|

Amatör Denizci Elkitabı’nın Hikâyesi

Birinci baskı, 2005

Sezar Atmaca

ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın ilk baskısı 2005 yılında yayımlandı ama 18 yıldır basılı ya da sosyal medyadan kimse merak edip de kitabın hikâyesini sormadı, ta ki Setur Marinaları’nın telefon uygulamasında yer alan Highlights’tan Kayhan Yavuz sorana kadar. ADEK’le ilgili sorulara verdiğim cevapların Highlights* yorumlarıyla yayımlanan metni aşağıda.

Genişletilmiş yeni baskı, 2015
Arka kapak

Konusunda “amatör denizciler tarafından” yazılmış/hazırlanmış bir ilk kitap olduğu için ADEK / Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesini içeren bu yazışmayı “Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyasına ilk yazı olarak eklemekte tereddüt etmedim. İşin emektarı ben olsam da kollektif bir çalışmayı/çabayı göstermesi açısından da güzel/özenilesi bir hikâyedir ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın hikâyesi. Hoş bir bilgi olarak şunu da aktarayım tekneleri Balıkçıl‘la beş yılda dünyayı dolaşan (2014-2019) ve gezilerini kitaplaştırmaya çalışan Mustafa ve Elif Yurtbulmuş ADEK’e de dünyayı dolaştırdıklarını söylediler.

*(Setur Marinaları telefon uygulaması Highlights’a erişim için uygulamayı appstore veya Google Play’den –ücretsiz- indirip telefonda açmak gerekiyor. )


Deniz tutkunlarının en büyük yardımcısı:

Amatör Denizci Elkitabı

Bugün hangi tekne meraklısının kitaplığına baksanız mutlaka Halikarnas Balıkçısı, Sait Faik ve Sadun Boro imzalı bir kitaba rastlarsınız. Bir de büyük ihtimalle sayfaları çevrilmekten yıpranmış, hemen her satırı markörle çizilmiş, orasına burasına notlar alınmış ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’na! 18 yıldır Türkiye’de denizciler için en temel başvuru kaynağı olan bu önemli eserin hikâyesini Sezar Atmaca’ya sorduk.

Soru: Dikkatimizi çekti, kitapta bir önsöz yok. Bu durum kitabın hikâyesine dair bize bir şeyler fısıldıyor sanki.

Sezar Atmaca: ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nda önsöz kullanmadık, “Giriş” yazısı ile yetindik. Kitabın 2015’te yapılan genişletilmiş 15. baskısına kadar Amatör Denizcilik Federasyonu/ADF adı öne çıksın diye kapakta adım da yoktur ki bu bir tercihti o zamanlar.

Soru: O zaman soralım, bu kitabı yazma fikri nerden çıktı? Yayımlanma sürecinde neler yaşandı?

SA: ADEK, Amatör denizciler tarafından yazılmış/hazırlanmış bir ilk kitap, iyi bir kaynak ve başlangıç/hazırlık kitabıdır, tek kaynak değildir. Nitekim son 25 yılda amatör denizciler için genel denizcilik eğitimi temelinde yayımlanmış dördü çeviri, 27 kitap var.

Kitabın hikâyesi bağımsız bir federasyon olarak kurulan Amatör Denizcilik Federasyonu/ADF’nin ilgili bakanlık ile yapılan sözleşme sonucu 2004’te amatör denizci ve kısa mesafe telsiz belgesi (ADB/KMT) sınavı yapma-düzenleme yetkisini alması ile başlar ki Ağustos 2013’te sona eren bu durum o dönemde Türkiye’de denizciliğin sivilleşmesi konusunda önemli bir adım sayılmıştı.

