|

Amatör Denizcilikle İlgili Bir Üniversite Araştırmasının Hali

Sezar Atmaca

Amatör-sportif denizcilikle ilgili veri, araştırma kıtlığı malum. Ekte tamamını sunduğum 2020’de yapılan “Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyinin Tesbiti” (Ahmet Mazmanoğlu-Uğur Altınağaç) başlıklı bir yüksek lisans tezi kapsamındaki makaleyi görünce “ne güzel hem de bir üniversitede araştırma konusu olmuş amatör denizcilik” diye sevinmiştim. Ancak tezle ilgili altı sayfalık makaleyi okuyunca sevincim vasat bir rüzgâr hamlesi kadar bile sürmedi.

Karşımda sadece UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın resmi açıklamalarını, propaganda metinlerini, Bağlama Kütüğü verilerini esas alarak hazırlanmış, 2018-2023 arasında bir milyon ADB sayısına ulaşmak için başlatılan yeni sınav sistemi olan “Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”ni güzelleyen bir araştırma makalesi vardı. Araştırmayı “akademik” açıdan değerlendirmeye çalışsak da tezi hazırlayan araştırmacının e-posta adresinin “…@uab.gov.tr” olması (yani UAB memuru olması) aslında araştırmanın halini ve neden bu duruma düşüldüğünü de açıklıyordu.

Araştırmanın konusu

Araştırma makalesi (metnin tamamı ekte)

Araştırma, “Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyinin Tesbiti” başlığını taşısa da alanı hayli dar. Çerçevesi “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” kapsamında yapılan ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavları ile sınırlı. Araştırmacıların söyleyişiyle “Bu çalışmada; Çanakkale örneği ile Amatör Denizciliğin gelişiminde önemli bir adım olan belgelendirme ve eğitim süreçleri katılımcılarla yapılan anketlerle değerlendirilmeye çalışılmıştır.” Özetle araştırma, ADB sınavına girenlerin sınav öncesi aldıkları “eğitim”in ve toplam 522 katılımcıyla yapılan evet/hayır şıklı, 19 soruluk bir anketin verilerinin değerlendirilmesi ile sınırlı.

“1 Milyon Amatör Denizci Projesi” kapsamında ADB sınavına girenler, sınav öncesinde birer cümlelik 60 maddeden oluşan “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı” adı verilen, denizcilik bilgilerinin gözden geçirildiği (anlatıldığı, okunduğu ya da gösterildiği) bir eğitime katılmak zorundaydılar.

UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın  amatör denizcilikle ilgili sınav ve diğer uygulamalarını birçok yazıda eleştirmiştim. Bakanlık, araştırmacıların 2020’de ele aldığı “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” kapsamında başlattığı ve 2018-2023 arasında uyguladığı bu sınav sisteminden 2023’te vazgeçti. Bakanlığın savrulmalarının görülmesi için sınav sisteminin yaklaşık son 20 yılını hatırlatmakla yetinelim:

•2005-2013: ADF’ye yetki devri ile sınavların ilk defa çevrimiçi (on-line) yapıldığı dönem.

•2014-2018: ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi ile “pratik eğitim iddiası” dönemi.

•2018-2023: Bir Milyon Amatör Denizci Projesi dönemi. (Araştırmacıların ele aldığı dönem)

•2023’ten sonra : Üç aşamalı (internette teorik eğitim/UAB + teknede uygulamalı eğitim/TYF + on-line sınav/UAB) yeni sınav/eğitim dönemi.

UAB’nin konuyla ilgisiz ve internette birkaç dolara satılan görsel malzemeyle hazırlattığı proje tanıtım afişi…

“1 Milyon Amatör Denizci Projesi” ile ilgili usülsüzlükleri/yanlışları, belgedeki yazım yanlışlarını ele alan, biri Bakanlığa da gönderilmiş “ADB’de Yeni Aşama: Her Yol Mubah Seferberliği” / “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Guinness Rekorlar Kitabı’na Aday…(Olabilir mi?)” gibi ironik başlıklar da taşıyan dört yazı yazmıştım. Eğitim kitapçığı olarak ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’nın kullanıldığı bu projede mevcut mevzuat yok sayılarak, ilan edilen rakama ulaşabilmek adına her yol denendi. Beş senede (2018-2023) %100 sınav başarı oranıyla, yaklaşık 800 bin ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtıldı. Bu projenin ve söz konusu eğitim dökümanının eleştirisini tekrar etmeyeceğim, merak edenler için yazıların linkini buraya bıraktım.

