Kartal Römorkörünün Bitmeyen Hikâyesi ve Cevap Bekleyen Sorular

Sezar Atmaca

(Temmuz 2024’te yayımlanan bu yazıya Mart 2025‘te eklenen “Kartal İstimbotu Çanakkale Deniz Müzesi’nde” başlıklı yazı, metnin sonunda)

“Yarım saatliğine de olsa Atatürk’ü taşıdığı için Kartal ismi verilen” römorkörün (istimbotun) hikâyesi 2017 yılında kamuoyu gündemine girdi. Ayrıntılara girmeden “Kartal istimbotu umudun, direnmenin, yeniden ayağa kalkmanın ve yenilmezliğin sembolüdür” diyen “Kartal’ı Kurtarma Platformu” başkanı Cem Gürdeniz’in kaleminden bu hikâyeyi özetleyelim:

“… 2016 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün, İstanbul’un işgal edildiği 13 Kasım 1918 tarihinde, güvertesinde: ‘Geldikleri Gibi Giderler!’ diyerek Kurtuluş Savaşı’nın ilk işaretini verdiği Hollanda yapımı 108 yaşındaki Kartal istimbotu tesadüfen gemi Kurtarmacı Arif Ertik ve gazeteci Gökhan Karakaş tarafından bulundu. Bu kitabın yazarının başkanlığında ve kaptan Levent Akson’un teknik yönetimi altında oluşan gönüllü bir grup sayesinde restorasyona geçildi ve 13 Kasım 2018 tarihinde anıt gemi yapılmak üzere Deniz Kuvvetleri’ne teslim edildi. Bu kitap yazılırken aradan geçen 3 yıla rağmen Beşiktaş’ta İBB tarafından yapılacak anıt alanı projesinin başlaması bekleniyordu.” (Cem Gürdeniz, Kültürüyle Görgüsüyle Denizcilik, Yapı Kredi Yayınları, 2022)

Keza  Platform üyelerinden Gökhan Karakaş ve Ali Bozoğlu’nun yazdığı Anadolu Mavisi (Türk Loydu Vakfı Yay. 2022) ve birlikte sunduğu “Kartal İstimbot, Geldikleri Gibi…” başlıklı geçen yıl yayımlanan yaklaşık 20 dakikalık videoda da hikâye anlatılır (ve kaynaklarla ilgili açıklamalarda bulunulur).: https://www.youtube.com/watch?v=fRo6zpargiI

Kartal’ı Kurtarma Platformu

Kartal’la ilgili bilgiler ilk kez 3 Haziran 2017 tarihinde kamuoyu ile paylaşılır, ardından Türkiye çapında pek çok kurum ve kuruluş gemiyi kurtarmak için gönüllü olarak öne çıkar. Bir platform kurularak, faaliyetlerin merkezi bir eşgüdüm ve işbirliği içinde yapılması hedeflenir. “Devletin doğrudan veya dolaylı hiçbir katkısı talep” edilmez. Kurulan  “Kartal’ı Kurtarma Platformu” tarafından römorkör satın alınır. “Yaptığımız araştırmalarla geminin geçmişini ortaya çıkardık ve Mustafa Kemal’in o meşhur sözü söylediği gemi olduğunu gördük.” diyen “Kartal’ı Kurtarma Platformu” ilgililerinin kamuoyuna yaptıkları açıklamalara göre Çiçek Tersanesi ve Deniz Ticaret Odası’nın desteğiyle başlayan restorasyona 5000’e yakın vatandaş ve kurum maddi destek verir. Platform sözcüleri kamuoyunu yardım seferberliğine çağırır; bir film şirketi ile yapılan sponsorluk anlaşmasıyla, bağışlarla, verilen desteklerle, gönüllülerce Change.org’da Kartal adına düzenlenen kampanyayla, imece usulü kaynak yaratılır: 10 yaşında kumbarasındaki parayı bağışlayan öğrenciye ve 93 yaşında üç aylığını bağışlayan emekliye plaket verilir.[1]

“Hedef, 2018 yazına kadar renovasyon/restorasyon işlemlerini tamamlayarak, hazır hâle gelen gemiyi sergilenmek üzere Deniz Kuvveleri’ne hibe etmektir. 13 Kasım 2018’de, Mustafa Kemal’in ‘Geldikleri gibi Giderler!’ sözünü sarf etmesinin yüzüncü yılında Kartal,  İstanbul’da en uygun mahalde müze gemi statüsünde büyük bir tören ile yerini alacak ve Türk halkı ile buluşacaktır.”

Kartal Tersane Komutanlığı’nda kızakta… ©Hakan Kurak

Bu süreçte gazetelerde, televizyonlarda, dijital kanallarda Kartal’la ilgili çoğu birbirinin benzeri ve tekrarı yüzlerce haber, yorum, makale yer alır. Türk Llyod’u römorköre Onursal Belge verir, maketçiler maketini yapmaya girişir, Kurtuluş Savaşı tarihçileri destek yazıları yazar, belgeseli ve Kadıköy/Barış Manço Kültür Merkezi’nde de belgeselin gösterimi yapılır, Youtube kanalında  birkaç dakikadan 20 dakikaya kadar birçok videosu yayımlanır. Ulusal basın yanında istisnasız bütün denizcilik dergilerinde, sitelerinde konuyla ilgili haberler, şöyleşiler, yorumlar, makaleler yayımlanır.

