| |

TYF/ Türkiye Yelken Federasyonu’nun ADB Uygulama Eğitimi Programı: RECAP ve DEBRIEF

Sezar Atmaca

UAB/ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve TYF/Türkiye Yelken Federasyonu arasında gerçekleştirilen protokolün ardından “Yelken Kulüplerinde” uygulamalı eğitimler başladı. Buna göre, bakanlık bünyesindeki 10 saatlik teorik çevrimiçi eğitimlere, Yelken Kulüpleri eliyle denizde verilecek dört saatlik uygulamalı yüz yüze eğitim eklendi. Bu iki eğitimi başarıyla geçenler yine bakanlık bünyesinde çevrim-içi (online) yapılan ADB/Amatör Denizci Belgesi sınavlarına girebilecekler.

Üç aşamalı yeni sınav düzenini değerlendiren ilk yazıda UAB/TYF protokolü ve uygulamanın esasları belli olduğunda daha doğru değerlendirmeler yapılabilir demiştim ama açıklamalar/uygulamalar, soruları ve endişe duyulacak konuları arttırdı.

Yelkenli Tekne Eğitim Programı

Kes-Yapıştır: Recap ve Debrief

● TYF’nin ADB/Amatör Denizci Belgesi Uygulama Eğitimi programı için kestirmeden bir “recap ve debrief” (özet ve değerlendirme) yapalım. Modüllerden (sağda) oluşan bu program belli ki İngilizce bir kaynaktan kes-yapıştır usulüyle hazırlanmış. Bunun izlerini, başlıkları yayımlanan üç sayfalık eğitim modülünün dilinde görmek mümkün:

LAUNCH, SPORTS BOAT, HULL ÇEŞİTLERİ, RIB (RIF INFLATABLE BOAT), COOLING WATER INLET, KILL CORD, DRIFT, MAN OVER BOARD, RECAP VE DEBRIEF gibi kullanımlar yanında (RIF de RIGID olacak herhalde) “TORNİSTON”, “ÇAPALAMA” gibi bir “eğitim” programında olmaması gereken hatalar da var.

Yelkenli Tekne Eğitim Programı

● Dört saatlik uygulama eğitiminin iki saati “Şişme Bot ve Dıştan Takma Motorlu Tekne” eğitimine, iki saati de “Yelkenli Tekne” eğitimine ayrılmış. Sadece konu başlıkları açıklanmış böylesi bir programın içeriğini ve uygunluğunu değerlendirmek, 10 saatlik teorik eğitimle nasıl bütünleştirildiğini, hangi mantıkla bu aşamada yelkenli/motorlu tekne eğitimi ayrımı yapıldığını sormak da anlamsız. Verilen uygulama süreleri bile uymuyor; bakanlığa göre program dört saatlik ama modüllerin uygulama süresi toplamı dört saat 40 dakika! Eğitime kaç kişiyle çıkılacağına ilişkin bir açıklama görmedim (Sinop/SKY, sitesinde beş kişi olarak açıklamış) ama bu süre değil uygulama, anlatmak için bile yeterli değil. Hayırlı “çapalamalar” dileyerek şunu da soralım: İlgili yönetmeliğe göre “Uygulama eğitimlerinin kapsamı, gerekleri ve eğitim müfredatı İdare tarafından” belirleniyor; acaba bu programın sorumlusu bakanlığın “suyuna gitmekle” yetinen TYF değil de bakanlık yetkilileri mi?

Amatör Denizci Eğitim (ADE) Merkezleri

● TYF açıklamasına göre uygulamalı eğitimi, ADE Merkezi olan “Yelken Kulüpleri” verebilecek. Yani TYF’nin TUYEP Merkezi olarak yetkilendirdiği “kurumlar” kapsam dışı bırakılmış. Acaba Yönetmelik’te yer alan,  “kurum ve kuruluş”ları yetkilendirebilir maddesi gereğince UAB yeni yetkilendirmelere kapı açar mı?

