|

Setur Marinaları Seyir Defteri’nin Hali

Setur Marinaları’nın müşterilerine dağıtmak üzere hazırladığı “Setur Marinas Seyir Defteri” ile Teoman abinin (Arsay) teknesi “Mat” ta karşılaştım (Haziran 2017). “Bir göz atsana” demişti ama onun da ilk izlenimleri hayli olumsuzdu. Gözden geçirip aşağıdaki e-postayı Teoman abiye yazdım. Sonrasında onun girişimiyle Seyir Defterini hazırlayan marina ilgilisi ile Mat’ta görüştük, “hazırlık sürecini” konuştuk. Bu görüşme çerçevesinde Jurnal (Seyir Defteri) Hazırlanması İçin Öneriler başlıklı ikinci yazıyı görüştüğümüz marina ilgilisine gönderdim. Ancak sonraki yıllarda da hatalarla dolu Setur Marinas Seyir Defteri’nin dağıtımının sürdüğünü biliyorum (herhalde stoklar bitinceye dek dağıtımı sürdürüldü).

Jurnal (Seyir Defteri) Hazırlanması İçin Öneriler yazısındaki jurnal önerileri, bizim denizlerimize göre hazırlanacak “düzgün/denizci” bir jurnal için taslak olarak da düşünülebilir.

Setur Marinas Seyir Defteri” mi, Setur Marinas Hatıra Defteri mi?  

Setur Marinas Seyir Defteri“ne baktıkça sadece şu geldi aklıma: Ne olsa gidiyor memlekette… Dilerim satışa sunulmaz… Yayının yarı Türkçe, yarı İngilizce adını bir tarafa koydum, hazırlayanı/hazırlayanları, onay verenleri merak ettim…
İmkân olsa da oturup hazırlık sürecini konuşsak mesela… (…) ne düşündüler, nereyi örnek aldılar, nerelere baktılar, neyi konuştular? Acaba hiç seyir sırasında navigasyon/hava durumu bilgisi işledikleri bir defterleri oldu mu, ya da bir seyirde bu Seyir Defteri’ni  kullanmayı deneseler  ne olurdu acaba?…
Yol noktası, rotadan kayma… vb. yok… akıntı var… (herhalde “düşme” olacak), ya da hava başlığı altında “durum” yazıyor… neyin durumu…? Sürat bilgisi yok… vs…vs… Tarih sayfa başında… yani her gün için ayrı bir sayfa gerekli, oysa ilk sütunda yer alır tarih…. Sayfa no’su yok, ayracı yok… her yer reklam dolu…, kullanan hangi sayfada olduğunu nasıl bulacak?
“Depar Edilen Liman” “Kaydı Yapılan Tekne” gibi garip ifadelerle (nereye kayıt yaptırıyor tekne?), ya da 16-13 Nisan 27-23 Haziran gibi çaparizlerle dolu metin…
Halk takvimi literatürüne yeni katkılar da var: Sitte-i seyir, Kestane kırası, Koz kayuran, Çabak meltemi… ilk göze çarpanlar.
Ne, niye konmuş diye bir mantık aramak da anlamsız: Örneğin “Tekneye Ait Bilgiler” bölümünde tekne arması/tipi belli değil, teknenin gros tonu yok… ama “uskur” var, “pitch” var… Gemiyi düşünmüşler herhalde… “pitch=uskur adımı olmuş”, pervane hatvesi’nin nesi var? “Motor veya Yelken Seyri”, diye sütun açılmış, ama “basılı yelken” ortada yok…
Mesafe cetveli sadece Setur Marinaları’nı içeriyor… Bodrum gibi bir merkezin bile konulması düşünülmemiş… Sonuna da birkaç sayfa  “Telsiz Jurnali” (!) eklenmiş (ilk defa burada Jurnal geçiyor…)…
Rahmi Koç, seyirlerini anlattığı kitaplarına (ki Denizcilik Alfabesi’nde hepsini ismen belirttim…) hiç Jurnal sayfası örneği koymamış ne yazık ki… Keşke koysaymış belki o örnek alınırdı… Önsöz’de “… denizcilik geleneğinin asırlardır eskimeyen bir başyapıtı olan Seyir Defterini kullanımınıza sunuyoruz.” diye yazıyor…
Baştaki “Misafir Kayıtları” ve sondaki “Misafir Notları” bölümleri birlikte düşünüldüğünde hazırlayanların bir ”Seyir Hatıra Defteri” tasavvur ettiklerini düşünüyor insan…
Ne diyelim hayırlısı…
(e-posta, 10 Haziran 2017)

