|

Amatör Denizcilikle İlgili Bir Üniversite Araştırmasının Hali

Sezar Atmaca

Amatör-sportif denizcilikle ilgili veri, araştırma kıtlığı malum. Ekte tamamını sunduğum 2020’de yapılan “Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyinin Tesbiti” (Ahmet Mazmanoğlu-Uğur Altınağaç) başlıklı bir yüksek lisans tezi kapsamındaki makaleyi görünce “ne güzel hem de bir üniversitede araştırma konusu olmuş amatör denizcilik” diye sevinmiştim. Ancak tezle ilgili altı sayfalık makaleyi okuyunca sevincim vasat bir rüzgâr hamlesi kadar bile sürmedi.

Karşımda sadece UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın resmi açıklamalarını, propaganda metinlerini, Bağlama Kütüğü verilerini esas alarak hazırlanmış, 2018-2023 arasında bir milyon ADB sayısına ulaşmak için başlatılan yeni sınav sistemi olan “Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”ni güzelleyen bir araştırma makalesi vardı. Araştırmayı “akademik” açıdan değerlendirmeye çalışsak da tezi hazırlayan araştırmacının e-posta adresinin “…@uab.gov.tr” olması (yani UAB memuru olması) aslında araştırmanın halini ve neden bu duruma düşüldüğünü de açıklıyordu.

Araştırmanın konusu

Araştırma makalesi (metnin tamamı ekte)

Araştırma, “Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyinin Tesbiti” başlığını taşısa da alanı hayli dar. Çerçevesi “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” kapsamında yapılan ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavları ile sınırlı. Araştırmacıların söyleyişiyle “Bu çalışmada; Çanakkale örneği ile Amatör Denizciliğin gelişiminde önemli bir adım olan belgelendirme ve eğitim süreçleri katılımcılarla yapılan anketlerle değerlendirilmeye çalışılmıştır.” Özetle araştırma, ADB sınavına girenlerin sınav öncesi aldıkları “eğitim”in ve toplam 522 katılımcıyla yapılan evet/hayır şıklı, 19 soruluk bir anketin verilerinin değerlendirilmesi ile sınırlı.

“1 Milyon Amatör Denizci Projesi” kapsamında ADB sınavına girenler, sınav öncesinde birer cümlelik 60 maddeden oluşan “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı” adı verilen, denizcilik bilgilerinin gözden geçirildiği (anlatıldığı, okunduğu ya da gösterildiği) bir eğitime katılmak zorundaydılar.

UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın  amatör denizcilikle ilgili sınav ve diğer uygulamalarını birçok yazıda eleştirmiştim. Bakanlık, araştırmacıların 2020’de ele aldığı “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” kapsamında başlattığı ve 2018-2023 arasında uyguladığı bu sınav sisteminden 2023’te vazgeçti. Bakanlığın savrulmalarının görülmesi için sınav sisteminin yaklaşık son 20 yılını hatırlatmakla yetinelim:

•2005-2013: ADF’ye yetki devri ile sınavların ilk defa çevrimiçi (on-line) yapıldığı dönem.

•2014-2018: ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi ile “pratik eğitim iddiası” dönemi.

•2018-2023: Bir Milyon Amatör Denizci Projesi dönemi. (Araştırmacıların ele aldığı dönem)

•2023’ten sonra : Üç aşamalı (internette teorik eğitim/UAB + teknede uygulamalı eğitim/TYF + on-line sınav/UAB) yeni sınav/eğitim dönemi.

UAB’nin konuyla ilgisiz ve internette birkaç dolara satılan görsel malzemeyle hazırlattığı proje tanıtım afişi…

“1 Milyon Amatör Denizci Projesi” ile ilgili usülsüzlükleri/yanlışları, belgedeki yazım yanlışlarını ele alan, biri Bakanlığa da gönderilmiş “ADB’de Yeni Aşama: Her Yol Mubah Seferberliği” / “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Guinness Rekorlar Kitabı’na Aday…(Olabilir mi?)” gibi ironik başlıklar da taşıyan dört yazı yazmıştım. Eğitim kitapçığı olarak ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’nın kullanıldığı bu projede mevcut mevzuat yok sayılarak, ilan edilen rakama ulaşabilmek adına her yol denendi. Beş senede (2018-2023) %100 sınav başarı oranıyla, yaklaşık 800 bin ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtıldı. Bu projenin ve söz konusu eğitim dökümanının eleştirisini tekrar etmeyeceğim, merak edenler için yazıların linkini buraya bıraktım.