Restorasyon bitiminde Tuzla’da yapılan, üç ilkokul öğrencisinin de gemiye Türk bayrağı astığı törenle Deniz Kuvvetleri’ne teslim edilen teknenin Beşiktaş’taki Deniz Müzesi’nde sergileneceği açıklanmışsa da Kartal’ın o yıldan (2018’den) beri D.K.K. İstanbul (Pendik) Tersanesi’nde bekletildiği biliniyor. Deniz Kuvvetleri envanterine kaydolduğu söylenen teknenin neden sergilenmediği ya da Beşiktaş’ta yapılacağı ileri sürülen “… İBB tarafından yapılacak anıt alanı projesinin” neden gerçekleşmediği hakkında bugüne dek (Haziran 2024) herhangi bir “resmi” açıklama yapılmadı.

Osman Öndeş’in iddialarının etkisi mi?

Deniz Ticaret Gazetesi sitesinde 12 Kasım 2023’te deniz tarihi araştırmacısı Osman Öndeş imzalı   “Kartal İsimli Römorkör Nasıl Kahraman Yapıldı?” başlıklı bir yazı yayımlanır.  

Aşağıda daha geniş ele alacağımız 29 sayfalık yazıda özetle, Kartal’la ilgili bilgilerin doğru olmadığı, ayrıca Atatürk’ün işgal kuvvetlerinin değil, “Askeri Sevkiyat’ın” bir teknesine bindiği, Kartal’la kurulmak istenen Atatürk bağlantısının uydurma, yapılanların da “skandal” olduğunu gerekçeleriyle ileri sürer.

Yüksek Denizcilik Okulu Ruhu (ydoruhu.com) sitesinde 19 Mayıs 2024 tarihinde “Geldikleri Gibi Giderler” başlıklı Alper Akpeçe imzalı yazıda[2] yer alan Adil Tuğcu’nun açıklamaları “resmi bir açıklama” sayılmasa da, teknenin neden sergilenmediği konusu ile Osman Öndeş’in iddialarına verilmiş, (Askeri Sevkiyat hakkında yazılanlara değinmediği için) “sınırlı” bir ilk cevap sayılabilir.

Bu faaliyetlere emek veren “Kartal’ı Kurtarma Platformu” üyelerinden Kaptan Adil Tuğcu’dan aktarılan bilgilere göre deniz tarihi araştırmacısı Osman Öndeş’in iddialarının Kartal’ın “makus talihinde ciddi bir payı” vardır. Tuğcu, Kartal’ı sahiplenme konusunda yaşanan çekişmeleri (tehditleri!) ve belediyeler (İBB ve Beşiktaş) nezdinde yapılan fakat sonuçsuz kalan girişimleri de yakınarak aktardığı yazısında, Öndeş’in Cumhurbaşkanı, DKK ve İBB Başkanlığına da ilettiği iddialarının doğru olmadığını belirtir. Öndeş’in yanlış yere baktığını, Kartal’ın 1918 yılında Fransızca adı olan Entreprise römorkörünün kayıtlarının Lloyd Register Year Book’da değil, Bureau Veritas 1914 Year Book kayıtlarında yer aldığını söyler ve ekler: “Öndeş böyle bir hataya nasıl düştü bilmiyoruz.” Ancak Kartal Platformu ilgilileri Bureau Veritas 1914 Year Book’ta yer aldığını belirttikleri Kartal/Entreprise kayıtları ile ilgili bu güne dek kamuoyuna bir belge sunmadı.

Bu açıklamada dikkat çeken bir nokta da Kartal Platformu açıklamalarında hep İngilizce “Enterprise” olarak belirtilen Kartal’ın 1918’deki adının ilk defa Fransızca Entreprise olduğunun belirtilmesidir ki bu da açıklanmaya muhtaç bir durumdur: Fransızca Entreprise (girişim) = İngilizce Enterprise…

23 Haziran 2024’te Deniz Kartalı sitesinde (denizkartali.com) “İstanbul’un Teknesi Kartal İstanbul’da Kalmalıdır”  başlıklı bir yazı yayımlanır. Kartal’ın “İstanbul yerine Çanakkale’de sergilenme düşüncesinin/ihtimalinin” Kartal İstimbotu Platformu üyelerinin “tepkisini çektiği” belirtilir ve altı Platform üyesinin açıklamalarına yer verilir. Haklı olarak İstanbul dışında sergilemenin anlamsızlığının vurgulandığı açıklamalara göre “Sembol teknenin sergileneceği yer Beşiktaş, olmazsa Sarayburnu’dur”. Ancak İstanbul dışında sergileme düşüncesinin ya da ihtimalinin kaynağı, kime ait olduğu belirtilmez. Bu yazı Platformun (adı artık “Kartal’ı Kurtarma Platformu” değil “Kartal İstimbot Platformu”dur) resmi açıklaması gibi olsa da Kartal’ın “makus talihinde ciddi bir payı” vardır dedikleri Osman Öndeş’in iddialarından hiç söz edilmez. Yazı boyunca da geçmişte Platform adına yapılan açıklamaların aksine Kartal’ın İngilizce değil Fransızca adı kullanılır.

