|

Denizcilik Bürokrasisinin 15 Yıllık Çapa Çupa Uygulamaları

Sezar Atmaca

 “Hiçbir sorun onu yaratan bilinç düzeyiyle çözülmez.” (Einstein)

Buradaki yazılar “mevzuat/ kurum, eğitim, kitap, kültür” gibi farklı dosyalarda görünse de hepsi “denizcilik bürokrasisinin ‘yaptım-oldu’ uygulamalarıyla (+e-denizcilik projeleriyle)” ilgili olduğu için yazıları konularına bakmadan bu dosyaya taşıdım. Uygulamaların “dünü ve bugününü” karşılaştıran/değerlendiren yazılar ekledim. Böylece amatör-sportif denizcilikle ilgili kamu kaynaklarını heba eden, keyfi/hesap vermez, kimi çağdışı, tuhaf, “çapa çupa[1]” uygulamaları, bürokrasinin düzeyini, daha derli-toplu görmek/değerlendirmek mümkün olabilir.

Şüphesiz kamu yönetiminde bu tür uygulamalar sadece amatör-sportif  denizciliğe ilişkin değil, örneğin yazar Erhan Bener’in “Bürokratlar” kitabında hicvettiği “devlet işlerinin” yürütülmesindeki anlayışların değişmesi için ülkede/kamu yönetiminde tepeden-tırnağa pek çok şeyin yeni bir perspektifle ele alınması gerekiyor. Uygulamaların ilgili paydaşların katılımıyla, ortak akılla yapılmasını dileyelim.

Çapa çupa uygulamalar eleştirilmez/tartışılmaz ve herkes kendince bu tür uygulamaları fırsata çevirmeye çalışırsa gidişatı değiştirmek/dönüştürmek/geliştirmek, amatör-sportif denizcilikle ilgili “düğümü” çözmek veya gevşetmek mümkün olmaz. Uygulamaların sorgulanmaması, keyfi ve hukuksuz davranışlara/uygulamalara yeterince tepki gösterilmemesi, kulüplerimizin/federasyonlarımızın güçsüzlüğünün işareti  sayılabilir. Oysa kamu yönetimi/bürokrasisi gözlemlendiğini bildiği zaman en azından çağdışı, keyfî ve hukuksuz davranışlardan/uygulamalardan kaçınabilir.

Peki Bakanlığın adının üç kere değiştiği[2] son 15 yıldaki uygulamalar neden çapa çupa, hatta çağdışı? Bürokrasinin hiçbir rakam olmadan, inceleme yapmadan, dünyadaki örneklere bakmadan, profil çıkarmadan,  tartışmadan, bilgi vermeden, ilgili taraflar arasında bir zemin oluşturmadan, kanılarını/akıl yürütmelerini gerekçe olarak ileri sürüp bir oldu-bittiyle “mevzuatı değiştirmesi” ya da “proje” diye sunması çağdışılıktır.

“Denizcilik kültürü” aşılamak; “denizci millet, denizci ülke” hedefine ulaşmak; “insanlarımızın yüzünü denizlere çevirerek ufkun ötesini görmelerini sağlamak” gibi ulvi amaçlarla yapıldığı belirtilen aşağıda son 15 yılı özetlenen bakanlık “yaptım-oldu” uygulamalarının  gidişata bir değer katmadığı, dünyadaki örneklerden habersiz iddialarının slogandan öte bir anlamının olmadığı, kaynakları heba ettiği  söylenebilir. Çünkü “…asli görevi deniz ulaştırması ve ticaretini düzenleyip geliştirmek olan UDHB’nin (şimdi UAB) gemiadamı bürokratlarının hazırladığı amatör/sportif denizciliği ilgilendiren mevzuat değişikliklerinin sürekli “pervaneye halat/zincir dolaması”nın temelinde amatörlüğü, ticaret denizciliğinin gözüyle “iş-meslek” olarak algılayan, özel tekne/ticari tekne farkını bilmeyen/algılayamayan ya da denizciliğin diğer alanlarını ticaret denizciliğinin bir parçası/ figüranı olarak gören, amatör denizciliğin temsiline de izin vermeyen/ihtiyaç duymayan, daha genel bir deyişle kamu politikalarının oluşturulmasında STK’larla birlikte çalışmaktan uzak bir anlayışı yatar…”[3]

Kimi uygulamalardaki “bilgisayar tabanlı eğitim/e-denizcilik” gibi çağdaş/teknolojik araçlar görüntüyü/zarfı kurtarsa da, mazrufa bakılınca kamu yönetimine sırtını dayamış bürokrasinin “donanımsız özgüveninin” yol açtığı zamanı, insanları, emekleri ve maddi kaynakları heba eden “yaptım-oldu uygulamalarının” enkazlarıyla karşılaşılır.

