Denizcilik Eğitiminde Yeni Adımlar

ADF Amatör Denizcilik Kursu

ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu eğitimde bir standart olsun, yapılan işler de mevzuata uysun düşüncesiyle 2008’de MEB/Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına göre bir okul kurmak istedi. Kulüplerin “şube de olabileceği” bilgisi ADF/Teoman Arsay yönetimine cazip geldi; aşağıdaki yazı da bu bilgiyle yazıldı. Bürokrasinin her türlü yokuşuna (!) rağmen ısrarcı olundu, Tunç Tokay’ın gayretleriyle eğitim programı onaylatıldı ve okul kuruldu. Daha sonra MEB sisteminin merkezden istediği her türlü bürokrasiyi şubeden de istediği ortaya çıktı –ki ayrıntısını yazmıyorum, bir şey gelişsin diye değil, gelişmesin diye ne lazımsa istiyordu MEB sistemi, ör. her şubeye ayrı bir “müdür” atanması gerekiyordu vs.- Şube açılamadı ama İstanbul’da iki tekneyle beş yıl Tunç Tokay yönetiminde iyi bir denizcilik eğitimi verildi. ADF’nin sınav yetkisinin “gerekçesiz” sona erdirilmesinden (Ağustos 2013) sonra eğitimden vazgeçildi ve ADF’de MEB’e  onaylattığı kendi eğitim programını değil, TYF’ye akredite olarak TUYEP eğitim programını uygulamaya başlayacağını ilan etti… Teoman Arsay’dan sonraki ADF yönetimi binbir emekle ADF’ye kazandırılmış tekneleri de “satarak” eğitimden vazgeçti… (Hedefi Olmayan Tekne –Eylül 2014- yazısı ADF’nin bu gidişatının/değişiminin eleştirisini de içerir.)

***

Amatör denizcilere yönelik yaygın bir eğitim kampanyasının başlatılmasını amaçlayan Amatör Denizcilik Federasyonu MEB onayıyla kurslara başladı.

Mevcut mevzuat çerçevesinde denizcilik eğitimi verilebilmesi, eğitim bir spor faaliyeti olarak kabul edilmediği için ancak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) onayı ile mümkündür.

Bu açıdan bakıldığında, halen yelken kulüpleri, şirketler ve şahıslar tarafından verilen Amatör Denizci Belgesi sınavına hazırlık ile ileri derecede yelken kullanma teknikleri ve bazen de genel anlamda denizcilik eğitimlerinin, MEB onayı yoksa maalesef hiçbir yasal dayanağı yoktur.

MEB’in herhangi bir kurs açılması için yerine getirilmesini istediği şartların hayli ayrıntılı ve sabit olması nedeniyle (örneğin dershanenin büyüklüğü, tavan yükseklikleri, oda sayısı, eğitmen nitelikleri vs…) amatörler için denizcilik eğitimi teşviksiz kalmış, denizciliğin özellikleri kaale alınmamış, örneğin denizcilik eğitimi için verilecek kurslar biçki dikiş kursları ile bir tutulmuştur. Sonuçta eğitime başlayabilmek için MEB’in şart koştuğu uzun ve zahmetli yol, doğal olarak eğitim veren kulüp ve kuruluşların ilgisinden uzak kalmıştır.

Buna rağmen denizcilik eğitimi (özellikle yelken kullanmak ve şimdilerde amatör denizcilik) veren kişi ve kuruluşların sayısı gerek denizcilik dergilerinde gerekse internette görülen ilânlardan anlaşıldığı kadarıyla hayli yüksektir. Böylesine denetimsiz bir ortamda amatör denizcilere yönelik eğitim açısından eğitmen ve eğitim standardı yoktur. Bu güne dek mevzuatın değişimi için uğraşmak yanında, eğitim /eğitmen standartlarını oluşturacak, geliştirecek, denetleyecek “birlik”, “dernek”, “kurum” gibi oluşumların gerçekleşmesine (veya yetkilendirilmesine) yönelik yeterli bir çaba da (özellikle fikrî) gösterilmemiştir. Kesinlikle belirtmem gerekir ki burada zorunlu bir eğitimden değil, eğitimin teşvik edilmesi, yaygınlaştırılması, kolaylaştırılması, “öğrenmenin” özendirilmesi için mevzuat / eğitim / eğitmen yönünden ulaşılması gereken asgari standartlardan söz ediyorum.

