|

Teknede Bayrak

Denizde Milli Bayrak Terminolojisi ve Kullanılması

Teoman Arsay

Tekneler bayrakları ile tanınırlar. Bayrak ulusal simgedir, saygı ister, sevgi ister. Bayrağın kullanma yöntemlerini doğru bilmek, doğru uygulamak ve uygulatmak gerekir.

Konumuzun, esas itibariyle amatör denizcilerin kullandıkları teknelerle ilgili olması nedeniyle, yazıda Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü’ndeki tanımlamaya da sadık kalınarak, askeri gemiler hariç gemi yerine tekne tanımı kullanılmış, yasal düzenlemeler yanında konunun teamül haline gelmiş uygulamaları da öne çıkarılmaya özen gösterilmiştir.

Bayrağın kullanılması ile ilgili diğer konular/ayrıntılar için (örneğin örtülebileceği yerler, yasaklar, cezalar, standartlar, bayrak töreni, katlanması, özel bayraklar…) bayrak mevzuatına başvurulmalıdır.

BAYRAK MEVZUATI

Bayrağın denizde kullanımı ile ilgili hususlar “Türk Bayrağı Kanunu” (Resmî Gazete, 24 Eylül 1983) ve “Türk Bayrağı Tüzüğü”nde (Resmî Gazete, 17 Mart 1985) açıklanmıştır.

Kullanılamayacak duruma gelmiş Türk bayraklarının nasıl yok edileceği de ayrı bir yönetmelikte (Resmî Gazete, 08.06.2001) gösterilmiştir.[1]

Denizde Milli (Ulusal) Bayrağın adı BAYRAK’tır, Sancak değildir. Sancak, atlas benzeri parlak bir kumaştan imal edilmiş, çevresinde püskülleri olan, üzerinde ait olduğu birliğin numarası veya amblemi de bulunan ve genellikle törenler ve diğer özel günlerde taşınan bir Milli Bayraktır.

DENİZDE BAYRAK ÇEKME

Bayrak mevzuatının amatör denizcileri ilgilendiren kısımları aşağıda özetlenmiştir. Bunlara göre;

● Bayrak gerçek ve tüzel kişilerin deniz vasıtalarına çekilir.

● Bayrağın büyüklüğü çekileceği deniz taşıtının büyüklüğüne uygun boyutta olacaktır (yaklaşık bayrak ebadı için bkz:”Bayrağın Büyüklüğü” maddesi).  Şiddetli rüzgârlı ve yağmurlu günlerde daha küçük boyutta bayrak çekilebilir.

● Bayrak, genelde ağaçtan (madenden de olabilir) yapılmış, en sert havalarda dahi bükülmeyecek ve kırılmayacak sağlamlıkta bir direğe çekilir. Bu direğin boyu, çekilecek bayrağın eninin en az iki katı olmalıdır.

● Bayrak, deniz araçlarının, limanda, varsa arka direklerine, seyirde, denizcilikteki usullere göre, bayrak çekilmesi gereken direklerine bağlı gize veya direğe, yelkenli teknelerin randa yelkeninin çördek yakalarına konulur. Bu giz veya direğin eğimi en çok 45 derece olabilir.

● Bayrak saat 08.00’de, günün bu saatte ağarmadığı hallerde gün ağardığında çekilir, gün batımında indirilir.

● Deniz araçlarına her gün bayrak çekilir.

● Limanda, demirli veya seyir halinde bulunan büyük ve küçük her çeşit deniz araçlarıyla Devlet işlerinde kullanılan makinesiz deniz araçlarına her gün bayrak çekilir.

● Seyir halinde bulunan tekneler, geceleri bayraklarını çekili bırakabilirler.

Liman, göl ve nehirlerde çalışan 18 tonilatodan küçük yatve salapuryalara, çamur, çöp dubası vb. teknelere bayrak çekilemez.

● Flandra, boyu eninin 18 katı olan bayraktır. Bu bayraklar, savaş gemileri ile yardımcı gemilerde, tanıtma işareti olmak üzere, yalnız denizde kullanılır.

 ● Eskimiş, solmuş, yırtılmış ve kullanılmayacak duruma gelmiş bayraklar, yok edilmek üzere kaymakamlık/valilik (yurtdışında elçilik) eliyle toplanıp imha edilir.

