|

Denizcilik Terimlerinden Argoya Geçen Söz Varlığı

Zahide Parlar

Bu değerli makalenin denizciningunlugu.org‘da yayımlanmasına izin verdikleri için sayın Dr. Öğr. Üyesi Zahide Parlar ve AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi’ne teşekkürlerimizle…


Denizcinin Günlüğü 2006, ADF Yay. 2005.


Dr. Öğr. Üyesi Zahide Parlar, İnönü Üniversitesi/Fen-Edebiyat Fakültesi/Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü/Yeni Türk Dili Anabilim Dalı.

Dr. Öğr. Üyesi Zahide Parlar, Denizcilik Terimlerinden Argoya Geçen Söz Varlığı, AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi Cilt: 10 Sayı: 33 Sayfa: 424 – 451, Aralık 2022.

Similar Posts

  • 19. Yüzyılın İkinci Yarısında İstanbul Gemicilik Şenlikleri: Büyükada (Prinkipo) Regattaları…

    Amatör-sportif denizciliğin yeterince araştırılmış, yazılmış bir tarihinin olmadığını vurgulayarak “Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…” dosyasında: “ denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan; yazılara öncelikle yer verileceğini” belirtmiştik. Bengi Su Ertürkmen Aksoy ve Neşe Gurallar’ın 19. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’daki deniz sporları günlerini/şenliklerini anlatan çalışması bu açıdan dönemine ilişkin zengin bir tablo sunuyor.

    Ülkemiz yelken tarihi anlatılarında  ya da deniz kültürü ile ilgili kitaplarda bilinçli/bilinçsiz pek değinilmeyen Osmanlı dönemi ya da ulusallığa sıkışmış anlatılar dönemin denizci varoluş tarzlarını/sosyal etkinliklerini, kozmopolit yapısını pek yansıtmaz. Dönemin süreli yayınları ve anı kitapları taranarak hazırlanan bu çalışma 1859’dan itibaren kentsel bir etkinlik olarak gelenekselleşen regattalarla ilgili hazırlanmış bir ilk yayın olması açısından da değerli bir çalışma.

    Yayın izni verdikleri için sayın Bengi Su Ertürkmen Aksoy-Neşe Gurallar ve ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi’ne teşekkürlerimizle…

  • Denizcilik Kültürü Notları 

    Amatör Denizcilik Federasyonu/ADF için hazırladığım Denizcinin Günlüğü yıllıkları beş sene boyunca (2006-2010) yayımlandı. Günlükler, ADF üyesi kulüplerin, üyelerinin, yöresel denizcilerin yastık altındaki resimlerini, notlarını, hikâyelerini, söyleşilerini aktararak denizcilik kültürünü besleyecek bir kanal olarak düşünülmüştü ama böyle bir kanal oluşturulamadı ne yazık ki.

    Yazılı kaynaklarımız oldukça sınırlı olduğu için önceki kuşakların denizcilikle ilgili öykülerini/hikâyelerini, bilgilerini bil(e)miyoruz, araştırmıyoruz dolayısıyla geleceğe aktaramıyoruz. Denizcilik kültürü açısından bu tür benzer yıllıkların basılması veya amatör sportif denizcilik konulu efemera malzemesine dayanarak ajanda, takvim, foto albümler hazırlanması için çaba gösterilmesi yanında sözlü tarih/sözlü aktarım ve yayınlar, faaliyetler/yarışmalar düşünülmeli, projelendirilmelidir. Tabii ki bu tür araştırmalar farklı bir ilgi, hayli emek/çaba/zaman gerektiriyor[1], bu yapılmayınca yeri/boşluğu kolayca benzer konulardaki çeviri makale bolluğu ile ya da “ürün”lerle doldurulmaya çalışılıyor…

    Deniz kültürünü/görgüsünü ele alan eserlerin birinci el kaynaklara, yeterli bir araştırmaya dayanması, çalakalem yazılmış birçok hatalı bilgiyi tekrar etmemesi, çeviri metinleri/uyarlamaları sorgulaması, kavramları yerli yerinde kullanması beklenir. Örneğin ‘Yeni Bir Yatçılık Tarihi’nde Mike Bender (A New History of Yachting, Mike Bender, The Boydell Press, 2017) yatçılık tarihi ile ilgili eski metinlerin büyük yarış yatları üzerine yoğunlaştığını ve bu tarihçelerin prestijli zenginlerin yaşadığı olaylarla ilgili olduğunu anlatır. Ülkemizde denizde nezaket/görgü hakkında yazılmış kaynaklar bunlardan esintilerle doludur…