Yıllardır amatör denizcilikle ilgili mevzuatı iyileştirebilmek için uğraşan ADF yönetiminin, amatör denizciliğin özgür ortamına zorunlu eğitimle ve hele de uygulamalı sınavlarla gölge düşürülmesinin karşısında olduğu, aksi halde amatör ruhun hepten yok olacağı inancını taşıdığı bilinmektedir. Buna rağmen eğitimin, MEB’in kurallarıyla uyum içinde olması, kursiyerler, yani tüketiciler açısından hiç olmazsa bir standarttır.  

TYF’nin (Türkiye Yelken Federasyonu) son bir yıldır yelken eğitimi konusunda yeni bir düzlem oluşturmak için çalıştığı bilinmekteyse de geçerli olacak yasal düzenleme taslağı hakkında hiçbir bilgi yoktur. Kaldı ki, TYF’nin kuruluş amacı dikkate alındığında,  çabalarının, asıl faaliyet alanı olan yelken sporuna, ulusal ve uluslararası yarışlara yönelik usül ve tekniklerle ilgili eğitimin bir standart altında toplanması esasına yönelik olacağı beklenmelidir. TYF’nin, çalışmaların içeriği, özellikle bürokrasinin konuya bakışı (MEB; GSGM…), girişimler, tepkiler, gelişmeler hakkında üyesi kulüplere bu güne dek yaptığı bir açıklama (daha doğrusu bildiğim 3 federe kulübe) yoktur. İlgili veya taraf olan kurumların onayı ve katkısı olmaksızın mevzuatı oluşturmanın güçlüğü yanında, sürecin çok uzaması da kaçınılmazdır.

Denizcilik eğitimi alanında durum böyleyken, ADF’nin (Amatör Denizcilik Federasyonu) amatör denizcilere yönelik bir aşamayı başlattığı, somut adımlar attığı görülmektedir.

Amatör Denizcilik Kursu (ADEK)

ADF Yönetim Kurulu, Denizcilik Eğitiminin bir spor faaliyeti olmadığı, bu nedenle de ilgili mevzuat uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) denetiminde yürütülmesi gerektiği sonucuna varmış ve onaylı amatör denizcilik kursunun açılması için ilk adımı atarak MEB’e 2007 yılında başvurmuştur. Standartları ve konu ayrıntıları için Denizcilik Müsteşarlığı’ndan da görüş alındıktan sonra, kurs yeri MEB denetiminden geçmiş ve İstanbul Valiliği’nin 12.05.2008 tarih ve B.08.MEB.4.34.00.27–420/469 sayılı yazısıyla Amatör Denizcilik Kursu’nun (ADEK) faaliyetine izin verildiği ADF web sitesinde açıklanmıştır.

Sadece Eğitimle Denizci Olunur mu?

Sadece eğitimle amatör denizci olunmayacağı ADF’nin her zaman dile getirdiği bir husustur. Amaç denize açılmak, denizin üzerinde olmaktır. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki denizcilik dergilerinin de önemli katkısıyla ülkemizde denizcilik denilince neredeyse sadece yarışçılık akla gelir oldu. Oysa genel olarak yarışçılık belirli bir parkurda (…açık deniz yarışları ve rekor denemeleri hariç) “hızla” seyri esas alırken, gezi denizciliği “seyir ve selametle (safe passage)” bir yerden bir yere “ulaşmayı” esas alır. Denizcilik hatalarla birlikte öğrenilir, paylaşılır, usta denizcilik emek ve uzun zaman, her şeyden önce tükenmez bir sevgi ister. Bu açıdan bakıldığında özellikle gezi denizciliğinin sadece bir spor değil denizin, ondan yararlanan başka unsurlarla kurallar içinde paylaşımı anlamına geldiği de göz önünde tutulmalıdır.  

ADF’nin başlattığı kurs ile ilgili ADF yöneticilerinden ve ADEK eğitmeni Tunç Tokay’dan alınan bilgilere göre Amatör Denizcilik Kursu (ADEK) adı altında Temmuz 2008 ayında eğitimlerine başlayan ADF, esas olarak amatör denizcileri bilgilendirmeyi hedeflemektedir. Kurs süresi 160 saattir. Ne var ki, günümüz şartlarında, çalışan bir kişinin, hobisi için bu 160 saatlik kursa kesintisiz katılmasının çok zor olacağı değerlendirilerek program üçe bölünmüştür.