Yelken kulüplerinin ADE merkezi olabilmek için aşağıdaki şartları karşılaması gerekiyor:
→TYF vizeli (D4…) yelken eğitmeni,
→eğitime uygun iskele,
→can yeleği
→koç botu (en az 4,20 metre, 5 kişilik,),
→yelkenli yetişkin eğitim teknesi (en az 4,70 metrelik).

● Motorlu tekne eğitimde kullanılacak teknelerin motor gücü belirtilmemiş.  Yelkenli eğitimi için herhalde uygun teknesi olmayan yelken kulüplerinin tekne parkındaki Laser 4.7 (4,70 m.), pirat (5 m.) gibi tekneler de kullanılabilsin diye en az 4,70 m. boyunda bir tekne talep edilmiş. Niyeyse bu aşamada eğitim motorlu/yelkenli tekne diye ayrılarak yeni bir soruna kapı açılmış. TUYEP sertifikaları yelkenli tekne kullanımına ilişkin olduğuna göre motorlu tekne eğitimini veren eğitimcilerin sertifikası ne olacak, nereden bulunacak? Anlaşılan motorlu tekne diye çoğunlukla sert tabanlı şişmebot kullanılacak, oysa bu tür botları kullanma eğitiminin motorlu tekne/motoryat kullanma eğitimiyle örtüştüğü yerler çok sınırlıdır.

TYF talimatlarına göre kulüplerin kullandığı, en az 30 beygir gücünde olması gereken bu tip  “destek botları”nı ADB belgeli birisi kullanabiliyor. Ama burada kullanma değil de “eğitim” söz konusu. Peki TYF’nin bu tür botlarla ilgili bir sertifikasyonu var mı? Eğitimlerde kaç beygir gücünde motor kullanılacak belli değil. TYF sitesinde “Muhtelif Eğitimler” başlığı altında “Motorlu Tekne Kullanma” eğitimi görünüyor ama “bu sayfanın içeriği hazırlanıyor” dışında bir bilgi yok sayfada. Dileriz UAB’nin gemiadamı (STCW) sertifikalarından biri olan “hızlı bot kullanma yeterliliği kursu/sertifikasyonu”na doğru kulaç atmaya niyeti yoktur.

Motorlu Tekne Eğitim Programı

Uygulamalı Eğitimin Bedeli ve Açmazları

● ADB sınavına girmek isteyen katılımcılardan istenen uygulama eğitimi bedelinin 500 lira olduğu belirtiliyor (400 kulüplere/100 TYF’ye). Bilindiği gibi mevzuata göre ADB sınavına gireceklerden bir bedel alınmıyor, sadece sınavı kazananlardan Harçlar Kanunu’na göre bir Belge Harcı alınıyordu (bu yıl 160.72 lira). Nitekim Bakanlık “ADB/sıkça sorulan sorular”da bu durumu “Amatör denizci eğitim ve sınavları ücretli mi? Hayır, ADB eğitim ve sınavları tamamen ücretsizdir.” diye açıklıyordu. Uygulama eğitimi bir sınav öncesi şartı, bir aşama olarak eklendiğine göre eğitim bedeli olarak istenen 500 lira neye göre alınıyor/isteniyor? Bunun için ilgili mevzuatta bir değişiklik/ekleme yapıldı mı?

●Eğitim bedeli kulüplerin masraflarını karşılar mı bilinmez ama ilk aşamada bir gelir kapısı olduğu için sisteme katılmaya çalışan kulüp ve eğitmen talebi de çok olur.  TYF eğitmen ihtiyacını karşılamak/yaygınlaştırmak için 18 yaşında ve ADB sahibi olan adayların katılabileceği, 4 gün/25 saatlik bir Yelken Eğitim Sistemi (YES) – Yelkenli Tekne Eğitmeni Kursu da açmış (kurs bedeli 4125 TL).

● İlgili Yönetmelik, ADB sınavına girebilmek için “uygulamalı eğitimin başarıyla tamamlanması gerektiğini” belirtiyor. Peki nedir “başarıyla tamamlamak”, kim, nasıl karar verecek başarılı olunduğuna? Bu ölçüt mevzuatta karşılığı olmayan bir ön sınav mıdır? Başarıyla tamamlayamayanlar kaç kez daha bu hakkı kullanabilecek, yoksa tekrar 500 lira mı yatıracak?