Gelelim Öndeş’in iddialarına…

Deniz tarihi araştırmacısı Osman Öndeş’in iddiaları

Deniz Ticaret Gazetesi sitesinde 12 Kasım 2023’te deniz tarihi araştırmacısı Osman Öndeş imzalı   “Kartal İsimli Römorkör Nasıl Kahraman Yapıldı?” başlıklı yirmi dokuz sayfalık bir yazı yayımlanır. (https://www.denizticaretgazetesi.org/makale/kartal-romorkoru-baglantisi-bir-uydurmadir-4681)

M. İhya Görgün’ün kayıtları

“Kartal römorkörü yanılgısı”“Kartal römorkörü bağlantısı bir uydurmadır.” üst başlığıyla başlayan yazıda Öndeş, “Buharlı Kartal römorkörü ‘Kahraman’ olarak hiçbir tarihi olayda yer almadı”, o tarihte Kartal isimli bir römorkör yoktu diyerek, Kartal’la ilgili teknik bilgilerin yer aldığı kayıt olarak gösterilen defterin bir belge değil not defteri olduğunu söyler. ( Oysa yanda ilgili sayfası yer alan ve Platform üyesi Ali Bozoğlu’nun açıkladığı bu defter bir dönem İstanbul Liman İşletmeleri Müdürlüğü de yapmış Kaptan Mehmet İhya Görgün’ün elyazısıyla işletmedeki bütün deniz vasıtalarını teknik özellikleriyle kaydettiği önemli bir belgedir.) Öndeş, Kartal’la ilgili bu teknik bilgileri Llyod’s Register (LR) kayıtlarıyla karşılaştırarak o dönemde Kartal isimli bir römorkör değil bir “şehir hatları vapuru” olduğunu, LR’de 1918-19 gemi kayıt sicillerinin yer aldığı yıllığın sayfa fotokopisini ekleyerek açıklar. Bu konuda yeterli araştırma yapılmadığını belirtir ve “Eğer akademisyenlere müracaat edilseydi, bu üzücü hata meydana gelmeyecekti” der.

Öndeş, yazılı kaynaklarda var olduğu iddia edilen bilgilerin de doğru olmadığını ileri sürer. İddia edildiği gibi Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas’ın 1939’da basılan hatıratında Kartal römorköründen söz edilmediğini belirtir. Atatürk’ün 13 Kasım 1918’de “Askeri sevkiyatın bir köhne motoru ile…” karşıya geçtiğini yazan Abbas’ın 1939 baskısı kitabının ilgili sayfasının fotokopisini sunar, bu uydurmaların hayal dünyasında kurgulanmış gerçekdışı laflar olduğunu söyler. Atatürk’ün Osmanlı paşası olarak karşıya geçmek için bir Fransız teknesine binmeyeceğini, “Mustafa Kemal Paşa’nın işgal kuvvetlerine ait bir römorköre” bindiğinin ileri sürülmesini sorumsuzluk ve paşaya hakaret sayar. Ayrıca Kartal’ın eski adının Enterprise olduğu bilgisinin de Kartal gibi eski tarihli anı kitaplarında geçmediğini, çok sonradan uydurulduğunu (1991) kaynaklarıyla ileri sürer ve ekler: “Harbiye Nezareti Askeri Sevkiyat Dairesi’ne ait böyle bir römorkör de yoktur.” yaratılan Kartal römorkörü dalgası ile “Olay tam bir uluslararası skandala dönüşmüş bulunmaktadır!”

Cevat Abbas’ın anıları 1939 (tıpkı basım 2006’dan): “… askeri sevkiyatın bir köhne motoru ile… geçiyorduk”

Kartal romörkörüne Onursal Belge verilmesini de şu sözlerle eleştirir: “Dünyanın hiçbir devletinde, bir römorkör konusunda böylesine bir skandal meydana gelmemiş ve hiçbir ülke Klas Kurumu sadece başkanının şahsi kararı ile ciddiyeti rencide edilmemiştir. Bu bir skandaldır!”

