|

Amatör Denizcilikle İlgili Bir Üniversite Araştırmasının Hali

Sezar Atmaca

Amatör-sportif denizcilikle ilgili veri, araştırma kıtlığı malum. Ekte tamamını sunduğum 2020’de yapılan “Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyinin Tesbiti” (Ahmet Mazmanoğlu-Uğur Altınağaç) başlıklı bir yüksek lisans tezi kapsamındaki makaleyi görünce “ne güzel hem de bir üniversitede araştırma konusu olmuş amatör denizcilik” diye sevinmiştim. Ancak tezle ilgili altı sayfalık makaleyi okuyunca sevincim vasat bir rüzgâr hamlesi kadar bile sürmedi.

Karşımda sadece UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın resmi açıklamalarını, propaganda metinlerini, Bağlama Kütüğü verilerini esas alarak hazırlanmış, 2018-2023 arasında bir milyon ADB sayısına ulaşmak için başlatılan yeni sınav sistemi olan “Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”ni güzelleyen bir araştırma makalesi vardı. Araştırmayı “akademik” açıdan değerlendirmeye çalışsak da tezi hazırlayan araştırmacının e-posta adresinin “…@uab.gov.tr” olması (yani UAB memuru olması) aslında araştırmanın halini ve neden bu duruma düşüldüğünü de açıklıyordu.

Araştırmanın konusu

Araştırma makalesi (metnin tamamı ekte)

Araştırma, “Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyinin Tesbiti” başlığını taşısa da alanı hayli dar. Çerçevesi “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” kapsamında yapılan ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavları ile sınırlı. Araştırmacıların söyleyişiyle “Bu çalışmada; Çanakkale örneği ile Amatör Denizciliğin gelişiminde önemli bir adım olan belgelendirme ve eğitim süreçleri katılımcılarla yapılan anketlerle değerlendirilmeye çalışılmıştır.” Özetle araştırma, ADB sınavına girenlerin sınav öncesi aldıkları “eğitim”in ve toplam 522 katılımcıyla yapılan evet/hayır şıklı, 19 soruluk bir anketin verilerinin değerlendirilmesi ile sınırlı.

“1 Milyon Amatör Denizci Projesi” kapsamında ADB sınavına girenler, sınav öncesinde birer cümlelik 60 maddeden oluşan “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı” adı verilen, denizcilik bilgilerinin gözden geçirildiği (anlatıldığı, okunduğu ya da gösterildiği) bir eğitime katılmak zorundaydılar.

UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın  amatör denizcilikle ilgili sınav ve diğer uygulamalarını birçok yazıda eleştirmiştim. Bakanlık, araştırmacıların 2020’de ele aldığı “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” kapsamında başlattığı ve 2018-2023 arasında uyguladığı bu sınav sisteminden 2023’te vazgeçti. Bakanlığın savrulmalarının görülmesi için sınav sisteminin yaklaşık son 20 yılını hatırlatmakla yetinelim:

•2005-2013: ADF’ye yetki devri ile sınavların ilk defa çevrimiçi (on-line) yapıldığı dönem.

•2014-2018: ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi ile “pratik eğitim iddiası” dönemi.

•2018-2023: Bir Milyon Amatör Denizci Projesi dönemi. (Araştırmacıların ele aldığı dönem)

•2023’ten sonra : Üç aşamalı (internette teorik eğitim/UAB + teknede uygulamalı eğitim/TYF + on-line sınav/UAB) yeni sınav/eğitim dönemi.

UAB’nin konuyla ilgisiz ve internette birkaç dolara satılan görsel malzemeyle hazırlattığı proje tanıtım afişi…

“1 Milyon Amatör Denizci Projesi” ile ilgili usülsüzlükleri/yanlışları, belgedeki yazım yanlışlarını ele alan, biri Bakanlığa da gönderilmiş “ADB’de Yeni Aşama: Her Yol Mubah Seferberliği” / “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Guinness Rekorlar Kitabı’na Aday…(Olabilir mi?)” gibi ironik başlıklar da taşıyan dört yazı yazmıştım. Eğitim kitapçığı olarak ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’nın kullanıldığı bu projede mevcut mevzuat yok sayılarak, ilan edilen rakama ulaşabilmek adına her yol denendi. Beş senede (2018-2023) %100 sınav başarı oranıyla, yaklaşık 800 bin ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtıldı. Bu projenin ve söz konusu eğitim dökümanının eleştirisini tekrar etmeyeceğim, merak edenler için yazıların linkini buraya bıraktım.

