|

Güvertenizi Baştan Kıça Kontrol Edin…

Practical Boat Owner , Skipper’s Handbook (Reislerin Elkitabı) PBO, 2014 ve Tekne Bakımı Elkitabı, Andrew Simpson (çev. Doğan Çelen) ADF Yayınları 2014, kitaplarından faydalanarak derlenmiştir.  Çeviriler Doğan Çelen, derleme Sezar Atmaca.

Güvertede, her an iç içe olduğumuz ve kullandığımız donanıma ve teçhizata acaba hak ettikleri ilgiyi gösteriyor muyuz? Bastığımız zemini, tutamakları, puntelleri, makaraları, tavan kapaklarını, güvertedeki kabloları, vinçleri, emniyet teçhizatını, halatları, yelken arabalarını, bağlantı yerlerini… kontrol ederken nelere dikkat etmeliyiz? Karşılaşılan problemleri nasıl çözebiliriz?

Siz de aşağıdaki listeye göre teknenize bu gözle bir bakın bakalım, acaba sonuçlar ne olacak?

KAYMAZ YÜZEYLER : Kaymaz yüzeylerin yeterince kaymaz olduğundan emin olun. Çünkü bizlere hissettirmeden etkinliklerini yavaş yavaş kaybederler.

Mantar kaplama ve güverte boyası kaplamalı bir güverte.

Dikkat Etmeniz Gerekenler:

– Dökülerek yapılmış yüzeylerin kenarları kullanımla eskiyerek yuvarlaklaşmış mı?

Kaymaz güverteler zamanla etkilerini kaybedebilirler.

– Güvertelerde pürüzlü yüzeyleri yaratan boyalardaki parçacıklar aşınıp gitmiş mi?

– Yapıştırılmış lastikli mantar (Treadmaster ®) veya esnek poliüretan örtüler ( TBS®) gibi- kaymaz yüzeyli kaplamalar kısmen cilalanıp etkinliğini kaybetmiş mi?

Çareler: Güverteler (tekrar veya ilk defa olabilir) boyanabilir. Eğer yeterince erken yakalanırsa, kaymaz kaplama malzemeleri (TBS vb.) bu iş için geliştirilmiş olan sıvı kaplamalarla yeniden gençleştirilebilirler.

TİK (TEAK) GÜVERTELER : Tik kısımların muhteşem görünmesi için fırçalanıp (asla damar boyunca fırçalamayın!), uygun malzemelerle temizlenmesi gerekir; bu da tahtaların gittikçe incelmesine yol açar.

Dikkat Etmeniz Gerekenler:

– Açığa çıkmış bağlantılar.

– Sığlaşmış armuzlar, her ikisi de tik güvertenin ömrünün sonuna yaklaşmış olduğunun göstergesidir.

– Ahşaptan çıkan sentetik dolgu malzemesi. Bu kesinlikle su içeri sızacak demektir.

Çareler: Çareler maalesef pahalıdır… Armuzları kazıyıp boşalttıktan sonra yeniden doldurmak tehlikeyi bir süre için geçiştirir, ama uzun vadede gelecek pek parlak değildir.

BAĞLANTI YERLERİ : Güvertede bulunan ahşabın büyük bir kısmı süs için olabilir; ama tutamaklar ve küpeşteler kesinlikle emniyetiniz için vardır. Onlar olmazsa siz de rahat rahat dolaşamazsınız.  Güvensiz bir tutamak veya korkuluk işe yaramaz olmaktan öte tehlike kaynağıdır.

 Dikkat Etmeniz Gerekenler:- Bağlantı yerlerinin yakınındaki ayrılmalar/ çatlaklar ve genel olarak yerinde sallantılı olan her şey.

Çareler: Sakın o ayrılmaları/çatlakları doldurup geçmeyin; ya doğru dürüst tamir edin ya da değiştirin!

PUNTELLER: Puntellerin güvenli olup olmadıklarını düzenli kontrol edin.

Puntelde çatlaklar…

Dikkat Etmeniz Gerekenler: Puntelin tabanındaki plakanın (yuvasının) güverte üzerinde hareket edip etmediğine bakın. Özellikle alüminyum puntellerde, soketlerde ve taban plakalarında düşeyine çatlakları gözden kaçırmayın, puntel ve soket arasındaki korozyon alüminyum hidroksit üretmiş olabilir; bu da zamanla şişerek sonunda soketi patlatacaktır.