Jurnal (Seyir Defteri) Hazırlanması İçin Öneriler

Aşağıda yazılanlar, SETUR marinaları tarafından dağıtılan “Seyir Defteri”nin ayrıntılı bir eleştirisi değildir ancak sayılamayacak kadar çok çaparizli ve en azından “… denizcilik geleneğinin asırlardır eskimeyen bir başyapıtı olan Seyir Defterini kullanımınıza sunuyoruz.” gibi bir iddia söz konusu olduğunda daha özenli ve dikkatli davranılması gerektiği söylenebilir.

Türkçede gemiler için hazırlanmış mevzuata uygun jurnaller yanında amatör denizciler için satılan jurnaller de var ama bunlar reklam/hata dolu, işlevsel değil ve daha çok seyir hatıra defteri gibi ne yazık ki. İngilizce ve diğer dillerde yayımlanmış birçok jurnal örneği var. Bunlardan biri örnek alınabilir. Ne var ki, “telif hakkı olup olmadığına” ve “ne tür bir tekne/seyir için hazırlandığına” dikkat edilmesi gerekir.  Jurnaller birçok açıdan birbirine benzeseler de gemilerde kullanılan jurnaller belli kurallara (ör. Uluslararası Emniyetli Yönetim Kodu/ISM Code) bağlıdırlar ve içerikleri oldukça farklıdır. Örneğin her gün için bir sayfa ayırmak veya jurnali liman başkanlığına onaylatmak zorunludur.

Denizciliğimiz (seyir ortalaması) ve marinada bağlı tekne ortalaması dikkate alındığında “kıyı seyri”  yapan tekneler esas alınarak bir jurnal hazırlanması önerilir. Küçük teknelerdeki yer azlığı nedeniyle jurnal ebadı, örneğin A3 gibi seçilebilir,  kapakların yumuşak malzemeden olması halinde defterin rulo halinde de muhafazası mümkün olabilir. Sert kapak istenirse ebadın daha küçük seçilmesi uygun olur.

Amatör Denizci Elkitabı’nda (sayfa 252, Tunç Tokay’ın taslağı) veya Denizcilik Alfabesi’nde  (sayfa 35, MAT teknesi jurnali) yer alan jurnaller de örnek alınarak taslak için şunlar önerilebilir:

  1. GİRİŞ

Tekne ve sahiplikle ilgili bilgiler yazılır. 

  • Sahibi (adres, telefon, e-posta bilgileri);
  • Tekne adı, cinsi, kayıt limanı/bağlama kütüğü No ve/veya Gemi Tasdiknamesi Belge No, 
  • Tescil boyu/en/derinlik, gros ton/net ton,
  • Makine gücü/makine seri No,
  • Tekne çağrı işareti…
  • Ayrıca; su hattından direk boyu, inşa malzemesi, yelken numarası vb. başka bilgiler de eklenebilir

2. KULLANIMI HAKKINDA

Jurnal kullanım kuralları yazılır. Örneğin, (mahkemelerde resmi evrak niteliğinde olduğu için) jurnal okunaklı, kazıntısız ve silintisiz yazılacak, iptaller ayrı bir kalemle, tek çizgiyle parafla yapılacak… Jurnalde çizelge/cetvel olarak verilen kısaltma ve işaretler kullanılacak… vs.

İlgili mevzuat –TTK 1096, 1097- dikkate alınarak kullanım hakkında daha fazla ayrıntı yazılabilir… (ör. jurnale hangi olaylar yazılır vs.)

Jurnalin içinde hangi bölümlerin/çizelgelerin yer aldığı kısaca maddeler halinde açıklanır ve bir kullanım standardı oluşabilmesi için jurnal çizelgelerinin ve yorum/not sayfalarının nasıl kullanılacağı/yazılacağı örnek bir sayfayla gösterilir.