Tekrara düşmek adına[4] “çağın gerektirdiği asgari (çağdaş) koşulları”hatırlatmak isterim: “…amatör/sportif denizciliği geliştirmek merkezi gücün paylaşılarak sivil toplumu cesaretlendirecek, bürokrasiyi azaltacak demokratik uygulamalarla mümkün. Amatör/sportif denizciliğin gelişebilmesi başta UAB olmak üzere İdare’nin yetkilerini federasyon, kulüp, dernek, şirket vb. kuruluşlar eliyle kullanmasına, paylaşmasına bağlı.”

“Gemi yutturmaca ustalık gösterilerine katlanamaz”

(Ömer Bozkurt, “Sunuş”, Denizden Yansıyan, Joseph Conrad, Everest Yay. 2018)

Aşağıda, denizcilik bürokrasisinin düzeyini gösteren, “ayrıntıları/çapariz örnekleri, güncel durumlarının değerlendirilmesi” dosyadaki yazılarda/yazışmalarda yer alan yaklaşık 15 yıllık uygulamaların özeti var. Aslında buraya eklenebilecek benzer birçok uygulama var. Örneğin Özel Teknelerin Kayıt, Belgelendirme ve Donatımına İlişkin Yönerge’de (2006) yapılan değişiklikle ADEK/Amatör Denizci Elkitabı, bir süre Uluslararası UDÇÖT/Çatışmayı Önleme Tüzüğü kitabının yanında her teknede bulunması zorunlu yayınlar arasına katılmış, yani bürokrasi marifetiyle bir “tekel” durumu yaratılmıştı. Bu durumu öğrenince “Kişi denizciliği ADEK’ten öğrenebileceği gibi başka kitaplardan, kaynaklardan da öğrenebilir. Dilerim bu zorunluluk bir an önce kaldırılır.” diye yazdım (Bkz. İlgiyi Bilgiyle  Zenginleştirmek, Yelken Dünyası, Şubat 2007) ve sonrasında ADF’nin girişimiyle mevzuat değiştirilerek bu tekel durumuna son verildi.

Denizcilik bürokrasisinin 15 yıllık “çapa-çupa (=yararsız, değersiz, işlevsiz)” uygulamalarının özeti şöyle:

  1. Bakanlık yayınları

Kamu kaynaklarını heba eden niteliksiz/içeriksiz, sığ, hatalarla/yanlışlarla dolu vasata bile varamayan, kes-yapıştır (ve intihal) yöntemiyle hazırlanmış, kimi binlerce, kimi yüzbinlerce basılıp-dağıtılan ya da “ADB eğitiminde kullanılması zorunlu” olan yalapşap yayınlar: Küçük Denizcinin El Kitabı (2007, 32 sayfa), Denizcinin El Kitabı (2011, 82 sayfa), Denizciliği Öğrenelim (2011, 86 sayfa), ve bir “zorunlu” eğitim dökümanı: “Amatör Denizci Eğitim Dökümanı” (2018, 24 sayfa). Denizcinin El Kitabı’ndaki usulsüz ve izinsiz kullanımlar nedeniyle UAB tazminata mahkum oldu.

2. Eserden usulsüz, izinsiz alıntı…

UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, uyarılara rağmen, onca emek ve masrafla hazırlanmış ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’ndan kes-yapıştır yöntemiyle izinsiz/usulsüz, sanki kendileri yazıp çizmişler gibi alıntı yaptığı için 2011 ve 2016’da açtığım davaları kaybetti  ve  2019’da “haksız rekabet, eserden usulsüz, izinsiz alıntı” nedeniyle tazminat ödemek zorunda kaldı.

Ancak 2018’de“ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı” yayımlanınca UAB’nin yayınlarını hazırlayan “uzmanların” hukuk tanımayarak aynı yol ve yöntemle yola devam ettiği görüldü. “Bir eğitim dökümanı olmaktan uzak, kötü hazırlanmış, yanlış ifadelerle dolu “Amatör Denizci Eğitim Dokümanı”nda tarafımdan izin alınmadan ADEK’ten alıntı çizimlerin/metinlerin kullanılması etik ve ahlaki midir, mevzuata uygun mudur?” diye sordum ama cevap veren olmadı

3. Türk bayrağına geçiş tebliği çaparizleri

Türk bayrağına geçişi teşvik için 2009’da çıkarılan tebliğ ve bağlı mevzuat değişiklikleri içerdiği çaparizler nedeniyle defalarca değiştirilse de %70 olarak ifade edilen hedef fiyaskoyla sonuçlanarak “karaya oturdu”. Beş yıl sonra UDHB’nin başarısızlığını gidermek için bazı cebri uygulamalara niyetlendiği duyulduysa da bir uygulama olmadı. (Hedeflerin çok altında kalarak başarısızlığı tescillenen tebliğden/eleştirilerden/uygulamadan ders alınarak yerine 2017’de amaca uygun, hedefine ulaşan yeni bir tebliğ yayımlandı. (Son onbeş yıldaki tek olumlu uygulama… ).