Çareler: Eğer puntel ve soket beraberce sıkışmışsa (kaynamışsa), canınızı sıkacak neden ortadadır. Mümkün olursa gevşetip ayırmaya çalışın. Sıcak su dökmenin yardımı olabilir. Sonra iki kısmı bir teflon bantla birbirinden yalıtın. Eğer taban plakası gevşekse yerinden alın ve yeni baştan yerine sağlamca yerleştirin.

VARDAVELA TELLERİ: Vardavela telleri genellikle küçük liftinlerle (döngerlerle) ya da örgülü polyester kaytanlarla gerdirilir.

Dikkat Etmeniz Gerekenler: Vardavela gergi kaytanları emniyet tellerinizin en zayıf halkasıdır ve zamanla hava koşullarından dolayı zayıflar. Tüm polyester halatlar/ipler morötesi (UV) ışınlardan dolayı bozunurlar. Kalın halatlar, üzerlerindeki örgülü kısım tarafından korunurlarsa da, ince olanların öyle bir şansı pek yoktur.

Çareler: Şüphelendiğinizde gergi kaytanlarını hemen değiştirin!

MAKARALAR: Plastik döküm makaralar güvertede halat düzenleyicilerinde, baş (burun) makaralarında, direklerde halat çıkışlarında yelken ıskotalarının geçtiği yerlerde ve elbetteki palanga makaralarında bol miktarda kullanılmaktadır. Genellikle çok güvenilir olsalar da, bu söz çalışmaya (dönmeye) devam edebildikleri sürece geçerlidir.

Makaralar (makara düzenleri) tuzlu sularla sürekli yıkanıp dururlar; bu yüzden onları sık sık kontrol ederseniz iyi olur.

Dikkat Etmeniz Gerekenler: Sıkışmış makaralar. Bunlar halatların sürtünmesinden kaynaklanan nedenlerden dolayı hasar görürler, parçaları tamir edilemeyecek şekilde bozulur. Her hangi bir makara bir kere aşınarak ekseninden çıktığında, tekrar sıkıştığı yerden kurtarılsa bile büyük bir olasılıkla bir daha dönemeyecektir.

Çareler: Yanlarından her geçtiğinizde onları bir kere yoklayın ve baharda tekrar denize çıkmadan önce bir kere daha kontrol etmeyi aklınızın bir köşesine yazın. Geçen sene mükemmel çalışmış olmalarının, bu sene için hiçbir anlamı yoktur. İhmal onların en büyük düşmanıdır; kış ayları makaraların kilitlenip kalmaları için en uygun zamandır. Eğer makaralarınızdan biri kötü sıkışmışsa değiştirmekten başka seçeneğiniz yoktur

 HEÇLER (TAVAN KAPAKLARI): En çok karşılaşılan türleri alüminyum çerçeveye yerleştirilmiş, renkli akrilik panelleri olanlardır.

Dikkat Etmeniz Gerekenler: Akrilikteki çiziklere ve çatlaklara dikkat. Akrilik pencerelerdeki çatlamalar doğrudan yaşa işaret eder.  Bu çatlakların üzerine basılırsa ağırlığınızı taşıyamayabilir.

Çareler: Her ne kadar bu paneller tamir edilebilirlerse de iyi sonuç vermez, değiştirmek daha uygun olur.

Kabloların giriş-çıkış noktalarını lastik halkacıklarla koruyun.

ELEKTRİK : Kötü bir şey ama, tekne imalatçılarının pek azı güvertede morötesi ışınlara (UV) dayanıklı kablolar kullanmaktadır. Bu yüzden kabloların metal koruyucu kılıflarından günyüzüne çıktıkları yerlere özel ilgi gösterin –direk, baş ve kıç vardavela vb. Buralarda aşınmalara karşı genellikle çok az koruyucu malzeme bulunduğu  ya da hiç bulunmadığı için bu noktalarda kısa devrelere çok sık rastlanmaktadır.

Dikkat Etmeniz Gerekenler: Bozulmuş yalıtımı olan her hangi bir kablo.

Çareler: Kabloyu morötesine (UV) dayanıklı türüyle değiştirin ve yapabiliyorsanız metalin kabloyu yeniden yemesini önlemek için arada yumuşak lastik vb. halkacıklar kullanın.

