Denizcilik Eğitiminde Yeni Adımlar

ADF Amatör Denizcilik Kursu

ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu eğitimde bir standart olsun, yapılan işler de mevzuata uysun düşüncesiyle 2008’de MEB/Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına göre bir okul kurmak istedi. Kulüplerin “şube de olabileceği” bilgisi ADF/Teoman Arsay yönetimine cazip geldi; aşağıdaki yazı da bu bilgiyle yazıldı. Bürokrasinin her türlü yokuşuna (!) rağmen ısrarcı olundu, Tunç Tokay’ın gayretleriyle eğitim programı onaylatıldı ve okul kuruldu. Daha sonra MEB sisteminin merkezden istediği her türlü bürokrasiyi şubeden de istediği ortaya çıktı –ki ayrıntısını yazmıyorum, bir şey gelişsin diye değil, gelişmesin diye ne lazımsa istiyordu MEB sistemi, ör. her şubeye ayrı bir “müdür” atanması gerekiyordu vs.- Şube açılamadı ama İstanbul’da iki tekneyle beş yıl Tunç Tokay yönetiminde iyi bir denizcilik eğitimi verildi. ADF’nin sınav yetkisinin “gerekçesiz” sona erdirilmesinden (Ağustos 2013) sonra eğitimden vazgeçildi ve ADF’de MEB’e  onaylattığı kendi eğitim programını değil, TYF’ye akredite olarak TUYEP eğitim programını uygulamaya başlayacağını ilan etti… Teoman Arsay’dan sonraki ADF yönetimi binbir emekle ADF’ye kazandırılmış tekneleri de “satarak” eğitimden vazgeçti… (Hedefi Olmayan Tekne –Eylül 2014- yazısı ADF’nin bu gidişatının/değişiminin eleştirisini de içerir.)

***

Amatör denizcilere yönelik yaygın bir eğitim kampanyasının başlatılmasını amaçlayan Amatör Denizcilik Federasyonu MEB onayıyla kurslara başladı.

Mevcut mevzuat çerçevesinde denizcilik eğitimi verilebilmesi, eğitim bir spor faaliyeti olarak kabul edilmediği için ancak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) onayı ile mümkündür.

Bu açıdan bakıldığında, halen yelken kulüpleri, şirketler ve şahıslar tarafından verilen Amatör Denizci Belgesi sınavına hazırlık ile ileri derecede yelken kullanma teknikleri ve bazen de genel anlamda denizcilik eğitimlerinin, MEB onayı yoksa maalesef hiçbir yasal dayanağı yoktur.

MEB’in herhangi bir kurs açılması için yerine getirilmesini istediği şartların hayli ayrıntılı ve sabit olması nedeniyle (örneğin dershanenin büyüklüğü, tavan yükseklikleri, oda sayısı, eğitmen nitelikleri vs…) amatörler için denizcilik eğitimi teşviksiz kalmış, denizciliğin özellikleri kaale alınmamış, örneğin denizcilik eğitimi için verilecek kurslar biçki dikiş kursları ile bir tutulmuştur. Sonuçta eğitime başlayabilmek için MEB’in şart koştuğu uzun ve zahmetli yol, doğal olarak eğitim veren kulüp ve kuruluşların ilgisinden uzak kalmıştır.

Buna rağmen denizcilik eğitimi (özellikle yelken kullanmak ve şimdilerde amatör denizcilik) veren kişi ve kuruluşların sayısı gerek denizcilik dergilerinde gerekse internette görülen ilânlardan anlaşıldığı kadarıyla hayli yüksektir. Böylesine denetimsiz bir ortamda amatör denizcilere yönelik eğitim açısından eğitmen ve eğitim standardı yoktur. Bu güne dek mevzuatın değişimi için uğraşmak yanında, eğitim /eğitmen standartlarını oluşturacak, geliştirecek, denetleyecek “birlik”, “dernek”, “kurum” gibi oluşumların gerçekleşmesine (veya yetkilendirilmesine) yönelik yeterli bir çaba da (özellikle fikrî) gösterilmemiştir. Kesinlikle belirtmem gerekir ki burada zorunlu bir eğitimden değil, eğitimin teşvik edilmesi, yaygınlaştırılması, kolaylaştırılması, “öğrenmenin” özendirilmesi için mevzuat / eğitim / eğitmen yönünden ulaşılması gereken asgari standartlardan söz ediyorum.

