|

Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…

Sezar Atmaca

Amatör/sportif denizciliğin “barınma, örgütlenme, belge, bayrak, bağlama kütüğü” gibi birçok temel sorununun sürdüğü, çözüm diye sunulan uygulamaların yıllardır yeni sorunlar yarattığı söylenebilir. Son 15 yıl boyunca denizcilik bürokrasisinin amatör-sportif denizciliği yok sayma, aşındırma pahasına alanı yap-boz tahtasına çevirmeye, mevzuatı keyfince değiştirmeye doyamadığını biliyoruz.

Şüphesiz bu durumun sürüp gitmesinde dünyada sporun devlet eliyle yönetildiği birkaç ülkeden biri olmamız, skora odaklı spor anlayışı gibi yapısal sorunların ağırlığı yanında, amatör/sportif denizciliğin mevzuat, kurum, dil, temsilci… vb. alanlarda profesyonel denizciliğin dümensuyundan[1] kurtulamayışının, onlara karşı eleştirel olamayışının ve devlet gücüne/mevzuata bel bağlayan kulüp ve federasyonların güçsüzlüğünün de etkisi var.

Bu gidişatın tepeden inme değil ancak aşağıdan gelen/beslenen bir ivmeyle/dip dalgasıyla değişebileceği söylenebilir.

Aşağıdan gelen/beslenen bir ivme de, yaratacağı tartışma ortamıyla, projeleriyle, alanı temsil gücü olan; ilgili politikaların, mevzuatın oluş(turul)masında bahşedilmeyi değil, söz sahibi olmayı, hak aramayı hedefleyen “bağımsız örgütlenmelerle” oluşturulabilir.

Yakın dönemde DSTİ/Denizciler Sivil Toplum İnsiyatifi ve ADF/Amatör Denizcilik Federasyonu gibi yapıların “ilk dönemlerinde” ya da “bir dönemlerinde” bu tür bir ivmenin/dip dalgasının izini sürmek mümkünse de bu gelişmeler kalıcı ol(a)madı ne yazık ki.

Amatör denizciliğin sorunlarının dile getirildiği “Türk amatör denizciliğinin 21. yüzyıl vizyonunun rotasını çizme” iddiasındaki çalıştaya[2] sunulan bildirilerde bile “çoğunlukla” eski-bildik yol ve yöntemlere bağlı kalındığı, bunların değiştirilmesi değil, iyileştirilmesi için önerilerde bulunulduğu, yapısal sorunlara pek değinilmediği görülüyor.

Seçim Vaatleri…

Aşağıdan gelen/beslenen kuvvetli bir ivme/dip dalgası olmayınca seçimler öncesi açıklanan parti programlarında amatör/sportif denizcilikle ilgili somut vaatler, politikalar olması da güç. Nitekim demokratikleşme, temel insan hak ve özgürlükleri ile sorunlu/mesafeli ilişkisi olan AKP’nin seçim vaatleri “denizcilik bürokrasisinin” yıllardır süregelen politikalarıyla/uygulamalarıyla paralellik gösteriyor. Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin (CHP, İYİ Parti ve diğerleri) 14 Mayıs 2023 Milletvekili seçimleri için hazırladığı 244 sayfalık “Altılı Masa Mutabakat Metni”nde  de amatör/sportif denizcilikle ilgili somut öneriler yok. “Federasyonların tam özerk hale getirileceği” ve “Balıkçı Barınaklarının Rehabilitasyonu” gibi heyecanlandırıcı satırlar dışındakiler deniz kirliliğini önleme ve kıyıların kullanımı ile ilgili “Derin Deniz Deşarjından Vazgeçilmesi” “Kıyılardan Eşit ve Serbest Yararlanma” gibi önemli sayılabilecek vaatler. Vaatlerin genellikle dümen suyundaki kabarcıklar gibi sönüp gittiğini biliyoruz, dileriz bu sefer yerine getirilir.

Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…

Daha önce vurgulamıştık: “Amatör-sportif denizcilik bu sporun/hobinin amatör yönünü öne çıkaran sembollerin ve değerlerin, insan-tekne-deniz hikâyelerinin günışığına çıkarılması, aktarılması ve çoğalması ile gelişebilir. Amatör-sportif denizciliğin yeterince araştırılmış, yazılmış bir tarihi de yok ne yazık ki.”

