Denizcinin Günlüğü Hangi Denize Açılır?

Denizcinin Günlüğü yıllık olarak 5 sene yayımlandı (2006, 2007, 2008, 2009, 2010-ADF  Yayınları).  Denizcilik kültürünü besleyecek bir kanal olarak ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu  üyesi kulüplerin, kulüp üyelerinin, yöredeki denizcilerin yastık altındaki resimlerini, notlarını, hikâyelerini, söyleşilerini aktarmak hedeflenmişti ama böyle bir kanal oluşturulamadı ne yazık ki. Bu tür benzer yıllıkların basılması veya amatör sportif denizcilik konulu efemera malzemesine dayanarak ajanda, takvim, foto albümler hazırlanması için çaba gösterilebilir (bu nedenle sahafiye malzeme/mezat takibi önemlidir).

Denizcinin Günlüğü’ne sığması için kısaltılmış metinleri normal hale getirip, gerekli ekleme/çıkartma ve düzeltmelerle (hatalı yerler de var) elden geçirip bir deniz/denizcilik kültürü yayın (basılı veya dijital) taslağı oluşturmaya çalıştım ama epey işi var.

Yazılı kaynaklarımız oldukça sınırlı olduğu için ne yazık ki önceki kuşakların denizcilikle ilgili öykülerini/hikâyelerini, bilgilerini bil(e)miyoruz, araştırmıyoruz dolayısıyla geleceğe aktaramıyoruz. Tabii ki bu tür araştırmalar farklı bir ilgi, hayli emek/çaba/zaman gerektiriyor, bu yapılmayınca yeri/boşluğu kolayca benzer konulardaki çeviri makale bolluğu ile doldurulmaya çalışılıyor!…

Denizcinin Günlüğü 2010’da yer alan Denizcinin Günlüğü Hangi Denize Açılır? yazısı Günlüğün haritası bir bakıma. Günlükteki yazıları “yazdıklarım” ya da söylettiklerim yani seçmelerim olarak ayırabilirim. Yazdıklarımda ilk defa günlüklerde yayımlananlar yanında daha önce yayımlanmış yazılardan özetler de  yer alıyor.

(Ekim 2021)


Denizcinin Günlüğü Hangi Denize Açılır?

Genel olarak denizci bir kültürün kaynaklarını bahriye, yani askeri donanma/ticaret donanması/balıkçılık denizciliği/bilimsel denizcilik/spor ve yat denizciliği (ticari/amatör) olarak sıralayabiliriz.

Amatör denizcilik kazanç sağlamayan ve keyif için yapılan bir faaliyet olarak diğerlerinden ayrılır. Dünyada amatör denizciliğin geliştiği ülkeler, bu ayrımın farkında olan ve amatör denizciliğin öncelikle kurum, mevzuat olarak özerkleştiği/bağımsızlaştığı ülkelerdir. Ülkemizde amatör denizcilerle ilgili mevzuat değişikliklerinde amatör denizci (kurum/zihniyet olarak) topluluğu yokmuşçasına hareket edilmesi gelişimi engelleyen önemli nedenlerinden biridir. Denizcilikte sosyal kültürel olarak ön plana çıkarılan değerlerin niteliği açısından bakıldığında  kültür ve uygarlık üzerine yoğunlaşmak yerine gazavatname dilini aşamayan, hamasetten geçilmeyen bir dilin ve sembollerin hâkimiyetindeki denizcilik kültürüyle karşılaşırız. Gerçi bu durum sadece denizciliğe özgü değil. Örneğin genel tarih eğitimimizin akışı da bu yönde. Bir araştırmaya göre Lise 3 Tarih  kitaplarında anlatılan Osmanlı tarihinin %24’ü kültür ve uygarlık üzerineyken, % 76’sı savaş tarihi üzerinedir. Denizcinin Günlüğü denizciliğin bütün kaynaklarına yelken açarak, kaynakların kültür ve uygarlık yönünü öne çıkarmaya çalışmaktadır. Bu nedenle örneğin Barbaros, Piri Reis gibi önemli tarihi kişilikler,  Denizcinin Günlüğü’nde gazaları nedeniyle değil, eserleri veya dönemlerine damgasını vurmuş kimi kültürel-sosyal özellikleriyle yer almakta, sembolik, insani yönleriyle veya hakkında yazılmış bir eser varsa savaşlardan söz edilmektedir.