4. Yurda sokulan usulsüz/kayıtdışı botlar

Diğer yandan 2009’da yabancı bayraktan Türk Bayrağına geçen ~1250 tekneyle birlikte gelen botlar da usulsüz/kayıtdışı olarak yurda sokuldu, Bağlama Kütüğü’ne kaydedilmedi, bunu soran da, hesabını veren de olmadı. (Aynı konu 2017 tebliğinde nasıl halledildi, halledildi mi bilmiyorum…)

5. Özel Tekne Kaydı uygulamasından Bağlama Kütüğü ucubesine

Tekne kaydı için ADF önerileriyle oluşturulan, “özel teknelerin kaydını” teşvik eden, yol gösteren, basit/sağlıklı, istatistiki bilgiyi amaçlayan Özel Teknelerin Donatımı, Kaydı ve Belgelendirilmesi (Mart, 2008) sistemi yerine “her türlü teknenin” kaydedildiği Bağlama Kütüğü (Eylül, 2009) uygulamasına geçildi. Deniz hukukçularının “ucube”, “imalat kaçağı” olarak nitelediği sistem o kadar iyi hazırlanmıştı ki eleştiriler karşısında, yayımından altı ay sonra 39 maddelik Bağlama Kütüğü Yönetmeliği’nin 19 maddesi değiştirilmek zorunda kalındı. Yeni düzenleme nedeniyle Amatör denizciliğimizin sembol teknesi Kısmet kütüğe “Kismet” olarak kaydedildi!

Yayımlanan Bağlama Kütüğü istatistiklerinde sadece tekne boyu/kayıtlı olduğu yer ve gemi cinsleri bazında dağılım sayıları yer alırken yelkenli/motoryat sayısı, özel tekne sayısı yer almıyor.  Bakanlık tekne kayıt harcı/vize bedeli vs. almasını biliyor ama ayrıntılı bir istatistik tutmayı beceremiyor.

İki farklı zihniyeti temsil eden iki kayıt sisteminin (Özel Tekne/Bağlama Kütüğü) karşılaştırmalı incelenmesi denizciliği teşvik etmek ile bu alandaki hevesi/merakı cezalandırmanın/caydırmanın, yoldan çıkarmanın, “aracıya yönlendirmenin” farkını gözler önüne seriyor.

6. Mavi Kart ve DAU Uygulamaları

Bakanlığın  katkılarıyla hazırlanan, düzenleme/işletme ve denetimi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait olan deniz kirliliğini önlemek için çıkarılan atık toplama/denetleme uygulamaları. Önce yöresel olarak, 2016 sonrası da her yerde uygulanmaya başlayan amatör denizcilere saç-baş yolduran Mavi Kart uygulaması “yargıya takılınca” yerine 2020’de DAU/Denizcilik Atıkları Uygulaması getirildi (o da hemen revize edildi…). Tekne boyu/kapasite/seyir süresi… vb. ilgili maddeleri ve kapasite/teknoloji olarak yetersiz sıvı atık alım tesisleri nedeniyle -verilen cezalar hariç- kâğıt üzerinde kalan uygulamalar…Örneğin Mavi Kart uygulamasında “…günde onlarca kişi taşıyan ticari tur tekneleri ile özel teknelerin tank kapasitesini aynı kefeye koyup, kişi başına saatte 10 litre atık hesaplayan, 9-10 metrelik bir özel teknenin ~50 litrelik bir atık tankı olduğundan bihaber…” bürokrasi nedeniyle birçok amatör denizci para cezası/tekne bağlanması/mahkemeye sevk gibi uygulamalara muhatap oldu.

7. Heba edilen fırsatlar: Sivilleşmeye/işbirliğine hayır…

Bakanlık Amatör Denizci Belgesi (ADB) ve Kısa Mesafe Telsiz(KMT) Belgesi sınavını düzenleme yetkisinin Amatör Denizcilik Federasyonu’na (ADF) devretmesi  “bürokrasinin azaltılması ve devletin gölgesini bu alandan çekmesi” nedeniyle 2005’te “denizcilikte yılın en önemli olayı” seçilmişti. Çağdaş ve hakkaniyetli bir sınav/değerlendirme sistemi kurmaya uğraşan ADF üye kulüpleriyle yurt çapında kurdurduğu çevrimiçi (on-line) sınav sistemi ile bürokratik işlemleri azaltarak, “aracıları” ortadan kaldırarak çok önemli bir adım attı.  Hatta sistemin işleyişinden etkilenen UDHB aynı düzeni “gemiadamı  sınavları” için de kurdurdu… Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, sözleşmesiyi yenilemediği için ADF’nin sınav yetkisi Ağustos 2013’te sona erdi. Böylece bakanlık ADF’nin kurduğu sistemi heba ederek amatör/sportif denizcilikte “sivilleşmeye/işbirliğine” hevesli olmadığını gösterdi. ADF kurduğu ADB/KMT Sınav sisteminin yazılımını (altyapısını) ve soru bankasını UAB’ye devretti  (ki ADF’nin bakanlığa teslim ettiği ADB/KMT sınavları soru bankasının %90’ını Tunç Tokay’la birlikte hazırlamıştık…).