Öndeş, “Bu makalemin amacı, Mustafa Kemal Paşa inancıyla bir hizmet üretmek isteyenlerin derin yanılgısını üzüntüyle işaret etmek ve vahim hatayı düzeltmek olacaktır.” dese de kısa bir yazıyla eleştirisini yapıp, derdini anlatabilecekken, sayfalarca kişilerin cv’sini yayımlamak, iki sayfa römorkörcülük firmalarının listesini vermek gibi bir yığın konuyla ilgisiz bilgi, iddialı hükümler, kullandığı küçültücü ifadeler, suçlamalar ile çok yerde konudan sapıyor.  Gerçi takip edenler bilir, Öndeş’in yazılarında/kitaplarında aceleyle yazılmış izlenimi veren sakat cümlelere, özensiz, çalakalem ifadelere sıkça rastlanır.[3]

Öndeş yazısını “Bu olayın tek kazanımı şudur” diyen bir başlıkla bitirir:

“Kartal römorkörü konusunda yaratılmış olan bu olay bir skandaldır. Kartal römorkörü sıradan bir römorkördür. Herşeye rağmen; Türk Deniz Ticaret toplumu örgütleri bu çakma römorkörün akıbeti konusunda karar verebilirler; Bu römorkör, geliri bir deniz ticareti eğitim kurumuna bağışlanmak kaydıyla, günümüzde römorkör inşaatı yapan güçlü Türk firmalarından biri tarafından satın alınabilir. Antika bir römorkör (Museum Ship) olarak kendi tersanelerinin bir yerinde sergileyebilirler.”

Bu makaledeki savruk, yer yer saldırgan ve aşağılayıcı üslubu[4] onaylamasak da Öndeş’in Kartal römorkörü ile ilgili iddiaları öyle ya da böyle bir cevabı hak ediyor. Bu konuda onca haber yapan basın-yayın organlarının sessizliğini, bu iddiaların sorgulanmamasını anlamak da mümkün değil.

Resmi bir açıklama borcu ve sorumluluğu

Açıklamalara göre konuyu toparlarsak: Atatürk’ün o tarihi/sembolik  cümleyi söylediğinde yanında olan ve aktaran yaveri Cevat Abbas 1939’da basılan anılarında “Askeri sevkiyatın bir köhne motoru ile…” karşıya geçtiklerini yazıyor. Fransız Enterprise’dan söz etmiyor.  Öndeş , kayıtlarda “Harbiye Nezareti Askeri Sevkiyat Dairesi’ne ait” Kartal isimli bir römorkörün olmadığını belirtiyor. Haydarpaşa Garı’nda bir manga asker tarafından törenle karşılandığı belirtilen Atatürk’ün işgal donanmasının bir teknesiyle karşıya geçtiğini iddia etmek de askeri teamüllere göre mantıklı değil. Öndeş, Kartal/Enterprise özdeşliği iddiasının dönemle ilgili anı kitaplarında yer almadığını, uzun yıllar sonra hiçbir kaynak göstermeyen Dr. Fethi Tevetoğlu’nun “Atatürk’ün Güvendiği Bir Kişi: Dr. Rasim Ferit Talay” (Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Temmuz 1991) başlıklı makalesinde ortaya çıktığını belirtiyor. “1991’e kadar hiçbir makalede ve eserde Kartal römorkörü maddesi mevcut değildir.” “Dr. Fethi Tevetoğlu’nun makalesinde sadece “Kartal İstimbotu” ifadesi vardır. Sonradan metne “Enterprise” kelimesi eklenmiştir.”

Kartal römorkörünün Lloyd’s Register Year Book’da değil, Bureau Veritas 1914 Year Book kayıtlarında (Fransızca Entreprise olarak) yer aldığı “Öndeş’in hataya düştüğü” Kartal Platformu’nun bir üyesinin açıklamasında yer alsa da Kaptan Görgün’ün defteri gibi kamuoyuna açıklanan bir belge yok henüz. Ayrıca söz konusu açıklamada birinci el bir kaynakta (Cevat Abbas’ın anıları) yer alan, Atatürk’ün bindiği teknenin Fransız işgal kuvvetlerine ait bir tekne değil “Askeri Sevkiyat Dairesi’ne ait” bir tekne olduğu gerçeğine de değinilmiyor.

Vincennes Bahriye arşivi kayıtları 1800-1952

Kaynak olarak açıklanan, ancak yakın tarihte yazılan ve konuya ilişkin bilinen alıntılarla sınırlı kitapların da “kaynak değeri” hayli sorunlu/tartışmalı. Konunun pek çok yönden irdelenip, güvenilir kaynaklara ulaşılması, “kaynak değeri” olabilecek başka kitap, makale, belge var mıdır araştırılması gerekir. Örneğin ulaşabildiğim kaynaklardan (Navires Divers Plans De Navires Et De Materiels Navals 1800 – 1952, Châtellerault 2018.) Fransız Ordular (Savunma) Bakanlığı, Vincennes Bahriye arşivinde saklanan 1800-1952 yılları arasında yapılmış gemi/deniz ve liman cihazlarının listelendiği katalogda  Entreprenant (Girişken) adlı, inşaatı tamamlanamadan 1946’da batırılmış bir torpidobotun muhtelif planları, kesitleri, elektrik dağıtım planı vs. var ama “Entreprise” (ya da Enterprise) adına rastlanmadı.

Kartal Platformu üyesi gazeteci Gökhan Karakaş’a Kartal‘la ilgili bazı iddiaları ve son durumu e-postayla sordum, verdiği cevaplar soruları arttırsa da “Yakında çıkacak Kartal istimbotu hakkındaki kitabında, gerekli açıklamaların olacağını” imâ etti.