Çiziklere dikkat

SEYİR FENERLERİ: Çizikler fenerin camını zayıflatabilir.

Dikkat Etmeniz Gerekenler: Seyir fenerlerinizdeki akrilik Fresnel camların üzerinde oluşan çizikler. Çareler: Değiştirin. Tüm feneri almadan da camını bulup almak mümkün olabilir.

İŞARET ŞAMANDIRASI VE CAN SİMİDİ HALATLARI: Bunlar genellikle yüzerliklerinden dolayı polipropilenden yapılmışlardır. Bu plastik özellikle morötesi ışınlara (UV) çok duyarlıdır.

Dikkat Etmeniz Gerekenler: Solgun renkler. Halatın renginin solmuş olması gücünü kaybettiği anlamına gelmez ama o halat yine de uzun bir süredir dışarda kalmış demektir.

Çareler: İşinizi şansa bırakmayın, hemen değiştirin. Örgülü tip emniyet halatları bütün bir yıl (ya da daha fazla) dışarda kalmışlarsa, morötesi ışınlar çoktan onların hakkından gelmiştir. Ne durumda olduklarını keşfetmek için birinin bordadan denize düşmesini beklemek hiç de akıllıca değildir. Hemen değiştirin! –tercihen 3 tonluk kopma değeri olan bir taneyle-  ve limandayken onları aşağıda bir yerlerde saklayın.

YELKEN ARABALARI: Makaraları dönüyor olabilir, ama araba kızağında rahatlıkla hareket ediyor mu? Yazık ki buralar farklı metallerin bir arada kullanıldığı yerlerdir –paslanmaz çelik ve alüminyumun beraberce yan yana olması en çok rastlanılan durumdur–. Yani, o şekilde iki metalin bir araya geldiği yerleriniz varsa, siz de çıkacak sorunlara hazır olun!

Dikkat Etmeniz Gerekenler: Bir yönde sıkışıp kalmış yaylı halat kilitleri.

Çareler: Açılmaları gerekir. Biraz yağlama faydalı olabilir, ama ilk önce imalatçısına bir sorun. Ayrıca tüm güverteyi de yağa bulamayın.

Vinçlerin bakımı kolaydır ama dişlileri aşırı yağlamayın!

VİNÇLER: Bu ağır iş katırlarının güvenilirliği öylesine fazladır ki, sık sık utanılacak derecede ihmal edilip unutulurlar. Yine de dıştan şöyle bir baktığımızda genel sağlık durumları hakkında bir fikir edinebiliriz. 

Dikkat Etmeniz Gerekenler: Dönerken çıkan kuru ve takırtılı ses. Kullanırken hissedilen ağırlık ve direnç, içerdeki yağın koyulaşıp pıhtılaşmaya yüz tuttuğu anlamına gelir. 

Çareler: Vinciniz açılıp bakıma alınmalıdır –genellikle sıralı basit bir iştir, ama yine de söküp toplarken dikkatli olmanız gerekir (küçük parçalar, yaylar vb. hemen ortalığa saçılıverirler). Vinci sökmeden önce üstü açık geniş bir karton kutunun dibini vinç geçecek kadar delerek vincin etrafına oturtursanız, fırlayan parçalar içerde kalır. Geri toplarken yağlama konusunu abartmayın. Fazlası iyidir deyip her yeri yağa bulamak, çok yapılan bir hatadır.

KARADA HAVUZLUKTAN SUYUN TAHLİYESİ: Yağmur çoğunlukla kışlık örtülerinizin arasından bir yerlerden yol bulup kendini tahliye edebilecek olan havuzluğunuza ulaşır. O nedenle bu işe özgü denizsuyu vanalarınızı açık bırakın.

Dikkat Etmeniz Gerekenler: Giderlerdeki uçup gelmiş yapraklar gibi her türlü engel. Bunlar yalnızca suyun akıp gitmesini engellemez, yapraklardaki tanin boyası teknenizin jelkotunu boyayarak lekeler. Teknenizi karada havuzluktan su akıp gidebileceği bir açıda (başı kıçtan daha yüksek) bırakın ki su akıp gidebilsin. Aksi takdirde biriken sular havuzluğun jelkotunda ozmotik kabarcıkların oluşmasına neden olabilir.