Meraksız araştırmacılar

ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavlarını, sınav öncesi katılımı zorunlu eğitimi merkeze alan böyle bir araştırma için doğal olarak ele alınması zorunlu iki başlık var:

1) ADB/Amatör Denizci Belgesi sınav mevzuatı,

2) “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı”nda yer alan bilgilerin okunarak, slaytla gösterilerek ya da sınav sonrası toplanmak üzere dağıtılarak yapıldığı zorunlu eğitim.

Ancak araştırmacılar bu iki konuda idarenin “açıklamalarını” yeterli bulmuş olacaklar ki ne mevzuatı ne de “Eğitim Dökümanı”nı merak etmişler.

Önceki sınav sistemlerini, yapılan değişiklikleri ve nedenlerini merak etmemişler.  Tıpkı araştırmanın yapıldığı 2020 yılında geçerli sınav mevzuatını merak etmedikleri gibi. Bu mevzuata göre ADB için “50 sorulu/dört seçenekli” (geçme puanı 60) bir sınav yapılması gerekiyordu. Ama araştırmacılar sınavda kaç seçenekli/kaç soru sorulması gerektiğini merak etmeyip “sınav öncesi kursunda verilen konulardan en az 60 puan” almanın yeterli olduğunu belirtmişler.  Oysa sınavı düzenleyen liman başkanlıkları hedef koyulan “Bir Milyon” rakamına ulaşabilmek adına farklı “keyfi uygulamalarla” belge “dağıttı”.  Örneğin Gelibolu Liman Başkanlığı doğru/yanlış seçenekli sadece 20 soru, Güllük Liman Başkanlığı doğru yanlış seçenekli 20 soru+çoktan seçmeli 4 seçenekli 30 soru (toplam 50 soru), keza İstanbul Sefaköy/Beşyol Gemiadamları Sınav Merkezi yine aynı şekilde doğru/yanlış seçenekli 20 soru+4 seçenekli 30 soru (toplam 50 soru) sordu ya da İdareyle ilişkisi olanlara bürokratik işlemlere gerek kalmadan belge düzenlendi.

Araştırmacılar sınava başvuran adaylardan sınav sonucu belli olmadığı halde Belge Harcı’nın neden peşin olarak alındığını da merak etmemişler.  Mevcut sınav yönetmeliğine aykırı olarak yapılan sınavları meşru kabul edip, usülsüzlükleri yok saymışlar. Yaptıkları ankette “katılımcıların %40’ı sağlanan kolaylıklar olmasa sınava girmeyeceğini” belirtmişken (soru 16), furya halinde (“her yol mubah seferberliği”) belge dağıtımını sistemin başarısı olarak sunmuşlar; %100 başarı sağlanan bir sınav/eğitim düzeninin koşullarını ve bu başarının nedenlerini sorgulamamışlar. Aksine “…eğitime katılan ve belge alan kişi sayısının son 2 yılda 522 bin kişi olması projenin başarılı olduğunun göstergesidir.”  tesbitinde bulunmuşlar.

Yüzde yüz başarı oranıyla sonuçlanan böyle bir sınav düzeninde katılımcılara sınav, eğitim, başarı gibi konularda soru sorarak gerçek bir araştırma yapmanın, tez hazırlamanın bir anlamı/değeri olabilir mi? Ayrıca yine tekrarlayayım: “…amatör-sportif denizciliğin geliştiği ülkelerde ehliyet sayısı bir başarı/gelişme ölçüsü olarak görülmez. …Ehliyet sayısının artışı denizi kullanan/denize çıkan insan sayısını göstermediği gibi insanların öğrenme düzeyinin de ölçüsü değildir. Belge değil öğrenilen/öğretilen bilgi değerlidir. Denizcilik, denizi kullanan/denize açılan, insan/tekne/sporcu/kulüp sayısını arttırmakla gelişir…”

Temel eğitim programı: “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı”

İdarenin hızla belge dağıtabilmek için hazırladığı ve “temel eğitim programı” olduğunu belirttiği “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı” çoğu -izinsiz ve kaynak gösterilmeden- Amatör Denizci Elkitabı’ndan alınan 13 şekil ve birer cümlelik 60 maddeden oluşuyor.  

