| |

TYF/ Türkiye Yelken Federasyonu’nun ADB Uygulama Eğitimi Programı: RECAP ve DEBRIEF

Sezar Atmaca

UAB/ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve TYF/Türkiye Yelken Federasyonu arasında gerçekleştirilen protokolün ardından “Yelken Kulüplerinde” uygulamalı eğitimler başladı. Buna göre, bakanlık bünyesindeki 10 saatlik teorik çevrimiçi eğitimlere, Yelken Kulüpleri eliyle denizde verilecek dört saatlik uygulamalı yüz yüze eğitim eklendi. Bu iki eğitimi başarıyla geçenler yine bakanlık bünyesinde çevrim-içi (online) yapılan ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavlarına girebilecekler.

Üç aşamalı yeni sınav düzenini değerlendiren ilk yazıda UAB/TYF protokolü ve uygulamanın esasları belli olduğunda daha doğru değerlendirmeler yapılabilir demiştim ama açıklamalar/uygulamalar, soruları ve endişe duyulacak konuları arttırdı.

Yelkenli Tekne Eğitim Programı

Kes-Yapıştır: Recap ve Debrief

● TYF’nin ADB/Amatör Denizci Belgesi Uygulama Eğitimi programı için kestirmeden bir “recap ve debrief” (özet ve değerlendirme) yapalım. Modüllerden (sağda) oluşan bu program belli ki İngilizce bir kaynaktan kes-yapıştır usulüyle hazırlanmış. Bunun izlerini, başlıkları yayımlanan üç sayfalık eğitim modülünün dilinde görmek mümkün:

LAUNCH, SPORTS BOAT, HULL ÇEŞİTLERİ, RIB (RIF INFLATABLE BOAT), COOLING WATER INLET, KILL CORD, DRIFT, MAN OVER BOARD, RECAP VE DEBRIEF gibi kullanımlar yanında (RIF de RIGID olacak herhalde) “TORNİSTON”, “ÇAPALAMA” gibi bir “eğitim” programında olmaması gereken hatalar da var.

Yelkenli Tekne Eğitim Programı

● Dört saatlik uygulama eğitiminin iki saati “Şişme Bot ve Dıştan Takma Motorlu Tekne” eğitimine, iki saati de “Yelkenli Tekne” eğitimine ayrılmış. Sadece konu başlıkları açıklanmış böylesi bir programın içeriğini ve uygunluğunu değerlendirmek, 10 saatlik teorik eğitimle nasıl bütünleştirildiğini, hangi mantıkla bu aşamada yelkenli/motorlu tekne eğitimi ayrımı yapıldığını sormak da anlamsız. Verilen uygulama süreleri bile uymuyor; bakanlığa göre program dört saatlik ama modüllerin uygulama süresi toplamı dört saat 40 dakika! Eğitime kaç kişiyle çıkılacağına ilişkin bir açıklama görmedim (Sinop/SKY, sitesinde beş kişi olarak açıklamış) ama bu süre değil uygulama, anlatmak için bile yeterli değil. Hayırlı “çapalamalar” dileyerek şunu da soralım: İlgili yönetmeliğe göre “Uygulama eğitimlerinin kapsamı, gerekleri ve eğitim müfredatı İdare tarafından” belirleniyor; acaba bu programın sorumlusu bakanlığın “suyuna gitmekle” yetinen TYF değil de bakanlık yetkilileri mi?

Amatör Denizci Eğitim (ADE) Merkezleri

● TYF açıklamasına göre uygulamalı eğitimi, ADE Merkezi olan “Yelken Kulüpleri” verebilecek. Yani TYF’nin TUYEP Merkezi olarak yetkilendirdiği “kurumlar” kapsam dışı bırakılmış. Acaba Yönetmelik’te yer alan,  “kurum ve kuruluş”ları yetkilendirebilir maddesi gereğince UAB yeni yetkilendirmelere kapı açar mı?

Yelken kulüplerinin ADE merkezi olabilmek için aşağıdaki şartları karşılaması gerekiyor:
→TYF vizeli (D4…) yelken eğitmeni,
→eğitime uygun iskele,
→can yeleği
→koç botu (en az 4,20 metre, 5 kişilik,),
→yelkenli yetişkin eğitim teknesi (en az 4,70 metrelik).