Meraksız araştırmacılar

ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavlarını, sınav öncesi katılımı zorunlu eğitimi merkeze alan böyle bir araştırma için doğal olarak ele alınması zorunlu iki başlık var:

1) ADB/Amatör Denizci Belgesi sınav mevzuatı,

2) “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı”nda yer alan bilgilerin okunarak, slaytla gösterilerek ya da sınav sonrası toplanmak üzere dağıtılarak yapıldığı zorunlu eğitim.

Ancak araştırmacılar bu iki konuda idarenin “açıklamalarını” yeterli bulmuş olacaklar ki ne mevzuatı ne de “Eğitim Dökümanı”nı merak etmişler.

Önceki sınav sistemlerini, yapılan değişiklikleri ve nedenlerini merak etmemişler.  Tıpkı araştırmanın yapıldığı 2020 yılında geçerli sınav mevzuatını merak etmedikleri gibi. Bu mevzuata göre ADB için “50 sorulu/dört seçenekli” (geçme puanı 60) bir sınav yapılması gerekiyordu. Ama araştırmacılar sınavda kaç seçenekli/kaç soru sorulması gerektiğini merak etmeyip “sınav öncesi kursunda verilen konulardan en az 60 puan” almanın yeterli olduğunu belirtmişler.  Oysa sınavı düzenleyen liman başkanlıkları hedef koyulan “Bir Milyon” rakamına ulaşabilmek adına farklı “keyfi uygulamalarla” belge “dağıttı”.  Örneğin Gelibolu Liman Başkanlığı doğru/yanlış seçenekli sadece 20 soru, Güllük Liman Başkanlığı doğru yanlış seçenekli 20 soru+çoktan seçmeli 4 seçenekli 30 soru (toplam 50 soru), keza İstanbul Sefaköy/Beşyol Gemiadamları Sınav Merkezi yine aynı şekilde doğru/yanlış seçenekli 20 soru+4 seçenekli 30 soru (toplam 50 soru) sordu ya da İdareyle ilişkisi olanlara bürokratik işlemlere gerek kalmadan belge düzenlendi.

Araştırmacılar sınava başvuran adaylardan sınav sonucu belli olmadığı halde Belge Harcı’nın neden peşin olarak alındığını da merak etmemişler.  Mevcut sınav yönetmeliğine aykırı olarak yapılan sınavları meşru kabul edip, usülsüzlükleri yok saymışlar. Yaptıkları ankette “katılımcıların %40’ı sağlanan kolaylıklar olmasa sınava girmeyeceğini” belirtmişken (soru 16), furya halinde (“her yol mubah seferberliği”) belge dağıtımını sistemin başarısı olarak sunmuşlar; %100 başarı sağlanan bir sınav/eğitim düzeninin koşullarını ve bu başarının nedenlerini sorgulamamışlar. Aksine “…eğitime katılan ve belge alan kişi sayısının son 2 yılda 522 bin kişi olması projenin başarılı olduğunun göstergesidir.”  tesbitinde bulunmuşlar.

Yüzde yüz başarı oranıyla sonuçlanan böyle bir sınav düzeninde katılımcılara sınav, eğitim, başarı gibi konularda soru sorarak gerçek bir araştırma yapmanın, tez hazırlamanın bir anlamı/değeri olabilir mi? Ayrıca yine tekrarlayayım: “…amatör-sportif denizciliğin geliştiği ülkelerde ehliyet sayısı bir başarı/gelişme ölçüsü olarak görülmez. …Ehliyet sayısının artışı denizi kullanan/denize çıkan insan sayısını göstermediği gibi insanların öğrenme düzeyinin de ölçüsü değildir. Belge değil öğrenilen/öğretilen bilgi değerlidir. Denizcilik, denizi kullanan/denize açılan, insan/tekne/sporcu/kulüp sayısını arttırmakla gelişir…”

Temel eğitim programı: “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı”

İdarenin hızla belge dağıtabilmek için hazırladığı ve “temel eğitim programı” olduğunu belirttiği “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı” çoğu -izinsiz ve kaynak gösterilmeden- Amatör Denizci Elkitabı’ndan alınan 13 şekil ve birer cümlelik 60 maddeden oluşuyor.  