8. Pratik eğitim iddiası beş yıl süren ADES…

UDHB “hiç eğitim almadan ehliyet alma döneminin sona ereceğini, bilgisayar tabanlı, evinden internete girip, eğitim alıp sınavlara girerek ve teknede de pratik eğitim alıp sınavına girerek ehliyetin…” alınacağı yeni sınav sistemi ADES’i tanıttı (2014). Buna göre ADB sınavına girebilmek için ades.udhb.gov.tr adresinden verilmekte olan ADES Uzaktan Eğitimlerini tamamlama şartı getirilmişti. Uzaktan eğitimi tamamlayan (başaran) adaylar aldıkları belge ile ADB sınavına girebileceklerdi (ADES+ADB Sınavı). Başlangıçta açıklanan devlet memurlarının amatör denizcilere “teknede pratik eğitim” vereceği iddiasından daha sonra söz eden olmadı… ADES’in mevzuat ve içerik yönünden yanlışlarını ortaya koyan eleştirilere Bakanlık bürokratları yalan ve tahrifat dolu, parodi olabilecek gerçek dışı cevaplar vererek düzeylerini gösterdiler.

Önce 2019-23 Stratejik Planı’nda ADES sisteminin kolaylaştırılması “ihtiyacı”ndan söz edildi, daha sonra da beş yıl dolmadan ADES’ten vazgeçildi, uygulamaya konulan “Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”(2018) ile sınava girmek için ADES’i geçme/başarma şartı  kaldırıldı.  Yerine UAB’nin açıklamasına göre Bir Milyon Amatör Denizci  projesi kapsamında ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı ile “kısa bir eğitim basit bir sınav” uygulamasına geçildi.

9. Her türlü “pratik” yolla ADB dağıtımı ya da

 “Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”…

Bakanlık hiçbir açıklama yapmadan “pratik eğitim iddiasıyla” uygulamaya başladığı ADES’ten beş yıl dolmadan vazgeçip “Bir Milyon Amatör Denizci Projesi”(2018) ile her türlü “pratik” ve “mevzuat dışı” yolla ADB/Amatör Denizci Belgesi “dağıtmaya” başladı. Önce adeta “hızlı bant sistemi” denilebilecek bir usul denendi, yetmedi “her yol mubah” seferberliğine geçildi.

“Hiç eğitim almadan ehliyet alma döneminin -ADES’le- sona erdiğini” söyleyen yetkililer bu hızlı değişimin nedeni hakkında bir açıklama yapmadı, kimse de sormadı… Bakanlık hiçbir şey olmamışçasına artık ADB (ve KMT/Kısa Mesafe Telsiz) eğitim ve sınavlarının liman başkanlıklarınca ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’na göre yapılacak kısa bir eğitim ve basit bir sınav sonrası verilmeye başlandığını” ilan etti.

Amatör denizcilere verilen ADB belgesindeki yazım yanlışları bile düzeltilmedi (bildiğim kadarıyla hiçbir amatör denizci de “belgemde yazım yanlışları var, düzeltilsin” diye müracaatta bulunmadı…). Her belge itibarını kendi kazanır ama zaten uluslararası ölçekte sıradan bir belge olan ADB/Amatör Denizcilik Belgesi yeni uygulamayla artık “sudan” bir belge haline geldi.

UAB’nin “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” reklamlarında bakanlık logosuyla birlikte kullandığı (…) tek gözlü uzun bir dürbünle ileriye bakan çocuk temasının böyle bir projeyle ne ilgisi olabilir diye de merak ettim?  Sanmayın ki fotoğraf için bir emek/çaba gösterilmiş; https://tr.depositphotos.com adresinden birkaç dolara alınan bir fotoğraf bu… Bu durum bürokrasinin düzeyini ve amatör denizciliğe bakışını/verdiği değeri göstermez mi?

Sonuçta bu projeyle bir milyon amatör denizci değil, bir milyon ADB’li olsa da liderlikte rakip tanımayan ülkemiz belge sayısı açısından Avrupa’da kıskanılan bir ülke haline geldi.