3. JURNALE EKLENEBİLECEK ÇİZELGELER VE CETVELLER

Jurnale, kullanım standardını sağlamak/yükseltmek veya sadece bilgi için çeşitli çizelge ve cetveller eklenebilir.  Ancak esas olan, jurnalin doldurulması için asıl gerekli cetveller/çizelgelerdir. Ayrıca seyirde yardımcı olacak cetvel ve çizelgeler de eklenebilir. Şunlar önerilebilir:

  1. Deniz dip yapısı ile ilgili kısaltmalar (1 nolu harita/SHOD, semboller ve kısaltmalar kitabından)…  S   Sand/Kum; M  Mud/Çamur….
  2. Rüzgârın estiği yönü açı ve harf olarak gösteren çizelge… 349-011 N; 148-169 SSE
  3. Bofor (Beaufort) Çizelgesi (10 kuvvete kadar yeterlidir)
  4. Deniz Durumu Çizelgesi (Douglas Sea Scale)… 2  0.1-0.5 m. ; 4 1.25-2.5 m.
  5. Gökyüzü… b blue sky mavi gök (0-2/8) bulutlarla kaplı); f fog sis…
  6. Görüş… 1 kalın sis (200 m.deki maddeler görülemiyor); 7 iyi görme (… ….)
  7. Seyirde işe yarayacak birçok cetvel/çizelge de eklenebilir… örneğin mors alfabesi, işaret bayrakları, mesafe cetveli, fırtına takvimi, tehlike işaretleri, telsiz haberleşme bilgileri (kanallar/kolay kullanım kılavuzu) vs. Ancak diğer cetvel/çizelgeler (a-f) jurnalin başında yer alırken bu gibi cetvel/çizelge mutlaka jurnalin sonuna eklenmelidir.
  8. Reklam vb. seyirle ilgili olmayan sayfalar, jurnalin sonunda ve mümkünse toplu halde yer almalıdır.
  9. Jurnalde yer alacak cetvel ve çizelgeler gelişigüzel kaynaklardan/internetten değil SHOD kitapları, Amatör Denizci Elkitabı ve bağlı kaynakları gibi daha temel kitaplardan (kaynak belirtilerek !) alınmalıdır ki metinlerde hata/noksan olmasın.

4. JURNAL SAYFASI

Jurnal istenilen ebada göre tasarlanabilir, sayfa sayısı, yorum/not sayfasının durumu, satırlar/sütunlar da ebada, isteğe göre azaltılıp/çoğaltılabilir (sayı, en/boy…). Örneğin:

 Seyir/Navigasyon

Kalkış limanı,

•Tarih,

•Yerel saat (kıyı seyri esas alındığı için UTC dikkate alınmayabilir.),

•Rota,

•Rotaya uygulanan

-dev.

-var.

-düşme

•Varış noktası,

Hava

•Rüzgâr

-yönü

-şiddeti

•Deniz durumu

•Hava durumu

-gökyüzü

-görüş

•Basınç (mb.)

• Sıcaklık

Basılı yelken

•Motor devri, yakıt/su miktarı vb. bilgiler de konabilir.

Seyir/navigasyon başlığı altında GPS, harita okuyucu vb. cihazlar veya seyir mesafesi esas alınarak daha farklı bir tablo hazırlanabilir. Örneğin “yol(dönüş) noktası” “yol(dönüş) noktası no”, “mevki” “sürat bilgileri” “mesafe” “bir sonraki noktaya olan mesafe” vb. sütunlar eklenebilir. (Bkz. Mat jurnali, Denizcilik Alfabesi s. 35)

(İlgilisine e-posta, 29 Temmuz 2017)

Similar Posts

  • |

    Deniz Seyahati (1944-1945)

    Sunuş : “…kışın deniz yolculuğunun kötülüğünü de anlamış oldum” / Sezar Atmaca

    Daha önce (Kasım 2022’de) yayımladığımız Samsun’da Deniz Faaliyeti (1945-46) yazısının sunuşunda  bu sahafiye belgeden de söz etmiştik:

    “Yöresindeki iktisadi/ticari konuları ele alan 1940’lı yıllarda hazırlanmış benzer ödev örneklerine de rastladım. Örneğin Güney illerimizden Mersin’deki (Gilindire, bugünkü Aydıncık) bir kış yolculuğunu anlatan Deniz Seyahati (1944-45) başlıklı ödev de bir arkadaşımın arşivinde yer alıyor. Samsun-Mersin gibi birbirine çok uzak iki ilimizin okullarında benzer ödevlerin hazırlanması 1940’larda bu tür ödevlerin MEB talimatları çerçevesinde yapıldığını düşündürüyor. Eğer öyleyse benzer birçok ödev günyüzüne çıkabilmek için araştırılmayı/bulunmayı bekliyor demektir.”

