| |

TYF/ Türkiye Yelken Federasyonu’nun ADB Uygulama Eğitimi Programı: RECAP ve DEBRIEF

Sezar Atmaca

UAB/ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve TYF/Türkiye Yelken Federasyonu arasında gerçekleştirilen protokolün ardından “Yelken Kulüplerinde” uygulamalı eğitimler başladı. Buna göre, bakanlık bünyesindeki 10 saatlik teorik çevrimiçi eğitimlere, Yelken Kulüpleri eliyle denizde verilecek dört saatlik uygulamalı yüz yüze eğitim eklendi. Bu iki eğitimi başarıyla geçenler yine bakanlık bünyesinde çevrim-içi (online) yapılan ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavlarına girebilecekler.

Üç aşamalı yeni sınav düzenini değerlendiren ilk yazıda UAB/TYF protokolü ve uygulamanın esasları belli olduğunda daha doğru değerlendirmeler yapılabilir demiştim ama açıklamalar/uygulamalar, soruları ve endişe duyulacak konuları arttırdı.

Yelkenli Tekne Eğitim Programı

Kes-Yapıştır: Recap ve Debrief

● TYF’nin ADB/Amatör Denizci Belgesi Uygulama Eğitimi programı için kestirmeden bir “recap ve debrief” (özet ve değerlendirme) yapalım. Modüllerden (sağda) oluşan bu program belli ki İngilizce bir kaynaktan kes-yapıştır usulüyle hazırlanmış. Bunun izlerini, başlıkları yayımlanan üç sayfalık eğitim modülünün dilinde görmek mümkün:

LAUNCH, SPORTS BOAT, HULL ÇEŞİTLERİ, RIB (RIF INFLATABLE BOAT), COOLING WATER INLET, KILL CORD, DRIFT, MAN OVER BOARD, RECAP VE DEBRIEF gibi kullanımlar yanında (RIF de RIGID olacak herhalde) “TORNİSTON”, “ÇAPALAMA” gibi bir “eğitim” programında olmaması gereken hatalar da var.

Yelkenli Tekne Eğitim Programı

● Dört saatlik uygulama eğitiminin iki saati “Şişme Bot ve Dıştan Takma Motorlu Tekne” eğitimine, iki saati de “Yelkenli Tekne” eğitimine ayrılmış. Sadece konu başlıkları açıklanmış böylesi bir programın içeriğini ve uygunluğunu değerlendirmek, 10 saatlik teorik eğitimle nasıl bütünleştirildiğini, hangi mantıkla bu aşamada yelkenli/motorlu tekne eğitimi ayrımı yapıldığını sormak da anlamsız. Verilen uygulama süreleri bile uymuyor; bakanlığa göre program dört saatlik ama modüllerin uygulama süresi toplamı dört saat 40 dakika! Eğitime kaç kişiyle çıkılacağına ilişkin bir açıklama görmedim (Sinop/SKY, sitesinde beş kişi olarak açıklamış) ama bu süre değil uygulama, anlatmak için bile yeterli değil. Hayırlı “çapalamalar” dileyerek şunu da soralım: İlgili yönetmeliğe göre “Uygulama eğitimlerinin kapsamı, gerekleri ve eğitim müfredatı İdare tarafından” belirleniyor; acaba bu programın sorumlusu bakanlığın “suyuna gitmekle” yetinen TYF değil de bakanlık yetkilileri mi?

Amatör Denizci Eğitim (ADE) Merkezleri

● TYF açıklamasına göre uygulamalı eğitimi, ADE Merkezi olan “Yelken Kulüpleri” verebilecek. Yani TYF’nin TUYEP Merkezi olarak yetkilendirdiği “kurumlar” kapsam dışı bırakılmış. Acaba Yönetmelik’te yer alan,  “kurum ve kuruluş”ları yetkilendirebilir maddesi gereğince UAB yeni yetkilendirmelere kapı açar mı?

Yelken kulüplerinin ADE merkezi olabilmek için aşağıdaki şartları karşılaması gerekiyor:
→TYF vizeli (D4…) yelken eğitmeni,
→eğitime uygun iskele,
→can yeleği
→koç botu (en az 4,20 metre, 5 kişilik,),
→yelkenli yetişkin eğitim teknesi (en az 4,70 metrelik).