Meraksız araştırmacılar

ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavlarını, sınav öncesi katılımı zorunlu eğitimi merkeze alan böyle bir araştırma için doğal olarak ele alınması zorunlu iki başlık var:

1) ADB/Amatör Denizci Belgesi sınav mevzuatı,

2) “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı”nda yer alan bilgilerin okunarak, slaytla gösterilerek ya da sınav sonrası toplanmak üzere dağıtılarak yapıldığı zorunlu eğitim.

Ancak araştırmacılar bu iki konuda idarenin “açıklamalarını” yeterli bulmuş olacaklar ki ne mevzuatı ne de “Eğitim Dökümanı”nı merak etmişler.

Önceki sınav sistemlerini, yapılan değişiklikleri ve nedenlerini merak etmemişler.  Tıpkı araştırmanın yapıldığı 2020 yılında geçerli sınav mevzuatını merak etmedikleri gibi. Bu mevzuata göre ADB için “50 sorulu/dört seçenekli” (geçme puanı 60) bir sınav yapılması gerekiyordu. Ama araştırmacılar sınavda kaç seçenekli/kaç soru sorulması gerektiğini merak etmeyip “sınav öncesi kursunda verilen konulardan en az 60 puan” almanın yeterli olduğunu belirtmişler.  Oysa sınavı düzenleyen liman başkanlıkları hedef koyulan “Bir Milyon” rakamına ulaşabilmek adına farklı “keyfi uygulamalarla” belge “dağıttı”.  Örneğin Gelibolu Liman Başkanlığı doğru/yanlış seçenekli sadece 20 soru, Güllük Liman Başkanlığı doğru yanlış seçenekli 20 soru+çoktan seçmeli 4 seçenekli 30 soru (toplam 50 soru), keza İstanbul Sefaköy/Beşyol Gemiadamları Sınav Merkezi yine aynı şekilde doğru/yanlış seçenekli 20 soru+4 seçenekli 30 soru (toplam 50 soru) sordu ya da İdareyle ilişkisi olanlara bürokratik işlemlere gerek kalmadan belge düzenlendi.

Araştırmacılar sınava başvuran adaylardan sınav sonucu belli olmadığı halde Belge Harcı’nın neden peşin olarak alındığını da merak etmemişler.  Mevcut sınav yönetmeliğine aykırı olarak yapılan sınavları meşru kabul edip, usülsüzlükleri yok saymışlar. Yaptıkları ankette “katılımcıların %40’ı sağlanan kolaylıklar olmasa sınava girmeyeceğini” belirtmişken (soru 16), furya halinde (“her yol mubah seferberliği”) belge dağıtımını sistemin başarısı olarak sunmuşlar; %100 başarı sağlanan bir sınav/eğitim düzeninin koşullarını ve bu başarının nedenlerini sorgulamamışlar. Aksine “…eğitime katılan ve belge alan kişi sayısının son 2 yılda 522 bin kişi olması projenin başarılı olduğunun göstergesidir.”  tesbitinde bulunmuşlar.

Yüzde yüz başarı oranıyla sonuçlanan böyle bir sınav düzeninde katılımcılara sınav, eğitim, başarı gibi konularda soru sorarak gerçek bir araştırma yapmanın, tez hazırlamanın bir anlamı/değeri olabilir mi? Ayrıca yine tekrarlayayım: “…amatör-sportif denizciliğin geliştiği ülkelerde ehliyet sayısı bir başarı/gelişme ölçüsü olarak görülmez. …Ehliyet sayısının artışı denizi kullanan/denize çıkan insan sayısını göstermediği gibi insanların öğrenme düzeyinin de ölçüsü değildir. Belge değil öğrenilen/öğretilen bilgi değerlidir. Denizcilik, denizi kullanan/denize açılan, insan/tekne/sporcu/kulüp sayısını arttırmakla gelişir…”

Temel eğitim programı: “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı”

İdarenin hızla belge dağıtabilmek için hazırladığı ve “temel eğitim programı” olduğunu belirttiği “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı” çoğu -izinsiz ve kaynak gösterilmeden- Amatör Denizci Elkitabı’ndan alınan 13 şekil ve birer cümlelik 60 maddeden oluşuyor.  