Örneğin Türk Yelken Sporu Tarihi’nde[3], 1898’de “Afacan” adlı yelkenlisi ile birincilik kazanan “ilk Türk” Faik Bey’den söz edilir ama Faik Bey’in kim olduğundan, teknesini satın aldığı Bedo Usta’dan ya da 1859’da başladığı bilinen yelken yarışlarının/regattaların denizcilik ortamından söz edilmez. Oysa nereden geldiğimizi bilmek bize gelecekte de yol gösterir.

Bu nedenle “Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…” üst başlığıyla yer alacak dosyadaki yazılarda, baskın denizcilik algısını, anlayışını sorgulayacak, kimi eski dergi/gazete sayfalarında kalmış, kimi yakın tarihli, kimi yeni yazılmış ya da yazılacak:

● amatör/sportif denizciliğin ne olduğunu gösteren, hatırlatan, vurgulayan, açıklayan…
● olan-biteni amatör/sportif denizciliğin süzgecinden geçiren,
● amatör/sportif denizciliğin sorunları ve değişen/gelişen yüzü kadar nelerin kaybolduğunu da dert edinen…
● kültürü pozitif anlamda kullanan, “kültürsüzlük”ten değil, denizcilik kültürünün canlı olmayışından söz eden, bunun nedenlerini araştıran,
● denizcilik, yani deniz/tekne/insan ilişkisinin amatör/sportif yönünün izlerini denizcilik mirasında, denizci varoluş tarzında araştırıp, suüstüne çıkarmaya çalışan, geçmişimizin çok kültürlü, renkli karakterini veri alan, hikâyelerini anlatan;

yazılara öncelikle yer verilecek.

Bu dosyaya giren/girecek eski tarihli yazıların amacı sadece anıları aktarmak, nostaljiye varan bir eski özlemi/övgüsü ile nostalji havası yaratmak ya da gelişmeleri “hüzünle” karşılamak değil, ekonomik-teknolojik-sosyal gelişmelerin (hayatımızda, özel olarak) amatör sportif denizcilikte yol açtığı değişikliklerle geçmişi bütünleştirme gayretidir.

Denizcilikteki yenileşmenin/değişmenin ne/nasıl ve ne yönde olduğunu anlamak ve geçmişi/neleri kaybettiğimizi unutmadan, karşılaştırmalarla, eskiyi dönüştürerek yeni bir senteze ulaşma, bir anlamda geçmişin olumlu yönlerini gelecekle bütünleştirme çabasıdır.

Şimdilik eski kaynaklardan aktarmayı düşündüğüm yazılmış veya taslakları hazır yeni yazıların başlıklarını/konularını kabaca şöyle sıralayabilirim (alfabetik):

1930’dan Günümüze, Bahriyeden Amatör Denizciliğe, Kültürün Yazılı Kaynakları
●1935’ten 1980’e Yelken Seyriyle İlgili Kitaplarımız
1936, 1952, 1968 Hamleleriyle Yelken Kulüplerine Dağıtılan Teknelere Ne Oldu?
●Amatör Denizciler Günü
Bir Klasik Tekne Tutkunu: M. Cem Gür’ün Ardından
●Bir Üniversite Araştırmasının Hali: Çanakkale’de Amatör Denizciliğe İlgi Düzeyi
Deniz Kuvvetleri Teslim Aldığı Bu Eserleri/Çevirileri Neden Basmadı?
●Denizci Bir Muhabbet Mekânı: Reis Evi
Denizci Yetiştirmek İçin Bir Tekne: Moda Sandalı
●Denizcilik Kültürü İçin Bir Çerçeve
Denizcilik Kültürü Notları: Denizcinin Günlüğü 2006-2010, İçindekiler-Kaynakça
●Denizcilik Kültürü/Nezaketi/Görgüsü ile İlgili Kitaplar Neyi Temsil Ediyor/Anlatıyor?
Denizcilik Tarihi/Kültürü ile İlgili Notlar: Fotoğraf/Efemera/Kartpostal
●Denizcilikle İlgili Eski Dergilerdeki Yazıların Dizini: 1935-1952 / 1964-1970
Denize Hasret Kalanlar
●Denize İlk Adım: Nasıl Denize Açıldılar?
Deryadan Örnekler
●Gazavat-ı Hayreddin Paşa ve Kitab-ı Bahriye Nüshaları ve Çeviri Çaparizleri
●İdeal Bir Deniz Kulübü Örneği
●İstanbul Boğazı’nda Yelken Seyri İçin Rota Önerisi
Komodorluk Müessesesi