● Motorlu tekne eğitimde kullanılacak teknelerin motor gücü belirtilmemiş.  Yelkenli eğitimi için herhalde uygun teknesi olmayan yelken kulüplerinin tekne parkındaki Laser 4.7 (4,70 m.), pirat (5 m.) gibi tekneler de kullanılabilsin diye en az 4,70 m. boyunda bir tekne talep edilmiş. Niyeyse bu aşamada eğitim motorlu/yelkenli tekne diye ayrılarak yeni bir soruna kapı açılmış. TUYEP sertifikaları yelkenli tekne kullanımına ilişkin olduğuna göre motorlu tekne eğitimini veren eğitimcilerin sertifikası ne olacak, nereden bulunacak? Anlaşılan motorlu tekne diye çoğunlukla sert tabanlı şişmebot kullanılacak, oysa bu tür botları kullanma eğitiminin motorlu tekne/motoryat kullanma eğitimiyle örtüştüğü yerler çok sınırlıdır.

TYF talimatlarına göre kulüplerin kullandığı, en az 30 beygir gücünde olması gereken bu tip  “destek botları”nı ADB belgeli birisi kullanabiliyor. Ama burada kullanma değil de “eğitim” söz konusu. Peki TYF’nin bu tür botlarla ilgili bir sertifikasyonu var mı? Eğitimlerde kaç beygir gücünde motor kullanılacak belli değil. TYF sitesinde “Muhtelif Eğitimler” başlığı altında “Motorlu Tekne Kullanma” eğitimi görünüyor ama “bu sayfanın içeriği hazırlanıyor” dışında bir bilgi yok sayfada. Dileriz UAB’nin gemiadamı (STCW) sertifikalarından biri olan “hızlı bot kullanma yeterliliği kursu/sertifikasyonu”na doğru kulaç atmaya niyeti yoktur.

Motorlu Tekne Eğitim Programı

Uygulamalı Eğitimin Bedeli ve Açmazları

● ADB sınavına girmek isteyen katılımcılardan istenen uygulama eğitimi bedelinin 500 lira olduğu belirtiliyor (400 kulüplere/100 TYF’ye). Bilindiği gibi mevzuata göre ADB sınavına gireceklerden bir bedel alınmıyor, sadece sınavı kazananlardan Harçlar Kanunu’na göre bir Belge Harcı alınıyordu (bu yıl 160.72 lira). Nitekim Bakanlık “ADB/sıkça sorulan sorular”da bu durumu Amatör denizci eğitim ve sınavları ücretli mi? Hayır, ADB eğitim ve sınavları tamamen ücretsizdir.” diye açıklıyordu. Uygulama eğitimi bir sınav öncesi şartı, bir aşama olarak eklendiğine göre eğitim bedeli olarak istenen 500 lira neye göre alınıyor/isteniyor? Bunun için ilgili mevzuatta bir değişiklik/ekleme yapıldı mı?

●Eğitim bedeli kulüplerin masraflarını karşılar mı bilinmez ama ilk aşamada bir gelir kapısı olduğu için sisteme katılmaya çalışan kulüp ve eğitmen talebi de çok olur.  TYF eğitmen ihtiyacını karşılamak/yaygınlaştırmak için 18 yaşında ve ADB sahibi olan adayların katılabileceği, 4 gün/25 saatlik bir Yelken Eğitim Sistemi (YES) – Yelkenli Tekne Eğitmeni Kursu da açmış (kurs bedeli 4125 TL).

● İlgili Yönetmelik, ADB sınavına girebilmek için “uygulamalı eğitimin başarıyla tamamlanması gerektiğini” belirtiyor. Peki nedir “başarıyla tamamlamak”, kim, nasıl karar verecek başarılı olunduğuna? Bu ölçüt mevzuatta karşılığı olmayan bir ön sınav mıdır? Başarıyla tamamlayamayanlar kaç kez daha bu hakkı kullanabilecek, yoksa tekrar 500 lira mı yatıracak?