Yirmi sayfalık Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’ndan bir sayfa (sayfa 9)

Yazılı metinleri “acaba kimse okumadı mı, kontrol etmedi mi?” dedirten bu “Eğitim Dökümanı’nda temel  kaynak olarak kullanılan Denizcinin El Kitabı (Denizcilik Müsteşarlığı, 2010) için Ulaştırma Bakanlığı’na  23.08.2010 tarihinde, “intihal, yanlış, eksik ya da anlatım bozukluklarını, özensizlikleri” 3 sayfada örnekleyerek  “bu tür yayınlar ne denizciliğe, ne de kurumlara bir değer katar” diyen bir dilekçe göndermiştim (linki buraya bıraktım). Denizcinin El Kitabı bir “kaynak değeri” olmamasına rağmen bu eğitim dökümanının da temel kaynağı olmuş. Bu nedenle döküman birçok ifade/bilgi yanlışı ve anlamsız cümle içeriyor. Böylesine niteliksiz bir dökümanı, slaytla göstererek, okuyarak ya da sınav sonrası toplanmak üzere dağıtarak yapılan bilgilendirme faaliyetine belki “tanıtım” denebilir ama “eğitim” denemez. Oysa katılımcılara sorulan on dokuz sorudan 9’u “eğitim” olduğu iddia edilen bu süreç hakkında.

Sınav sonrası, liman başkanlığı işbirliği ile 522 katılımcıya evet/hayır şıklı, dokuzu eğitimle ilgili çoğu bir anlamı olmayan, ikisi hatalı ( 4. ve 9. sorular), on dokuz soru sorulmuş. İstatistiki temsil gücü açısından ayrıca ele alınması gerekse de eğitim durumu, yaş, cinsiyet, yüzme ile ilgili soruların bir veri değeri var. Ancak deneklerin durumu/araştırma ortamı (sınavdan çıkmış deneklere sınav alanında anket yapılması), anketin dayandığı varsayımlar ve ölçme gibi bir anketi değerlendirebilecek teknik veriler açısından da bakıldığında -katılımcıların %84’ünün verilen eğitimi faydalı bulduğu- böyle bir anket yöntemi üzerine bir değerlendirme yapmanın anlamsızlığı ortadadır.  Ayrıca eğitimin uygulamalı olması gerekliliği (%76) cevabı gibi bazı soruların cevaplarını “bir ankete gerek olmaksızın” gözlem ya da başka yollardan edinmek zaten mümkün.

Yanlış bilgiler ve anlamsız kaynaklar

Mevzuatta profesyonel denizci-amatör denizci ayrımı çerçevesinde “ticari tekne-özel tekne” tanımları varken araştırmacıların bu farkı bilmeden “şahsa ait” tekne diye bir tanım uydurmaları (ticari tekne de şahsa ait olabilir –doğru hukuki tanım şahıs değil, “gerçek kişi”dir), bu konuda soru sormaları ve kişilerin “ADB ile şahsa ait 24 metreye kadar tekneleri kullanabileceklerini” ileri sürmeleri araştırdıkları konudan ne kadar uzak olduklarının göstergelerinden biri sayılabilir. Mevzuatımıza göre ADB/Amatör denizci belgesi ile özel tekne kullanılabilir, ticari tekne kiralanabilir ama ticari faaliyette bulunulamaz.