Yirmi sayfalık Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’ndan bir sayfa (sayfa 9)

Yazılı metinleri “acaba kimse okumadı mı, kontrol etmedi mi?” dedirten bu “Eğitim Dökümanı’nda temel  kaynak olarak kullanılan Denizcinin El Kitabı (Denizcilik Müsteşarlığı, 2010) için Ulaştırma Bakanlığı’na  23.08.2010 tarihinde, “intihal, yanlış, eksik ya da anlatım bozukluklarını, özensizlikleri” 3 sayfada örnekleyerek  “bu tür yayınlar ne denizciliğe, ne de kurumlara bir değer katar” diyen bir dilekçe göndermiştim (linki buraya bıraktım). Denizcinin El Kitabı bir “kaynak değeri” olmamasına rağmen bu eğitim dökümanının da temel kaynağı olmuş. Bu nedenle döküman birçok ifade/bilgi yanlışı ve anlamsız cümle içeriyor. Böylesine niteliksiz bir dökümanı, slaytla göstererek, okuyarak ya da sınav sonrası toplanmak üzere dağıtarak yapılan bilgilendirme faaliyetine belki “tanıtım” denebilir ama “eğitim” denemez. Oysa katılımcılara sorulan on dokuz sorudan 9’u “eğitim” olduğu iddia edilen bu süreç hakkında.

Sınav sonrası, liman başkanlığı işbirliği ile 522 katılımcıya evet/hayır şıklı, dokuzu eğitimle ilgili çoğu bir anlamı olmayan, ikisi hatalı ( 4. ve 9. sorular), on dokuz soru sorulmuş. İstatistiki temsil gücü açısından ayrıca ele alınması gerekse de eğitim durumu, yaş, cinsiyet, yüzme ile ilgili soruların bir veri değeri var. Ancak deneklerin durumu/araştırma ortamı (sınavdan çıkmış deneklere sınav alanında anket yapılması), anketin dayandığı varsayımlar ve ölçme gibi bir anketi değerlendirebilecek teknik veriler açısından da bakıldığında -katılımcıların %84’ünün verilen eğitimi faydalı bulduğu- böyle bir anket yöntemi üzerine bir değerlendirme yapmanın anlamsızlığı ortadadır.  Ayrıca eğitimin uygulamalı olması gerekliliği (%76) cevabı gibi bazı soruların cevaplarını “bir ankete gerek olmaksızın” gözlem ya da başka yollardan edinmek zaten mümkün.

Yanlış bilgiler ve anlamsız kaynaklar

Mevzuatta profesyonel denizci-amatör denizci ayrımı çerçevesinde “ticari tekne-özel tekne” tanımları varken araştırmacıların bu farkı bilmeden “şahsa ait” tekne diye bir tanım uydurmaları (ticari tekne de şahsa ait olabilir –doğru hukuki tanım şahıs değil, “gerçek kişi”dir), bu konuda soru sormaları ve kişilerin “ADB ile şahsa ait 24 metreye kadar tekneleri kullanabileceklerini” ileri sürmeleri araştırdıkları konudan ne kadar uzak olduklarının göstergelerinden biri sayılabilir. Mevzuatımıza göre ADB/Amatör denizci belgesi ile özel tekne kullanılabilir, ticari tekne kiralanabilir ama ticari faaliyette bulunulamaz.

Araştırmanın sonunda yer alan kaynakçadaki “yetersiz ve anlamsız” kaynaklar da araştırmacıların konuya hâkimiyeti açısından değerlendirilebilir. Böylesine güncel bir konuyu araştıran tezde konuyla ilgisi olmayan 1958’de yazılmış Dz. K.K. yayını “Gemi Sevk ve İdaresi” kitabının yer almasının kaynakçayı şişirmek dışında bir anlamı olmasa gerek.  Değişen mevzuattan söz edebilmek için güncel kaynakların kullanılması  gerekirken 1982’de basılmış sınav kılavuzu bize hangi güncel bilgiyi verebilir? Ya da Türkçesi dururken İngilizce IMO kaynaklarına atıfta bulunmanın anlamı nedir? Zaten metin içinde bu tür kaynaklara (örneğin; Anonim, 1958; Anonim 1982) referans verilen yerlerin bu kaynaklarla bir ilgisinin olmadığı açıkça görülüyor.