● Motorlu tekne eğitimde kullanılacak teknelerin motor gücü belirtilmemiş.  Yelkenli eğitimi için herhalde uygun teknesi olmayan yelken kulüplerinin tekne parkındaki Laser 4.7 (4,70 m.), pirat (5 m.) gibi tekneler de kullanılabilsin diye en az 4,70 m. boyunda bir tekne talep edilmiş. Niyeyse bu aşamada eğitim motorlu/yelkenli tekne diye ayrılarak yeni bir soruna kapı açılmış. TUYEP sertifikaları yelkenli tekne kullanımına ilişkin olduğuna göre motorlu tekne eğitimini veren eğitimcilerin sertifikası ne olacak, nereden bulunacak? Anlaşılan motorlu tekne diye çoğunlukla sert tabanlı şişmebot kullanılacak, oysa bu tür botları kullanma eğitiminin motorlu tekne/motoryat kullanma eğitimiyle örtüştüğü yerler çok sınırlıdır.

TYF talimatlarına göre kulüplerin kullandığı, en az 30 beygir gücünde olması gereken bu tip  “destek botları”nı ADB belgeli birisi kullanabiliyor. Ama burada kullanma değil de “eğitim” söz konusu. Peki TYF’nin bu tür botlarla ilgili bir sertifikasyonu var mı? Eğitimlerde kaç beygir gücünde motor kullanılacak belli değil. TYF sitesinde “Muhtelif Eğitimler” başlığı altında “Motorlu Tekne Kullanma” eğitimi görünüyor ama “bu sayfanın içeriği hazırlanıyor” dışında bir bilgi yok sayfada. Dileriz UAB’nin gemiadamı (STCW) sertifikalarından biri olan “hızlı bot kullanma yeterliliği kursu/sertifikasyonu”na doğru kulaç atmaya niyeti yoktur.

Motorlu Tekne Eğitim Programı

Uygulamalı Eğitimin Bedeli ve Açmazları

● ADB sınavına girmek isteyen katılımcılardan istenen uygulama eğitimi bedelinin 500 lira olduğu belirtiliyor (400 kulüplere/100 TYF’ye). Bilindiği gibi mevzuata göre ADB sınavına gireceklerden bir bedel alınmıyor, sadece sınavı kazananlardan Harçlar Kanunu’na göre bir Belge Harcı alınıyordu (bu yıl 160.72 lira). Nitekim Bakanlık “ADB/sıkça sorulan sorular”da bu durumu Amatör denizci eğitim ve sınavları ücretli mi? Hayır, ADB eğitim ve sınavları tamamen ücretsizdir.” diye açıklıyordu. Uygulama eğitimi bir sınav öncesi şartı, bir aşama olarak eklendiğine göre eğitim bedeli olarak istenen 500 lira neye göre alınıyor/isteniyor? Bunun için ilgili mevzuatta bir değişiklik/ekleme yapıldı mı?

●Eğitim bedeli kulüplerin masraflarını karşılar mı bilinmez ama ilk aşamada bir gelir kapısı olduğu için sisteme katılmaya çalışan kulüp ve eğitmen talebi de çok olur.  TYF eğitmen ihtiyacını karşılamak/yaygınlaştırmak için 18 yaşında ve ADB sahibi olan adayların katılabileceği, 4 gün/25 saatlik bir Yelken Eğitim Sistemi (YES) – Yelkenli Tekne Eğitmeni Kursu da açmış (kurs bedeli 4125 TL).

● İlgili Yönetmelik, ADB sınavına girebilmek için “uygulamalı eğitimin başarıyla tamamlanması gerektiğini” belirtiyor. Peki nedir “başarıyla tamamlamak”, kim, nasıl karar verecek başarılı olunduğuna? Bu ölçüt mevzuatta karşılığı olmayan bir ön sınav mıdır? Başarıyla tamamlayamayanlar kaç kez daha bu hakkı kullanabilecek, yoksa tekrar 500 lira mı yatıracak?

● Peki dört saatlik uygulamalı eğitim yeterli mi? Tabii ki vasatla yetinip “değil ama bu bir aşama” ya da “hiç yoktan iyidir” diyen de çıkacaktır. Sürenin anlatmak için bile yetmeyeceğini yukarıda belirttim. Belge-eğitim zorunluluğu yerine öncelikle öğrenmenin teşvik edilmesi gerektiğini savunanlardanım ama TYF kendi sistemine emek veren rahmetli Mustafa Miharbi’nin mirasına bile aldırmamış.