Araştırmanın sonunda yer alan kaynakçadaki “yetersiz ve anlamsız” kaynaklar da araştırmacıların konuya hâkimiyeti açısından değerlendirilebilir. Böylesine güncel bir konuyu araştıran tezde konuyla ilgisi olmayan 1958’de yazılmış Dz. K.K. yayını “Gemi Sevk ve İdaresi” kitabının yer almasının kaynakçayı şişirmek dışında bir anlamı olmasa gerek.  Değişen mevzuattan söz edebilmek için güncel kaynakların kullanılması  gerekirken 1982’de basılmış sınav kılavuzu bize hangi güncel bilgiyi verebilir? Ya da Türkçesi dururken İngilizce IMO kaynaklarına atıfta bulunmanın anlamı nedir? Zaten metin içinde bu tür kaynaklara (örneğin; Anonim, 1958; Anonim 1982) referans verilen yerlerin bu kaynaklarla bir ilgisinin olmadığı açıkça görülüyor.

Araştırmacılar UAB/Bağlama Kütüğü kayıtlarını esas alarak “Çanakkale’de amatör denizci belgesi ile kullanılabilen 725 tekne” bulunduğunu ileri sürmüşler. Oysa Bağlama Kütüğü sayıları asla gerçek durumu göstermiyor. Birkaç tekne/balıkçı barınağı dolaşılsa ya da ankete bu durumu sorgulayacak “(Varsa) Özel tekneniz Bağlama Kütüğü’ne kayıtlı mı?” gibi bir soru eklense anlamlı bir veri elde edilmiş olabilirdi. Çünkü anlamsız bürokratik işlemleri nedeniyle denizciler 5-6 metreye kadar olan teknelerini zorunlu olmadıkça/zor durumda kalmadıkça Bağlama Kütüğü’ne kaydetmiyor. (Bir Bağlama Kütüğü kaydı hikâyesi için şu yazıdaki “UDHB/Bağlama Kütüğü Uygulamaları” bölümüne bakın)

Araştırmacıların haberi olmasa da amatör denizciliğin durumunu değerlendirilirken ele alınması gereken önemli bir nokta10 BG/beygir gücü altındaki teknelerin ADB olmadan da kullanılabileceği gerçeğidir. Bağlama Kütüğü verileri ne yazık ki herhangi bir ayrıntı vermiyor ama yürürlükten kaldırılan Özel Tekne Belgesi (2008-9) istatistiklerine göre özel teknelerin %52’sinin motoru 10 BG’den az. Yani tekne filomuzdaki teknelerin yarısını ehliyetsiz kullanabilmek mümkün.

Akademik durum

Araştırmacıların son değerlendirmeleri “loça ağzından direk tepesine dek” usülsüzlüklerle, hatalarla dolu bu çağdışı uygulamaya “akademik” bir destek, hatta ilgili bakanlık/liman başkanlığı uhdesinde yapılmış bir PR çalışmasının son sözleri sayılabilir:  “…bu çalışmada katılımcılara uygulanan anketler göstermiştir ki, Çanakkale bölgesinde bu yeterliliğe talebin çok yoğun, eğitimlerin çok faydalı ve kişilere denizciliği sevdirme konusunda başarılı bir uygulama olduğu söylenebilir.”

“Araştırma” adı altında “suya-sabuna dokunmayan” böyle bir çalışmanın yapılabilmesi üniversitelerimizin halini göstermesi açısından da üzüntü verici ama ülkemizin uluslararası eğitim endekslerindeki yerine göre bu tür araştırmaların varlığı/yaygınlığı şaşırtıcı olmasa gerek. Ülkemizin Akademik Özgürlük endeksindeki yeri hızla geriliyor. Son verilere göre endeksteki yerimiz 179 ülke arasında 166. sıraya indi. Türkiye’nin endeks puanı ise 2012- 2022 arasında 0,43’ten 0,08’e geriledi.[1] Bir parti üniversitesine dönüştürülmeye çalışılan Boğaziçi Üniversitesi’ndeki akademik ve hukuksal direnişin başarılı olmasını dileyelim.

İktidarın hedeflediği insan ve toplum tasavvuru için dayattığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin gündemde olduğu şu günlerde dileriz araştırmacılar bundan sonra tez/araştırma konularını daha geniş bir çerçevede ele alır, sadece resmi açıklamalarla/verilerle yetinmez, kendi kurumlarına karşı da olsa eleştirel olmaktan kaçınmaz, gelecek projeksiyonu açısından da bir anlamı/değeri olan anketler/çalışmalar yaparlar.