İlgili kitapları/literatürü biliyorum diye “piyasadaki kitaplardan hangisini kullanalım, hangisini önerirsin?” diye sormuştu Teoman (Arsay) abi. Mevcut kitapların gemi adamlığı da yapmış profesyonel denizciler tarafından yazıldığını bunların yerine ADF’nin kendi kitabını hazırlamasını önermiştim ki Teoman abi de aynı düşüncede olunca hızla yol alınabildi. Ama Teoman abinin (ki o zaman ADF başkanı değildi, yönetimdeydi, Sedat Altunay başkandı) şahsi desteği ve güveni olmasa ADEK/Amatör Denizci Elkitabı olmazdı.

S: Kitap özünde bir eğitim materyali, bir çeşit ders kitabı. Müfredatı nasıl oluşturdunuz? Kitapta kullandığınız metodolojinin esin kaynakları neler?

SA: Kitabın emektarı olmayı istedim, kitabın “seçici, üretim, metin geliştirme, yönetici” editörlüğü gibi her türlü işini yaptım. ADF ile ön sözleşme yaptıktan sonra sınav yönetmeliğine uygun olarak bir hazırlık yaptım. Zaten daha önce yıllardır uğraştığım, üç yayıncıyla görüşüp yol alamadığım bir eğitim kitabı taslağım vardı, omurgasını onun üzerine kurdum. Teoman abiden “Deniz Mevzuatı” bölümünü yazmasını rica ettim, diğer yazarları seçtim/önerdim, gelen metinleri elden geçirip, çizerlere/çizimlere karar verdim. Uygun çizeri, çizimleri buluncaya kadar çok uğraştık,  dördüncü çizerle, Cem Abbas’la istediğimiz sonucu alabildik. Sıradan çizimler bile defalarca tekrar edildi, uygun örnekler arandı. Kadir Abbas kitabı üç kez sayfaladı, beş ayrı kapak yaptı.

Kitabın önemli bir kısmını da çoğu amatör denizci olan (sporcu/tekne sahibi/meraklı) arkadaşlarımızın ortak çabasıyla hallettik ki böyle bir kitap ancak kollektif bir çabayla oluşturulabilir. Bazı bölümleri sevgili Âli San’la yazdık. Ayrıca “Motor” ve “Elektrik” bölümlerini de Âli yazdı. “Navigasyon/Seyir” metnini sevgili Osman Atasoy’a okutmuş, rahmetli Ali Gündüz’e danışmıştım. “Denizde Çatışmayı Önleme” bölümündeki  özdeyişleri Bahriye’de eğitim veren astsubay İrfan Erkek’e borçluyuz. “Meteoroloji” bölümüne özdeyişler eklemiştim. İş güvenliği uzmanı arkadaşım Serkan Küçük “Yangın” bölümünü, sigortacı arkadaşımız Mehmet Atay sigorta ile ilgili konuları gözden geçirdi. Bayram Öztürk hocamız deniz hayatı/canlıları ile ilgili çok değerli katkılar yaptı. Sevgili İrfan Papila hocamız “Denizde Canlı Kalma” metnine katkıda bulundu, ayrıca “Teknede İlkyardım ve Sağlık Kılavuzu” bölümünü yazdı ve yelken sporcularının mankenliği ile bölüm fotoğraflarının çekilmesini sağladı. Fotoğrafları genç yelkenci arkadaşlarımız Burak Cora ve Hakan Vaizoğlu çekti. Daha önce bir eğitim sürecinden birlikteliğimiz olan, çeviri bir hava tahmini kitabının editörlüğünü yaptığım Gökhan Abur hocamız “Meteoroloji” bölümünü yazdı. Yine bir yelken sporcusu Kürşad Terzi “Sözlük” bölümünü hazırladı. Bölüm başlarında, son sayfadaki “Teşekkür” metninde katkıda bulunanların/yazarların adları yer alır ki ADEK onlar sayesinde tümüyle amatör denizciler tarafından yazılmış bir ilk kitaptır, hepsine şükran borçluyuz.