Yirmi sayfalık Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’ndan bir sayfa (sayfa 9)

Yazılı metinleri “acaba kimse okumadı mı, kontrol etmedi mi?” dedirten bu “Eğitim Dökümanı’nda temel  kaynak olarak kullanılan Denizcinin El Kitabı (Denizcilik Müsteşarlığı, 2010) için Ulaştırma Bakanlığı’na  23.08.2010 tarihinde, “intihal, yanlış, eksik ya da anlatım bozukluklarını, özensizlikleri” 3 sayfada örnekleyerek  “bu tür yayınlar ne denizciliğe, ne de kurumlara bir değer katar” diyen bir dilekçe göndermiştim (linki buraya bıraktım). Denizcinin El Kitabı bir “kaynak değeri” olmamasına rağmen bu eğitim dökümanının da temel kaynağı olmuş. Bu nedenle döküman birçok ifade/bilgi yanlışı ve anlamsız cümle içeriyor. Böylesine niteliksiz bir dökümanı, slaytla göstererek, okuyarak ya da sınav sonrası toplanmak üzere dağıtarak yapılan bilgilendirme faaliyetine belki “tanıtım” denebilir ama “eğitim” denemez. Oysa katılımcılara sorulan on dokuz sorudan 9’u “eğitim” olduğu iddia edilen bu süreç hakkında.

Sınav sonrası, liman başkanlığı işbirliği ile 522 katılımcıya evet/hayır şıklı, dokuzu eğitimle ilgili çoğu bir anlamı olmayan, ikisi hatalı ( 4. ve 9. sorular), on dokuz soru sorulmuş. İstatistiki temsil gücü açısından ayrıca ele alınması gerekse de eğitim durumu, yaş, cinsiyet, yüzme ile ilgili soruların bir veri değeri var. Ancak deneklerin durumu/araştırma ortamı (sınavdan çıkmış deneklere sınav alanında anket yapılması), anketin dayandığı varsayımlar ve ölçme gibi bir anketi değerlendirebilecek teknik veriler açısından da bakıldığında -katılımcıların %84’ünün verilen eğitimi faydalı bulduğu- böyle bir anket yöntemi üzerine bir değerlendirme yapmanın anlamsızlığı ortadadır.  Ayrıca eğitimin uygulamalı olması gerekliliği (%76) cevabı gibi bazı soruların cevaplarını “bir ankete gerek olmaksızın” gözlem ya da başka yollardan edinmek zaten mümkün.

Yanlış bilgiler ve anlamsız kaynaklar

Mevzuatta profesyonel denizci-amatör denizci ayrımı çerçevesinde “ticari tekne-özel tekne” tanımları varken araştırmacıların bu farkı bilmeden “şahsa ait” tekne diye bir tanım uydurmaları (ticari tekne de şahsa ait olabilir –doğru hukuki tanım şahıs değil, “gerçek kişi”dir), bu konuda soru sormaları ve kişilerin “ADB ile şahsa ait 24 metreye kadar tekneleri kullanabileceklerini” ileri sürmeleri araştırdıkları konudan ne kadar uzak olduklarının göstergelerinden biri sayılabilir. Mevzuatımıza göre ADB/Amatör denizci belgesi ile özel tekne kullanılabilir, ticari tekne kiralanabilir ama ticari faaliyette bulunulamaz.

Araştırmanın sonunda yer alan kaynakçadaki “yetersiz ve anlamsız” kaynaklar da araştırmacıların konuya hâkimiyeti açısından değerlendirilebilir. Böylesine güncel bir konuyu araştıran tezde konuyla ilgisi olmayan 1958’de yazılmış Dz. K.K. yayını “Gemi Sevk ve İdaresi” kitabının yer almasının kaynakçayı şişirmek dışında bir anlamı olmasa gerek.  Değişen mevzuattan söz edebilmek için güncel kaynakların kullanılması  gerekirken 1982’de basılmış sınav kılavuzu bize hangi güncel bilgiyi verebilir? Ya da Türkçesi dururken İngilizce IMO kaynaklarına atıfta bulunmanın anlamı nedir? Zaten metin içinde bu tür kaynaklara (örneğin; Anonim, 1958; Anonim 1982) referans verilen yerlerin bu kaynaklarla bir ilgisinin olmadığı açıkça görülüyor.