 Çareler: Eğer tekneniz suyun dışındaysa suyun her zaman akıp gidebileceği bir açıda, eğimli bırakın. Kışın her fırsatını bulduğunuzda da durumuna bir göz atın, suyun akıp-akmadığını kontrol edin.

Similar Posts

  • |

    16. Yüzyıldan Günümüze Yeşilova (Sömbeki) Körfezi Kıyılarında Yer Adlarının Değişimi ve Tarihi Yerler

    “Her harita bir hikâye anlatır” denir. Biz de yıllardır ikâmet ettiğimiz Söğüt’te, sularında dolaştığımız, gün batımlarına-doğumlarına eşlik ettiğimiz Yeşilova (Sömbeki) Körfezi kıyılarındaki yerlerin eski-yeni adlarının peşinde, hikâyenin içine dümen tutalım istedik.

    Yeşilova Körfezi’nin Osmanlı döneminden beri adı Sömbeki Körfezi’dir. Körfez adını, 1522’den 1912’ye kadar Osmanlı hakimiyetindeki, Cezair-i Bahri Sefid vilayetine bağlı, merkezi Simi (Symi) olan Sömbeki Adası’ndan alır ki adı eski kaynaklarda Sönbeki-Zömbeki olarak da geçer.

    Sömbeki Körfezi adı 1980’lerde Yeşilova Körfezi olarak değiştirildi. İmroz Adası’nın 1970’de Gökçeada olması ya da 1980’lere kadar kullanılan Sömbeki Körfezi’nin Yeşilova Körfezi olarak değiştirilmesi gibi Pîrî Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinden, yani 16. yüzyıldan beri kullanılan kimi yer adlarının neden değiştirildiğini anlamak zor. Değerli tarihçimiz, Şeyh-ûl Müverrihin (tarihçilerin şeyhi) Halil İnalcık Osmanlıdan gelen Türkçe kökenli yer adlarını kasdederek “yer adlarının değiştirilmesi tarihe ihanettir” der.

    Sömbeki’nin anlamı: Sömbeki Adası eskiden beri süngerciliği/dalgıçlığı ve tekne yapımcılığı ile ünlüdür. Sömbeki adının kökenini, ada menşeli olduğu ileri sürülen ve sünger avcılığında kullanılan sömbeki denilen tekne tipine ya da bir Selçuklu komutanına bağlayan metinler/sözlükler varsa da birinci el kaynaklar bu iddiaları desteklemez.

    Şebek ya da Osmanlıcasıyla Sönbeki; (sünbeki/sümbeki/sumbaki) adıyla da bilinen yelken ve kürekle yürütülen, üç direğinde Latin yelkeni bulunan Berberi korsanların kullandığı hayli hızlı ve zarif bir teknedir. Lingua Franca bu tekne ile Sömbeki Adası arasında kurulan ilişkinin kronolojik olarak sorunlu olduğunu belirtir. Bir başka değerli kaynak da bu bilgiyi destekler ve teknelerin mucidinin 16. yüzyılda Berberi sahillerinde dolanan ünlü Osmanlı korsanı Uluc Ali olduğunu ileri sürer.
    ….

  • |

    Denizcilik Terimlerinden Argoya Geçen Söz Varlığı

    “Denizci argosu, denizcilik dili gibi ağırlıkla denizcilikle uğraşanların kullandığı, kendine özgü sözcük, deyim ve deyişlerden oluşan özel bir dildir. Hulki Aktunç, Büyük Argo Sözlüğü’nde denizcilik argosunun bir ‘alan argosu’ olduğunu belirtir ve alan argosunu özetle ‘yaşama ortam ve biçimleri birbirine yakın kişilerce yaratılıp benimsenmiş sözcükler, deyimler bütünü; bu sözcükler bütününe dayalı konuşma biçimi’ olarak tanımlar ve ekler: ‘Kimi alan argoları, azınlık dillerine ve çevre dillerine özel bir yakınlık gösterir: Örneğin denizci argosu ile İtalyancanın, Lingua Franca’nın ilişkileri gibi… Alan argoları, özel ilişki içinde bulundukları dillerden alınan sözcük ve deyimleri genel argoya taşır.’”
    Denizcilikte ve özellikle deniz ticaretinde yaşanan ekonomik-teknolojik gelişmeler nedeniyle çektirme, kabasorta veya randa armalı brik, brigantin gibi yelkenli teknelerin bu dilin taşıyıcısı denizcilerle birlikte giderek denizlerden çekilmesi, daha çok bu tekneler zamanında kullanılan denizci argosunun kitap sayfalarında kalmasına yol açmıştır.

