|

Yelken Kulüplerinde Komodorluk Müessesesi

Faruk Birgen



(Yacht, Ekim 1966)

Yelken Kulüplerinde Komodorluk Müessesesi

Faruk Birgen

Yacht veya yelken kulüplerinde manâ ve ehemmiyeti henüz lâyıkiyle anlaşılamayan konulardan biri de Komodorluktur. Gerçi çoğu kulüplerimizde birer komodor vardır ama bunlar mensup oldukları kulübü onorifikman (onursal olarak) temsil eden veya antrenörlük yapan kimse olmaktan ileri gidememişlerdir, hele mevzuun dışında kalanlar için bu düpedüz lüzumsuz bir şeydir. Halbuki Komodor, bir yelken kulübünün hakiki yöneticisidir, yani maksat ve gayeye göre faaliyetlerine istikamet veren kimsedir.

Bu işleri görmek İdare Heyetlerine (Yönetim Kuruluna) düşmez mi? diyeceksiniz. Evet aslında öyle olması lâzım, fakat bugün Türkiye’de mevcut Yelken veya Yacht kulüplerinin hiçbirinin idare heyeti buna muktedir değildir ve kendilerinden bekleneni bugüne kadar vermeyişlerinin sebebi de budur.

Yacht, Ekim 1966

İdare Heyetleri neden muvaffak (başarılı) olamıyorlar?. Bunu şöyle izah etmek doğru olur kanısındayım: İhtisas kulüpleri, normal olarak o sporu yapan veya evvelce yapmış bulunan kimseler tarafından kurulur. Esasen kulübün manâsı da budur, aynı maksat ve gaye için toplanan kimselerin kurduğu cemiyete kulüp denir. Fakat bilirsiniz ki bizde bu böyle olmaz. Günün birinde bir müteşebbis çıkar, kendisi gibi aynı ideale inanmış birkaç amatörü etrafında toplar ve bir kulüp kurarlar. Haber etrafa yayılır, pek aldıran olmaz. Nihayet deniz kenarında bir yer bulunur, bir gecekondu yapılır. İşte o vakit üye kayıt hücumu başlar. Paraya da ihtiyaç olduğu için bu girişler sağladığı teberru dolayısıyla hoşa gider. Müteşebbislerden kurulu ilk idare heyeti rahat çalışır, günün birinde Umumi Heyet (Genel Kurul) kendi anlayışına göre bir idare heyeti seçer, mesele de biter.

İstanbul veya büyük, küçük herhangi bir şehrimizin değil bir köşesinde, bütün Türkiye’de 400 yelkenci zor bulunur.

İşte bu sebepledir ki kurulan kulüpler, isimleri ihtisas kulübü olmakla beraber aslında birer SEMT kulübü olurlar. Denizi seyretmek, yüzmek, varsa oyun oynamak, aperatif almak isteyenler kulüp üyelerinin büyük ekseriyetini teşkil ederler. Bu hal yukarıda izah ettiğimiz processus’un (sürecin) tabii neticesidir.

Yacht’cılıktan (yatçılıktan) anlamayan bir ekseriyetin seçeceği idare heyeti ister istemez teknik bakımdan bekleneni veremez. Bütün gayret ve iyi niyetlerine rağmen, kulüp idaresi, sportif faaliyetler ile sosyal faaliyetler arasında bocalar durur, kime yaranacağını bilemez, üstelik hiçbir tarafı memnun edemez.

Şu halde ne yapılmalı? Ekseri garp (batı) memleketlerinde yelken kulüpleri komodorlar tarafından idare edilir (bu deniz kuvvetlerinden alınmış bir ünvandır). Bizde ise cemiyetler (dernekler) kanuna göre bir kulübün bir REİS’i (başkanı) bulunması lazımdır. Bunu da Umumi Heyet (Genel Kurul) seçer ve tabii istediğini seçer.