Görüldüğü gibi Kanun ve Tüzük, yatlarda bayrağın nasıl taşınacağına dair pek fazla bir şey söylememekte, genelde işi denizcilikteki teamüllere bırakırken 18 gros tondan küçük teknelerde, liman, göl ve nehirlerde çalışmaları şartına bağlı olarak dahi olsa, taşınmasını kısıtlamaktadır. Genel olarak yelkenli tekneler için ise sadece bir maddede konuya değinilmektedir. Bu bağlamda yelkenli teknelerden bahsederken de sadece randa yelkenli tekneler için örnek verilmiştir. Örneğin markoni yelkenli bir teknede randa yelken olmadığı gibi çördek yakası da yoktur.

Yasaların ortak tanımı göz önüne alındığında, kürekle yürütülen sandallar gibi küçük sürat botlarının da bayrak taşımalarının zorunlu olmayacağı anlaşılır. Ancak Bağlama Kütüğü Yönetmeliği, 12. maddesine göre kütüğe kayıtlı gemi, deniz ve içsu araçları -boyuna bakmaksızın- Türk bayrağı çekmek zorundadır.

Hal böyle olunca, bizler için Kanun ve Tüzük hükümlerine ters düşmemek şartı ile denizcilikteki teamüllerin nelerden ibaret olduğunu bilmek, eğer denizciliği hakikaten severek yani amatörce  Latincede amare, sevmek anlamına gelir- yapıyorsak, bu teamüllere uymak, usulleri uygulamak yolu kendiliğinden açılmaktadır.

Ötedenberi denizcilikte, yatçılıkta ve yat etiketinde öncülük etmiş İngiltere’deki uygulamalara bakarak bu usulleri tanımak ve kabullenmek yerinde bir davranış olacaktır.[2] Yabancı yayınlarından faydalanarak bu konuyu ilk ele alan iki kitapçığı da bu vesileyle anmak gerekir: Yacht Bayrakları, Faruk Birgen, İstanbul Matbaası, 1960. Yacht Bayrakları, Ahmet Muhittin Öney, 1973.

Faruk Birgen, 1960. Ahmet Muhittin Öney 1973.

Yatlarda Bayrak Taşınması

Yatlarda bayrak, teknenin kıç tarafında, omurga hattı üzerinde, aynaya en yakın yerde, ahşaptan yapılmış özel gönderinde -bayrak direği- taşınır. Bu gönder teknenin güvertesine hatta küpeştesine bağlı olur ve en çok 45 derece eğimle durur. Eskilere, yelkenli tekneler dönemine ait bu uygulama, dayanağını o devirlerde subayların yaşam, kullanım ve komuta yerlerinin teknelerin kıç tarafında, kıç üstünde veya kıç kasara üzerinde yerleşik olmasından almaktadır. Teknenin yönetim yeri kıç tarafı olduğuna göre, bayrağın da bu en itibarlı bölgede bulunması elbette en doğru davranıştır.

Bir teknenin ait olduğu ülkenin bayrağı diğer bütün bayraklara göre en onurlusu, değerlisi ve önemlisi olduğuna göre de teknenin en itibarlı yerinde taşınması gerekmektedir. Bayraklar önem derecelerine göre sıralandıklarında ikinci ve üçüncü önemli yerlerin de belirlenmesi gerekecektir. Bunlar da sırası ile ana veya ön direk sancak gurcatası (gurcetası) ana veya ön direk iskele gurcatası olarak belirlenmişlerdir.

Yelkenli bir yatta birden fazla direk bulunması ve tramolada yelken aktarılırken, arka direk bumbasının göndere çarpma tehlikesinin bulunması halinde, bayrak kıç direğin şapkasında, yani tepesinde (veya ilave edilecek bir gizde) taşınır. Limanda, bumbanın aktarılması gerekmediği için, bumba bir tarafa kaçık tutularak, bayrak gönderi yatın kıç üstünde, omurga hattı üzerine yerleştirilir, yani bu tip tekneler limandayken, bayrağın kıçtaki asıl yerine (gönderine) çekilmesi esastır.