    Dr. Öğretim Üyesi Zahide Parlar’ın yirmi sekiz sayfalık araştırma makalesi denizcilik terimlerinde argonun izini süren ve bu konuda bizlere derli-toplu bir değerlendirme sunan değerli bir çalışma. Misalli Büyük Türkçe Sözlük ile Büyük Argo Sözlüğü’nü (Hulki Aktunç) denizcilik terimleri bakımından tarayan yazar, “Giriş” yazısında makalesinin amacını şöyle özetlemiş: “…argoda kullanılan denizcilik terimlerini derlemek ve denizcilik terimlerinin argoya nasıl yansıdığının ve argoda nasıl bir kavram alanına sahip olduğunu” tesbit etmek.
    Bu değerli makalenin denizciningunlugu.org’da yayımlanmasına izin verdikleri için sayın Dr. Öğr. Üyesi Zahide Parlar ve AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi’ne teşekkürlerimizle…

  • |

    İskenderiye Limanı’na Kırlangıçtan Bakmak

    Sosyoloji ve kamu yönetimi alanındaki akademi serüvenini sona erdirdikten sonra coğrafya, doğabilim ve yolculuk yazınına yönelen Ömer Bozkurt hocayı denizciler daha çok bu alandaki yazına katkılarıyla ve “gezginlik yer küreyi, doğayı sevmektir” diyen yönüyle tanırlar/bilirler.

    Şileple, yük/posta/araştırma gemileriyle, kabasorta armalı yelkenliyle yaptığı en ücra köşelere dek uzanan yolculukları hakkındaki yazıları/kitapları/çevirileri, çektiği fotoğraflar Türkçedeki en özgün örneklerdendir.

    Bozkurt, konforun, rahatın değil, gerçek bir deniz/denizci ortamında yapılan gemi yolculuklarının peşindedir. Gemiyle yolculuğun tarihsel gelişimini/değişimini anlattığı “Gemiyle Yolculuk” yazısında şileple yolculuğun farkını vurgular:  “… deniz yolculuğu artık çoğunlukla deniz eğlence gezisine dönüşmüştür. Deniz gezisi için değil de, bir yerden bir yere gitmek ve bunu mümkün olduğunca gerçek bir deniz ve denizci ortamında yapmak için günümüzde tek yol şileple yolculuk gibi görünüyor.”

    Enis Batur, Ömer Bozkurt’un Kutup Toprağı Svalbard’ayaptığı yolculuğu anlattığı Soğuk Kıyıları kitabını “konforlu gezmen izlenimleri peşindeki okuru en hafifinden dürtükleyecek içeriği ve üslubuyla” Türkçedeki en özgün örneklerden biri olarak değerlendirir: “Alışveriş haritasına, tumturaklı yemek mönülerine, çılgınca(!) eğlenme ritüellerine yer tanımayan bir keşif gözlem seyir defteri.”

    Yolculuk yaptığı gemilerdeki hayatı komuta merkezinden, köprüden izleyerek, mürettebatın günlük yaşamından, profesyonel denizcilerin dünyasından değerli kesitler aktarır, en ücra köşelerde çektiği fotoğrafları sunar bize. Çevirilerine adeta kitabı zenginleştiren kapsamlı ve mükemmel sunuşlar yazar.

    Ömer Bozkurt hocanın denizcilikle ilgili yazdığı ve çevirdiği kitapları yazı sonuna ekledim ama diğer kitapları, kitap incelemeleri, yolculuk yazıları, klasik müzik tutkusu, fotoğrafları, fotoğraf sergileri -ki kitaplarındaki/makalelerindeki fotoğrafları kendisi çeker- akademik kariyeri hakkında bilgi edinmek isteyenler yazarın kişisel sitesini (www.omerbozkurt.com) ziyaret edebilir.

    Yaklaşık 10 yıl önce, 2016’da gemiyle yaptığı bir Doğu Akdeniz yolculuğundan tadımlık bir bölüm. Katkısı için değerli dostumuz Ömer Bozkurt hocaya teşekkürlerimizle.