Araştırmacılar UAB/Bağlama Kütüğü kayıtlarını esas alarak “Çanakkale’de amatör denizci belgesi ile kullanılabilen 725 tekne” bulunduğunu ileri sürmüşler. Oysa Bağlama Kütüğü sayıları asla gerçek durumu göstermiyor. Birkaç tekne/balıkçı barınağı dolaşılsa ya da ankete bu durumu sorgulayacak “(Varsa) Özel tekneniz Bağlama Kütüğü’ne kayıtlı mı?” gibi bir soru eklense anlamlı bir veri elde edilmiş olabilirdi. Çünkü anlamsız bürokratik işlemleri nedeniyle denizciler 5-6 metreye kadar olan teknelerini zorunlu olmadıkça/zor durumda kalmadıkça Bağlama Kütüğü’ne kaydetmiyor. (Bir Bağlama Kütüğü kaydı hikâyesi için şu yazıdaki “UDHB/Bağlama Kütüğü Uygulamaları” bölümüne bakın)

Araştırmacıların haberi olmasa da amatör denizciliğin durumunu değerlendirilirken ele alınması gereken önemli bir nokta10 BG/beygir gücü altındaki teknelerin ADB olmadan da kullanılabileceği gerçeğidir. Bağlama Kütüğü verileri ne yazık ki herhangi bir ayrıntı vermiyor ama yürürlükten kaldırılan Özel Tekne Belgesi (2008-9) istatistiklerine göre özel teknelerin %52’sinin motoru 10 BG’den az. Yani tekne filomuzdaki teknelerin yarısını ehliyetsiz kullanabilmek mümkün.

Akademik durum

Araştırmacıların son değerlendirmeleri “loça ağzından direk tepesine dek” usülsüzlüklerle, hatalarla dolu bu çağdışı uygulamaya “akademik” bir destek, hatta ilgili bakanlık/liman başkanlığı uhdesinde yapılmış bir PR çalışmasının son sözleri sayılabilir:  “…bu çalışmada katılımcılara uygulanan anketler göstermiştir ki, Çanakkale bölgesinde bu yeterliliğe talebin çok yoğun, eğitimlerin çok faydalı ve kişilere denizciliği sevdirme konusunda başarılı bir uygulama olduğu söylenebilir.”

“Araştırma” adı altında “suya-sabuna dokunmayan” böyle bir çalışmanın yapılabilmesi üniversitelerimizin halini göstermesi açısından da üzüntü verici ama ülkemizin uluslararası eğitim endekslerindeki yerine göre bu tür araştırmaların varlığı/yaygınlığı şaşırtıcı olmasa gerek. Ülkemizin Akademik Özgürlük endeksindeki yeri hızla geriliyor. Son verilere göre endeksteki yerimiz 179 ülke arasında 166. sıraya indi. Türkiye’nin endeks puanı ise 2012- 2022 arasında 0,43’ten 0,08’e geriledi.[1] Bir parti üniversitesine dönüştürülmeye çalışılan Boğaziçi Üniversitesi’ndeki akademik ve hukuksal direnişin başarılı olmasını dileyelim.

İktidarın hedeflediği insan ve toplum tasavvuru için dayattığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin gündemde olduğu şu günlerde dileriz araştırmacılar bundan sonra tez/araştırma konularını daha geniş bir çerçevede ele alır, sadece resmi açıklamalarla/verilerle yetinmez, kendi kurumlarına karşı da olsa eleştirel olmaktan kaçınmaz, gelecek projeksiyonu açısından da bir anlamı/değeri olan anketler/çalışmalar yaparlar.


[1] Türkiye Akademik Özgürlük Endeksi’nde Kuzey Kore ile aynı lige düştü: 179 ülke arasında 166. sırada | Euronews (26.12.2023)

Bağlantılı yazı bkz: Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin

Similar Posts

  • |

    Osmanlı Spor Tarihine Bir Katkı: Moda ve Beykoz Deniz Yarışları (1913)

    Sunuş: Osmanlı’da amatör-sportif denizciliğin izleri: Deniz Yarışları / Sezar Atmaca

    Siteyi takip edenler bilir ama bilmeyenler için tekrar edeyim: “amatör-sportif denizciliğin yeterince araştırılmış, yazılmış bir tarihi yok bu nedenle denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan” yazılara da yer vermeye çalışıyoruz.