Yıllardır amatör denizcilikle ilgili mevzuatı iyileştirebilmek için uğraşan ADF yönetiminin, amatör denizciliğin özgür ortamına zorunlu eğitimle ve hele de uygulamalı sınavlarla gölge düşürülmesinin karşısında olduğu, aksi halde amatör ruhun hepten yok olacağı inancını taşıdığı bilinmektedir. Buna rağmen eğitimin, MEB’in kurallarıyla uyum içinde olması, kursiyerler, yani tüketiciler açısından hiç olmazsa bir standarttır.  

TYF’nin (Türkiye Yelken Federasyonu) son bir yıldır yelken eğitimi konusunda yeni bir düzlem oluşturmak için çalıştığı bilinmekteyse de geçerli olacak yasal düzenleme taslağı hakkında hiçbir bilgi yoktur. Kaldı ki, TYF’nin kuruluş amacı dikkate alındığında,  çabalarının, asıl faaliyet alanı olan yelken sporuna, ulusal ve uluslararası yarışlara yönelik usül ve tekniklerle ilgili eğitimin bir standart altında toplanması esasına yönelik olacağı beklenmelidir. TYF’nin, çalışmaların içeriği, özellikle bürokrasinin konuya bakışı (MEB; GSGM…), girişimler, tepkiler, gelişmeler hakkında üyesi kulüplere bu güne dek yaptığı bir açıklama (daha doğrusu bildiğim 3 federe kulübe) yoktur. İlgili veya taraf olan kurumların onayı ve katkısı olmaksızın mevzuatı oluşturmanın güçlüğü yanında, sürecin çok uzaması da kaçınılmazdır.

Denizcilik eğitimi alanında durum böyleyken, ADF’nin (Amatör Denizcilik Federasyonu) amatör denizcilere yönelik bir aşamayı başlattığı, somut adımlar attığı görülmektedir.

Amatör Denizcilik Kursu (ADEK)

ADF Yönetim Kurulu, Denizcilik Eğitiminin bir spor faaliyeti olmadığı, bu nedenle de ilgili mevzuat uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) denetiminde yürütülmesi gerektiği sonucuna varmış ve onaylı amatör denizcilik kursunun açılması için ilk adımı atarak MEB’e 2007 yılında başvurmuştur. Standartları ve konu ayrıntıları için Denizcilik Müsteşarlığı’ndan da görüş alındıktan sonra, kurs yeri MEB denetiminden geçmiş ve İstanbul Valiliği’nin 12.05.2008 tarih ve B.08.MEB.4.34.00.27–420/469 sayılı yazısıyla Amatör Denizcilik Kursu’nun (ADEK) faaliyetine izin verildiği ADF web sitesinde açıklanmıştır.

Sadece Eğitimle Denizci Olunur mu?

Sadece eğitimle amatör denizci olunmayacağı ADF’nin her zaman dile getirdiği bir husustur. Amaç denize açılmak, denizin üzerinde olmaktır. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki denizcilik dergilerinin de önemli katkısıyla ülkemizde denizcilik denilince neredeyse sadece yarışçılık akla gelir oldu. Oysa genel olarak yarışçılık belirli bir parkurda (…açık deniz yarışları ve rekor denemeleri hariç) “hızla” seyri esas alırken, gezi denizciliği “seyir ve selametle (safe passage)” bir yerden bir yere “ulaşmayı” esas alır. Denizcilik hatalarla birlikte öğrenilir, paylaşılır, usta denizcilik emek ve uzun zaman, her şeyden önce tükenmez bir sevgi ister. Bu açıdan bakıldığında özellikle gezi denizciliğinin sadece bir spor değil denizin, ondan yararlanan başka unsurlarla kurallar içinde paylaşımı anlamına geldiği de göz önünde tutulmalıdır.  