Son metinleri Teoman abiyle (teknesi MAT’ta) okuyarak gözden geçirdik. Hatta zaman zaman, yazarlarımızdan sevgili Âli San da katıldı bize. Kitabın hazırlanması yaklaşık sekiz ay sürdü. Şüphesiz çıkan/olan hataların sorumluluğu benimdir ki ilk yıllarda düzeltiler ADF sitesinde bildirenlere teşekkürle yayımlanmıştı.

ADEK mevcut kitapları tekrara düşmeden, profesyonel-amatör ayrımını zenginleştirerek dil/anlatım, yeni bilgiler, çizimlerde/resimlerde özgünlük, kullanılan birinci el kaynaklar  gibi özellikleriyle öne çıkar. Yerli ve yabancı literatürün incelenmesinin yanında, denizciliği öğrenmek isterken çektiğim yerli kaynak sıkıntısının, yetersizliğinin ve “renksizliğinin” ADEK’in metodolojisinin oluşumunda etkisi büyüktür.

S: Yelkene başlayan herkesin ilk adımlarından birisi bu kitabı satın almak oluyor. Kitap bugüne kadar kaç adet satıldı, ne kadar yayıldı? Okurlardan size ulaşan ilginç hikâyeler var mı?

SA: Bugüne kadar 25 baskıda, yaklaşık 90 bin basılan kitap her yeni baskıda gözden geçirilip varsa mevzuat vb. değişiklikler yapılıyor. ADEK 2005’teki ilk baskısında 272 sayfayken, 2009’da 8 sayfa yelken bölümü eklendi. 2015’te çizimler/metin elden geçirildi, ekleme ve değişiklikler yapıldı, kapak değişti, 32 sayfa eklendi ve toplam 312 sayfaya çıktı.

Kısmi eleştirilerde bulunanlardan bile güzel yorumlar aldık. Yazılı olarak hikâyesini anlatan kimse hatırlamıyorum ama kitabın başına gelen ilginç bir olay, usülsüz alıntı nedeniyle ilgili bakanlığın tazminat ödemesidir (ayrıntılarına şu adresten ulaşılabilir: https://denizciningunlugu.org/adek-uab-usulsuz-alinti-intihal/ ). Bu arada bunca yıldan sonra ADEK’in hikâyesini merak eden tek oluşum da siz oldunuz.

S: Kitabın bundan sonraki serüvenine dair bir planınız var mı? Dijital mecralarda video ve benzeri tutorial’lar yapmayı, görsel anlamda içeriği geliştirmeyi, yaymayı düşünüyor musunuz?

SA: Kitabın dijital mecralarda kullanımına ilişkin üç farklı teklif almıştım. Ayrıca sınav soru kitabı hazırlama teklifine yakın dönemde bir de bunun canlı yayın versiyonu eklendi. Bunları fazla ticari bulduğum için uzak durdum hep. Şüphesiz bunlar yapılabilir/geliştirilebilir ve zamanın ruhuna/kullanımına uygun modeller ama kolay ve ucuz erişilebilir olması lazım. Örneğin daha önce ADF için Tunç Tokay’la hazırladığımız  sınav soru örneklerini bir süre sonra https://denizciningunlugu.org sitesinden serbest erişime açacağız. Keza daha ucuz, erişilebilir bir versiyonu olsun diye yapılan ADEK’in e-kitabı 2015’ten beri (son olarak 13 liradan) bir online kitap satış sitesinde satılıyordu. Ancak satış raporu/ödeme sorunları nedeniyle sözleşme Mart 2022’de sonlandırıldı. Hâlâ bir dağıtım platformu bulunamadı.  Geçen sene ADEK korsan olarak (23.6 liradan) internetten satıldı bir süre. Kısacası kitabın bu mecralarla ilişkisi bugüne dek pek sağlıklı olmadı diyeyim.