Teknelerde bazen bayrak gönderi omurga hattının sancak tarafında da bulunabilir. Bu gibi hallerde gönder, hiçbir zaman iskele tarafta bulunmamalıdır. Böyle durumlara özel teknelerde, hatta askeri gemilerde de rastlamak mümkündür. Kıç üstünde bayrak gönderinin bulunacağı yerde, örneğin kablo makarası veya silah veya başka türden teçhizatın bulunması halinde, bayrak sancak tarafa kaçık olarak taşınabilir.

Gönder daima güverte ile doğrudan bağlantılı olmalı, güverteye, hatta küpeşteye basmalı, tekneye ait bir parça olmalıdır. Bayrak gönderi, matafora, kıç vardavela başı (pulpit) veya dümenin tepesine -asma dümenlerde- takılmaz. Motoryatlarda bayrak gönderi, rollbar tabir edilen, kamaranın üzerinden dolaşan ve üstüne anten, projektör gibi aksamın bağlandığı, kuşak üzerinde de bulunmamalıdır (Şekil A-B). Bayrak gönderi bir yatın aynasına da takılmamalıdır. Bir anlamda Bayrak, tekneye aittir, üzerindeki yaşam mahallerine değil.

Seyirde Bayrak

Seyir halinde bulunan teknelerle, demirli, şamandırada, rıhtımda bağlı tekneler ve diğer deniz araçlarında her gün bayrak çekilir.

Seyirde ve özellikle açık denizde bayrağın gönderinde taşınması mecburiyeti yoktur. Bayrak teknenin milliyetinin tanıtılmasının gerektiği hallerde gönderine basılır. Ancak, bir ülkenin karasularında seyredilirken bayrağın gündüz saatleri içinde devamlı taşınması gerektiğinden, geceleri de taşınması, uzaktan projektörle aydınlatıldığı takdirde görülebilmesi için, önerilirdi. Bayrağın açık denizde devamlı taşınmamasının eskilere dayanan iki sebebi olsa gerek; Birincisi, bayrağı lüzumsuz yere yıpratmamak, ikincisi ise, teknenin milliyetini tanıtacak bir karşı tarafın bulunmayışıdır. Nitekim eskiden tekneler bayraklarını limanlara girip çıkarken ve denizde karşılaştıkları zaman basarlar ve dost veya düşman olup olmadıklarını belirtirlerdi. Günümüzde, seyir halindeki gemilerin bayraklarını geceleri de çekili bırakabilecekleri ise artık Tüzük hükmü haline gelmiştir.

Limanda Bayrak Çekme/İndirme

Limanda ise; bayrağın gönderinde, kıçta, yani gerek yata gelenlerin gerekse yatı sahilden veya başka teknelerden görenlerin, gözleri hizasına yakın taşınması esastır.

Bayrak, sabahları saat 8.00’de göndere çekilir, akşamları gün batımında indirilir. Eğer uzun yaz günlerinde gün batımı saat 21.00’den sonraya kalıyorsa bayrak, en geç saat 21.00’de indirilir. Bayrak çekilirken ve indirilirken tören yapılır. Usül açısından, limanda, sırası ile, varsa donanmaya ait bir askeri filonun komutan gemisinin, filo olmayıp tek bir askeri gemi varsa onun bayrak seremonisine uyulur. Bunlardan hiçbirisinin bulunmaması halinde, her yat seremoniyi kendisi uygular. Bayrak seremonisi süresince yatta bulunanların kılık kıyafetlerinin günün şartlarına uygun fakat temiz ve tertipli olması, herkesin bulunduğu yerde yüzünü bayrak yönüne çevirerek saygı duruşunda bulunması gerekir. Ne yazık ki günümüzde bu seremoni artık hemen hiç uygulanmıyor.