ADF’nin başlattığı kurs ile ilgili ADF yöneticilerinden ve ADEK eğitmeni Tunç Tokay’dan alınan bilgilere göre Amatör Denizcilik Kursu (ADEK) adı altında Temmuz 2008 ayında eğitimlerine başlayan ADF, esas olarak amatör denizcileri bilgilendirmeyi hedeflemektedir. Kurs süresi 160 saattir. Ne var ki, günümüz şartlarında, çalışan bir kişinin, hobisi için bu 160 saatlik kursa kesintisiz katılmasının çok zor olacağı değerlendirilerek program üçe bölünmüştür.

Birinci aşama; kursiyeri denizle tanıştırma ve temel denizcilik bilgilerinin verildiği, ADB (Amatör Denizci Belgesi) sınavına hazırlık kursudur. Kursta, konular Amatör Denizci Elkitabı /Sezar Atmaca (haz.), ADF Yay., 2004/ esas alınarak önce kuramsal işlenmekte; sonra denizde, dümen tutma becerisi geliştirilmekte; bağlama, ayrılma, demirleme, DAD (denize adam düştü) gibi temel manevralar uygulatılmaktadır. Programın süresi 40 saattir. Bu aşamada tekneyi yelkenle yürütme konusunda eğitim söz konusu değildir.

İkinci aşamada, birinci aşamada kuramsal öğrenilen konularda becerinin geliştirilmesi amacıyla yoğun uygulamaya geçilmekte ve kursiyer yelkenle tanıştırılarak, motor seyri yanında  “yelken seyri” öğretilmektedir. Bilindiği gibi gemi “kürekten başka bir güçle hareket ettirilen deniz aracı” olarak tanımlanır. Kurslarda yelken seyrinin de öğretilmesi bu nedenle gereklidir.     

Üçüncü aşamada ise başkalarının da sorumluluğu paylaşılarak çıkılan bir uzun seyirde Amatör Denizcinin teknedeki bütün faaliyetleri yürütebilecek düzeyde beceri kazanması hedeflenmekte, denizciliğin temel kavramları “sevk ve idare” anlatılarak kuramsal öğrenilenler uygulamayla yerli yerine oturtulmaktadır.

ADF’nin kurs için iki eğitim teknesi bulunmaktadır.

Kursların uygulamalı bölümü halen slup armalı 9.60 metre boyunda ahşap yapım ADF–1 teknesiyle verilmektedir.

Yakın zamanda hizmete girecek 10.70 metre boyunda ve yine slup armalı ahşap yapım ADF–2 teknesi ise 6 kursiyere eğitim verecek şekilde eğitim teknesi olarak donatılmaktadır.

Bilindiği gibi, ADB sınavına girmek için kurslara katılmak zorunlu değildir. Öğrenmek isteyenleri hedefleyen kurslarda bütün seviyeleri tamamlama zorunluğu yoktur. Birinci ve ikinci kursu tamamlayanlar kurs sonunda MEB denetiminde yapılacak Kurs Bitirme Sınavı’na katılmakta ve başarmaları halinde kendilerine MEB onaylı Kurs Başarı Belgesi verilmektedir. Bu belge, bir tekne kullanma belgesi değildir, kursa katılmış olmanın kanıtıdır. 

ADEK, bu kurslarına ek olarak, amatör denizcileri ilgilendiren değişik konularda eğitim vermeyi hedeflemektedir. Mevzuatımız gereği eğitim verilecek her konuda, ilgili programın MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanması gerekmektedir. Bu amaçla hazırlanan programlar, Talim ve Terbiye Kurulu’na sunulmuş, onayları beklenmektedir. Onaylanan kurslar faaliyet programına eklenecektir.

Kurslar, şimdilik Ataköy Marina’da bulunan Amatör Denizcilik Federasyonu Sınav Merkezi’nde verilmektedir ve anlaşıldığına göre ADF, MEB tarafından onaylanarak kesinleşen kursları üyesi kulüplerle paylaşarak amatör denizcilere yönelik yaygın bir eğitim kampanyasının başlatılmasını amaçlamaktadır.