●Kurumların düzenlediği yarışmaların (resim, fotoğraf, hikâye vb.) katkısı kime/nereye?
●Optimist İlk Eğitim İçin Uygun Bir Tekne mi, Nasıl Seçildi? Vaurian’dan Optimiste
●Preveze’den İnebahtı’ya… Avrupa’da İnebahtı Savaşı’nın 400. Yıl Kutlamaları…
●Sporda Devlet mi, Devlette Spor mu?
●Sultanın Kadırgası ile İlgili Araştırmalar
●Üç Dilde Denizcilik Terimleri (Türkçe-Yunanca- İngilizce)
●Yelkencilik Geri Gidiyor
●Yeni Bir Yatçılık Tarihi
●Yeşilova/Sömbeki Körfezi’nde Yer Adlarının Değişimi
●Yok Olan Bir “Beş Çifte”nin Hikâyesi

Dilerim katkılarla, eklenecek yazılarla “Yeni Bir Amatör/Sportif Denizcilik Anlayışı İçin…” dosyasının kapsamı daha da genişler. Bazı yazıların başına yayımlanma gerekçelerini anlatan/içeren bir sunuş bölümü eklenecek. Konularına göre ilgili bölümlerde de yayımlanacak (ör. Denizcilik Kültürü, Denizcilik Eğitimi, Reis Evi…) yazıların başlıkları yayımlandıkça aşağıdaki listeye eklenecek.

1. Amatör Denizci Elkitabı‘nın Hikâyesi / Sezar Atmaca (Highlights söyleşisi, Mayıs 2023)

2. Deniz Kültürü ve Amatör Sportif Denizcilik / Sezar Atmaca (Mayıs 2023)

3. 19. Yüzyılın İkinci Yarısında İstanbul Gemicilik Şenlikleri: Büyükada (Prinkipo) Regattaları ve Adanın Dönüşümü / Bengi Su Ertürkmen Aksoy ve Neşe Gurallar (Haziran 2023)

4. Denizcilik Kültürü Notları / Sezar Atmaca (Haziran 2023)

5. Bir Temmuz Amatör Denizcilerin Bayramı mı? / Sezar Atmaca

6. Yelkencilik Geri Gidiyor / Harun Ülman (Sunuş: Bir Zamanlar Yelkencilik /Sezar Atmaca) (Ağustos 2023)

7. İstanbul Limanında Yacht’ların Seyri / İbrahim Yıldan (Sunuş: Boğaz Akıntısında Yelken Seyri / Sezar Atmaca) (Eylül 2023)

8. Moda Sandalı (Athar Beşpınar’la Söyleşi) / Taylan Sağnak (Sunuş: Kullanımı Kolay Denizci Tekne Arayışları / Sezar Atmaca) (Ekim 2023)

9. Amatör, Amatör Olarak Kalmalıdır… / Haluk Bilgi (Sunuş / Sezar Atmaca) (Kasım 2023)

10. Sadun Boro’dan Bir Mektup Bir Yazı: Örnek Bir Yat Kulübü / Marina Ayrı, Barınak Ayrı / Sadun Boro (Sunuş: Teknelerin barınma sorunu: “… bu kadar insan denize çıkamıyor bu yüzden.”/ Sezar Atmaca) (Aralık 2023)

11. Cumhuriyetin 100. Yılında Rakamlarla Sportif Yelkenciliğimiz / Hakan Ertunk (Sunuş: Sağlıklı, güvenilir istatistiki verilerin önemi / Sezar Atmaca) (Aralık 2023)

12. Yelken Kulüplerinde Komodorluk Müessesesi / Faruk Birgen (Sunuş: Denizcilik faaliyetleri ile sosyal faaliyetler arasında sıkışan Komodorluk / Sezar Atmaca) (Şubat 2024)