Araştırmacılar UAB/Bağlama Kütüğü kayıtlarını esas alarak “Çanakkale’de amatör denizci belgesi ile kullanılabilen 725 tekne” bulunduğunu ileri sürmüşler. Oysa Bağlama Kütüğü sayıları asla gerçek durumu göstermiyor. Birkaç tekne/balıkçı barınağı dolaşılsa ya da ankete bu durumu sorgulayacak “(Varsa) Özel tekneniz Bağlama Kütüğü’ne kayıtlı mı?” gibi bir soru eklense anlamlı bir veri elde edilmiş olabilirdi. Çünkü anlamsız bürokratik işlemleri nedeniyle denizciler 5-6 metreye kadar olan teknelerini zorunlu olmadıkça/zor durumda kalmadıkça Bağlama Kütüğü’ne kaydetmiyor. (Bir Bağlama Kütüğü kaydı hikâyesi için şu yazıdaki “UDHB/Bağlama Kütüğü Uygulamaları” bölümüne bakın)

Araştırmacıların haberi olmasa da amatör denizciliğin durumunu değerlendirilirken ele alınması gereken önemli bir nokta10 BG/beygir gücü altındaki teknelerin ADB olmadan da kullanılabileceği gerçeğidir. Bağlama Kütüğü verileri ne yazık ki herhangi bir ayrıntı vermiyor ama yürürlükten kaldırılan Özel Tekne Belgesi (2008-9) istatistiklerine göre özel teknelerin %52’sinin motoru 10 BG’den az. Yani tekne filomuzdaki teknelerin yarısını ehliyetsiz kullanabilmek mümkün.

Akademik durum

Araştırmacıların son değerlendirmeleri “loça ağzından direk tepesine dek” usülsüzlüklerle, hatalarla dolu bu çağdışı uygulamaya “akademik” bir destek, hatta ilgili bakanlık/liman başkanlığı uhdesinde yapılmış bir PR çalışmasının son sözleri sayılabilir:  “…bu çalışmada katılımcılara uygulanan anketler göstermiştir ki, Çanakkale bölgesinde bu yeterliliğe talebin çok yoğun, eğitimlerin çok faydalı ve kişilere denizciliği sevdirme konusunda başarılı bir uygulama olduğu söylenebilir.”

“Araştırma” adı altında “suya-sabuna dokunmayan” böyle bir çalışmanın yapılabilmesi üniversitelerimizin halini göstermesi açısından da üzüntü verici ama ülkemizin uluslararası eğitim endekslerindeki yerine göre bu tür araştırmaların varlığı/yaygınlığı şaşırtıcı olmasa gerek. Ülkemizin Akademik Özgürlük endeksindeki yeri hızla geriliyor. Son verilere göre endeksteki yerimiz 179 ülke arasında 166. sıraya indi. Türkiye’nin endeks puanı ise 2012- 2022 arasında 0,43’ten 0,08’e geriledi.[1] Bir parti üniversitesine dönüştürülmeye çalışılan Boğaziçi Üniversitesi’ndeki akademik ve hukuksal direnişin başarılı olmasını dileyelim.

İktidarın hedeflediği insan ve toplum tasavvuru için dayattığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin gündemde olduğu şu günlerde dileriz araştırmacılar bundan sonra tez/araştırma konularını daha geniş bir çerçevede ele alır, sadece resmi açıklamalarla/verilerle yetinmez, kendi kurumlarına karşı da olsa eleştirel olmaktan kaçınmaz, gelecek projeksiyonu açısından da bir anlamı/değeri olan anketler/çalışmalar yaparlar.


[1] Türkiye Akademik Özgürlük Endeksi’nde Kuzey Kore ile aynı lige düştü: 179 ülke arasında 166. sırada | Euronews (26.12.2023)

