir Milyon Amatör Denizci Projesi’nin Dünü ve Bugünü…

    UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” fantezisinin usülsüzlüklerini/yanlışlarını ele alan biri Bakanlığa da gönderilmiş dört yazı yazmıştım.
    Yazılarda özetle “yeni yönetmelikteki çelişkiler/yanlışlar; yeni ADB belgesindeki Türkçe ve İngilizce imla hataları/yazım yanlışları, çelişkiler; eğitim dökümanının intihali ve yalapşap hali; Sınav Yönetmeliği’ne aykırı, mevzuatı/kuralları yok sayan sınav uygulamaları; ADB bedelinin sınav öncesinde alınmasının hukuksuzluğu…” ve benzerleri yanında “süreci hızlandırmak için de olsa” sınav ücretinin kaldırılması, ADES gibi “abes” bir uygulamanın ihtiyari hale getirilmesi, sağlık raporu kolaylığı gibi olumlu değişikliklere de değinilmişti.
    Beş sene önce “hiç eğitim almadan ehliyet alma döneminin -ADES’le- sona ereceğini” ve “teknede pratik eğitim verileceğini” iddia eden bakanlık “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” ile 180 derecelik bir dönüş yaparak bu iddiasından vazgeçti. Bu U dönüşünün “nedenleri hakkında” ilgililer bir açıklama yap(a)madı. Bakanlık bir şey olmamışçasına ADB eğitim ve sınavlarının liman başkanlıklarınca ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’na göre yapılacak kısa bir eğitim ve basit bir sınav sonrası verilmeye başlandığını ilan etti.
    Aslında Bakanlık “1 milyon amatör denizci sayısına erişmek” hedefini 2013’te yapılan 11. UDH Şurası’nda açıklamış ve Ocak 2014’te ADES projesi ile yola koyulmuştu. Ancak 2019-23 Stratejik Planı’nda gerekçe belirtilmeden “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. Sonrasında ADES yerine ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı ile 1 Milyon Amatör Denizci projesine geçildi.
    UAB mevcut sınav mevzuatıyla (ADES+ADB Sınavı) “1 milyon” hedefine ulaşamayacağını anlayınca mevzuatı yok sayarak/çiğneyerek (hukuktaki karşılığını yazmıyorum…) ilan ettiği rakama ulaşmak için her yolu denedi, uygulamalar yıllar öncesinde kaldığını zannettiğimiz “kadük sınav zihniyetini” bile aratır oldu. Amatör denizcilik camiası olan biteni pek yadırgamadı, kaygılanmadı hatta bu projeyi olumlayan yazılar bile çıktı.
    Bakanlık yapılan eleştirilere/uyarılara aldırmadı, … ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtım hızında dünya rekoru kırıldı, verilen ADB belgelerindeki imla hatalarına ve kelime yanlışlarına bile dokunulmadı, hiçbir amatör denizci de “belgemde yazım yanlışları var, düzeltilsin” diye müracaatta bulunmadı. … ADF’nin çabalarıyla “gemiadamları mevzuatından” çıkarılarak profesyonel denizci (“seaman” “seafarer”) olmaktan kurtulan amatör denizciler yeni belgelerinin İngilizcesinde yine gemiadamı (seaman) oldular.

  • |

    Deniz Meteorolojisi ve “Denizde Amatör Hava Tahmini”

    Amatör denizcilere yönelik yayınlar hayli az olduğu için amatör denizciler meteoroloji/hava tahmini konusunda uzun yıllar yazılı kaynak olarak sadece profesyonel denizcilere yönelik kitapları ve dergilerde çıkan makaleleri kullandılar. Yazıları, çevirileri, radyo/TV yayınları, dersleri, brifingleri, kurslarının yanında amatör denizcilerle kurduğu sıcak ilişkilerle bu gidişatı değiştiren 15 Eylül’de yitirdiğimiz meteoroloji yüksek mühendisi Gökhan Abur (1943-2023) hocamızıdır. Gökhan hoca uzun yıllar Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Bölümü’nde çalıştıktan sonra 2003’te emekli olmuştu.
    Gökhan Abur hocamızı 1999’da kurucu ortağı olduğum Atlantis Yatçılık’ta verdiği “Meteoroloji ve Denizde Hava Tahmini” dersleri vesilesiyle tanıdım. Davudi sesiyle, tahtaya yaptığı çizimlerle işlediği konuları tane tane anlatarak sizi adeta “havaya sokar”dı.
    (…)
    Gökhan Abur hocamız her ne kadar amatör-sportif denizcileri meteoroloji/hava tahmini konusunda aydınlatmaya çalışmışsa da Boat Show’larda/internet sayfalarında sunum yapan amatör meteorologlar hiç eksilmedi.  Yazıları ve kitaplarıyla[1] tanıdığımız iki değerli biliminsanı Mustafa Sarı (su ürünleri) ve Mikdat Kadıoğlu (meteoroloji/afet yönetimi) Deniz Meteorolojisi (Alfa Yayınları, 2022) kitabında ABD’de yanlış bir tahmin nedeniyle linç edilerek trajik bir şekilde hayatını kaybeden hava tahmini yorumcusunun hikâyesine atıf yaparak “hava tahmininin ne kadar zor ve sorumluluk gerektiren bir iş olduğunu anlamışsınızdır” diye bu konuda bizleri uyarıyor ve sınırları çiziyorlar…