Birinci aşama; kursiyeri denizle tanıştırma ve temel denizcilik bilgilerinin verildiği, ADB (Amatör Denizci Belgesi) sınavına hazırlık kursudur. Kursta, konular Amatör Denizci Elkitabı /Sezar Atmaca (haz.), ADF Yay., 2004/ esas alınarak önce kuramsal işlenmekte; sonra denizde, dümen tutma becerisi geliştirilmekte; bağlama, ayrılma, demirleme, DAD (denize adam düştü) gibi temel manevralar uygulatılmaktadır. Programın süresi 40 saattir. Bu aşamada tekneyi yelkenle yürütme konusunda eğitim söz konusu değildir.

İkinci aşamada, birinci aşamada kuramsal öğrenilen konularda becerinin geliştirilmesi amacıyla yoğun uygulamaya geçilmekte ve kursiyer yelkenle tanıştırılarak, motor seyri yanında  “yelken seyri” öğretilmektedir. Bilindiği gibi gemi “kürekten başka bir güçle hareket ettirilen deniz aracı” olarak tanımlanır. Kurslarda yelken seyrinin de öğretilmesi bu nedenle gereklidir.     

Üçüncü aşamada ise başkalarının da sorumluluğu paylaşılarak çıkılan bir uzun seyirde Amatör Denizcinin teknedeki bütün faaliyetleri yürütebilecek düzeyde beceri kazanması hedeflenmekte, denizciliğin temel kavramları “sevk ve idare” anlatılarak kuramsal öğrenilenler uygulamayla yerli yerine oturtulmaktadır.

ADF’nin kurs için iki eğitim teknesi bulunmaktadır.

Kursların uygulamalı bölümü halen slup armalı 9.60 metre boyunda ahşap yapım ADF–1 teknesiyle verilmektedir.

Yakın zamanda hizmete girecek 10.70 metre boyunda ve yine slup armalı ahşap yapım ADF–2 teknesi ise 6 kursiyere eğitim verecek şekilde eğitim teknesi olarak donatılmaktadır.

Bilindiği gibi, ADB sınavına girmek için kurslara katılmak zorunlu değildir. Öğrenmek isteyenleri hedefleyen kurslarda bütün seviyeleri tamamlama zorunluğu yoktur. Birinci ve ikinci kursu tamamlayanlar kurs sonunda MEB denetiminde yapılacak Kurs Bitirme Sınavı’na katılmakta ve başarmaları halinde kendilerine MEB onaylı Kurs Başarı Belgesi verilmektedir. Bu belge, bir tekne kullanma belgesi değildir, kursa katılmış olmanın kanıtıdır. 

ADEK, bu kurslarına ek olarak, amatör denizcileri ilgilendiren değişik konularda eğitim vermeyi hedeflemektedir. Mevzuatımız gereği eğitim verilecek her konuda, ilgili programın MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanması gerekmektedir. Bu amaçla hazırlanan programlar, Talim ve Terbiye Kurulu’na sunulmuş, onayları beklenmektedir. Onaylanan kurslar faaliyet programına eklenecektir.

Kurslar, şimdilik Ataköy Marina’da bulunan Amatör Denizcilik Federasyonu Sınav Merkezi’nde verilmektedir ve anlaşıldığına göre ADF, MEB tarafından onaylanarak kesinleşen kursları üyesi kulüplerle paylaşarak amatör denizcilere yönelik yaygın bir eğitim kampanyasının başlatılmasını amaçlamaktadır.

Kurslar hakkında ayrıntılı bilgi www.adf.org.tr adresinden veya ADF’den (0212 559 98 72) alınabilir.

(Yelken Dünyası, Kasım 2008)