  • Çapar: Kaybolan Tekne

    “Ortaçağ’dan Gelip 1950’lerde Kaybolan Bir Tekne: Paraskalmion/Palaşkerme/Çapar” (Denizcinin Günlüğü 2010) diye hakkında yazı yazdığım çapara kısa bir Karadeniz gezisinde Sinop’ta rastlamıştık. Bu vesileyle ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’na önerdiğim tekneyi yaşatma/kullanma projesi mümkün olabilir mi diye bir kez daha Sinop’a gitmiştik ADF başkanı Teoman Arsay, Güngör Acar ve rahmetli Ali Gündüz’le. Tekneyi ADF faaliyetleri için kullanma projesi gerçekleşmese de ADF adına Sinop ve Ayancık’ta vali-kaymakamlık-belediye ile yapılan resmi görüşmeler sonrasında teknelerden biri Sinop Cezaevi’nde sundurma altında (yağmurdan) korumaya alındı. Bildiğim kadarıyla da öylece duruyor yıllardır.
    Proje gerçekleşmeyince Atlas dergisine Haziran 2012 sayısında yayımlanan yazıyla çaparların varlığını/durumunu aktarmaya çalıştım. Güzel bir haber Degetar- Deniz, Gemi, Tekne Arkeolojisi ekibinden aldığım Atlas‘taki yazı için “teşekkür eden” e-posta oldu. Kaybolan tekne tipleri üzerine çalışan Degetar “beklenmeyen sürpriz bir şekilde sizin Atlas‘taki o güzel yazınızla mutlu olduk ve Çapar teknesinin günümüze kadar gelen somut bir örneği olduğundan bu tekneye öncelik tanıyarak çalışmasına başladık.” diyordu. Degetar’ın Atlas dergisi Aralık 2013’te aynı konudaki teşekkür mektubunu da aşağıya ekledim.

  • |

    Amatör Denizcilikle İlgili Bir Üniversite Araştırmasının Hali

    Amatör-sportif denizcilikle ilgili veri, araştırma kıtlığı malum. Ekte tamamını sunduğum 2020’de yapılan “Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyinin Tesbiti” (Ahmet Mazmanoğlu-Uğur Altınağaç) başlıklı bir yüksek lisans tezi kapsamındaki makaleyi görünce “ne güzel hem de bir üniversitede araştırma konusu olmuş amatör denizcilik” diye sevinmiştim. Ancak tezle ilgili altı sayfalık makaleyi okuyunca sevincim vasat bir rüzgâr hamlesi kadar bile sürmedi.

    Karşımda sadece UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın resmi açıklamalarını, propaganda metinlerini, sadece Bağlama Kütüğü verilerini esas alarak hazırlanmış, 2018-2023 arasında bir milyon ADB sayısına ulaşmak için başlatılan yeni sınav sistemi olan “Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”ni güzelleyen bir araştırma makalesi vardı. Araştırmayı “akademik” açıdan değerlendirmeye çalışsak da tezi hazırlayan araştırmacının e-posta adresinin “…@uab.gov.tr” olması (yani UAB memuru olması) aslında araştırmanın halini ve neden bu duruma düşüldüğünü de açıklıyordu.

  • |

    Terimlerin Peşinde…

    Kropi Yayınları’ndan denizcilikle ilgili kitaplar yayımlamaya başladığımızda Yelkende Denizcilik Terimleri Sözlüğü basılınca (Ian Dear&Peter Kemp, çev. Orkun Soyer, Kropi Yay. 2000) kitabın tanınır bilinir olması amacıyla Yachting World dergisinin okuyucu mektuplarına bir not yazmıştım (Mart, 2000). Bu not sonrası başlayan ve genişleyen tartışma/eleştiri Açık Radyo/Açık Deniz programında Beysun Gökçin’le denizcilik dili üzerine bir söyleşi yapmaya kadar gitti. Belirtmem gerekir ki bu tür sorgulamaların/tartışmaların çok faydası var; çünkü birbiri yerine kullanılan birçok terimin aslında farklı anlamları olduğunu/farklarını öğrenmek, yeni ve daha doğru tanımlar yapmak, eskiden yapılan hatalı kullanımları düzeltmek ancak böyle mümkün olabilir. Ancak tartışma had bildirmeye/atışmaya dönüşünce  aslında çok şey öğrenebileceğiniz insanlarla da konuşma/tartışma ortamı yok oluyor maalesef.