  • |

    Çocukların Beyni Çöplük Değil

    Bürokrasinin kamu kaynaklarını heba eden ama hiçbir zaman alabora olmayan zihniyetine güzel bir örnek olan Küçük Denizcinin El Kitabı. Kitapçık 2007’de 600.000 basılıp okullara ve denizcilikle ilgili kulüplere dağıtıldı. Kapakta Denizcilik Müsteşarlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, arka kapakta ise bunlarla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı, Deniz Ticaret Odası, İDO, Denizciler Dayanışma Derneği, TURMEPA, Dak-Sar, Denizce amblemi var ama arka kapaktakiler muhtemelen dağıtım ağını genişletmek için eklenmiş/gönüllü katılmış kurumlar. 2016’da WİM/West İstanbul Marina “sosyal sorumluluk projemiz hakkında bilgi” notuyla bölge okullarında aynı kitapçığın İlçe Milli Eğitim ve Kaymakamlık oluruyla bastırılıp dağıtılacağını duyurdu ve dağıttı. Motor Boat dergisi de WİM’in dağıttığı bu kitapçığı dergi eki olarak okuyucularına verdi…
    İzmir DTO/Deniz Ticaret Odası da bu kitapçığın benzeri 34 sayfalık “Ben Denizciyim” kitapçığını bastı. Gazete haberlerine göre üstelik bu kitapçık TED İzmir Koleji ile İzmir DTO arasında imzalanan bir protokolle “Denizci Öğrenci Yetiştirme Projesi (DÖYEP) kapsamında çocuklara rehber kitapçık olarak dağıtıldı.
    İskenderun Ticaret Odası’nın çocuklar için hazırladığı Boyama Kitabı‘nın (2017) künyesi yok, çizeri, hazırlayanı kim belli değil, çizimler özensiz/kötü. Belli ki içeriği düşünüp/tartışıp/konuşmak için zaman harcanmamış.
    Çocukların beyni çöplük değil, nasıl beslerken dikkat edilmesi gerekiyorsa, bir şey hazırlarken de asgari titizlik/özen gösterilmeli.

  • Denizcilik Mevzuatındaki Son Değişiklikler

    Uluslararası denizcilik istatistiklerine baktığımızda (ör. kulüp/tekne/sporcu sayısı vb.) Avusturya, İsviçre gibi kara ülkelerinden bile geride kaldığımızı söyleyebiliriz. Bugüne dek geçerli olan spor anlayışı ve modeliyle (BTGM/GSGM) varabildiğimiz nokta burasıdır.

    Amatör denizcilik/kulüpler/sporculuk açısından, yani teknesi ticari kayıtlı değil, kendi adına kayıtlı, sandalını, yelkenlisini, motoryatını amatör denizci belgesiyle kullanan ve amatör olarak bu sporla uğraşan kulüpler, sporcular açısından baktığımızda yıllardır yapılan mevzuat değişikliklerinin, başarısız kalması ya da Türk bayrağından kaçış gibi yeni sorunlar doğurması, olumlu uygulamaların kalıcı olamaması; kısacası mevzuatın denizciliği geliştirmeye katkısının hayli zayıf olması artık kanıksanmış bir durum. Oysa yapılan değişikliklerin mevcut durumu iyileştirmesi beklenir, istenir. Ancak tekne sahiplerini (özel/ticari) ve spor kulüplerini ilgilendiren yeni değişiklikler de (5897 sayılı yasayla MTV’nin kaldırılıp, bağlama kütüğü-ruhsatname/vize harcına geçilmesi/6 Mayıs; 30 Kasım’a kadar KDV/ ÖTV’yi %27.44’ten %1’e indiren karar ve Türk bayrağına geçişe kapı açan tebliğ/ 22 Ağustos; Özel Tekne Yönetmeliği’ni değiştiren Yönetmelik/13 Eylül; Bağlama Kütüğü Uygulama Yönetmeliği/14 Eylül) beklentileri karşılamaktan ve amatör denizciliği geliştirmekten hayli uzaktır.