● Peki dört saatlik uygulamalı eğitim yeterli mi? Tabii ki vasatla yetinip “değil ama bu bir aşama” ya da “hiç yoktan iyidir” diyen de çıkacaktır. Sürenin anlatmak için bile yetmeyeceğini yukarıda belirttim. Belge-eğitim zorunluluğu yerine öncelikle öğrenmenin teşvik edilmesi gerektiğini savunanlardanım ama TYF kendi sistemine emek veren rahmetli Mustafa Miharbi’nin mirasına bile aldırmamış.

TYF/TUYEP düzenini kuran Miharbi’nin bir nüshasını bana da verdiği yelken eğitim yönetmeliği taslağına göre katılımcıların “tekne, deniz ve rüzgârla tanıştırılması, kişisel güvenlikleriyle ilgili ilk bilgilerin verilmesi”ni içeren uygulamalı “temel eğitim” için öngörülen kurs süresi 12 saat. Kaldı ki uygulamalı eğitime yelken yanında bir de motorlu tekne eğitimi eklenmiş. Ortada kes-yapıştırla başlıkları açıklanmış modüler sistemden başka bir doküman da yok. Örneğin gerek eğitmenler, gerekse eğitim alanlar için hazırlanmış bot kullanma/tekne kullanma kitapçığı gibi kaynaklar yok. 2010’dan beri bir kitabı olmayan TYF/TUYEP uygulaması için defalarca yazdım: “Temel kuraldır: “öğretici /instructor ‘kitaptan’ öğretir”, eğitim standardı böyle sağlanır. Üç aşamalı bu zincirleme modelde (teorik eğitim + uygulamalı eğitim + sınav) anlatılan/yazılan bilgilerin denkliğini/uyumluluğunu/standardını sağlamaya, yani eğitimin niteliğine ilişkin bir kaygı var mı acaba?

Seyir Güvenliği Hedefi ve UAB’nin Hercai Geçmişi

● Son mevzuat değişikliği ile “deniz hukuku”nu sınav konularından çıkardığını bile fark etmeyen UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bu yeni sınav sistemiyle “seyir güvenliğinin arttırılmasını” hedeflemiş. Açıklamalar kulağa hoş geliyor ama “seyir güvenliği nedir, neleri içerir, nasıl arttırılır” gibi konular düşünüldüğünde, açıklanan hedefle “malumatfuruşluk” dışında bir sebep sonuç ilişkisi kuramıyoruz maalesef. Şüphesiz bu durum; 2013’te “pratik eğitim iddiası” ile uygulamaya başladığı ADES sistemini 2018’de askıya alıp, beş senede %100 sınav başarı oranıyla, yaklaşık 800 bin ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtarak eğitim tarihine geçen, Guinness Rekorlar Kitabı’na aday UAB’nin, hercai geçmişine de uygun.

Hiçbir ana plan olmadan yürütülen, tartışılmamış/müzakere edilmemiş, uluslararası uygulamalardan/gelişmelerden kopuk, denetimden/şeffaflıktan uzak yaptım-oldu uygulamalarındaki yol ve yöntemlerin sorgulanmasını, ne yapıldığı kadar, neyin nasıl yapıldığına da önem verilmesini dileyelim. Bu tür işlerin/uygulamaların ülkemizin bugünkü sorunlarının omurgasına katkılarını da göz ardı etmeyelim.

Bir Endişe: “Bir Zincir, En Çürük Baklası Kadar Sağlamdır…”

● Üç aşamalı bu zincirleme modelde eğitim, eğitmen, tekne, motor, teknede eğitim alacak kişi sayısı, eğitim süresi gibi standartlarındaki sorunlar/zaaflar göz önüne alındığında “bir zincir, en çürük baklası kadar sağlamdır” denizci deyişindeki endişeyi duymak mümkün. Çünkü deniz yutturmaca ustalık gösterilerini kaldırmaz. Dileriz uygulamalar kazalara/yaralanmalara yol açmaz.