    Osmanlının son dönemi ile cumhuriyetin ilk yıllarına ilişkin yayınları, arşiv kaynaklarını tarayarak hazırlanmış “kaynak değeri” olan akademik araştırmalar amatör-sportif denizcilik tarihi için yeni/önemli bilgiler sunabiliyor.

    Osmanlıdan gelenin, kalanın, kaybolanın, yok olanın izlerini Bengi Su Ertürkmen Aksoy ve Neşe Gurallar’ın “İstanbul Gemicilik Şenlikleri…” yazısından sonra 1913’te 33 gün arayla Moda Koyu ve Beykoz sahilinde düzenlenen deniz yarışlarını anlatan Ayşe Zamacı’nın “Osmanlı Spor Tarihine Bir Katkı: Moda ve Beykoz Deniz Yarışları (1913)” (Tarih ve Günce, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Dergisi Sayı: 9, 2021 / Yaz, s. 159-188) başlıklı yazısıyla sürüyoruz.

    Balkan savaşlarından yeni ve yenik çıkılmış bir dönemin atmosferini ve sorunlarını özetleyip, dönemin önde gelen siyasi şahıslarının himayesinde

    moral verici kentsel bir sosyal etkinlik olarak düzenlenen Moda ve Beykoz yarışlarını arşiv belgelerine, süreli ve basılı yayınlara dayanarak aktarıyor Ayşe Zamacı.

    Hamidiye ve yabancı savaş gemilerinin yer aldığı bir ortamda Moda ve bir süre sonra Beykoz’da yapılan yarışlar… Gelirin, yarışı düzenleyen sosyal yardım cemiyetlerine bırakılması, biletli seyirci uygulaması ve seyirci için ek vapur seferlerinin konulması… Tamamı yapılamasa da her türlü kik, kayık, kancabaş, filika, sandal, futa, kotra ve motorun dâhil olduğu (ayrıca yağlı direk, yüzme, halat çekme vb. müsabakalar) Moda’da 29, Beykoz’da 24 kategoride yapılan yarışlar… Düzenleyici/katılımcı profili, kayık yarışlarının geçmişi, yarış programları, tekne tipleri,  izleyiciler, kulüpler, İdman Mecmuası’nda yer alan Moda yarışı organizasyonu/yönetimi ile ilgili dozu yüksek eleştiriler, İngiliz yat kulübünden (Khalkedon Racing Club) ödünç aldıkları teknelerle yarışan öğrenciler, yarışlarla ilgili 10 fotoğraf…

    Arşiv belgelerinde, Tanin, Tasvir-i Efkâr, İdman Mecmuası gibi zamanın gazete ve dergilerinde yer alan bilgilerin/fotoğrafların günümüze aktarılmasını sağlayan değerli çalışması ve yayımlanma izni için Ayşe Zamacı’ya teşekkürlerimizle…

  • |

    İskenderiye Limanı’na Kırlangıçtan Bakmak

    Sosyoloji ve kamu yönetimi alanındaki akademi serüvenini sona erdirdikten sonra coğrafya, doğabilim ve yolculuk yazınına yönelen Ömer Bozkurt hocayı denizciler daha çok bu alandaki yazına katkılarıyla ve “gezginlik yer küreyi, doğayı sevmektir” diyen yönüyle tanırlar/bilirler.

    Şileple, yük/posta/araştırma gemileriyle, kabasorta armalı yelkenliyle yaptığı en ücra köşelere dek uzanan yolculukları hakkındaki yazıları/kitapları/çevirileri, çektiği fotoğraflar Türkçedeki en özgün örneklerdendir.

    Bozkurt, konforun, rahatın değil, gerçek bir deniz/denizci ortamında yapılan gemi yolculuklarının peşindedir. Gemiyle yolculuğun tarihsel gelişimini/değişimini anlattığı “Gemiyle Yolculuk” yazısında şileple yolculuğun farkını vurgular:  “… deniz yolculuğu artık çoğunlukla deniz eğlence gezisine dönüşmüştür. Deniz gezisi için değil de, bir yerden bir yere gitmek ve bunu mümkün olduğunca gerçek bir deniz ve denizci ortamında yapmak için günümüzde tek yol şileple yolculuk gibi görünüyor.”