Denizci bir kültürün oluşabilmesi için denizciliğin zenginlikleri kadar zaaflarını da gündeme getirmek, konuşabilmek, tartışabilmek gerekir; gidişat sorgulanmaz, yeni açılımlar geliştirilmezse engin denizlerde değil, sığ sularda  seyredilmesi kaçınılmaz olur.

Denizciliğimizin kendi içine gömülmüşlük halinin ötesine geçebilmesi, kendi denizlerimiz kadar “yedi denizlerdeki” kaynakların, kitapların, olayların bilinmesi, tartışılması ile mümkündür.

Sunduğu tarihi kesit içinde, sınırlı da olsa, zihinlerde karşılaştırmalara olanak sağlayan “Günlük“, çözüm arayışlarına eleştirel düzeyde katkıda bulunmayı da amaçlamaktadır. Denizcilikle ilgili konular sadece “malzeme” olarak değil, “sorun” olarak da görülürse, verilecek her bilgi, denizin daha fazla tanınmasına, denizciliğin sindirilmesine, gelişmesine yarayacaktır.

Denizcilik kültürüne bir yolculuk olan Denizcinin Günlüğü’nde kısa ve bilgilendirici yazı, alıntı, anekdot ve yazıları tamamlayan fotoğraf veya çizimlerle işlenen konular genel olarak aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

Denizcilik kültürü / denizcilik dili / genel denizcilik /yelkencilik /bilimsel denizcilik / edebiyat / yayın /güzel sanatlar / kazalar-facialar / kurumlar-mevzuat-problemler-projeler / mutfak-yiyecek-içecek / sağlık /seyir /meteoroloji / tarih / yakın tarih / tarih (kitaplar) / tekne tarihi-tekneler-ustalar /donanım / tekne yaşamı  / özel günler-haftalar / kronoloji

(Denizcinin Günlüğü Hangi Denize Açılır? Denizcinin Günlüğü, 2010, ADF Yayınları, 2009)

(Denizcinin Günlüğü yıllıklarında yer alan konu başlıkları için bkz.: Denizcilik Kültürü Notları)

Benzer Gönderiler

  • |

    Amatör Denizci Elkitabı’nın Hikâyesi

    ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın ilk baskısı 2005 yılında yayımlandı ama 18 yıldır basılı ya da sosyal medyadan kimse merak edip de kitabın hikâyesini sormadı, ta ki Setur Marinaları’nın telefon uygulamasında yer alan Highlights’tan Kayhan Yavuz sorana kadar. ADEK’le ilgili sorulara verdiğim cevapların Highlights* yorumlarıyla yayımlanan metni aşağıda.

    Konusunda amatör denizciler tarafından yazılmış/hazırlanmış bir ilk kitap olduğu için ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesini içeren bu yazışmayı “Yeni Bir Amatör Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyasına bir ilk yazı olarak eklemekte tereddüt etmedim. İşin emektarı ben olsam da kollektif bir çalışmayı/çabayı göstermesi açısından da güzel/özenilesi bir hikâyedir ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesi.