TYF/TUYEP düzenini kuran Miharbi’nin bir nüshasını bana da verdiği yelken eğitim yönetmeliği taslağına göre katılımcıların “tekne, deniz ve rüzgârla tanıştırılması, kişisel güvenlikleriyle ilgili ilk bilgilerin verilmesi”ni içeren uygulamalı “temel eğitim” için öngörülen kurs süresi 12 saat. Kaldı ki uygulamalı eğitime yelken yanında bir de motorlu tekne eğitimi eklenmiş. Ortada kes-yapıştırla başlıkları açıklanmış modüler sistemden başka bir doküman da yok. Örneğin gerek eğitmenler, gerekse eğitim alanlar için hazırlanmış bot kullanma/tekne kullanma kitapçığı gibi kaynaklar yok. 2010’dan beri bir kitabı olmayan TYF/TUYEP uygulaması için defalarca yazdım: “Temel kuraldır: “öğretici /instructor ‘kitaptan’ öğretir”, eğitim standardı böyle sağlanır. Üç aşamalı bu zincirleme modelde (teorik eğitim + uygulamalı eğitim + sınav) anlatılan/yazılan bilgilerin denkliğini/uyumluluğunu/standardını sağlamaya, yani eğitimin niteliğine ilişkin bir kaygı var mı acaba?

Seyir Güvenliği Hedefi ve UAB’nin Hercai Geçmişi

● Son mevzuat değişikliği ile “deniz hukuku”nu sınav konularından çıkardığını bile fark etmeyen UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bu yeni sınav sistemiyle “seyir güvenliğinin arttırılmasını” hedeflemiş. Açıklamalar kulağa hoş geliyor ama “seyir güvenliği nedir, neleri içerir, nasıl arttırılır” gibi konular düşünüldüğünde, açıklanan hedefle “malumatfuruşluk” dışında bir sebep sonuç ilişkisi kuramıyoruz maalesef. Şüphesiz bu durum; 2013’te “pratik eğitim iddiası” ile uygulamaya başladığı ADES sistemini 2018’de askıya alıp, beş senede %100 sınav başarı oranıyla, yaklaşık 800 bin ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtarak eğitim tarihine geçen, Guinness Rekorlar Kitabı’na aday UAB’nin, hercai geçmişine de uygun.

Hiçbir ana plan olmadan yürütülen, tartışılmamış/müzakere edilmemiş, uluslararası uygulamalardan/gelişmelerden kopuk, denetimden/şeffaflıktan uzak yaptım-oldu uygulamalarındaki yol ve yöntemlerin sorgulanmasını, ne yapıldığı kadar, neyin nasıl yapıldığına da önem verilmesini dileyelim. Bu tür işlerin/uygulamaların ülkemizin bugünkü sorunlarının omurgasına katkılarını da göz ardı etmeyelim.

Bir Endişe: “Bir Zincir, En Çürük Baklası Kadar Sağlamdır…”

● Üç aşamalı bu zincirleme modelde eğitim, eğitmen, tekne, motor, teknede eğitim alacak kişi sayısı, eğitim süresi gibi standartlarındaki sorunlar/zaaflar göz önüne alındığında “bir zincir, en çürük baklası kadar sağlamdır” denizci deyişindeki endişeyi duymak mümkün. Çünkü deniz yutturmaca ustalık gösterilerini kaldırmaz. Dileriz uygulamalar kazalara/yaralanmalara yol açmaz.

“Hakkında Öyle ya da Böyle Bir Fikriniz Yoksa…”[1]

● Ülkemizdeki sınav/belge düzeninde ve düzeyinde kimse dün olduğu gibi bugün de ADB sahibi ya da bu tür bir uygulamayı geçti diye denizciliği/tekne kullanmayı öğrenmez, bu sadece yeni başlayanlara bir tanıştırma faslıdır. Bu nedenle belge-eğitim zorunluluğu yerine öncelikle öğrenmenin teşvik edilmesi gerektiğini savunurum. Heveslendirici-meraklandırıcı, eğitimi teşvik edici, eksiklikleri gösterici/tanıtıcı, denize açılacak hale getirmek için pratik eğitim verilmesi tabii ki istenir ama bunun mecburiyeti olmaz.