● Peki dört saatlik uygulamalı eğitim yeterli mi? Tabii ki vasatla yetinip “değil ama bu bir aşama” ya da “hiç yoktan iyidir” diyen de çıkacaktır. Sürenin anlatmak için bile yetmeyeceğini yukarıda belirttim. Belge-eğitim zorunluluğu yerine öncelikle öğrenmenin teşvik edilmesi gerektiğini savunanlardanım ama TYF kendi sistemine emek veren rahmetli Mustafa Miharbi’nin mirasına bile aldırmamış.

TYF/TUYEP düzenini kuran Miharbi’nin bir nüshasını bana da verdiği yelken eğitim yönetmeliği taslağına göre katılımcıların “tekne, deniz ve rüzgârla tanıştırılması, kişisel güvenlikleriyle ilgili ilk bilgilerin verilmesi”ni içeren uygulamalı “temel eğitim” için öngörülen kurs süresi 12 saat. Kaldı ki uygulamalı eğitime yelken yanında bir de motorlu tekne eğitimi eklenmiş. Ortada kes-yapıştırla başlıkları açıklanmış modüler sistemden başka bir doküman da yok. Örneğin gerek eğitmenler, gerekse eğitim alanlar için hazırlanmış bot kullanma/tekne kullanma kitapçığı gibi kaynaklar yok. 2010’dan beri bir kitabı olmayan TYF/TUYEP uygulaması için defalarca yazdım: “Temel kuraldır: “öğretici /instructor ‘kitaptan’ öğretir”, eğitim standardı böyle sağlanır. Üç aşamalı bu zincirleme modelde (teorik eğitim + uygulamalı eğitim + sınav) anlatılan/yazılan bilgilerin denkliğini/uyumluluğunu/standardını sağlamaya, yani eğitimin niteliğine ilişkin bir kaygı var mı acaba?

Seyir Güvenliği Hedefi ve UAB’nin Hercai Geçmişi

● Son mevzuat değişikliği ile “deniz hukuku”nu sınav konularından çıkardığını bile fark etmeyen UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bu yeni sınav sistemiyle “seyir güvenliğinin arttırılmasını” hedeflemiş. Açıklamalar kulağa hoş geliyor ama “seyir güvenliği nedir, neleri içerir, nasıl arttırılır” gibi konular düşünüldüğünde, açıklanan hedefle “malumatfuruşluk” dışında bir sebep sonuç ilişkisi kuramıyoruz maalesef. Şüphesiz bu durum; 2013’te “pratik eğitim iddiası” ile uygulamaya başladığı ADES sistemini 2018’de askıya alıp, beş senede %100 sınav başarı oranıyla, yaklaşık 800 bin ADB/Amatör Denizci Belgesi dağıtarak eğitim tarihine geçen, Guinness Rekorlar Kitabı’na aday UAB’nin, hercai geçmişine de uygun.

Hiçbir ana plan olmadan yürütülen, tartışılmamış/müzakere edilmemiş, uluslararası uygulamalardan/gelişmelerden kopuk, denetimden/şeffaflıktan uzak yaptım-oldu uygulamalarındaki yol ve yöntemlerin sorgulanmasını, ne yapıldığı kadar, neyin nasıl yapıldığına da önem verilmesini dileyelim. Bu tür işlerin/uygulamaların ülkemizin bugünkü sorunlarının omurgasına katkılarını da göz ardı etmeyelim.

Bir Endişe: “Bir Zincir, En Çürük Baklası Kadar Sağlamdır…”

● Üç aşamalı bu zincirleme modelde eğitim, eğitmen, tekne, motor, teknede eğitim alacak kişi sayısı, eğitim süresi gibi standartlarındaki sorunlar/zaaflar göz önüne alındığında “bir zincir, en çürük baklası kadar sağlamdır” denizci deyişindeki endişeyi duymak mümkün. Çünkü deniz yutturmaca ustalık gösterilerini kaldırmaz. Dileriz uygulamalar kazalara/yaralanmalara yol açmaz.