  • |

    Yeni Yıl Mesajı…(2025)

    Yaşama sevincimizin eksilmeyip arttığı, insanların (öncelikle çocukların,  kadınların) ve hayvanların canının yanmadığı, gidişatın sorgulandığı, daha özgür bir yıl dileğiyle, sevdiklerinizle sağlıklı, güzel günler…

    sezar atmaca

    Not: Yıl içinde bilgi için zaman zaman gönderilen yazılar önümüzdeki yıl gönderilmeyecek.

    •••

    2024 Yazıları Hakkında

    2024’te denize açılan, seyre/donanıma/kullanıma ilişkin yazıların yayımlanacağı “Porsun Ambarı” kategorisine fazla yol veremedik, motorla ilgili bir yazı ile sene geçti.

    Sadun ve Oda Boro’nun dünya seyahatinden dönüş gününü toplu halde ilk defa yayımlanan 14 orijinal fotoğrafla, klasik tekne tutkunu M.Cem Gür’ü 1957’de kayda geçmiş 24 teknenin 44 çizimiyle andık.

    Yazarının izniyle yayımladığımız denizci argosu ile ilgili derli-toplu bir değerlendirme sunan değerli bir çalışma yanında, Bakanlığın (UAB) “loça ağzından direk tepesine dek” usülsüzlüklerle, hatalarla dolu “Bir Milyon Amatör Denizci Projesini” ele alan, PR çalışması sayılabilecek bir başka akademik araştırmanın halini/düştüğü durumu eleştirdik.

    Kitaplarla ilgili iki eleştiri yazısı vardı ki aslında birinin başlığında kullanılsa da ikisi de yayıncılık adına gerçek birer vurdumduymazlık örneğiydi. (…)

    Amatör-sportif denizciliği merkeze alarak seçilen denizcilik dergilerinin veya denizcilik dergileri hakkında yayımlanmış dizinlerin/yazıların, açık kaynakların aktarılmasına çalışılacağı “Eski Denizcilik Dergileri Dizini” serisine bu yıl dört yazı ile başlandı. (…)

    2017’de kamuoyunun gündemine giren, yapılanlarla, yazılanlarla hayli ilgi çeken Kartal römorkörü ile ilgili polemik de Kartal Römorkörünün Bitmeyen Hikâyesi ve Cevap Bekleyen Sorular’da ele alınmıştı ama yedinci seneye girerken sorular/sorunlar hâlâ cevabını bekliyor: (…)

    Konunun önemi ve denizciliğimizin“hal-i pür-melalini”(kederli durumunu) göstermesi açısından amatör denizcilik kurumları/sorunları ile ilgili olan iki yazı hakkındaki özeti biraz geniş tutacağım. Aslında iki yazı da kurumların sportif yönüyle ilgiliydi; biri eski bir yazı vesilesiyle komodorluğu gündeme getirirken, Spor Politikası, ADF, TYF, Kulüpler, Gruplar ve Reis Evi yazısı Paris Olimpiyatları ve yerel seçimler öncesinde genel olarak Türkiye’de spor yönetiminin geçmişini, sporla ilgili trajik tabloyu ve özel olarak da devletin amatör-sportif denizcilik politikasını irdeliyordu. (…)
    Daha önce birkaç kez yazdığım ama çeşitli nedenlerle bir türlü yapamadığımız ADEK/Amatör Denizci Elkitabı ve KMT/Kısa Mesafe Telsiz Elkitabı’nın ya da özet (Mini-ADEK, Mini-KMT) versiyonlarının basılı/satışta olan nüshalarının yanında kişisel kullanım amaçlı (ticari ve promosyon amaçlı kullanılamaz) serbest “erişime açılması”nı bu yıl gerçekleştirmek için çalışacağım. Ayrıca ismi bilinmeyen bir gemiadamı tarafından 1980-84 arasında elyazısıyla yazılmış, “Anonim Denizcilik Sözlüğü” adını verdiğimiz, “isimsiz denizcilerin/gemiadamlarının anısına” adadığımız elyazması sözlüğü teknik sorunlarını hallederek hikâyesiyle birlikte Şubat 2025’te pdf formatında siteye yüklemek istiyorum.

