Denizcilik Terimlerinden Argoya Geçen Söz Varlığı

Zahide Parlar

Bu değerli makalenin denizciningunlugu.org‘da yayımlanmasına izin verdikleri için sayın Dr. Öğr. Üyesi Zahide Parlar ve AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi’ne teşekkürlerimizle…


Denizcinin Günlüğü 2006, ADF Yay. 2005.


Dr. Öğr. Üyesi Zahide Parlar, İnönü Üniversitesi/Fen-Edebiyat Fakültesi/Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü/Yeni Türk Dili Anabilim Dalı.

Dr. Öğr. Üyesi Zahide Parlar, Denizcilik Terimlerinden Argoya Geçen Söz Varlığı, AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi Cilt: 10 Sayı: 33 Sayfa: 424 – 451, Aralık 2022.

Benzer Gönderiler

  • |

    Gökova Rehberi Hakkında

    Sevgili Deniz Boro’yla Vira Demir hakkında konuşurken, Naviga dergisinin Vira Demir’den alıntılarla hazırladığı ve dergi eki olarak verdiği (2017) Gökova Rehberi’ne bakıp değerlendirme sözü vermiştim, yazı onun e-postası (21 Ağustos 2017).

    (…)

    Naviga dergisi eki olarak verilen Gökova Rehberi‘ne genel olarak baktım ve kabaca gördüklerimi/önerilerimi şöyle sıralayabilirim:

    ●Sadun abinin kullanımları/yazdıkları zorunluluk olmadıkça, keyfi olarak değiştirilmemeli. Örneğin Açıklamalar bölümünde (s.7) Vira Demir’de “çapa” olan terim “çıpa” diye değiştirilmiş ki yanlış hatırlamıyorsam Sadun abi diğer kitaplarında da çapa diye kullandı.

    Yine aynı sayfada yer alan “Fenerlerin son durumu ve koordinatları, yeni konan ve değiştirilen fenerler ‘Askeri Deniz Yasak Sahalar’ ve ‘Dalışa Yasak Sahalar’ SHOD tarafından kontrol edilmiştir.” ifadesi hatalı/sakıncalı bir ifade ve Vira Demir’deki cümleyle ilgisi yok. Özel bir kitaba SHOD böyle bir hizmet vermez/veremez ve böyle bir sorumluluk almaz/alamaz. Bu kitabı yazanlara/hazırlayanlara düşer ki Vira Demir’deki cümle de bunu (hangi kaynakların esas alındığını) anlatır.

    ….

  • |

    Amatör-Sportif Denizcilik İçin Yayın-Yayıncılık Önerileri

    Kitap denizine açılmak

    Amatör-sportif denizcilik literatürüne, 20 yılı aşkın bir sürede, emek verdiğim/katkıda bulunduğum sayısı 50’ye ulaşan kitapların ve uğraşının deneyimiyle denize açılarak yazılan ekteki yazı, yayın/yayıncılık için neler yapılabilirin rotası hakkında bir harita çizmeye çalışırken, güzergâhtaki kayalıklara, sığlıklara, yosun tutmuş/kekamoz bağlamış ilerlemeye engel nedenlere de değiniyor, eleştiriyor, önerilerde bulunuyor. Kitaplara/denize ilgi duyan herkesle paylaşmanız dileğiyle, deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun.