    Sevgili arkadaşımız Murat Koraltürk’e bu sahafiye belgeyi bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz.

    Kapakla birlikte 8 suluboya renkli çizimin yer aldığı bu ödevi, Silifke’de lise son sınıf öğrencisi olan, 18 yaşındaki Kâmil Doğruöz hazırlamış. Kalın karton kapaklı, 21×14.5 santim ebadında, tel halkalı, sayfa aralarına pelur kâğıt sayfa eklenmiş, her sayfasında bir tekne çizimi olan özenli bir ödev Deniz Seyahati (1944-45). Samsun’da Deniz Faaliyeti’nde olduğu gibi bu metinde de epey imla/yazım hataları varsa da ödevin güzelliğine gölge düşürmediği gibi o dönem bunlara çok önem verilmediğini de gösteriyor. Resim altındaki açıklamalar metinle karıştığı için, yeşil çizgiyle resim altyazısı ile metni ayırdım.

    Kâmil Doğruöz’ün ailesinin yaşadığı Gilindire o dönemde  yerlilerin Kelindir dediği Gülnar kazasının merkezi. İlçeye adını veren Gülnar, şimdiki adı Aydıncık olan Gilindire/Kelenderis kasabası.

    Bayram tatilinde ailesini görmek için Silifke’den Gilindire’ye gelen Kâmil Doğruöz, dönüşte kızkardeşini de yanına alarak Akbaba motoru ile Taşucu’na oradan da arabayla Silifke’ye gitmek üzere 1 Aralık 1944’te (bir kanunievvel) “deniz seyahati”ne başlar. Yelken açan teknenin sereni kırılır, tamir edilir, hava sertleşince tekrar kırılır, motor çalışmaz, fırtınayla baş edilmeye çalışılır. Akbaba, Tekin ve Aygır tekneleri aynı yolun yolcusudur. Uğranılan, sığınılan limanlar, koylar, arızalanan/yedeklenen tekne, yelken tamiri, makine tamiri, balık avı, kıçtan kara, gece yelken seyri… Bir hafta süren, yaklaşık 35-40 millik maceralı bir deniz yolculuğunu anlatan kısa bir ödev metni “Deniz Seyahati”.

    Seyirde karşılaşılan sorunlarla uğraşılırken kız kardeşine cesaret vermeye çalışan Kâmil Doğruöz selametle karaya ulaşınca doğal olarak kışın yapılan bu seyre ihtiyatla yaklaşmış:

    “ Bu seyahatimde heyecanlı dakikalar ve tehlikeler atlatmakla cesaretimin artması ile beraber kışın deniz yolculuğunun kötülüğünü de anlamış oldum.”

    Deniz Seyahati’nin, rotasını bölgenin SHOD haritasının ilgili parçasında göstermeye çalıştım:

  • |

    Yazı Sayısı mı Kalitesi mi?

    Mesut Baran yönetimindeki Yelken Dünyası amatör denizciliğimizin amatör yüzünün yüzakıydı uzun yıllar. Dergiye yönelik eleştirileri bile çekincesiz basar, gocunmaz, yazıyı kabul ederken de “burası sizin derginiz, yerinde eleştiriler bize yol gösterir” derdi. Onun yönetimindeki dergi bizler için de sığınılacak bir limandı ancak sayıların giderek daha fazla birbirine benzemeye, tekrara düşmeye başladığını düşününce Eylül 2006 sayısına bu yazıyı yazmıştım.

    Yelken Dünyası’nın Ağustos sayısını okuduğumda aklıma “Acaba Yelken Dünyası gönderilen her yazıyı olduğu gibi basmakta mıdır?” sorusu geldi. Gelen her yazıyı istisnasız basmanın belki yazı çeşidi (nicelik) yönünden dergiye epey bir katkısı olsa da yazıların öncelikle nitelik yönünden katkısını da düşünmek gerekmez mi? Dergiyi daha değerli yapacak olan nitelik değil midir? Gelen yazıların dilbilgisi, derdini anlatabilme, yeni bilgiler-yeni bakış açıları sunma, konuya hakimiyet, yeterlik, gelişmelerden-mevcut ve yeni yazılı eserlerden haberdar olma, gelişmeleri aktarma, tekrara düşmeme, vb. kriterlerle değerlendirilmesi daha doğru olmaz mı? Bu açıdan bakıldığında kimi yazıların eksikliklerini, zaaflarını gidermesi için iade edilmesi, kimi yazılara okuyucuyu bilgilendirmek için kısa notlar düşülmesi gerekmez mi?