    *(Setur Marinaları telefon uygulaması Highlights’a erişim için uygulamayı appstore veya Google Play’den –ücretsiz- indirip telefonda açmak gerekiyor. )

  • |

    DENİZ KÜLTÜRÜ VE AMATÖR SPORTİF DENİZCİLİK

    “Deniz Kültürü ve Amatör-Sportif Denizcilik” başlıklı yazı, “İskeleye Yanaşan Denizler, Gemiler, Denizciler (derleyenler Orhan Berent, Murat Koraltürk, İletişim Yayınları 2013) kitabında yer almıştı.
    Son iki yılda deniz kültürü, görgüsü, örf adeti, nezaketi ile ilgili, ancak kavramları/tanımları/konuları/kaynakları/önerileri daha çok yazarlarının “işi-mesleği”(askeri ve ticari bahriye) temelinde ele alınmış, profesyonel denizcilerin bakışını göstermesi açısından önemsediğim iki kitap yayımlanınca İletişim Yayınları’ndan izin alarak bu makaleyi de yayımlamak istedim.
    Fazlaca araştırmadan-sorgulamadan, bol alıntıyla yazılmış, bir kitabın kısa/hızlı değerlendirilmesi için gereken dizin, kaynakça gibi verilerden yoksun bu iki kitabın değerlendirilmesi ayrı bir konu ki “Yeni Bir Amatör Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyası yazılarında yeri geldikçe değineceğim.

  • |

    Denize Su Taşımak

    Naviga dergisinde üç ay boyunca (Mayıs, Haziran, Temmuz 2005) yayımlanan Yücel Köyağasıoğlu’nun, “Tekne Tipleri” yazı dizisinde verilen kimi bilgilerin, referans olarak gösterilen kaynaklarla dahi uyuşmaz ve özellikle eski kaynaklarla dahi çelişirken, kesin hüküm içeren bir dil kullanmanın sakıncalarını gözler önüne sererek daha açık uçlu tartışmalara zemin oluşturmak amacı ve düşüncesiyle yazılmıştı “Denize Su Taşımak”. “Yoruma açık, tartışmaya açık, yanlış bildiğimiz ya da kullandığımız konuları ve terimleri ortaya döküp, sağırlar diyaloğuna çevirmeden tartışabilirsek, denizcilik kültürünün zenginleşmesine bir nebze de olsa katkımız olur umarım.” dileğiyle de bitirmiştim yazıyı. Gerek Köyağasıoğlu’nun soru/sorunlara değinmeyen, cevap bile sayılamayacak yazısı gerekse cevabımı ötelemeye çalışan derginin olumsuz tavrı nedeniyle tartışmayı sürdürmedim.
    (Not: Görsellerini ilettiğim fotoğrafların altyazıları Naviga dergisinde yanlış basılmıştır. Ekim 2005 sayısında yer alan Naviga’daki yazının ilk sayfasındaki çizim gulet değil, “velena yelkenli sefine”, üçüncü sayfadaki ise gulettir.)

  • | |

    Mustafa Pultar Hoca İçin…

    Mustafa Pultar hocanın vefatını Kanada’dan e-posta gönderen Motor Boat &Yachting dergisi yazarı arkadaşım Yılmaz Bayazıtoğlu’ndan öğrendim. Ona da Çeşme’de yaşayan Mustafa hocanın bir komşusu haber vermiş. Dünya böyle artık haber sınır tanımıyor, bazen uzaktan daha çabuk öğrenebiliyorsunuz. Mustafa hoca için siteye bir anma yazısı yazacaktım ama Yılmaz’ın vesilesi ve Motor Boat &Yachting dergisi yayın yönetmeni Selcen Tanınmış Işıldar’ın önerisiyle Yılmaz’ın ve benim yazım “İki Farklı Hafızadan Bir Portre: Mustafa Pultar” başlığıyla derginin Ekim sayısında (sayı 227) yayımlandı (görseli yazı sonunda).