ADEK/Amatör Denizci Elkitabı, Kısa Mesafe Telsiz Elkitabı/KMT, e-ADEK vb. kitapların basımı/yayımı sürse de bunları internette kullanıma açmak ya da katkıya açık hale getirmek projelendirilmelidir. E-Eğitim de seçeneklerden biri olabilir.” diye yazmıştım daha önce (bkz.: https://denizciningunlugu.org/amator-sportif-denizcilik-icin-yayin-yayincilik-onerileri/,  Ekim 2020). Ancak hâlâ oluşturacak/besleyecek kanalları bulamadım. Tabii bunlar yapılabilir şeyler ama uygun ortam ve koşullar gerekli.

Sezar Atmaca’nın web sitesi: https://denizciningunlugu.org/

Fotoğraflar: Tobias Tullius (Unsplash)

***

Bağlantılı yazı bkz. : Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin

Similar Posts

  • Dümencinin Rehberi Çevirisi Hakkında

    Öteden beri denizcilikle ilgili yayınları/makaleleri -özellikle çeviri kitapları- hayli ciddiye alır, gidişata bir faydası olur umuduyla, tanıtımın ötesinde değerlendirir/eleştirir, yazdıklarımı da kitabın ilgilisiyle (yazar/yayınevi) veya kamuoyuyla paylaşırım. Bu tür bilgilendirici yazılar sonrası “hakkımda yalan haber yapılması” “yazdığım kitapların dağıtıma sokulmaması” “yazılarımın yayımlanmaması” “mazeret belirtilerek hataların geçiştirilmeye çalışılması, dikkate alınmaması veya görmezden gelinmesi” ya da “yine bir hata buldu” diye küçümsenmem karşılaştığım sıradanlıklardan bazıları. Yapılan işin niteliğinin değil, niceliğin, tanıtımın/pr’ın, reklamın hayli yol aldığı/öne çıktığı bir rotada bu tür “ötelemeler” de ne yazık ki normal sayılabiliyor. Oysa bu rüzgâr, niteliği/bilgiyi/bilgilendirmeyi değil, niceliği/bilgi düşmanlığını/cehaleti besliyor.

    Denizcilerden oluşan bir grup olması nedeniyle DADD’ın yayınını değerlendirip, iletmeyi istedim.

  • Alp Alpagut Türkiye’de Kalsa Ne Olurdu…?

    Alp Alpagut, uluslararası düzeyde pek çok başarıları bulunan ve Olimpiyat’ta (Atlanta 1996) ve Akdeniz Oyunları’nda (1997) ülkemizi Laser sınıfında temsil etmiş bir sporcu. 2001’den beri yurtdışında antrenörlük yapıyor, 2004’ten beri de İtalya’da yaşıyor, olimpiyatlara sporcular hazırlıyor. Çalıştırdığı sporcuların olimpiyat kotası alma başarıları göstermesi geçtiğimiz yıl ona İtalya Laser Milli Takımı Antrenörlüğü kapısını açtı. Yılda 250 gün denizde İtalyan Laser milli takımına koçluk yapıyor, fırsat bulursa da yarışıyor. Örneğin 2009 ve 2012’de İtalya masterlar şampiyonluğunu kazanmıştı. Gerekli ve yeterli antrenmanları yapa(a)madan katıldığı 4-11 Ekim 2014’te Güney Fransa Hyeres’de yapılan Laser Masterlar Dünya Şampiyonası’nda grubunda 3. oldu (sonuçlar için şu siteye bakılabilir: http://lasermasters.coych.org/results/).