    Konuyla ilgili yazılar sırasıyla şöyle:
    →Yanlış Olduğuna Emin misiniz? Yachting World, Nisan 2000.

    →Zuhal Atasoy’a Zorunlu Bir Cevap, Yachting World, Mayıs 2000.

    →Necati Zincirkıran’a Gerekli Bir Cevap, Yachting World, Temmuz 2000.

    →Açık Radyo/Açık Deniz programı, Beysun Gökçin’le Denizcilik Dili üzerine söyleşi, Eylül 2000 (bant çözümü halledilebilirse özeti yayımlanacak)

  • Amatör Sportif Denizciliğin Sorunları

    Marmara Üniversitesi VIII. Türk Deniz Ticareti Sempozyumu’na sunulan bu bildiri amatör/sportif denizcilikle ilgili yeni rotalar çizip, yol göstermek için değil, ülkemizdeki “deniz-tekne-insan” ilişkisini farklı bir çerçeveye oturtabilecek doğru düzgün bir “harita oluşturabilmek” amacıyla kaleme alınmıştır. Çünkü rota çizebilmek için, “navigasyon bilgisi” yanında öncelikle güncel ve doğru bir “harita” gerekir.
    Denizle olan ilişkimiz daha çok bakmak/izlemek, yolculuk keyfi üzerine kurulmuş, oldukça duygusal ve dolaylı bir ilişkidir. “Üç tarafımız denizle çevrili ama denize sırtımızı dönmüşüz” diye başlayan eleştiriler denize olan tutkuyu anlamaktan/anlatmaktan uzaktır. Çünkü bu algı “denizle ilgili” (denizel) olanla, “denizcilikle ilgili” (denizsel) olanın farkını yok sayar. Oysa yeterince ilgimiz/ilişkimiz olmayan deniz değil, denizcilik, yani“deniz-tekne-insan ilişkisi”dir. Yazı bunun nedenlerini/niçinlerini de gösterebilen bir harita oluşturabilme amacındadır. Günümüzde denize açılmanın, denizle yaşamanın sevildiği, “deniz-tekne-insan” ilişkisinin geliştiği ülkeler genellikle tarihinden gelen, denizaşırı gelişmiş bir deniz ticareti sayesinde “denizden yararlanma” oranı yüksek ülkelerdir. …
    Amatör/sportif denizci, herhangi bir maddi kazanç amacı taşımaksızın, sevgisi, hevesi, merakı, eğlencesi, sporu, hobisi için “denizi kullanan” kimsedir. Günümüzde “deniz-tekne-insan” ilişkisinin, bu çerçevede geliştiği, denizciliğin “yalın (saf) ve bireysel kaynağı”nın amatör-sportif denizcilik olduğu, hatta doğru dürüst bir amatör/sportif denizcilik olmadan profesyonel denizciliğin de yeterince beslenemeyeceği/gelişemeyeceği söylenebilir.
    Dünyada amatör/sportif denizciliğin geliştiği ülkeler, profesyonel denizci/amatör denizci, gemiadamı/amatör denizci… gibi ayrımların netleştiği/yerli yerine oturduğu ve bu sayede kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilci, vb. olarak amatörlüğün özerkleştiği ve bağımsızlaştığı ülkelerdir.
    Ülkemizdeki duruma bakıldığında “denizde çalışan/denizi kullanan” ayrımının belirginleşmediği, özellikle bahriye ve ticaret denizciliğinin “iş-meslek” temelli denizcilik algısının kendi mesleki faaliyet alanları dışında da “denizcilik bizden sorulur” anlayışıyla hegemonyasını sürdürdüğü görülür. Bu zihniyetin beslenmesinde amatör/sportif denizciliğin de yeterli katkısı var şüphesiz.