13. Spor Politikası, ADF, TYF, Kulüpler, Gruplar ve Reis Evi / Sezar Atmaca (Mart 2024)

14. Amatör Denizcilikle İlgili Bir Üniversite Araştırmasının Hali / Sezar Atmaca) (Nisan 2024)

15. Amatör Denizcilerin Sembol İsimleri: Sadun ve Oda Boro’nun Anısına / Sezar Atmaca (Haziran 2024)

16. Klasik Tekne Tutkunu M. Cem Gür’ün Anısına… 1957’de Kayda Geçmiş Yirmi Dört Ahşap Tekne Çizimi / Sezar Atmaca (Eylül 2024)

17. “Eski Denizcilik Dergileri Dizini” Serisi Hakkında / Sezar Atmaca (Ekim 2024)

18. Eski Denizcilik Dergileri Dizini I Liman Mecmuası (Mayıs 1927- Kasım 1927) / Murat Koraltürk (Ekim 2024)

19. Eski Denizcilik Dergileri Dizini II : Av ve Deniz (Eylül 1945-Nisan 1948): “Memleketimizde Amatör Yelkencilik Nasıl Başladı?” / Sezar Atmaca (Kasım 2024)

20. Eski Denizcilik Dergileri Dizini III : Yurtta ve Dünyada Av ve Deniz Sporları (Eylül 1948- Nisan 1954?) / “Memleketimizde Amatör Yelkenciliğin İlk Günlerine Ait Hatıralar” Sezar Atmaca (Aralık 2024)

21. Anonim Denizcilik Sözlüğü (pdf) ve Hikâyesi / Sezar Atmaca (Şubat 2025)

22. Eski Denizcilik Dergileri Dizini IV: Denizatı Dergisi Bibliyografyasından Seçmeler / Denizatı Dergisi Hakkında Sezar Atmaca (Nisan 2025)

23. 16. Yüzyıldan Günümüze Yeşilova (Sömbeki) Körfezi Kıyılarında Yer Adlarının Değişimi ve Tarihi Yerler / Sezar Atmaca (Temmuz 2025 )

24. Amatör Denizciler İçin Sınav Soru Bankası / Sezar Atmaca (Ağustos 2025)

25. Yeni ADB / Amatör Denizcilik Belgesi ve Mevzuattaki Değişiklikler“…Pupanız Yelken Olsun” Sezar Atmaca (Şubat 2026)


[1] Bahriye ve ticaret denizciliğinin “iş-meslek” temelli, kendilerini “lokomotif” amatör/sportif denizciliği “katar” ya da “destek sınıfı” “yumuşak güç” “güç mücadelesinin bir parçası” olarak gören profesyonel denizcilik  anlayışı.

[2] Sadun Boro Rotasında Türk Amatör Denizciliğinin 21. Yüzyıl Vizyonu, KÜDENFOR Yay. 2017. Bir üniversite bünyesinde yer aldığı için, akademik forum/platform olması beklenen, ama olmayan KÜDENFOR, “Türk Denizcilik Gücü” sempozyumlarının kapsamlı, sürekli ve üniversite destekli bir replikası gibi faaliyet gösteriyor.

[3] Türk Yelken Sporu Tarihi, Cem Atabeyoğlu, Türk Spor Vakfı Yayınları, 1986.