Nezaket Bayrağı (Courtesy Flag)

Yatın, misafiri olduğu ülkenin bayrağı, ana direğin sancak alt gurcatasında taşınır. Motoryatlarda bu bayrak rollbar üzerindeki gönderinde veya varsa ön direk sancak gurcatasında taşınır. Misafiri olunan ülke bayrağının taşınması kanuni bir zorunluluk değildir ve nitekim ismi “courtesy flag -nezaket bayrağı” olarak bilinmektedir. Ancak, nezaket bayrağı taşınması denizde yerleşmiş ve ötedenberi devam edegelen bir görenektir. Milli değerleri açısından hiçbir ülke, bir yabancı ülke bayrağının kendi Bayrağından daha yüksek bir mevkide (yerde) taşınmasını hoş karşılamadığı için ve hatta bazı ülke limanlarında uygulama bu yönden ısrarla kontrol edildiği için, yatın Milli Bayrağının özellikle limanda güverte üzerinde, kıçtaki gönderinde, yani her zamanki ve asıl itibarlı yerinde, misafiri olunan ülke bayrağının ise daha yüksek, ancak ikinci derece itibarlı bir yerde, ana direk sancak alt gurcatasında taşınması usul haline gelmiştir. Bu bayrak bir nezaket ifadesi olarak taşındığı için uygulamaya devam edilmesi yerinde bir davranıştır. Sadece limanda değil, bir ülkenin karasularında seyrederken de o ülkenin Bayrağını ana direk sancak alt gurcatasında taşımak, aynı asil düşünceye dayanmakta, kendi bayrağı ile o ülke selamlanmaktadır.

Teknede Bulunanların Uyruğu İçin Bayrak

Sancak gurcatadaki bayrak karasularında bulunulan ülkenin bayrağı (Nezaket Bayrağı) iken iskele gurcatadaki bayrak teknede bulunanların uyruğunu gösterir ki bu bayraklar birden çok da olabilir.

Karantina Bayrağı

Karantina bayrağı (Q Bayrağı) da ana direk sancak gurcatasında taşınır. Sarı renkli bu bayrağın iki anlamı vardır: a) Sularınızda bir limanınıza uğramadan seyrediyorum (transit), teknemde bulaşıcı hastalık yoktur, serbest geçiş hakkı istiyorum/kullanıyorum, b) Limanınıza geldim, teknemde bulaşıcı hastalık yoktur, giriş işlemlerime başlanmasını istiyorum/bekliyorum.

Bir ülkenin karasularından transit geçiş tamamlanınca, karantina bayrağı indirilir. Bazı ülkelerin görevlileri kendi sularından transit geçen teknelerin karantina bayrağı ile birlikte kendi ülkelerinin de bayraklarının taşınmasını isteyebilmektedirler.

Bir ülke limanında giriş işlemleri tamamlanınca, karantina bayrağı indirilir ve yerine (ana direk sancak gurcata), misafiri olunan ülkenin bayrağı çekilir.

Acil durum veya başka teknelerle haberleşme hali dışında, Karantina bayrağı ve misafir olunan ülke bayrağından başka hiçbir bayrak, fors veya flama seyirde gurcatalardan herhangi birisinde taşınmaz.

Tekne Sahibi ve Kulüp Forsu/Flaması

Tekne sahibinin, varsa özel forsu/flaması sadece limanda ve kendisi teknedeyken ana direk sancak gurcatasında taşınır. Bu gurcatada, misafir olunan ülkenin bayrağı çekiliyse, tekne sahibinin forsu iskele gurcatada ve sadece limandayken taşınır. Tekne sahibinin forsu sadece iki durumu anlatır: a) Fors çekilmişse “teknedeyim”, b) Fors mezestre ise (yarıya kadar çekilmişse) “teknedeyim, rahatsız edilmek istemiyorum”.

Yatların kulüp forsları seyirde ve limanda anadirek başındaki özel gönderinde gece ve gündüz taşınırlar.

Yarışlarda Bayrak

Genel bir uygulama (teamül) olarak ve kimi istisnalarla, yarışan teknelerde ulusal bayrak taşınmaz; yarış kurallarının belirlediği yerlerde sınıf bayrakları taşınır. Ne var ki, yarışın başka ülkelerin sularından geçmesi veya bir başka ülke limanında son bulması halinde, o ülke sularında, karantina bayrağıyla birlikte ulusal bayrağın taşınması gerekeceği doğaldır.

Bayrakla Selamlama ve Yas

Selamlama noktasına gelmeden önce bayrak yavaş yavaş mezestre edilir (yarıya indirilir), geçtikten sonra toka edilir. Savaş gemilerinin selamlanması eski bir denizci geleneği olarak günümüzde varlığını sürdürürken, Çanakkale Boğazı geçişinde Çanakkale Şehitler Abidesi bordalandığında bayrak selamı verilmesi  önemli bir denizci/denizcilik adetidir.