“Hakkında Öyle ya da Böyle Bir Fikriniz Yoksa…”[1]

● Ülkemizdeki sınav/belge düzeninde ve düzeyinde kimse dün olduğu gibi bugün de ADB sahibi ya da bu tür bir uygulamayı geçti diye denizciliği/tekne kullanmayı öğrenmez, bu sadece yeni başlayanlara bir tanıştırma faslıdır. Bu nedenle belge-eğitim zorunluluğu yerine öncelikle öğrenmenin teşvik edilmesi gerektiğini savunurum. Heveslendirici-meraklandırıcı, eğitimi teşvik edici, eksiklikleri gösterici/tanıtıcı, denize açılacak hale getirmek için pratik eğitim verilmesi tabii ki istenir ama bunun mecburiyeti olmaz.

●UAB – TYF işbirliği esas olarak eğitimin standardı/kalitesi/uluslararası uygulamalara/gelişmelere uygunluğu ile değil, merkezileştirilmesi ve geliri ile ilgileniyorsa da yine de duymak isteyen kulaklara bu orkozun içinden çıkabilmeleri için önerilerde bulunalım:

→Eğitim/sınav için kullanılan yol ve yöntemlerin sorgulanıp, değiştirilerek uluslararası uygulamalara/gelişmelere uygun hale getirilmesi için zorunluluğun kaldırılması, sınav sisteminin bürokrasiden arındırılarak basitleştirilmesi…

→Uygulamalı eğitim eğitmenleri ve katılımcıları için bir bot kullanma/tekne kullanma kitabı/kitapçığı hazırlanması…

 →Teorik ve uygulamalı eğitimlerin birbirini tamamlayabilmesi için zorunluluğun kaldırılıp tüm sınav yetkisinin federasyona devri ya da YY2 eğitimini tamamlayanlara ADB verilmesi gibi mevcut yapıya uygun düzenlemeler yapılması…

●Konu ile ilgili yazılardan bugüne dek herhangi bir dersin çıkarılabileceğini gösteren bir işaretin/endişenin olmaması ayrıca karamsarlık sebebi olsa da meraklısı için ilgili bazı yazıları aşağıya bıraktım (alfabetik).[2]


Benzer Gönderiler

  • TUYEP / Türkiye Ulusal Yelken Eğitim Programı’nın Dünü ve Bugünü…

    Öncelikle dün de bugün de TUYEP’i hangi açıdan değerlendirdiğimi ilgili yazılardan alıntılarla özetleyeyim. Ülkemiz mevcut spor örgütlenmesi/anlayışı ile “Avrupa’da spor yapma oranı en düşük ülke”. Batı ülkeleri, sporu, devletin düzenleyici, kollayıcı, teşvik edici etkisi altında, “sporun öznesi” kulüp/dernek/federasyon gibi merkezler eliyle yöneterek kitle sporunu, spor kültürünü geliştirirken, bizde spor devlet eliyle yönetiliyor (→ “Devlette spor mu, sporda devlet mi?”). Bu durumu destekleyen/muhafaza eden spor örgütlenmemiz amatör-sportif denizcilikte de hevesi–merakı özendir(e)miyor. Örneğin amatör-sportif denizciliğe toplumsal bir yöneliş olduğunda (ör. 1968 sonrası ya da 2000’ler…) mevzuat/model/kurum/yayın/altyapı olarak bu yöneliş ileri taşınamıyor, geliştirilemiyor, sürdürülemiyor, “niceliksel” artışlarla yetinilmek zorunda kalınıyor, nesiller heba ediliyor. “Federasyonlar (ve seçimleri) doğal olarak siyasi etkilere çok açık. Buna devletin vatandaşa güvenmeyen, iknaya değil hizaya zorlayan zihniyeti ile kulüp ve federasyonların “demokratikleşmeye/paylaşmaya” değil, devlet gücüne /zihniyetine/mevzuata bel bağlayan/yaslanan zihniyeti de eklenince çaparizler çoğalıyor.”