Similar Posts

  • Biraz tekne, biraz seyir, biraz bakım, biraz yaşam

    Teoman Arsay abimiz yıllar önce denizciliğe yönelik ilginin artışı nedeniyle “amatör denizciler için seyir uyarıları/hatırlatmaları” diyebileceğim notları yazma ihtiyacı duymuştu.
    İlk defa yıllar önce Yelken Dünyası dergisinde “Biraz Tekne, Biraz Seyir, Biraz Bakım, Biraz Yaşam” başlığıyla maddeler halinde yayımlanan notlar “seyre
    çıkarken/yolda/seyirde/dönerken” nelere dikkat edilmesi gerektiğini, “genel uyarılar ve önerilerle” birlikte sıralıyordu.
    Teknik konular, seyir bilgisi, tekne kullanma/navigasyon ve motor uyarıları,
    emniyet/güvenlik kuralları, mevzuata/geleneklere ilişkin hatırlatmalar, teknede/seyirde
    davranış/nezaket kuralları ile denizcilik kültürüne de değinen maddeler kısa cümlelerle, öğütlerle, kimi zaman “denizden gelmeyeni denize atma” gibi aforizmalarla nelere dikkat
    edilmesi/uyulması gerektiğini deneyimli bir denizcinin gözünden özetliyordu.
    “Biraz Tekne, Biraz Seyir, Biraz Bakım, Biraz Yaşam” başlıklı yazının güncellenmiş bir versiyonu Ali Boratav’ın “Mavi Yolculuk Rehberi” kitabının 2. baskısında (Ege Yayınları,
    Mart 2021) yer aldı.
    Boratav yazıyı yeniden yayımlamak için “Hepimizin komodoru” Amatör Denizcilik
    Federasyonu eski başkanı Teoman Arsay’dan izin istediğini ve Arsay’ın notlarını gözden geçirip günümüzün gerektirdiği bazı eklemeler yaptığını aktarır ve “ Teoman Ağabey’in
    öğütlerinden her zaman, hepimize dersler var” diye de ekler.
    “Biraz Tekne, Biraz Seyir, Biraz Bakım, Biraz Yaşam” başlıklı maddeler halindeki bu notların “tek elle izbarço, bayrak katlama” çizimleriyle birlikte son güncellenmiş halini (22.08.2022)
    sunuyoruz. “Hepimizin komodoru”nun bilgelikle yazdıklarını teknede hatta gözönü dosyası
    olarak dümenbaşında/el altında bulundurup zaman zaman göz atmakta fayda var. Deniziniz ve rüzgârınız özlediğiniz gibi olsun, keyifli seyirler…

  • 1 Temmuz Amatör Denizcilerin Bayramı mı?

    “Amatör denizciliğin gelişiminin önemli göstergelerinden biri her alanda –kurum, mevzuat, dil, yayın, temsilciler, kişiler vb.- gemiadamlarıyla olan farkı ifade edebilecek hale gelebilmektir. Teknenin tanımından, arama kurtarmaya dek amatörlerle ilgili akla gelebilecek her türlü mevzuattaki tanımın gemi adamları/ticaret gemiciliği üzerinden yapılması şüphesiz tesadüf değil. Gemiadamlarının gölgesinden kurtulup onlarla eşit bir konuma gelebilmek, eşit statüde konuşabilmek için çaba yine amatör denizcilere düşüyor. Ama farkın yaratılabilmesi onlardan uzak durmak, onlara ilişkin her şeyi reddetmek demek değil. Tam tersi onları tanımak (örneğin askeri cenahı biliriz de 1848’de Sakız’da denizcilik eğitimi veren sivil Mehmet Çelebi’yi duymamışızdır…) anlamak ve kendimizi, derdimizi anlatabilmek önemli.Olanları sindirerek, sorgulayarak, dirsek temasında bu farkı yaratmak, yaratabilmek gerek. Amatör denizciliğe ilişkin derdimizi anlatacak projeler geliştirmek, kurallar, kurumlar oluşturmak bu farkın yaratılması ve kendimiz olabilmek için zorunlu da.”

  • |

    Yazı Sayısı mı Kalitesi mi?

    Mesut Baran yönetimindeki Yelken Dünyası amatör denizciliğimizin amatör yüzünün yüzakıydı uzun yıllar. Dergiye yönelik eleştirileri bile çekincesiz basar, gocunmaz, yazıyı kabul ederken de “burası sizin derginiz, yerinde eleştiriler bize yol gösterir” derdi. Onun yönetimindeki dergi bizler için de sığınılacak bir limandı ancak sayıların giderek daha fazla birbirine benzemeye, tekrara düşmeye başladığını düşününce Eylül 2006 sayısına bu yazıyı yazmıştım.

    Yelken Dünyası’nın Ağustos sayısını okuduğumda aklıma “Acaba Yelken Dünyası gönderilen her yazıyı olduğu gibi basmakta mıdır?” sorusu geldi. Gelen her yazıyı istisnasız basmanın belki yazı çeşidi (nicelik) yönünden dergiye epey bir katkısı olsa da yazıların öncelikle nitelik yönünden katkısını da düşünmek gerekmez mi? Dergiyi daha değerli yapacak olan nitelik değil midir? Gelen yazıların dilbilgisi, derdini anlatabilme, yeni bilgiler-yeni bakış açıları sunma, konuya hakimiyet, yeterlik, gelişmelerden-mevcut ve yeni yazılı eserlerden haberdar olma, gelişmeleri aktarma, tekrara düşmeme, vb. kriterlerle değerlendirilmesi daha doğru olmaz mı? Bu açıdan bakıldığında kimi yazıların eksikliklerini, zaaflarını gidermesi için iade edilmesi, kimi yazılara okuyucuyu bilgilendirmek için kısa notlar düşülmesi gerekmez mi?