    Enis Batur, Ömer Bozkurt’un Kutup Toprağı Svalbard’ayaptığı yolculuğu anlattığı Soğuk Kıyıları kitabını “konforlu gezmen izlenimleri peşindeki okuru en hafifinden dürtükleyecek içeriği ve üslubuyla” Türkçedeki en özgün örneklerden biri olarak değerlendirir: “Alışveriş haritasına, tumturaklı yemek mönülerine, çılgınca(!) eğlenme ritüellerine yer tanımayan bir keşif gözlem seyir defteri.”

    Yolculuk yaptığı gemilerdeki hayatı komuta merkezinden, köprüden izleyerek, mürettebatın günlük yaşamından, profesyonel denizcilerin dünyasından değerli kesitler aktarır, en ücra köşelerde çektiği fotoğrafları sunar bize. Çevirilerine adeta kitabı zenginleştiren kapsamlı ve mükemmel sunuşlar yazar.

    Ömer Bozkurt hocanın denizcilikle ilgili yazdığı ve çevirdiği kitapları yazı sonuna ekledim ama diğer kitapları, kitap incelemeleri, yolculuk yazıları, klasik müzik tutkusu, fotoğrafları, fotoğraf sergileri -ki kitaplarındaki/makalelerindeki fotoğrafları kendisi çeker- akademik kariyeri hakkında bilgi edinmek isteyenler yazarın kişisel sitesini (www.omerbozkurt.com) ziyaret edebilir.

    Yaklaşık 10 yıl önce, 2016’da gemiyle yaptığı bir Doğu Akdeniz yolculuğundan tadımlık bir bölüm. Katkısı için değerli dostumuz Ömer Bozkurt hocaya teşekkürlerimizle.

  • |

    Deniz Seyahati (1944-1945)

    Sunuş : “…kışın deniz yolculuğunun kötülüğünü de anlamış oldum” / Sezar Atmaca

    Daha önce (Kasım 2022’de) yayımladığımız Samsun’da Deniz Faaliyeti (1945-46) yazısının sunuşunda  bu sahafiye belgeden de söz etmiştik:

    “Yöresindeki iktisadi/ticari konuları ele alan 1940’lı yıllarda hazırlanmış benzer ödev örneklerine de rastladım. Örneğin Güney illerimizden Mersin’deki (Gilindire, bugünkü Aydıncık) bir kış yolculuğunu anlatan Deniz Seyahati (1944-45) başlıklı ödev de bir arkadaşımın arşivinde yer alıyor. Samsun-Mersin gibi birbirine çok uzak iki ilimizin okullarında benzer ödevlerin hazırlanması 1940’larda bu tür ödevlerin MEB talimatları çerçevesinde yapıldığını düşündürüyor. Eğer öyleyse benzer birçok ödev günyüzüne çıkabilmek için araştırılmayı/bulunmayı bekliyor demektir.”

    Sevgili arkadaşımız Murat Koraltürk’e bu sahafiye belgeyi bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz.

    Kapakla birlikte 8 suluboya renkli çizimin yer aldığı bu ödevi, Silifke’de lise son sınıf öğrencisi olan, 18 yaşındaki Kâmil Doğruöz hazırlamış. Kalın karton kapaklı, 21×14.5 santim ebadında, tel halkalı, sayfa aralarına pelur kâğıt sayfa eklenmiş, her sayfasında bir tekne çizimi olan özenli bir ödev Deniz Seyahati (1944-45). Samsun’da Deniz Faaliyeti’nde olduğu gibi bu metinde de epey imla/yazım hataları varsa da ödevin güzelliğine gölge düşürmediği gibi o dönem bunlara çok önem verilmediğini de gösteriyor. Resim altındaki açıklamalar metinle karıştığı için, yeşil çizgiyle resim altyazısı ile metni ayırdım.

    Kâmil Doğruöz’ün ailesinin yaşadığı Gilindire o dönemde  yerlilerin Kelindir dediği Gülnar kazasının merkezi. İlçeye adını veren Gülnar, şimdiki adı Aydıncık olan Gilindire/Kelenderis kasabası.