    Uluslararası düzeyde bir gelecek ve niteliksel gelişmelerin olabilmesi için kanunlar değişmeli, federasyonlar devletin birer teknik dairesi olmaktan çıkarılmalı, yetkileri kanunla belirlenmeli, ADB /KMT gibi amatör denizcileri ilgilendiren belgeleri federasyonlar vermeli, ülkenin özgül durumuna uygun modeller bulunmalı, bunların konuşulabildiği/tartışılabildiği ortamlar oluşturulmalı vs… Federasyonlar kendi alanlarını düzenleyebilmeli, hobi ve spor eğitimleri MEB kapsamından çıkarılmalı, MEB’e basit izin/sade düzenleme yetkisi, ilgili bakanlıklara denetleme yetkisi verilmeli… Spor şuralarında, akademik makalelerde ileri sürülen bu gibi birçok öneri yıllardır değerlendirilmeyi bekliyor…

  • | |

    ADES /Amatör Denizci Eğitim Sistemi’nin Dünü ve Bugünü…

    ADES, denizcilik bürokrasisinin amatör-sportif denizcilik hakkındaki bilgisini/tasavvurunu, duyarsızlığını, hesap vermeme ve denetimsizlikten kaynaklanan donanımsız özgüvenini, alabora olan zihniyetini, heder edilen kamu kaynaklarını gösteren baştan sona ibretlik bir hikâyedir. Hikâye uzun ama önce bir özetini yapıp sonra da unutulmasın ve kayda geçsin diye Denizcilik Müsteşarlığı’na, UDHB ve UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na yaptığım başvuruları/şikâyetleri ve verilen cevapları “ADES YAZILARI / YAZIŞMALARI” dosyasında sıraladım. Yazdıklarımı karalamak, ADES’i haklı gösterebilmek için ilgili bürokratların düştüğü seviyeyi gösteren konuşmalar da bu dosyada yer alıyor.

    Aslında karaya oturmuş fantezileri uğruna “kamu kaynaklarını heder eden” bürokrasinin iddialarındaki, dilekçelere verdikleri cevaplardaki, nobran/ üstten konuşan/hesap vermez/denetlenemez (ve artık cevap bile vermez…) dil, ülkemiz hakkında anlamak isteyenlere çok şey söylüyor…

  • |

    Hedefi Olmayan Tekne…

    Eylül 2014’te yayımlanan Hedefi Olmayan Tekne. yazısı genel olarak amatör/sportif denizciliğin sorunlarını ele alsa da “özel olarak” ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’nun “ faaliyet ve yönetim olarak başlangıçtaki fikri iddialarından uzaklaşmasını” dert edinen bir yazı. Amatör sportif denizciliği kültürel açıdan ve kurumsal yapı itibarıyla değerlendiren ve birbirini besleyen yazılar, zorunlu olarak da bazı yönlerden birbirinin tekrarı niteliğindedir.
    …. …. ….
    Sadun ve Oda Boro’nun (+ Miço), 10.5 metrelik Kısmet’le yaptıkları dünya turu (1965-1968) sonrası amatör/sportif denizciliğe yönelik toplumsal ilgi/heves doruk noktasına ulaşsa da bireylerin hevesini, merakını teşvik edip, gelişmesine yardımcı olacak bir kültür ve spor örgütlenmesi olmadığı için bu ilgi/heves zamanla kayboldu. Başka bir deyişle heves kırıldı, merak cezalandırıldı! Çünkü Türkiye, spor kültürünün değil, skor kültürünün geliştiği ve Avrupa’da spor yapma oranı en düşük ülkelerden biri. Spor dallarındaki çeşitlilik de kısıtlı. Batı ülkeleri, sporu, devletin düzenleyici, kollayıcı, teşvik edici etkisi altında, “sporun öznesi” kulüp/dernek/federasyon gibi merkezler eliyle yöneterek kitle sporunu, spor kültürünü geliştirirken, Türkiye, dünyada sporun devlet eliyle yönetildiği Kuzey Kore, Çin gibi birkaç ülkeden biri. Spor federasyonları kanunla değil yönetmelikle yönetiliyor, federasyonlar (ve seçimleri) siyasi etkilere çok açık. Buna devletin vatandaşa güvenmeyen, iknaya değil hizaya zorlayan zihniyeti ile kulüp ve federasyonların “demokratikleşmeye/paylaşmaya” değil, devlet gücüne /zihniyetine/mevzuata bel bağlayan/yaslanan zihniyeti de eklenince çaparizler çoğalıyor.