Bağlantılı yazı bkz: Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin

Similar Posts

  • |

    Anonim Denizcilik Sözlüğü (pdf) ve Hikâyesi

    Anonim Denizcilik Sözlüğü’nün hikâyesi 2010 yılında ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu yayınlarına editörlük yaparken ADF başkanı Teoman Arsay’ın “değerlendirme yapmam için” PVC kaplı, halkalı klasöre yerleştirilmiş bir sözlük çalışması dosyasını vermesiyle başlar. Dosyayı rahmetli bir gemiadamının akrabaları Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürü Özkan Poyraz’a, o da Ocak 2010’da ADF başkanına vermişti.
    Dosyadaki sözlük çalışması 30 yıl önce, Ağustos 1980’de iyi bir elyazısıyla aydınger kâğıdına Rapido kalemle yazılmaya/çizilmeye başlanmış, T harfine kadar tamamlanmış, 340 sayfalık, her satırındaki el emeği ile farklı bir denizcilik sözlüğü çalışmasıydı. Dosyada yazarla ilgili herhangi bir bilgi olmadığı gibi dosyayı iletenler yazar hakkında herhangi bir bilgi vermemiş, bir irtibat adresi de bırakmamıştı.
    İnceledikten sonra yazarı belirsiz bu sözlüğün “aydınger kâğıda yazılmış orijinal haliyle basılmasını” öneren kısa bir rapor hazırlayarak ADF’ye sundum ve bu çerçevede Mustafa Pultar hocamızın da katkısıyla araştırmaya başladık. (…) Yazar hakkında bir bilgi edinilememesi, 30 yıl sonra da olsa ansiklopedi ve internette yayımlanmış yazarı/kaynağı belirsiz kimi sözlüklerdeki madde benzerliği nedeniyle yayımlanmasından vazgeçildi (Şubat 2011).
    (…)
    Kopyası elimin altında olan ve zaman zaman da faydalandığım bu çalışmanın orijinal dosyasını geçtiğimiz yıl Teoman abi (Arsay) bana verince çalışmayı kitap haline getirip pdf formatında sitede yayımlamayı önerdim.

    Mustafa Pultar hocamızın hazırladığı U, Ü, V, Y, Z maddeleri yazarın yazısına yakın bir puntoyla dizildi ve yazarın çalışma notlarıyla birlikte sözlüğe eklendi. Kitap olabilmesi için yaklaşık 40 yılın yorgunluğu ve ince aydınger kullanılması nedeniyle özelliğini yitirmiş, kırık, dalgalanmış sayfalar temizlenip tarandı, orijinal ölçülerine sadık kalındı, madde başlıkları kırmızı yapıldı, yazar harf başlıklarını düzenli olarak kullanmadığı için sayfa kenarlarına harf bantları (A, B, C…) eklendi. Sözlüğün hikâyesi sunuş yazısı oldu, kitaptaki çizimlerden ön/arka kapak hazırlandı ve her harfinde/çiziminde el emeği, göz nuru olan, klavyenin imkânlarını değil kalemle yazmanın güzelliğini hatırlatan sıradışı görsellikteki elyazması bu sözlük ortaya çıktı.

    Yazarının yaklaşık dört yılda hazırladığı, Teoman Arsay abimizin ve Mustafa Pultar hocamızın katkılarıyla 40 yıl sonra gecikmeyle de olsa sizlere ulaşan bu sözlük, onca emeğine, çabasına karşılık tamamlayamadan deryaya veda eden isimsiz yazarının anısına tüm isimsiz denizcilere/gemiadamlarına adandı.

    Deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun.

    Sezar Atmaca

    NOT: Sözlük birkaç saniye içinde açılır. Sayfa sonundaki İndir’e basarak sözlüğü indirebilirsiniz.

  • | |

    Kitâb-ı Bahriyye’nin Üçüncü Versiyonu “Seyyid Nuh’un Deniz Kitâbı” Hakkında

    Pîrî Reis’in (1470-1553) Bahriye’si (Kitâb-ı Bahriyye) özellikle haritalarıyla birçok Osmanlı coğrafya eserine kaynaklık etmiş, model oluşturmuştur.

    İlk versiyonu (telifi) 1521, ikinci versiyonu ise 1526’da kayda geçen Bahriye’nin günümüzde bilinen 44 kopyasının 16’sı yurtdışında bulunuyor. 2013’te yapılan bir Sotheby’s müzayedesinde 1718 tarihli 121 haritalı Bahriye yazmasının 325.500 sterline satıldığı biliniyor.

    Akdeniz ve Ege kıyılarının atlası niteliğindeki Bahriye’de denizcilikle ilgili demir yerleri, sığlıklar, yerleşim yerleri gibi bilgiler yanında sınırlar, sosyal hayat, coğrafya, bitki örtüsü, su ve benzeri kaynaklar hakkında da birçok farklı bilgi yer alır. Anlatımı Gelibolu’da başlayıp-biten Bahriye kopyalarının bazısında sadece metin (şiir/düzyazı), bir bölümünde hem metin hem de harita vardır. Şiir (nazım) kısımlarını Seyyid Murâdî’nin hazırladığı yazmaların ilk versiyonlarında en fazla 134 harita yer alırken, kapsamı daha geliştirilmiş ikinci versiyonlarında (örneğin Ayasofya yazmasında) 223 harita yer alır.