●UAB – TYF işbirliği esas olarak eğitimin standardı/kalitesi/uluslararası uygulamalara/gelişmelere uygunluğu ile değil, merkezileştirilmesi ve geliri ile ilgileniyorsa da yine de duymak isteyen kulaklara bu orkozun içinden çıkabilmeleri için önerilerde bulunalım:

→Eğitim/sınav için kullanılan yol ve yöntemlerin sorgulanıp, değiştirilerek uluslararası uygulamalara/gelişmelere uygun hale getirilmesi için zorunluluğun kaldırılması, sınav sisteminin bürokrasiden arındırılarak basitleştirilmesi…

→Uygulamalı eğitim eğitmenleri ve katılımcıları için bir bot kullanma/tekne kullanma kitabı/kitapçığı hazırlanması…

 →Teorik ve uygulamalı eğitimlerin birbirini tamamlayabilmesi için zorunluluğun kaldırılıp tüm sınav yetkisinin federasyona devri ya da YY2 eğitimini tamamlayanlara ADB verilmesi gibi mevcut yapıya uygun düzenlemeler yapılması…

●Konu ile ilgili yazılardan bugüne dek herhangi bir dersin çıkarılabileceğini gösteren bir işaretin/endişenin olmaması ayrıca karamsarlık sebebi olsa da meraklısı için ilgili bazı yazıları aşağıya bıraktım (alfabetik).[2]


Similar Posts

  • |

    Bir Milyon Amatör Denizci Projesi’nin Dünü ve Bugünü…

    UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” fantezisinin usülsüzlüklerini/yanlışlarını ele alan biri Bakanlığa da gönderilmiş dört yazı yazmıştım.
    Yazılarda özetle “yeni yönetmelikteki çelişkiler/yanlışlar; yeni ADB belgesindeki Türkçe ve İngilizce imla hataları/yazım yanlışları, çelişkiler; eğitim dökümanının intihali ve yalapşap hali; Sınav Yönetmeliği’ne aykırı, mevzuatı/kuralları yok sayan sınav uygulamaları; ADB bedelinin sınav öncesinde alınmasının hukuksuzluğu…” ve benzerleri yanında “süreci hızlandırmak için de olsa” sınav ücretinin kaldırılması, ADES gibi “abes” bir uygulamanın ihtiyari hale getirilmesi, sağlık raporu kolaylığı gibi olumlu değişikliklere de değinilmişti.
    Beş sene önce “hiç eğitim almadan ehliyet alma döneminin -ADES’le- sona ereceğini” ve “teknede pratik eğitim verileceğini” iddia eden bakanlık “1 Milyon Amatör Denizci Projesi” ile 180 derecelik bir dönüş yaparak bu iddiasından vazgeçti. Bu U dönüşünün “nedenleri hakkında” ilgililer bir açıklama yap(a)madı. Bakanlık bir şey olmamışçasına ADB eğitim ve sınavlarının liman başkanlıklarınca ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı’na göre yapılacak kısa bir eğitim ve basit bir sınav sonrası verilmeye başlandığını ilan etti.
    Aslında Bakanlık “1 milyon amatör denizci sayısına erişmek” hedefini 2013’te yapılan 11. UDH Şurası’nda açıklamış ve Ocak 2014’te ADES projesi ile yola koyulmuştu. Ancak 2019-23 Stratejik Planı’nda gerekçe belirtilmeden “ADES sisteminin kolaylaştırılmasının” “ihtiyaç” olduğu açıklandı. Sonrasında ADES yerine ADED/Amatör Denizci Eğitim Dökümanı ile 1 Milyon Amatör Denizci projesine geçildi.
    UAB mevcut sınav mevzuatıyla (ADES+ADB Sınavı) “1 milyon” hedefine ulaşamayacağını anlayınca mevzuatı yok sayarak/çiğneyerek (hukuktaki karşılığını yazmıyorum…) ilan ettiği rakama ulaşmak için her yolu denedi, uygulamalar yıllar öncesinde kaldığını zannettiğimiz “kadük sınav zihniyetini” bile aratır oldu. Amatör denizcilik camiası olan biteni pek yadırgamadı, kaygılanmadı hatta bu projeyi olumlayan yazılar bile çıktı.
    Bakanlık yapılan eleştirilere/uyarılara aldırmadı, … ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtım hızında dünya rekoru kırıldı, verilen ADB belgelerindeki imla hatalarına ve kelime yanlışlarına bile dokunulmadı, hiçbir amatör denizci de “belgemde yazım yanlışları var, düzeltilsin” diye müracaatta bulunmadı. … ADF’nin çabalarıyla “gemiadamları mevzuatından” çıkarılarak profesyonel denizci (“seaman” “seafarer”) olmaktan kurtulan amatör denizciler yeni belgelerinin İngilizcesinde yine gemiadamı (seaman) oldular.