    Eylül ayında İspanya/Santander’de yapılan, tüm olimpik sınıfların katıldığı ve ülke olimpiyat kotalarının yarısının belli olduğu Dünya Şampiyonası’nda Alp Alpagut’un çalıştırdığı İtalyan Laser Milli Takımı’ndan 3 sporcu ilk 25’e girerek olimpiyat kotası aldı. Türkiye bu yarışlarda hiçbir sınıfta olimpiyat kotası alamadı. (Santander’de yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı muhteşem organizasyonun açılış töreni ve laser sınıfı yarışları için şu videolara da bakılabilir. http://www.youtube.com/watch?v=L7NrpazIbxghttp://www.youtube.com/watch?v=X9Ey4ovBODM )

  • Denizcilik Terimlerinin Kullanımı

    Ustam Rüzgâr ele aldığı temayı hayatın tüm alanına yaymaya çalışan, onun rehberliğini esas aldığımızda, izlediğimizde hayatta ne kadar başarılı olabileceğimizi anlatan kişisel gelişim kitaplarından biri. Galata Yayıncılık’tan çıkan kitabı Suğra Öncü çevirmiş. Orijinal adı ‘ilk işin küçük bir sandalda kürek çekmeyi öğrenmek olsun’ olan veon üç dile çevrilen kitap, denizcilikle ilgili teması nedeniyle yurdumuzda özellikle amatör denizciler arasında oldukça ilgi görmüş bir otobiyografik eser. Richard Bode rüzgâr, tekne , insan ilişkisinden yola çıkarak, doğaya ve aerodinamik kurallarına sadık kalırsak, uyum gösterirsek nasıl başarılı olabileceğimizin, tekneyi (hayatımızı) nasıl yönlendirebileceğimizin öyküsünü anlatıyor. Yelken dergilerinde “denizle ve hayatla ilgili olan herkesin ilgisini çekecek bir eser” (Can Tokman, Yelken Dünyası, Ekim 2003), denizcilik sitelerinde, “her denizcinin mutlaka, her insanın da denizciyi, yelkenciyi anlayabilmesi için okuması gereken bir kitap Ustam Rüzgâr”(Ahmet Davran, DSTİ, Kasım 2003) diye övgüyle söz edilen kitabın yazarı Richard Bode iletmek istediği hayat felsefesini ilk gençliğinde öğrendiği denizcilik ve yelkencilik deneyimleri aracılığıyla okura aktarıyor. Doğal olarak ve sıklıkla denizcilik, yelkencilik terimleri kullanan Bode, vermek istediği detayları, vurguları, nüansları bu dille anlatıyor. Dolayısıyla anlatımda denizcilik dili ve terimleri önem kazanıyor. Ancak çevirmenin denizcilikten ve özel olarak yelken seyrinden anlamaması, konuya vakıf ol(a)maması yüzünden ciddi yanlışlarla dolu çeviride bu ayrıntılar kaybolup gidiyor.

  • Yakınımızdaki Uzak Denizler

    Tersane-i Amire’nin yerine  “Bu tarihi mekânda –bütün denizci dünya devletlerinde olduğu gibi- bir Tersane ve Deniz Müzesinin kurulması” önerisinin karşılık bulması üzerine bir değerlendirme yazısıydı “Yakınımızdaki Uzak Denizler” (Radikal 2, 5 Temmuz 2009).

    Belediye Başkanı’nın “Haliç Tersanesi’nin deniz müzesi olacağını İstanbullulara müjdelemesi”… rüzgârın drise ettiğinin bir göstergesi sayılabilir mi? diye ihtiyatla/iyi niyetle değerlendirmişim gelişmeleri ama sonra rüzgâr bambaşka bir yöne drise etti: Rantsal dönüşüm…

    Haliç Tersaneleri (Tersane-i Amire)  -ki aslında Camialtı, Taşkızak ve Haliç Tersanesi olarak üç tersanedir- geçtiğimiz yıl 565. yaşını kutladı. Ancak Camialtı ve Taşkızak Tersaneleri 2013 yılında açılan bir ihale ile Haliçport Projesi (Şubat 2019’dan sonra Tersane İstanbul Projesi…) ile elden gitti. İki büyük kızak ve üç kuru havuzun yer aldığı Haliç Tersanesi’nde ise halen İBB/ Şehir Hatları’nın gemi bakım ve onarım faaliyetleri sürüyor.