Kurslar hakkında ayrıntılı bilgi www.adf.org.tr adresinden veya ADF’den (0212 559 98 72) alınabilir.

(Yelken Dünyası, Kasım 2008)

Similar Posts

  • |

    Amatör Denizci Elkitabı’ndan Usûlsüz Alıntı Nedeniyle Tazminat Ödeyen Bakanlık

    Denizcilik Müsteşarlığı 2010 yılında “© 2010 Denizcilik Müsteşarlığı. Her hakkı mahfuzdur.” künyesiyle “Denizcinin El Kitabı” adlı 82 (+14) sayfalık bir kitap çıkardı. Kitap, ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’ndan kes-yapıştır alıntılarla dolu olsa da bunun dışında birçok hata ve yanlış içeriyordu.

    Alıntılar için izin alınmadığını, onca “intihal” alıntıya rağmen ADEK’in adının künyede dahi geçmediğini belirtip kitaptaki yanlışları da ekleyerek önce ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu aracılığıyla sözlü, sonra da yazılı olarak Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı’na başvurdum. Kitaptaki yanlışları da örnekleriyle vererek, “Böyle bir kitabın hazırlanması zaman, emek ve uzmanlık (ehillik) ister.” dediğim yazıda, dört yıldır yayına hazırlamaya çalıştığımız Laser kitabından söz ederek kabaca bir kitap hazırlık sürecinin aşamalarını da yazmıştım. Başvurulara herhangi bir cevap verilmedi.

    Bu pişkinlik nedeniyle dava açmak istedim, ancak yayıncı ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu davacı olmak istemedi. Uzun bir bekleyişten sonra ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın izinsiz kullanımı hakkında Ulaştırma Bakanlığı/Denizcilik Müsteşarlığı aleyhine “tecavüzün önlenmesi ve tazminat” davası açtım (Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 30.03.2011, Dosya no: 2011/63 Esas).

  • |

    Hedefi Olmayan Tekne…

    Eylül 2014’te yayımlanan Hedefi Olmayan Tekne. yazısı genel olarak amatör/sportif denizciliğin sorunlarını ele alsa da “özel olarak” ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’nun “ faaliyet ve yönetim olarak başlangıçtaki fikri iddialarından uzaklaşmasını” dert edinen bir yazı. Amatör sportif denizciliği kültürel açıdan ve kurumsal yapı itibarıyla değerlendiren ve birbirini besleyen yazılar, zorunlu olarak da bazı yönlerden birbirinin tekrarı niteliğindedir.
    …. …. ….
    Sadun ve Oda Boro’nun (+ Miço), 10.5 metrelik Kısmet’le yaptıkları dünya turu (1965-1968) sonrası amatör/sportif denizciliğe yönelik toplumsal ilgi/heves doruk noktasına ulaşsa da bireylerin hevesini, merakını teşvik edip, gelişmesine yardımcı olacak bir kültür ve spor örgütlenmesi olmadığı için bu ilgi/heves zamanla kayboldu. Başka bir deyişle heves kırıldı, merak cezalandırıldı! Çünkü Türkiye, spor kültürünün değil, skor kültürünün geliştiği ve Avrupa’da spor yapma oranı en düşük ülkelerden biri. Spor dallarındaki çeşitlilik de kısıtlı. Batı ülkeleri, sporu, devletin düzenleyici, kollayıcı, teşvik edici etkisi altında, “sporun öznesi” kulüp/dernek/federasyon gibi merkezler eliyle yöneterek kitle sporunu, spor kültürünü geliştirirken, Türkiye, dünyada sporun devlet eliyle yönetildiği Kuzey Kore, Çin gibi birkaç ülkeden biri. Spor federasyonları kanunla değil yönetmelikle yönetiliyor, federasyonlar (ve seçimleri) siyasi etkilere çok açık. Buna devletin vatandaşa güvenmeyen, iknaya değil hizaya zorlayan zihniyeti ile kulüp ve federasyonların “demokratikleşmeye/paylaşmaya” değil, devlet gücüne /zihniyetine/mevzuata bel bağlayan/yaslanan zihniyeti de eklenince çaparizler çoğalıyor.