Bu polemiğin sonlandırılması adına römorkörü envanterine aldığı belirtilen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın, bu süreci baştan beri yürüten Kartal’ı Kurtarma Platformu (Kartal İstimbotu Platformu) ilgililerinin, ya da sergilemeye yanaşmayan Belediyelerin yaklaşık altı senedir akıbetini bekleyen Kartal römorkörü hakkında kamuoyuna ve bu girişime kumbarasıyla/emekli maaşıyla destek veren onca insana resmi bir açıklama borcu ve sorumluluğu var.

Notlar:

•Osman Öndeş’in açıklamaları dışında, italikle belirtilen alıntıların ve bilgilerin kaynağı, Kartal’ı Kurtarma Platformu üyelerinin kamuoyuna yansıyan açıklamalarıdır. (ör. https://denizkartali.com,  www.alibozoglu.com siteleri)

• Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas’ın, “Atatürk’le ben askeri sevkıyatın bir köhne motoru ile denizin ortasına yaslanan bu çelik ormanının içinde geçiyorduk. Atatürk’ün zarif dudaklarından ‘Geldikleri gibi giderler’ cümlesini işittiğim zaman, mütarekenin doğurduğu derin ve elemli ümitsizliği derhal unutmuştum.” diye anlattığı, kaynak değeri tartışmasız, “Ebedi Şef, Kurtarıcı Atatürk’ün Zengin Tarihinden Bir Yaprak, Halk Basımevi, İstanbul, 1939” kitabı “yalnızca bazı imlâ düzeltmeleri” yapılarak torunu Turgut Gürer’in derlediği “Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Cumhuriyet Kitapları, 2006 (İş Kültür Yayınları 2018)” kitabının birinci bölümü (s. 27-110) olarak tekrar yayımlanmıştır.


[1]10 Mart 2018, Hürriyet.com.tr.: “Kumbaradan Kartal’a” başlığıyla yer alan habere göre “Kumbarasındaki 103 lirasını bağışlayan Cem Tuğcu ile üç aylığını bağışlayan 93 yaşındaki Necdet Akson’a plaket verildi.”

[2]Alper Akpeçe / Geldikleri gibi giderler! (ydoruhu.com) (erişim 1.6.2024)

[3] Örnek bir eleştiri için bkz.: Osman Öndeş’in  Efsanevi Kaptan Şefik Gogen başlıklı  kitabı (İş Bankası Kültür Yay. 2010) hakkında Hürriyet Gösteri dergisinin  2012 yılı Sonbahar (S. 307) sayısında yayımlanan:”Yakın Tarihimizde Bir Gemi ve Süvarisi” başlıklı yazı. https://omerbozkurt.com/yakin-tarihimizde-bir-gemi-ve-suvarisi 

[4] Örneğin: Uzun Kulaklı Dede Hazretleri Hikâyesi, yanılgıyı körüklemek, şovenist bir atılım, çığ gibi büyütmek, tetikçi, Atatürk sevdası propagandası ile parasal destek almak, algı operasyonu yapmak, Atatürk’e hakaret etmek, şöhret olmak yolunda oynanan oyun, sorumsuzluk örneği… vb.


Hürriyet 23 Mart 2025

EKLEME (24 Mart 2025):

Kartal İstimbotu Çanakkale Deniz Müzesi’nde

Bu yazıda yer verilen söz konusu iddialar hakkında taraflardan herhangi bir açıklama duymadım ama Hürriyet gazetesinde 23 Mart 2025’te yer alan habere göre (küpürü yanda) Milli Savunma Bakanlığı (MSB) rekreasyon çalışmalarının ardından Kartal istimbotunun “‘geldikleri gibi giderler’in tanığı” olarak Çanakkale Deniz Müzesi’nde sergilenmeye başlandığını bildirmiş.

Yukarıdaki yazıda Osman Öndeş’in ancak “antika bir römorkör (Museum Ship)” olarak sergilenebileceğini belirttiği “Kartal römorkörü ile ilgili iddiaları öyle ya da böyle bir cevabı hak ediyor” demiş ve Kartal’ın “İstanbul yerine Çanakkale’de sergilenme düşüncesinin/ihtimalinin” Kartal İstimbotu Platformu üyelerinin “tepkisini çektiği” belirtmiştik.

İlgili kurumlar (MSB/Deniz Kuvvetleri Komutanlığı) “cevabını bekleyen sorularla ilgili” herhangi bir açıklamada yapmadan Kartal‘ı Çanakkale’de sergilemeye başlasa da “bu Kartal o Kartal mı?” ile ilgili sorular hâlâ cevabını bekliyor ki bunlara bir de neden İstanbul’da sergilen(e)mediği sorusunu da ekleyebiliriz. Evet hâlâ:

“Bu polemiğin sonlandırılması adına römorkörü envanterine aldığı belirtilen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın, bu süreci baştan beri yürüten Kartal’ı Kurtarma Platformu (Kartal İstimbotu Platformu) ilgililerinin, ya da sergilemeye yanaşmayan Belediyelerin yaklaşık altı senedir akıbetini bekleyen Kartal römorkörü hakkında kamuoyuna ve bu girişime kumbarasıyla/emekli maaşıyla destek veren onca insana resmi bir açıklama borcu ve sorumluluğu var.”