10.  İngilizce “Amatör Denizci Belgesi” nasıl denir?

Bürokrasinin çapa çupa işlerinden biri de belgelerde sık sık değiştirilen “ADB/Amatör Denizci Belgesi” İngilizce karşılığıdır.

ADF zamanında dağıtılan belgelerde ADB’nin İngilizce karşılığı uluslararası literatüre uygundu (ki yönetmelikte hâlâ aynı tanım var…). Son 40 yıla göz atalım:

1980’ler: Amateur Seafarer’s Certificate

1990’lar: Certificate of Proficiency for Amateur Seaman

2000’ler (ADF zamanı): Certificate of Competence for Operators of Pleasure Craft

Bir Milyon Amatör Denizci Projesi uygulaması: Amateur Seaman’s Certificate (bu projeyle “dağıtılan” belgelerin çoğu imla ve kelime yanlışlarıyla maluldür. Bkz. “Amatör Gemiadamları”)

11. Yeni proje endişesi…

Başarısız uygulamaların sorumlularına/oyuncularına  hiçbir şey olmuyor,  uygulama karaya oturunca  aynı sorumlular aynı oyuncular yeni bir seferle yine bir “yaptım-oldu” projesi müjdeliyor. Bu nedenle UAB bürokratlarının amatör-sportif denizcilikle ilgili yeni bir projesi var mı, varsa nedir diye endişe ediyor insan. Nitekim 2019 yılındaydı, Bakanlığın bir eğitim teknesi projesi de olduğu duyuldu. Ama proje hakkında bir bilgi edinemedim. Bakanlıktan nasıl bir teknedir, kaç metredir, kiminle/nasıl yapılacak, vb. bir bilgi açıklanmasa da konuya bir yazıda değindim ve Bakanlığa sordum:[5] “…Gerçekleşirse yeni bir proje değil, daha önce denendi ama açıklanırsa sormak lazım: Şubat 1968’de Beden Terbiyesi Genel Müdürü tarafından açıklanan ‘Toplu Eğitim İçin Büyük Tekneler İnşası’ projesini ve akıbetini bilen var mı? diye…”


Yukarıda maddeler halinde kabaca özetledim ama aşağıdaki yazılarda/eleştirilerde denizcilik bürokrasisinin düzeyini, yaptım-oldu projelerini  gösteren çapa çupa uygulamaların ayrıntıları  yer alıyor…

Uygulamaların ilgili paydaşların katılımıyla, ortak akılla yapılmasını diledim ama hafızasız bir gelecek olmaz, yazılarda/eleştirilerde görmek isteyene fikir verecek yeteri kadar veri var. Benzer uygulamalarla tekrar tekrar karşılaşmamak için geçmişin iyi bilinmesi, uygulamalardaki yanlışların/eksiklerin dile getirilip sabırla anlatılması, değişikliklerin amatör/sportif denizciliğe katkısının sağlanması için çaba gösterilmesi gerekiyor.

Çünkü  yıllardır yaptığı değişikliklerle  amatör/sportif denizcilikle ilgili bir mevzuat /uygulama enkazı yaratma başarısı göstermiş, ama bundan da yeterince ders çıkarmamış, aksine eleştirenleri suçlamış, kendisine yol göstermiş kişileri/kurumları bile görmezden gelen/takmayan bir İdari zihniyetin yetkilerini “kendiliğinden” paylaşması da uzak bir ihtimal. Bu paylaşım ancak amatör-sportif denizciliğin kendisini ve bu idari zihniyeti değişim rüzgârına sürükleyecek bir dinamiği olması ile mümkün olabilir.


[1] Yararsız, değersiz, işlevsiz.

[2]  Bakanlık adının değişmesi nedeniyle dosyadaki yazılarda kurumun adı yerine göre UB/Ulaştırma Bakanlığı, UDHB/Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı veya “Bakanlık” olarak kullanılmıştır. Amatör denizcileri etkileyen kimi mevzuat değişikliklerinde farklı bakanlıkların (ör. Maliye, Çevre ve Şehircilik vb.) etkisi/imzası varsa da UAB’nin de onayı/katkısı olduğu için ilgili tüm uygulamalar “denizcilik bürokrasisi” başlığı altında düşünülmüştür.

[3] Bu konuda birbirini besleyen/içeren/ne yazık ki tekrar eden birçok yazı yazdım: •”Deniz Kültürü ve Amatör Sportif Denizcilik”, İskeleye Yanaşan Gemiler, Denizler, Denizciler, der. Orhan Berent, Murat Koraltürk, içinde, s.287-306, İletişim Yay. 2013. •Hedefi Olmayan Tekne, Dünya gazetesi 20 ve 27 Eylül 2014.•

“Amatör Sportif Denizciliğin Sorunları”, Marmara Üniversitesi VIII. Türk Deniz Ticareti Tarihi Sempozyumu Bildiriler Kitabı, 2016, (internetten de indirilebilir) ya da bkz. “Mevzuat Hazırlık Sürecinin Zaafları”, Türk Bayrağına Geçiş  Olacak mı? /Çocukların Denizcilik Öğrenmesi Yasak! (2009) yazısı içinde.