  • | |

    AMATÖR DENİZCİLER İÇİN SINAV SORU BANKASI…

    Amatör Denizci ve Kısa Mesafe Telsiz (KMT) Belgesi sınavı yapma/düzenleme yetkisi ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu’nda iken (2005-2013) çevrimiçi (on-line) sınavlar için gerekli sınav soru bankasını ADF eğitmeni Tunç Tokay’la birlikte hazırlamıştık. Soruların
    kaynağı ADEK/Amatör Denizci Elkitabı ve Kısa Mesafe Telsiz Elkitabı’ydı.
    Soruların hazırlanmasında sevgili arkadaşım Tunç Tokay’ın emeği
    benden çoktur, özellikle çizimlerin hazırlanmasında ve
    seyir/navigasyon sorularında. Gökhan Abur (1943-2023) hocamız,
    Prof. Dr. İrfan Papila ve Âli San kendi bölümleriyle ilgili sorulara katkı
    yapmışlardı. Teoman Arsay abimiz de bazı bölüm sorularını tekrar gözden geçirmişti.
    Hazırladığımız soru bankasından “seçtiğimiz örnek soruları” ADEK’teki
    sıraya göre Ağustos 2025-Mayıs 2026 arasında 9 bölüm halinde
    yayımlamıştık. Şimdi sorular bir pdf dosyasında toplandı ve sonuna da
    cevap anahtarı eklendi. KMT/Kısa Mesafe Telsiz soruları ayrı bir pdf
    dosyasında yayımlanacak. Soruları tekrar gözden geçirmedim, birbirine benzer sorular var ama, sınav için seçilen sorular ayrıca gözden geçirilir, çift yönlü ve birbirini andıran sorulardan biri sorulurdu.
    Amatör denizci eğitimiyle/sınavlarıyla/sorularıyla ilgili birçok yazı yazmış bu konulardaki gidişatı eleştirip, hataları/yanlışları göstermeye
    çalışmıştım. Belge/eğitim zorunluluğu yerine öğrenmenin teşvik edilmesi gerektiğini ileri süren
    ya da bakanlığın ADES/Amatör Denizci Eğitim Sisteminin (daha sonra ADED) ve sorularının sığlığını/hatalarını ve bugün gelinen noktayı örnekleyen yazılar gibi (örnek yazı listesi sayfada). (Haziran 2026)
    Ayrıca bakınız: Erişime Açık Sayfalar

  • |

    Çocukların Beyni Çöplük Değil

    Bürokrasinin kamu kaynaklarını heba eden ama hiçbir zaman alabora olmayan zihniyetine güzel bir örnek olan Küçük Denizcinin El Kitabı. Kitapçık 2007’de 600.000 basılıp okullara ve denizcilikle ilgili kulüplere dağıtıldı. Kapakta Denizcilik Müsteşarlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, arka kapakta ise bunlarla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı, Deniz Ticaret Odası, İDO, Denizciler Dayanışma Derneği, TURMEPA, Dak-Sar, Denizce amblemi var ama arka kapaktakiler muhtemelen dağıtım ağını genişletmek için eklenmiş/gönüllü katılmış kurumlar. 2016’da WİM/West İstanbul Marina “sosyal sorumluluk projemiz hakkında bilgi” notuyla bölge okullarında aynı kitapçığın İlçe Milli Eğitim ve Kaymakamlık oluruyla bastırılıp dağıtılacağını duyurdu ve dağıttı. Motor Boat dergisi de WİM’in dağıttığı bu kitapçığı dergi eki olarak okuyucularına verdi…
    İzmir DTO/Deniz Ticaret Odası da bu kitapçığın benzeri 34 sayfalık “Ben Denizciyim” kitapçığını bastı. Gazete haberlerine göre üstelik bu kitapçık TED İzmir Koleji ile İzmir DTO arasında imzalanan bir protokolle “Denizci Öğrenci Yetiştirme Projesi (DÖYEP) kapsamında çocuklara rehber kitapçık olarak dağıtıldı.
    İskenderun Ticaret Odası’nın çocuklar için hazırladığı Boyama Kitabı‘nın (2017) künyesi yok, çizeri, hazırlayanı kim belli değil, çizimler özensiz/kötü. Belli ki içeriği düşünüp/tartışıp/konuşmak için zaman harcanmamış.
    Çocukların beyni çöplük değil, nasıl beslerken dikkat edilmesi gerekiyorsa, bir şey hazırlarken de asgari titizlik/özen gösterilmeli.