Similar Posts

  • |

    Bir Milyon Amatör Denizci Projesi’nin Dünü ve Bugünü…

    UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” fantezisinin usülsüzlüklerini/yanlışlarını ele alan biri Bakanlığa da gönderilmiş dört yazı yazmıştım.
    Yazılarda özetle “yeni yönetmelikteki çelişkiler/yanlışlar; yeni ADB belgesindeki Türkçe ve İngilizce imla hataları/yazım yanlışları, çelişkiler; eğitim dökümanının intihali ve yalapşap hali; Sınav Yönetmeliği’ne aykırı, mevzuatı/kuralları yok sayan sınav uygulamaları; ADB bedelinin sınav öncesinde alınmasının hukuksuzluğu…” ve benzerleri yanında “süreci hızlandırmak için de olsa” sınav ücretinin kaldırılması, ADES gibi “abes” bir uygulamanın ihtiyari hale getirilmesi, sağlık raporu kolaylığı gibi olumlu değişikliklere de değinilmişti.
    Beş sene önce “hiç eğitim almadan ehliyet alma döneminin -ADES’le- sona ereceğini” ve “teknede pratik eğitim verileceğini” iddia eden bakanlık “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” ile 180 derecelik bir dönüş yaparak bu iddiasından vazgeçti. Bu U dönüşünün “nedenleri hakkında” ilgililer bir açıklama yap(a)madı. Bakanlık bir şey olmamışçasına ADB eğitim ve sınavlarının liman başkanlıklarınca ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’na göre yapılacak kısa bir eğitim ve basit bir sınav sonrası verilmeye başlandığını ilan etti.
    Aslında Bakanlık “1 milyon amatör denizci sayısına erişmek” hedefini 2013’te yapılan 11. UDH Şurası’nda açıklamış ve Ocak 2014’te ADES projesi ile yola koyulmuştu. Ancak 2019-23 Stratejik Planı’nda gerekçe belirtilmeden “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. Sonrasında ADES yerine ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı ile 1 Milyon Amatör Denizci projesine geçildi.
    UAB mevcut sınav mevzuatıyla (ADES+ADB Sınavı) “1 milyon” hedefine ulaşamayacağını anlayınca mevzuatı yok sayarak/çiğneyerek (hukuktaki karşılığını yazmıyorum…) ilan ettiği rakama ulaşmak için her yolu denedi, uygulamalar yıllar öncesinde kaldığını zannettiğimiz “kadük sınav zihniyetini” bile aratır oldu. Amatör denizcilik camiası olan biteni pek yadırgamadı, kaygılanmadı hatta bu projeyi olumlayan yazılar bile çıktı.
    Bakanlık yapılan eleştirilere/uyarılara aldırmadı, … ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtım hızında dünya rekoru kırıldı, verilen ADB belgelerindeki imla hatalarına ve kelime yanlışlarına bile dokunulmadı, hiçbir amatör denizci de “belgemde yazım yanlışları var, düzeltilsin” diye müracaatta bulunmadı. … ADF’nin çabalarıyla “gemiadamları mevzuatından” çıkarılarak profesyonel denizci (“seaman” “seafarer”) olmaktan kurtulan amatör denizciler yeni belgelerinin İngilizcesinde yine gemiadamı (seaman) oldular.

  • |

    Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…

    “Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…” üst başlığıyla yer alacak dosyadaki yazılarda, baskın denizcilik algısını, anlayışını sorgulayacak, kimi eski dergi/gazete sayfalarında kalmış, kimi yakın tarihli, kimi yeni yazılmış ya da yazılacak:
    ● amatör/sportif denizciliğin ne olduğunu gösteren, hatırlatan, vurgulayan, açıklayan…
    ● olan-biteni amatör/sportif denizciliğin süzgecinden geçiren,
    ● amatör/sportif denizciliğin sorunları ve değişen/gelişen yüzü kadar nelerin kaybolduğunu da dert edinen…
    ● kültürü pozitif anlamda kullanan, “kültürsüzlük”ten değil, denizcilik kültürünün canlı olmayışından söz eden, bunun nedenlerini araştıran,
    ● denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan;
    yazılara öncelikle yer verilecek.
    Şimdilik eski kaynaklardan aktarmayı düşündüğüm yazılmış veya taslakları hazır yeni yazıların başlıklarını/konularını kabaca şöyle sıralayabilirim (alfabetik):