Türk Bayrağı, Cumhurbaşkanınca ilan edilecek günlerde ve 10 Kasım’da yas alameti olarak yarıya çekilir.

Bayrak Büyüklüğü

Teknenin taşıyacağı bayrağın büyüklüğü konusunda bir standart yoksa da bayrağın tekne boyuyla orantılı olması beklenir. Örnek olarak teamüle dayalı bayrak uzunluk ölçüsü verilebilir. Buna göre bayrak boyu, tekne boyunun her 30 santimetresine (yaklaşık 1 foot/ayak/kadem) 2,5 santimetre (yaklaşık bir inç/pus) olarak seçilir. Örneğin boyu 15 metre olan bir teknenin taşıyacağı bayrağın uzunluğu 1,25 metre olacaktır. Şu kadar ki sert havalarda veya yüksek süratli teknelerde daha küçük boy bayrak da taşınabilir.

Türk Bayrağı standart ölçüleri “uzunluk = genişlik x 1,5” olarak saptanmıştır. Boy kademeleri üretimde 50 santimetre ve katları şeklindedir. Buna göre bayrak boyları örneğin 75, 150, 225, 300 santimetre olacaktır. Bu bağlamda yukarıdaki paragrafta 1,25 metre olarak hesaplanmış bayrak yerine 1,50 metre boyunda bir bayrak taşınması gerekecektir.

Bayrak Taşımada Teamül ve Usuller

Yukarıda belirtildiği gibi ülkemizde Bayrak Kanunu ve bu kanuna bağlı olarak çıkarılmış bulunan Tüzük ile konunun sadece esasları belirlenmiş, her ikisinde de yatlarda Bayrağın nasıl taşınacağı hiç ele alınmamıştır. Sadece bir maddede “yelkenli gemilerde (teknelerde) bayrak randa yelkenin çördek yakasında taşınır” (çördek yakası: bu yelkenin sereninin pupaya bakan ucu) ifadesi yer almakta, diğer bir maddede de denizde teamüle göre hareket edileceği belirtilmektedir. Günümüzde, hatta kanun ve tüzüğün çıkarıldıkları yıllarda dahi, randa yelkenin iyice tarihe karışmakta olduğu bir devirde, sadece bu ifade ile yetinmek ve diğer arma türlerini gözardı etmek anlamsız kalmaktadır. Bu itibarla da denizde bayrağın taşınması gerçekten yılların alışkanlıklarına (teamüle) göre olmak, ancak mantıktan da uzaklaşmamak zorundadır. Yatçılıktaki nezaket kuralları da diyebileceğimiz yat etiketi mevzuat ve denizcilik geleneklerinin bir birleşimidir.

Aşağıda şekillerle ifade edilenler yerleşmiş teamüle ve usullere göre kaleme alınmışlardır. Tekne;

● Randa armalı ise, seyirde bayrak arka direk yelkeninin çördek yakasında, yani randa gizinin en uç noktasında taşınır, şu kadar ki tekne tek direkli veya uskuna ise bu direk ana direk olacak (Şekil 1-2), üç direkli veya keç veya yawl (Şekil 3-4-5) ise bu direk mizana direği olacaktır. Ancak eğer yelken bumbası Bayrak gönderi ile çatışmıyorsa, bayrak kıçta, ortada yani omurga veya pruva hattında, güverte üzerinde, küpeşteye bağlı en çok 40-45 derece eğimli bir gönderde,

● Bermuda armalı ise, seyirde bayrak bütün teknelerde olduğu gibi mümkünse kıçta, ortada, omurga hattında, güverte üzerinde, küpeşteye bağlı en çok 40-45 derece eğimli bir gönderde,

Bermuda armalı tek direk veya uskuna veya ikiden fazla direği olup da arka direği en az diğer direkler boyunda veya onlardan uzun (Şekil 6-7-8) ise ve bumbanın boyutu dolayısı ile gönderin kıç üstünde bulunmasına imkân yoksa, seyirde bayrak arka yelken güngörmez yakasının 2/3 yüksekliğinde,

Bermuda armalı yawl, keç veya iki direkten fazla direği olup da arka direği ana direğinden kısa (Şekil 9-10-11) ise, seyirde bayrak mizana direğinin tepesindeki bir gönderde taşınacaktır.