  • |

    AMATÖR SPORTİF DENİZCİLİĞİN SORUNLARI

    Marmara Üniversitesi VIII. Türk Deniz Ticareti Sempozyumu’na sunulan bu bildiri amatör/sportif denizcilikle ilgili yeni rotalar çizip, yol göstermek için değil, ülkemizdeki “deniz-tekne-insan” ilişkisini farklı bir çerçeveye oturtabilecek doğru düzgün bir “harita oluşturabilmek” amacıyla kaleme alınmıştır. Çünkü rota çizebilmek için, “navigasyon bilgisi” yanında öncelikle güncel ve doğru bir “harita” gerekir.
    Denizle olan ilişkimiz daha çok bakmak/izlemek, yolculuk keyfi üzerine kurulmuş, oldukça duygusal ve dolaylı bir ilişkidir. “Üç tarafımız denizle çevrili ama denize sırtımızı dönmüşüz” diye başlayan eleştiriler denize olan tutkuyu anlamaktan/anlatmaktan uzaktır. Çünkü bu algı “denizle ilgili” (denizel) olanla, “denizcilikle ilgili” (denizsel) olanın farkını yok sayar. Oysa yeterince ilgimiz/ilişkimiz olmayan deniz değil, denizcilik, yani“deniz-tekne-insan ilişkisi”dir. Yazı bunun nedenlerini/niçinlerini de gösterebilen bir harita oluşturabilme amacındadır. Günümüzde denize açılmanın, denizle yaşamanın sevildiği, “deniz-tekne-insan” ilişkisinin geliştiği ülkeler genellikle tarihinden gelen, denizaşırı gelişmiş bir deniz ticareti sayesinde “denizden yararlanma” oranı yüksek ülkelerdir. …
    Amatör/sportif denizci, herhangi bir maddi kazanç amacı taşımaksızın, sevgisi, hevesi, merakı, eğlencesi, sporu, hobisi için “denizi kullanan” kimsedir. Günümüzde “deniz-tekne-insan” ilişkisinin, bu çerçevede geliştiği, denizciliğin “yalın (saf) ve bireysel kaynağı”nın amatör-sportif denizcilik olduğu, hatta doğru dürüst bir amatör/sportif denizcilik olmadan profesyonel denizciliğin de yeterince beslenemeyeceği/gelişemeyeceği söylenebilir.
    Dünyada amatör/sportif denizciliğin geliştiği ülkeler, profesyonel denizci/amatör denizci, gemiadamı/amatör denizci… gibi ayrımların netleştiği/yerli yerine oturduğu ve bu sayede kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilci, vb. olarak amatörlüğün özerkleştiği ve bağımsızlaştığı ülkelerdir.
    Ülkemizdeki duruma bakıldığında “denizde çalışan/denizi kullanan” ayrımının belirginleşmediği, özellikle bahriye ve ticaret denizciliğinin “iş-meslek” temelli denizcilik algısının kendi mesleki faaliyet alanları dışında da “denizcilik bizden sorulur” anlayışıyla hegemonyasını sürdürdüğü görülür. Bu zihniyetin beslenmesinde amatör/sportif denizciliğin de yeterli katkısı var şüphesiz.

  • |

    Klasik Tekne Tutkunu M. Cem Gür’ün Anısına…

    Klasik tekne tutkunu M. Cem Gür, çok değerli bir kitap ve yaptığı güzel/klasik tekneler, klasik teknelerle ilgili yazılar bırakarak 17 Nisan 2021’de ayrıldı aramızdan. M. Cem Gür ile hiç tanışmadım ama yaptığı tekneler ve yazıları hakkında bilgim vardı. “Kürekten Yelkene Kaybolan Miras” kitabının ilanını görünce almış, kitabı elden geçirdikten sonra da bir arkadaşımdan Cem’in e-posta adresini isteyip 13 Şubat 2021’de “tebrik ve teşekkür” başlıklı “Yaptığınız tekneleri gördükçe sizi hayırla yadetmiş ve konuyla ilgili yazılarınızın (ki haberleşme dışında pek internet ve mecralarını kullanmadığım için hayli geç de fark ettim) geliştirilerek kitap olmasını istemiş/dilemiş biri olarak…” diye başlayan bir e-posta göndermiştim.
    15 Şubat 2021’de “Kendi adıma, karınca kararınca, ulusal deniz kültürüne bir tuğla koyabildim ise ancak onur duyarım.” diye biten zarif bir cevap almıştım M. Cem Gür’den.
    Hastalığından ve ölümünden geç haberdar oldum, benim için hayli gecikmiş ve yarıda kalmış, trajik bir tanışma/yazışma/ayrılma oldu ne yazık ki… Tek tesellim kitabı hakkındaki düşüncelerimi kendisine iletebilmiş olmam.
    M. Cem Gür’ün “Kürekten Yelkene Kaybolan Miras” kitabının etkileyici bir tarafı da ülkemizde 2000’li yıllarda güncel/dinamik olan ancak çabuk silikleşen amatör denizcilik (ruhu) için önemli bir kaynak olmasıydı. Amatör denizciliğin araçları/dünyadaki örnekleri, bizdeki gidişatı hakkında değerli ipuçlarıyla doluydu “Kürekten Yelkene Kaybolan Miras”. Kitabın sonuna eklediği ve çevirisini kendisinin yaptığı “Sakin Seyir Manifestosu” bunca yıldır yaptığı/yapmaya/anlatmaya çalıştığı şeylerin belki de bir özeti, adeta ideal bir amatör denizcilik manifestosu gibiydi. Dilerim denizcilik sitelerinde yer alan diğer yazıları bir araya getirilerek tasnif edilir/paylaşıma açılır, kitap olabilecek haldeyse yayımlanması sağlanır.
    M. Cem Gür kitabında hükümetin/Et ve Balık Kurumu’nun talebiyle FAO (BM Gıda ve Tarım Örgütü) tarafından bölgesel şartlara uygun tekne tasarımları hazırlaması/önermesi için 1957’de Türkiye’ye gönderilen ve ülkemizde on ay kalarak “Report To The Government Of Turkey On Fishing Boats” (Türkiye Hükümetine Balıkçı Tekneleri Hakkında Rapor) başlıklı balıkçı tekneleri envanteri ve raporu hazırlayan dünya çapında bir tasarımcıdan da söz eder: Howard Irving Chapelle.
    Henüz Türkçeye çevrilmemiş olan 105 sayfalık bu raporun ekinde yer alan 24 tekneyle ilgili 44 çizimi klasik tekne tutkunu M. Cem Gür’ün anısına ekte yayımlıyorum.
    M. Cem Gür’ün “Kaybolan Miras” diye adlandırdığı teknelerden de örnekler içeren bu çizimler yok olmuş ya da nadir örnekleri kalmış bir mirası da gözler önüne seriyor.