  • |

    Amatör Denizcilikle İlgili Bir Üniversite Araştırmasının Hali

    Amatör-sportif denizcilikle ilgili veri, araştırma kıtlığı malum. Ekte tamamını sunduğum 2020’de yapılan “Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyinin Tesbiti” (Ahmet Mazmanoğlu-Uğur Altınağaç) başlıklı bir yüksek lisans tezi kapsamındaki makaleyi görünce “ne güzel hem de bir üniversitede araştırma konusu olmuş amatör denizcilik” diye sevinmiştim. Ancak tezle ilgili altı sayfalık makaleyi okuyunca sevincim vasat bir rüzgâr hamlesi kadar bile sürmedi.

    Karşımda sadece UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın resmi açıklamalarını, propaganda metinlerini, sadece Bağlama Kütüğü verilerini esas alarak hazırlanmış, 2018-2023 arasında bir milyon ADB sayısına ulaşmak için başlatılan yeni sınav sistemi olan “Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”ni güzelleyen bir araştırma makalesi vardı. Araştırmayı “akademik” açıdan değerlendirmeye çalışsak da tezi hazırlayan araştırmacının e-posta adresinin “…@uab.gov.tr” olması (yani UAB memuru olması) aslında araştırmanın halini ve neden bu duruma düşüldüğünü de açıklıyordu.

  • |

    Osmanlı Spor Tarihine Bir Katkı: Moda ve Beykoz Deniz Yarışları (1913)

    Sunuş: Osmanlı’da amatör-sportif denizciliğin izleri: Deniz Yarışları / Sezar Atmaca

    Siteyi takip edenler bilir ama bilmeyenler için tekrar edeyim: “amatör-sportif denizciliğin yeterince araştırılmış, yazılmış bir tarihi yok bu nedenle denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan” yazılara da yer vermeye çalışıyoruz.

    Osmanlının son dönemi ile cumhuriyetin ilk yıllarına ilişkin yayınları, arşiv kaynaklarını tarayarak hazırlanmış “kaynak değeri” olan akademik araştırmalar amatör-sportif denizcilik tarihi için yeni/önemli bilgiler sunabiliyor.

    Osmanlıdan gelenin, kalanın, kaybolanın, yok olanın izlerini Bengi Su Ertürkmen Aksoy ve Neşe Gurallar’ın “İstanbul Gemicilik Şenlikleri…” yazısından sonra 1913’te 33 gün arayla Moda Koyu ve Beykoz sahilinde düzenlenen deniz yarışlarını anlatan Ayşe Zamacı’nın “Osmanlı Spor Tarihine Bir Katkı: Moda ve Beykoz Deniz Yarışları (1913)” (Tarih ve Günce, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Dergisi Sayı: 9, 2021 / Yaz, s. 159-188) başlıklı yazısıyla sürüyoruz.

    Balkan savaşlarından yeni ve yenik çıkılmış bir dönemin atmosferini ve sorunlarını özetleyip, dönemin önde gelen siyasi şahıslarının himayesinde

    moral verici kentsel bir sosyal etkinlik olarak düzenlenen Moda ve Beykoz yarışlarını arşiv belgelerine, süreli ve basılı yayınlara dayanarak aktarıyor Ayşe Zamacı.

    Hamidiye ve yabancı savaş gemilerinin yer aldığı bir ortamda Moda ve bir süre sonra Beykoz’da yapılan yarışlar… Gelirin, yarışı düzenleyen sosyal yardım cemiyetlerine bırakılması, biletli seyirci uygulaması ve seyirci için ek vapur seferlerinin konulması… Tamamı yapılamasa da her türlü kik, kayık, kancabaş, filika, sandal, futa, kotra ve motorun dâhil olduğu (ayrıca yağlı direk, yüzme, halat çekme vb. müsabakalar) Moda’da 29, Beykoz’da 24 kategoride yapılan yarışlar… Düzenleyici/katılımcı profili, kayık yarışlarının geçmişi, yarış programları, tekne tipleri,  izleyiciler, kulüpler, İdman Mecmuası’nda yer alan Moda yarışı organizasyonu/yönetimi ile ilgili dozu yüksek eleştiriler, İngiliz yat kulübünden (Khalkedon Racing Club) ödünç aldıkları teknelerle yarışan öğrenciler, yarışlarla ilgili 10 fotoğraf…

    Arşiv belgelerinde, Tanin, Tasvir-i Efkâr, İdman Mecmuası gibi zamanın gazete ve dergilerinde yer alan bilgilerin/fotoğrafların günümüze aktarılmasını sağlayan değerli çalışması ve yayımlanma izni için Ayşe Zamacı’ya teşekkürlerimizle…