Özellikle modern yatların anten ormanına dönen direk şapkalarında bayrağın dalgalanmasına antenlerin mâni olmaması için özen gösterilecek, bayrak direk şapkasını aşan veya arkaya doğru uzayan bir giz veya gönderde antenlerden uzak tutulacaktır.

Eğer gönderin kıçta ortada, yani omurga hattında ve güverte üzerinde, küpeşteye bağlı olarak yerleştirilmesine imkân yoksa gönder, aynı bölgede sancak tarafa kaydırılabilir, iskeleye kaydırılamaz.

Milli Bayrağın gönder yerine, denizcilik adetlerinden nasibini alamamış, salt turistik yatçılığın bir ürünü olan ve özellikle tek direkli birçok yatta görüldüğü şekilde, kıç  istralyada veya birden fazla direkli yatlarda arka direk ve hatta bazen de ana direk  gurcatalarından birisinde taşınması ise sadece yanlış değil aynı zamanda ayıptır.

● Motoryatlarda, eğer üzerinde gizi olan bir arka direk varsa, bayrak seyir esnasında bu gizin ucunda da taşınabilir (Şekil C). Denizde Milli Bayrak, hiçbir zaman bir direğin gurcatalarından herhangi birisinde taşınmaz. Bir teknenin karada bulunduğu süre içinde de Milli Bayrak taşınmaz. Tekne kızağa bindirilip yüzer halini terk ettikten itibaren, tekrar kızaktan kurtulup yüzer hale gelinceye kadar tekne sayılmaz ve bayrak taşımaz.

Tekrar belirtelim ki yukarıda sayılan ve kısmen de yılların alışkanlıklarına uygun hususların uygulanmasında Türk Bayrağı Kanunu ve Türk Bayrağı Tüzüğü hükümleri saklıdır.

Ülkelerin uygulamaları farklı olabilir, ör. bayrak gönderinin kıçta iskele tarafında bulunması, sahibi teknede olmayınca iskele gurcataya lacivert flama çekilmesi vb. uygulamaları görürseniz şaşırmayın…

(Teoman Arsay, Kasım 2022)


[1] Eskimiş, Solmuş, Yırtılmış ve Kullanılamayacak Duruma Gelmiş Bayrakların Yok Edilmesi Usul ve Esaslarını Gösterir Yönetmelik (Resmî Gazete, 08.06.2001).

[2] Örnek olarak şu iki yayını verebiliriz: Reeds Maritime Flag Handbook, ed. Miranda Delmar-Morgan,Thomas Reed Pub., 2006; ve RYA Flag Etiquette and Visual Signals 2008.


Similar Posts

  • Denizde Arama Kurtarma

    Aranıp Kurtarılacak mıyız?
    Tekne transferi yaparken (Ekim, 2003) yardım istediği halde kurtarılamayarak teknesiyle kaybolan arkadaşımız Ömer Özuzun’un yaşadıklarından yola çıkarak arama kurtarmanın halini ve amatör denizcilerin durumunu gözden geçiren bir yazı yazmıştım, Yelken Dünyası’nın Ocak 2004 sayısında. Sonrasında, Sahil Güvenlik Komutanlığı-Amatör Denizcilik Federasyonu ve Ataköy Marina işbirliği ile 25 Şubat 2004’te Ataköy’de denizcilerin katılımıyla düzenlenen toplantıda SGK komutanı da arama-kurtarma faaliyetleri hakkında bilgi vermiş, soru alınacağı söylenmesine rağmen sorular yazılı alınmış (en fazla dört soru), bildik “resmi cevaplar” aylar sonra (bana 10 Mayıs 2004!) yazılı gönderilmişti. 25 Şubat’taki toplantıyı değerlendiren DSTİ sitesinde yayımlanan SGK Toplantısının Ardından başlıklı yazımı da ilgisi nedeniyle bu yazıdan sonraya koydum. Yazı sırası şöyle:

    •Aranıp Kurtarılacak mıyız? Yelken Dünyası, Ocak 2004.