  • |

    İlgiyi Bilgiyle Zenginleştirmek

    Özel Teknelerin Kayıt, Belgelendirme ve Donatımına İlişkin Yönerge’de (2006) yapılan bir değişiklikle ADEK/Amatör Denizci Elkitabı, bir süre her teknede bulunması zorunlu yayınlar arasına katılmıştı. Bu yazıdaki “Zorunlu Kitaplar” bölümünde “Kişi denizciliği ADEK’ten öğrenebileceği gibi başka kitaplardan, kaynaklardan da öğrenebilir. Dilerim bu zorunluluk bir an önce kaldırılır.” diye yazıp ADF’ye de bu şartın kabul edilebilir bir şey olmadığını ifade etmiştim. ADF’nin girişimiyle bir süre sonra mevzuat değiştirilerek bu tekel durumuna son verildi.

    Yazıda yer alan “Yanlışlarla Dolu Yeni Yıl Takvimi” başlıklı bölümündeki eleştiriler nedeniyle Naviga dergisi kurucusu/söz sahibi Turgay Noyan’ın yaptıkları için “Yalanı Haber Yapabilen ‘Gazeteci…’” yazısına da bakın lütfen.

    Üç denizcilik dergisinin satış toplamının 15 bini aşması, amatör denizci belgesi veya yelken eğitimi almak isteyenlerin çokluğu gibi birçok göstergeye bakarak son yıllarda denizciliğe olan ilginin, denize açılan, açılmaya niyetlenen insan ve tekne sayısının giderek arttığını söyleyebiliyoruz. İlginin sadece sayısal bir artış olarak kalmaması nitelikçe bir zenginleşmeyle birlikte mümkündür. On sorudan dördünü yapana ADB/amatör denizci belgesi vermek yerine, sınavları, bilgiyi ölçen, öğrenmeye teşvik eden, herkese eşit uygulanan bir biçimde yapmak (Amatör Denizcilik Federasyonu’nun -ADF- yapmaya çabaladığı gibi) veya denizcilik/yelken eğitimini eğitim/eğitmen yönünden bir standarda kavuşturmak gibi örnekler, denizcilikte bir nitelik artışına işaret eder.

    Giderek zenginleşen bir nitelik artışıyla tanımlayabileceğimiz bir değişim, denizciliği sığ sulardan çıkarıp engin denizlere taşıyabilir. İlginin, denizciliğin gelişmesi, yaygınlaşması, zenginleşmesiyle birlikte yürümesi, bu işi öğrenmeye hevesli insanların sayısını giderek arttıracak, ilginin kalıcı olmasını sağlayacaktır.

  • |

    Yazı Sayısı mı Kalitesi mi?

    Mesut Baran yönetimindeki Yelken Dünyası amatör denizciliğimizin amatör yüzünün yüzakıydı uzun yıllar. Dergiye yönelik eleştirileri bile çekincesiz basar, gocunmaz, yazıyı kabul ederken de “burası sizin derginiz, yerinde eleştiriler bize yol gösterir” derdi. Onun yönetimindeki dergi bizler için de sığınılacak bir limandı ancak sayıların giderek daha fazla birbirine benzemeye, tekrara düşmeye başladığını düşününce Eylül 2006 sayısına bu yazıyı yazmıştım.

    Yelken Dünyası’nın Ağustos sayısını okuduğumda aklıma “Acaba Yelken Dünyası gönderilen her yazıyı olduğu gibi basmakta mıdır?” sorusu geldi. Gelen her yazıyı istisnasız basmanın belki yazı çeşidi (nicelik) yönünden dergiye epey bir katkısı olsa da yazıların öncelikle nitelik yönünden katkısını da düşünmek gerekmez mi? Dergiyi daha değerli yapacak olan nitelik değil midir? Gelen yazıların dilbilgisi, derdini anlatabilme, yeni bilgiler-yeni bakış açıları sunma, konuya hakimiyet, yeterlik, gelişmelerden-mevcut ve yeni yazılı eserlerden haberdar olma, gelişmeleri aktarma, tekrara düşmeme, vb. kriterlerle değerlendirilmesi daha doğru olmaz mı? Bu açıdan bakıldığında kimi yazıların eksikliklerini, zaaflarını gidermesi için iade edilmesi, kimi yazılara okuyucuyu bilgilendirmek için kısa notlar düşülmesi gerekmez mi?