  • Amatör Sportif Denizciliğin Sorunları

    Marmara Üniversitesi VIII. Türk Deniz Ticareti Sempozyumu’na sunulan bu bildiri amatör/sportif denizcilikle ilgili yeni rotalar çizip, yol göstermek için değil, ülkemizdeki “deniz-tekne-insan” ilişkisini farklı bir çerçeveye oturtabilecek doğru düzgün bir “harita oluşturabilmek” amacıyla kaleme alınmıştır. Çünkü rota çizebilmek için, “navigasyon bilgisi” yanında öncelikle güncel ve doğru bir “harita” gerekir.
    Denizle olan ilişkimiz daha çok bakmak/izlemek, yolculuk keyfi üzerine kurulmuş, oldukça duygusal ve dolaylı bir ilişkidir. “Üç tarafımız denizle çevrili ama denize sırtımızı dönmüşüz” diye başlayan eleştiriler denize olan tutkuyu anlamaktan/anlatmaktan uzaktır. Çünkü bu algı “denizle ilgili” (denizel) olanla, “denizcilikle ilgili” (denizsel) olanın farkını yok sayar. Oysa yeterince ilgimiz/ilişkimiz olmayan deniz değil, denizcilik, yani“deniz-tekne-insan ilişkisi”dir. Yazı bunun nedenlerini/niçinlerini de gösterebilen bir harita oluşturabilme amacındadır. Günümüzde denize açılmanın, denizle yaşamanın sevildiği, “deniz-tekne-insan” ilişkisinin geliştiği ülkeler genellikle tarihinden gelen, denizaşırı gelişmiş bir deniz ticareti sayesinde “denizden yararlanma” oranı yüksek ülkelerdir. …
    Amatör/sportif denizci, herhangi bir maddi kazanç amacı taşımaksızın, sevgisi, hevesi, merakı, eğlencesi, sporu, hobisi için “denizi kullanan” kimsedir. Günümüzde “deniz-tekne-insan” ilişkisinin, bu çerçevede geliştiği, denizciliğin “yalın (saf) ve bireysel kaynağı”nın amatör-sportif denizcilik olduğu, hatta doğru dürüst bir amatör/sportif denizcilik olmadan profesyonel denizciliğin de yeterince beslenemeyeceği/gelişemeyeceği söylenebilir.
    Dünyada amatör/sportif denizciliğin geliştiği ülkeler, profesyonel denizci/amatör denizci, gemiadamı/amatör denizci… gibi ayrımların netleştiği/yerli yerine oturduğu ve bu sayede kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilci, vb. olarak amatörlüğün özerkleştiği ve bağımsızlaştığı ülkelerdir.
    Ülkemizdeki duruma bakıldığında “denizde çalışan/denizi kullanan” ayrımının belirginleşmediği, özellikle bahriye ve ticaret denizciliğinin “iş-meslek” temelli denizcilik algısının kendi mesleki faaliyet alanları dışında da “denizcilik bizden sorulur” anlayışıyla hegemonyasını sürdürdüğü görülür. Bu zihniyetin beslenmesinde amatör/sportif denizciliğin de yeterli katkısı var şüphesiz.

  • Deniz Kenarında Susuz Kalmak

    TBMM’ye 40 milletvekilinin imzasıyla sunulan ve Mantıksız Taşıtlar Vergisi de denilen MTV’yi kaldırıp yerine tekne boyuna göre ruhsatname harcı ve vize harcı getiren yasa, basında mali yükün sanki kalktığı yönünde olumlu bir havayla karşılandı. Oysa yeni yasanın da mantıkla pek ilgisi olduğu söylenemez.