  • |

    Çocukların Beyni Çöplük Değil

    Bürokrasinin kamu kaynaklarını heba eden ama hiçbir zaman alabora olmayan zihniyetine güzel bir örnek olan Küçük Denizcinin El Kitabı. Kitapçık 2007’de 600.000 basılıp okullara ve denizcilikle ilgili kulüplere dağıtıldı. Kapakta Denizcilik Müsteşarlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, arka kapakta ise bunlarla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı, Deniz Ticaret Odası, İDO, Denizciler Dayanışma Derneği, TURMEPA, Dak-Sar, Denizce amblemi var ama arka kapaktakiler muhtemelen dağıtım ağını genişletmek için eklenmiş/gönüllü katılmış kurumlar. 2016’da WİM/West İstanbul Marina “sosyal sorumluluk projemiz hakkında bilgi” notuyla bölge okullarında aynı kitapçığın İlçe Milli Eğitim ve Kaymakamlık oluruyla bastırılıp dağıtılacağını duyurdu ve dağıttı. Motor Boat dergisi de WİM’in dağıttığı bu kitapçığı dergi eki olarak okuyucularına verdi…
    İzmir DTO/Deniz Ticaret Odası da bu kitapçığın benzeri 34 sayfalık “Ben Denizciyim” kitapçığını bastı. Gazete haberlerine göre üstelik bu kitapçık TED İzmir Koleji ile İzmir DTO arasında imzalanan bir protokolle “Denizci Öğrenci Yetiştirme Projesi (DÖYEP) kapsamında çocuklara rehber kitapçık olarak dağıtıldı.
    İskenderun Ticaret Odası’nın çocuklar için hazırladığı Boyama Kitabı‘nın (2017) künyesi yok, çizeri, hazırlayanı kim belli değil, çizimler özensiz/kötü. Belli ki içeriği düşünüp/tartışıp/konuşmak için zaman harcanmamış.
    Çocukların beyni çöplük değil, nasıl beslerken dikkat edilmesi gerekiyorsa, bir şey hazırlarken de asgari titizlik/özen gösterilmeli.

  • |

    “Pupanız Yelken Olsun…”

    Bakanlığın yıllar önce onbinlerce bastırıp dağıttığı bir kitapta[1] yer alan, başlıktaki anlamsız/uyduruk kullanımı okuyunca, güler misin ağlar mısın demiştik ama son 20 yıldır UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının  (Denizcilik Genel Müdürlüğünün) amatör denizcilerle ilgili yayınları/mevzuat değişiklikleri gülüp geçilecek gibi değil ne yazık ki.

    Bu yıl başında amatör denizci sınavı/belgesi, tekne kullanımı/donatımı ve denetimi/yaptırımları hakkındaki “Özel Teknelerin Donatımı ve Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik” yeniden değişti ki bu, 2004’ten beri, amatör denizcilik mevzuatındaki (dördü asli) onuncu değişiklikti.[2] Bu ve benzeri yalpalamaların[3] temelinde UAB’nin gemiadamı bürokratlarının amatör denizciliği ticaret denizciliğinin gözüyle “iş-meslek” olarak algılayan, özel/ticari tekne farkını, hukukunu önemsemeyen, dünyadaki örneklerden habersiz, gel-gitli donanımsız özgüveni yatar.
    Ocak ayında yayımlanan Özel Teknelerin Donatımı… yönetmeliği Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek. Bu yönetmelikte de çok çapariz var ama bunların hepsini değil, önemli gördüklerimi ele alacağım. Çünkü önceki yönetmeliklerdeki hataları/yanlışları birçok yazıda karşılaştırmalar yaparak/önerilerle, ayrıntılı olarak ele almaya çalışmıştım, ancak zorunlu ya da kısmi düzeltmeler yapılsa da endâzesizlik sürüp gitti. Örneğin belgelerdeki (ADB) İngilizce yanlışları 2023 yönetmeliği ile düzeltilse de yakın geçmişte “dağıtılan” yüzbinlerce belgedeki yanlışlar düzeltilmeyi bekliyor. Tekneyi başkasının kullanabilmesi için sahibinin ıslak imzası yeterliyken, değişiklikle noter/liman başkanlığı onaylı yetki yazısı zorunluluğu getirilmişti ki, bu yönetmelikte eş ve çocuklar için kaldırılarak kısmen iyileştirildi (ama liman başkanlığı onayı paralı hale getirildi: 1000 TL).

    Yanıt gelmeyecek olsa da not düşmek isterim: Bu değişiklikler yapılırken ilgili kurumlarda nasıl bir tartışma/araştırma oluyor, ya da oluyor mu? Olduysa neler, kimlerle, hangi kurum ve kuruluşlarla konuşulup/tartışılıyor? Tekne filomuzun/coğrafyamızın özel durumu dikkate alınıyor mu, dünyadaki örneklere bakılıyor mu? Yapılan yanlış uygulamaların bir eleştirisi oluyor mu? Dünyayı dolaşmış “deniz kurdu” diyebileceğiniz denizcilerimizi, muhatap alıp bilgilerinden/deneyimlerinden faydalanmak yerine, “ADB 24 ‘teorik eğitimini’ beş yıl içinde tamamlamazsanız artık 10 metre üzeri tekne kullanamazsınız”, diyebilmek nasıl bir aklın ürünüdür, insan merak ediyor.