    Bayram tatilinde ailesini görmek için Silifke’den Gilindire’ye gelen Kâmil Doğruöz, dönüşte kızkardeşini de yanına alarak Akbaba motoru ile Taşucu’na oradan da arabayla Silifke’ye gitmek üzere 1 Aralık 1944’te (bir kanunievvel) “deniz seyahati”ne başlar. Yelken açan teknenin sereni kırılır, tamir edilir, hava sertleşince tekrar kırılır, motor çalışmaz, fırtınayla baş edilmeye çalışılır. Akbaba, Tekin ve Aygır tekneleri aynı yolun yolcusudur. Uğranılan, sığınılan limanlar, koylar, arızalanan/yedeklenen tekne, yelken tamiri, makine tamiri, balık avı, kıçtan kara, gece yelken seyri… Bir hafta süren, yaklaşık 35-40 millik maceralı bir deniz yolculuğunu anlatan kısa bir ödev metni “Deniz Seyahati”.

    Seyirde karşılaşılan sorunlarla uğraşılırken kız kardeşine cesaret vermeye çalışan Kâmil Doğruöz selametle karaya ulaşınca doğal olarak kışın yapılan bu seyre ihtiyatla yaklaşmış:

    “ Bu seyahatimde heyecanlı dakikalar ve tehlikeler atlatmakla cesaretimin artması ile beraber kışın deniz yolculuğunun kötülüğünü de anlamış oldum.”

    Deniz Seyahati’nin, rotasını bölgenin SHOD haritasının ilgili parçasında göstermeye çalıştım:

  • | |

    Amatör Denizciler İçin Yeni “Sınav/Eğitim veya Vesayet” Sistemi

    UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 18 Ocak 2023’te amatör denizcilerin eğitim/sınav/tekne kullanma şartlarını yeniden düzenleyen bir yönetmelik yayımladı. Uygulamalı eğitimi de içeren proje için TYF/Türkiye Yelken Federasyonu ile bir protokol imzalandı. Müfredat/uygulama içeriği gibi ayrıntılar henüz kamuoyuna yansımasa da TYF sitesindeki açıklamaya göre (6 Aralık 2022) “Türkiye Yelken Federasyonu, Amatör Denizcilik Belgesi Uygulama Eğitimlerinin Tek Adresi Oldu.”

    UAB’nin eğitim/sınav geçmişi hakkında kısa bir hatırlatma yapalım (ayrıntılarına bu klasördeki yazılardan ulaşılabilir): UAB tarihinde ilk defa “Yetki Devri Sözleşmesi” ile özerk bir federasyona (ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu’na) devrettiği ve bu sayede bürokrasiyi azaltan/aracıları ortadan kaldıran on-line yapılmaya başlanan sınav sisteminden vazgeçip, 2014’te pratik eğitim iddiası ile ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi’ni başlattı. Bir süre sonra Stratejik Plan’da “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. 2018’de pratik eğitim iddiasından vazgeçilip ADES rafa kaldırıldı. ADED/Amatör Denizci Eğitim Programı (25 sayfa) ile “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” için mevcut mevzuat yok sayılarak ilan edilen rakama ulaşabilmek adına her yol denedi. Son yenilik olarak 5 Aralık 2022’de Sepetçiler Kasrı’nda yapılan “Bir Milyonuncu Amatör Denizci Belge Teslim ve Protokol İmza Töreni”nde TYF ile yapılan protokol açıklandı.

    Ayrıntılarını bilmiyoruz ama UAB/TYF protokolünde bir “yetki devri” yok, tersine bir “görevlendirme” hatta bürokrasinin etki/yetki alanını genişletmesi, vesayetin artışı söz konusu.

  • |

    Spor Politikası, ADF, TYF, Kulüpler, Gruplar ve Reis Evi

    Amatör-sportif denizciliğin omurgasını oluşturan kulüpler/dernekler ve yer aldıkları ADF ve TYF gibi federasyonlarla ilgili sorunların yayın/toplantı/bildiri vb. yollarla nadiren gündeme gelmesi, yeterince tartışılmaması açıklanması zor bir durumdur.