Similar Posts

  • |

    İskenderiye Limanı’na Kırlangıçtan Bakmak

    Sosyoloji ve kamu yönetimi alanındaki akademi serüvenini sona erdirdikten sonra coğrafya, doğabilim ve yolculuk yazınına yönelen Ömer Bozkurt hocayı denizciler daha çok bu alandaki yazına katkılarıyla ve “gezginlik yer küreyi, doğayı sevmektir” diyen yönüyle tanırlar/bilirler.

    Şileple, yük/posta/araştırma gemileriyle, kabasorta armalı yelkenliyle yaptığı en ücra köşelere dek uzanan yolculukları hakkındaki yazıları/kitapları/çevirileri, çektiği fotoğraflar Türkçedeki en özgün örneklerdendir.

    Bozkurt, konforun, rahatın değil, gerçek bir deniz/denizci ortamında yapılan gemi yolculuklarının peşindedir. Gemiyle yolculuğun tarihsel gelişimini/değişimini anlattığı “Gemiyle Yolculuk” yazısında şileple yolculuğun farkını vurgular:  “… deniz yolculuğu artık çoğunlukla deniz eğlence gezisine dönüşmüştür. Deniz gezisi için değil de, bir yerden bir yere gitmek ve bunu mümkün olduğunca gerçek bir deniz ve denizci ortamında yapmak için günümüzde tek yol şileple yolculuk gibi görünüyor.”

    Enis Batur, Ömer Bozkurt’un Kutup Toprağı Svalbard’ayaptığı yolculuğu anlattığı Soğuk Kıyıları kitabını “konforlu gezmen izlenimleri peşindeki okuru en hafifinden dürtükleyecek içeriği ve üslubuyla” Türkçedeki en özgün örneklerden biri olarak değerlendirir: “Alışveriş haritasına, tumturaklı yemek mönülerine, çılgınca(!) eğlenme ritüellerine yer tanımayan bir keşif gözlem seyir defteri.”

    Yolculuk yaptığı gemilerdeki hayatı komuta merkezinden, köprüden izleyerek, mürettebatın günlük yaşamından, profesyonel denizcilerin dünyasından değerli kesitler aktarır, en ücra köşelerde çektiği fotoğrafları sunar bize. Çevirilerine adeta kitabı zenginleştiren kapsamlı ve mükemmel sunuşlar yazar.

    Ömer Bozkurt hocanın denizcilikle ilgili yazdığı ve çevirdiği kitapları yazı sonuna ekledim ama diğer kitapları, kitap incelemeleri, yolculuk yazıları, klasik müzik tutkusu, fotoğrafları, fotoğraf sergileri -ki kitaplarındaki/makalelerindeki fotoğrafları kendisi çeker- akademik kariyeri hakkında bilgi edinmek isteyenler yazarın kişisel sitesini (www.omerbozkurt.com) ziyaret edebilir.

    Yaklaşık 10 yıl önce, 2016’da gemiyle yaptığı bir Doğu Akdeniz yolculuğundan tadımlık bir bölüm. Katkısı için değerli dostumuz Ömer Bozkurt hocaya teşekkürlerimizle.

  • |

    İlgiyi Bilgiyle Zenginleştirmek

    Özel Teknelerin Kayıt, Belgelendirme ve Donatımına İlişkin Yönerge’de (2006) yapılan bir değişiklikle ADEK/Amatör Denizci Elkitabı, bir süre her teknede bulunması zorunlu yayınlar arasına katılmıştı. Bu yazıdaki “Zorunlu Kitaplar” bölümünde “Kişi denizciliği ADEK’ten öğrenebileceği gibi başka kitaplardan, kaynaklardan da öğrenebilir. Dilerim bu zorunluluk bir an önce kaldırılır.” diye yazıp ADF’ye de bu şartın kabul edilebilir bir şey olmadığını ifade etmiştim. ADF’nin girişimiyle bir süre sonra mevzuat değiştirilerek bu tekel durumuna son verildi.

    Yazıda yer alan “Yanlışlarla Dolu Yeni Yıl Takvimi” başlıklı bölümündeki eleştiriler nedeniyle Naviga dergisi kurucusu/söz sahibi Turgay Noyan’ın yaptıkları için “Yalanı Haber Yapabilen ‘Gazeteci…’” yazısına da bakın lütfen.