    Orijinali bulunamayan bu yazma eserin bilinen en eski nüsha tarihi ise 1544. Gemi reisleri veya ilgili (mevki sahibi) kişiler için kopya edilerek çoğaltılan Bahriye nüshalarına bu kopyalamalarda Pîrî Reis’in çizmediği yerler de eklenmiştir.

    Bunlardan biri de üçüncü versiyon Bahriye kopyası sayılan, Seyyid Nuh adında bir denizcinin düzenlediği  Deniz Kitâbı’dır. Seyyid Nuh’un bu kitabına ilk kez F. Babinger, Imago Mundi XI’deki (Leiden 1955, s. 180-182) “Seyyid Nuh and his Turkish Sailing Handbook” makalesinde değinmiştir. 1648-1650 yılları arasında kaleme alındığı tahmin edilen bu eserin bilinen tek nüshası Bologna’daki üniversite kütüphanesinde Luigi Ferdinando Marsigli’nin Arapça-Türkçe-Farsça yazmalar bulunduran “Şark Eserleri Koleksiyonu’nda (Biblioteca Universitaria di Bologna, Manoscritti Arabi) yer almaktadır. F. Babinger’in belirttiği gibi bu elyazması “türünün tek örneğidir ve başka hiçbir yerde saptanamamıştır.”
    Elyazması 1966’da tıpkıbasım olarak Der See-Atlas des Sejjid Nûh (Seyyid Nuh’un Deniz Atlası) adıyla yayımlanmıştır.

  • |

    “Pupanız Yelken Olsun…”

    Bakanlığın yıllar önce onbinlerce bastırıp dağıttığı bir kitapta[1] yer alan, başlıktaki anlamsız/uyduruk kullanımı okuyunca, güler misin ağlar mısın demiştik ama son 20 yıldır UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının  (Denizcilik Genel Müdürlüğünün) amatör denizcilerle ilgili yayınları/mevzuat değişiklikleri gülüp geçilecek gibi değil ne yazık ki.

    Bu yıl başında amatör denizci sınavı/belgesi, tekne kullanımı/donatımı ve denetimi/yaptırımları hakkındaki “Özel Teknelerin Donatımı ve Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik” yeniden değişti ki bu, 2004’ten beri, amatör denizcilik mevzuatındaki (dördü asli) onuncu değişiklikti.[2] Bu ve benzeri yalpalamaların[3] temelinde UAB’nin gemiadamı bürokratlarının amatör denizciliği ticaret denizciliğinin gözüyle “iş-meslek” olarak algılayan, özel/ticari tekne farkını, hukukunu önemsemeyen, dünyadaki örneklerden habersiz, gel-gitli donanımsız özgüveni yatar.
    Ocak ayında yayımlanan Özel Teknelerin Donatımı… yönetmeliği Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek. Bu yönetmelikte de çok çapariz var ama bunların hepsini değil, önemli gördüklerimi ele alacağım. Çünkü önceki yönetmeliklerdeki hataları/yanlışları birçok yazıda karşılaştırmalar yaparak/önerilerle, ayrıntılı olarak ele almaya çalışmıştım, ancak zorunlu ya da kısmi düzeltmeler yapılsa da endâzesizlik sürüp gitti. Örneğin belgelerdeki (ADB) İngilizce yanlışları 2023 yönetmeliği ile düzeltilse de yakın geçmişte “dağıtılan” yüzbinlerce belgedeki yanlışlar düzeltilmeyi bekliyor. Tekneyi başkasının kullanabilmesi için sahibinin ıslak imzası yeterliyken, değişiklikle noter/liman başkanlığı onaylı yetki yazısı zorunluluğu getirilmişti ki, bu yönetmelikte eş ve çocuklar için kaldırılarak kısmen iyileştirildi (ama liman başkanlığı onayı paralı hale getirildi: 1000 TL).

    Yanıt gelmeyecek olsa da not düşmek isterim: Bu değişiklikler yapılırken ilgili kurumlarda nasıl bir tartışma/araştırma oluyor, ya da oluyor mu? Olduysa neler, kimlerle, hangi kurum ve kuruluşlarla konuşulup/tartışılıyor? Tekne filomuzun/coğrafyamızın özel durumu dikkate alınıyor mu, dünyadaki örneklere bakılıyor mu? Yapılan yanlış uygulamaların bir eleştirisi oluyor mu? Dünyayı dolaşmış “deniz kurdu” diyebileceğiniz denizcilerimizi, muhatap alıp bilgilerinden/deneyimlerinden faydalanmak yerine, “ADB 24 ‘teorik eğitimini’ beş yıl içinde tamamlamazsanız artık 10 metre üzeri tekne kullanamazsınız”, diyebilmek nasıl bir aklın ürünüdür, insan merak ediyor.