  • |

    Yalanı Haber Yapabilen “Gazeteci”:Turgay Noyan

    2007’de olmuş bu olayı neden yıllar sonra hatırlatma ve ek bir yazı yazma (Ekim 2021) gereği duydun denebilir. Yıllarca burada anlatılanlarla ilgili özür dilenmesini bekledim, karşı taraf gibi “bir şey yokmuşçasına” davranmadım ya da “akıntıya bırakmadım”, yeri geldi olayı/yapılanları/talebi tekrar hatırlattım. Tartışma/eleştiri kültürü açısından bakıldığında da sembolik bir olaydır burada anlatılanlar/yapılanlar. Benzerlerine karşı sessiz kalınmasın dileğiyle, yapılanlar derli-toplu kayda geçsin, unutulmasın istedim. Başta denizcilik bürokrasisi, sonra TYF olmak üzere eleştirilere karşı yapılan karalamalardan da biliyorum ki bu tür tavır ve davranışlar asıl cesareti sessizlikten, yeterince tepki gösterilmemesinden alıyor…

    Amatör-sportif denizcilik sekenesinden biri olarak şu sorunun cevabını hâlâ bilmiyorum ne yazık ki: “Bir tartışma, eleştiri kültürü yerleştirebilecek miyiz, yoksa her türlü yolu kullanarak karalamak, yok etmek, yalan söylemek, yalanı haber yapmak geçerli mi olacak?”

    Ekteki yazıların sırası şöyle:

    1) Yalanı Haber Yapabilen “Gazeteci…”, Ekim 2021.
    2) Oya Yazı Yaz. Bak Bu Kalem. dsti@yahoogroups.com ve Yelken Dünyası, Mart 2007.
    3) ADF’nin 17.02.2007 tarihli cevabi yazısının görseli.
    4) ADF Açıklaması: Turgay Noyan Yazısına Düzeltme ve Cevap Hakkımızı Kullandık, www.adf.org.tr, Şubat 2007.
    5) Sabah Gazetesi Okur Temsilcisine… (8 Şubat 2007)
    6) Turgay Noyan’ın Sabah‘taki yazıları:
    a) Denizcinin Günlüğü’ndeki yanlışlar, T. Noyan, Sabah, 4 Şubat 2007.
    b) ADF’yi yıpratmak istemem, T. Noyan, Sabah 18 Şubat 2007.

  • Yakınımızdaki Uzak Denizler

    Tersane-i Amire’nin yerine  “Bu tarihi mekânda –bütün denizci dünya devletlerinde olduğu gibi- bir Tersane ve Deniz Müzesinin kurulması” önerisinin karşılık bulması üzerine bir değerlendirme yazısıydı “Yakınımızdaki Uzak Denizler” (Radikal 2, 5 Temmuz 2009).

    Belediye Başkanı’nın “Haliç Tersanesi’nin deniz müzesi olacağını İstanbullulara müjdelemesi”… rüzgârın drise ettiğinin bir göstergesi sayılabilir mi? diye ihtiyatla/iyi niyetle değerlendirmişim gelişmeleri ama sonra rüzgâr bambaşka bir yöne drise etti: Rantsal dönüşüm…

    Haliç Tersaneleri (Tersane-i Amire)  -ki aslında Camialtı, Taşkızak ve Haliç Tersanesi olarak üç tersanedir- geçtiğimiz yıl 565. yaşını kutladı. Ancak Camialtı ve Taşkızak Tersaneleri 2013 yılında açılan bir ihale ile Haliçport Projesi (Şubat 2019’dan sonra Tersane İstanbul Projesi…) ile elden gitti. İki büyük kızak ve üç kuru havuzun yer aldığı Haliç Tersanesi’nde ise halen İBB/ Şehir Hatları’nın gemi bakım ve onarım faaliyetleri sürüyor.

    Haliç Tersanesi’nin kamu yararı yaklaşımıyla korunabileceğine inanan “Haliç Dayanışması” rantsal dönüşüme karşı mücadele ediyor. Haliç Dayanışması’na katkı ve Haliç Tersaneleri’nde yaşananlar hakkında bilgi için aşağıdaki linklerden faydalanılabilir:

    Web: http://www.halicdayanismasi.org/

    Blog: https://halicdayanismasi.blogspot.com/

    Email: halicdayanismasi@gmail.com
    …
    …