“Hakkında Öyle ya da Böyle Bir Fikriniz Yoksa…”[1]

● Ülkemizdeki sınav/belge düzeninde ve düzeyinde kimse dün olduğu gibi bugün de ADB sahibi ya da bu tür bir uygulamayı geçti diye denizciliği/tekne kullanmayı öğrenmez, bu sadece yeni başlayanlara bir tanıştırma faslıdır. Bu nedenle belge-eğitim zorunluluğu yerine öncelikle öğrenmenin teşvik edilmesi gerektiğini savunurum. Heveslendirici-meraklandırıcı, eğitimi teşvik edici, eksiklikleri gösterici/tanıtıcı, denize açılacak hale getirmek için pratik eğitim verilmesi tabii ki istenir ama bunun mecburiyeti olmaz.

●UAB – TYF işbirliği esas olarak eğitimin standardı/kalitesi/uluslararası uygulamalara/gelişmelere uygunluğu ile değil, merkezileştirilmesi ve geliri ile ilgileniyorsa da yine de duymak isteyen kulaklara bu orkozun içinden çıkabilmeleri için önerilerde bulunalım:

→Eğitim/sınav için kullanılan yol ve yöntemlerin sorgulanıp, değiştirilerek uluslararası uygulamalara/gelişmelere uygun hale getirilmesi için zorunluluğun kaldırılması, sınav sisteminin bürokrasiden arındırılarak basitleştirilmesi…

→Uygulamalı eğitim eğitmenleri ve katılımcıları için bir bot kullanma/tekne kullanma kitabı/kitapçığı hazırlanması…

 →Teorik ve uygulamalı eğitimlerin birbirini tamamlayabilmesi için zorunluluğun kaldırılıp tüm sınav yetkisinin federasyona devri ya da YY2 eğitimini tamamlayanlara ADB verilmesi gibi mevcut yapıya uygun düzenlemeler yapılması…

●Konu ile ilgili yazılardan bugüne dek herhangi bir dersin çıkarılabileceğini gösteren bir işaretin/endişenin olmaması ayrıca karamsarlık sebebi olsa da meraklısı için ilgili bazı yazıları aşağıya bıraktım (alfabetik).[2]


Similar Posts

  • |

    Amatör Denizci Elkitabı’ndan Usûlsüz Alıntı Nedeniyle Tazminat Ödeyen Bakanlık

    Denizcilik Müsteşarlığı 2010 yılında “© 2010 Denizcilik Müsteşarlığı. Her hakkı mahfuzdur.” künyesiyle “Denizcinin El Kitabı” adlı 82 (+14) sayfalık bir kitap çıkardı. Kitap, ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’ndan kes-yapıştır alıntılarla dolu olsa da bunun dışında birçok hata ve yanlış içeriyordu.

    Alıntılar için izin alınmadığını, onca “intihal” alıntıya rağmen ADEK’in adının künyede dahi geçmediğini belirtip kitaptaki yanlışları da ekleyerek önce ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu aracılığıyla sözlü, sonra da yazılı olarak Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı’na başvurdum. Kitaptaki yanlışları da örnekleriyle vererek, “Böyle bir kitabın hazırlanması zaman, emek ve uzmanlık (ehillik) ister.” dediğim yazıda, dört yıldır yayına hazırlamaya çalıştığımız Laser kitabından söz ederek kabaca bir kitap hazırlık sürecinin aşamalarını da yazmıştım. Başvurulara herhangi bir cevap verilmedi.

    Bu pişkinlik nedeniyle dava açmak istedim, ancak yayıncı ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu davacı olmak istemedi. Uzun bir bekleyişten sonra ADEK/Amatör Denizci Elkitabı’nın izinsiz kullanımı hakkında Ulaştırma Bakanlığı/Denizcilik Müsteşarlığı aleyhine “tecavüzün önlenmesi ve tazminat” davası açtım (Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 30.03.2011, Dosya no: 2011/63 Esas).

  • Belge/Eğitim Zorunluluğu Yerine Öğrenmeyi Teşvik…

    Eğitim ile ilgili görüşlerimi özetleyen, bu konularda yazıştığımız ve genç yaşta kaybettiğimiz bahriyeli arkadaşımız Mehmet Tunçay’a hitaben Şubat 2014’te denizciler@yahoogroups.com, grubuna yazılmış kısa bir eğitim yazısı bu.