Fakat Umumi Heyet hiçbir zaman sportif faaliyetlerin karşısında değildir… bilâkis onun gelişmesini ister ve muvaffakiyetlerinden de gurur duyar. Topluluğun bu ruh haletinden istifade edilmeli ve kulübün muhtaç olduğu selahiyet (yetki) sahibi komodor seçilmelidir. Bir yelken kulübünün, maksat ve gayeden uzaklaşmadan faaliyetlerine devam edebilmesini ancak o sağlayabilir. İdare Heyetleri ile istişare ederek onlara tavsiyelerde bulunur, yarışları tertip eder ve bilhassa sportif teşekküller nezdinde kulübünü temsil eder. Bu sonuncusu oldukça mühimdir. Şimdiye kadar yapılan kulüpler arası görüşmelerin hiçbiri müspet netice vermemiştir. İhtisastan mahrum idare heyetleri kulüplerine hizmet etmek endişesiyle yacht’çılığa faydalı olmak şöyle dursun çok defa bilmeyerek zararlı olmuşlardır, bunun birçok misallerini gördük. Eğer bu görüşmeler komodorlar arasında cereyan etseydi muhakkak bir neticeye varılırdı.

Bu arada dikkat edilmesi gereken bir noktaya temas edelim.

İnsanların nahoş taraflarından biri de ‘hırs’larıdır. Bir teşekkülün başında bulunan zat, her hususta son sözün kendisine ait olmasını ister, mesela İktisat fakültesinden mezun bir genç günün birinde bir fabrikaya müdür tayin olur, ertesi gün baş makiniste teknik hususlarda direktif vermeye kalkışır.

İşte kulüp reisleri de ara sıra böyle bir sevdaya kapılıp Komodor’un işine karışırlar ve tabii yüzüne gözüne bulaştırırlar. Bu itibarla komodorluğa ait madde formüle edilirken nizamnamede (tüzükte) komodorun bu gibi tasallutlardan masun kalmasını (sataşmalardan korunmasını) sağlayacak hükümlerin bulunmasına dikkat edilmelidir.

Netice: Her Yacht veya Yelken Kulübünün selahiyet sahibi bir Komodoru bulunmalıdır.

(Yacht, Aylık Spor ve Kültür dergisi, Ekim 1966)

Bağlantılı yazı bkz: Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin

Similar Posts

  • |

    Amatör, Amatör Olarak Kalmalıdır…

    Yıllar önce yazılmış ( 2002), amatör/profesyonel denizciliğin farkını ve sınırlarını çarpıcı bir biçimde vurgulayan bu yazının asıl önemli yanı, 42 kez Ümit Burnu’nu geçmiş, dünya denizlerinde  yaklaşık 800 bin mil yol yapmış tecrübeli bir profesyonel denizci (gemiadamı) tarafından yazılmış olması. Yazar Haluk Bilgi makalesinde hepimizin komodoru Teoman Arsay’ın o günkü çabalarını takdir ederken, amatör denizcilere “musallat ettirilen” kimi olumsuzluklara değinip, amatör denizci belgesi (ADB) sınavlarının ve denizcilik dergilerinin rotası hakkında da değerli eleştirilerde/saptamalarda bulunuyor.

    Yazının yayımlandığı yılın sonunda kurulan (Aralık 2002) ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu, Sedat Altunay ve özellikle Teoman Arsay başkanlığı sırasında, bazılarını yazarın da söz ettiği olumsuzlukları gidermek/çözmek için epey yol alsa da 2015 sonrasında bu çabalar da sönümlendi.  

    UAB ve TYF yetkililerinin denizcilik konusunda herkesten fazla bilgiye, öngörüye sahip olması beklenirken önce “Bir Milyon Amatör Denizci” projesi ve devamında yeni “Sınav/Eğitim/Vesayet” sistemi gibi uygulamalarla bunun böyle olmadığını gösterdi. 30 yıl önce yazılmaya niyetlenilmiş ama yaklaşık 21 yıl önce yazılmış/basılmış bu yazı UAB ve TYF yetkilileri, hatta denizcilik dergisi editörleri için fazla bir şey ifade etmese de “Yeni Bir Amatör-Sportif Denizcilik Anlayışı İçin” dosyası açısından eleştirileri/gözlemleri basıldığı günkü kadar önemli/değerli bir makale.

  • |

    Spor Politikası, ADF, TYF, Kulüpler, Gruplar ve Reis Evi

    Amatör-sportif denizciliğin omurgasını oluşturan kulüpler/dernekler ve yer aldıkları ADF ve TYF gibi federasyonlarla ilgili sorunların yayın/toplantı/bildiri vb. yollarla nadiren gündeme gelmesi, yeterince tartışılmaması açıklanması zor bir durumdur.