  • Denizcinin Günlüğü Hangi Denize Açılır?

    Denizcinin Günlüğü yıllık olarak 5 sene yayımlandı (2006, 2007, 2008, 2009, 2010-ADF Yayınları). Denizcilik kültürünü besleyecek bir kanal olarak ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu üyesi kulüplerin, kulüp üyelerinin, yöredeki denizcilerin yastık altındaki resimlerini, notlarını, hikâyelerini, söyleşilerini aktarmak hedeflenmişti ama böyle bir kanal oluşturulamadı ne yazık ki. Bu tür benzer yıllıkların basılması veya amatör sportif denizcilik konulu efemera malzemesine dayanarak ajanda, takvim, foto albümler hazırlanması için çaba gösterilebilir (bu nedenle sahafiye malzeme/mezat takibi önemlidir).

    Denizcinin Günlüğü’ne sığması için kısaltılmış metinleri normal hale getirip, gerekli ekleme/çıkartma ve düzeltmelerle (hatalı yerler de var) elden geçirip bir deniz/denizcilik kültürü yayın (basılı veya dijital) taslağı oluşturmaya çalıştım ama epey işi var.

    Yazılı kaynaklarımız oldukça sınırlı olduğu için ne yazık ki önceki kuşakların denizcilikle ilgili öykülerini/hikâyelerini, bilgilerini bil(e)miyoruz, araştırmıyoruz dolayısıyla geleceğe aktaramıyoruz. Tabii ki bu tür araştırmalar farklı bir ilgi, hayli emek/çaba/zaman gerektiriyor, bu yapılmayınca yeri/boşluğu kolayca benzer konulardaki çeviri makale bolluğu ile doldurulmaya çalışılıyor!…

    Denizcinin Günlüğü 2010’da yer alan Denizcinin Günlüğü Hangi Denize Açılır? yazısı Günlüğün haritası bir bakıma. Günlükteki yazıları “yazdıklarım” ya da söylettiklerim yani seçmelerim olarak ayırabilirim. Yazdıklarımda ilk defa günlüklerde yayımlananlar yanında daha önce yayımlanmış yazılardan özetler de yer alıyor.

  • Denizcilik Kültürü Notları 

    Amatör Denizcilik Federasyonu/ADF için hazırladığım Denizcinin Günlüğü yıllıkları beş sene boyunca (2006-2010) yayımlandı. Günlükler, ADF üyesi kulüplerin, üyelerinin, yöresel denizcilerin yastık altındaki resimlerini, notlarını, hikâyelerini, söyleşilerini aktararak denizcilik kültürünü besleyecek bir kanal olarak düşünülmüştü ama böyle bir kanal oluşturulamadı ne yazık ki.

    Yazılı kaynaklarımız oldukça sınırlı olduğu için önceki kuşakların denizcilikle ilgili öykülerini/hikâyelerini, bilgilerini bil(e)miyoruz, araştırmıyoruz dolayısıyla geleceğe aktaramıyoruz. Denizcilik kültürü açısından bu tür benzer yıllıkların basılması veya amatör sportif denizcilik konulu efemera malzemesine dayanarak ajanda, takvim, foto albümler hazırlanması için çaba gösterilmesi yanında sözlü tarih/sözlü aktarım ve yayınlar, faaliyetler/yarışmalar düşünülmeli, projelendirilmelidir. Tabii ki bu tür araştırmalar farklı bir ilgi, hayli emek/çaba/zaman gerektiriyor[1], bu yapılmayınca yeri/boşluğu kolayca benzer konulardaki çeviri makale bolluğu ile ya da “ürün”lerle doldurulmaya çalışılıyor…

    Deniz kültürünü/görgüsünü ele alan eserlerin birinci el kaynaklara, yeterli bir araştırmaya dayanması, çalakalem yazılmış birçok hatalı bilgiyi tekrar etmemesi, çeviri metinleri/uyarlamaları sorgulaması, kavramları yerli yerinde kullanması beklenir. Örneğin ‘Yeni Bir Yatçılık Tarihi’nde Mike Bender (A New History of Yachting, Mike Bender, The Boydell Press, 2017) yatçılık tarihi ile ilgili eski metinlerin büyük yarış yatları üzerine yoğunlaştığını ve bu tarihçelerin prestijli zenginlerin yaşadığı olaylarla ilgili olduğunu anlatır. Ülkemizde denizde nezaket/görgü hakkında yazılmış kaynaklar bunlardan esintilerle doludur…

  • 1 Temmuz Amatör Denizcilerin Bayramı mı?