    Yasayı genel olarak amatör denizcilik açısından değerlendirmekle yetineceğim ama Ticaret Kanunu’ndaki gemi tanımı ortadayken “gemi, deniz ve iç su araçları” gibi kavramlar ya da yine Ticaret Kanunu ve Medeni Kanun hükümleri gereğince menkul sayılan gemilerin satışları için tarafların bu konuda anlaşmaları yeterli sayılmışken “liman başkanlığı huzurunda yapılmayan devir sözleşmesinin geçersiz sayılması” gibi mevcut tanımlarla, temel yasalarla çelişen hayli sorunlu bir yasa var karşımızda.

    Öncelikle yasanın hazırlık sürecinden doğan önemli eksiklikler var. Yasal değişikliklerin çelişkiler yaratmadan mevcut sorunları çözmesi, azaltması beklenir, istenir. Tabii bunların olabilmesi için konuyla ilgili, bağlantılı tarafların, birbirleriyle çatışan fikirleri olsa da bir araya gelerek, birbirlerini dinleyerek, tartışarak anlaşabilecekleri bir zemin bulmaları, tarafların ilgili komisyonlara çağrılarak dinlenmeleri, konuyla ilgili istatistiki çalışmalar yapılması önemlidir. Tarafların anlaşamazlarsa bile kendilerini ifade etmeleri, ifade edecek kanallar bulmaları, dertlerini tasalarını, iddialarını anlatmaları, birbirlerini muhatap almaları yani bu zeminin bir parçası olmaları en az uzlaşma (yasa metni) kadar önemlidir. Bu zeminin oluşması için çaba gösterilmezse( Tek başına Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu bu zemin için yeterli değildir…) “deniz kenarında susuz kalmak” kaçınılmazdır.

  • |

    Spor Politikası, ADF, TYF, Kulüpler, Gruplar ve Reis Evi

    Amatör-sportif denizciliğin omurgasını oluşturan kulüpler/dernekler ve yer aldıkları ADF ve TYF gibi federasyonlarla ilgili sorunların yayın/toplantı/bildiri vb. yollarla nadiren gündeme gelmesi, yeterince tartışılmaması açıklanması zor bir durumdur.

    Güncel yakıcı sorunlarla (ör. marina fiyatları, barınma sorunu, deniz kirliliği/yapılaşma, mavi kart …) ilgili çabalar, harcanan emekler çoğunlukla karşılığını bulamayıp yetersiz kalsa da sorunlardan haberdar olunması, sorunlara vakıf olunması açısından bu tür girişimler çok kıymetlidir. Denizcilik kültürünün omurgası, denizcilik faaliyeti yürütülürken, bu faaliyet için mücadele edilip, gelişmesi için uğraşılırken oluşur.
    Şüphesiz “içe dönük faaliyetler” olarak tanımlayabileceğimiz, karşılaşılan gündelik sorunların iyileştirilmesi/çözümü için çaba göstermek, çizelge faaliyetlerini sürdürmek, etkinlikler düzenlemek, seyir-gezi organizasyonları ve benzeri çabalar asla küçümsenemez. Ancak amatör-sportif denizciliği ileriye taşıyacak/geliştirecek olan “dışa dönük faaliyetler” diyebileceğimiz yani devlet vesayetinin etkisini azaltacak, sivil toplumu geliştirecek projeler ve temel/yapısal değişikliklerdir. Temel/yapısal değişiklikleri mevzuat değişiklikleri (ör. kanunla verilmiş yetkilerle kendi alanını düzenleyebilme, gelir kaynaklarını oluşturabilme…),  farklı yönetim/kulüp modelleri, amatör yönü besleyecek tekne tipleri, barınma olanakları ve benzeri değişiklikler/arayışlar olarak sıralayabiliriz.

    Olumlu değişimlere yol açacak, ileriye taşıyacak, geliştirecek fikri katkıların/projelerin/yapıların tepeden inme değil ancak aşağıdan beslenen, şeffaf, geniş katılımlı bir denizci insiyatifi, ivmesi/dip dalgasıyla olabileceği söylenebilir. Aşağıdan gelen, beslenen bir ivme de, yaratacağı tartışma ortamıyla, projeleriyle, alanı temsil gücü olan; ilgili politikaların, mevzuatın oluş(turul)masında bahşedilmeyi değil, söz sahibi olmayı, hak aramayı hedefleyen “örgütlenmelerle” oluşturulabilir.