    •Sahil Güvenlik  Toplantısının Ardından, dsti@yahoogroups.com, Şubat 2004.   

    •Ben Gidiyorum, Ömer Özuzun’un Anısına,  Yelken Dünyası, Ekim 2005.

  • |

    Amatör Denizci Elkitabı’nın Hikâyesi

    ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın ilk baskısı 2005 yılında yayımlandı ama 18 yıldır basılı ya da sosyal medyadan kimse merak edip de kitabın hikâyesini sormadı, ta ki Setur Marinaları’nın telefon uygulamasında yer alan Highlights’tan Kayhan Yavuz sorana kadar. ADEK’le ilgili sorulara verdiğim cevapların Highlights* yorumlarıyla yayımlanan metni aşağıda.

    Konusunda amatör denizciler tarafından yazılmış/hazırlanmış bir ilk kitap olduğu için ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesini içeren bu yazışmayı “Yeni Bir Amatör Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyasına bir ilk yazı olarak eklemekte tereddüt etmedim. İşin emektarı ben olsam da kollektif bir çalışmayı/çabayı göstermesi açısından da güzel/özenilesi bir hikâyedir ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesi.

    *(Setur Marinaları telefon uygulaması Highlights’a erişim için uygulamayı appstore veya Google Play’den –ücretsiz- indirip telefonda açmak gerekiyor. )

  • Bir Okul Gemisinin Karanlık Yılları

    Geçtiğimiz ay İstanbul’u tekrar ziyaret eden Şili okul gemisi Esmeralda’yla ilgili iki haber vardı gazetelerde ve bunlardan biri geminin kanlı tarihini de hatırlatıyordu.

    Şili donanmasına bağlı okul gemisi 113 metrelik uskuna barko Esmeralda daha önce de birçok kez limanlarımızı ziyaret etmiş ve gazetelere konu olmuştu. 28 Mayıs 1967’de Oktay Sönmez, 16 Ağustos 1994’te Mümtaz Soysal Cumhuriyet gazetesindeki yazılarında İstanbul’u ziyaret eden Esmeralda’yı tanıtmış, hatta Soysal’ın yazısı, Sönmez’in 27 yıl önceki haber küpürüyle birlikte yer almıştı.

    Geçtiğimiz ay İstanbul’u tekrar ziyaret eden Esmeralda’yla ilgili iki haber vardı gazetelerde, ancak bunlardan biri gemiyle ilgili övücü eski haberlerin aksine geminin kanlı tarihini hatırlatıyordu. Oktay Sönmez’in 2 Ağustos 2008 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki Esmeralda’yı övücü yazısına yazar Necmiye Alpay Radikal’de ( 7 Ağustos 2008) ironik bir yazıyla cevap verip, Esmeralda’nın karanlık tarihinden söz ediyordu. Seçimle Şili devlet başkanı olan Salvador Allende’yi darbeyle devirip, öldürterek iktidara gelen General Augusto Pinochet döneminde (1973-1990) sistematik işkence gemisi olarak kullanılmıştı Esmeralda.

  • |

    Setur Marinaları Seyir Defteri’nin Hali

    Setur Marinaları’nın müşterilerine dağıtmak üzere hazırladığı “Setur Marinas Seyir Defteri” ile Teoman abinin (Arsay) teknesi “Mat” ta karşılaştım (Haziran 2017). “Bir göz atsana” demişti ama onun da ilk izlenimleri hayli olumsuzdu. Gözden geçirip aşağıdaki e-postayı Teoman abiye yazdım. Sonrasında onun girişimiyle Seyir Defterini hazırlayan marina ilgilisi ile Mat’ta görüştük, “hazırlık sürecini” konuştuk. Bu görüşme çerçevesinde Jurnal (Seyir Defteri) Hazırlanması İçin Öneriler başlıklı ikinci yazıyı görüştüğümüz marina ilgilisine gönderdim. Ancak sonraki yıllarda da Setur Marinas Seyir Defteri’nin dağıtımının sürdüğünü biliyorum (herhalde stoklar bitinceye dek dağıtımı sürdürüldü).