  • |

    Fırtına Nerede?

    Hangi deniz, hangi rüzgâr, hangi “haber” buluşturur bizi?

    Denizdeki her olay denizi, denizciliği tanımak, tanıtmak için bir fırsattır ama bunun gerçekleşmesi konuya yaklaşıma ve eklenecek bilgilere bağlıdır.

    2006’da yaşanmış bir kaza dolayısıyla haberlerin ele alınışını, bilginin kaybolmasını, magazinleştirilmesini ve gittikçe kaybolan amatör ruhu ele alan bir değerlendirme…

    Birçok göstergeye bakarak ülkemizde denizciliğe olan ilginin, denize açılan insan ve tekne sayısının giderek arttığı söylenebilirse de genel olarak bu artışın denizcilik kültürünü incelttiğini, ona yeni “değerler” kattığını söylemek oldukça zor.

    Denizciliğin daha dar alanlardan çıkıp giderek yaygınlaşmasından söz edeceksek canlı, ufku açık, her bindiği teknenin şarkısını söylemeyen kendi değerleri ve kimliği billurlaşmış amatör ruhlu bir denizcilik kültürü için mevcut veya oluşmaya başlayan kimi değerleri sorgulamamız, bu alandaki olumlu mirasa sahip çıkmamız gerekir. Çok sayıda parametreden (tekne, eğitim, kurum, yayın -kitap, dergi, gazete-, sporcu, yarış, sponsor vb.) farklı örnekler vermek mümkün ama çok daha sıradan birkaç örnekle konuya gireyim.

    Tekne sayısı arttıkça usturmaçalarını üzüm salkımı gibi sarkıtarak seyreden tekne sayısının artması; liman içinde VHF telsizlerinin 1 watt değil de 25 watt çıkış gücünde kullanılarak herkesin rahatsız edilmesi sıradan bilgilerin bile “içselleştirilemediğini” gösteren örnekler. Bir değerin oluşabilmesi, kalıcılaşması için sadece bilgiye sahip olmak yetmiyor, o bilginin “içselleştirilmesi” de gerekiyor. Doğaldır ki bu alandaki gelişmeler denizdeki yağmurla, fırtınayla gelip yerleşmiyor, ülkenin kültüründeki olumlu ve olumsuz (zaafları, eksiklikleri…) yönleri, gelişmeleri bünyesinde taşıyor, yansıtıyor. Ayrıca denizcilik adına yapılan her şey iyidir gibi ilkesiz, ölçüsüz bir anlayışın yaygınlığı da bunu pekiştiriyor. Örneğin “Türkiye Yelken Açtı” başlığıyla gazetemiz (Milliyet Pazar, 4 Haziran) 2 tam sayfa haber yapıyor ama muhabir yaptığı röportajların yönlendirmesiyle (!) amatör denizci belgesiyle “şilep” kullanılabileceğini yazıyor.

    Denizcilik alanındaki gelişmeleri, tartışmaları her açıdan değerlendirmek, eleştirmek, denizciliğin ufkunu açacak yerel ve evrensel kuralların, değerlerin, referansların belirginleştirilmesini, sindirilmesini sağladığı gibi amatör bir ruhu kaybetmeden filizlenmekte olan denizcilik dilinin, kimliğinin ve sonucunda kültürünün sınırlarını çizebilir.

  • |

    Sadun ve Oda Boro’nun Anısına…

    Kısmet iki yıl on ay süren dünya seyahatinin sonuna gelmiş, karasularımıza yaklaşmaktadır. Kısmet’in 15 Haziran 1968’de İstanbul’da olacağı neredeyse bir ay öncesinden açıklanır. Çünkü o güne dek seyahate mali yönden hiçbir katkısı olmayan devlet erkânı kendini göstermiş, işi “resmiyete” dökerek hazırladıkları karşılama törenlerinin programına göre seyir yapılmasını istemiştir.
    Sonraki günlerde Sadun Boro’nun “… artık hareket serbestliğimiz elimizden alınmış oldu.” dediği bu program uygulanır. Aslında çok farklı derecelerde de olsa kamuoyunun ilgi gösterdiği bazı bireysel ya da kolektif başarıların resmî makamlarca “araçsallaştırılması” evrensel bir olaydır.