    Üç denizcilik dergisinin satış toplamının 15 bini aşması, amatör denizci belgesi veya yelken eğitimi almak isteyenlerin çokluğu gibi birçok göstergeye bakarak son yıllarda denizciliğe olan ilginin, denize açılan, açılmaya niyetlenen insan ve tekne sayısının giderek arttığını söyleyebiliyoruz. İlginin sadece sayısal bir artış olarak kalmaması nitelikçe bir zenginleşmeyle birlikte mümkündür. On sorudan dördünü yapana ADB/amatör denizci belgesi vermek yerine, sınavları, bilgiyi ölçen, öğrenmeye teşvik eden, herkese eşit uygulanan bir biçimde yapmak (Amatör Denizcilik Federasyonu’nun -ADF- yapmaya çabaladığı gibi) veya denizcilik/yelken eğitimini eğitim/eğitmen yönünden bir standarda kavuşturmak gibi örnekler, denizcilikte bir nitelik artışına işaret eder.

    Giderek zenginleşen bir nitelik artışıyla tanımlayabileceğimiz bir değişim, denizciliği sığ sulardan çıkarıp engin denizlere taşıyabilir. İlginin, denizciliğin gelişmesi, yaygınlaşması, zenginleşmesiyle birlikte yürümesi, bu işi öğrenmeye hevesli insanların sayısını giderek arttıracak, ilginin kalıcı olmasını sağlayacaktır.

  • |

    Fırtına Nerede?

    Hangi deniz, hangi rüzgâr, hangi “haber” buluşturur bizi?

    Denizdeki her olay denizi, denizciliği tanımak, tanıtmak için bir fırsattır ama bunun gerçekleşmesi konuya yaklaşıma ve eklenecek bilgilere bağlıdır.

    2006’da yaşanmış bir kaza dolayısıyla haberlerin ele alınışını, bilginin kaybolmasını, magazinleştirilmesini ve gittikçe kaybolan amatör ruhu ele alan bir değerlendirme…

    Birçok göstergeye bakarak ülkemizde denizciliğe olan ilginin, denize açılan insan ve tekne sayısının giderek arttığı söylenebilirse de genel olarak bu artışın denizcilik kültürünü incelttiğini, ona yeni “değerler” kattığını söylemek oldukça zor.

    Denizciliğin daha dar alanlardan çıkıp giderek yaygınlaşmasından söz edeceksek canlı, ufku açık, her bindiği teknenin şarkısını söylemeyen kendi değerleri ve kimliği billurlaşmış amatör ruhlu bir denizcilik kültürü için mevcut veya oluşmaya başlayan kimi değerleri sorgulamamız, bu alandaki olumlu mirasa sahip çıkmamız gerekir. Çok sayıda parametreden (tekne, eğitim, kurum, yayın -kitap, dergi, gazete-, sporcu, yarış, sponsor vb.) farklı örnekler vermek mümkün ama çok daha sıradan birkaç örnekle konuya gireyim.

    Tekne sayısı arttıkça usturmaçalarını üzüm salkımı gibi sarkıtarak seyreden tekne sayısının artması; liman içinde VHF telsizlerinin 1 watt değil de 25 watt çıkış gücünde kullanılarak herkesin rahatsız edilmesi sıradan bilgilerin bile “içselleştirilemediğini” gösteren örnekler. Bir değerin oluşabilmesi, kalıcılaşması için sadece bilgiye sahip olmak yetmiyor, o bilginin “içselleştirilmesi” de gerekiyor. Doğaldır ki bu alandaki gelişmeler denizdeki yağmurla, fırtınayla gelip yerleşmiyor, ülkenin kültüründeki olumlu ve olumsuz (zaafları, eksiklikleri…) yönleri, gelişmeleri bünyesinde taşıyor, yansıtıyor. Ayrıca denizcilik adına yapılan her şey iyidir gibi ilkesiz, ölçüsüz bir anlayışın yaygınlığı da bunu pekiştiriyor. Örneğin “Türkiye Yelken Açtı” başlığıyla gazetemiz (Milliyet Pazar, 4 Haziran) 2 tam sayfa haber yapıyor ama muhabir yaptığı röportajların yönlendirmesiyle (!) amatör denizci belgesiyle “şilep” kullanılabileceğini yazıyor.

    Denizcilik alanındaki gelişmeleri, tartışmaları her açıdan değerlendirmek, eleştirmek, denizciliğin ufkunu açacak yerel ve evrensel kuralların, değerlerin, referansların belirginleştirilmesini, sindirilmesini sağladığı gibi amatör bir ruhu kaybetmeden filizlenmekte olan denizcilik dilinin, kimliğinin ve sonucunda kültürünün sınırlarını çizebilir.