    Amatör denizciler açısından zorunlu değil, iknaya ve rızaya dayalı, “eğitimi/öğrenmeyi” teşvik eden bir denizcilik anlayışının daha öğretici olduğunu düşünürüm. Örneğin zorunlu eğitim/belge yerine, her sene küpür derleme ajanslarından satın alınacak verilerle amatör denizcilerin yaşadıkları kaza istatistiklerinin çıkarılması, bunların değerlendirilmesinden çıkacak sonuçlara göre her yıl özellikle kulüpler aracılığıyla ücretli kurslar düzenlenmesi denizciliği daha fazla geliştirir.

    Bu nedenle tekne kullanımında ehliyet zorunluluğuna sıcak bakmam. Ehliyetin çeşitlendirilmesini, “belirli sınırlar dahilinde” kaldırılmasını, ya da sınavının basitleştirilmesini daha anlamlı bulurum. Şüphesiz bu “sınırların” gerekçelerinin enine boyuna tartışılarak çizilmesi/kabul edilmesi gerekir. Kurulacak sistemin zaaflarının giderilmesi ve geliştirilmesi açısından tartışmalardaki argümanların kayda geçilmesi önemlidir.

  • Deniz Kenarında Susuz Kalmak

    TBMM’ye 40 milletvekilinin imzasıyla sunulan ve Mantıksız Taşıtlar Vergisi de denilen MTV’yi kaldırıp yerine tekne boyuna göre ruhsatname harcı ve vize harcı getiren yasa, basında mali yükün sanki kalktığı yönünde olumlu bir havayla karşılandı. Oysa yeni yasanın da mantıkla pek ilgisi olduğu söylenemez.

    Yasayı genel olarak amatör denizcilik açısından değerlendirmekle yetineceğim ama Ticaret Kanunu’ndaki gemi tanımı ortadayken “gemi, deniz ve iç su araçları” gibi kavramlar ya da yine Ticaret Kanunu ve Medeni Kanun hükümleri gereğince menkul sayılan gemilerin satışları için tarafların bu konuda anlaşmaları yeterli sayılmışken “liman başkanlığı huzurunda yapılmayan devir sözleşmesinin geçersiz sayılması” gibi mevcut tanımlarla, temel yasalarla çelişen hayli sorunlu bir yasa var karşımızda.

    Öncelikle yasanın hazırlık sürecinden doğan önemli eksiklikler var. Yasal değişikliklerin çelişkiler yaratmadan mevcut sorunları çözmesi, azaltması beklenir, istenir. Tabii bunların olabilmesi için konuyla ilgili, bağlantılı tarafların, birbirleriyle çatışan fikirleri olsa da bir araya gelerek, birbirlerini dinleyerek, tartışarak anlaşabilecekleri bir zemin bulmaları, tarafların ilgili komisyonlara çağrılarak dinlenmeleri, konuyla ilgili istatistiki çalışmalar yapılması önemlidir. Tarafların anlaşamazlarsa bile kendilerini ifade etmeleri, ifade edecek kanallar bulmaları, dertlerini tasalarını, iddialarını anlatmaları, birbirlerini muhatap almaları yani bu zeminin bir parçası olmaları en az uzlaşma (yasa metni) kadar önemlidir. Bu zeminin oluşması için çaba gösterilmezse( Tek başına Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu bu zemin için yeterli değildir…) “deniz kenarında susuz kalmak” kaçınılmazdır.

  • | |

    ADES /Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin Dünü ve Bugünü…

    ADES, denizcilik bürokrasisinin amatör-sportif denizcilik hakkındaki bilgisini/tasavvurunu, duyarsızlığını, hesap vermeme ve denetimsizlikten kaynaklanan donanımsız özgüvenini, alabora olan zihniyetini, heder edilen kamu kaynaklarını gösteren baştan sona ibretlik bir hikâyedir. Hikâye uzun ama önce bir özetini yapıp sonra da unutulmasın ve kayda geçsin diye Denizcilik Müsteşarlığı’na, UDHB ve UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na yaptığım başvuruları/şikâyetleri ve verilen cevapları “ADES YAZILARI / YAZIŞMALARI” dosyasında sıraladım. Yazdıklarımı karalamak, ADES’i haklı gösterebilmek için ilgili bürokratların düştüğü seviyeyi gösteren konuşmalar da bu dosyada yer alıyor.