    Haliç Tersanesi’nin kamu yararı yaklaşımıyla korunabileceğine inanan “Haliç Dayanışması” rantsal dönüşüme karşı mücadele ediyor. Haliç Dayanışması’na katkı ve Haliç Tersaneleri’nde yaşananlar hakkında bilgi için aşağıdaki linklerden faydalanılabilir:

    Web: http://www.halicdayanismasi.org/

    Blog: https://halicdayanismasi.blogspot.com/

    Email: halicdayanismasi@gmail.com

  • |

    Yazı Sayısı mı Kalitesi mi?

    Mesut Baran yönetimindeki Yelken Dünyası amatör denizciliğimizin amatör yüzünün yüzakıydı uzun yıllar. Dergiye yönelik eleştirileri bile çekincesiz basar, gocunmaz, yazıyı kabul ederken de “burası sizin derginiz, yerinde eleştiriler bize yol gösterir” derdi. Onun yönetimindeki dergi bizler için de sığınılacak bir limandı ancak sayıların giderek daha fazla birbirine benzemeye, tekrara düşmeye başladığını düşününce Eylül 2006 sayısına bu yazıyı yazmıştım.

    Yelken Dünyası’nın Ağustos sayısını okuduğumda aklıma “Acaba Yelken Dünyası gönderilen her yazıyı olduğu gibi basmakta mıdır?” sorusu geldi. Gelen her yazıyı istisnasız basmanın belki yazı çeşidi (nicelik) yönünden dergiye epey bir katkısı olsa da yazıların öncelikle nitelik yönünden katkısını da düşünmek gerekmez mi? Dergiyi daha değerli yapacak olan nitelik değil midir? Gelen yazıların dilbilgisi, derdini anlatabilme, yeni bilgiler-yeni bakış açıları sunma, konuya hakimiyet, yeterlik, gelişmelerden-mevcut ve yeni yazılı eserlerden haberdar olma, gelişmeleri aktarma, tekrara düşmeme, vb. kriterlerle değerlendirilmesi daha doğru olmaz mı? Bu açıdan bakıldığında kimi yazıların eksikliklerini, zaaflarını gidermesi için iade edilmesi, kimi yazılara okuyucuyu bilgilendirmek için kısa notlar düşülmesi gerekmez mi?

  • |

    Gökova Rehberi Hakkında

    Sevgili Deniz Boro’yla Vira Demir hakkında konuşurken, Naviga dergisinin Vira Demir’den alıntılarla hazırladığı ve dergi eki olarak verdiği (2017) Gökova Rehberi’ne bakıp değerlendirme sözü vermiştim, yazı onun e-postası (21 Ağustos 2017).

    (…)

    Naviga dergisi eki olarak verilen Gökova Rehberi‘ne genel olarak baktım ve kabaca gördüklerimi/önerilerimi şöyle sıralayabilirim:

    ●Sadun abinin kullanımları/yazdıkları zorunluluk olmadıkça, keyfi olarak değiştirilmemeli. Örneğin Açıklamalar bölümünde (s.7) Vira Demir’de “çapa” olan terim “çıpa” diye değiştirilmiş ki yanlış hatırlamıyorsam Sadun abi diğer kitaplarında da çapa diye kullandı.

    Yine aynı sayfada yer alan “Fenerlerin son durumu ve koordinatları, yeni konan ve değiştirilen fenerler ‘Askeri Deniz Yasak Sahalar’ ve ‘Dalışa Yasak Sahalar’ SHOD tarafından kontrol edilmiştir.” ifadesi hatalı/sakıncalı bir ifade ve Vira Demir’deki cümleyle ilgisi yok. Özel bir kitaba SHOD böyle bir hizmet vermez/veremez ve böyle bir sorumluluk almaz/alamaz. Bu kitabı yazanlara/hazırlayanlara düşer ki Vira Demir’deki cümle de bunu (hangi kaynakların esas alındığını) anlatır.

    ….