  • TUYEP / Türkiye Ulusal Yelken Eğitim Programı’nın Dünü ve Bugünü…

    Öncelikle dün de bugün de TUYEP’i hangi açıdan değerlendirdiğimi ilgili yazılardan alıntılarla özetleyeyim. Ülkemiz mevcut spor örgütlenmesi/anlayışı ile “Avrupa’da spor yapma oranı en düşük ülke”. Batı ülkeleri, sporu, devletin düzenleyici, kollayıcı, teşvik edici etkisi altında, “sporun öznesi” kulüp/dernek/federasyon gibi merkezler eliyle yöneterek kitle sporunu, spor kültürünü geliştirirken, bizde spor devlet eliyle yönetiliyor (→ “Devlette spor mu, sporda devlet mi?”). Bu durumu destekleyen/muhafaza eden spor örgütlenmemiz amatör-sportif denizcilikte de hevesi–merakı özendir(e)miyor. Örneğin amatör-sportif denizciliğe toplumsal bir yöneliş olduğunda (ör. 1968 sonrası ya da 2000’ler…) mevzuat/model/kurum/yayın/altyapı olarak bu yöneliş ileri taşınamıyor, geliştirilemiyor, sürdürülemiyor, “niceliksel” artışlarla yetinilmek zorunda kalınıyor, nesiller heba ediliyor. “Federasyonlar (ve seçimleri) doğal olarak siyasi etkilere çok açık. Buna devletin vatandaşa güvenmeyen, iknaya değil hizaya zorlayan zihniyeti ile kulüp ve federasyonların “demokratikleşmeye/paylaşmaya” değil, devlet gücüne /zihniyetine/mevzuata bel bağlayan/yaslanan zihniyeti de eklenince çaparizler çoğalıyor.”

    Uluslararası düzeyde bir gelecek ve niteliksel gelişmelerin olabilmesi için kanunlar değişmeli, federasyonlar devletin birer teknik dairesi olmaktan çıkarılmalı, yetkileri kanunla belirlenmeli, ADB /KMT gibi amatör denizcileri ilgilendiren belgeleri federasyonlar vermeli, ülkenin özgül durumuna uygun modeller bulunmalı, bunların konuşulabildiği/tartışılabildiği ortamlar oluşturulmalı vs… Federasyonlar kendi alanlarını düzenleyebilmeli, hobi ve spor eğitimleri MEB kapsamından çıkarılmalı, MEB’e basit izin/sade düzenleme yetkisi, ilgili bakanlıklara denetleme yetkisi verilmeli… Spor şuralarında, akademik makalelerde ileri sürülen bu gibi birçok öneri yıllardır değerlendirilmeyi bekliyor…

  • |

    Spor Politikası, ADF, TYF, Kulüpler, Gruplar ve Reis Evi

    Amatör-sportif denizciliğin omurgasını oluşturan kulüpler/dernekler ve yer aldıkları ADF ve TYF gibi federasyonlarla ilgili sorunların yayın/toplantı/bildiri vb. yollarla nadiren gündeme gelmesi, yeterince tartışılmaması açıklanması zor bir durumdur.

    Güncel yakıcı sorunlarla (ör. marina fiyatları, barınma sorunu, deniz kirliliği/yapılaşma, mavi kart …) ilgili çabalar, harcanan emekler çoğunlukla karşılığını bulamayıp yetersiz kalsa da sorunlardan haberdar olunması, sorunlara vakıf olunması açısından bu tür girişimler çok kıymetlidir. Denizcilik kültürünün omurgası, denizcilik faaliyeti yürütülürken, bu faaliyet için mücadele edilip, gelişmesi için uğraşılırken oluşur.
    Şüphesiz “içe dönük faaliyetler” olarak tanımlayabileceğimiz, karşılaşılan gündelik sorunların iyileştirilmesi/çözümü için çaba göstermek, çizelge faaliyetlerini sürdürmek, etkinlikler düzenlemek, seyir-gezi organizasyonları ve benzeri çabalar asla küçümsenemez. Ancak amatör-sportif denizciliği ileriye taşıyacak/geliştirecek olan “dışa dönük faaliyetler” diyebileceğimiz yani devlet vesayetinin etkisini azaltacak, sivil toplumu geliştirecek projeler ve temel/yapısal değişikliklerdir. Temel/yapısal değişiklikleri mevzuat değişiklikleri (ör. kanunla verilmiş yetkilerle kendi alanını düzenleyebilme, gelir kaynaklarını oluşturabilme…),  farklı yönetim/kulüp modelleri, amatör yönü besleyecek tekne tipleri, barınma olanakları ve benzeri değişiklikler/arayışlar olarak sıralayabiliriz.