    Güncel yakıcı sorunlarla (ör. marina fiyatları, barınma sorunu, deniz kirliliği/yapılaşma, mavi kart …) ilgili çabalar, harcanan emekler çoğunlukla karşılığını bulamayıp yetersiz kalsa da sorunlardan haberdar olunması, sorunlara vakıf olunması açısından bu tür girişimler çok kıymetlidir. Denizcilik kültürünün omurgası, denizcilik faaliyeti yürütülürken, bu faaliyet için mücadele edilip, gelişmesi için uğraşılırken oluşur.
    Şüphesiz “içe dönük faaliyetler” olarak tanımlayabileceğimiz, karşılaşılan gündelik sorunların iyileştirilmesi/çözümü için çaba göstermek, çizelge faaliyetlerini sürdürmek, etkinlikler düzenlemek, seyir-gezi organizasyonları ve benzeri çabalar asla küçümsenemez. Ancak amatör-sportif denizciliği ileriye taşıyacak/geliştirecek olan “dışa dönük faaliyetler” diyebileceğimiz yani devlet vesayetinin etkisini azaltacak, sivil toplumu geliştirecek projeler ve temel/yapısal değişikliklerdir. Temel/yapısal değişiklikleri mevzuat değişiklikleri (ör. kanunla verilmiş yetkilerle kendi alanını düzenleyebilme, gelir kaynaklarını oluşturabilme…),  farklı yönetim/kulüp modelleri, amatör yönü besleyecek tekne tipleri, barınma olanakları ve benzeri değişiklikler/arayışlar olarak sıralayabiliriz.

    Olumlu değişimlere yol açacak, ileriye taşıyacak, geliştirecek fikri katkıların/projelerin/yapıların tepeden inme değil ancak aşağıdan beslenen, şeffaf, geniş katılımlı bir denizci insiyatifi, ivmesi/dip dalgasıyla olabileceği söylenebilir. Aşağıdan gelen, beslenen bir ivme de, yaratacağı tartışma ortamıyla, projeleriyle, alanı temsil gücü olan; ilgili politikaların, mevzuatın oluş(turul)masında bahşedilmeyi değil, söz sahibi olmayı, hak aramayı hedefleyen “örgütlenmelerle” oluşturulabilir.

    Son yıllarda federasyonları oluşturan kulüplerden, derneklerden, temel/yapısal sorunları dile getiren, eleştiren, gidişatı değiştirecek kayda değer bir fikir, iddia veya proje duyulmadığı gibi alana yönelik çağdışı uygulamalar camiada ve basın organlarında (gazete, dergi vb.) kapsayıcı bir eleştiriyle karşılaşmıyor, ilgili haberler/yorumlar eleştiri değil de söylenme/yakınma ya da “Sayın bakanım lütfen bu konuya el atın, bir çözüm bulun”  türü “medet umma/beklenti” düzeyini aşamıyor.

  • Denizcilik Eğitiminde Yeni Adımlar

    ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu eğitimde bir standart olsun, yapılan işler de mevzuata uysun düşüncesiyle 2008’de MEB/Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına göre bir okul kurmak istedi. Kulüplerin “şube de olabileceği” bilgisi ADF/Teoman Arsay yönetimine cazip geldi; aşağıdaki yazı da bu bilgiyle yazıldı. Bürokrasinin her türlü yokuşuna (!) rağmen ısrarcı olundu, Tunç Tokay’ın gayretleriyle eğitim programı onaylatıldı ve okul kuruldu. Daha sonra MEB sisteminin merkezden istediği her türlü bürokrasiyi şubeden de istediği ortaya çıktı –ki ayrıntısını yazmıyorum, bir şey gelişsin diye değil, gelişmesin diye ne lazımsa istiyordu MEB sistemi, ör. her şubeye ayrı bir “müdür” atanması gerekiyordu vs.- Şube açılamadı ama İstanbul’da iki tekneyle beş yıl Tunç Tokay yönetiminde iyi bir denizcilik eğitimi verildi. ADF’nin sınav yetkisinin “gerekçesiz” sona erdirilmesinden (Ağustos 2013) sonra eğitimden vazgeçildi ve ADF’de MEB’e onaylattığı kendi eğitim programını değil, TYF’ye akredite olarak TUYEP eğitim programını uygulamaya başlayacağını ilan etti… Teoman Arsay’dan sonraki ADF yönetimi binbir emekle ADF’ye kazandırılmış tekneleri de “satarak” eğitimden vazgeçti… (Hedefi Olmayan Tekne –Eylül 2014- yazısı ADF’nin bu gidişatının/değişiminin eleştirisini de içerir.)