  • |

    Hedefi Olmayan Tekne…

    Eylül 2014’te yayımlanan Hedefi Olmayan Tekne. yazısı genel olarak amatör/sportif denizciliğin sorunlarını ele alsa da “özel olarak” ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’nun “ faaliyet ve yönetim olarak başlangıçtaki fikri iddialarından uzaklaşmasını” dert edinen bir yazı. Amatör sportif denizciliği kültürel açıdan ve kurumsal yapı itibarıyla değerlendiren ve birbirini besleyen yazılar, zorunlu olarak da bazı yönlerden birbirinin tekrarı niteliğindedir.
    …. …. ….
    Sadun ve Oda Boro’nun (+ Miço), 10.5 metrelik Kısmet’le yaptıkları dünya turu (1965-1968) sonrası amatör/sportif denizciliğe yönelik toplumsal ilgi/heves doruk noktasına ulaşsa da bireylerin hevesini, merakını teşvik edip, gelişmesine yardımcı olacak bir kültür ve spor örgütlenmesi olmadığı için bu ilgi/heves zamanla kayboldu. Başka bir deyişle heves kırıldı, merak cezalandırıldı! Çünkü Türkiye, spor kültürünün değil, skor kültürünün geliştiği ve Avrupa’da spor yapma oranı en düşük ülkelerden biri. Spor dallarındaki çeşitlilik de kısıtlı. Batı ülkeleri, sporu, devletin düzenleyici, kollayıcı, teşvik edici etkisi altında, “sporun öznesi” kulüp/dernek/federasyon gibi merkezler eliyle yöneterek kitle sporunu, spor kültürünü geliştirirken, Türkiye, dünyada sporun devlet eliyle yönetildiği Kuzey Kore, Çin gibi birkaç ülkeden biri. Spor federasyonları kanunla değil yönetmelikle yönetiliyor, federasyonlar (ve seçimleri) siyasi etkilere çok açık. Buna devletin vatandaşa güvenmeyen, iknaya değil hizaya zorlayan zihniyeti ile kulüp ve federasyonların “demokratikleşmeye/paylaşmaya” değil, devlet gücüne /zihniyetine/mevzuata bel bağlayan/yaslanan zihniyeti de eklenince çaparizler çoğalıyor.

  • |

    Deniz Meteorolojisi ve “Denizde Amatör Hava Tahmini”

    Amatör denizcilere yönelik yayınlar hayli az olduğu için amatör denizciler meteoroloji/hava tahmini konusunda uzun yıllar yazılı kaynak olarak sadece profesyonel denizcilere yönelik kitapları ve dergilerde çıkan makaleleri kullandılar. Yazıları, çevirileri, radyo/TV yayınları, dersleri, brifingleri, kurslarının yanında amatör denizcilerle kurduğu sıcak ilişkilerle bu gidişatı değiştiren 15 Eylül’de yitirdiğimiz meteoroloji yüksek mühendisi Gökhan Abur (1943-2023) hocamızıdır. Gökhan hoca uzun yıllar Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Bölümü’nde çalıştıktan sonra 2003’te emekli olmuştu.
    Gökhan Abur hocamızı 1999’da kurucu ortağı olduğum Atlantis Yatçılık’ta verdiği “Meteoroloji ve Denizde Hava Tahmini” dersleri vesilesiyle tanıdım. Davudi sesiyle, tahtaya yaptığı çizimlerle işlediği konuları tane tane anlatarak sizi adeta “havaya sokar”dı.
    (…)
    Gökhan Abur hocamız her ne kadar amatör-sportif denizcileri meteoroloji/hava tahmini konusunda aydınlatmaya çalışmışsa da Boat Show’larda/internet sayfalarında sunum yapan amatör meteorologlar hiç eksilmedi.  Yazıları ve kitaplarıyla[1] tanıdığımız iki değerli biliminsanı Mustafa Sarı (su ürünleri) ve Mikdat Kadıoğlu (meteoroloji/afet yönetimi) Deniz Meteorolojisi (Alfa Yayınları, 2022) kitabında ABD’de yanlış bir tahmin nedeniyle linç edilerek trajik bir şekilde hayatını kaybeden hava tahmini yorumcusunun hikâyesine atıf yaparak “hava tahmininin ne kadar zor ve sorumluluk gerektiren bir iş olduğunu anlamışsınızdır” diye bu konuda bizleri uyarıyor ve sınırları çiziyorlar…