  • |

    “Pupanız Yelken Olsun…”

    Bakanlığın yıllar önce onbinlerce bastırıp dağıttığı bir kitapta[1] yer alan, başlıktaki anlamsız/uyduruk kullanımı okuyunca, güler misin ağlar mısın demiştik ama son 20 yıldır UAB/Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının  (Denizcilik Genel Müdürlüğünün) amatör denizcilerle ilgili yayınları/mevzuat değişiklikleri gülüp geçilecek gibi değil ne yazık ki.

    Bu yıl başında amatör denizci sınavı/belgesi, tekne kullanımı/donatımı ve denetimi/yaptırımları hakkındaki “Özel Teknelerin Donatımı ve Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik” yeniden değişti ki bu, 2004’ten beri, amatör denizcilik mevzuatındaki (dördü asli) onuncu değişiklikti.[2] Bu ve benzeri yalpalamaların[3] temelinde UAB’nin gemiadamı bürokratlarının amatör denizciliği ticaret denizciliğinin gözüyle “iş-meslek” olarak algılayan, özel/ticari tekne farkını, hukukunu önemsemeyen, dünyadaki örneklerden habersiz, gel-gitli donanımsız özgüveni yatar.
    Ocak ayında yayımlanan Özel Teknelerin Donatımı… yönetmeliği Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek. Bu yönetmelikte de çok çapariz var ama bunların hepsini değil, önemli gördüklerimi ele alacağım. Çünkü önceki yönetmeliklerdeki hataları/yanlışları birçok yazıda karşılaştırmalar yaparak/önerilerle, ayrıntılı olarak ele almaya çalışmıştım, ancak zorunlu ya da kısmi düzeltmeler yapılsa da endâzesizlik sürüp gitti. Örneğin belgelerdeki (ADB) İngilizce yanlışları 2023 yönetmeliği ile düzeltilse de yakın geçmişte “dağıtılan” yüzbinlerce belgedeki yanlışlar düzeltilmeyi bekliyor. Tekneyi başkasının kullanabilmesi için sahibinin ıslak imzası yeterliyken, değişiklikle noter/liman başkanlığı onaylı yetki yazısı zorunluluğu getirilmişti ki, bu yönetmelikte eş ve çocuklar için kaldırılarak kısmen iyileştirildi (ama liman başkanlığı onayı paralı hale getirildi: 1000 TL).

    Yanıt gelmeyecek olsa da not düşmek isterim: Bu değişiklikler yapılırken ilgili kurumlarda nasıl bir tartışma/araştırma oluyor, ya da oluyor mu? Olduysa neler, kimlerle, hangi kurum ve kuruluşlarla konuşulup/tartışılıyor? Tekne filomuzun/coğrafyamızın özel durumu dikkate alınıyor mu, dünyadaki örneklere bakılıyor mu? Yapılan yanlış uygulamaların bir eleştirisi oluyor mu? Dünyayı dolaşmış “deniz kurdu” diyebileceğiniz denizcilerimizi, muhatap alıp bilgilerinden/deneyimlerinden faydalanmak yerine, “ADB 24 ‘teorik eğitimini’ beş yıl içinde tamamlamazsanız artık 10 metre üzeri tekne kullanamazsınız”, diyebilmek nasıl bir aklın ürünüdür, insan merak ediyor.