    Güncel yakıcı sorunlarla (ör. marina fiyatları, barınma sorunu, deniz kirliliği/yapılaşma, mavi kart …) ilgili çabalar, harcanan emekler çoğunlukla karşılığını bulamayıp yetersiz kalsa da sorunlardan haberdar olunması, sorunlara vakıf olunması açısından bu tür girişimler çok kıymetlidir. Denizcilik kültürünün omurgası, denizcilik faaliyeti yürütülürken, bu faaliyet için mücadele edilip, gelişmesi için uğraşılırken oluşur.
    Şüphesiz “içe dönük faaliyetler” olarak tanımlayabileceğimiz, karşılaşılan gündelik sorunların iyileştirilmesi/çözümü için çaba göstermek, çizelge faaliyetlerini sürdürmek, etkinlikler düzenlemek, seyir-gezi organizasyonları ve benzeri çabalar asla küçümsenemez. Ancak amatör-sportif denizciliği ileriye taşıyacak/geliştirecek olan “dışa dönük faaliyetler” diyebileceğimiz yani devlet vesayetinin etkisini azaltacak, sivil toplumu geliştirecek projeler ve temel/yapısal değişikliklerdir. Temel/yapısal değişiklikleri mevzuat değişiklikleri (ör. kanunla verilmiş yetkilerle kendi alanını düzenleyebilme, gelir kaynaklarını oluşturabilme…),  farklı yönetim/kulüp modelleri, amatör yönü besleyecek tekne tipleri, barınma olanakları ve benzeri değişiklikler/arayışlar olarak sıralayabiliriz.

    Olumlu değişimlere yol açacak, ileriye taşıyacak, geliştirecek fikri katkıların/projelerin/yapıların tepeden inme değil ancak aşağıdan beslenen, şeffaf, geniş katılımlı bir denizci insiyatifi, ivmesi/dip dalgasıyla olabileceği söylenebilir. Aşağıdan gelen, beslenen bir ivme de, yaratacağı tartışma ortamıyla, projeleriyle, alanı temsil gücü olan; ilgili politikaların, mevzuatın oluş(turul)masında bahşedilmeyi değil, söz sahibi olmayı, hak aramayı hedefleyen “örgütlenmelerle” oluşturulabilir.

    Son yıllarda federasyonları oluşturan kulüplerden, derneklerden, temel/yapısal sorunları dile getiren, eleştiren, gidişatı değiştirecek kayda değer bir fikir, iddia veya proje duyulmadığı gibi alana yönelik çağdışı uygulamalar camiada ve basın organlarında (gazete, dergi vb.) kapsayıcı bir eleştiriyle karşılaşmıyor, ilgili haberler/yorumlar eleştiri değil de söylenme/yakınma ya da “Sayın bakanım lütfen bu konuya el atın, bir çözüm bulun”  türü “medet umma/beklenti” düzeyini aşamıyor.

  • |

    Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…

    “Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…” üst başlığıyla yer alacak dosyadaki yazılarda, baskın denizcilik algısını, anlayışını sorgulayacak, kimi eski dergi/gazete sayfalarında kalmış, kimi yakın tarihli, kimi yeni yazılmış ya da yazılacak:
    ● amatör/sportif denizciliğin ne olduğunu gösteren, hatırlatan, vurgulayan, açıklayan…
    ● olan-biteni amatör/sportif denizciliğin süzgecinden geçiren,
    ● amatör/sportif denizciliğin sorunları ve değişen/gelişen yüzü kadar nelerin kaybolduğunu da dert edinen…
    ● kültürü pozitif anlamda kullanan, “kültürsüzlük”ten değil, denizcilik kültürünün canlı olmayışından söz eden, bunun nedenlerini araştıran,
    ● denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan;
    yazılara öncelikle yer verilecek.
    Şimdilik eski kaynaklardan aktarmayı düşündüğüm yazılmış veya taslakları hazır yeni yazıların başlıklarını/konularını kabaca şöyle sıralayabilirim (alfabetik):

  • |

    Derneğin Zaafları

    DSTİ (Denizciler Sivil Toplum İnsiyatifi) 2000’li yılların başında tartışmalarıyla/yaptıklarıyla amatör denizciliğe taze rüzgârlar getirmiş, birçok denizcinin birbirini tanımasına/kaynaşmasına neden olmuş bir platformdu. Esintisi fazla uzun sürmese de hoş anılar bıraktı. DSTİ’nin yapısını/işleyişini ve o günlerde çokça dile getirilen dernek olma fikrini/tartışmalarını değerlendiren aşağıdaki yazı 8 Ocak 2003’te DSTİ sitesinde (dsti@yahoogroups.com ) yayımlanmıştı.