    Aslında karaya oturmuş fantezileri uğruna “kamu kaynaklarını heder eden” bürokrasinin iddialarındaki, dilekçelere verdikleri cevaplardaki, nobran/ üstten konuşan/hesap vermez/denetlenemez (ve artık cevap bile vermez…) dil, ülkemiz hakkında anlamak isteyenlere çok şey söylüyor…

  • |

    Derneğin Zaafları

    DSTİ (Denizciler Sivil Toplum İnsiyatifi) 2000’li yılların başında tartışmalarıyla/yaptıklarıyla amatör denizciliğe taze rüzgârlar getirmiş, birçok denizcinin birbirini tanımasına/kaynaşmasına neden olmuş bir platformdu. Esintisi fazla uzun sürmese de hoş anılar bıraktı. DSTİ’nin yapısını/işleyişini ve o günlerde çokça dile getirilen dernek olma fikrini/tartışmalarını değerlendiren aşağıdaki yazı 8 Ocak 2003’te DSTİ sitesinde (dsti@yahoogroups.com ) yayımlanmıştı.

    ***

    DSTİ kendiliğinden oluşmuş iktidar olma arayışına sıkışmayan ama müdahil/müdahaleci yapısıyla AD/Amatör Denizcilik sorunlarına yeni bir soluk getirme potansiyeli taşıyor. Çoğunluk açısından ağırlıkla yazışma edimi üzerine kurulu bir etkinlik işlevi görse de kurulan ve işleyen grupları (ör. iletişim grubu) ile bunun ötesinde bir işleyisi de var. DSTİ’nin daha da canlanmasını amatör denizcilikle ilgili, söz alıp girişimde bulunup, insiyatif geliştirmesini umarken derneğin ortaya çıkmasının bu gidişatı zaafa uğratacağını düşünüyorum.

    DSTİ’nin ufkunu açacak olan kendi “içsel dinamiği”dir. DSTİ’nin öncü ve taban olacağı, yönlendireceği büyüklü küçüklü pek çok projenin yavaş yavaş da olsa şekillenmesine çalışılmalı. Örneğin imkânlar dahilinde bir organizasyon olsa da gezi/site/hukuki ve diğer girişimler, taslaklar/amatör tekne yapımı… gibi birçok faaliyetin sahicileştirilmesi, daha da geliştirilmesi için çaba gösterilmeli. Bu süreçte en önemli şey insanların birbirini tanıması ve katılımın artmasıdır. Örneğin kimin hangi işi yapabileceği, hangisine katılabileceği, kimin sözünde durduğu, ne kadar gönüllü olduğu… fikirler, güçler, imkânlar … olumlu olumsuz birçok tavır/davranış/katkı/gelişme… bu sürecin benzersiz kazanımlarıdır. Bu kazanımların yaratacağı içsel dinamizm amatör denizciliğin sorunlarını paylaşmayı tartışmayı, çözmeyi göğüslemeyi… de sağlar. Sürecin bu yönde zenginleşmesi umulurken “dernek kurma” yönündeki “müdahale” bu gidişatı sekteye uğratabilir.

  • Türkiye’de Kaç Tekne Var?

    Motor Boat dergisi Ekim 2016 sayısında yayımlanan aşağıdaki yazı “VIII: Türk Deniz Ticareti Sempozyumu”na sunduğum “Amatör Sportif Denizciliğin Sorunları” başlıklı bildiriden bir bölüm olsa da önemi nedeniyle yayımlamakta fayda gördüm. Günümüzde toplam tekne sayısı değişse de (UAB  rakamlarına göre Ağustos 2019’da özel tekne sayısı: 95.881) oranlar ve sorunlar değişmiyor. UAB ayrıntılı bir tekne istatistiği yayımlayamıyor,…