    İkinci yazıdaki jurnal önerileri, bizim denizlerimize göre hazırlanacak “düzgün/denizci” bir jurnal için taslak olarak da düşünülebilir.

  • | |

    Amatör Denizciler İçin Yeni “Sınav/Eğitim veya Vesayet” Sistemi

    UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 18 Ocak 2023’te amatör denizcilerin eğitim/sınav/tekne kullanma şartlarını yeniden düzenleyen bir yönetmelik yayımladı. Uygulamalı eğitimi de içeren proje için TYF/Türkiye Yelken Federasyonu ile bir protokol imzalandı. Müfredat/uygulama içeriği gibi ayrıntılar henüz kamuoyuna yansımasa da TYF sitesindeki açıklamaya göre (6 Aralık 2022) “Türkiye Yelken Federasyonu, Amatör Denizcilik Belgesi Uygulama Eğitimlerinin Tek Adresi Oldu.”

    UAB’nin eğitim/sınav geçmişi hakkında kısa bir hatırlatma yapalım (ayrıntılarına bu klasördeki yazılardan ulaşılabilir): UAB tarihinde ilk defa “Yetki Devri Sözleşmesi” ile özerk bir federasyona (ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu’na) devrettiği ve bu sayede bürokrasiyi azaltan/aracıları ortadan kaldıran on-line yapılmaya başlanan sınav sisteminden vazgeçip, 2014’te pratik eğitim iddiası ile ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi’ni başlattı. Bir süre sonra Stratejik Plan’da “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. 2018’de pratik eğitim iddiasından vazgeçilip ADES rafa kaldırıldı. ADED/Amatör Denizci Eğitim Programı (25 sayfa) ile “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” için mevcut mevzuat yok sayılarak ilan edilen rakama ulaşabilmek adına her yol denedi. Son yenilik olarak 5 Aralık 2022’de Sepetçiler Kasrı’nda yapılan “Bir Milyonuncu Amatör Denizci Belge Teslim ve Protokol İmza Töreni”nde TYF ile yapılan protokol açıklandı.

    Ayrıntılarını bilmiyoruz ama UAB/TYF protokolünde bir “yetki devri” yok, tersine bir “görevlendirme” hatta bürokrasinin etki/yetki alanını genişletmesi, vesayetin artışı söz konusu.

  • |

    Amatör, Amatör Olarak Kalmalıdır…

    Yıllar önce yazılmış ( 2002), amatör/profesyonel denizciliğin farkını ve sınırlarını çarpıcı bir biçimde vurgulayan bu yazının asıl önemli yanı, 42 kez Ümit Burnu’nu geçmiş, dünya denizlerinde  yaklaşık 800 bin mil yol yapmış tecrübeli bir profesyonel denizci (gemiadamı) tarafından yazılmış olması. Yazar Haluk Bilgi makalesinde hepimizin komodoru Teoman Arsay’ın o günkü çabalarını takdir ederken, amatör denizcilere “musallat ettirilen” kimi olumsuzluklara değinip, amatör denizci belgesi (ADB) sınavlarının ve denizcilik dergilerinin rotası hakkında da değerli eleştirilerde/saptamalarda bulunuyor.

    Yazının yayımlandığı yılın sonunda kurulan (Aralık 2002) ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu, Sedat Altunay ve özellikle Teoman Arsay başkanlığı sırasında, bazılarını yazarın da söz ettiği olumsuzlukları gidermek/çözmek için epey yol alsa da 2015 sonrasında bu çabalar da sönümlendi.  

    UAB ve TYF yetkililerinin denizcilik konusunda herkesten fazla bilgiye, öngörüye sahip olması beklenirken önce “Bir Milyon Amatör Denizci” projesi ve devamında yeni “Sınav/Eğitim/Vesayet” sistemi gibi uygulamalarla bunun böyle olmadığını gösterdi. 30 yıl önce yazılmaya niyetlenilmiş ama yaklaşık 21 yıl önce yazılmış/basılmış bu yazı UAB ve TYF yetkilileri, hatta denizcilik dergisi editörleri için fazla bir şey ifade etmese de “Yeni Bir Amatör-Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyası açısından eleştirileri/gözlemleri basıldığı günkü kadar önemli/değerli bir makale.