[1] Türkiye Akademik Özgürlük Endeksi’nde Kuzey Kore ile aynı lige düştü: 179 ülke arasında 166. sırada | Euronews (26.12.2023)

Bağlantılı yazı bkz: Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin

Similar Posts

  • |

    “Pupanız Yelken Olsun…”

    Bakanlığın yıllar önce onbinlerce bastırıp dağıttığı bir kitapta[1] yer alan, başlıktaki anlamsız/uyduruk kullanımı okuyunca, güler misin ağlar mısın demiştik ama son 20 yıldır UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının  (Denizcilik Genel Müdürlüğünün) amatör denizcilerle ilgili yayınları/mevzuat değişiklikleri gülüp geçilecek gibi değil ne yazık ki.

    Bu yıl başında amatör denizci sınavı/belgesi, tekne kullanımı/donatımı ve denetimi/yaptırımları hakkındaki “Özel Teknelerin Donatımı ve Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik” yeniden değişti ki bu, 2004’ten beri, amatör denizcilik mevzuatındaki (dördü asli) onuncu değişiklikti.[2] Bu ve benzeri yalpalamaların[3] temelinde UAB’nin gemiadamı bürokratlarının amatör denizciliği ticaret denizciliğinin gözüyle “iş-meslek” olarak algılayan, özel/ticari tekne farkını, hukukunu önemsemeyen, dünyadaki örneklerden habersiz, gel-gitli donanımsız özgüveni yatar.
    Ocak ayında yayımlanan Özel Teknelerin Donatımı… yönetmeliği Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek. Bu yönetmelikte de çok çapariz var ama bunların hepsini değil, önemli gördüklerimi ele alacağım. Çünkü önceki yönetmeliklerdeki hataları/yanlışları birçok yazıda karşılaştırmalar yaparak/önerilerle, ayrıntılı olarak ele almaya çalışmıştım, ancak zorunlu ya da kısmi düzeltmeler yapılsa da endâzesizlik sürüp gitti. Örneğin belgelerdeki (ADB) İngilizce yanlışları 2023 yönetmeliği ile düzeltilse de yakın geçmişte “dağıtılan” yüzbinlerce belgedeki yanlışlar düzeltilmeyi bekliyor. Tekneyi başkasının kullanabilmesi için sahibinin ıslak imzası yeterliyken, değişiklikle noter/liman başkanlığı onaylı yetki yazısı zorunluluğu getirilmişti ki, bu yönetmelikte eş ve çocuklar için kaldırılarak kısmen iyileştirildi (ama liman başkanlığı onayı paralı hale getirildi: 1000 TL).

    Yanıt gelmeyecek olsa da not düşmek isterim: Bu değişiklikler yapılırken ilgili kurumlarda nasıl bir tartışma/araştırma oluyor, ya da oluyor mu? Olduysa neler, kimlerle, hangi kurum ve kuruluşlarla konuşulup/tartışılıyor? Tekne filomuzun/coğrafyamızın özel durumu dikkate alınıyor mu, dünyadaki örneklere bakılıyor mu? Yapılan yanlış uygulamaların bir eleştirisi oluyor mu? Dünyayı dolaşmış “deniz kurdu” diyebileceğiniz denizcilerimizi, muhatap alıp bilgilerinden/deneyimlerinden faydalanmak yerine, “ADB 24 ‘teorik eğitimini’ beş yıl içinde tamamlamazsanız artık 10 metre üzeri tekne kullanamazsınız”, diyebilmek nasıl bir aklın ürünüdür, insan merak ediyor.