[4] Y.a.g.m.: İskeleye Yanaşan, Denizler, Gemiler, Denizciler

[5] “Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Mehmet Cahit Turhan’a”, Şubat 2019.


YAZIYA EK NOT: Bu konuda daha sonraki gelişmeler için bkz.: 

Amatör Denizciler İçin Yeni “Sınav/Eğitim veya Vesayet” Sistemi / Sezar Atmaca (Ocak 2023)

TYF/Türkiye Yelken Federasyonu’nun ADB Uygulama Eğitimi Programı: “RECAP ve DEBRIEF” / Sezar Atmaca (Mayıs 2023)

Similar Posts

  • | |

    TYF/ Türkiye Yelken Federasyonu’nun ADB Uygulama Eğitimi Programı: RECAP ve DEBRIEF

    UAB/ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve TYF/Türkiye Yelken Federasyonu arasında gerçekleştirilen protokolün ardından “Yelken Kulüplerinde” uygulamalı eğitimler başladı. Buna göre, bakanlık bünyesindeki 10 saatlik teorik çevrimiçi eğitimlere, Yelken Kulüpleri eliyle denizde verilecek dört saatlik uygulamalı yüz yüze eğitim eklendi. Bu iki eğitimi başarıyla geçenler yine bakanlık bünyesinde çevrim-içi (online) yapılan ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavlarına girebilecekler.

    Üç aşamalı yeni sınav düzenini değerlendiren ilk yazıda UAB/TYF protokolü ve uygulamanın esasları belli olduğunda daha doğru değerlendirmeler yapılabilir demiştim ama açıklamalar/uygulamalar, soruları ve endişe duyulacak konuları arttırdı.

    TYF’nin ADB/Amatör Denizci Belgesi Uygulama Eğitimi programı için kestirmeden bir “recap ve debrief” (özet ve değerlendirme) yapalım. Modüllerden oluşan bu program belli ki İngilizce bir kaynaktan kes-yapıştır usulüyle hazırlanmış. Bunun izlerini, başlıkları yayımlanan üç sayfalık eğitim modülünün dilinde görmek mümkün:

    LAUNCH, SPORTS BOAT, HULL ÇEŞİTLERİ, RIB (RIF INFLATABLE BOAT), COOLING WATER INLET, KILL CORD, DRIFT, MAN OVER BOARD, RECAP VE DEBRIEF gibi kullanımlar yanında (RIF de RIGID olacak herhalde) “TORNİSTON”, “ÇAPALAMA” gibi bir “eğitim” programında olmaması gereken hatalar da var.

  • Amatör Sportif Denizciliğin Sorunları

    Marmara Üniversitesi VIII. Türk Deniz Ticareti Sempozyumu’na sunulan bu bildiri amatör/sportif denizcilikle ilgili yeni rotalar çizip, yol göstermek için değil, ülkemizdeki “deniz-tekne-insan” ilişkisini farklı bir çerçeveye oturtabilecek doğru düzgün bir “harita oluşturabilmek” amacıyla kaleme alınmıştır. Çünkü rota çizebilmek için, “navigasyon bilgisi” yanında öncelikle güncel ve doğru bir “harita” gerekir.
    Denizle olan ilişkimiz daha çok bakmak/izlemek, yolculuk keyfi üzerine kurulmuş, oldukça duygusal ve dolaylı bir ilişkidir. “Üç tarafımız denizle çevrili ama denize sırtımızı dönmüşüz” diye başlayan eleştiriler denize olan tutkuyu anlamaktan/anlatmaktan uzaktır. Çünkü bu algı “denizle ilgili” (denizel) olanla, “denizcilikle ilgili” (denizsel) olanın farkını yok sayar. Oysa yeterince ilgimiz/ilişkimiz olmayan deniz değil, denizcilik, yani“deniz-tekne-insan ilişkisi”dir. Yazı bunun nedenlerini/niçinlerini de gösterebilen bir harita oluşturabilme amacındadır. Günümüzde denize açılmanın, denizle yaşamanın sevildiği, “deniz-tekne-insan” ilişkisinin geliştiği ülkeler genellikle tarihinden gelen, denizaşırı gelişmiş bir deniz ticareti sayesinde “denizden yararlanma” oranı yüksek ülkelerdir. …
    Amatör/sportif denizci, herhangi bir maddi kazanç amacı taşımaksızın, sevgisi, hevesi, merakı, eğlencesi, sporu, hobisi için “denizi kullanan” kimsedir. Günümüzde “deniz-tekne-insan” ilişkisinin, bu çerçevede geliştiği, denizciliğin “yalın (saf) ve bireysel kaynağı”nın amatör-sportif denizcilik olduğu, hatta doğru dürüst bir amatör/sportif denizcilik olmadan profesyonel denizciliğin de yeterince beslenemeyeceği/gelişemeyeceği söylenebilir.
    Dünyada amatör/sportif denizciliğin geliştiği ülkeler, profesyonel denizci/amatör denizci, gemiadamı/amatör denizci… gibi ayrımların netleştiği/yerli yerine oturduğu ve bu sayede kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilci, vb. olarak amatörlüğün özerkleştiği ve bağımsızlaştığı ülkelerdir.
    Ülkemizdeki duruma bakıldığında “denizde çalışan/denizi kullanan” ayrımının belirginleşmediği, özellikle bahriye ve ticaret denizciliğinin “iş-meslek” temelli denizcilik algısının kendi mesleki faaliyet alanları dışında da “denizcilik bizden sorulur” anlayışıyla hegemonyasını sürdürdüğü görülür. Bu zihniyetin beslenmesinde amatör/sportif denizciliğin de yeterli katkısı var şüphesiz.