    Sadun Boro “her ânı ömrümüz boyunca hiçbir zaman hatıralarımızdan silinmeyecek bambaşka bir hayal âleminde yaşadık” dediği son on günün hikâyesini Pupa Yelken’de ayrıntılarıyla anlatır.
    Boroların “hareket serbestliği” ellerinden alınmamış olsaydı karşılama törenleri/ziyaretler resmikabul/resmigeçit havasında değil de daha şenlikli mi olurdu ya da kamarada kapalı kalan Miço kutlamalara katılabilir miydi bilinmez ama zaten tahmin edilemeyen bir kalabalık neticesi askeri-mülki erkânın başrolde olduğu “ne protokol kalmıştı, ne de program…”

    Sadun Boro, “Pupa Yelken’i kaleme almamın esas gayesi gençlerimize, dünyanın en güzel kıyılarına sahip olan yurdumuzun insanlarına denizi sevdirmek, onlara engin ufuklara yelken açmayı özendirmek, teşvik etmekti.” der.
    Bu nedenle, herhangi bir şan-şöhret arayışı olmadan, tutku, açık deniz tutkusu, kendine güven ve özgürlük arayışı peşinde bir hayale yelken açan bu insanların Pupa Yelken’de yansıttığı ruhu/havayı hatırlatıp günümüze taşıyacak tarzda kitaptan alıntılarla hazırlanmış metinlerin ve onlarla ilgili değerli makalelerin MEB müfredatına/okullara sokulması için çaba gösterilmelidir.

    Yazıya serpiştirdiğim İstanbul’daki törenlerden kareler içeren 16×28 cm. ebadındaki siyah-beyaz on dört fotoğrafı 4 Şubat 2018’de İstanbul Müzayede’nin müzayedesinden satın almıştım.
    Fotoğrafları, 15 Haziran 1968’in bir yıldönümünde, 15 Haziran 2024’te, Sadun ve Oda Boro’nun anısına, bu serüveni kalbinde hisseden, takip eden, bu karşılamaya yakın ya da şahit olabilmek için o çoşkulu kalabalığa katılanlar adına paylaşmak istedim.

  • Alp Alpagut Türkiye’de Kalsa Ne Olurdu…?

    Alp Alpagut, uluslararası düzeyde pek çok başarıları bulunan ve Olimpiyat’ta (Atlanta 1996) ve Akdeniz Oyunları’nda (1997) ülkemizi Laser sınıfında temsil etmiş bir sporcu. 2001’den beri yurtdışında antrenörlük yapıyor, 2004’ten beri de İtalya’da yaşıyor, olimpiyatlara sporcular hazırlıyor. Çalıştırdığı sporcuların olimpiyat kotası alma başarıları göstermesi geçtiğimiz yıl ona İtalya Laser Milli Takımı Antrenörlüğü kapısını açtı. Yılda 250 gün denizde İtalyan Laser milli takımına koçluk yapıyor, fırsat bulursa da yarışıyor. Örneğin 2009 ve 2012’de İtalya masterlar şampiyonluğunu kazanmıştı. Gerekli ve yeterli antrenmanları yapa(a)madan katıldığı 4-11 Ekim 2014’te Güney Fransa Hyeres’de yapılan Laser Masterlar Dünya Şampiyonası’nda grubunda 3. oldu (sonuçlar için şu siteye bakılabilir: http://lasermasters.coych.org/results/).

    Eylül ayında İspanya/Santander’de yapılan, tüm olimpik sınıfların katıldığı ve ülke olimpiyat kotalarının yarısının belli olduğu Dünya Şampiyonası’nda Alp Alpagut’un çalıştırdığı İtalyan Laser Milli Takımı’ndan 3 sporcu ilk 25’e girerek olimpiyat kotası aldı. Türkiye bu yarışlarda hiçbir sınıfta olimpiyat kotası alamadı. (Santander’de yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı muhteşem organizasyonun açılış töreni ve laser sınıfı yarışları için şu videolara da bakılabilir. http://www.youtube.com/watch?v=L7NrpazIbxghttp://www.youtube.com/watch?v=X9Ey4ovBODM )