  • |

    Deniz Seyahati (1944-1945)

    Sunuş : “…kışın deniz yolculuğunun kötülüğünü de anlamış oldum” / Sezar Atmaca

    Daha önce (Kasım 2022’de) yayımladığımız Samsun’da Deniz Faaliyeti (1945-46) yazısının sunuşunda  bu sahafiye belgeden de söz etmiştik:

    “Yöresindeki iktisadi/ticari konuları ele alan 1940’lı yıllarda hazırlanmış benzer ödev örneklerine de rastladım. Örneğin Güney illerimizden Mersin’deki (Gilindire, bugünkü Aydıncık) bir kış yolculuğunu anlatan Deniz Seyahati (1944-45) başlıklı ödev de bir arkadaşımın arşivinde yer alıyor. Samsun-Mersin gibi birbirine çok uzak iki ilimizin okullarında benzer ödevlerin hazırlanması 1940’larda bu tür ödevlerin MEB talimatları çerçevesinde yapıldığını düşündürüyor. Eğer öyleyse benzer birçok ödev günyüzüne çıkabilmek için araştırılmayı/bulunmayı bekliyor demektir.”

    Sevgili arkadaşımız Murat Koraltürk’e bu sahafiye belgeyi bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz.

    Kapakla birlikte 8 suluboya renkli çizimin yer aldığı bu ödevi, Silifke’de lise son sınıf öğrencisi olan, 18 yaşındaki Kâmil Doğruöz hazırlamış. Kalın karton kapaklı, 21×14.5 santim ebadında, tel halkalı, sayfa aralarına pelur kâğıt sayfa eklenmiş, her sayfasında bir tekne çizimi olan özenli bir ödev Deniz Seyahati (1944-45). Samsun’da Deniz Faaliyeti’nde olduğu gibi bu metinde de epey imla/yazım hataları varsa da ödevin güzelliğine gölge düşürmediği gibi o dönem bunlara çok önem verilmediğini de gösteriyor. Resim altındaki açıklamalar metinle karıştığı için, yeşil çizgiyle resim altyazısı ile metni ayırdım.

    Kâmil Doğruöz’ün ailesinin yaşadığı Gilindire o dönemde  yerlilerin Kelindir dediği Gülnar kazasının merkezi. İlçeye adını veren Gülnar, şimdiki adı Aydıncık olan Gilindire/Kelenderis kasabası.

    Bayram tatilinde ailesini görmek için Silifke’den Gilindire’ye gelen Kâmil Doğruöz, dönüşte kızkardeşini de yanına alarak Akbaba motoru ile Taşucu’na oradan da arabayla Silifke’ye gitmek üzere 1 Aralık 1944’te (bir kanunievvel) “deniz seyahati”ne başlar. Yelken açan teknenin sereni kırılır, tamir edilir, hava sertleşince tekrar kırılır, motor çalışmaz, fırtınayla baş edilmeye çalışılır. Akbaba, Tekin ve Aygır tekneleri aynı yolun yolcusudur. Uğranılan, sığınılan limanlar, koylar, arızalanan/yedeklenen tekne, yelken tamiri, makine tamiri, balık avı, kıçtan kara, gece yelken seyri… Bir hafta süren, yaklaşık 35-40 millik maceralı bir deniz yolculuğunu anlatan kısa bir ödev metni “Deniz Seyahati”.

    Seyirde karşılaşılan sorunlarla uğraşılırken kız kardeşine cesaret vermeye çalışan Kâmil Doğruöz selametle karaya ulaşınca doğal olarak kışın yapılan bu seyre ihtiyatla yaklaşmış:

    “ Bu seyahatimde heyecanlı dakikalar ve tehlikeler atlatmakla cesaretimin artması ile beraber kışın deniz yolculuğunun kötülüğünü de anlamış oldum.”

    Deniz Seyahati’nin, rotasını bölgenin SHOD haritasının ilgili parçasında göstermeye çalıştım:

  • | |

    TYF/ Türkiye Yelken Federasyonu’nun ADB Uygulama Eğitimi Programı: RECAP ve DEBRIEF

    UAB/ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve TYF/Türkiye Yelken Federasyonu arasında gerçekleştirilen protokolün ardından “Yelken Kulüplerinde” uygulamalı eğitimler başladı. Buna göre, bakanlık bünyesindeki 10 saatlik teorik çevrimiçi eğitimlere, Yelken Kulüpleri eliyle denizde verilecek dört saatlik uygulamalı yüz yüze eğitim eklendi. Bu iki eğitimi başarıyla geçenler yine bakanlık bünyesinde çevrim-içi (online) yapılan ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavlarına girebilecekler.