  • |

    Bir Milyon Amatör Denizci Projesi’nin Dünü ve Bugünü…

    UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” fantezisinin usülsüzlüklerini/yanlışlarını ele alan biri Bakanlığa da gönderilmiş dört yazı yazmıştım.
    Yazılarda özetle “yeni yönetmelikteki çelişkiler/yanlışlar; yeni ADB belgesindeki Türkçe ve İngilizce imla hataları/yazım yanlışları, çelişkiler; eğitim dökümanının intihali ve yalapşap hali; Sınav Yönetmeliği’ne aykırı, mevzuatı/kuralları yok sayan sınav uygulamaları; ADB bedelinin sınav öncesinde alınmasının hukuksuzluğu…” ve benzerleri yanında “süreci hızlandırmak için de olsa” sınav ücretinin kaldırılması, ADES gibi “abes” bir uygulamanın ihtiyari hale getirilmesi, sağlık raporu kolaylığı gibi olumlu değişikliklere de değinilmişti.
    Beş sene önce “hiç eğitim almadan ehliyet alma döneminin -ADES’le- sona ereceğini” ve “teknede pratik eğitim verileceğini” iddia eden bakanlık “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” ile 180 derecelik bir dönüş yaparak bu iddiasından vazgeçti. Bu U dönüşünün “nedenleri hakkında” ilgililer bir açıklama yap(a)madı. Bakanlık bir şey olmamışçasına ADB eğitim ve sınavlarının liman başkanlıklarınca ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’na göre yapılacak kısa bir eğitim ve basit bir sınav sonrası verilmeye başlandığını ilan etti.
    Aslında Bakanlık “1 milyon amatör denizci sayısına erişmek” hedefini 2013’te yapılan 11. UDH Şurası’nda açıklamış ve Ocak 2014’te ADES projesi ile yola koyulmuştu. Ancak 2019-23 Stratejik Planı’nda gerekçe belirtilmeden “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. Sonrasında ADES yerine ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı ile 1 Milyon Amatör Denizci projesine geçildi.
    UAB mevcut sınav mevzuatıyla (ADES+ADB Sınavı) “1 milyon” hedefine ulaşamayacağını anlayınca mevzuatı yok sayarak/çiğneyerek (hukuktaki karşılığını yazmıyorum…) ilan ettiği rakama ulaşmak için her yolu denedi, uygulamalar yıllar öncesinde kaldığını zannettiğimiz “kadük sınav zihniyetini” bile aratır oldu. Amatör denizcilik camiası olan biteni pek yadırgamadı, kaygılanmadı hatta bu projeyi olumlayan yazılar bile çıktı.
    Bakanlık yapılan eleştirilere/uyarılara aldırmadı, … ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtım hızında dünya rekoru kırıldı, verilen ADB belgelerindeki imla hatalarına ve kelime yanlışlarına bile dokunulmadı, hiçbir amatör denizci de “belgemde yazım yanlışları var, düzeltilsin” diye müracaatta bulunmadı. … ADF’nin çabalarıyla “gemiadamları mevzuatından” çıkarılarak profesyonel denizci (“seaman” “seafarer”) olmaktan kurtulan amatör denizciler yeni belgelerinin İngilizcesinde yine gemiadamı (seaman) oldular.