  • Denizcinin Günlüğü Hangi Denize Açılır?

    Denizcinin Günlüğü yıllık olarak 5 sene yayımlandı (2006, 2007, 2008, 2009, 2010-ADF Yayınları). Denizcilik kültürünü besleyecek bir kanal olarak ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu üyesi kulüplerin, kulüp üyelerinin, yöredeki denizcilerin yastık altındaki resimlerini, notlarını, hikâyelerini, söyleşilerini aktarmak hedeflenmişti ama böyle bir kanal oluşturulamadı ne yazık ki. Bu tür benzer yıllıkların basılması veya amatör sportif denizcilik konulu efemera malzemesine dayanarak ajanda, takvim, foto albümler hazırlanması için çaba gösterilebilir (bu nedenle sahafiye malzeme/mezat takibi önemlidir).

    Denizcinin Günlüğü’ne sığması için kısaltılmış metinleri normal hale getirip, gerekli ekleme/çıkartma ve düzeltmelerle (hatalı yerler de var) elden geçirip bir deniz/denizcilik kültürü yayın (basılı veya dijital) taslağı oluşturmaya çalıştım ama epey işi var.

    Yazılı kaynaklarımız oldukça sınırlı olduğu için ne yazık ki önceki kuşakların denizcilikle ilgili öykülerini/hikâyelerini, bilgilerini bil(e)miyoruz, araştırmıyoruz dolayısıyla geleceğe aktaramıyoruz. Tabii ki bu tür araştırmalar farklı bir ilgi, hayli emek/çaba/zaman gerektiriyor, bu yapılmayınca yeri/boşluğu kolayca benzer konulardaki çeviri makale bolluğu ile doldurulmaya çalışılıyor!…

    Denizcinin Günlüğü 2010’da yer alan Denizcinin Günlüğü Hangi Denize Açılır? yazısı Günlüğün haritası bir bakıma. Günlükteki yazıları “yazdıklarım” ya da söylettiklerim yani seçmelerim olarak ayırabilirim. Yazdıklarımda ilk defa günlüklerde yayımlananlar yanında daha önce yayımlanmış yazılardan özetler de yer alıyor.

  • |

    Denizcilik Bürokrasisinin 15 Yıllık Çapa Çupa Uygulamaları

    “Hiçbir sorun onu yaratan bilinç düzeyiyle çözülmez.” (Einstein)

    Buradaki yazılar “mevzuat/ kurum, eğitim, kitap, kültür” gibi farklı dosyalarda görünse de hepsi “denizcilik bürokrasisinin ‘yaptım-oldu’ uygulamalarıyla (+e-denizcilik projeleriyle)” ilgili olduğu için yazıları konularına bakmadan bu dosyaya taşıdım. Uygulamaların “dünü ve bugününü” karşılaştıran/değerlendiren yazılar ekledim. Böylece amatör-sportif denizcilikle ilgili kamu kaynaklarını heba eden, keyfi/hesap vermez, kimi çağdışı, tuhaf, “çapa çupa” uygulamaları, bürokrasinin düzeyini, daha derli-toplu görmek/değerlendirmek mümkün olabilir.

    Şüphesiz kamu yönetiminde bu tür uygulamalar sadece amatör-sportif denizciliğe ilişkin değil, örneğin yazar Erhan Bener’in “Bürokratlar” kitabında hicvettiği “devlet işlerinin” yürütülmesindeki anlayışların değişmesi için ülkede/kamu yönetiminde tepeden-tırnağa pek çok şeyin yeni bir perspektifle ele alınması gerekiyor. Uygulamaların ilgili paydaşların katılımıyla, ortak akılla yapılmasını dileyelim.