    Üç aşamalı yeni sınav düzenini değerlendiren ilk yazıda UAB/TYF protokolü ve uygulamanın esasları belli olduğunda daha doğru değerlendirmeler yapılabilir demiştim ama açıklamalar/uygulamalar, soruları ve endişe duyulacak konuları arttırdı.

    TYF’nin ADB/Amatör Denizci Belgesi Uygulama Eğitimi programı için kestirmeden bir “recap ve debrief” (özet ve değerlendirme) yapalım. Modüllerden oluşan bu program belli ki İngilizce bir kaynaktan kes-yapıştır usulüyle hazırlanmış. Bunun izlerini, başlıkları yayımlanan üç sayfalık eğitim modülünün dilinde görmek mümkün:

    LAUNCH, SPORTS BOAT, HULL ÇEŞİTLERİ, RIB (RIF INFLATABLE BOAT), COOLING WATER INLET, KILL CORD, DRIFT, MAN OVER BOARD, RECAP VE DEBRIEF gibi kullanımlar yanında (RIF de RIGID olacak herhalde) “TORNİSTON”, “ÇAPALAMA” gibi bir “eğitim” programında olmaması gereken hatalar da var.

  • |

    İstanbul Boğazı Rejimi Tarihi Üzerine…

    TÜDAV/Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, Japonya’da dışişleri bakanlığı ve başbakanlık görevlerinde de bulunmuş Dr. Hitoshi Ashida’nın “İstanbul Boğazı Ulaşım Rejimi Tarihi Üzerinde Araştırma” isimli eserini Japonca’dan Türkçeye kazandırdı.

    Türkiye ile Japonya arasındaki diplomatik ilişkiler 1924 yılında resmen tesis edilip, ertesi yıl karşılıklı olarak büyükelçilikler açılınca Dr. Hitoshi Ashida  da Türkiye’de  göreve başlamış. Ashida, kariyerinin erken dönemlerinde Sovyetler Birliği’nde diplomat olarak bulunduğu sırada Türk boğazlarına ilgi duymuş. 1925-1929 yılları arasında Türkiye’de Japonya Büyükelçiliğinde başkatip (birinci sekreter) olarak görev yaptığı dönemde “İstanbul Boğazı Ulaşım Rejimi Tarihi Üzerinde Araştırma” isimli çalışmasıyla doktor unvanını almış ve bu eser 1930’da Tokyo’da Japonca olarak yayımlanmış. Ashida, 1947’de Japonya dışişleri bakanlığı ve 1948’de başbakanlık görevlerinde de bulunmuş.

    Türk-Japon diplomatik ilişkilerinin 100. yılı dolayısıyla TÜDAV tarafından 2024’te Chieko Adachi çevirisiyle Türkçeye kazandırılan bu eser, 1930’a kadar Türk boğazlarının tarihsel gelişimini ve uluslararası önemini inceleyen kapsamlı bir çalışma.

    İstanbul ve Çanakkale Boğazları, tarih boyunca jeopolitik bir düğüm noktası olarak görülmüş; askeri ve ticari açıdan kritik bir geçiş hattı olmuştur. Ashida, 1930’a dek ele aldığı Boğazlar rejimini yalnızca Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından değil, Süveyş, Panama vb. örneklerle küresel deniz hukukunun gelişimi bağlamında da ele alıyor, tarihsel ve hukuki bir çerçeve sunuyor.
    ….
    Kitap, İstanbul Boğazı’nın tarihsel ve hukuki boyutlarını derinlemesine ele alarak, akademik ve diplomatik bir bakış sunuyor. Özellikle deniz hukuku, uluslararası ilişkiler ve Türkiye’nin jeopolitik konumu üzerine çalışanlar için öngörüleri günümüze dek uzanan değerli bir kaynak “İstanbul Boğazı Ulaşım Rejimi Tarihi Üzerinde Araştırma”.