  • Denizde Arama Kurtarma

    Aranıp Kurtarılacak mıyız?
    Tekne transferi yaparken (Ekim, 2003) yardım istediği halde kurtarılamayarak teknesiyle kaybolan arkadaşımız Ömer Özuzun’un yaşadıklarından yola çıkarak arama kurtarmanın halini ve amatör denizcilerin durumunu gözden geçiren bir yazı yazmıştım, Yelken Dünyası’nın Ocak 2004 sayısında. Sonrasında, Sahil Güvenlik Komutanlığı-Amatör Denizcilik Federasyonu ve Ataköy Marina işbirliği ile 25 Şubat 2004’te Ataköy’de denizcilerin katılımıyla düzenlenen toplantıda SGK komutanı da arama-kurtarma faaliyetleri hakkında bilgi vermiş, soru alınacağı söylenmesine rağmen sorular yazılı alınmış (en fazla dört soru), bildik “resmi cevaplar” aylar sonra (bana 10 Mayıs 2004!) yazılı gönderilmişti. 25 Şubat’taki toplantıyı değerlendiren DSTİ sitesinde yayımlanan SGK Toplantısının Ardından başlıklı yazımı da ilgisi nedeniyle bu yazıdan sonraya koydum. Yazı sırası şöyle:

    •Aranıp Kurtarılacak mıyız? Yelken Dünyası, Ocak 2004.

    •Sahil Güvenlik  Toplantısının Ardından, dsti@yahoogroups.com, Şubat 2004.   

    •Ben Gidiyorum, Ömer Özuzun’un Anısına,  Yelken Dünyası, Ekim 2005.

  • |

    Teknede Bayrak

    Teoman Arsay

    Denizde Milli Bayrak Terminolojisi ve Kullanılması

    Tekneler bayrakları ile tanınırlar. Bayrak ulusal simgedir, saygı ister, sevgi ister. Bayrağın kullanma yöntemlerini doğru bilmek, doğru uygulamak ve uygulatmak gerekir.

    Konumuzun, esas itibariyle amatör denizcilerin kullandıkları teknelerle ilgili olması nedeniyle, yazıda Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü’ndeki tanımlamaya da sadık kalınarak, askeri gemiler hariç gemi yerine tekne tanımı kullanılmış, yasal düzenlemeler yanında konunun teamül haline gelmiş uygulamaları da öne çıkarılmaya özen gösterilmiştir.

    Bayrağın kullanılması ile ilgili diğer konular/ayrıntılar için (örneğin örtülebileceği yerler, yasaklar, cezalar, standartlar, bayrak töreni, katlanması, özel bayraklar…) bayrak mevzuatına başvurulmalıdır.

  • UDHB ve Denizi Yangın Yerine Çevirmek

    UDHB/ Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın 2014’te yürürlüğe koyduğu “abes” uygulama ADES/Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin başlangıçtaki usülsüzlükleri hakkında ilk yazı… Pratik eğitim iddiası ile uygulanmaya başlayan ADES beş yıl sonra “ihtiyari” hale getirildi, kullanılmaz oldu. “Aşırı bürokratik işlemlere yol açacağı aşikârdır” dediğimiz ADES’in bürokrasisinden UAB de şikayetçi olmuş olacak ki 2019-2023 Stratejik Planı’na “ADES sisteminin kolaylaştırılmasını” hedef olarak koydu… ADES’in hikâyesi ve daha ayrıntılı değerlendirmesi için bkz. ADES’in Dünü ve Bugünü…

    ***

    Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (UDHB) Ocak ayında önce usulsüz bir şekilde uygulamaya çalıştığı, sonra geri çektiği ADES’i 4 ay sonra çıkardığı ve 8 Mayıs’ta Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle resmi hale getirdi. ADF’ye sözleşmeyle verdiği sınav yetkisini uzatmayan İdare’nin ADB alacaklardan keyfi olarak istediği Adli Sicil Kaydı/Diploma Fotokopisi gibi uygulamaların değişikliklerde yer almadığı, yani hükümsüz olduğu görüldü. Yeni uygulamaya göre, ADB sınavına girebilmek için, UDHB bürokratlarının dünyadaki uygulamalardan bihaber “pratik eğitim” (!) icadı olan ADES safhalarının geçilmesi zorunlu. Yani ADB sınavına girebilmek için:

    “İdare tarafından elektronik ortamda verilen uzaktan eğitim programını tamamlamak” gerekecek.

    “Pratik eğitim” açısından bir değeri olmayan ADES’in aşırı bürokratik işlemlere yol açacağı aşikardır . Tekrar kontrol etmeyeceğim ama dilerim İdare hiç olmazsa ADES’in içeriğinin düzeltilmesi için yeterli çabayı göstermiştir.

    Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliğinde denizi yangın yerine çevirecek birkaç madde de var ki mutlaka enine-boyuna tartışılması gerekir.