    ***

    DSTİ kendiliğinden oluşmuş iktidar olma arayışına sıkışmayan ama müdahil/müdahaleci yapısıyla AD/Amatör Denizcilik sorunlarına yeni bir soluk getirme potansiyeli taşıyor. Çoğunluk açısından ağırlıkla yazışma edimi üzerine kurulu bir etkinlik işlevi görse de kurulan ve işleyen grupları (ör. iletişim grubu) ile bunun ötesinde bir işleyisi de var. DSTİ’nin daha da canlanmasını amatör denizcilikle ilgili, söz alıp girişimde bulunup, insiyatif geliştirmesini umarken derneğin ortaya çıkmasının bu gidişatı zaafa uğratacağını düşünüyorum.

    DSTİ’nin ufkunu açacak olan kendi “içsel dinamiği”dir. DSTİ’nin öncü ve taban olacağı, yönlendireceği büyüklü küçüklü pek çok projenin yavaş yavaş da olsa şekillenmesine çalışılmalı. Örneğin imkânlar dahilinde bir organizasyon olsa da gezi/site/hukuki ve diğer girişimler, taslaklar/amatör tekne yapımı… gibi birçok faaliyetin sahicileştirilmesi, daha da geliştirilmesi için çaba gösterilmeli. Bu süreçte en önemli şey insanların birbirini tanıması ve katılımın artmasıdır. Örneğin kimin hangi işi yapabileceği, hangisine katılabileceği, kimin sözünde durduğu, ne kadar gönüllü olduğu… fikirler, güçler, imkânlar … olumlu olumsuz birçok tavır/davranış/katkı/gelişme… bu sürecin benzersiz kazanımlarıdır. Bu kazanımların yaratacağı içsel dinamizm amatör denizciliğin sorunlarını paylaşmayı tartışmayı, çözmeyi göğüslemeyi… de sağlar. Sürecin bu yönde zenginleşmesi umulurken “dernek kurma” yönündeki “müdahale” bu gidişatı sekteye uğratabilir.

  • |

    Teknede Bayrak

    Teoman Arsay

    Denizde Milli Bayrak Terminolojisi ve Kullanılması

    Tekneler bayrakları ile tanınırlar. Bayrak ulusal simgedir, saygı ister, sevgi ister. Bayrağın kullanma yöntemlerini doğru bilmek, doğru uygulamak ve uygulatmak gerekir.

    Konumuzun, esas itibariyle amatör denizcilerin kullandıkları teknelerle ilgili olması nedeniyle, yazıda Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü’ndeki tanımlamaya da sadık kalınarak, askeri gemiler hariç gemi yerine tekne tanımı kullanılmış, yasal düzenlemeler yanında konunun teamül haline gelmiş uygulamaları da öne çıkarılmaya özen gösterilmiştir.

    Bayrağın kullanılması ile ilgili diğer konular/ayrıntılar için (örneğin örtülebileceği yerler, yasaklar, cezalar, standartlar, bayrak töreni, katlanması, özel bayraklar…) bayrak mevzuatına başvurulmalıdır.

  • | |

    ADES /Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin Dünü ve Bugünü…

    ADES, denizcilik bürokrasisinin amatör-sportif denizcilik hakkındaki bilgisini/tasavvurunu, duyarsızlığını, hesap vermeme ve denetimsizlikten kaynaklanan donanımsız özgüvenini, alabora olan zihniyetini, heder edilen kamu kaynaklarını gösteren baştan sona ibretlik bir hikâyedir. Hikâye uzun ama önce bir özetini yapıp sonra da unutulmasın ve kayda geçsin diye Denizcilik Müsteşarlığı’na, UDHB ve UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na yaptığım başvuruları/şikâyetleri ve verilen cevapları “ADES YAZILARI / YAZIŞMALARI” dosyasında sıraladım. Yazdıklarımı karalamak, ADES’i haklı gösterebilmek için ilgili bürokratların düştüğü seviyeyi gösteren konuşmalar da bu dosyada yer alıyor.

    Aslında karaya oturmuş fantezileri uğruna “kamu kaynaklarını heder eden” bürokrasinin iddialarındaki, dilekçelere verdikleri cevaplardaki, nobran/ üstten konuşan/hesap vermez/denetlenemez (ve artık cevap bile vermez…) dil, ülkemiz hakkında anlamak isteyenlere çok şey söylüyor…