    Çapa çupa uygulamalar eleştirilmez/tartışılmaz ve herkes kendince bu tür uygulamaları fırsata çevirmeye çalışırsa gidişatı değiştirmek/dönüştürmek/geliştirmek, amatör-sportif denizcilikle ilgili “düğümü” çözmek veya gevşetmek mümkün olmaz. Uygulamaların sorgulanmaması, keyfi ve hukuksuz davranışlara/uygulamalara yeterince tepki gösterilmemesi, kulüplerimizin/federasyonlarımızın güçsüzlüğünün işareti sayılabilir. Oysa kamu yönetimi/bürokrasisi gözlemlendiğini bildiği zaman en azından çağdışı, keyfî ve hukuksuz davranışlardan/uygulamalardan kaçınabilir.

  • Cumhuriyetin 100. Yılında Rakamlarla Sportif Yelkenciliğimiz

    “Sağlıklı”, “işe yarar”, “güvenilir” istatistiki veriler amatör-sportif denizciliğin sorunlarının tespiti/tartışılması ve çözümü için yol gösterici olabilir ancak bu konuda yeterli verinin/araştırmanın/çabanın olmadığını biliyoruz.
    HS/Hareketli Salma sınıfları ile ilgili nadir bir örnek Hakan Ertunk’un yıllardır internette yayımladığı karşılaştırmalı istatistikler/değerlendirmelerdir. “2010, TYF hareketli salma sınıfı yarışları değerlendirmesi” yazısından beri takip ettiğim Ertunk’un verilerine yıllar önce de bir sempozyuma sunduğum bildiride dikkat çekmeye çalışmıştım:
    “TYF bünyesindeki kulüplerin sorunları dile getiren, gidişatı değiştirecek kayda değer bir fikri, iddiası veya projesi duyulmadı ama Marina Dragos Yelken İhtisas Kulübü (M.D.Y.İ.K.) Başkanı Hakan Ertunk’un yıllardır internette yayımladığı hareketli salma sınıfları ile ilgili karşılaştırmalı istatistikler/değerlendirmeler nesillerin spor yap(a)madan nasıl heba edildiğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.” (Amatör Sportif Denizciliğin Sorunları, 2016)
    Hakan Ertunk, uzun bir aradan sonra yazdığı “Cumhuriyetin 100. Yılında Rakamlarla Sportif Yelkenciliğimiz” başlıklı aşağıdaki incelemesinde TYF sitesinde yer alan sporcu ve yarışma verilerini tarayarak 2015-2023 dönemi HS/Hareketli Salma sınıflarının durumunu- gidişatını değerlendiriyor, eleştiriyor, önerilerde bulunuyor. Sörf sınıfları (Techno293, Kite, IQFoil vb.), sabit salma sınıfları (SB20, dragon vb.) ya da yat sınıfları bu yazının kapsamında değil.
    Bu tür incelemelerde, değerlendirmelerde, eleştirilerde, önerilerde görmek isteyene fikir verecek yeterince veri olsa da bunların dikkate alınıp, değerlendirileceğini gösteren bir duyumun/işaretin olmaması ise ayrıca karamsarlık sebebi. Dileriz yazıdaki veriler karşılık bulur, değerlendirilir, tartışılır yeni yılda.

  • Sadece Bir Amatör Denizcinin Değil, Amatör Denizciliğimizin de Hikâyesi…

    Geçen yıl Kader kotrasının harap halde “sahibinden.com” adresinde satışa sunulduğunu görünce denizcilik tarihinde önemli bir yeri olan bu tekneye sahip çıkılması dileğiyle yazdığım yazıda (Ocak 2022) bu konuda yeni bilgilere ulaştığımı, ayrıntılarını daha sonra aktarmaya çalışacağımı belirtmiştim. Biraz geç de olsa önce, bürokrasi engelledi diye bilinen hikâyeyi değiştirebilecek yeni kaynakları/tartışmaları aktarıp, son bölümde de bu bilgiler ışığında rüzgârın neden aniden Sinan Everest aleyhine döndüğünü değerlendirmeye/yorumlamaya çalışacağım.

    Sinan Everest’in başına gelenler sadece bir amatör denizcinin değil, bir bakıma amatör denizciliğimizin de hikâyesi…