  • |

    Amatör Denizciler İçin Sınav Soru Bankası Hakkında

    Amatör Denizci ve Kısa Mesafe Telsiz (KMT) Belgesi sınavı yapma/düzenleme yetkisi ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’nda iken (2005-2013) çevrimiçi (on-line) sınavlar için gerekli sınav soru bankasını ADF eğitmeni Tunç Tokay’la birlikte hazırlamıştık. Soruların kaynağı ADEK/Amatör Denizci Elkitabı ve Kısa Mesafe Telsiz Elkitabı’ydı.

    Soruların hazırlanmasında sevgili arkadaşım Tunç Tokay’ın emeği benden çoktur, özellikle çizimlerin hazırlanmasında ve seyir/navigasyon sorularında. Prof. Dr. İrfan Papila ve Âli San kendi bölümleriyle ilgili sorulara katkı yapmışlardı. Teoman Arsay abimiz de bazı bölüm sorularını tekrar gözden geçirmişti.

    Hazırladığımız soru bankasından seçtiğimiz soruları bölümler halinde yayımladıkça ADEK ve KMT SORU BANKASI dosyasına pdf olarak ekleyeceğiz.

    ADEK/Amatör Denizci Elkitabı ve Kısa Mesafe Telsiz Elkitabı  başta olmak üzere ilgili kitapları/kaynakları ve bildiklerinizi kullanarak cevaplar üzerine düşünmeyi/sorgulamayı teşvik için şimdilik cevap anahtarı yayımlanmayacak.

    Amatör denizci eğitimiyle/sınavlarıyla/sorularıyla ilgili birçok yazı yazmış bu konulardaki gidişatı eleştirip, hataları/yanlışları göstermeye çalışmıştım. Belge/eğitim zorunluluğu yerine öğrenmenin teşvik edilmesi gerektiğini ileri süren ya da bakanlığın ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin (daha sonra ADED) ve sorularının sığlığını/hatalarını ve bugün gelinen noktayı örnekleyen yazılar gibi. Bu konularla ilgilenenler aşağıdaki yazılara bakabilirler.

    •ADES /Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin Dünü ve Bugünü… (2014/Ekim 2021)

    •Belge/Eğitim Zorunluluğu Yerine Öğrenmeyi Teşvik… – Denizcinin Günlüğü (2014/Şubat 2014)

    •Amatör Denizciler İçin Yeni “Sınav/Eğitim veya Vesayet” Sistemi / Sezar Atmaca (Ocak 2023)

    •TYF/Türkiye Yelken Federasyonu’nun ADB Uygulama Eğitimi Programı: “RECAP ve DEBRIEF” / Sezar Atmaca (Mayıs 2023)

    •Spor Politikası, ADF, TYF, Kulüpler, Gruplar ve Reis Evi / Sezar Atmaca (Mart 2024)

  • | |

    ADES /Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin Dünü ve Bugünü…

    ADES, denizcilik bürokrasisinin amatör-sportif denizcilik hakkındaki bilgisini/tasavvurunu, duyarsızlığını, hesap vermeme ve denetimsizlikten kaynaklanan donanımsız özgüvenini, alabora olan zihniyetini, heder edilen kamu kaynaklarını gösteren baştan sona ibretlik bir hikâyedir. Hikâye uzun ama önce bir özetini yapıp sonra da unutulmasın ve kayda geçsin diye Denizcilik Müsteşarlığı’na, UDHB ve UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na yaptığım başvuruları/şikâyetleri ve verilen cevapları “ADES YAZILARI / YAZIŞMALARI” dosyasında sıraladım. Yazdıklarımı karalamak, ADES’i haklı gösterebilmek için ilgili bürokratların düştüğü seviyeyi gösteren konuşmalar da bu dosyada yer alıyor.

    Aslında karaya oturmuş fantezileri uğruna “kamu kaynaklarını heder eden” bürokrasinin iddialarındaki, dilekçelere verdikleri cevaplardaki, nobran/ üstten konuşan/hesap vermez/denetlenemez (ve artık cevap bile vermez…) dil, ülkemiz hakkında anlamak isteyenlere çok şey söylüyor…