    “Amatör denizciliğin gelişiminin önemli göstergelerinden biri her alanda –kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilciler, kişiler vb.- gemiadamlarıyla olan farkı ifade edebilecek hale gelebilmektir. Teknenin tanımından, arama kurtarmaya dek amatörlerle ilgili akla gelebilecek her türlü mevzuattaki tanımın gemi adamları/ticaret gemiciliği üzerinden yapılması şüphesiz tesadüf değil. Gemiadamlarının gölgesinden kurtulup onlarla eşit bir konuma gelebilmek, eşit statüde konuşabilmek için çaba yine amatör denizcilere düşüyor. Ama farkın yaratılabilmesi onlardan uzak durmak, onlara ilişkin her şeyi reddetmek demek değil. Tam tersi onları tanımak (örneğin askeri cenahı biliriz de 1848’de Sakız’da denizcilik eğitimi veren sivil Mehmet Çelebi’yi duymamışızdır…) anlamak ve kendimizi, derdimizi anlatabilmek önemli.Olanları sindirerek, sorgulayarak, dirsek temasında bu farkı yaratmak, yaratabilmek gerek. Amatör denizciliğe ilişkin derdimizi anlatacak projeler geliştirmek, kurallar, kurumlar oluşturmak bu farkın yaratılması ve kendimiz olabilmek için zorunlu da.”

  • |

    Derneğin Zaafları

    DSTİ (Denizciler Sivil Toplum İnsiyatifi) 2000’li yılların başında tartışmalarıyla/yaptıklarıyla amatör denizciliğe taze rüzgârlar getirmiş, birçok denizcinin birbirini tanımasına/kaynaşmasına neden olmuş bir platformdu. Esintisi fazla uzun sürmese de hoş anılar bıraktı. DSTİ’nin yapısını/işleyişini ve o günlerde çokça dile getirilen dernek olma fikrini/tartışmalarını değerlendiren aşağıdaki yazı 8 Ocak 2003’te DSTİ sitesinde (dsti@yahoogroups.com ) yayımlanmıştı.

    ***

    DSTİ kendiliğinden oluşmuş iktidar olma arayışına sıkışmayan ama müdahil/müdahaleci yapısıyla AD/Amatör Denizcilik sorunlarına yeni bir soluk getirme potansiyeli taşıyor. Çoğunluk açısından ağırlıkla yazışma edimi üzerine kurulu bir etkinlik işlevi görse de kurulan ve işleyen grupları (ör. iletişim grubu) ile bunun ötesinde bir işleyisi de var. DSTİ’nin daha da canlanmasını amatör denizcilikle ilgili, söz alıp girişimde bulunup, insiyatif geliştirmesini umarken derneğin ortaya çıkmasının bu gidişatı zaafa uğratacağını düşünüyorum.

    DSTİ’nin ufkunu açacak olan kendi “içsel dinamiği”dir. DSTİ’nin öncü ve taban olacağı, yönlendireceği büyüklü küçüklü pek çok projenin yavaş yavaş da olsa şekillenmesine çalışılmalı. Örneğin imkânlar dahilinde bir organizasyon olsa da gezi/site/hukuki ve diğer girişimler, taslaklar/amatör tekne yapımı… gibi birçok faaliyetin sahicileştirilmesi, daha da geliştirilmesi için çaba gösterilmeli. Bu süreçte en önemli şey insanların birbirini tanıması ve katılımın artmasıdır. Örneğin kimin hangi işi yapabileceği, hangisine katılabileceği, kimin sözünde durduğu, ne kadar gönüllü olduğu… fikirler, güçler, imkânlar … olumlu olumsuz birçok tavır/davranış/katkı/gelişme… bu sürecin benzersiz kazanımlarıdır. Bu kazanımların yaratacağı içsel dinamizm amatör denizciliğin sorunlarını paylaşmayı tartışmayı, çözmeyi göğüslemeyi… de sağlar. Sürecin bu yönde zenginleşmesi umulurken “dernek kurma” yönündeki “müdahale” bu gidişatı sekteye uğratabilir.