    Son yıllarda federasyonları oluşturan kulüplerden, derneklerden, temel/yapısal sorunları dile getiren, eleştiren, gidişatı değiştirecek kayda değer bir fikir, iddia veya proje duyulmadığı gibi alana yönelik çağdışı uygulamalar camiada ve basın organlarında (gazete, dergi vb.) kapsayıcı bir eleştiriyle karşılaşmıyor, ilgili haberler/yorumlar eleştiri değil de söylenme/yakınma ya da “Sayın bakanım lütfen bu konuya el atın, bir çözüm bulun”  türü “medet umma/beklenti” düzeyini aşamıyor.

  • Denizcilik Eğitiminde Yeni Adımlar

    ADF/ Amatör Denizcilik Federasyonu eğitimde bir standart olsun, yapılan işler de mevzuata uysun düşüncesiyle 2008’de MEB/Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına göre bir okul kurmak istedi. Kulüplerin “şube de olabileceği” bilgisi ADF/Teoman Arsay yönetimine cazip geldi; aşağıdaki yazı da bu bilgiyle yazıldı. Bürokrasinin her türlü yokuşuna (!) rağmen ısrarcı olundu, Tunç Tokay’ın gayretleriyle eğitim programı onaylatıldı ve okul kuruldu. Daha sonra MEB sisteminin merkezden istediği her türlü bürokrasiyi şubeden de istediği ortaya çıktı –ki ayrıntısını yazmıyorum, bir şey gelişsin diye değil, gelişmesin diye ne lazımsa istiyordu MEB sistemi, ör. her şubeye ayrı bir “müdür” atanması gerekiyordu vs.- Şube açılamadı ama İstanbul’da iki tekneyle beş yıl Tunç Tokay yönetiminde iyi bir denizcilik eğitimi verildi. ADF’nin sınav yetkisinin “gerekçesiz” sona erdirilmesinden (Ağustos 2013) sonra eğitimden vazgeçildi ve ADF’de MEB’e onaylattığı kendi eğitim programını değil, TYF’ye akredite olarak TUYEP eğitim programını uygulamaya başlayacağını ilan etti… Teoman Arsay’dan sonraki ADF yönetimi binbir emekle ADF’ye kazandırılmış tekneleri de “satarak” eğitimden vazgeçti… (Hedefi Olmayan Tekne –Eylül 2014- yazısı ADF’nin bu gidişatının/değişiminin eleştirisini de içerir.)

  • Belge/Eğitim Zorunluluğu Yerine Öğrenmeyi Teşvik…

    Eğitim ile ilgili görüşlerimi özetleyen, bu konularda yazıştığımız ve genç yaşta kaybettiğimiz bahriyeli arkadaşımız Mehmet Tunçay’a hitaben Şubat 2014’te denizciler@yahoogroups.com, grubuna yazılmış kısa bir eğitim yazısı bu.

    Amatör denizciler açısından zorunlu değil, iknaya ve rızaya dayalı, “eğitimi/öğrenmeyi” teşvik eden bir denizcilik anlayışının daha öğretici olduğunu düşünürüm. Örneğin zorunlu eğitim/belge yerine, her sene küpür derleme ajanslarından satın alınacak verilerle amatör denizcilerin yaşadıkları kaza istatistiklerinin çıkarılması, bunların değerlendirilmesinden çıkacak sonuçlara göre her yıl özellikle kulüpler aracılığıyla ücretli kurslar düzenlenmesi denizciliği daha fazla geliştirir.

    Bu nedenle tekne kullanımında ehliyet zorunluluğuna sıcak bakmam. Ehliyetin çeşitlendirilmesini, “belirli sınırlar dahilinde” kaldırılmasını, ya da sınavının basitleştirilmesini daha anlamlı bulurum. Şüphesiz bu “sınırların” gerekçelerinin enine boyuna tartışılarak çizilmesi/kabul edilmesi gerekir. Kurulacak sistemin zaaflarının giderilmesi ve geliştirilmesi açısından tartışmalardaki argümanların kayda geçilmesi önemlidir.