  • Çapar: Kaybolan Tekne

    “Ortaçağ’dan Gelip 1950’lerde Kaybolan Bir Tekne: Paraskalmion/Palaşkerme/Çapar” (Denizcinin Günlüğü 2010) diye hakkında yazı yazdığım çapara kısa bir Karadeniz gezisinde Sinop’ta rastlamıştık. Bu vesileyle ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’na önerdiğim tekneyi yaşatma/kullanma projesi mümkün olabilir mi diye bir kez daha Sinop’a gitmiştik ADF başkanı Teoman Arsay, Güngör Acar ve rahmetli Ali Gündüz’le. Tekneyi ADF faaliyetleri için kullanma projesi gerçekleşmese de ADF adına Sinop ve Ayancık’ta vali-kaymakamlık-belediye ile yapılan resmi görüşmeler sonrasında teknelerden biri Sinop Cezaevi’nde sundurma altında (yağmurdan) korumaya alındı. Bildiğim kadarıyla da öylece duruyor yıllardır.
    Proje gerçekleşmeyince Atlas dergisine Haziran 2012 sayısında yayımlanan yazıyla çaparların varlığını/durumunu aktarmaya çalıştım. Güzel bir haber Degetar- Deniz, Gemi, Tekne Arkeolojisi ekibinden aldığım Atlas‘taki yazı için “teşekkür eden” e-posta oldu. Kaybolan tekne tipleri üzerine çalışan Degetar “beklenmeyen sürpriz bir şekilde sizin Atlas‘taki o güzel yazınızla mutlu olduk ve Çapar teknesinin günümüze kadar gelen somut bir örneği olduğundan bu tekneye öncelik tanıyarak çalışmasına başladık.” diyordu. Degetar’ın Atlas dergisi Aralık 2013’te aynı konudaki teşekkür mektubunu da aşağıya ekledim.

  • Hızır (Barbaros) Hayreddin Paşa’nın Vakfiyenamesi ve Vasiyetnamesi

    Yıllar önce bir sahaf mezatından edindiğim “Hızır (Barbaros) Hayreddin Paşa’nın Vakfiyenamesi’ni yayına hazırlamak için epey uğraşmış ama süreç uzayınca bir kenara koymuştum. Karantina günlerinde yeniden ele almak mümkün oldu. (…) Epeyce dipnot var, umarım yayında sorun olmaz. Metnin başlıkları şöyle:

    (I). BİR SAHAFİYE BELGESİNİN HİKÂYESİ

    (II). VAKFİYENAME VE ÇAPARİZLER/DÜĞÜMLER

    (III). VAKFİYENAME’DEKİ GELİR KAYNAKLARI VE HARCAMA KALEMLERİ

    (IV). SAHAFİYE BELGESİ: ÇEVRİYAZI HIZIR HAYREDDİN PAŞA’NIN VAKFİYENAMESİ

    Metin, Barbaros Hayreddin Paşa’nın Vakfiyenamesi’nin Osmanlıca harflerden Latince harflere tam metin olarak çevirisini, yani çevriyazısını (transkripsiyonu) da içeriyor. Dolayısıyla çevriyazı da olsa Barbaros Hayreddin Paşa’nın Vakfiyenamesi’nin “tamamının” ilk (+dijital) yayını. Şüphesiz araştırarak/sorarak bilgi edinmeye çalışsam da (sorularıma verdikleri cevaplar için İdris Bostan hocama ve Murat Koraltürk’e teşekkür ederim) yazıda çıkabilecek hataların/netameli bilgilerin sorumluluğu bana aittir. Dilerim tarihe, Barbaros Hayreddin Paşa’ya meraklı olanların işine yarar.

  • Alp Alpagut Türkiye’de Kalsa Ne Olurdu…?

    Alp Alpagut, uluslararası düzeyde pek çok başarıları bulunan ve Olimpiyat’ta (Atlanta 1996) ve Akdeniz Oyunları’nda (1997) ülkemizi Laser sınıfında temsil etmiş bir sporcu. 2001’den beri yurtdışında antrenörlük yapıyor, 2004’ten beri de İtalya’da yaşıyor, olimpiyatlara sporcular hazırlıyor. Çalıştırdığı sporcuların olimpiyat kotası alma başarıları göstermesi geçtiğimiz yıl ona İtalya Laser Milli Takımı Antrenörlüğü kapısını açtı. Yılda 250 gün denizde İtalyan Laser milli takımına koçluk yapıyor, fırsat bulursa da yarışıyor. Örneğin 2009 ve 2012’de İtalya masterlar şampiyonluğunu kazanmıştı. Gerekli ve yeterli antrenmanları yapa(a)madan katıldığı 4-11 Ekim 2014’te Güney Fransa Hyeres’de yapılan Laser Masterlar Dünya Şampiyonası’nda grubunda 3. oldu (sonuçlar için şu siteye bakılabilir: http://lasermasters.coych.org/results/).

    Eylül ayında İspanya/Santander’de yapılan, tüm olimpik sınıfların katıldığı ve ülke olimpiyat kotalarının yarısının belli olduğu Dünya Şampiyonası’nda Alp Alpagut’un çalıştırdığı İtalyan Laser Milli Takımı’ndan 3 sporcu ilk 25’e girerek olimpiyat kotası aldı. Türkiye bu yarışlarda hiçbir sınıfta olimpiyat kotası alamadı. (Santander’de yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı muhteşem organizasyonun açılış töreni ve laser sınıfı yarışları için şu videolara da bakılabilir. http://www.youtube.com/watch?v=L7NrpazIbxghttp://www.youtube.com/watch?v=X9Ey4ovBODM )