    Olumlu değişimlere yol açacak, ileriye taşıyacak, geliştirecek fikri katkıların/projelerin/yapıların tepeden inme değil ancak aşağıdan beslenen, şeffaf, geniş katılımlı bir denizci insiyatifi, ivmesi/dip dalgasıyla olabileceği söylenebilir. Aşağıdan gelen, beslenen bir ivme de, yaratacağı tartışma ortamıyla, projeleriyle, alanı temsil gücü olan; ilgili politikaların, mevzuatın oluş(turul)masında bahşedilmeyi değil, söz sahibi olmayı, hak aramayı hedefleyen “örgütlenmelerle” oluşturulabilir.

    Son yıllarda federasyonları oluşturan kulüplerden, derneklerden, temel/yapısal sorunları dile getiren, eleştiren, gidişatı değiştirecek kayda değer bir fikir, iddia veya proje duyulmadığı gibi alana yönelik çağdışı uygulamalar camiada ve basın organlarında (gazete, dergi vb.) kapsayıcı bir eleştiriyle karşılaşmıyor, ilgili haberler/yorumlar eleştiri değil de söylenme/yakınma ya da “Sayın bakanım lütfen bu konuya el atın, bir çözüm bulun”  türü “medet umma/beklenti” düzeyini aşamıyor.

  • Cumhuriyetin 100. Yılında Rakamlarla Sportif Yelkenciliğimiz

    “Sağlıklı”, “işe yarar”, “güvenilir” istatistiki veriler amatör-sportif denizciliğin sorunlarının tespiti/tartışılması ve çözümü için yol gösterici olabilir ancak bu konuda yeterli verinin/araştırmanın/çabanın olmadığını biliyoruz.
    HS/Hareketli Salma sınıfları ile ilgili nadir bir örnek Hakan Ertunk’un yıllardır internette yayımladığı karşılaştırmalı istatistikler/değerlendirmelerdir. “2010, TYF hareketli salma sınıfı yarışları değerlendirmesi” yazısından beri takip ettiğim Ertunk’un verilerine yıllar önce de bir sempozyuma sunduğum bildiride dikkat çekmeye çalışmıştım:
    “TYF bünyesindeki kulüplerin sorunları dile getiren, gidişatı değiştirecek kayda değer bir fikri, iddiası veya projesi duyulmadı ama Marina Dragos Yelken İhtisas Kulübü (M.D.Y.İ.K.) Başkanı Hakan Ertunk’un yıllardır internette yayımladığı hareketli salma sınıfları ile ilgili karşılaştırmalı istatistikler/değerlendirmeler nesillerin spor yap(a)madan nasıl heba edildiğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.” (Amatör Sportif Denizciliğin Sorunları, 2016)
    Hakan Ertunk, uzun bir aradan sonra yazdığı “Cumhuriyetin 100. Yılında Rakamlarla Sportif Yelkenciliğimiz” başlıklı aşağıdaki incelemesinde TYF sitesinde yer alan sporcu ve yarışma verilerini tarayarak 2015-2023 dönemi HS/Hareketli Salma sınıflarının durumunu- gidişatını değerlendiriyor, eleştiriyor, önerilerde bulunuyor. Sörf sınıfları (Techno293, Kite, IQFoil vb.), sabit salma sınıfları (SB20, dragon vb.) ya da yat sınıfları bu yazının kapsamında değil.
    Bu tür incelemelerde, değerlendirmelerde, eleştirilerde, önerilerde görmek isteyene fikir verecek yeterince veri olsa da bunların dikkate alınıp, değerlendirileceğini gösteren bir duyumun/işaretin olmaması ise ayrıca karamsarlık sebebi. Dileriz yazıdaki veriler karşılık bulur, değerlendirilir, tartışılır yeni yılda.